Dilimiz

Ne Yapılmalıdır? Ne Yapılabilir?

Koşulların Kafkasya’dan doğal olarak oldukça farklı olduğu Diasporada yöntemlerimiz durumu iyileştirebilmek için gereklidir. Genel olumsuz tabloya rağmen, diaspora toplumunun çabaları ile durumun tersine çevirebilecek etkenler olduğunu düşünüyorum. Bu olumlu etkenleri aşağıdaki gibi sıralayabilirim:

— Halen hatırı sayılır miktarda ana dil yetisine sahip konuşmacılar bulunmaktadır.
— Dilin canlandırılması anlamında ulusal ve uluslararası yeni finansal kaynak olasılıkları vardır.
— Diasporada genç nüfusun ana dilini öğrenme motivasyonu vardır. Genç Kafkasların birçoğu vasat ve hatta bazen vasatın üzerinde bir düzeyde ana dil yetisine aile içindeki iletişim yoluyla sahip olduğunun altı çizilmelidir.
— Kafkas anavatanından entellektüel, teknik ve finansal destek sağlanabilmektedir. Tüm bunlar durumun dramatik olmakla birlikte umutsuz olmadığını göstermekte ve finansal destekle birlikte sürekli çabalar olumsuz durumu iyileştirebilecektir. Her şeyden önce, Türk hükümetinin etnik azınlıkların dilleriyle ilgili olarak yeni yürürlüğe koyduğu fırsatlardan maksimum düzeyde faydalanılması gerekmektedir. Durumu iyileştirme amacıyla gerçekleştirilebilecek somut önlemler arasında aşağıdakiler sayılabilir.
— Pazar günlerine has anadil okulların (Moskova da işlevsel olan okullar gibi) ve hatta resmi eğitim programıyla ana dil ve edebiyatı eğitimini birleştiren geniş kapsamlı özel okulların açılması.
— TV de ilginç ana dil programlarının yaratılması
— Ana dilin öğretmensiz öğrenilmesine olanak sağlayabilecek bilgisayar programlarının geliştirilmesi.
— Ana dilde resmi dile paralel Internet sitelerinin tasarlanması
— Kafkasya’ya öncelikle gençlerin yoğunlaştırılmış dil kursları alacağı, ana dil ortamının yaşama koşullarını öğrenecekleri eğitsel turların düzenlenmesi.

Kesin olan şudur ki, hem Kafkasya, hem de Diaspora’da bilimsel araştırma yapmak dil kaybı tehlikesinin gerçek dinamiklerini ortaya çıkarmak ve olumsuz eğilimleri bertaraf etmek açısından önemlidir.

Buna ek olarak, Abhaz ve Adıge dillerinin tarih ve folklorunun belgelenmesinin önemini vurgulanmakta fayda vardır. Bu anlamda birçok çaba gösterilmiş olmakla birlikte, bu çabalar daha organize ve sistematik bir karakter kazanmalıdır. Diasporada kişisel arşivlerin, el yazmalarının, kitapların, gazetelerin, dergilerin, kaset ve videoların ve diğer dokümanların toplanıp saklanacağı, sergileneceği ve yayımlanacağı müzeler açılması düşünülebilinir.

Bunlar diasporada özellikle genç kesimde dil yetisini kabul edilebilir bir düzeye çekmeye ve dil inkârı sürecini yavaşlatmaya yarayacak bazı olası önlemlerdir. Bu hedeflere ulaşabilmek için diaspora toplumu, Türk hükümetinin sağladığı finansal, eğitsel, ve diğer olanaklardan, azınlık dillerinin ve kültürlerinin desteklenmesi için yaratılan uluslar arası fonlardan faydalanmalı ve son olarak ta Kafkasya’daki devlet ve özel kurumlarla işbirliği içerisinde finansal, teknik, ve entelektüel kaynaklarını diasporada ana dil programlarının geliştirilmesi için seferber etmelidir.

Alfabe

Çok kısa olarak değinmek istediğim son konu, Abhaz ve Adıgeler’in ortak kullanabileceği bir alfabe oluşturulması sorunudur. Bu tür bir alfabenin, Kiril yazımına mı yoksa Latin alfabesine mi dayalı bir alfabe olması gerektiği çokça tartışılan bir konu olmuştur.

Türkiye’deki Batı-Kafkas toplumunun sayısını göz önünde bulundurarak, birçok meslektaşım gibi ben de bu tür ortak bir Latin temelli alfabenin Türk alfabesine dayandırılması gerektiğine inanıyorum. Ben, Abhaz ve Adıgelerin ortak kullanımı için bu tür bir Latinleştirilmiş Türkçe temelli bir sistem hazırladım ve yayına hazırlıyorum. Bazı diğer versiyonlar George Hewit ve Dr. Moica Howlig tarafından önerilmiştir. Ayrıca Kafkasya’da Latin temelli Türk yazımına uygun olmayan alfabeler yaratmaya yönelik çabalar da mevcuttur. Ancak bunlar benim kişisel olarak desteklemediğim çabalardır.

Diaspora toplumu içinde tüm Abhaz ve Adıgeler için tek tip bir alfabe oluşturulmasının işlevselliği hakkında ateşli tartışmalar gerçekleşmektedir. Aslında, Abhaz ve Adıgeler gibi birbirlerine çok yakın kültürlerin birliğinin gelişmesine ve Kafkasya ile diaspora arasında iletişimi kolaylaştıracak olması anlamında ortak bir Latin temelli alfabe oldukça anlamlı gözükürken, böyle bir amacın gerçekleşmesi bir çok güçlüğü beraberinde getirecek, bazı finansal sonuçlar doğuracak, köklü bir edebi geleneğin varlığına zarar verebilecek ve kuşaklar arasında istenmeyen bir iletişim boşluğu yaratabilecektir.

Cahit Aslan’ın* sayımlarındaki verilere göre Adana’daki Abhaz-Adıge toplumundaki 1766 denekten %63’ü Latin temelli bir sistemin desteklerken sadece %31.8’i Kiril temelli bir sistemi desteklemektedir. Bu çelişkiyi çözmede tasarlanabilecek bir öneri olarak Moldova örneğinde olduğu gibi, hem Kafkasya’da hem de diasporada birbirine paralel alfabelerin getirilmesini öneriyorum. Zaman Latin temelli bir alfabenin Kiril alfabesiyle girdiği mücadeleyi kazanıp kazanmayacağını gösterecektir.

1 Temmuz 2006 tarihinde Ankara’da,
Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun organizasyonuyla gerçekleştirilen “Yok Olma Tehlikesi Altındaki Diller ve Adıge-Abhaz dillerinin Konumu” konulu uluslararası konferans

Konuşmacı: Dr. VIACHESLAV CHIRIKBA Leiden Üniversitesi Hollanda


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.