Masal

Adıge Pşısexer, s.101. Anlatan: Kuşü İbrahim Ç’eç’oğlu, 69 yaşında. Weç’epşıye Köyü. Derleyen: Nepş’e/khuy Zawır Derlendiği yıl: 1960

Köyün birinde yoksul, yaşlıca, dul bir kadın varmış; küçük oğlu ile birlikte yıkık-dökük küçük bir kulübede yaşarmış. Kadın zengin ailelere hizmetçilik yaparmış, hizmetinin karşılığını da tam olarak alamazmış ama yine de sabreder, kıt kanaat geçinip giderlermiş. Kadının çocuğu küçük olmasına rağmen akıllı ve de kurnazmış. Bir gün annesine:

“Anne” demiş, “Sen kendini iyi bir fasulye falcısı olarak tanıt! Ben bir şeyler çalayım. Çaldığım şeyleri saklayayım, sakladığım yeri de sana söyleyeyim. Eşyası kaybolan kişi önünde sonunda mutlaka sana gelecektir. Sen de fasulye falı açarak kaybolan eşyayı bulursun. Eşyası bulunan kişi sevinecek, sana birçok armağan veya ödül verecektir. Böylece geçinip gideriz.

Anne öneriyi içine sinmese de kabul etmiş. Çocuk bir gece feodallerden birinin bir kısım eşyasını çalmış, götürüp bir çit dibine gömmüş, hemen gelip çalıntı eşyaları gömdüğü yeri annesine söylemiş. Ertesi gün feodal beyin adamları, efendilerinin bir kısım eşyalarının kaybolduğunu, bunların muhakkak çalınmış olduğunu duyurmuşlar, aramış, taramışlar ama hiçbir yerde bir iz bulamamışlar. Sonuçta fasulye falına baktırmaya karar vermişler. Kim bakar, kim bilir? Derken köydeki falcı kadını hatırlamışlar.

Falcı kadın fasulyelerini önüne serpmiş, ikili üçlü eşleştirmiş., tekrar karıştırmış, açmış yeniden eşleştirmiş. Sonunda:

“Tamam” deliş, “buldum, gelin bakalım!”

Önlerine düşmüş, çitin kenarına götürmüş:

“Kazın bakalım şurayı” demiş.

Hemen kazmışlar. Kaybolan eşyaları çıkarmışlar.

Feodal bey bu olaya hem hayret etmiş, hem de eşyalarının bulunmasına çok sevinmiş. Falcı kadına da neredeyse bir yıl yetecek kadar bol yiyecek ve giyecek malzemeleri vermiş; onu dost olarak korumaya almış.

Bu şekilde ana ile oğul, bir-iki yıl danışıklı iş yaparak yaşamlarını iyice düzeltmişler. Güzel bir ev yaptırıp, küçük kulübeden kurtulmuşlar. Ambarlarını iki üç yıl yetecek kadar tahıl ve yiyeceklerle doldurmuşlar. İki de inek alıp bağlamışlar. Yeniden orta halli iyi bir aile olmuşlar.

Aylar yıllar böyle geçip giderken yaşlı kadının şöhreti her tarafa yayılmış. Bir gün gelmiş başka bir köyde bir zenginin bütün eşyaları çalınmış. Bu zengin adam falcı kadının ününü duymuş olduğundan adam gönderip onu, kendi yanına getirtmiş. Kadına:

“Senin çok usta bir fasulye falcısı olduğunu duydum. Onun için davet ettim. Çok miktarda altın ve gümüşüm çalındı. Eğer onları bulmamı sağlarsan sana çok para ve mal veririm. Kandırmaya kalkarsan da kafanı keseceğim. Ona göre bütün marifetini göstermelisin” demiş.

Falcı kadın oğlu ile anlaşarak yaptığı her zamanki işe benzemeyen bu hırsızlık meselesinden son derece tedirgin olmuş. Ne yapacağını, ne edeceğini bilememiş. Beye:

“Ben, burada bu kalabalıkta bir şey yapamam. Bana yalnız kalacağım sakin bir ev verirseniz elimden geleni yaparım” demiş.

Bey, istediği evi vermiş.

Bu arada usta falcının getirtildiği haberi de köyde yayılmış. Gecenin bir yarısında, falcı kadının yattığı odanı kapısı tık tık vurulmuş. Kadın korku içinde;

“Kim o” diye seslenmiş. Kapıyı vuran kişi alçak sesle:

“Anne ne olursun aç kapıyı1 Beni içeri al! Korkma söz veriyorum sana hiçbir zararım dokunmayacak” demiş yalvarmış.

Kadın kapıyı açınca tanımadığı iki delikanlı girmiş içeri. Gençler kadının elini öperek:

“Ah güzel cici annemiz, bağışla bizi! Hırsızlığı yapan biziz. Bir hata ettik işte. Ne olur bizi ele verme! Bizi ele verirsen eğer, bey asla yaşatmaz, parça parça eder” demişler. Falcı kadın hemen kafasını çalıştırmış ve gençlere:

“Peki” demiş, “sizleri ele vermeyeceğim. Ama çaldığınız altın ve gümüşleri sakladığınız yeri söyleyin. Beni yormayın!..

Gençler geceleyin gizlice kadına, çalıntıları gömdükleri üç ayrı yeri göstermişler. Oradan herkes dağılmış. Kadın da misafir kaldığı eve gizlice dönüp yatmış.

Sabah olunca falcı kadın zengin beyin yanına gitmiş. Onun yanında avucunda salladığı fasulyeleri döşemenin üstüne serpmiş. Biraz durup beklemiş, fasulyeleri eşleştirmiş, toplamış tekrar dağıtmış, toplamış ve sonra:

“Bana kazmalı kürekli iki adam verin” demiş.

Bey derhal isteneni yapmış. Kadın önde, adamlar arkada gitmişler. Kadın üç ayrı yeri de kazdırmış. Bulduklarını getirip beyin önüne koymuşlar. Oturup bir bir saymışlar. Çalınan kıymetli eşyaların hepsinin tamam olduğu görülmüş. Bey kadının bu marifetine şaşırıp kalmış. Kadının ünü daha da yayılmış, dillere destan olmuş.

Falcı kadın, beye:

“Hırsızlar üç kişiydiler. Köyün yakınındaki ırmaktan geçip gitmişler. Bir süre sonra gelip altınları gömdükleri yerden çıkarıp alacaklardı. Kim olduklarını da belki söyleyebilirdim ama benim fasulyelerim nehir ötesine etki etmiyor” demiş. Bey:

“Kıymetli eşyalarım bulundu ya, yeter bana, gerisini boş ver!” demiş. Falcı kadına da pek çok kıymetli eşya ve armağan vermiş.

Birkaç gün sonra ana oğul oturup konuşmuşlar. Çocuk anasına:

“Anne” demiş, “bu işe artık bir son vermek lazım. Yoksa bir gün foyamız meydana çıkacak. Yeteri kadar mal mülk edindik. Güzel bir evimiz de var. Ben hırsızlığı, sen de falcılığı bırakacaksın. Bu işin sonu yok”.

“Peki oğlum” demiş kadın, “doğru söylüyorsun, artık bu işi bırakmamız lazım. Şöyle yapalım: Eski küçük kulübede işe yarar ne varsa çıkaralım. Sonra da kulübeyi ateşe verelim. Fal açtığım fasulyelerimin de kulübede yandığını, bu yüzden artık fal bakamadığımı söyleyeyim. Bu haberi yayalım. İşi böylece tatlıya bağlarız”.

GFece olunca çocuk kulübede işe yarar ne varsa boşaltmış, kulübeyi de ateşe vermiş. Kulübe iyice tutuşunca ana oğul:

“Yangın vaaar!.. Yanıyoruuuuuz!... Yetişiiin!....” diye bağırmış. Herkes koşmuş, yetişmiş ama iş işten geçmiş, kulübe yanmış kül olmuş. Kadın yangına koşup gelen köylülerin huzurunda, ağlayıp dövünerek:

“Eyvah! Eyvah! Eşyalarım gitti, fal fasulyelerim de yandı. Eyvah ki eyvah! Ben ne yaparım şimdi? Dünyada fal bakamam artık!” diye herkese duyurmuş.

Böylece yaşlı kadın ile küçük oğlanın hileleri meydana çıkmadan fasulye falcılığı sona ermiş. Kadın da, küçük oğlu da ömürlerinin sonuna kadar dürüst bir hayat sürmüş.

(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.