Su Dağları-Çeçenya Ah Çeçenya

Aralık 03, 2018 336

Su Dağları-Çeçenya Ah Çeçenya

“Su Dağları Çeçenya Ah Çeçenya” isimli kitabın yazarı Cahit Okçu kitabını, “…Bilmediğim yada yaşamadığım hayatlar üzerine yazılmış bir kitap bu. Okunacağı kitle üzerinde anlaşılır olabilme adına doğu ananeleri ve hayatları üzerine kurguladım. Kitabın maksadı, hissiyatı “özgürlük” üzerinde yoğunlaştırmaktı.

Ben bunu yaptım. Anadolu ile Çeçenler bir yerlerde buluşmalıydı… Ortak hislere ortak ad bulma… Mesaj budur. Asgari müştereği özgürlük üzerine yoğunlaştırmak diyelim… Dünyanın kuytu köşelerine sıkıştırılmış halkların özgürlüğüne ve tavırlarına dikket çekmek amacını taşıdım yazarken kitabımı. Özgürlük fikrinin mekanı, kabuk rengi ve hatta kültürü olmaz… Çeçenya bu durumdaki halklar adına son dönemin sembolüdür. Amaç buydu. Kanat takılan dünyadır anka değil diyelim.. Kitabın diyalektik ve tecrit anlamdaki tasfirleri benim zindanlarımla ilgili bir durumdur. Yanlızlığın karanlıkta tebeşir arama tarzı…” şeklindeki eleştirisiyle sunuyor okuyucuya.

Su Dağları Çeçenya Ah Çeçenya

Savaş ve gönül üzerine birkaç satır…

Diyalektik felsefe, metafizik aşka ait söylenmemiş sözler, yaşanmış burukluklar, çok olan ama azı seçilen eyvahlar, etik ölçüler, savaş ahlakı, isyan, işgal altındaki sevdalar ve neşe denen şeyin nasılı!…

Bu roman; Ellerden işaret parmaklarına, çatık kaşlardan tebessüme yol bulmuşların romanıdır…

Zarı ince olan yüreklerin kanadığı yıllara ait. Dünyadaki birkaç ülkeden biri.

Burası Çeçenya…

Evet!.. Bu ülke öyle bir denizdi ki, balıktan çok olta atılmıştı içine. Emperyalistler, şaraplı dudaklarını onların haritalarıyla siliyordu. Azizler üzüm topluyor, şeytanlar şarap yapıyordu. Ama herkesin bir hesabı vardı şüphesiz. Sisin arkasında yaşanan bir soykırım. Böyle bir dünyada umut ne yapsın, kim ad versin bu yazıklara?..

İşte böyle bir dünya!..

“.. Bir daha!.. Ne soğuk gecelerde üşüdüler, ne yazdan kalma kuru çalıların dikeni battı parmaklarına… Ne çaydanlıklara çamur sıvadı namlu tutan eller… Ne camların gerisinde beklediler, nede aç günler geçireceklerdi artık… Kenger kurusundan un yapmakta yoktu, hani!.. Taşlara yaslanmakta!..

Neydi o yetim başlı tasalar, al işte!..

Bardağın taşa çalınışı gibi gönlüde çoktan yüreğe çarpmışlardı…”

Yazar: Cahit Okçu
Birey Yayıncılık
Basım Tarihi : 05 - 2009

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler Türk mü?

Çerkesler Türk mü?

Ara 02, 2018 Rate: 0.00

Kafkasya Neresidir?

Kafkasya Neresidir?

Ara 10, 2018 Rate: 0.00

Kabardey Aile Armaları

Oca 25, 2019 Rate: 0.00

Son Twetler

https://t.co/z2AVKFGjVf
Adıge Cumhuriyeti'nin Kuruluş Yıl Dönümü Kutlu Olsun https://t.co/10PUan3hJA
RT @ajanskafkas: Mustafa Aydın Turan | Mehdi Nüzhet Çetinbaş yazdı https://t.co/bM0qHZIb6X https://t.co/LV5Nislevy
RT @gilahsteney: Bu hikayeyi daha önce de duymuştum bir dadeden çok araştırdım doğruluğunu Şorten Askerbiy'in Kazanokue Jabağı kitabında da…
Follow Çerkesya on Twitter

Post Gallery

Çerkes Parası ve Kaffed'in Kozmik Aklı

Çerkeslerin Mitolojik Kahramanı Nart Sosruko Mobil Oyun Oluyor

Eski Kafkas halkları, Amerikan yerlileri ve Sibirya halklarıyla akrabaymış

Belgesel Film Gösterimi-Çerkes Atının Öyküsü Şağdi

Hayriye Melek Hunç Anısına Kitap Günleri

Adıgey Halkı Anadilde Eğitim İstedi

Sarıkamış’tan Bir Şehit Öyküsü

Efsanevi Kabardey Atları Dörtnala Geri Dönüyor

Çerkes Kültürüne Son Bir Yaşam Alanı