Kafkasya Kültürü

Tlako–Kabile Örgütü

Çerkesler’de diğer milletler gibi eski tarihleri, menşeleri ile ilgili yeteri kadar bilgi veremiyorlar. Ancak eski atalarının yedi birader olduğunu, bunların başlangıçta Elbruz dağı eteklerinde Kuban nehrinin başlıca ayaklarından olan Şhahuşe Irmağının kolları arasında bulunan Tube Vadisinde ( Bunların Tube’de yerleşmesi hakkında Kartaca tesisi hakkındaki rivayet aynen söylenir. Güya bu kardeşler öküz derisi kadar yer istemişler. Sonra deriyi ince iplik gibi keserek daha çok yer almışlar.) yerleşerek vatan edinmiş olduklarını, asıl ahlis Çerkes ve bundan ötürü asil olan kabilelerin bu yedi biraderin torunlarından çoğaldıklarını, sonrada idareleri altına alarak yada aralarına alarak erittikleri milletleri KOG (koq) yani raiye ve ikinci sınıf Çerkes saydıklarını rivayet ediyorlar.


Ve Çerkesler: Tubem Zi Hase Demiril Tlepko Vimitlite
Yani: Tubede yeri ve hissesi olmayanı asil soy sayma derler. Çerkeslerde temsil hassası fazla olduğundan önceki zamanlarda bu şekilde çoğaldıkları uzak sayılamaz. Ancak yedi biraderden koca milletin meydana gelmesi uzun bir zamana bağlıdır.

Şhaguşe Vadisin’de çokca Hatıkoy, Khut kabileleri bulunmasından anlaşılıyor ki bu yedi birader denilen kimselerin Hitit soylu olanları oraya gelip yerleşmiş ve isimlerinin kabilelerine intikal etmiş olması hatıra geliyor.Çünkü Hititler kendilerine Hat, Hati, Khit derlerdi.Hatko Hatıkvay gibi Çerkes kelimeleri ise Hati oğlu, Hat oğlu manasına gelir. Khit ise tamamen Hitit karşılığıdır. Hititlere dair Avrupalıların yayınladıkları eserlerde görülen kelimelerin bir çoğuda Çerkescedir.

 

Çerkeslerin yüksek bir sosyal hayata malik olmalarıda dedelerinin medeniyette hakikaten olgunlaştığı ve ilerlemiş olması büyük bir millet olduğunu doğrular. Çünkü bu yüksek esaslar ormanlar içinde yalnız yaşayan bir milletin kendi ürünü olmaktan ziyade kendisine miras gibi görünüyor. Vakıa tarihinin kaydettiği bütün eski asırlarda Çerkeslerin Çerksya’da oturdukları hakkında tarihçiler arasında ittifak vardır.Orada binlerce senelik bakir bir hürriyet ve istiklale sahip olduklarını her tarihçi kaydediyor.

Çerkeslerin eskiden beri tabi bir istihkam olan vadilerinde, geniş ormanların koyu gölgeleri arasında diğer kavimlerle karışmıyarak hususi bir insan cemiyeti halinde yaşadıklarına, sosyal hayatlarının kendilerine mahsus ve diğer milletlerin adetlerinden tamamen farklı olması da bunu göstermektedir.Bundan dolayı yüksek haletlerin çıkış yeri olması nedeniyle ilmin pek ziyade kıymet ve ehemmiyet verdiği Saf kanlık, mevcut medeni kavimler arasında Çerkeslere inhisar etmiş gibidir.

Çünkü Çerkeysanın yanaşılması kolay sahillerine, ova cihetlerine aralıklı olarak temas etmiş olan harici kuvvetler devamlı olamıyarak gölge gibi kaybolmuş, iç kalesi sayılan dağlık kısımlarına yabancı hiçbir millet Rus istilasına kadar ayak basamamıştır.Eski atalarının Elbruz eteklerinde oturdukları hakkında rivayetler ise eski Yunan tarihinin Kafkasya ya o kayalardaki Promete mitolojisine bir bakınca bir hakikat kokusu taşıdığına şüphe yoktur. Ve bu belgelerin kaynek olduğu da malumdur.

Mr.Bell diyorki;Bu ehemmiyetli milletin tarihine ait malumatın, Yunan, Ceneviz, Roma, Arap, Türk eserlerinde bulunduğuna eminim. Kafkas toprağının geçmişe geleceğe ait tarihine kısa olarak göz atılınca kendilerini çevreleyen diğer kabilelere nispetle çoğunluğu teşkil eden Kafkas kabilelerine neden asıl sekenesi adı verildiği neticesine götürür.

Kafkas kabilelerinin dilleri, Kafkas hudutlarını birbiri ardınca tecavüz etmiş olan Hindo- Cerman, Samiler, Moğollar, İslavların dillerinden tamamıyle farklıdır. Sosyal hayatları müstakil olarak kendisine ait usul ve kanunlarla gelişen, kalkınan bir halk gösteriyor. Eski tarihin tasvir ettiği galip milletlerin büyük alçalış ve yükselişine gelince ise bunların Kafkasyanın doğu tarafından Daryal geçitleri üzerinden arkadan gelen daha yüksek dalgaların sevkiyle hafif bir temasla geçip gittikleri anlaşılıyor. Eski İran hududu, Asurilerinsınır fütuhatı bilinmemekle beraber Kafkasya ya varamadıkları görülüyor. Bizans kayıtları ne Yunanlıların, nede Romalıların Kafkasyanın merkez kabilelerini yenemedikleri veya yerlerinden çıkaramadıklarına yeterli derecede şahitlik ediyor.

Araplar Kafkasyanın güney kısmındaki ovaları istila etti. Tatar ve Moğollarda kuzey kısımdaki ovalara musallat oldular.Fakat başka yerlerden gelen halk ile olan mücadele ovalara geçmiş, dağ silsileleri her zaman asıl yerli halkın tamamen elinde bulunmuştur.

1321 miladi senesinde Kafkasya ya ait coğrafya kitabı yazmış olan ünlü Ebulfeda Kafkasya da oturan kabilelerin konuştukları çeşitli dillerin 300 kadar olduğundan Kafkasya ya diller dağı adını veriyor. İlgi sahamıza giren bütün maziden kati bir hakikat çıkıyor ki o da eski asırlarda rivayet edildiği gibi büyük insan dalgaları bu dağlardan inerek yavaş yavaş ovalara yayılmışlar. Bu şekilde dağılan millet ve kabileler az çok farklarla soylarının izini Nuhun torunlarına çıkarabilmişlerdir.

Gerçekten eski Trakyalıların halis Çerkes oldukları ve onlara verilen KETAŞ isminin kılıç yapan anlamında Çerkesce bir kelime olduğu ve kılıç yapmakla ün kazanmış oldukları söylenmektedir.

Kaynak: Jabaghi BAJ Çerkesler adlı eserden


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.