Masal

Ormanın kenarında bir bülbül yaşarmış. O da her bülbül gibi yaz gelince kendine bir yuva yapmış. Yumurtalarını yuvasına güzelce yerleştirmiş, üç hafta üzerinde yatmış, ısıtmış, yavrular çıkarmış. Birbirinden güzel beş tane bülbül yavrusu yavaş yavaş büyümeye başlamış. Anaç bülbül son derece mutlu bir şekilde yavrularına yem getiriyor, su taşıyıp birer birer gagalarına boşaltarak onları besliyormuş.

Bu ormanın kenarında bir de fil yaşıyormuş. Koca fil su içmeye giderken hep bülbülün yavrularının bulunduğu yuvanın yanından geçermiş. Anaç bülbül bir gün bu koca filin yavrularını ezmesinden korkmuş ve ona:

“Ne olursun yavrularıma dikkat et! Yuvamın bulunduğu dala çarpma” diye tembih edip yalvarmış.

Bülbülün bu tembihinden fil rahatsız olmuş. Bir gün yine su içmeye giderken anaç bülbülün olmadığı bir zamanda, yuvasının bulunduğu ağaca omuzlarını vererek sürtünmüş ve ağacı sallamış. Ağacın dalındaki yuva aşağı düşmüş, fil de yuvanın ve bülbül yavrularının üzerine koca ayağıyla basıp geçmiş ve su içmeye öyle gitmiş.

Bülbül akşamüzeri yem getirerek yuvasına döndüğünde bir de ne görsün; yuvası yerde parçalanmış, yavrularının kanlı ölüleri de ezilmiş, paramparça olmuş. Bunları gören bülbül feryat etmeye başlamış: ağlamış ağlamış file beddualar etmiş. Filin olduğu yere gitmiş:

“Benim gibi küçük ve güçsüz bir kuştan ne istedin? Boyundan posundan utan! Ama şunu iyi bil ki bundan sonra birinci düşmanın benim ve senden yavrularımın intikamını alacağım” diye tehditler savurmuş, ağlayıp sızlanmış. Fil ise ona hiç aldırmadan:

“Bildiğinden geri kalma! Ben bunca güçlü ve iri bir hayvanım. Kızarsam herkesi ezer geçerim. Senin gibi ufak tefek kuşlar bana vız gelir” demiş. Bülbül ağlamayı keserek file:

“Bilesin ki koca ve çirkin fil! Yaptığını burnundan getireceğim” demiş ve o günden itibaren ormandaki bütün kuşları bir bir dolaşmış. Başından geçen felaketi anlatmış ve onlardan yardım istemiş. Kuşlar:

“Biz sana nasıl yardım edebiliriz? Koca bir fille nasıl baş edebiliriz ki” diye sormuşlar. Bülbül:

“Hepimiz bir olursak güçlü oluruz. Sürü halinde etrafında uçuşur, gözlerini gagalarız. Biliyorsunuz gözlerinin üstünde bir boynuz veya diş yok. Gözlerine gagalarımızı batırır, uçar gideriz” demiş.

Ertesi gün suya giden koca filin etrafında kuşlar fır fır dönmeye başlamış. Arka arkaya yüzlerce kuş fili şaşkına çevirmiş. Gözleri oyulan fil nereye saldıracağını bilemeden kendi etrafında inleyerek dönmüş durmuş.

Dertli bülbül bu birinci planından sonra, filin her gün su içmeye gittiği sulak yere gitmiş. Oradaki kurbağalara filin kendisine yaptıklarını, yavrularını acımasızca nasıl ezdiğini anlatmış ve kurbağalardan yardım istemiş. Kurbağalar şaşırmış. “Biz dev bir file ne yapabiliriz ki? Sana nasıl bir yardımda bulunabiliriz ki” diye sormuşlar. Bülbül kararlı bir şekilde:

“Yapacağınız iş gayet basit. Sizin için hiçbir tehlike de yoktur. Bu yaşadığınız göletin batı tarafı bataklıktır. Çok derin çamur çukuru olan o tarafta toplanacaksınız. Sizler bataklıkta batmazsınız. Fil her günkü gibi yine su içmeye gelecektir. Ancak artık gözleri görmüyor. Siz o bataklıkta vrak vrak diye öteceksiniz. Fil oraya doğru gelecek ve bataklığa düşecek.”

Ertesi gün bütün kurbağalar bataklık olan yerde toplanmış. Çok geçmeden fil homurdana homurdana, kulaklarını kabarta kabarta meydana çıkmış.

Kurbağalar hep bir ağızdan vrak vrak diye bağırmaya başlamış. Fil kulaklarını o tarafa çevirerek yürümeye başlamış, kurbağalara çok yakınlaşınca biraz daha hızlanmış. Hortumunu uzatarak koşar adımlarla yürümüş. Birden kendini bataklığın en derin yerinde bulmuş. Çabaladıkça çamura gömülmeye, çamur koca gövdesini yavaş yavaş yutmaya başlamış. Olanları izleyen bülbül filin baş ucunda uçarak dolaşıyor, bir yandan da şunları söylüyormuş

“Hey koca fil! Hani gücünle herkesi ezip geçerdin, hani ufak tefek kuşlar sana vız gelirdi. Hatırlar mısın, sana intikamımı alacağım, seni pişman edeceğim demiştim. Haydi şimdi kurtar bakalım kendini.”

Koca fil homurdanarak ve etrafa çamurlar saçarak yavaş yavaş bataklığa gömülmüş, boğulup gitmiş.
Adıge Pşisexer, s.32. TSEY Fat’imet, Şıncıy Köyü. Derleyen: TSEY İbrahim. Yayım yılı: İlk kez 1937 yılında yayımlanmıştır.


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.