Masal

Tanrıyı Ziyaret Eden Garip

Adıge Pşısexer, s.182. Anlatan: Xhut Yerecıb Biram oğlu, 69 yaşında, Cacehable Köyü’nden. Derleyen: Xhut Şamseddin. Derlendiği yıl: 1969.

Bir ülkede yoksul mu yoksul, perişan mı perişan bir adam yaşarmış. Üstü başı yamalı yırtık, ambarı boş ve delik, kıtlık içindeymiş. Biraz da akıldan noksanmış. Yokluk canına tak etmiş. Bir gün Tanrı’nın yanına gidip, durumunu anlatmaya, yardım istemeye karar vermiş ve yollara düşmüş. Az gitmiş, uz gitmiş, derken ormanın içinde geniş bir açık alana ulaşmış. Alanın ortasında kocaman bir ayı inleyip durmakta, başını yerden yere, kuru topraklara vurmaktaymış.

Garip yolcu dayanamamış:

“Neden böyle kafanı yerden yere vurup duruyorsun? Yazık değil mi canına” diye sormuş.

“Sana ne bundan, sen ne karışıyorsun? Hem sen ne arıyorsun bakim buralarda, nereye gidiyorsun?”

“Ben çok yoksul, garip bir insanım. Artık hiçbir yaşama olanağım kalmadı. Bir şeyler yapması, yardım etmesi için yalvarmaya Tanrıya gidiyorum” demiş garip yolcu.

“O zaman Tanrıdan benim için de bir şey iste! Başım ağrıdan sızıdan çatlıyor, dayanamıyorum. İşte böyle gördüğün gibi kafamı yerden yere vuruyorum. O zaman acısı biraz kesiliyor. Derdime bir çare bulsun, sana söylesin. Sen de bana iletirsin. Ömrüm oldukça sana bal taşırım” demiş.

Garip yolcu:

“Peki, senin için de sorarım. Kısmet olursa cevabını da getiririm” diyerek ayrılmış, yoluna devam etmiş.

Az gitmiş, uz gitmiş derken, bahçesinde birçok meyve ağacı olan bir eve rastlamış. Eve misafir olmuş. Ev sahibi hoş karşılamış, çok iyi davranmış. Gece sohbet esnasında fakir adam yola çıkış nedenini anlatınca, ev sahibi:

“Madem ki Tanrıya gidiyorsun, benim de bir ricam var tanrıdan. Onu da öğrenip bana iletirsen sana çok teşekkür ederim” demiş. “Benim sıkıntım şu: Görüyorsun bahçemde pek çok ağaç var. Bu ağaçlar ilkbaharda rengarenk çiçek çar her taraf burcu burcu kokar. Sonra meyveye oturur, dalları kırılacak gibi meyve dolar taşar. Ama bir iki hafta geçmeden hepsi kurur, dökülür. Böylece birçok ağacım olmasına rağmen hiç meyve alamam. Yapmadığım şey kalmadı. Artık ne yapacağımı bilemiyorum. Ne yapmam gerektiğini tanrıya sorup öğrenirsen sevinirim” demiş.

“Peki” demiş garip yolcu, “senin bu dileğini tanrıya ulaştırırım!”

Ertesi gün tekrar yola koyulmuş. Az gitmiş, uz gitmiş, bir padişahın toprağına gelmiş. Muhafızlar yakalayıp garip yolcuyu kırala götürmüş. Büyük ve gösterişli bir konakta oturan kıral adama sormuş:

“Nereden gelip nereye gidiyorsun, nedir derdin?”

“Ben büsbütün çaresizlik ve perişanlık içinde kalınca, ne yapayım, tanrıya gideyim de derdime bir çare bulsun diye yola çıktım” demiş garip yolcu.

“Öyleyse benim de bir dileğim var tanrıdan, onu da ilet. Alacağın cevabı bana getirirsen seni çok memnun ederim” demiş kıral ve dileğini söylemiş: “Kırallık sürem uzun mu olacak yoksa kısa mı? Bunu öğren gel!”

Fakir yolcu kırala:

“Peki, tamam. Size söz veriyorum. Dileğinizi tanrıya ulaştıracağım ve alacağım cevabı size getireceğim” demiş.

Bir gece kıralın ülkesinde misafir kaldıktan sonra ertesi gün erkenden yola çıkmış. Az gitmiş, uz gitmiş büyük bir ırmağa rastlamış. Irmağın kenarına gelmiş karşıya nasıl geçeceğini bilemeden bir aşağı bir yukarı gidip gelmeye başlamış. Bu sırada ırmağın karşı tarafında iri yarı bir adam görünmüş.

“Hey yabancı! Oralarda ne dolaşıp duruyorsun? Ne istiyorsun? Nereye gidiyorsun” diye sormuş iri yarı adam.

“Sormayın, böyle yoksul, perişan halime bir çare bulur umuduyla tanrıya yalvarmaya, danışmaya gidiyorum”.

“Onun cevabını ben vereyim sana” demiş iri yarı adam, “Senin yoksulluğunun sona ermesi ve rahat bir hayata kavuşman için önce akıllı olman lazım. Aklın olmadıkça zengin olamazsın. Ayrıca aklını da iyi kullanmasını bileceksin. Akıllı olup aklını yerinde kullanırsan fukaralık ve perişanlığın biter” demiş.

Tanrıyı arayan adam:

“Benim derdime çare buldun. Sağ ol! Sana çok teşekkür ederim. Ancak yola çıktığımda rastladığım ve bazı dileklerini tanrıya ulaştırmamı isteyen dilek sahipleri var. Onların isteklerini söylersem çaresini bana anlatır mısın? Çünkü ben onlara söz verdim. Alacağım cevabı onlara götürmem gerek” demiş.

“Tabii söylerim” demiş iriyarı adam, “yapmaları gereken her şeyi anlatırım, sen de onlara iletirsin”.

Bunun üzerine garip yolcu başlamış anlatmaya:

“Ben buraya gelirken bir ayıya rastladım. Şiddetli baş ağrısı çekiyor, hafifletmek için kafasını yerden yere vuruyordu. Bu ağrıyı gidermek için çare soruyor.

Beni konuk eden bahçe sahibi bir adam: Ağaçlara iyi baktığı halde bir türlü meyve vermediklerini bunun nedenini sorup çaresini istiyor.

Yolda beni misafir eden bir kıral da kırallık süresinin uzun mu yoksa kısa mı olacağını merak ediyor.

Bu sözleri dinleyen iriyarı adam:

“Ayının baş ağrısının geçmesi için delinin birini yemesi lazım. Bir deli bulup yerse bir şeyi kalmaz.

Bahçesinde bol meyve ağacı olan adama söyle, o bahçenin altında altın damarı var. O altın damarları ağaçların köklerine zarar veriyor. Bahçeyi kazsın altınları çıkarsın, ağaçlar çok güzel meyve vermeye başlayacaktır.

Kıralın saltanat süresine gelince, bu soruyu soran aslında kıral değil kıraliçedir. Yani kadındır. Ama bunu kendisinden başkası bilmiyor. Onun kadın olduğu meydana çıkıncaya kadar saltanatı devam edecektir. Ne zaman ki bu belli olur, o zaman kırallığı sona erer” demiş.

Böylece sorularının hepsinin cevabını alan garip yolcu iriyarı adama çok teşekkür etmiş. Geri dönerek yola koyulmuş. Önce kıral ülkesine gelmiş, muhafızlara kıralla özel görüşme yapmak istediğini söylemiş. Kendisini kırala çıkarmışlar. Kıral adamı hemen tanımış ve özel odasına almış. Fakir adam kırala:

“Değerli sultanım! Siz aslında erkek değil kadınmışsınız. Kırallığınızın süresi kadın olduğunuz anlaşılıncaya kadardır. Kadın olduğunuz ortaya çıkınca saltanatınız sona gerecekmiş” demiş. Bunun üzerine sultan:

“Benim bu durumumu senden başka bilen yoktur. Gel, benimle evlen, kırallığı da sen üzerine al. Sen de ben de rahat bir hayat sürelim” demiş. Ama bizim hak yolcusu:

“Çok teşekkür ederim ama bunu kabul edemem. Çünkü benden dertlerine çare bekleyen, söz vermiş olduğum kimseler var. Onların dileklerini yerine getirmeye söz verdim” demiş ve oradan ayrılmış.

Uzun süren bir yolculuktan sonra, bahçesi meyve vermeyen bol ağaç dolu adamın evine ulaşmış. Adam tanrı yolcusunu güzel karşılamış. Yemeklerini yedikten ve biraz dinlendikten sonra ev sahibi sormuş. Bizim gariban yolcu, ev sahibine:

“Senin bahçenin altında altın damarı varmış. Bu damarlar ağaçların köklerinin gelişmesine engel oluyormuş. Bahçeyi kazıp altınları çıkarırsan ağaçların bol ve güzel meyveler verecekmiş” demiş. Bu sözleri duyan ev sahibi:

“Sen benim dileğimi tanrıya ulaştırdın ve çaresini bulup getirdin. Gel burada kal,, bahçeyi birlikte kazalım. Çıkan altınları da paylaşalım, yarısı senin yarısı benim olsun. Büyük bir çiftlik kuralım, ömrümüz boyunca rahat bir hayat süreriz” demiş.

Garip hak yolcusu:

“Sağ olasın, buna benim ihtiyacım yok, hem ben artık aklımı kullanmasını öğreneceğim, hem de benden derdine çare için haber bekleyen ayı var, ona gidip derdine çare olmalıyım” demiş. Bir gece misafirlikten sonra yola çıkmış. Gide gide doğruca ayının bulunduğu ovaya varmış. Ayıyı bulmuş. Fakir yolcuyu tanıyan ayı sevinerek:

“Ne haber getirdin? Çabuk anlat!” demiş. Hak yolcusu olan bizim garip:

“Sen deli bir adam yersen baş ağrın geçermiş. Şimdiden bir deli bulmaya çalış” diye tembih etmiş. Ayı:

“Başka neler gördün, başından neler geçti? Tanrıyı nasıl buldun? Bütün bunları anlat bana, böylece başımın ağrısı da biraz hafifler” deyince, tanrıyı arayan adam, başından geçen olayları bir bir anlatmış. Kadın olan kıralın teklifini, altın damarlı bahçeyi ve sahibinin teklifini ve kendisinin verdiği cevapları da eksiksiz anlatmış. Olup biteni hayretle dinleyen ayı:

“Ben senden daha delisini bulamam” demiş ve adamı bir vuruşta yere yıkmış, parçalayıp yemiş.

O günden beri ayının başı artık ağrımazmış. Bu masal da hep böyle anlatılır dururmuş.

(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.