Hikaye

Haklı Olan Kazanmış

Alsolta ile Beksolta içtikleri su dahi ayrı gitmeyen canciğer iki arkadaşmış. Aynı köyden değillermiş, ama birbirlerinden hiç ayrılmazlarmış. Ana baba bir iki kardeş bile bunlar kadar yakın olamaz diye herkes onlara gıpta edermiş.


Kendileri gibi çocuklarını da arkadaş etmişler. Alsolta arkadaşına:

-İkimiz de sağken bu çocukların arkadaşlıklarını sağlamalıyız. Biz öldükten sonra da birbirleriyle dost olarak yaşarlar, demiş.

Beksolta da Alsolta'yı destekliyormuş.

Böylece aradan epeyce bir zaman geçmiş. Beksolta ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Can çekişirken Alsolta da başucunda imiş. Beksolta ölmeden önce oğlunu yanına çağırarak vasiyet etmiş, "Oğlum, sakın ha sakın, arkadaşım Alsolta'ya saygısızlık etmeyesin! Sık sık ziyaretine git, akıl danış! O bana öz kardeşimden daha yakındır."

Arkadaşı gömüldükten sonra Alsolta uzunca bir zaman çocuklarının yanında kalmış. Onları teselli edip babaca öğütlerde bulunmuş, sonra da ayrılmış. Arkadaşının oğluna da ayrıca tembihte bulunmuş, "Selambek, benden istediğin bir şey olursa çekinme, neye ihtiyacın olursa gel al!"

Alsolta arkadaşının çocukları kendisinden ne istemişse esirgememiş. Ziyaretlerine gelirken de eli hiç boş olmazmış.

Aradan yıllar geçmiş. Selambek on sekizinde bir delikanlı olmuş. Bu delikanlı, güzelliği ve dürüstlüğü ile ün yapan köyünün dilberlerinden Serica'ya aşıkmış. Serica'da daha nice gencin de gönlü varmış. Gönüllerini birbirlerine açtıkları için Serica, Selambekle evlenmek istiyormuş. Nitekim evlenmişler de. Gel zaman git zaman Selambek, baba dostu Alsolta'yı ziyarete karar vermiş. Ziyarete giderken babasının altın saplı usturasını da yanına almış.

Alsolta Selambek’in bu ziyaretinden çok memnun olmuş. Onlar tatlı tatlı sohbet ederlerken yanlarına köyün eşrafından Ahmet Molla gelmiş. Alsolta'ya, "Seni bu akşam evimdeki ziyafete çağırıyorum" demiş. Diğeri:

Bu akşam gelemem, çünkü çok işim var, diye daveti geri çevirmiş.

Alsolta, Ahmet Molla'nın kendi kendini övmesinden, geleceğe ait tasarıları ile servetinden söz etmesinden hoşlanmıyormuş. Ahmet Molla gideceği sırada geri dönmüş:

-Bu yanındaki delikanlı da kim Alsolta? diye sormuş.

-Arkadaşımın oğlu. Ahmet Molla:

-Hımmm! Bir konuğu yemeğe davet etmemek özellikle ayıp olur! İzin ver de yemeğe bu delikanlıyı götüreyim o zaman?

Alsolta onu başından savmak için: -Peki götür! demiş.

Sen bana göre çok gençsin. Her ne kadar akıllı biriysen de deneyimlerin benden az. Şimdi beni iyi dinle: Ziyarette sen yalnızsın, sakın ha senden istenmeyen bir şeyi verme!

-Olur Alsolta, benden istenmeyen bir şeyi vermem, dedikten sonra dışarı çıkıp Ahmet Molla’nın arkasından yetişmiş.

Sofrada köyün yaşlıları da, ileri gelenleri de bulunuyormuş. Yemekten sonra evin hanımı sofraya bir bütün karpuz getirmiş. Ahmet karpuzu tepsiye koyup karısına:

-Bıçak getirmemişsin, duydun mu hanım!?

Selambek cebinden çıkardığı altın kulplu usturayı ona vermiş:

-Bu yarar mı? diye sormuş.

Ahmet Molla karpuzu kestikten sonra düşüncelere dalmış. Bir usturaya, bir Selambek'e bakıp iyice düşündükten sonra söylemiş.

-Ey hemşerilerim, ey saygıdeğer mollalar, hani hatırlıyor musunuz, vaktiyle evime hırsızlar girip varımı yoğumu götürmüşlerdi?

Aslında sözü edilen bu olaydan, orada bulunanların hiç birinin haberi yokmuş. Ama Ahmet Molla köyün en varlıklı adamı olduğundan, kadı ve üst seviyedeki yöneticilerle de ilişkisi bulunduğundan:

-Evet hatırlıyoruz! diyerek tasdik etmişler onu.

Usturayı kendisine mal etmek isteyen Ahmet Molla konuşmasına devam etmiş:

-Evime giren hırsızların başını şimdi yakaladım işte! Çalınan eşyam arasında altınlarım ve gümüşlerim de bulunuyordu. Gördüğünüz bu ustura da altın çıkınının içindeydi. Şimdi bu delikanlının bu bıçağı cebinden çıkarıp da bana verdiğine tanık mısınız?

-Tanığız!

-Pekâlâ, delikanlı sen şimdi defol git bakalım! Nereye gidersen git, benden kaçamazsın! Konuğu olduğun Alsolta nasıl olsa yerini biliyordur.

Ahmet Molla zavallı Selambek'i o kadar insanın içinde rezil etmek suretiyle geri yollamış. Selambek, yüzünün karasıyla Alsolta'nın evine varmış. Alsolta delikanlının gözlerine baktığı zaman ortada bir şeylerin döndüğünü anlamış.

-Neler oldu Selambek? demiş arkadaşının oğluna. Ne geldi başına? Olanları anlat bakalım!

Selambek baba dostuna Ahmet Molla'nın kendisine oynadığı oyunu ayrıntısıyla anlatmış.

-Dinle Selambek! Hiç bir işim olmadığı halde, o uyuz iti sevmediğim için davetine gitmedim. Davete gitseydim, senin de benimle olman gerekirdi. İkimize de hak verecek adam bulamazdık. Davete giderken geri çağırıp sana verdiğim öğüdü hatırlıyor musun? Senden istenmeyen bir şeyi vermemeni söylemiştim. Benim kastettiğim de buydu işte. O adam bıçağı karısından istemiş. Sense kendi bıçağını vermişsin. İstenmeden yapılan iyilik başka nasıl olur? Bıçağını yerinde bıraksaydın senin de benim de başımıza bu iş gelmezdi.

-Çok hata ettim.

-Bu o kadar önemli bir şey değil. Eee, babanla benim başıma bundan çok daha beterleri gelmişti. Yarın gece o bıçağı sana teslim ettirmezsem, o adam gibi olayım. Sen rahat rahat uyumana bak!

İkinci gece olmuş. Alsolta bir gece önceki ziyafette bulunan herkesi kendi evinde yemeğe davet etmiş. Kendisi de özellikle Ahmet Molla ile eve dönmüş.

Sofradakiler yiyip içtikten sonra Alsolta söze girmiş:

-Ey millet! Benim dışımda, burada bulunan sizler, dün gece Ahmet Molla'nın davetinde bulundunuz mu?

Hep bir ağızdan:

-Evet bulunduk! diye bu sözü onaylamışlar

Alsolta Ahmet Molla'ya dönmüş.

-Bunların hepsi sofranda mıydı?

O da onaylamış:

-Senin dışında evet öyle!

Alsolta konuklara dönüp tekrar sormuş:

-Bu delikanlının altın kulplu usturasını kendi eliyle Ahmet Molla'ya verdiğini gözlerinizle gördünüz mü?

-Gördük.

Alsolta Ahmet Molla'ya dönüp üçüncü kere sormuş:

-Ey Ahmet Molla, bu delikanlının sana verdiği ustura, çalınan eşyalarının arasında mıydı değil miydi?

-Bu ustura bundan on beş yıl önce çalınan eşyalarımın arasında bulunuyordu.

Onun bu cevabı üzerine Alsolta:

-Ey millet! Bundan on beş yıl önce çalınan eşyalarının arasında bıçağının bulunduğunu açıklayan Ahmet Molla'nın bu itirafını hepiniz duydunuz mu?

-Duyduk!

O köyde sözünü sakınmayan birisi olarak ün yapan Alsolta başlamış konuşmaya:

-Ey millet, iyi dinleyin öyleyse! Ahmet Molla'nın usturasını elinde taşıyan bu delikanlı benim arkadaşımın oğludur. Bundan on beş yıl önce, bu delikanlı daha küçücük bir çocukken, babası öldürüldü, kim tarafından öldürüldüğü de bilinemeden! İşte Ahmet Molla'nın kendisine ait olduğunu itiraf ettiği bu ustura, bu çocuğun babası olan cesedin göğsünden çıkartılan bıçaktır! Öç alacak yaşa ulaşan bu delikanlı, vaktiyle babasının göğsüne saplanmış olan bu bıçağı, işte şimdi kanlısının göğsüne saplamak için yanında taşımaktadır! Delikanlı artık babasının katilini bulmuştur. Ey Ahmet Molla, sen şimdi öç alacak olan bu delikanlıya canını vermek zorundasın! Hem bıçağın sahibini bulması, hem de delikanlının kan alacaklısını bulması çok iyi oldu. Bundan böyle bıçağını çok sıkı korumalısın, çok yararlı bir bıçakmış. Bize de bıçak gerekmez zaten, bize düşmanımız gerek!!!

Açıklama sona erince Ahmet Molla neredeyse altına edecekmiş, bir tilki gibi dışarı fırlamış. Usturaya sahip olma niyeti öylesine ters tepmiş ki!.. Öldürülme durumuna düşen ve bunun dehşet verici korkusunu taşıyan Ahmet Molla ertesi günü, köyünün bütün ileri gelenlerini yanına katarak, yalvarıp yakarmak için delikanlıya gelmiş. Yanında bir hayli para ve altın gümüş de getirmiş.

Onca insanın önünde şu itirafta bulunmuş.

-Ey millet, ne olur, Allah lillah aşkına, beni bu beladan kurtarın!!! Bu ustura benim değildi, hiç bir şeyim de çalınmamıştı. Bıçakta gözüm kaldığı için delikanlıya ben iftira attım!

İnim inim inleyerek ayaklara kapanmış. Alsolta usturayı delikanlıya uzatırken:

-Artık bu adamın üstünde durma, al bıçağını, güle güle kullan! Bunca insan eşiğimize kadar gelince Molla'yı kan verecekli duruma düşürmemeliyiz. Bak, bıçağın kedisine ait olmadığını, eşyasının çalınmadığım itiraf ediyor. Bu adamın yalancı olduğuna, artık kendisine marnlamayacağına bu kadar insan tanıktır.

Alsolta sözlerini şöyle bitirmiş:

Haklı olan kazanır!

Akıl, sabır ve dürüstlük her zaman öndedir.

 


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan tarafsız bir internet portalıdır.