Masal

İyi Adamın Biricik Oğlu

Adıga Pşısexer, s.123. Anlatan: Tsey Azman, 68 yaşında, Cacehable Köyü. Derleyen: Xhut Şamseddin. Derlendiği yıl: 1969.

Vaktiyle köyün birinde çok çalışkan bir çiftçi yaşarmış. Eli topraktan çıkmaz, tarlalarını zamanında sürer, zamanında tohumunu eker ve zamanında ekinlerini toplarmış. Ayrıca otunu uygun olan ayda biçer, odununu kış gelmeden getirir, işlerini düzenli bir şekilde yapar, düzenli bir yaşam sürmeye çalışırmış. Toplum yaşamına da önem verir, insanların arasına girip çıkmasını, oturup kalkmasını, konuşmasını, dinlemesini bilir, köyünde saygın bir kişi olarak tanınırmış.

Bu saygın kişinin kimseye söyleyemediği bir üzüntüsü varmış. Bu da bir tek evladı olan oğlundan kaynaklanırmış. Oğlan, haylaz, tembel olup hiçbir iş yapmadan, aileye hiçbir faydası olmadan, babasından, anasından sızdırdığı paraları, kendisi gibi avare dolaşan arkadaşları ile orada burada yer, saçıp savurur, aylak aylak gezermiş. Oğlu hakkında evine devamlı şikayetler gelirmiş. Adamcağız ne yaptıysa da oğlunu bir türlü kötü huylarından ve kötü arkadaşlarından vazgeçirememiş. Sonunda çalışmayı, emek harcayarak kazanmanın değerini öğrenmesi için oğlunu bir başka köyde işçi olarak çalıştırmaya karar vermiş.

Bir komşu köyde adamın çalışkan rençber bir dostu varmış. Adam oğlunu yanına almış ve ona götürmüş. Adam, arkadaşından, oğlunu bir yıl süre ile acımadan, esirgemeden çalıştırmasını, yıl sonunda bir altın lira verip geri göndermesini istemiş. Oğlunu bırakıp geri dönmüş. Ama rençber dostu, işini kendine göre düzene koymuş olup, başka bir işçiye gereksinimi olmadığından, arkadaşının çocuğunu babasının dediği gibi çalıştırmak, sıkmak istememiş. Çocuk hiçbir iş yapmadan, doğru dürüst bir şey öğrenmeden yılın sonu gelmiş. Adam çocuğa bir altın lirasını verip, doğru babasının evine göndermiş.

Oğlan köyüne, evine gelmiş. Babası ocağın başında otururken oğlan içeri girmiş, oğlunu gören baba:

“İyi çalıştın mı, iyi hizmet ettin mi” diye sormuş.

“Evet” demiş oğlan, “çalıştım, elimden geleni yaptım”.

“Ne kadar para kazandın” demiş babası.

“Bir altın lira” demiş oğlu.

“Ver bakalım o parayı” demiş babası, parayı aldığı gibi yanmakta olan ocağın içine atmış. Delikanlıda bir tepki olmamış. Bunu gören baba oğlunun para kazanmak için hiçbir emek harcamadığını anlamış.

Baba bu kez oğlunu gene çok uzak bir yerde bulunan bir başka köydeki, başka bir arkadaşının yanına işçi olarak vermiş. Ondan da önceki gibi rica etmiş; bir yıl boyunca acımadan, esirgemeden çalıştırmasını, yıl sonunda da bir altın lira verip geri göndermesini söylemiş. Fazla vakit geçirmeden köyüne dönmüş. Ama bu arkadaşı da işçiye pek gereksinimi olmadığından, o da çocuğu pek sıkmamış, arkadaşının oğlunu, genç bir konuğu olarak ağırlamış, nazlamış. Bir yıl dolunca da altın bir lirasını verip çocuğu geri göndermiş. Dönünce oğlan babasını yine ocağın başında dinlenirken bulmuş.

“İyi çalıştın mı, oğlum” diye sormuş babası.

“Evet baba, çalıştım, ne iş verdilerse yaptım”.

“Peki ne kadar para kazandın?”

“Bir altın lira”.

“Ver bakim” deyip babası parayı almış, biraz daha yavaş davranarak onu da ocaktaki ateşe fırlatmış. Oğlan yine tepki vermemiş. Baba oğlunun yine doğru dürüst çalışmadığını, emek harcamadığını anlamış.

Baba bu kez oğlunu bir başka uzak köydeki zanaatkar bir dostuna götürmüş. Aynı şekilde bir yıl boyunca acımadan, esirgemeden çalıştırmasını, yıl sonunda da yalnızca bir altın lira vererek geri göndermesini rica etmiş. Zanaatkar dostunun işi çokmuş ama para verip işçi tutacak durumda olmadığı için, arkadaşının oğlunu kendisine yardımcı olarak bırakmasına pek sevinmiş. Başlamışlar birlikte çalışmaya. Adam ne yaparsa çocuk da onunla birlikte aynı işi yapıyormuş. Başlangıçta oğlan biraz isteksiz davranıyor, yaptığı işi pek sevmiyormuş. Alıştığı tembellikten pek kurtulamamış. Ama sonraları yavaş yavaş eli işe yakışır, zevkli çalışır olmuş, ustasını memnun etmeye başlamış.

Sayılı günler çabuk geçmiş. Yıl sonu geldiğinde usta çırağına yalnızca bir altın lira vermeyi uygun bulmamış, kendisine bunca yardım eden delikanlıya hiç değilse iki altın lira vereyim demiş ve vermiş. Çırak çalışkan ve dikkatli iş yapmaya alışmış olduğu için, ustası ona bir evlat gibi davranmış, “Ne zaman istersen gel, gene beraber çalışalım” demiş ve oğlanı köyüne uğurlamış.

Delikanlı köyüne ulaştığında babasını yine ocağın başında oturur bulmuş. Baba oğlunun geldiğine sevinmiş ama pek belli etmemiş.

“Bu kez iyi çalıştın mı bari” demiş babası.

“Çalıştım baba, ne iş verdilerse yaptım” diye cevap vermiş oğlu.

“Ver bakalım öyleyse, görelim kazancın ne kadarmış?” diyerek babası, oğlunun iki altın lirasını almış. Hiç bakmadan fırlatıp yanmakta olan ocağa atmış. Bunu gören oğlan:

“Baba ne yapıyorsun? O parayı kazanmak için bir yıl boyunca çalıştım, emek verdim ben” demiş ve yanmakta olan ocağa elini daldırarak paraları çıkarmış.

Baba oğlunun gerçekten çalıştığını anlamış. Onun çalışmaya alışmış olmasına, emek harcayarak kazanılan paraya değer vermeye başlamasına çok sevinmiş. Artık ikisi el ele vererek daha güzel, daha iyi yaşamak için çalışıp durmuşlar. Çalışıp kazanmışlar, mutluluk içinde yaşayıp gitmişler.

(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.