Masal

Adıge Pşısexer, s.179. Anlatan: Şşeweş’ü Hacmos Hacebiy oğlu, 63 yaşında. T’uapse İlçesi’nden. Derleyen: Xhut Şamseddin. Derlendiği yıl: 1974.

Çok zengin bir ailenin evde kalmış, geçkin bir kızı varmış. Kız güzel olmaya güzelmiş ama o kadar şımarık, tembel ve hımbılmış ki, odasından avluya bile çıkmazmış. Hasta gibi hep yatağında oturur, yatar, yemeğini bile yatağına getirtirmiş. Bu hımbıllığı yüzünden hiçbir delikanlı kendisiyle evlenmeyi düşünmüyor, ilgilenmiyor hatta kimse gelip ona kur bile yapmıyormuş.

Başka köyden bir delikanlı kızın bu halini duymuş ve kendi kendine “ben onun hakkından gelirim” diye düşünmüş ve bu kızla evlenmeye karar vermiş. Bir gün gelip anne ve babasından kızı istemiş. Ona:

“Kızımız ev kadını olacak biri değildir, çok tembel ve huysuzdur. Tembelliği nedeniyle gece gündüz yatağından çıkmadığından tuluk gibi şişip kalmıştır. Biz evladımız olduğu için kıyamıyor, zorunlu olarak çekiyoruz ama onunla evlenmeye kalkmak akıl kârı değildir. Bir başkası onun kahrını çekemez” demişler.

Delikanlı:

“Onun tembelliği benim için dert değil, onunla evlenmeme izin verin, sizin baktığınız gibi ben de bakarım” demiş.

Anne babası:

“Peki, maden onunla geçinmeyi göze alıyorsun, sen bilirsin. Bizden günah gitti, al götür, ama sonra bize kusur bulma” demişler.

Bunun üzerine delikanlı ailesinden izin alıp, kızla konuşmak ve ona evlenme teklif etmek üzere odasına girmiş ve dileğini kıza söylemiş. Kız:

“Seninle evlenirim ama beni köyüne sırtında götüreceksin. Ayrıca burada nasıl yatağımdan çıkmadan yaşıyorsam beni öyle yaşatacaksın. Ben hiç iş yapmam, benden yemek, çamaşır gibi işler bekleme” demiş.

Delikanlı:

“Pekala, kabul. Bakarım, zaten bu durumunu bilerek sana talip oldum” demiş ve kızı sırtına alarak köyüne götürmüş. Babasının evindeki gibi yatağa yatırmış, bakmaya başlamış. Yemek zamanı gelince delikanlı yemek yapıp götürüyor, yatağında yediriyormuş. Birkaç gün böyle devam etmiş.

Bir gün delikanlı ormandan odun getirip eve döndüğünde, karısının yatağının karşısındaki, her zaman oturduğu, yattığı divanda kedinin yattığını görmüş.

“Kalk git bu divandan” demiş kediye, ama kedi nereden anlasın, anlamamış ve aldırmamış. Kedi divandan kalkmayınca:

“Ben bir dediğimi bir daha tekrarlamam” diyerek kamasını çekmiş, hımbıl kızın gözleri önünde kediyi öldürüp dışarı atmış ve yerine oturmuş.

Delikanlı yine bir gün ava gitmiş. İyi cins iki av köpeğinden birini yanına almış, diğerini evde bırakmış. Avdan döndüğünde, evde bıraktığı köpek sahibini üzerine atlayarak sevinçle karşılamış. Delikanlı köpeğe:

“Defol başımdan, üzerime atlayıp durma” demiş.

Köpek aldırmamış, sahibinin bir önüne bir ardına zıplayarak oynamak istiyormuş. Delikanlı:

“Ben bir dediğimi bir daha tekrarlamam” diyerek tüfeğini çıkarmış ve köpeği vurmuş.

Bir süre sonra delikanlı hımbıl karısına:

“İstersen seni annenin babanın yanına gezmeye götüreyim” demiş. Kadın buna pek sevinmiş ve “peki” demiş. Delikanlı yolluklar hazırlamış, atları arabaya koşmuş, karısını da arabaya taşıyıp oturtmuş ve yola çıkmışlar. Gidecekleri köye yakın bir yerde delikanlı:

“At yoruldu galiba, biraz dinlendirelim”, diyerek arabayı durdurmuş. Atı çözmüş, yemlemiş, kendisi de bir ağacın altına oturmuş. Bir süre sonra delikanlı “artık yola çıkalım” diyerek atı arabanın yanına getirmiş. Fakat hayvan bir türlü arabaya koşulmak istemiyormuş.Delikanlı:

“Gir şu koşuma, huysuzluk etme” demiş ama hayvan bu, anlamamış yine koşuma girmeyince:

“Ben bir dediğimi bir daha tekrarlamam” diyerek tüfeği çekip atı vurmuş. Karısına dönerek:

“Hadi bakalım, atın yerine sen geçeceksin, koşuma gir” demiş.

Hımbıl kadın:

“İstediğini yapmazsam bu adam beni de vurup öldürecek” diye korkarak arabanın koşumunu boynuna geçirmiş, arabayı çeke çeke köye götürmüş.

Köydeki evlerinin kapısına gelince, kızlarının arabaya koşulu olduğunu gören anne babası çok şaşırmış.

“Sen yataktan hiç çıkmaz, yerinden kımıldamazdın, şimdi at gibi araba çekiyorsun, ne oldu sana” diye sormuşlar. Hımbıl kız:

“Kocam çok sert bir adam. Bir dediğini bir daha tekrarlamıyor, sözünü dinlemeyeni ya kamayla ya tüfekle vurup öldürüyor. Arabayı çekmeseydim beni öldürürdü. Aman siz de ne derse yapın, karşı çıkmayın” demiş.

Kızlarını eve, damatlarını konuk evine almışlar. Birkaç gün kaldıktan sonra damat, “artık gidelim” diyerek izin istemiş.

Kaynanası çok güzel yolluklar hazırlamış. Oğlunu da yaylada otlamakta olan atı getirmesi için göndermiş. Damat onu beklemeden karısına:

“Haydi arabayı getir” demiş. Karısı hemen gitmiş, at yerine kendini koşup arabayı getirmiş. Annesi üzülerek:

“Kızım, atımız yok değil, arabayı neden sen çekiyorsun? Biraz sonra oğlan atı getirecek, biraz bekleyin” demiş. Kız:

“Ben ölmek istemiyorum anne, kocam bir söylediği sözü bir daha tekrar etmez, işin ucunda ölüm var” demiş ve arabayı çekerek köyden çıkmışlar. Köylüler hımbıl kızın nasıl bu hale geldiğine hayret etmişler. Biraz sonra yolda kızın erkek kardeşi atı yetiştirmiş. Ablasının yerine atı koşmuşlar ve yollarına devam etmişler.

Miskin ve tembel kadın bundan sonra ülkenin en akıllı ve fedakar, en yardımsever, en çalışkan kadını olarak ün salmış ve öyle anılır olmuş.

(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.