Hüseyin Avni Lifij

Kasım 27, 2018 335

Hüseyin Avni LifijOsmanli tarihinde cok önemli bir yeri olan, 1908 tarihinde ilan edilen ikinci Mesrutiyet, sosyal, siyasal, kültürel, sanatsal hareketler basta olmak üzere daha birçok alanda gereksinim duyulan yeniliklerin uygulamasina olanak tanıdı.

Kuskusuz, Osmanli Türkiyesi'nde 'sanat icra eylemeye' calisan az sayida ressam da bu yeni ortamin getirdigi özgürlükten payini alacakti. Türk resim sanati tarihi içinde "1914 Kusagi" veya “Calli Kusagi" olarak adlandirilan, Batili anlamda Türk resim sanatinin olusmasinda Osman Hamdi, Seker Ahmed,Süleyman Seyyid ve bu dönemi izleyen ara kusagin temsilcisi Hoca Ali Riza ve Halil Pasa vd. gibi sanatcilardan sonra- "ikinci Kusak" sanatcilari olusturan bu dönem sanatcilari içinde (dogum tarihlerine göre siralarsak) Mehmet Sami Yetik (1878-1945), Mehmet Ruhi (1880-1931), Ali Sami Boyar (1880-1967), Nazmi Ziya Güran (1881-1937), İbrahim Calli (1882-1960), Ahmet Hikmet Onat (1885-1977), İbrahim Feyhaman Duran(1886-1970), Hüseyin Avni Lifij (1886-1927), Namik İsmail (1890-1935) yer almaktadir. 20.Yüzyilin ilk çeyreginde 1909-1914 yillari arasinda adi gecen sanatcilarin tümü Paris'te resim egitimi almislardir.AcademieJulian'e devam eden Sami Yetik disindaki sekiz sanatçinin tümü Paris Güzel Sanatlar Akademisi'nde(Ecoledes Beaux-Arts) Cormon Atölyesi'nde calismislardir. Ayni dönemlerde Paris'te bulunan dokuz sanatcidan bazilari daha önce yurda dönmüs; geri kalanlar ise 1914 yıllnda patlak veren Birinci Dünya Savasi nedeniyle topluca geri cagrilmislardir ki bu nedenle adi gecen sanatcilara "1914 Kusagi" üyeleriya da temsilcileri adi verilmektedir. Bu dönem sanatcilari Mesrutiyet Dönemi'nden baslamak üzere Türk resim sanati içinde Batili anlamda insan figürünün yer almasi çabalarina önemli katkilarda bulunmuslardir. Çok figürlü ve büyük boyutlu kompozisyon çalismalari bu dönem sanatcilari ile Türk resim sanati içinde yer almaya baslamistir.

1914 Kusagi'nin seckin bir temsilcisi olan Hüseyin Avni Lifij, kendine özgü kisiligi, güclü sanat anlayisi ile Türk resim sanati icinde cok Lifij, 1886 yilinda Samsun'un Ladik ilcesine bagli Karaaptalsultan Köyü'nde dogdu. (Bazi yayinlarda Lifij'in dogum tarihi 1889 olarak verilmektedir. Biz ise sanatçinin Esi Harika Hanim tarafindan bildirilen 1886 yilini dogru olarak kabul ediyoruz.). Lifij kelimesi "beyaz tenili" anlamina gelen Hüseyin Avni'nin ait oldugu Çerkez soyunun bir kolunun adiydi. Sanatçi, ögretmenlik yaptigi okulda Hüseyin Avni adinda baska bir ögretmen ile karistirilmamak için Lifij soyadini kullanmaya basladi.

Lifij, henüz yirmi günlükken ailesi İstanbul'a göc etti ve 1887 yilinda Rumelihisari'na yerlesti. Sanatçinin babasi Galata Köprüsü tahsildarligindan ve basmemurluktan emekli olmus Abdullah Efendi idi.

Lifij, 1893-1896 yillari arasinda, daha sonra tasindiklari Fatih'te Asikpasa Mahallesi'ndeki mahalle okulunda ilkögretimini, Sehzadebasi'ndaki Numune-i Terakki Mektebi'nde ise ortaögrenimini devam ettirdi. 1898-1900 yillari arasinda hasta oldugu için okula gidemedi. 1901 yilinda Nafia Nezareti'ne bagli (Bayindirlik Bakanligi) Demiryollari Müdürlügü'nde henüz 15 yasinda iken ise girdi. Bu arada kendini gelistirmeyi hic ihmal etmeyen sanatci bir yandan özel Fransizca dersleri alirken; öte yandan anatomi ögrenmek icin Mülkiye Tibbiyesi'ne; boya teknigi ögrenmek icin de Eczaci Mektebi'nin Fizik ve Kimya derslerine dinleyici olarak katildi. 1906 yilinda iskender Ferit ve yeni tanistigi Henri Prost, resimlerini Müze Müdürü Osman Hamdi Bey'e götürmesini önerdiler. Lifij de bu öneriye dayanarak aslinda 1906 yilinda kendi dogal yetenegi ile yaptigi günümüzde İstanbul Resim ve Heykel Müzesi (İRHM) koleksiyonunda yer alan ünlü "Kadehli-Pipolu Otoportre"sini yasi ufak oldugu için tarihini 1908 olarak degistirdi ve bu sekilde Osman Hamdi Bey'e sundu. Resmi begenen Osman Hamdi, Lifij'i, Veliaht Abdülmecid Efendi'ye tavsiye etti. Abdülmecid Efendi de kendisini Paris'e resim tahsili yapmasi için gönderdi. Böylece Abdülmecid ile Lifij arasinda uzun yillar sürecek bir dostluk da baslamis oldu. Elde bulunan yazili bir belgeye göre Lifij, 11 Ocak 1909 tarihinde Fransa'ya hareket etti. 26 Subat 1909'da ise bir dönemlerin sanat gündemini belirleyen. ünlü okulu Paris'teki L'Ecole Nationale Speciale des Beaux-Arts'dan kurlari izleme belgesi aldi. Daha sonra da Cormon Atölyesi'nde resim calismalarina basladi. 1909-1912 yillari arasi Ressam Guillomet ve Ressam Andre Lecomte Du Noüy ile dostluk kurarak atölyelerine devam etti.

Lifij, Paris'teki egitiminden sonra Türkiye'ye döndügünde İstanbul Sultanisi (İstanbul Erkek Lisesi)'nde resim ögretmenligine basladi. 1915 yilinda Kandilli İnas Sultanisi (Kandilli Kiz Lisesi)'nde Fransizca ögretmenligi yapti. 1916 yilinda 1. Galatasaraylilar Yurdu Resim Sergisi'nde "Belediye Faaliyetleri-Kalkinma" adli Türk resim sanati tarihinde belki de en genis boyutlarda (172X505 cm.) olan yapiti sergilendi. Ayni yil Hilal Gazetesi'nde sergi ile ilgili bir yazisi yayinlandi. 1917 yilinda ayni yerde açilan "Savas Resimleri ve Digerleri" sergisine yirmi yapiti ile katildi. Sanatçi ilk kisisel sergisini 1918 Subat-Mart aylarinda Orient litteraire'in yönetim bölümünde acti.

1918 yilinda Viyana'da düzenlenen Savas Resimleri ve Digerleri Sergisi'ne onsekiz yapiti ile katildi. Ayni yil Davutpasa Orta Mektebi'nde Fransizca ögretmenligi yapti. 11 Temmuz 1919'da Harika Sazi ile nikahlandi. Fakat, salgin bir hastalik yüzünden ancak 25 Mart 1922'de evlenebildi. 1919 yilindaki 3. Galatasaray Resim Sergisi'ne bir resim, 1922'deki 4. Galatasaraylilar Sergisi'ne üç resim ile katildi. 1921 yilinda devlet tarafindan satin alinan bes resmi Elvah-i Naksiye (Resim Tablolari) Koleksiyonu'na katildi. 1922'de Mustafa Kemal'in davetlisi olarak dört ay süreyle Erkan-i Harbiye Umumiye'de (Genel Kurmay) kaldi. Bu süre zarfinda "Maresal Fevzi Çakmak" portresini gerceklestirdi. Ankara dönüsü "Karagün" ve "Akgün" yapitlarinin hazirlik çalismalarina basladi. Sanatci bu yapitlari 1923'te tamamladi. Lifij, yine 1923'te Sanayi-i Nefise Mektebi Alisi Tezyini Sanatlar (Dekoratif Sanatlar) Bölümü'nde hocaliga basladi ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü. Lifij, Türkiye'de uygulamali güzel sanatlar egitiminin kabul edilmesi ve yayginlasmasi için ilk harekete gecen; bu konuda cesitli arastirmalar ve yazilar yazan ilk sanatcilardan biri olarak da saygin bir yere sahiptir. Sanatcinin henüz yeni basladigi resim hocaliginin cok kisa sürmesi de ayri bir talihsizlik olmustur. Bu benzersiz nitelikteki ekolün sahibi sanatci, kendi sanat anlayisini aktarabilecegi genc ögrencileriyle yalnizca dört yil birlikte olabildi; cünkü, 2 Haziran 1927'de esi Harika Hanim ile oturduldari Laleli'deki Harikzedegan Apartmanlarindaki dairelerinde kalbinde meydana gelen bir rahatsizliktan dolayi henüz 41 yasinda ve sanat hayatinin en verimli dönemindeyken öldü ve Eyüp Sultan'a gömüldü. Sanatçinin gerçek mezari kayiptir; ancak, "makam mezari" bugün Piyerloti Kahvesi'nin yakinindadir. Avni Lifij'in mezari içinde ise kendisini bir ömür boyu sevgi ile yad eden 1991'de bu dünyadan ayrilan degerli esi Ressam Harika (Sirel) Lifij yatmaktadir.

Avni Lifij'in yapitlarindaki temanin odak noktasinda agirlikli olarak insan yer almaktadir. Deniz manzarasi, ölüdoga (natürmort) gibi temalari iceren yapitlari son derece azdir. Sanatcinin yapitlari icinde özellilde otoportreleri, portreleri ve figürlü kompozisyonlari ayri bir öneme sahiptir. Sanatcinin figürlü kompozisyonlari içinde alegorik, mitolojik ve fantastik calismalar da dikkat cekmektedir. Oldukca fazla sayida örnegine sahip oldugumuz manzara (peyzaj) calismalarinda ise sanatçinin salt doga görünümlerini tuale aktarma cabasi içinde olmadigi; aksine, onun kendine özgü duygu dünyasindan bizlere bir seyler sundugunu görmekteyiz. Sanatçinin derin bir duygu, düsünce, hayal gücüyle olusturdugu yapitlarda temayi olusturan ögelerin saglam bir desen ve kompozisyon anlayisiyla tuale aktarildigi görülmektedir. Lifij, dogru resmetmeyi ilke edinmis bir sanatcidir. Acik havada gerceklestirilmis küçük boyutlu yagliboya taslak anlamina gelen ve renk lekelerinden olusan "posad" calismalarinda ise sanatcinin ,daha serbest bir anlayisa sahip olduguna tanik olmaktayiz. Lifij'in karakalem, füzen, iki ya da üc renk kalemle gerceklestirilmis calismalari da oldukca fazladir. Sanatcinin gerek bu karakalem vb. çalismalarinin ve posad calismalarinin bir çogunu sanatçinin daha sonra gerçeklestirecegi büyük boyutlu calismalari icin bir ön calisma olmaktan cok, son seklini almis yetkin birer yapit olarak degerlendirebiliriz. Ayrica, elimizdeki örneklerden anlasildigina göre sanatci figürlü büyük kompozisyonlari için uzun bir hazirlik dönemi geçirmektedir.

Lifij'in o kendine özgü pozlarla çektirdigi fotograflarda da hissedildigi gibi farkli bir duygu dünyasi vardi. Ölümünden alti yil sonra onu yakindan taniyan ayni kusaktan ressam arkadasi Sami Yetik'in kaleme aldigi bir makalede onun kisiligine iliskin önemli bilgiler bulunmaktadir. Yetik'in aktardigina göre haksizliklar karsisinda son derece sinirli bir davranis gösteren Lifij, mutlu oldugu günlerde ise Yetik'in kitaplarini karistirir, yaptigi tablolari elestirir; dertli oldugu dönemlerde ise bir köseye cekilirek pencereden uzaklari seyrederdi. Yine Yetik'e göre, Lifij melankoli içinde bir ressamdi. Sürekli dalgindi ve düsünürdü; cesaretli bir yaradilisi vardi. Bir keresinde Yetik, bu yakin arkadasiyla birlikte, her dakika bir olayin yasandigi mütareke (ateskes) yillarindaki İstanbul sokaklarinda bir gece korkusuzca, Fatih'ten Yüksekkaldirim'a kadar dertleserek yürümüstü. Lifij, Fransizca'yi Paris aksani ile kusursuz konusurdu ve Fransiz kültürüne tümüyle hakimdi; ancak, buna karsin İstanbul'u haksiz bir sekilde isgal eden askerler içinde en çok Fransiz askerlerine tepki gösterirdi. O kadar cesurdu ki inat için Langa'nin hareketli Rum bataklarina, Samatya'nin komitecilerle dolu meyhanelerine girip oturmaktan çekinmezdi. Lifij, sehzade parasiyla Paris'e gitmesine karsin, asla bir sehzade zevkine esir olmamisti. Ona göre sanat emir komuta altinda yasayamazdi; ressam kiymetli kafeslerde yasayan bir papagan gibi görülemezdi. Sanatçi özgür olmali, istedigi gibi çalismali, gezmeliydi. Soguk havalarda paltosuz gezmeyi aliskanlik haline getirmisti. Bu aliskanlik onun zayif bedeninin hastalanmasina ve belki de ölümüne neden olmustu. Lifij, bulundugu ortama göre davranmasini cok iyi ayarlayabilan, dostluklara dostlukla karsilik veren, ciddi, gururlu bir sanatciydi.

Lifij'in bu karakterini ve dönemin ortaminin o sikintili havasini,onun otoportrelerinde, savas konulu kompozisyonlarinda kolaylikla görebiliriz. Lifij'in hiç bir egitim görmeden dogal yetenekleriyle yaptigi, batili anlamda resim sanatimizin, ilk otoportre örnekleri arasinda yer alan İRHM koleksiyonundaki "Kadehli-Pipolu Otoportre" çalismasinda, sanatçinin akademik anlayisa sezgisel olarak ulastigi görülmektedir. Daha sonra yurda dönünce gerçeklestirdigi yine İRHM koleksiyonunda yer alan "Purolu Otoportre" çalismasinda ise ilk otoportresine göre degisiklikler görülmektedir. Sanatçinin, günümüzde Belkis Aksoy koleksiyonunda yer alan, elinde kirmizi kapakli kitabi, basinda sapkasi ve alayci bir gülüsle bizlere bakar biçimde poz verirken betimledigi otoportresi ise onun neden bu türü daha çok sevdigini anlatiyor gibidir.

Lifij'in kompozisyonlarindan İRHM koleksiyonunda bulunan "Alegori/Savas", "Belediye Faaliyetleri-Kalkinma", Ankara Milli Kütüphane'de bulunan "Akgün", Ankara Resim ve Heykel Müzesi'nde bulunan "Karagün" adli yapitlari resim sanatimizda, kendine özgü nitelikleriyle önemli bir yer tutarlar. Olasilikla daha sonra gerçeklestirecegi büyük boyutlardaki kompozisyonlari için birer ön çalisma niteliginde oldugunu düsündügümüz günümüzde özel koleksiyonlarda yer alan "Biat Töreni", "Kadir Gecesi Alayi", "Huzur Dersleri" gibi calismalari, serbest bir anlayista ve hizli bir biçimde ele alinmalarina karsin, son derece etkileyici yapitlardir.

Lifij'in serbest bir anlayisla ele aldigi posad disindaki daha büyük boyutlu çalismalari arasindan bazilarina örnek olarak İRHM koleksiyonundaki "Agac Altinda Cami Avlusu", Türkiye İs Bankasi koleksiyonundaki "Ev Önünde Oturanlar" verilebilir.

Türk sanatçilari içinde dekoratif amacli resim yapanlar içinde Lifij ilk siralarda olmalidir. Çünkü Avni Lifij'in, gerceklestirdikleri yaninda, salt eskiz asamasinda kalmis bir çok tasariminin oldugunu eldeki örneklerden anlamaktayiz. Sanatçinin bu türde gerceklestirdigi en ünlü yapiti kuskusuz, Kadiköy'ün eski belediye binasini uzun yillar süsleyen "Belediye Faaliyetleri/Kalkinma" adli yapitidir. Daha sonraki örnek için ise sanatcinin, günümüzde Yapi Kredi Bankasi'nin mali olan Baglarbasi Abdülmecid Köskü'nde gerçeklestirmis oldugu "Cesme Basi" adli bir duvar resmi çalismasini gösterebiliriz.

Lifij, ayrica döneminde acilan bazi sergilere iliskin de cesitli elestiriler yazmistir. 31 Agustos 1924 tarihinde ikdam Gazetesi'nde kaleme aldigi bir yazisinda acilan 6. Galatasaray Sergisi'ni ele almaktadir. Bu yazisinda yakin bir gelecekte Galatasay Sergilerinin daha cok kisinin ilgisini cekecegine degindikten sonra sergide yer alan Halil Pasa, Hikmet Onat, Nazmi Ziya, Ali Sami, İbrahim Calli gibi döneminin ünlü isimlerinin yapitlarina elestiriler getirmektedir. Bu elestirilerde: Halil Pasa'nin "Marsilya Limani" ve "Misir’da" adli yapitlarindaki serbest ve kesin realizmden, Onat’in "Kabatas’ta Sabah" adli yapitindaki renklerin tualin her yerinde ayni yogunlukta olmamasindan izleme güclügü tasidigindan, yine ayni sanatcinin "Yogurtcu Deresi" adli yapitinda agaclara verilen sekil kesinliginin, tabloda yer alan evlerden ayri tutulmasi halinde daha iyi görünüm alacagindan, Nazmi Ziya’nin "Sis" adli yapitinda mavi ve bej gibi gayet güzel renklerin kullanildigindan, Ali Sami’nin "Müze Kapisi" adli yapitinda eski yasantimiza ait bazi veriler bulundugundan, Calli’nin "Yunuz Nadi Bey" ve "Reşit Saffet Bey" adli yaptilarinin yüzleriyle diger kisimlar arasindaki orantisizliktan, elbise kirisiklarinin uyumsuzlugundan ve portre calisan bir cok ressamin da ayni hatalari tekrarladigindan bahsetmektedir. Lifij, ayrica yine Calli’nin "Yunan Esirlerinin Millet Meclisi Önünden Gecirilisi" adli calismasinda konunun heyecaninin sanatci tarafindan basarili sekilde aktarilmamasindan baska Calli’nin diger calismalarinda da ciddiyetten uzak bir tutum izlediginden ve Calli’nin özür olarak yapitinin müsvedde oldugunu söylediginden söz etmektedir.

Lifij'i ve dönemin diger temsilcilerini bir genelleme yaparak "izlenimci kusak" olarak tanimlamak pek dogru olmasa gerek. Sanatcilarin, Bati'da neredeyse akademiklesen izlenimcilikten teknik olarak yararlandiklari; ancak, genel anlayis olarak önemli ayrimlar içinde olduklari ve her bir sanatcinin yasadigi ülkenin gerçekleriyle kendisine özgü biçem gelistirdigi söylenebilir. Lifij'in yapitlari için de bu söylenenler gecerlidir. Sanatcinin calismalarinda izlenimcilikten (empresyonizm), disavurumculuga (ekspresyonizm), romantizmden sembolizme kadar çok degisik akimlarin izleri görülür. Ayrica, sanatcinin fotograf sanati ile ilgili oldugu ve istanbul kentinin essiz degerdeki eski sokaklarini, evlerini, tarihi yapitlarini görüntüledigi sayisiz cam negatife sahip oldugu bilinmektedir. Ölümünün 70. yilinda Türk resminin bu büyük ustasi kapsamli bir sergi ve kitap ile yeniden gündeme gelmektedir..

DR.A. K. GÖREN


ESERLERİ:
KiTAPLI OTOPORTRE,64 x 45 CM.,TUVAL ÜZERİNE YAĞLlBOYA, BELKIS AKSOY KOLEKSiYONU
KURUKAFAli ÖLÜDOGA,44.5 x 53.5 CM.,TUVAL ÜZERİNE YAĞLIBOYA, BELKIS AKSOY KOLEKSİYONU
PUROLU OTOPORTRE,41 x 30.5 CM., TUVAL ÜZERİNE YAĞLIBOYA, İRHM
KADEHLİ- PİPOLU OTOPORTRE, 64 x 46 CM.,TUVAL ÜZERİNE YAĞLIBOYA, İRHM
FIRÇASI VE LİFİJ, 34 x 28 CM.,TUVAL ÜZERİNE YAĞLIBOYA , RAFFİ PORTAKAL KOLEKSİYONU
LİFİJ’IN BABASI ABDULLAH EFENDİ’NİN PORTRESİ, 27 x 19.5 CM.,TUVAL ÜZERİNE YAĞLIBOYA, BELKIS AKSOY KOLEKSiYONU
ALEGORİ,160 x 200 CM., TUVAL ÜZERİNE YAĞLIBOYA, İRHM
MAREŞAL FEVZİ ÇAKMAK’IN PORTRESİ, 166 x 131 CM, TUVAL ÜZERİNE YAĞLIBOYA, İRHM


Referanslar:
AVNİ LİFİJ Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul, Ekim 1997

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler Türk mü?

Çerkesler Türk mü?

Ara 02, 2018 Rate: 0.00

Kafkasya Neresidir?

Kafkasya Neresidir?

Ara 10, 2018 Rate: 0.00

Kabardey Aile Armaları

Oca 25, 2019 Rate: 0.00

Son Twetler

RT @ajanskafkas: Mustafa Aydın Turan | Mehdi Nüzhet Çetinbaş yazdı https://t.co/bM0qHZIb6X https://t.co/LV5Nislevy
RT @gilahsteney: Bu hikayeyi daha önce de duymuştum bir dadeden çok araştırdım doğruluğunu Şorten Askerbiy'in Kazanokue Jabağı kitabında da…
BBC News Türkçe - Kafkasya'nın incisi Abhazya'da seçim zamanı: Ülke küçük, yarış büyük - Fehim Taştekin https://t.co/bjR7eWQ8gt
RT @Cerkesya: Abhazya Ulusal Bayrak Günü Kutlu Olsun. #Abhazya #Bayrak #Abkhazia https://t.co/FlUYIdyuRv
Follow Çerkesya on Twitter

Post Gallery

Çerkes Parası ve Kaffed'in Kozmik Aklı

Çerkeslerin Mitolojik Kahramanı Nart Sosruko Mobil Oyun Oluyor

Eski Kafkas halkları, Amerikan yerlileri ve Sibirya halklarıyla akrabaymış

Belgesel Film Gösterimi-Çerkes Atının Öyküsü Şağdi

Hayriye Melek Hunç Anısına Kitap Günleri

Adıgey Halkı Anadilde Eğitim İstedi

Sarıkamış’tan Bir Şehit Öyküsü

Efsanevi Kabardey Atları Dörtnala Geri Dönüyor

Çerkes Kültürüne Son Bir Yaşam Alanı