Dağıstan Cumhuriyeti

Republic of Daghestan

Республика Дагестан

 

 

 

 

 

 

Başkent: Mahaçkale
Cumhur Başkanı: Mukhu Aliyev
Başbakan: Şamil Zeynalov
Nüfus: 2.576.531 (2002)
Yüzölçümü: 50.278 km2
Nüfus yoğunluğu: 51.20 kişi/km2
Resmî dil(ler): Bazı Dağıstan Dilleri, Rusca
Saat Dilimi: UTC+2
Milli Marş Dinle-İndir
Resmi Sitesi: www.e-dag.ru

 

Çeçen İçkerya Cumhuriyeti

Chechen Republic of Ickeria

Чеченская Республика

Нохчийн Республика, Nohçiyn Respublika

 

  

 

 

Başkent: Caharkale (Grozni)
Devlet Başkanı: Doku Umarov (Çeçen İçkeriya Cumhuriyeti)
Devlet Başkanı: Ramzan Kadirov (Çeçen Cumhuriyeti)
Nüfus: 1.103.686 (2003)
Yüzölçümü: 15.500 km2
Nüfus yoğunluğu: 71.21 kişi/km2
Resmî dil(ler): Çeçence, Rusca
Saat Dilimi UTC+3
Milli Marş Dinle-İndir
Resmi Sitesi: www.chechnya.gov.ru

Abdurrahman Avturhanov
 
15 Ocak 1939 tarihli İzvestiya gazetesi, Resmi Sovyet haber ajansı TASS'a dayanarak "Çeçenistan-İnguşetya'nın beşinci yılı" adlı şu yazıyı yayınladı:
"Beş yıl önce, 13 Ocak 1934'te kardeş dil, kültür ve yaşam tarzları olan iki Kafkas halkı, otonom bir Çeçen-İnguş Oblastı oluşturmak için birleştiler. 5 Aralık 1936'da bu Oblast, Otonom Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne dönüştü. Çeçenistan ve İnguşetya'nın tarihi, özgürlük aşığı bir halkın, Çarlık rejiminin büyük destek aldığı milli burjuvaziye ve kolonicilere karşı on yıl süren kanlı bir mücadelesidir. Sovyet rejimi yıllarında, Çeçenistan-İnguşetya, hiç tanınamayacak bir şekilde değişti. Hükümetin emriyle 400.000 hektardan fazla toprak daimi olarak kullanılmak üzere Cumhuriyetin kolkhozlarına devredildi. Köylülerin mülkiyeti olan toprakların %92.7'si kolkhoz için birleştirildi. Önemli bir petrol sanayii kuruldu. Yeni petrol üretim bölgeleri keşfedildi: Malgobek ve Gorskaya'da iki rafineri ve bir üretim tesisi (Krasni molot) (Kızıl çekiç) inşa edildi. Gıda işleme ve petro-kimya tesisleri kuruldu. Yanında yeni bir üretim tarzı olarak hafif sanayi ve evden üretim sektörleri icat edildi. Çeçen-İnguş halkının kültürü, Stalin anayasasının ışığı altında, görünürde milli, muhtevada sosyalist olarak gelişip büyüdü. Devrim'den önce Çeçenistan-İnguşetya'da yalnız üç okul vardı.Bugün 342 ilk ve ortaokulda 118000 çocuk okumaktadır. Yüksek öğretim kurumlarında, teknik okullarda, her yıl yüzlerce mühendis, teknisyen ve öğretmen yetiştirilmektedir. Bütün bu neticeler, halk düşmanlarına karşı verilen inatçı mücadelenin sonunda gerçekleşmiştir, yani Troçkicilere, Buharincilere, burjuva milliyetçilerine rağmen. Bunlar, Büyük Sosyalist Ekim Devrimi'nin işçilere kazandırdıklarını ellerinden almak için uğraşanlardır."
  
ChecenTam beş yıl sonra, Şubat 1944'de Çeçenistan-İnguşetya'nın tüm halkı 24 saat zarfında tevkif edildiler. Tutuklu konvoyları bilinmeyen bir yöne doğru hareket etti. İki yıl ve dört ay sonra, İzvestia gazetesi eski tarihli RSFSR Yüksek Sovyet Prezidyumu'nun emirnamesini yayınladı: Bu emirname, Çeçen-İnguş Sovyet Cumhuriyeti'nin tasfiyesi ile halklarının tehcirini emrediyordu ve sürgün edildikleri yer hakkında hiçbir bilgi yer almıyordu.25 Haziran 1946 tarihli emirname, sürgünü aşağıdaki sözlerle haklı göstermeye çalışıyordu.
 
"Alman ajanlarının kışkırtmalarıyla pek çok Çeçen ve İnguş, Almanlarca organize edilen oluşumlara girmişler ve Alman Silahlı Kuvvetleri'yle birlikte Kızıl Ordu'ya karşı silahlı çatışmaya girmişlerdir. Alman emirlerine itaat ederek, Sovyet hükümetine arkadan saldırmak için çeteler oluşturmuşlardır. Çeçen-İnguş Cumhuriyeti'nde yaşayan halkın büyük bir çoğunluğu, Rusya'ya ihanet eden bu kişilere hiç direnmemiştir. Bu sebepten dolayı Çeçen İnguş Cumhuriyeti tasfiye edilmiş ve halkı sürülmüştür."
 
Böylece Çeçenistan-İnguşetya'nın yüzyıllar süren tarihi sona ererken, bu Cumhuriyet, Sovyetler Birliği haritasından silindi ve mevcut sözlüklerden Çeçen ve İnguş kelimeleri çıkartıldı. Bu halkın yok edilmesinin resmi sebebi, Almanlarla işbirliği yapıldığı faraziyesine dayanmaktadır: şöyleki bu konuda Sovyet halkları cahildir ve Batı dünyasında da bu konuda bilgi eksikliği vardır. Bu konu ile ilgili olarak iki faktöre dikkat çekmek gereklidir: Birinci olarak, İkinci Dünya Savaşı süresince Çeçen İnguş topraklarında bir tek Alman askeri görülmemiştir. Yalnız, sınırdaki Malgobek bölgesi, kısa süreli işgal edilmiş ki burada yalnız Ruslar yaşamaktadır.
 
İkinci olarak ve maddi olarak imkansız olan şudur: Çeçenistan-İnguşetya Cumhuriyeti'nin mevcudiyeti süresince, hiç mecburi seferberlik olmamıştır ki Çeçen ve İnguşlar, Almancı oluşumlara katılabilmiş olsunlar. Sovyetler Finlandiya ile savaşırken mevcut kısmi seferberlik ise Alman Sovyet ihtilafının daha başında iken kaldırılmıştır. Dahası, Çeçen ve İnguşlar, Kızıl Ordu'da mecburi askerlik yapmaktan muaftılar. (Şubat 1942'de yayınlanan Kızıl Ordu Yüksek Komutanlığı Emri, bu muafiyeti açıklamaktadır: Çeçen ve İnguşların, dini sebeblerle domuz eti yemeyi reddetmeleri sebebiyle bu muafiyet tanınmıştır.)1944 Checehen deportasyonu

Savaşın başında 5 milyonluk Kızıl Ordu teslim olurken, Almanların birkaç düzine Çeçen ve İnguşu da esir aldıkları doğrudur. Bunlar bilahare Kuzey Kafkas Lejyonu çerçevesinde bir araya getirildiler ve 1945 yılı yazında Almanya'nın Hanover şehri civarında İngilizler tarafından Sovyetlere teslim edildiler. Fakat biz sürgünün sebebini açıklayan anahtar kelimeleri yukarıda bahsettiğimiz birinci dökümanda buluyoruz:
"Çeçenistan ve İnguşetya'nın tarihi, özgürlük aşığı bir halkın, kolonicilere karşı on yıl süren kanlı bir mücadelesidir."
İşte, yalnız bu cümle sayesinde tarihi gerçeği tespit edebiliriz.

Sovyet rejiminin kurulmasından önce Bolşevikler, ezilen halkların milli bağımsızlık ve hürriyetlerinin haklılığını savunuyorlardı. Fakat Sovyetler Birliği döneminde bütün hürriyet mücadeleleri yalnız mahkumiyetle kalmayıp, acımasız bir şekilde bastırıldı. Fakat bu durum, Çarlık Rusyası’nda bağımsızlık için savaşan milletlerin, Sovyet rejiminde mücadelelerinden vazgeçtikleri anlamını taşımıyor. Tam tersine, 1917 öncesinin Rusya tarihinde milli problem hiç bu kadar güçlü olmamıştı ve Rus olmayan milletler, Sovyet hakimiyetindeki kadar acımasızca baskı altında tutulmamışlardı. Çarlık Rusyası’nda, Slav olmayan Kafkasyalılar ve Türkistanlılar bağımsızlık mücadelesi veriyordu. Sovyet döneminde ise, milli bağımsızlık hareketleri, daha geniş çapta gerçekleşti: Slav olmayan bütün milletleri kapsadı ve eskiden olduğu gibi bu mücadelenin başladığı yer Kafkasya oldu. Lider de yine Çeçen-İnguş halkıydı. İşte bu sebepten dolayıdır ki onlar, güçleri eşit olmayan iki taraftan biri ve haklı davalarının ilk kurbanlarıdır.
 
Tarihi arka plan
Sovyetler Birliği'nin 1936 Anayasası'na göre Kuzey Kafkasya Krai (bölgesi) Çerkes, Adıge ve Karaçay Otonom Oblastları'ndan ve Kabardey-Balkar, Kuzey Osetya, Çeçenistan-İnguşetya ve Dağıstan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri'nden oluşuyordu. Çeçen-İnguş Sovyet Cumhuriyeti 15.700 Km2 alanı kaplıyor ve 700.000 nüfusu vardı. Dağıstan ve Gürcistan'da yaşayanlar dahil sürgünden etkilenen bütün Çeçen ve İnguşlar normal nüfus artışını da hesaba kattığımızda bir milyon civarındaydılar.

Bu cumhuriyette esas olarak ziraat ve hayvancılık ve petro-kimya sanayii faaldir. Çeçenistan-İnguşetya Sovyetler Birliği'nin petrol üretim bölgelerinin içinde en önemli 2. sıradadır. İkinci Dünya Savaşı'nın başında yıllık üretim 3-4 milyon ton arasındaydı.
İmam ŞamilFarklı dil ve lehçelerin mevcudiyetine rağmen, Kuzey Kafkasya Dağlıları esas itibariyle bir halk olup, akraba kabileler, ortak bir tarih ve kültürü paylaşmaktadırlar. Bu kabilelerin tarihi birliği, onların ortak gelişimini ve tarihi bağımsızlık mücadelelerini hazırlamıştır. En iyi örnekler 1780-91 yıllarındaki Mansur'un devletidir, 1834-64 yıllarındaki Şamil'in imamet devletidir, 1918-19 yıllarındaki Kuzey Kafkasya Dağlıları Cumhuriyeti, 1919-20 yıllarındaki Kuzey Kafkasya Emirliği ve nihayet 1924 deki Sovyet Dağlı Cumhuriyeti'dir.
 
Moskova 1556'da Kazan ve Astrahan Hanlıklarını fethettikten sonra, Kafkasya ile ilgilenmeye başladı. Korkunç İvan 1561'de Maria Temrukova adında bir Çerkes prensesi ile evlenerek Kuzey Kafkasya'yı barışçı yoldan Rusya'ya bağlamayı denedi. Fakat, umduğu şeyi gerçekleştiremedi. 1606'da Boris Godunov, Kuzey Kafkasya'ya girmek için birkaç başarısız teşebbüste bulundu. Bu tarihten sonra fetih teşebbüsleri terk edildi ve bir yüzyıl boyunca Rusya bölgede her hangi bir harekette bulunmadı.
18. yüzyılda 1. Petro bütün Kafkasya'yı ilhak etmek için savaş başlattı, fakat 1772'de Dağlılar ve Azerilerden ciddi bir yenilgi alarak geriye çekildi. Rusya'nın Kafkaslar'da genişleme arzusu 2. Katerina döneminde tekrarlandı: Başkomutan Suvorov bu savaşı yönetti. Bu saldırı Kuzey Kafkasya'daki ilk organize tepkiyi doğurdu: Çeçenistan ve Dağıstan 1785'te Aldili Çeçen Mansur Uşurma, Kafkas Dağlılarının İmamı ünvanını aldı. Bu hareket Kuzey Kafkasya'daki bütün kabileleri etkili bir biçimde birleştirdi. Çeçen, İnguş, Dağıstanlılar, Osetler, Çerkes ve Kabardeyler birleştiler.
 
Katerina, bir ara, Dağlılarla savaşı sona erdirmeyi düşündü: Bir bağımsızlık ve dostluk anlaşması yapmayı tasarlıyordu, fakat bu sırada Osmanlı Devleti'nin Kafkasyalıların yanında yer alması, bu planını bir kenara bırakmasına neden oldu. Rus hükümeti, Kafkasya'ya bağımsızlık vermeye olumlu bakarken, bölgeyi Osmanlı hakimiyetine devretmeye hiç hazır değildi, dolayısıyla savaş daha da şiddetlendi. Bu olay Mansur ve Osmanlı’dan Mustafa Paşa'nın Anapa'da esareti ile sona erdi.
 
Mansur'un esaretiyle Dağlıların mücadelesi bitmedi. Gazi Muhammed, Hamza Bek ve İmam Şamil'in liderliğindeki Dağıstan ve Çeçenistan Cihat çağrısıyla dağlı halkları birleştirdiler. Mücadele Dağlıların başarısı ile taçlandı. Kuzey Kafkasya Bağımsız Devleti (Şamil'in imamlık devleti) 1834'de kuruldu ve 30 yıl sürdü ve toprakların korunması için kesintisiz savaştı.
 
Kafkasya savaşı 1859'da Rus ordusunun 300.000'e çıkarılmasıyla birlikte resmen sona erdi. 1859'un yaz aylarında Kafkasya kuvvetlerinin yeni komutanı Feldmareşal Prens Bariatinski'nin emrinde taze kuvvetler ve modern askeri teknoloji vardı, bunlarla Şamil'i yendi. Şöyle bir zafername yayınladı: "Gunip alındı. Şamil esirimizdir. Kafkasya ordusunu kutluyorum. "
 
1864'de Şamil'in bağımsız devletinin son parçası olan Çerkes Devleti de Rusya'ya boyun eğdi.
 
Dağlıları yenmelerine rağmen, Çarlık hükümeti, onların bağımsızlık ve hürriyet sevgilerine saygı duymaya zorlandı ve iç bünyelerinde kendi yönetimlerini kurmaları için bazı haklar tanıdı. İmparator adına Çeçen halkına hitaben yazılan bildirge şöyledir:
 
“İmparator adına beyan ediyorum ki,
(1) Rusya hükümeti sizi babalarınızın inancında olmak hususunda ve ebediyen tam bir serbesti içinde bırakmaktadır.

(2) Asla asker olarak orduya alınmayacaksınız veya Kazaklar gibi olmayacaksınız. 

(3) Bu beyan itibariyle size 3 yıl muafiyet veriyoruz. Daha sonra hane başına 3 ruble ödeyeceksiniz ki bununla, Milli yönetiminizin hizmetleri verilecektir. Bununla birlikte, Avul şeklindeki cemaatler bu verginin uygun bir şekilde dağıtımında serbesttir.

(4) Kendi hükümetinizin yetkilileri görevlerini Şeriat ve Adet'e göre uygulayacaklardır. Adalet dağıtılacak ve en iyilerin yer aldığı mahkemelerde verilen hükümler uygulanacaktır.

(Aslı Bariatinskii tarafından imzalıdır.)”
 
Bununla birlikte,Kafkaslarda yeni ayaklanmalardan korkan Çarlık hükümeti, büyük sürgünler başlattı, Çeçenler, Dağıstanlılar, Oset ve Çerkesler Osmanlı Devleti'ne muhacerete zorlandı. Bu tehcir 1864'de vuku buldu. Tatbikattaki sertlik sebebiyle pek çok kurban verildi ve Batı'da pek çok protestolara sebep oldu.
 
1877'de Ali Bek Hacı'nın liderliğinde Çeçenistan ve Dağıstan'da isyanlar patlak verdi. Rusya'nın Kuzey Kafkasya'yı boyunduruk altına almak için ara vermeksizin elli yıldır harcadığı gayretler ve fedakarlıklar sıfıra indi. Bununla birlikte küçük bir bölgeye yapılan büyük askeri yığınak (Çeçenistan'da her Çeçen'e onbeş Rus askeri düşüyor) sebebiyle, General Svistunov'un komutasında, bir yıl süren savaş ile isyan bastırıldı.
İsyanın 28 lideri, Ali Bek Hacı (yaşı 23), Uma Zumsoevski (yaşı 70) ve oğlu Dada ve bir muhafız subayı askeri mahkemede yargılandılar. Mahkeme başkanı general, imparatorluk kanunlarına göre kendilerini suçlu bulup bulmadıklarını sordu. Arkadaşları adına konuşan Ali Bek Hacı dedi ki, "Biz kendimizi tanrı ve Çeçen halkı önünde suçlu hissediyoruz, çünkü bütün fedakarlıklara rağmen tanrının bize bağışladığı hürriyetimizi tekrar elde edemedik".
 
Asılarak idamlarına hükmolundu. İdam öncesi son arzusu sorulan Uma Zumsoevski dedi ki, "Yaşlı bir kurtun yavrusunun boğazlanmasına tahammülü zordur, önce beni asın" dedi, fakat Çar'ın mahkemesi ihtiyar adama bunu lütfedecek kadar cömertlik yapmadı.

Dağlıların hürriyet ve bağımsızlık mücadelesi, Avrupa'da önemli bir konu oldu. Marx ve Engels meşhur Komünist Manifestolarında şöyle yazdılar: 
"Avrupa Halkları! Kahraman Kafkas Dağlılarından hürriyet ve bağımsızlık için savaşmasını öğreniniz". 
Puşkin, Lermentov ve Tolstoy gibi Rus yazarları, onların mücadelelerini ölümsüzleştirdiler. Rus fatihlerin zalim ve insanlık dışı metodlarını da mahkum eden sözler yazdılar.
 
Çeçen-İnguş halkının sosyal gelişmesiyle ilgili iki karakteristiğe değinmek önem arzediyor: Bunlar, fetheden ve fethedilen arasındaki şiddetli ihtilafa katkıda bulunmaktadır: Birincisi, diğer Kafkas halklarından farklı olarak Çeçenistan ve İnguşetya'da hiç sınıfsal düşmanlık olmamış ve zorba bir yönetim şekli yaşamamışlardır. Çeçen ve İnguşların kültürel ve siyasi gelişmeleri, diğer Kafkasya Halkları seviyesindedir (Kültür Arapça ile ilgili gelişmiştir), hiç derebeylik olmamıştır, feodalizmi tanımamışlardır. Her Çeçen ve İnguş kendini "Özden=Hür Adam" olarak bilir. Hukuken eşitlik bu toplumda, en eski bir kanundur.
 
Fransız yazar Chantre 1887'de şöyle yazıyordu:
”Çeçenler bağımsız olduklarında,Halkın Meclisinin egemenliğinde,çeşitli topluluklar oluşturdular. Bugün onlar, sınıf farklarından habersiz bir halk olarak yaşıyorlar. Onlar, Çerkeslerden çok farklıdırlar, Çerkeslerde yüksek sınıf, çok yüksek bir mevkidedir. Bu, aristokratik Çerkes Devleti ile, tam demokratik yapıdaki Çeçen Kabileleri arasındaki temel farktır. İşte bu belirgin özellik sebebiyle mücadele etmektedirler. Doğu Kafkas halkındaki bu eşitlik çok net ve aşikardır. Hepsi aynı haklara sahiptir ve aynı sosyal statüdedir. Seçtikleri konsey içinden seçilen kabile reisleri, zamanda ve güçte sınırlanmışlardır. Çeçenler zekidir, Rus subayları onlara, Kafkasların Fransızları diye lakap yakıştırmışlardır.”

Alman yazar Bodenstedt, aynı şartları zikrettikten sonra şu sonuca varmaktadır:
"Çeçenlerin tam bir cumhuriyetçi; anayasaları ve eşit hakları var".
Çeçen-İnguşların ikinci özelliği, dini hayata verdikleri çok büyük önemdir. Çeçenler İslam dinine çok sıkı sarılmışlardır ve İslam'a yapılan herhangi bir saldırı, onlarda etkileyici tepki doğurmaktadır. Onların bu iki özellikleri,Çeçen-İnguşların kendine özgü yaşamlarını belirlemektedir. Onlar, Çarların resmi politikalarının ruhuna ve kalıbına tamamen karşıdırlar.
 
 
1917 Rus Devrimi ve Kuzey Kafkasya'nın bağımsızlığının yenilenmesiVassan Giray Cabağı
1917 Rus Devrimi, Haklar Beyannamesi'ni yayınladı. Mayıs 1917'de toplanan Birinci Kuzey Kafkasya Kongresi, Kuzey Kafkasya ve Dağıstan Birliği'nin Merkez Komitesi'ni kurdu. Bu Merkez Komite, Kuzey Kafkas Bağımsız Devleti'nin geçici hükümeti olarak hareket edecekti.
1917 Eylül’ündeki ikinci kongrede, yeni kurulan devletin geçici anayasası onaylandı. Bolşevikler yönetimi ele geçirdikten sonra, Kuzey Kafkasya Devleti, kendisinin Rusya Federasyonu'ndan tamamen bağımsız olduğunu ilan etti. Bu statüsü Almanya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı Devleti tarafından tanındı. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti 8 Haziran 1918'de onlarla ittifak yaptı. En önemli siyasi şahsiyetler şunlardı:

Cumhurbaşkanı Tapa Çermoyev, Parlamento Başkanı Vassan Giray Jabagi, Dışişleri Bakanı Haydar Bammat, Pşimaho Kotsev (Bakan), Abdul Raşid Katkhanov (Bakan), Ahmet Tsalikov(Bakan), Alihan Kantemir (Bakan), Aytek Namitok(Bakan).
 
Kuzey Kafkas Cumhuriyeti'ne ilk darbeyi Bolşevikler değil, Denikin vurdu: Beyaz Rus hareketi "Gönüllü Ordu" işe Kuzey Kafkasya'nın Kazak bölgesinden başladı. Bazı dağlılar, bunu Bolşeviklere yönelik askeri ve siyasi bir harekettir ve lehtedir diye yorumladılar. Fakat onların Milli-Karşıtı oldukları anlaşılınca sükutu hayale uğradılar. Denikin "Bölünmez tek bir Rusya" sloganı ile Kafkasları boyunduruk altına almaya kararlıydı. Dağlıların siyasi hayatlarını kendi istedikleri yönde şekillendirme arzularını "Milli Bolşevizm" olarak nitelendirdi ve bunu ortadan kaldırmayı kendine vazife ittihaz etti ve Avulları yakıp yıkarak Asi Dağlıların kökünü kazımayı hedefledi.
 
Kabardey ve Kuzey Osetya'da ciddi bir direnme ile karşılaştıktan sonra Denikin, Çeçenistan-İnguşetya topraklarına girerek onların direnişlerini kırmaya niyetlendi. Çeçenistan-İnguşetya'nın en büyük merkezlerini; Ekazhevo, Dolakovo, Alkan-Yurt, Chechen-Aul, Ustar-Garday, Gudermes, Gherzel-Aul, Staryi-Yurt şehirlerini yakıp yıktı. Bunun tek sonucu, Çeçen-İnguşların birleşmesi oldu, halk intikam arzusuyla doldu. Moskova, savaş esnasında kuvvetlerini Bolşeviklere karşı kullanmak yerine, en zinde güçleSait Şamilrini Dağlılarla savaşmaya çekmek zorunda kaldı. Kendisi de bilahare itiraf ettiği gibi, kuvvetlerinin en az üçte birini Kafkaslarda tutmak zorunda kaldı. Denikin "Büyük problem, söndürülmesi gereken kaynayan volkan" diye niteliyordu Çeçenistan-İnguşetyayı.
 
Bağımsız Kuzey Kafkas Cumhuriyeti alındı ve Denikin, fethinin tedirginliğini yaşamaya başladı. Bu hiç de sürpriz değildi, çünkü Eylül 1919'da (Çeçenistan-İnguşetya'daki Ağustos ayaklanmasından sonra) Şeyh Uzun Hacı, Dağıstan, Çeçenistan, Osetya ve Kabardey Dağlılarını hürriyete kavuşturdu. Şeyh, Kuzey Kafkasya'nın bağımsızlığını bir kere daha ilan etti ve Kuzey Kafkasya Emirliği'ni kurdu.
 
Şubat 1920'de Denikin, Emirlik Bölgesi'nden (eski Kuzey Kafkas Cumhuriyeti) çekilmek mecburiyetinde kaldı. Yerine Kızıl Ordu, kurtarıcı kisvesinde girdi. Bolşevikler daha önce, Uzun Hacı'nın hükümetini "de facto" olarak tanımışlardı ve Denikin'e karşı mücadelesinde ona yardım etmişlerdi, Kuzey Kafkasya Emirliği'nin emrine, Nikolai Gikalo komutasındaki, 5. Kızıl Ordu'yu vermişlerdi. Emirlik tasfiye edildi ve Şeyh Uzun Hacı'ya onursal bir makam olarak, Kuzey Kafkasya Dağlıları'nın Müftüsü ünvanı teklif edildi. Uzun Hacı üç ay sonra öldü ve böylece Bolşevikler, tehlikeli bir müttefikten kurtulmuş oldular.
 
Ağustos 1920'de Çeçenistan-İnguşetya ve Dağıstan dağlarında, Sovyet karşıtı bir ayaklanma, Şamil'in ikinci kuşak torunu Said Bek liderliğinde başladı. Bu hareket tam bir yıl Eylül 1921'e kadar sürdü.


Not: Bu yazı 1992 yılında Society For Central Asian Studies tarafından yayınlanan The North Caucasus Barrier adlı kitapta yer alan bir makalenin özet çevirisidir. Makalenin orijinal adı "The Chechens and the Ingush During the Soviet Period and its Antecedents"tir.

Çeviri: Muhyittin Geçkil

Kafkasevi.Com

Adigey Cumhuriyeti

Aralık 29, 2018

Adigey Cumhuriyeti

Republic of Adygea

Республика Адыгея

Адыгэ Республик


Başkent: Maykop
Cumhurbaşkan: Aslan Tkhakushinov
Başbakan: Murat Kumpıl
Nüfus: 447.109 (2002)
Yüzölçümü: 7.600 km2
Nüfus yoğunluğu: 58.83 kişi/km2
Resmî dil(ler): Adigece, Rusca
Saat Dilimi: UTC+3
Milli Marş Dinle-İndir
Resmi Sitesi: www.adygheya.ru

 

Adige Boyları

Aralık 29, 2018

ŞAPSIĞLAR: Kuban nehrinin güneyindeki düzlük ile Kafkas Dağları'na kadar uzanan bölgede ve doğudan Bjeduğlar ve Abzahlar, batıdan ise Natukhaçlar'la çevrilidirler. Yurtlarını başlıca Psekups, Psehış ve Pşeha ırmakları gibi Kuban'a dökülen akarsular sularlar. Şağsığların bir grubu Kafkas Dağları'nın güney eteklerinde Psizuy Vadisi'nde oturur. Natukhaçların da Şapsığlardan ayrılmış bir kitle oldukları da ileri sürülüyor. Bunların Tuapse yakınlarında oturan kolonilerine ''Küçük Şapsığlar'', dağların kuzeyinde Kuban'a dogru oturan ana kütlelerine ise ''Büyük Şapsığlar'' denir.

BESLENEYLER: Büyük ve Küçük Laba vadileri ile Urup havzasında otururlardı. Ayrıca Kuban Ovası ile ÇEçen, Fars ve Psefır vadilerine kadar da yayılmışlardır. Genellikle Kabardeylerle birlikte anılırlar. Kafkas kabilelerinin en asili ve fiziksel yapı bakımından en güzel insanların çıktığı bir kabile olarak bilinir. Batılarında Kemirguveyler ve Abzahlar bulunur. Güneybatı ve güneylerinde ise Barakay, Kazılbeğ, Segerey ve Başılbeğ gibi Abaza oymakları bulunur. kuzeyden ise Besleneylerin arazisi Kuban Nehri tarafından sınırlanır.

BJEDUĞLAR: Doğudan Kemirguyevler, batıdan Şapsığlar, güneyden Abzahlar, kuzeyden de Kuban Neri tarafından sınırlanır. Rusların XIX.yy. başlarındaki baskılarına kadar Kuban Nehri'nin kuzeyinde otururlardı. Kuban'ın güneyine göç ettikten sonra Psıkh, Mart (Psıkhomat), Pçah, Psekups, Çebi, Unabat ve Sup vadilerine yerleşmişlerdi. Nisbeten küçük bir kabile idiler.

JANELER: 1778'e kadar Kuban'ın sağ sahilinde oturan Janeler, Ruslar'ın yaklaşması üzerine bu nehrin sol sahiline çekilmişlerdir. 1864'e kadar Adegum Irmağı boyunca ve Pşets ile Kholay vadilerinde, Karakubanski Adası'nda yaşadılar. Doğudan Şapsığlar, güneyden de Nakuthaçlar ile karışarak erimiş olduklarından,göç devresinde nüfusları çok azaldı.

KABARDEYLER: En kalabalık Çerkes kabilesidir. Büyük ve Küçük Zelençuk havzalarından güneydoğuya doğru Vladikafkas'a uzanan ve Kuma ile Terek'in yukarı kollarının suladıkları geniş bölgede otururlar.Batı komşuları Besleneyler ki Kabardey'in bir kolu olarak kabul edilirler, Abazalar, doğu komşuları Çeçen-İnguşlar,güney komşuları ise Karaçay-Balkar'dır. Büyük ve Küçük Kabardeyler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Büyük Kabardeyler Nalçik ve çevresinde, Küçük Kabardeyler ise Mozdok çevresinde otururlar. Bu kabile Kafkasya'nın en hassas noktalarından birini tutar ve aynı zamanda Doğu, Batı Kafkasya arasında köprü görevini yapar.Kabardeyler Ruslar'la mücadelelere diğer kabileler kadar katılmamışlardır. Ancak bazı grupların soydaşlarının mücadelesine seyirci kalmamak için Abzahların yanında yer almışlardır.

ABZAHLAR: Kaberdeylerden sonra en kalabalık Çerkes kabilesidir. Bu kabilede Ruslara karşı mücadelelerde Natukhaçlar ve Ubıhlarla birlikte en ön saflarda yer almıştır. Bu kabile içinde diğer kabilelere göre asillerin nüfusu ve sınıf farklılıkları daha belirgindir.Bu kabile, Kafkas Dağları'nın kuzey eteklerinde ve Kuban'ın orta mecrasına katılan kollarının suladıkları bölgede yaşarlar.
Başlıca kolları:
1-Şagvaşe, Khurçips, Pşeha, Pkhtas, Tfiseps kolları,
2-Laba, Psizun, Şegupsin, Hagur, Fras kolları,
3-Psıj, Mat, Pças kolları,
4-PSekups ırmağı etrafında oturmaktaydılar.

KEMİRGUVEYLER: Kuban Nehri ile LAba ve Şagvaşe nehirleri arasındaki bölgede otururlar. Üç gruptan meydana gelirler:1-Kuban Nehri'ne doğru Ademeyler,2-Ciraki ve Ratazay civarında Yegerkoylar,3-Kiraylar, Kemirguveyler'in yaşadıkları bölge kuzeyden Kuban, doğudan Besleneyler, batıdan Bjeduğlar, güneyden ise Abzahlar tarafından çevrilir.

NATUKHAÇLAR: Karadeniz kıyılarında, Taman yarımadasından kıyı boyunca Şapsığ, Ubuh ve Abzah bölgelerine kadar uzanan alanda yaşıyorlardı. Adegum, Tsemez, Taşıps, Bakan, Lieşepsin, Kudak, Nepif, Psıf, Khups, Prebeps vadileri Natukhaçlar'a aitti. Anapa ve Novorossiski çevrelerinde daha yoğun olarak bulunuyorlardı. Kafkasya'da Rusya'ya karşı en faal bir biçimde karşı koyan kabileler arasında yer almışlardı.

HATIKOYLAR: Küçük bir kabiledir.Osmanlı topraklarına göç eden nüfus içersinde bu kabileye mensup kişilerden de söz edilmektedir. XVIII. yy.'ın sonlarında Bjeduğlar'ın batısında ve Kuban Nehri'nin sol tarafı ile Şagvaşe'nin sağ tarafında oturuyorlardı. Ancak XIX. yy.'ın ilk yarısında daha doğuya kayarak Bjeduğlar ve Kemirguveyler'in arasına yerleşmişlerdi.

MAKHOŞLAR: Bu kabile de küçüktür. Ancak bunlardan da bilhassa 1858-1859 yıllarında bu tarafa bir çok grubun göç etmiş olduğuna dair kayıtlara Osmanlı arşiv belgelerinden rastlanmıştır. Bu kabile Laba ve Şagvaşe ırmaklarının orta mecraları arasında ve Fars'ın yukarı boylarında oturuyordu. Daha önceleri ise Batınkoy'un kuzeyinde ve Laba'nın batısında oturmaktaydı

MAMHEĞLAR: Efsanelerde , Karadeniz kıyılarından Psheh nehrinin yükseklerine yerleşen Mamhıglar, Önceleri 3 büyük aileden oluşmuşlardı: Shnah, Mami, Tlizhho. Nüfusta önemli bir artış olduğu zaman ( doğal ve Abadzeh'den göçmenler ile) 1862 ye kadar kalacakları ve 16 köy oluşturacakları Beyaz nehir ve Kurdzhips arasındaki topraklara yerleştiler. Yazarlara gore, 19. yüzyıl ortasında Mamheglerin sayısı 3500 kadardı. Diğer kaynaklar hala sayının 15000 kadar olduğunu gösterir. Temirgoylarınkine yakın Özel bi lehçe konuşuyorlardı. Geleneklerinde ve hayat stilerinde ise Abzehlere yakınlardı.

Şapsığlar

Aralık 29, 2018

Şapsığ boyunun nasıl meydana geldiği ve bu ismi nasıl aldığı bilinmiyor. Şu ana kadar yapılan araştırmalarda herhangi bir cevap bulunamamıştır. Ancak Millattan çok önceleri Kassuğ ismiyle bilinen bir Adiğe'den türeyenlerin Şapsığ olduğu tahmin edilmektedir. 

Şapsığ kelimesinin anlamını aşağıda belirtilen yorumları okuyarak birlikte inceleyelim: 

Fransa'nın XIX yüzyıl Büyük Asiklopedisi'nde (Kafkasya Maddesi, Cilt:1, Sayfa 882 )Şapsığ kelimesi <At Besleyen> diye göstermektedir. Adiğe dilinde (Şı) kelimesi at ve (Ğapsığ) kelimesi ise terbiye edilmiş anlamına gelmektedir. Bu iki kelimenin birleşik söylenmesi sonucu Şapsığ kelimesi meydana gelmiştir.Bu boyun bu şekilde isimlendirilmiş olması Adiğeler tarafından biliniyor olmasına karşın Adiğe grubu dışında kalan Çerkesler böyle bilmemektedir. 

"Şağepsığ" İlk yerleşilen yer, manasındaki bu yorumu daha mantıklı gelebilir. Çünkü, çok eski zamanlarda bütün Kafkasya Adiğelerinin ilk önce Kuban'dan-Azak denizi istikametine yerleştikleri, daha sonra Terek havzasına doğru genişledikleri ve bugün Terek havzasındaki Kaberdeylerin ancak miladi VII-VIII yüzyılda bu tarafa gelmiş oldukları tarihi bir gerçektir. 

"Şağe-psuğ" İncelmiş yer manasına gelir ki, yarımada yerine kullanılmış olabilir. Şapsığ'lerin ülkesi, büyük ve küçük Şapsığ ismi altında iki kısma ayrılırdı. Büyük Şapsığ tarafına Hekuj (Eski Ülke, Eski Yurt ve Eski Vatan), küçük Şapsığ tarafına ise Şapsığ asıllı Nathu isminde bir ailenin çoğalarak büyük bir kabile haline dönüşmesi, bu kabilenin sonradan gelip yerleştiği bu yere Nathuvaç denmektedir. Nathoy bölgesinin bulunduğu Karadeniz kıyısının Vubıh ve Abhazya'ya yakın olan kıyı şerididir. Yazar Metcunatuko İzzet 'in1976 yılı,35 sayılı Kuzey Kafkas Dergisinde çıkan Kafkas Tarihi adlı eserinden yararlanılarak hazırlanmıştır.

 

1. Oktiyabrski İlçesi: Krasnodar'ın güneyinde ve Krasnodar Barajı'nın batısındadır. Nüfusu Rus, Bjeduğ ve Şapsığlardan oluşmuştur. İlçenin ortalarından geçen Krasnodar-Anapa yolunun bulunduğu şerit, Rus yerleşim alanıdır. Burada Rus Yablonovski ve Enem kasabaları vardır. Daha batısı Şapsığ yöresi olup Afıpsıp, Panehes, Pseytuk, Haştuk ve Natuhay köyleri bulunur. Rus yerleşim alanının doğusunda Oktiyabrski (Tehu¬tamıkhuay) ve Şınciy gibi Bjeduğ köyleri bulunur. Bjeduğ yerleşimleri, doğudaki Tewuçuej ilçesinde de yoğunlaşarak sürer. Oktiyabrski, aynı zamanda ilçe merkezidir.

2. Tewuçuej İlçesi: İlçe toprağı, Krasnodar Barajı'nın inşa edilmesiyle çok küçülmüştür. Baraj nedeniyle yerinden kaldırılan nüfus, yeni oluşturulan ve özel kent yönetimi olan Tevçejsk (Tewuçuejkale) kentine yerleşmiştir. Dünya Çerkes Birliği Başkanı Prof. Abu Şhalaho'nun verdiği bilgiye göre, Tevçejsk'in yaklaşık 12 bin nüfusunun 8 bini Adığe, 4 bini de Rus'tur. İlçede, Krasnodar Barajı'nın batı kıyısındaki Lhewstenhable kasabası yanında, Ponejıkhuay ve Tewuçuejhable de önemli köylerdendir. Baraj kurulmadan önce, Oktiyabrski ve Tewuçuej ilçesindeki Bjeduğ köyleri şunlardı: Penejukhuay, Gotlukhuay, Voçepşıy, Pçıhal'ıkhuay, Khunçıkhohabl, Khazanıkhuay, Askhelay, Lakhışıkhuay, Şınciy, Kozet, Tığuruğoy, şıhançerıyehabl ve Tlostenhabl idi. İlçe merkezi, Tewıçejsk kentidir.

3. Krasnogvardeysk İlçesi: Merkezi, Krasnodar Barajı'nın doğusundaki Krasnogvardeysk köyüdür. İlçede dört Adığe köyü bulunmaktadır: Ç'emguy lehçesinde konuşan Cambeçıy, Ademıy ve Hatikhuay köyleri ile, Kuban Khaberdey lehçesinde konuşan Wılap (Ulyap) köyü. İlçe merkezi ile öteki köyler, Rus yerleşimleridir. Dolayısıyla nüfus çoğunluğu Rus kökenlidir. Adığece konuşan, Ermeni kökenli Bjeduğhabl köyü de bu ilçededir.

4. Şogen (Şogenovski) İlçesi: Labe Irmağı'nın sol kıyısındaki iki ilçeden kuzeyde olanıdır. İlçe merkezi Şewcenhabl (Şogenhabl) (1958 öncesinde Hakurınehabl) köyü, Kafkasya'daki tek Abzah köyü olup ilkin 1855'te, ikinci kez ise 1862'de kuruldu. Köyde Abzah lehçesi konuşulur. Farz Irmağı kıyısındadır. Şogenhabl'ın bir mahallesi durumuna gelen Mamhığ köyünde ise, Ç'emguy lehçesi konuşulur. Bu köy dışında, Hatıjıkhuay, Pşızov, Khabehabl ve Cırakhey da birer Ç'emguy köyüdür. İlçenin batı bölümünün nüfusu Rus'tur. Adığey Cumhuriyeti'nin Krasnogvardeysk, Şogen ve Koşhabl ilçeleri, Adığe dilinin Ç'emguy lehçesiyle konuşurlar. Adığey Cumhuriyeti edebiyatının temelini atan üç kişiden ikisi Tsey İbrahim (1890-1936) ve Hatho Ahmed (1901-1937) Şogen ilçesinden; üçüncü yazar Ç'eraşeTembot (1902-1988) da Koşhabl ilçesindendir. Adığey Cumhuriyeti edebiyat dilinin Ç'emguy lehçesine dayanmasında, Ç'emguy dil yöresinden yetişen bu üç güçlü yazarın belirleyici etkisi olmuştur. (Bu üç yazardan ilk ikisi Abzah, Ç'eraşe Tembot ise Khaberdey kabilesindendir). Bu üç yazardan önce, Adığe yazı dili, Şapsığ lehçesine dayanıyordu. Şogen (Şevcen) ilçesinde "Şovgenovskiy Gos. Zakaznik" adlı büyük bir "Şogen Devlet Doğa Koruma ve Geliştirme Alanı" oluşturulmuştur.

5. Koşhable İlçesi: İlçe merkezi Koşhable köyü, bir Kuban Khaberdey köyü olup Labe Irmağı'nın batı kıyısındadır. Ünlü yazar Ç'eraşe Tembot bu köyde doğmuştur. Bu ilçeye bağlı olan köylerden Leşepsın (Bleçepsin) ve Fedz (Hedz) Kuban Khaberdey; Haç'emzıy ve Yecerıkhuay köyleri ise Ç'emguy köyüdür. Haç'emzıy 1862'de kuruldu. Düzce'deki Haç'emzıy (Köprübaşı Ömer Efendi) köyünün ise, reformlara karşı gelip göç edenlerce kurulduğu anlaşılmaktadır. Öbür K'emguy köyü Yecerıkhuay, 1866'da kuruldu. İlçenin batısı, Rus yerleşim alanıdır.

6. Giaginski (Cace) İlçesi: Merkezi Giaginskaya olan bu ilçede Adığe köyü yoktur. Novıy, Dondukovskaya ve Sergiyevskoye başlıca Rus köyleridir.

7. Maykop İlçesi: Adığey Cumhuriyeti'nin güney kesimindedir. İlçe merkezi Tulski kasabasıdır. Güneye doğru sıralanan yerleşimlerden Şuntuk, Kamennomostskiy, Hamışki ve Guzeripl (Ğdzerıplhl) birer Rus yerleşimi; Abadzehskaya, Dages¬tanskaya ve Dahovskaya ise, birer kazak köyüdür (stanitsa). Görüldüğü gibi, köy adları çoğunlukla Adığecedir, ancak ilçede henüz bir Adığe yerleşimi yoktur. Bütün bu köyler birer dağcılık, kampçılık ve su sporları merkezi durumundadır. Eşsiz güzellikte bir doğa, şifalı sular ve temiz havası ile buraları, Adığe ülkesinin gelecekteki zenginlik kaynaklarını oluşturmaktadır. Buralarda, daha aşağıda değinileceği gibi, kısa ve uzun mesafeli turistik turlar düzenlenmektedir.

Çerkes Üçlemesi 1 -  Bir Balkan ÖyküsüÇerkes Üçlemesi"nin birinci kitabı olan "Bir Balkan Öyküsü': bir ulusun tarihini hikâyeleştiren "Kafkas Üçlemesiyle başlayan Çerkes Destanı'nın devamı niteliğindedir. 1864'te, Çarlık Rusyası'na teslim olmalarının ardından 1870'e kadar iki milyona yakın Çerkes, Karadeniz limanlarından Osmanlı topraklarına sürülmüştür. Göçürülen boylar arasında sayıları 250 bini bulan Şapsığlar, Kafkasya'nın

Çerkes Üçlemesi 2 - DevrimBu eser, ülkeleri işgal edilince vatanlarını terk etmek zorunda kalan bir Çerkes ailenin yaşadıklarını anlatan roman serisinin beşinci kitabıdır. "Devrim", 19.yüzyılın son çeyreği ile 20. yüzyılın ilk yarısında hayata tutunma mücadelesi veren nesillerin, Kafkasya ve diasporada, Rus devrimi ve Osmanlı İmparatorluğu'nın dağılma sürecini de içeren olaylarla, tamamen dramatik diyebileceğimiz etkileşimini anlatıyor.

Diaspora Çocukları

Muhittin Kandur’un “Adigeleri” konu alan roman serisinin altıncısı olan bu kitap hikâyenin son bölümünü anlatıyor. Dünyanın geri kalanının “Çerkes” veya “Sirkas” olarak bildiği Adigeler, Kuzey Kafkasya kökenli eski bir kavim. Çok uzun yıllar süren ve nihayet 1864 yılında biten acımasız savaşlar sonunda sömürgeleşen bu toprak­larda yaşayanların çoğu 19. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı Türkiyesi’ne

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler, &quot;Bir Umut Yeter&quot; dizisini protesto etmek için Kanal D önünde toplandı

Çerkesler, "Bir Umut Yeter" di…

Oca 09, 2017 Rate: 0.00

Kafkasya Neresidir?

Kafkasya Neresidir?

Ara 10, 2018 Rate: 0.00

Son Twetler

1. Dünya Savaşında Anavatan (хэку) Çerkesleri https://t.co/B28BY4GbSK
RT @AdygheHeku: «Зихия» возродится в Адыгее https://t.co/4RxHnYKcdo
RT @AchumijHilmi: ŞARKICI DAVUTE SUSAN DERECEYE GİRDİ - ÇAYKOVSKİDEN ŞOSTAKOVİÇE DÜNYA MÜZİK DEVLERİNİ YETİŞTİRMİŞ RUSYA'DA DERECEYE GİRMEK…
RT @KAFFED: "XASE" / "DERNEK" "Kurtuluş yok bir başımıza... Ya birbirimizi gayrete getirip birlikte, omuz omuza mücadele edeceğiz; ya da…
Follow Çerkesya on Twitter

Post Gallery

Adıgey Halkı Anadilde Eğitim İstedi

Sarıkamış’tan Bir Şehit Öyküsü

Efsanevi Kabardey Atları Dörtnala Geri Dönüyor

Çerkes Kültürüne Son Bir Yaşam Alanı

Çerkesler nasıl Müslüman oldu?

Yüz Ellilikler Listesi ve Çerkesler

Son Ubıh Masalı ve Hacı Gıranduk Berzeg Gerçeği

Çerkes Dünyası ve Rusya

Fırtınalı Yıllarda Bir Mücadele Adamı: Ahmet Tsalıkkatı