Dilimiz

2004 de Alfabe Tartışması

Anadilde açılacak kurslar nedeniyle geçen yıl İstanbul’da ve Ankara’da yapılanToplantılar da alfabe konusu yoğun şekilde tartışılmıştı. Latin ve Kiril alfabelerini savunanlar argümanlarını sunmuşlardı. Aynı tartışma bu yıl tekrar alevlendi ve sonuçta nisan ayındaKafkas Dernekleri Federasyonu’nun düzenlediği toplantıda Kiril alfabesinden yana kararçıktı. Ancak tartışmalar bitecek gibi görünmüyor. Benzer şekilde 1900’lerin başında daÇerkes aydınları arasında “Arap alfabesi mi olsun Latin alfabesi mi” tartışması yaşanmıştı. Odönemde hem Kafkasya’da hem de Osmanlı’da bazıları Arap harflerini, bazıları da Latinharflerini esas alan çok sayıda alfabe önerisi yapılmıştı. 1936-38’de Kafkasya’da Sovyetyönetiminin tercihi, 1923’te de Türkiye’de yeni rejimin politikası bu tartışmalara son noktayıkoydu.Türkiye’de yaşanan süreç sonucunda bugün yine aynı tartışmanın içindeyiz, fakattamamen farklı koşullarda.

Yüz yıl önce İstanbul’daki Çerkes Teavün Cemiyeti ve Çerkesaydınları bütün Çerkes dünyasının kültürel öncülüğünü yapıyordu. İstanbul’da hazırlananalfabeler, basılan kitaplar ve yetişen aydınlar hem Kafkasya’ya hem de Suriye’yegönderiliyordu. Cumhuriyet’ten önce, Arap alfabesinin kullanıldığı dönemde Müslüman birhalkın aydınlarının Latin harfleriyle alfabe yapması özellikle ilginçtir.Değişik ülkelerde yaşayan Çerkeslerin bugün dil ve alfabe konusunda bulundukları yerlerçok farklı. Kafkasya’da 1920’lerden itibaren Kafkas dilleri yazılı hale getirildi, eğitim öğretimyaygınlaştırıldı, çok sayıda yayın basıldı, yazarlar, şairler yetişti. Ürdün ve İsrail’dekiÇerkeslerin okul açma, dillerini öğrenme imkanları oldu. Suriye’deki Çerkesler bu konudabiraz daha sıkıntı çektiler. Türkiye’deki Çerkeslerin ise böyle bir şansları hiç olmadı.

Çerkesçe okuma yazma öğrenmek bir avuç idealistin özel merakı olarak kaldı.Sovyetler Birliği döneminde, 1936-1938 yıllarında Çerkesçe’nin iki lehçesi için Kiril-Rus alfabesinin harflerini esas alan ve bugün hala kullanılan iki alfabe yapıldı. 1970’lerdeAnkara derneğinin çabalarıyla bu alfabeler Türkiye’de de yaygınlaştırılmaya çalışıldı, ancakmevcut siyasi ve kültürel ortam buna imkan vermedi ve öğrenimi sınırlı bir çevrede kaldı.Alfabe bazı toplumlar için ulusal kimliklerinin parçasıdır. Ruslar, Yunanlılar, Araplar,Japonlar, Gürcüler, Ermeniler v.d. için böyledir. Alfabe tartışmaları genellikle ulusallıkzemininde yapılır. Çerkesler için tartışmanın böyle bir zemini yok. Çerkesçe için daha önceyapılan Arap ve Latin alfabeleri, bugün kullanılan Kiril alfabesi Çerkeslerin ulusal kimliğininbir parçası olmadı.

Dolayısıyla tartışma sadece dilsel gerekçeler zemininde yapılabilir. Ancakbugüne kadar yapılan tartışmalardan görüldüğü kadarıyla, bazıları için bu sorun dilselgerekçelerden çok politik ve ideolojik nedenlere dayanıyor.Bugün yaşanan alfabe tartışması olmaması gereken bir tartışmaydı. Çünkü Çerkesçe 70yıldır yazılı bir dil ve nasıl Türkçe Latin alfabesiyle yazılıyorsa Çerkesçe de Kiril alfabesiyleyazılıyor. Fakat Türkiye’de Çerkes halkının bugün bulunduğu noktada her şeyi yeniden veyeniden tartışmak gerekiyor. Birçok konuda olduğu gibi alfabeyle ilgili tartışmalarda da etkiliolan bir ‘kendini tanımlama’, yani kimlik sorunu var.

Genel bir tespit yaparsak, kendini‘anavatan’ üzerinden tanımlayanlar, yani Kafkasya’yı anavatanı kendini de Çerkes halkınındiasporada yaşayan bir mensubu olarak görenler genellikle Kiril alfabesini daha kolay benimsiyorlar. Artık tamamen ‘buralı’ olanlar ve Ruslarla ilgili her şeyi düşman gören siyasigelenekten gelenler de Kiril alfabesine karşı çıkıyorlar.Bu tartışmada Latin alfabesini savunanlar ‘Kiril alfabesini öğrenmenin zorluğu’, ‘Latinalfabesinin yaygınlığı’, ‘bilgisayarda ve internette Kiril kullanılamaması’ v.b. gerekçeler ilerisürüyorlar.Kiril alfabesinin tercih edilmesinin en önemli nedeni, Kafkasya’da 70 yıldır bu alfabeyleüretilmiş azımsanmayacak bir birikimin olmasıdır. Bugünün koşullarında sadece konuşma diliolarak kalan bir dil varlığını sürdüremez.

O dilin yazarlar, şairler tarafından işlenmesi, yazılıürünlerinin olması, radyoda televizyonda kullanılması gerekir. Bunların kısa dönemdeTürkiye’de olmasını beklemek hayal olduğuna göre, yapılacak tek şey anavatandaki bubirikimden yararlanmaktır. Yıllardır süren çabalara rağmen Kiril alfabesini çok az kişininöğrendiği biliniyor.

Yıllardır bunun için çaba harcayan aydınları yılgınlığa düşüren bu durumTürkiye’deki siyasi ortamdan kaynaklanıyordu. Soğuk savaş şartlarının sona erdiği,anavatanla ilişkilerin ve bilinçlenmenin arttığı bugün daha umutlu olmak gerek.Türkiye’de Çerkesçe öğretmeni yetiştiren herhangi bir öğretim kurumu, üniversitelerdebir bölüm yok. Şu anda açılsa bile yetişmesi yıllar alır, ki zaten böyle bir niyet de görülmüyor.Dolayısıyla kurslar için muhtemelen Kafkasya’dan Kiril alfabesiyle Çerkesçe öğreteceköğretmenler getirilecek.Olayın diğer bir boyutu da anavatan-diaspora ilişkisi.

Türkiye’deki Çerkesler kendilerinianavatanları Kafkasya olan bir diaspora toplumu olarak görüyorlarsa, dönüş söz konusu olsun olmasını anavatanlarıyla ilişkilerini korumak ve geliştirmek durumundalar. Bunun için de enbaşta gelen araç dildir. Burada ayrıca yazının önemini anlatmaya gerek yok. Diğer taraftan,Kafkasya’da ve Türkiye’de konuşulan Çerkesçe arasında 140 yıllık bir ayrılık var.Kafkasya’da yazı dilinin oluşmasıyla iki lehçe standart dil haline geldi. Yaşayan bir varlıkolarak dil gelişti, değişti, Rusça’dan kelimeler aldı. Türkiye’de ise farklı lehçeler ve ağızlarsürekli gerileyerek varlıklarını korudular. Dil standart hale gelmedi ve konuşma dilindenibaret.

Dolayısıyla Türkiye’deki farklı lehçe ve ağızların Kafkasya’da standart hale gelen dileuyum sağlaması gerek. Ve aradaki 140 yıllık açığı kapatmak Türkiyeli Çerkeslere düşüyor. Kiril alfabesiyle basılmış kitapları Latin alfabesine çevirmek ise hem ekonomik açıdanhem de yukarıda bahsettiğimiz sakıncalar açısından anlamlı görünmüyor.

Dünyada İngilizce nedeniyle Latin alfabesinin yaygınlaştığı bir gerçek. Ancak hiçbirhalk, farklı alfabe kullananlar da dahil bunun için kendi alfabelerini değiştirmeyidüşünmüyorlar. Sadece Latin (İngiliz) alfabesini de öğreniyorlar. Azerbaycan’ın ve bazı OrtaAsya cumhuriyetlerinin Latin alfabesine geçişi ise politik bir tutum. Ekonomik olarak olduğugibi kültürel olarak da ülkelerini Rusya’nın etkisinden kurtarıp Batı’yla yakınlaşmayaçalışıyorlar. Kafkasya’daki cumhuriyetler için durum çok farklı. Onlar Rusya Federasyonu’nabağlılar ve Rusya hükümeti Tataristan’ın Latin alfabesine geçme teşebbüsü üzerine geçtiğimiz yıllarda Rusya Federasyonu topraklarında Kiril’den başka alfabe kullanılmasını yasakladı.

Rusya’da Latin alfabesine geçişin tartışıldığı, gelecekte Latin alfabesine geçecekleri iddiası ise rivayetten ibaret. Ruslar için alfabe ulusal kimliklerinin bir parçasıdır. Teknolojinin, internetin Latin alfabesini zorunlu kıldığı iddiası da geçerli değil. İlk başta evet, Latin harfleri hatta İngilizce dışında problem yaşanıyordu. Ama bugün hem internet hemde bilgisayar programları birçok dile uyumlu hale getirildi. Baskça’dan Katalanca’ya kadar

Murat Papşu


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.