Kafkasya Dağlarında Hayat Ve KültürKafkasya Halklarının Ve Kafkas Kültürünün Ayrılmaz Bir Parçası Olan Karaçay-Malkarlılar İle Derli Toplu Bir Araştırma Yok Denecek Kadar Azdır. Araştırmacının Bu Çalışması Bu Eksikliği Giderme Amacını Taşımakta Ve Karaçay-Malkar Halkının Sosyal Yapısını Bütün Yönleriyle Ortaya Koyduğu Bu Çalışmanın İlerde Yapılacak Yeni Araştırmalara Bir Basamak Olması Gayesini Gütmektedir.

Çerkes Fıkraları

Kasım 30, 2018

Çerkes FıkralarıAdigelerin Guğaj ailesinden Emekli Müftü Kemal Korkutun oğludur. Annesi ise, Kayseri Pınarbaşılıdır ve Abazaların Gogua ailesindendir. Profesyonel ve amatör olarak 15 yıl futbol oynayan Sami Korkut, halen Kocaeli Sağlık Müdürlüğünde Çevre Sağlığı Teknisyeni olarak görev yapmakta ve Sağlık Önlisans Programına devam etmektedir.

Xabze hakkında kalem yürütenlerin ortak noktası bir tanıma varamamalarıdır. Yazının amacı da zaten net bir tanım yapmak değildir. Xabze’yi sorunsallaştırmaktır. Xabze nedir dediğimizde birden fazla cevaba sahip kesin çizgilerle anlatılamayacak bir olgu karşımıza çıkmaktadır. Xabze anakronik

Diasporada yaşayan Çerkeslerin kendi kültürlerini sürdürebilmeleri, kendilerini ifade edebilmeleri ne kadar olanaklı? Zorlukları saymaya başlayalım; Anavatanından uzaktasın, yaşanan bir çok acı ve savaşların sonunda yeni bir coğrafyadasın, ayrı bir dil konuşuyorsun ve ayrıca kendi dilin de parçalı. Birimiz Konya’da, birimiz Düzce’de, birimiz Biga’dayız. Neredeyse yüzyıl köylerde kapalı, izole yaşam, kendi bildiklerine yeni bilgiler ekleyememişsin yıllarca. Aşık gibi insanlarımız çıkmış aramızdan, kültürümüzü korumaya soyunmuş ama bu kapalılığı aşmaya yetmemiş, sadece bir arada oluşa bir tutam katkı olmuş bu çabalar. Tek tanrılı din geçmişi çok uzaklara gitmeyen, binlerce yıl doğanın güçlerine inanan Çerkesler, bu kapalılıkta bazen sofulaşmışlar, bazen geleneği dindarlık sanarak yaşayıp gelmişler.

Son 40 yıl ise, diasporada dağılmış Çerkeslerin kendilerini yeniden keşfettikleri bir süreç. Şüphesiz burada yeni yaşamın büyük etkisi var; Köyden şehre giden insanlarımız bu süreçte Kafkas Kültür Dernekleri’nde yeni tip varolma ile karşılaşıyorlar. Köylerdeki zorunlu bir arada oluş, yerini gönüllü bir oluşuma bırakıyor. Bir yandan şehir yaşamı, konserve edilmiş kültür parçalarını erozyona uğratırken, dili ve geleneğin bir çok yanını aşındırırken, entelektüel anlamda “öteki” kültüre kendi varlığını ve sorununu sunma, anlatma çabasına girişiyor. Çok kısıtlı bir yayın dönemi yaşayan 1970 öncesi Çerkes diasporasının bilinci ayakta tutma olarak adlandırılabilecek yazını, 1970'lerden sonra Türkiye’nin politik ortamından da beslenerek yeni bir atağa geçiyor; Kamçı, Yamçı gibi dergilerin yanında özellikle tarih bilincini besleyen kitaplar yayınlanıyor. 1970 dönemi gençliğinin yeni dönemdeki bilinçlenme çabalarına olan katkısı son derece önemli.

Bir ulusal önerme olarak “Dönüş” tezi gündeme getiriliyor. Henüz o yıllarda kapalı devlet yapısını koruyan ve Türkiye’nin genel siyasi tavrının tamamen karşısında olan Sovyetler Birliği ve onun özerk cumhuriyetleri olan Kafkasya bölgeleriyle ilişkiler kurulmaya başlıyor. Bu dönemin heyecanlarını aktarmayı üstlenen Fahri Huvaj, Necdet Hatam, Özdemir Özbay, Nihat Bidanuk gibi aydınlarımızın zor dönemdeki çabalarını anlamalı, günümüzdeki ulusal bilinç arayışındaki önemli rollerini unutmamalıyız.

Mümtaz Demiröz, Cevdet Hapi, Sefer Berzeg, İzzet Aydemir, Orhan Alparslan, Yaşar Bağ, Rahmi Tuna gibi aydınlarımızın ulusal yazındaki aydınlatıcı metinleri, günümüze ulaşan önemli belge metinlerdir. Bu konuda adlarını sayamadığımız bir çok insanımız, yeni aydınlama döneminde kültürel ortamımıza katkı ürettiler; paneller, konferanslar, ana dilde koro çalışmaları bu dönemin önemli çalışmalarındandır.

Kiril alfabesi kursu ile bir çok kişi Kafkasya’dan gelen kitapları heyecanla ana dilde okumaya ve bunları çevresiyle paylaşmaya başladı. Doğaldır ki bu bilinçlenme bir üniversite gençliği ekseninde sürmüş ve yaşamlarını kazanmak için köyden gelen gençlerinde katılımıyla bu kültürel bilinçlenme, yeni şehirleşen bir kısım Çerkesler arasında yayılım gösterebilmiştir.

Gerçekte bu gelişme şehir ve köylerde yaşayan Çerkeslerde farklı etkiler yarattı. Ulusal bilinci savunan şehirli insanımız giderek dilini konuşmamaya başlıyordu. Köydeki zorunlu sosyal ilişkiler ortadan kalkmıştı. Derneklerde bir araya gelen Çerkesler aynı dili konuşmuyorlardı. Bazıları, Abzegh, bazıları Çeçen, bazıları Asetin, bazıları da Abaza kökenli Kafkasyalılardı. Yani kendi dilini biliyor olsa bile bu dili dernekte bir anlaşma dili olarak konuşması mümkün değildi. Derneklerimizde Çerkes ulusal ve kültürel sorunları zorunlu olarak Türkçe ifade ediliyordu. Bu yaşanan kültürel aşınmanın en çarpıcı görünümüydü.

Bugün çoğumuz şehirli Çerkes olduk. Köylerimizdeki insanlarımız da artık kapalı yaşam içinde değil. İletişim ve onun sonucu yeni oluşum onları da yeni yaşamın parçası haline getirdi. Belki bazı köylerde dil konuşulabiliyor ancak artık kültürel erozyondan kaçış mümkün değil.

Bilinç, kurumlarını üretmediği ve onları yaşama katmadığı süreçte giderek zayıflar ve kaybolur. Umarım bu noktada değiliz, ancak bireysel umutların çocuklarımıza ulaşması mümkün olmayabilir. Yüzümüzün Kafkasya’ya dönük olması yeni umutların canlı tutulması açısından çok önemli.

Kültürümüzün tümüyle yaşatılması açısından umutlarımızı canlı tutmalı ve onu Kafkasya’ya dönük yüzümüzle beslemeli ve ulusal var olma bilincini kurumlarını yaratarak gerçek yaşamamıza katmalıyız.

Ahmet ÖZEL

Uluslararası sosyolojide “Kafkasya ilişkilerine” ilgi gelenekseldir. Rus ilgisi, ülkenin toprak bütünlüğünü koruma çabalarıyla paralel olarak 1980’lerin sonlarından beri artmaktadır. Kafkasya’nın 21. yüzyıldaki geleceğine dair basit tahminler yapmakla artık tatmin olmayan Batı, burayı jeopolitik ilgi alanı ilan etmiştir ve şimdi de Rusya’nın Kafkasya politikasını sert bir dille eleştirmektedir.

Federal merkez’in Kafkasya’daki politikası baskı ve objektif gerçekliği ve bölgenin spesifik karakteristiğini görmezden gelen basiretsiz kararlara dayanmaktadır. Kafkasya, Rus politikacıları tarafından iki bölgeye ayrılmıştır; Rus (Kuzey) yarısı ve Rus olmayan yarı (Güney). Bununla birlikte Kafkasya çevresel ve sosyokültürel bütünlüğüyle ayrılmazdır. Kafkas halkları, etnik farklılıklarına rağmen ortak manevi değerlere sahiptir. Bunlar “Kafkas medeniyeti”, “Kafkas misafirperverliği”, “Kafkas zihniyeti” ve benzerleridir.

Kafkasyalı düşünürler son zamanlarda Kuzey Kafkasya tarihinin yeni bir yorumu üzerine denemeler yapmaktalar. V. V. Chernous, bölgeye yönelik var olan medeniyetsel yaklaşımlar analizinde Kafkas medeniyetini “polietnik, farklı dinleri birleştirici (yerel pagan mezhepleri Hıristiyanlık unsurlarıyla ve çeşitli İslam usulleriyle sentezleyerek birleştirme), teraslama tarımı, dağda sığır yetiştiriciliği ve at yetiştiriciliğinin bir arada var olduğu, dağları, yamaçları ve düzlükleri birleştiren, dağlıların orijinal geleneksel kanunlarıyla ve psikolojik yapılanmasıyla somutlaşmış, hükümet dışı kendi kendine organizasyon oluşumlarının hüküm sürdüğü bir medeniyet”(1)olarak tanımlıyor. Bununla birlikte Kafkasya’da, özellikle kuzey yarısında görülen sosyokültürel süreç henüz felsefi, sosyolojik ve kültürel açıdan tam anlamıyla analiz edilmemiştir. Kafkas medeniyetine karşı artan negatif tutum burada dikkate alınmalıdır. Kuzey Kafkasya’nın şimdi bir seçim bölgesi olarak doğduğunu söyleyen V. A. Avksentyev bu sürecin “gelecekte Kuzey Kafkasya medeniyeti olarak adlandırılacak ortak yaşam tarzının kuruluşunda temel oluşturabileceğini”(2)öne sürmektedir. Kafkasya, “süregelen çapraz-kültür etkileşim bölgesidir ve bir ‘Kafkas medeniyeti’ teorisi bilimsel eleştiriye tahammül edemez”(3).

Yine de, ortak “Kafkas medeniyeti”nin gerçekten var olduğunu öne süren, pek çok eşsiz kültürle ve dünyanın neredeyse tüm dinleriyle arasındaki yoğun etkileşimde tanımını bulan bir görüş açısı mevcuttur(4).

Bununla birlikte sorular doğal olarak yükselir: R. G. Abdulatipov’un medeniyet anlayışı nedir? “Kafkas medeniyeti”nin belirleyici özellikleri nelerdir? Kafkas görgü kuralları, Kafkas medeniyetinin kuruluşuna konabilir mi? Eğer medeniyet, manevi değerleri paylaşan bir insan topluluğu olarak anlaşılıyorsa, bu sorunun cevabı doğal olarak evet olacaktır. Bu anlamda, filozofların fikri doğrulanabilir.

Kafkas medeniyeti, şu an Kafkasya’da meydana gelmekte olan uygarlık sürecini açıklayabilir. Öte yandan, Kafkas halklarınca edinilen sosyal deneyimi nakletmez. Bu işlevi gerçekleştiren, medeniyetten ziyade bu deneyimi koruyup bir nesilden diğerine aktaran kültürdür. Kültür ayrıca insanlar için toplum hayatına yenilikler getiren yeni yaşam, davranış ve iletişim programları meydana getirir. İnsanlarda biyolojik programları saklayıp nakleden biyolojik genetik kodun yanı sıra bir başka kodlama sistemi vardır; edinilen sosyal deneyimin bireyler ve nesillerce paylaşıldığı sosyal kod(5).

Bu sebeple “Kafkas medeniyeti” ve “Kafkas kültürü” kavramlarının bir arada var olabilmesi mümkün görünmektedir. Burada akla gelen soru, “Kafkas kültürü”nün kullanımının ne kadar doğru olduğudur.

Rus bilimince nadiren değinilen bu olgu şimdi Rus Bilim Akademisi, Kabardey-Balkar Ulusal Merkezi, Dağlık Bölgeler Ekoloji Enstitüsü, Sosyal Ekoloji Laboratuarı’nda O. N. Damenia, Kh. G. Tkhagapsoyev ve A. Yu. Shadzhe tarafından incelenmektedir. Bu ekip Kafkasya’nın sosyokültürel bütünlüğünün ontolojisini dağlarda ve eteklerinde yaşayan Kafkas halklarının uzun zamandır süren ortak varlığıyla, ortak tarihiyle, etno-genetik yakınlıkla vb. kanıtlar.

Varsayılan Kafkas kimliğine değinen bazı yabancı meslektaşlar şimdiye kadar kimsenin bu kimliği kavramlarıyla tanımlamayı veya politika için bir faktör haline getirmeyi başaramadığını söylüyor(6). G. Nodiya’ya göre “Kafkasyalılık” eskiden gelen misafirperverlik gelenekleri, yoğun bir şekilde törenselleşmiş davranışlar ve askeri yiğitlik unsuruyla ilişkilendirilmektedir.

Evrimsel kültürel antropolojiyi temel alarak Kafkas kültürünün genel hatlarını belirtmeye çalışacağız. Ama önce O. N. Damenia tarafından öne sürülen “Kafkas kültürü” kavramını inceleyeceğiz. Merkezinde, Kafkas kültürünü Doğu ve Batı kültüründen ayıran orijinal model bulunmaktadır. Batılı insanın bilinçaltında kendi kendine yetme olgusu eksiktir. Davranışlarında, dış dünyada kendini mükemmelleştirmeye çalışarak bu eksikliği telafi etmeye çalışır. Aynı olgu, Doğu kültürüne ait bir bireyin zihniyetinde de gözlemlenebilir. Varlığının bütünlüğünü dış dünyada değil, kendi içinde arar. Kafkas kültüründe ise kişi kendinden ve dünyadan memnundur, kusursuz bir varlık arayışında değildir. Birey varlığı olduğu gibi gösterir(8).

Aslında bir kültürün köklü izleri ayrı konduğunda dikkat geleneksel olarak insan davranışı modellerine ve sosyal etkileşimin düzenlemelerine yönelir zira kültürün asıl orijinalitesini gösteren onlardır. Mensubiyet, Kafkasların yaşamını düzenleyen sosyal düsturun önemli değişkenlerinden biridir. Kafkas kültürü, dinamik Avrupa kültürüyle kıyaslandığında daha durağandır. Bu, mensubiyetin burada güncelliğini ve önemini hala kaybetmemiş olmasını bir dereceye kadar açıklar. Diğer taraftan bu kültürel olgunun bir temel değeri görevini üstlenerek var olmasını sağlar(7).

Etnik ilişki, Kafkasyalılar tarafından varlık hiyerarşisinin basamaklarından biri değil, en üst noktası olarak algılanır. Mensubiyet, hem bireysel hem sosyal kimlik kategorisidir. Dürüstlük, şeref, adalet ve bilgelik gibi değer kategorileriyle ilişkilendirilir. Bu olgu, bireyin haysiyet, doğruluk ve özgürlüğe dair fikirlerini şekillendirir. Kafkaslar, mensubiyeti hayatları için ideal bir model olarak görür. Kafkas kültüründe bireyin yaşamının, davranışlarının ve iletişiminin düzenleyicisidir. Bu işlevi süren bir olgudur.

Sosyal ve ekonomik faktörlerin mensubiyet üzerindeki etkisinin önemsiz olduğu dikkate alınmalıdır. Uygulamalı batı sosyolojisinin liderlerinden biri olan R. Inglegart en olgun endüstri toplumunda bile “bir kültürün ilk dönemlerinde özümsenmiş anahtar kavramlarında görülebilecek değişimin çok hafif olacağını” öne sürmüştür(9). Kafkas kültürüne özgü bir olgu olan mensubiyet hiç değişmemiştir; Kafkas halklarının psikolojik ve kültürel evrenlerinin yegane açıklamasıdır.

Kesin olarak söylemek gerekirse mensubiyet mutlak değildir. Ne bireyselliği bastırır, ne de bilinçli seçimi inkar eder. Kafkas kültüründe birey kendini (Avrupa ve Amerika kültüründeki bireyden farklı olarak) mensubiyet ile kavrar. Kafkas mensubiyeti bireysel, sosyal ve politik yaşamda önemli bir rol oynarken “Avrupalı” trans-etnik kimlik önerir. Mensubiyet prensipler, idealler ve kusursuzluk normları belirtir. Kafkas ruhunun hali etnik kimliğiyle bağdaşıktır. Bir Kafkas için mensubiyetin değerlere dair bir içeriği vardır, maksatlı özü haline gelmiştir. Etnik bir topluma ait olmayla belirlenen değer-kaynaklı davranış, bu kültürel olguda bireyin spesifik tanımlamasıdır. Bu bağlamda mensubiyet bireyin hayattaki yönlenişini belirleyen değer bazlı bir paradigma rolü oynar.

Kafkasya poli-etnik bir bölge olmasına rağmen, sosyokültürel bir bütün olarak varlığı imkansız değildir. Bu, Kafkasya’nın kültürel geçmişini bir mit haline getirme veya mutlaklaştırma çabası değildir. Tanımını çeşitli etnik kültürlerin birleşimiyle bulan Kafkas kültürü karmaşık bir tarih ve ne Doğu ne de Batı kültürüne benzeyen bir kültür olgusudur.

NOTLAR
(1) Chernous V.V. – “Russia and the Peoples of the Northern Caucasus: Problems of the Dialogue of Cultures and Civilizations”, Scientific Thought of the Caucasus. 1999. No. 3. P. 154-167.
(2) Avksentyev V.A. – “Theoretical Aspects of the Research of Ethnic Processes in the Northern Caucasus”, Ethnic Processes on the Eve of the 21st Century. Conference Proceedings (15-20 September, 1998). Stavropol, 1998. P. 11.
(3) Avksentyev V.A. – “Problems of the Formation of a New Non-conflict Ethnic Relationship in the North Caucasian Region”, Contemporary Ethnic Problems. Issue 5. Problems of Harmonization of Interethnic Relations in the Region: Conference Proceedings (14-15 September, 1999). Stavropol, 1999. P. 19.
(4) Abdulatipov R.G. – “Caucasian Civilization: Originality and Integrity”, Scientific Thought of the Caucasus. 1995. No. 1. P. 56.
(5) See Stepin V.S. – “Culture”, Voprosy Filosofii. 1999. No. 8. P. 61-71.
(6) Koppiters B. – “Introduction. Georgians and Abkhazians”, Way to Reconciliation. M., 1998. P. 14.
(7) Nodiya G. – “Conflict in Abkhazia: National Projects and Political Circumstances”, Way to Reconciliation. M., 1998. P. 32.
(8) Damenia O.N. – “Problem of Identification of the Caucasian Culture”, Herald of the Adygh National University. Maykop, 1998. No. 1. P. 57.
(9) Inglegart R. – “Cultural Shift in the Mature Industrialized Society”, New Post-industrial Wave in the West. Anthology / Ed. by V.L. Inozemtsev. M., 1999. P. 252.

(*) Sosyal Ekoloji Laboratuarı, Kabardey-Balkar Dağlık Bölgeler Ekolojjsi Enstitüsü Bilimsel Düşüncede Kafkasya: Bilim ve Politika Dergisi - Rostov-on-Don: Kuzey Kafkasya Yüksek Öğrenim Araştırma Merkezi, 2000. No. 2 (22).

A.Yu. Shadzhe: Felsefe Doktoru, Profesör, Felsefe ve Sosyoloji Bölümü, Adige Ulusal Üniversitesi; Kıdemli Araştırmacı,

A.Yu. Shadzhe (çev: Saraha Vedat)

Page 1 of 2

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler Türk mü?

Çerkesler Türk mü?

Ara 02, 2018 Rate: 0.00

Kafkasya Neresidir?

Kafkasya Neresidir?

Ara 10, 2018 Rate: 0.00

Kabardey Aile Armaları

Oca 25, 2019 Rate: 0.00

Son Twetler

RT @profdrhalukkoc: Rusya Fed.Ank B.elçisi Aleksey Yerhov;1820-1870 yıllarında her türlü eziyet,baskı ve zorla topraklarından sürdükleri Ka…
https://t.co/z2AVKFGjVf
Adıge Cumhuriyeti'nin Kuruluş Yıl Dönümü Kutlu Olsun https://t.co/10PUan3hJA
RT @ajanskafkas: Mustafa Aydın Turan | Mehdi Nüzhet Çetinbaş yazdı https://t.co/bM0qHZIb6X https://t.co/LV5Nislevy
Follow Çerkesya on Twitter

Post Gallery

Çerkes Parası ve Kaffed'in Kozmik Aklı

Çerkeslerin Mitolojik Kahramanı Nart Sosruko Mobil Oyun Oluyor

Eski Kafkas halkları, Amerikan yerlileri ve Sibirya halklarıyla akrabaymış

Belgesel Film Gösterimi-Çerkes Atının Öyküsü Şağdi

Hayriye Melek Hunç Anısına Kitap Günleri

Adıgey Halkı Anadilde Eğitim İstedi

Sarıkamış’tan Bir Şehit Öyküsü

Efsanevi Kabardey Atları Dörtnala Geri Dönüyor

Çerkes Kültürüne Son Bir Yaşam Alanı