Dilimiz

Çerkes Adiğe yazısının Tarihçesi

Adığe, anavatanı Kuzeybatı Kafkasya olan ve 19. yüzyılın ikinci yarısında uğradıkları sürgün sonucu bugün nüfusunun büyük çoğunluğu anavatanının dısında(Türkiye, Ürdün, Suriye, İsrail vd. ülkelerde) yasayan halkın kendine verdiği addır. Yasadıkları ülkelerde ve ilgili literatürde daha çok ‘Çerkes’ olarak bilinirler. Türkiye’de ‘Çerkes’ sık sık diğer Kafkas halklarını da kapsayacak sekilde kullanıldığından ve ‘Adığece’ dilbilim literatüründe yerlesmis bir terim olduğundan, yazı ve alfabeyi konu alan bu yazıda Çerkesçe yerine ‘Adığece’ demeyi tercih ettim.

Adığece Kafkas Dilleri’nin Kuzeybatı (Abhaz-Adığe) grubuna ait bir dildir. Abazaca ve bugün artık ölü dil olan Ubıhça bu grupta yer alan diğer akraba dillerdir. Adığeler 19. yüzyıl ortalarına kadar korunan toplum ve yerlesim yapılarına göre Natuhay, Abzeh, Sapsığ, Bjeduğ, Çemguy, Hatukay, Mamheğ, Mahos, Besleney ve Kabardey boylarından olusuyordu. Ubıhların çoğunluğu, farklı dilleri olmasına rağmen Adığece de konusuyordu.

Bu boy adları yerlesimlerine bağlı olarak lehçeleri ve ağızları da isaret etmektedir. Bilindiği gibi, aynı dili konusan ve coğrafi olarak birbirinden uzaklasan toplulukların dilleri zaman içinde farklılasır; farklı ağızlar, lehçeler, hatta diller ortaya çıkar. Uzaklığa büyük doğal engelleri de ekleyebileceğimiz Kafkasya’da Adığece için bu durum söyle gelismistir: 13.-14. yüzyıllarda, tarihi olaylara bağlı olarak Adığelerin bir kısmı batıdan doğuya doğru ilerleyerek merkezi Kafkasya’ya yerlesmis ve bugün Kabardey ve Besleney olarak bilinen topluluklar ortaya çıkmıstır. Dolayısıyla Adığeler, Doğu veya Yukarı Adığe (Shağ) ve Batı veya Asağı Adığe (Ç’ahe) olarak ikiye ayrılmıstır.

Adığece de buna bağlı olarak iki lehçeden olusmaktadır: Abzeh, Bjeduğ, Çemguy ve Sapsığ ağızlarından olusan Batı Adığe lehçesi; Baksan, Terek (Cılahsteney), Kuban, Kuban-Zelençuk, Malka (Balk) ve Besleney ağızlarından olusan Doğu Adığe veya Kabardey lehçesi (Besleneyler Kabardeylerden ayrı bir boy sayılmalarına rağmen dilleri Kabardey lehçesinin bir ağzı kabul edilmektedir).

1922 yılında Batı Adığe topraklarının küçük bir kısmında, Sapsığları dısarıda bırakan “Çerkes (Adıgey) Özerk Bölgesi” (bugünkü Adıgey Cumhuriyeti), Kabardey ve Besleneylerin yasadığı bölgelerde de Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar özerk bölgeleri (bugün ikisi de cumhuriyet) kuruldu.1 Adığeceyle ilgili terminolojik karısıklık da bundan sonra basladı. Bu üç idari birimde yasayan Adığeler üç ayrı milliyetmis gibi (Adıgeyler, Çerkesler ve Kabardeyler) kabul edilmeye baslandı. Adığecenin iki lehçesi de ‘Adıgey dili’ ve ‘Kabardey-Çerkes dili’ olarak iki ayrı dil kabul edildi; alfabe ve edebiyat ikisi için ayrı ayrı olusturuldu. Rusya’da bugün hala geçerli olan bu sınıflandırmaya göre Kuzeybatı (Abhaz-Adığe) dil grubu bes dilden olusmaktadır: Adıgeyce, Kabardey-Çerkesçe (veya sadece Kabardeyce), Abhazca, Abazince ve Ubıhça. Ubıhça, 1860’lardan itibaren Kafkasya’da konusanı kalmadığı ve bugün artık ölü dil olduğu için çoğu Sovyet/Rus dilbilimci tarafından bu listeye dahil edilmez.

Abazaca da Adığeceyle aynı kaderi paylasarak Abhazca ve Abazince diye ayrılmıstır. Sonuç olarak, yasanan bu tarihi süreç sonucunda Adığece küçük farklılıkları olan iki alfabeye sahip olmustur.

İlgili kaynakların, özellikle dille ilgili olanların çoğu Rusça olduğu için bu terminoloji Türkçeye de aktarıldı. Bu yapılırken bir de Adıgey’de konusulan Batı lehçesi (‘Adıgey dili’) ‘Adığece’ olarak tercüme edildi ve ortaya “Adığece ve Kabardeyce” gibi gariplikler çıktı.

Kafkasya’da İlk Alfabe Çalısmaları
Eskiden beri yazısı ve yazılı edebiyat geleneği olan tek Kafkas dili, ilk edebi örnekleri MS 5. yüzyıla ait olan Gürcücedir. Yaygınlasmayan alfabe denemeleri sayılmazsa, diğer Kafkas dilleri yakın bir zamanda, 1920-30’lu yıllarda yazılı hale gelmistir; alfabeleri Kiril alfabesini esas almaktadır. Otuzdan fazla Kafkas dili olmasına karsın Rusya Federasyonu’nda bunlardan ancak onu yazı ve edebiyat diline sahiptir; Adıgey-Kabardey, Abhaz-Abazin, Çeçen-İngus gibi aynı dilin lehçeleri de bu sayıya dahildir.

17. yüzyılda Evliya Çelebi, 18. ve 19. yüzyıllarda N.Vitsen, Filipp İ. Stralenberg ve İ.A. Güldenstedt, P.S.Pallas, G.Y.Klaprot gibi gezgin ve arastırmacılar Adığece kayıtlar yaptılar. Fakat bunları ilk alfabe denemeleri saymak mümkün değildir. Adığece için ilk alfabe denemeleri 1800’lerin baslarında yapılmaya baslandı. Sultan Adil-Girey’in aktardığına göre “Çerkesya’nın büyük sairi ve mükemmel oryantalist Natauk Seretluk 19. yüzyılın ilk çeyreğinde, uzun yıllar uğrasarak hazırladığı alfabeyi ve grameri din adamlarının baskısıyla atese atıp yakmak zorunda kaldı.” 2

1829 yılında Petersburg’ta, Çarın hassa birliği içinde kurulan Kabardey Süvari Bölüğü’nde görev yapan Adığelerin eğitimi için Petersburg Üniversitesi’nde öğretmen olan Rus subayı İ. Gratsilevski Kiril-Rus harfleri temelinde “Çerkes alfabesi”ni hazırladı. Gratsilevski’nin öğrencileri aralarında bu alfabeyle yazısıyorlardı.3 Bu girisim, Petersburg’taki bu birlikte bulunan ilk Adığe aydınlanmacılarından Sora Bekmırza Noguma’ya (1794 (1801?)-1844) ve Sultan Han-Girey’e (1808-1842) de ilham verdi. Sora Noguma 1840 yılında Rus alfabesinden aldığı 33 ve Alman alfabesinden aldığı h harfiyle 34 harflik bir alfabe hazırladı. Ancak Adığecenin altmısa yakın sesini karsılamak için diakritiklere (harflerin üzerine konan isaretler) basvurmak zorunda kaldı ve harf sayısı pratikte 49 oldu. Bu alfabenin basılması için hükümete yaptığı basvuru kabul edilmedi. Noguma daha sonra, 1843 yılında din adamlarının baskısıyla Arap harflerini esas alarak bazı eklemelerle bir alfabe daha hazırladı. Fakat bu alfabe de Adığece için yetersiz kaldı ve kullanıslı olmadı. Noguma’nın hazırladığı iki alfabenin tarihleri konusunda bilgiler çeliskilidir. Bazı kaynaklar önce Arap harfli alfabeyi, sonra Rus harflerini esas alan alfabeyihazırladığını belirtmektedir.4

Sultan Han-Girey de ‘Seretluk ve Noguma’nın tecrübelerine kendi tecrübesini ekleyerek’ Rus harflerini esas alan yeni bir Adığe alfabesi hazırladı. Han-Girey’in notları bugüne ulasmadığı için alfabesi hakkında ayrıntılı bilgi yoktur. Yine Han-Girey’in aktardığına göre “1820’lerde Sapsığ Muhammed Efendi Adığece bir alfabe hazırladı, fakat din adamlarının bağnazlığı yüzünden bu girisim basarıya ulasmadı.”5

Bir alfabe denemesi de 1840 yılında Leonti Lyulye yaptı. Alfabesini hazırladığı Rusça Çerkesçe sözlükte uyguladı.6 Fakat P.Uslar’ın tespitine göre, dilbilimci olmayan Lyulye’nin alfabesi Adığecenin seslerini tam olarak karsılamıyordu; nitekim kullanım alanı da bulamadı.Bu ilk örnekleri izleyerek 19. yüzyılın ikinci yarısında da çalısmalar devam etti. Arap harflerini esas alan alfabe geleneğini Abzeh Vumar Bersey devam ettirdi. 1853 yılında ‘Çerkes Dili Okuma Kitabı’nı ve 1858’de ‘Adığe Dili Grameri’ni yayınladı.7

Bersey’in alfabesi 28 Arapça, 4 Farsça harften ve Adığecenin seslerini karsılamak için kendisinin yarattığı 14 özel isaretten olusuyordu. Ünlüler ise alta ve üste konulan isaretlerle (esre ve ötre) karsılanıyordu.8

1854’de British Philological Society tarafından basılan “A Dictionary of the Circassian Language” adlı çalısmasında L.Löwe, her iki lehçe için yanında Latin karsılıklarını da vererek Arap alfabesi kullandı.

1878 yılında Hacıbek Ançok, Bersey’in alfabesinde değisiklikler yaparak daha basit ve kullanıslı bir alfabe hazırladı. Alfabe 68 harften, bütün harfler de tek isaretten olusuyordu. Ançok kendi alfabesiyle sözlü Adığe edebiyatından çok sayıda eser derledi.9

Ancak Arap harflerini esas alan alfabelerin problemi çözmediği görüldü ve arayıslar devam etti. 1862 yılında P.Uslar Nalçik’e gelerek Vumar Bersey ile birlikte Rus harflerini esas alan bir alfabe hazırladı. Nalçik Kabardey Okulu’nda öğretmen olan Kazi Hatohsoko’nun (Atajukin) hazırladığı, çoğu Rus alfabesinden alınan 44 harften olusan alfabe 1865 yılında basıldı.

1881 yılında sair Bekmırza Pas’e Arap alfabesinden uyarladığı kendi alfabesiyle Adığece eserler yazmaya basladı. 1890’larda ünlü Kafkasolog L.G.Lopatinski reforme ettiği Kiril-Rus alfabesi temelinde bir Adığe alfabesi hazırladı. Ayrıca ‘Kısa Kabardey Grameri’ ve ‘Rusça- Kabardeyce Sözlük’ yazdı. Onun etkisiyle 1906 yılında Pago Tambiy de kendi alfabesini ve okuma kitabını hazırladı. 20. yüzyıl baslarında Arap harflerini esas alarak alfabe denemeleri yapan Mejid Fanziy, Hasan Yelberd, Nuriy Tsağo ve Talustan Seretloko’nun da adlarını sayabiliriz.10

Çarlığın son döneminde Adığe halkının içinde bulunduğu tarihi kosullar, takdire değer bütün bu çabalara rağmen yazının eğitim ve aydınlanma aracı olmasına izin vermedi. 1920 yılında yapılan nüfus sayımına göre okuma yazma bilmeyen Adığelerin oranı % 90’ın üzerindeydi.11

Osmanlı’da İlk Alfabe Çalısmaları
Hemen hemen aynı dönemlerde İstanbul’da da alfabe çalısmaları yapılıyordu. İlk alfabe denemesi 1897 yılında Tharhet Ahmet Cavit Pasa tarafından yapıldı. Ahmet Cavit Pasa Arap harfleriyle hazırladığı Adığe alfabesini İstanbul’da tas baskıyla bastırarak halk edebiyatından derlemeler yapmaya basladı. Daha sonra Ahmet Cavit Pasa’nın baskanı olduğu Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti (1908-1923) tarafından İstanbul’da çıkarılan ‘Ğuaze’ (Rehber) adlı gazetede bu alfabeyle yazılar yayınlandı, edebi ve dini kitaplar basıldı. Mesrutiyet döneminde alfabenin iki yeni baskısı daha yapıldı. (“Adıge Yani Çerkes Lisanının Söylenisi Yazılısı” (Adıghe Bzeguim Yivuaçve Yitxaçve), Osmanlı İktisad Kütüphanesi, İstanbul, 1327).12 Özellikle 1908-1920 arasında Osmanlı Çerkes aydınlarının alfabe olusturmak için yoğun çalısmalar yaptıkları bilinmektedir. Ahmet Cavit Pasa’dan sonra bilinen ilk çalısmayı İstanbul’da doktor Mehmet Ali Pçehatluk yaptı. Ancak tarihler konusunda yine karısıklık vardır. Adıgeyli dilbilimci Uçujuk Zekoh, Pçehatluk’un 1902’de Arap harflerini, 1904’te de Latin harflerini esas alan iki alfabe hazırladığını yazmaktadır. Mahomed İsayev ise Pçehatluk’un 1908’de Arap harfleriyle Adığe alfabesi hazırladığını, aynı yıl bu alfabeyle okuma ve ders kitapları bastığını belirtmektedir. Fakat Pheçatluk’un Latin harfleriyle Osmanlıca açıklamalı olarak hazırladığı ‘Adığe Alfib’in Çerkes Teavün Cemiyeti Alfabe Komisyonu tarafından Ğuaze gazetesinin 9 Haziran 1327 (1910) tarihli 12. sayısında ilan edilen karar uyarınca 1912’de (1329) yayınlandığı bilinmektedir.13

Bilinen diğer çalısmalar sunlardır:
Adıge Alfabesi - 1909 yılında Yusuf Suat Neğuç ve Ahmet Nuri Tsağo tarafından hazırlandı.

Çerkes Elifbası. Hürriyet Matbaası, İstanbul, 1331 (1915). Otuz bir sayfadan olusan ve Arap harflerini esas alan alfabenin yazarı Adighe Zauil (‘Adığe Savasçısı’) olarak görünmektedir. Bir grup tarafından hazırlandığı tahmin edilmektedir.

Çerkes Elifba Apsısola (Abhazca ile Çerkes Alfabesi). İstanbul, 1335 (1919). Edebiyat öğretmeni Mustafa Butba’nın Adığece ile Abazacanın alfabe birliğini sağlamaya yönelik bir çalısmasıdır. Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti ile Simali Kafkasya Cemiyeti tarafından yaygınlastırılmaya çalısılmıstır.

Çerkes Elifbası-Cerqes Eelfıb. Blenav Batuk Harun, Simali Kafkas Cemiyeti Yayını, İstanbul, 1334 (1918). 35 harften olusan alfabe Latin harflerini esas almaktadır. Birinci Dünya Savası’ndan sonraki karısık dönem bu alfabelerin kullanımına ve kültürel faaliyetlerin gelismesine imkan vermedi. Yine de bu İstanbul’da Adığece ders kitapları, edebi eserler bastırıldı ve bunlar Kafkasya’ya da gönderildi.

Adıge Alfabe (Çerkes Alfabesi), Ahmediyye Matbaası, İstanbul, 1337 (1921) (2. baskı). İbrahim Hıdzetl tarafından Arap harfleriyle hazırlanan bu alfabe Kafkasya’da da birkaç yıl kullanıldı.

Çerkeslerin yasadığı Suriye, Ürdün, Mısır gibi ülkelerde de çoğunlukla İstanbul’da öğrenim görmüs, Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti çevresinden aydınlar tarafından alfabeler hazırlandı. Mısır ordusunda pasa olan ve 30 yıldan fazla Avrupa’da görev yapan Muhamed Kemal Huaj, emekli olduktan sonra Suriye’de bir Çerkes köyüne yerlesti. 1910 yılında Arap harflerini esas alan bir alfabe hazırladı ve kendi parasıyla Adığece eğitim veren bir okul açtı.14

Suriye’de kullanılan diğer bir alfabe, Çerkes Teavün Cemiyeti’nin ve Simali Kafkasya Cemiyeti’nin çalısmalarına katılmıs aydınlardan Harun Bateko tarafından hazırlandı. (Elifba vel Serkesiyye, Sam, 1929). Latin esaslı bu alfabeyle Kuneytra Çerkes Okulu’nda Adığece eğitim verildi. Çesitli eserler ve ‘Marg’ (dua, Tanrı’ya yakarıs) adlı bir gazete yayınlandı (1928-1931). Bu çalısmalar aralıklı olarak İkinci Dünya Savası’na kadar sürdü. Yine bu dönemde sair ve yazar Ömer Hilmi Tsey Latin harflerine dayanan yeni bir alfabe yayınladı, fakat bu da uygulama alanı bulamadı. (Adighe Txibze (Adığe Alfabe Kitabı), Halep, 1926). İkinci Dünya Savası yıllarında Kafkasya’yı terk etmek zorunda kalarak Ürdün’e yerlesen yazar Saban Kube burada yeni bir alfabe hazırladı (Adighe Alfibe, Sam-Amman, 1952). Esas olarak Kafkasya’daki Kiril esaslı Adığe alfabesi sisteminin Latin harflerine uyarlanmasıyla meydana getirilen bu alfabeyle Ürdün, Suriye, Lübnan, Fransa ve ABD’de Kube’nin bazı eserleri basıldı, takvimler, muhtıralar yayınlandı. Türkiye’de de bu alfabeyle Sefer Berzeg tarafından ‘Vatan Düsüncesi’ adlı Adığe siirlerinden seçmeler basıldı. (Ankara, 1967).

Adığe yazısının yaratılmasına yönelik bu çalısmalarda hangi lehçenin veya ağzın esas alınacağına dair bir tartısmaya tanık olmuyoruz. Öyle anlasılıyor ki, çabalar bütün lehçelerin ve ağızların kullanabileceği ortak bir alfabe yapmaya yönelik olmustur. Ancak Osmanlı’da yapılan çalısmalar, bu konuyla uğrasan kisilerin kökeni itibarıyla daha çok Batı Adığe lehçesini esas almaktadır.

Sovyetler Birliği Döneminde Yapılan Çalısmalar ve Bugünkü Alfabe
19. yüzyılda ve 20. yüzyılın baslarında yapılan bu alfabe denemeleri, ne yazık ki Çerkeslerin iki imparatorluğun ordularının saflarında sayısız savaslara katılmak zorunda kaldığı talihsiz bir döneme denk geldi. Yazı dar bir aydın çevresinde sınırlı kaldı ve yapılan çalısmalar tarihe mal oldu.

Osmanlı ve Rusya imparatorluklarının 1920’li yıllarda içinde bulundukları tarihi dönemeç, bu iki devlette yasayan Çerkeslerin ve dolayısıyla dillerinin de kaderini belirledi. Kafkasya’ya öğretmenler ve ders kitapları gönderen, çalısmalarıyla İstanbul’u Çerkeslerin kültürel merkezi yapmaya baslayan Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti, Balkan ve Kurtulus savaslarında kadrolarının çoğunu kaybetti. 1923’te yeni kurulan rejimle birlikte bütün çalısmalara nokta kondu.

Kafkasya’da Çarlığın yıkılıp 1922’de Sovyetler Birliği’nin kurulmasından sonra, SSCB’nin milliyetler politikası çerçevesinde yazısı olmayan halklar için alfabe olusturma çalısmaları basladı. Batı Adığe ve Kabardey lehçelerinin ayrı diller olarak ayrıstırılması da esas olarak bu dönemde basladı. Ayrı idari birimlerde yasayan iki Adığe grubu için çalısmalar ayrı ayrı yürütüldü.

Alfabenin ve yazı dilinin olusmasını üç döneme ayırmak mümkündür. İlk dönemde Arap harflerini esas alan alfabeler kullanıldı. Daha sonra Latin, en son da Kiril-Rus alfabesine geçildi.

Batı lehçesi için Arap harflerine dayalı ilk alfabe Ahmed Bekuh tarafından hazırlandı. 1918’de Yekaterinodar’da (bugünkü Krasnodar) tas baskıyla basılan bu alfabeyle ilk ulusal gazete olan ‘Krasnaya Kuban’ (‘Kızıl Kuban’) (1918), daha sonra da ‘Sovyetskaya Kuban’ (1920), ‘Adığe Mak’ (‘Adığe Sesi’) (1923) ve ‘Adığe Psevuç’ (‘Adığe Yasamı’) (1926) gazeteleri yayınlandı. Bekuh’un 1927 yılına kadar kullanılan alfabesiyle yazının ilk on yılında Adığece çok sayıda yayın basıldı.15

Grafik olarak birbirine çok benzeyen harflerin bolluğu, sesli harflerin olmaması Arap grafiğine dayalı Adığe alfabesinin kullanımını zorlastırıyordu. N.Yakovlev ve Davut Ashamaf tarafından hazırlanan Latin Adığe alfabesi taslağı 1924’te teklif edildi. Bir yıl sonra kurulan komisyon taslağı kabul etti ve 1927 yılından itibaren, 10 yıl kullanılacak Latin alfabesine geçildi. Ancak Latin alfabesinin 25 harfiyle Adığecenin seslerini karsılamak yine sorun oldu; alfabeye farklı isaretler ve harf bilesimleri eklendi.

Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar özerk bölgelerinde yasayan Adığeler (Kabardeyler) için süreç biraz farklı oldu. Kabardey toplumu alfabe konusunda ikiyebölündü. Bazıları Rus harflerinin esas alınmasını, dini eğitim alanlar da Arap alfabesini savunuyordu. İlk önce, 1917 yılında Talustan Seretloko’nun G.Lopatinski’nin alfabesine dayanarak hazırladığı alfabe kabul edildi, fakat tartısmalar bitmedi. Latin alfabelerine geçis döneminde, Kabardey lehçesi için Adığe alfabesini 1923 yılında B.Huran hazırladı. Bu alfabe 1924’te N.F.Yakovlev tarafından gelistirildi ve kullanıma girdi.16

Üçüncü dönemde, Rus alfabesinin harfleri esas alınarak hazırlanan ve bugün de kullanılan alfabelere geçildi. Bunun politik kaygılarla yapıldığına dair birçok yorum vardır. Resmi gerekçe ise Kiril alfabesinin kullanıldığı ortamda Latin alfabesinin teknik sorunlar (daktilo, matbaa kullanımı vb.) yaratmasıydı. Sonuçta Latin alfabesinden de vazgeçildi ve 1936 yılında Kabardey-Balkar’da ve Çerkes Özerk Bölgesi’nde Tuta Borıkuey tarafından düzenlenen Kiril alfabesine geçildi. Adıgey bunun için iki yıl daha bekledi. Batı Adığe lehçesi için alfabeyi Rus dilbilimci Prof. N.Yakovlev ve Adığe Davut Ashamaf birlikte hazırladı. Çok sayıdaki ünsüzü karsılamak için yine iki veya üç harflik kombinazonlar yaratıldı veya isaretler kullanıldı.17

1990’lı yıllarda Kafkasya’da Adığe alfabelerini birlestirmek için teklifler yapıldı. 1999 yılı sonunda dilbilimci Muhadin Kumaho tarafından Adıgey, Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar cumhuriyetlerinin ilgili makamlarına tek Adığe alfabesi projesi sunuldu, ancak bugüne kadar bu konuda bir karar alınmadı. Türkiye’de ise yüz yıl önceki aynı süreç tekrarlandı. Latin harflerini esas alan çok sayıda alfabe projesi ortaya atıldı. Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun aldığı kararla, 2006 yılında baslayan Adığece kurslarda mevcut Kiril-Adığe alfabesinin kullanılması kabul edildi.

Dipnotlar:
1 Obrazovaniye SSSR (SSCB’nin Kurulusu), http://www.hi-edu.ru/x-books/xbook010/01/index.html?012.htm
2 Tharkaho, Yunus, “Sovremennıye Adıgskiye Alfavitı” (Çağdas Adığe Alfabeleri), Nartski Epos i Kavkazskoye Yazıkoznaniye- The Nart Epic and Caucasology (Nart Destanı ve Kafkas Dilciliği), VI. Uluslararası Avrupa Kafkasologları Kollokyumu, s.261-266, Maykop-RF, 1994.
3 Zekoh, Uçujuk, S.; Kratkiy kurs adıgeyskoy grammatiki I (Kısa Adıgeyce Grameri Kursu I), Maykop, 1993, s. 26-27.
4 Hatali S.Vurıs, Adığebzem yi thıde (Adığecenin Tarihi), Nalçik, 2000, s. 205-206// Han-Girey S., Zapiski o Çerkesii (Çerkesya Notları), Elbrus Yayınevi, Nalçik, 1992, s.95-96/İsayev M.İ.,Yazıkovoye stroitelstvo v SSSR (SSCB’de Dil Yapılanması–SSCB Halklarının Yazılarının Olusturulması Süreci), Moskova, 1979, s. 183-184.
5 Han Girey, a.g.e.
6 Lyulye L., Slovar russko-çerkesskiy ili adıgeyskiy, s kratkoy grammatikoy sego poslednogo. Odessa, 1846.
7 Berseyev, Umar H., “Bukvar çerkesskogo yazıka”, Tiflis, 1853; Grammatika adıgeyskogo yazıka”, 1858.
8 Zekoh, U.S.; Kratkiy kurs …, s. 28.
9 A.g.e, s. 28.
10 Hatali, a.g.e., s. 242-249.
11 İsayev M.İ., a.g.e., s. 187.
12 Berzeg, E.Sefer; Adige-Çerkes Alfabesinin Tarihçesi, Ankara, 1969, s.6.
13 Zekoh, a.g.e., s. 28; İsayev, a.g.e., s.186; Berzeg, a.g.e., s. 16.
14 İsayev M.İ., a.g.e., s. 187.
15 Zekoh, U.S.; Kratkiy kurs …, s. 29.
16 İsayev M.İ., a.g.e., s. 190-191.
17 Hatali, a.g.e., s. 265-266.

Kaynakça:
Apajev M.L., Problemı kabardinskoy leksiki (Kabardey Söz Varlığı Problemleri), Nalçik, 1992.
Ashamaf D.A., İstoriya çerkesskih alfavitov (Çerkes Alfabeleri Tarihi), Zap. Sev.-Kavkazskogo krayevogo gorskogo Nİİ, T. 2, Rostov na Donu, 1929.
Berzeg, E.Sefer; Adige-Çerkes Alfabesinin Tarihçesi, Ankara, 1969
Hatali S.V., Adığebzem yi thıde (Adığecenin Tarihi), Nalçik, 2000.
Hatanov A.A., İz istorii adıgeyskih alfavitov (Adıgey Alfabeleri Tarihinden), Uçenıye zapiskiAdıgeyskogo Nİİ, T. 5, 1966.
İsayev M.İ., Yazıkovoye stroitelstvo v SSSR (SSCB’de Dil Yapılanması – SSCB HalklarınınYazılarının Olusturulması Süreci), Moskova, 1979.
Nart, İki Aylık Düsün ve Kültür Dergisi Sayı 51, Eylül-Ekim 2006

Murat Papşu


Yorum yapın