Xabze

‘İlkokul İkinci Sınıf Ders Kitabı’ çevirisi, s. 11-14.
Adige Cumhuriyeti Eğitim ve Bilim Bakanlığı tarafından kabul edilmiştir.

Bu ders kitabı, Adige Cumhuriyeti Devlet Başkanı ŞEVMEN Hazret'in önerisi (игукъэк1) üzerine ve kişisel maddi yardımı ile hazırlanıp yayınlanmıştır.

Kitap, ilkokul ikinci sınıflar öğrencilerinin köy yerleşim biçimlerini, ailelerin karşılıklı ilişkilerini, dil ile geleneğin birbiriyle ilişkisini, iyi ile kötü arasındaki farkları konu edinmektedir.


.

Sevgili yavrularımız!

Sizler Adige ulusunun geleceğisiniz. Ulusumuzun ruhu, dilimiz ile geleneğimizdedir. Adige diline güç katacağınıza, Adige geleneğini yaşatacağınıza, böylece Adige yaşamını daha da ileri boyutlara taşıyacağınıza olan inancımız tamdır.

Kitabı hazırlayanlar

ADİGE CUMHURİYETİ'NİN DEVLET ARMALARI
(АДЫГЭ РЕСПУБЛИКЭМ ИКЪЭРАЛЫГЪО ТАМЫГЪЭХЭР)

RUSYA İLE ADİGEY TEK BİR DEVLETTİR

Rusya çokuluslu bir devlettir.
Adige Cumhuriyeti Rusya içinde yer alır.
Adige Ülkesi 1864 yılında Rusya topraklarına katıldı. Rusya Devlet Marşı çalınırken ya da bayrak kapalı bir yere getirildiğinde ya da bayrağın göndere çekilişi sırasında oturanlar ayağa kalkarlar.

Sözlük:
Bayrak (Нып; быракъ) - Ülkeyi ve ulusu temsil eden renkli kumaş.
Arma (Герб) - Devleti ya da bir soyu (л1акъо) tanıtan işaret.
Milli Marş (Гимн) - Devletin adını duyuran ve ulusu güzel anlatan şarkı.
Adigey (Адыгей) - Rusya içindeki Batılı Adigelerin özerk ülkesi.
Rusya (Россия) - Rus ulusunun devleti, Rus ülkesi.

ADİGEY'İN DEVLET İŞARETLERİ

Eskiden Adigelerin ülkesine Çerkesya deniyordu.
Adige Özerk Ülkesi (oblas/хэку) 1922'de oluşturulmuştu. 1991’de Adigey, cumhuriyet oldu. Bir cumhuriyet olan Adigey’in Bayrağı (Nıp; Bırak), Devlet Aması (Gerb), Milli Marşı (Gimn) ve Anayasası (Konstitutsiya) vardır. Anayasa, Adige Cumhuriyeti yasalarının temelini oluşturur. Adige Cumhuriyeti’nin Ulusal Marşı okunurken ya da Adige Bayrağı kapalı bir yere getirildiğinde ya da göndere çekilişi sırasında oturanlar ayağa kalkarlar.

Sözlük:
Çerkesya (Черкесие) – Adige ülkesi, eskiden Azak Denizi’nin doğu kıyıları boyunca yayılarak Terek Irmağına uzanır, Karadeniz kıyıları boyunca da yayılarak, Şahe Irmağını içine alırdı.
Özerk (Автоном) – Ulusun adını taşımak üzere oluşturulan, ulusun tarih ve kültürünü yaşatmak ve korumak amacıyla verilmiş olan ayrıcalıklı idari birim.
Anayasa (Конституцие) – Ülke içinde yaşayan insanların ilişkilerini düzenleyen temel yasaların yer aldığı kitap.

ADİGE GELENEĞİ ZAMANIN AYNASIDIR
(АДЫГЭ ХАБЗЭР УАХЪТЭМ ИГЪУНДЖ)

ESKİDEN YOLCU İLE KADININ KARŞILAŞMASI SIRASINDAKİ DAVRANIŞ

Eskiden Adigeler at sırtında olarak bir kadının yanından geçmezlerdi. Yolda yürüyen bir atlı, bir kadınla karşılaştığında atından iner, atını sağ eliyle yedeğinde tutar ve yaya olarak/yürüyerek kadının yanından geçerdi.

Sözlük:
Atlı (Шыу) – At sırtında yolda ilerleyen kişi.
Yaya/piyade (Лъэсы) – Ata ya da arabaya binmemiş olarak yürüyen kişi, yaya.
Yanından geçmek (Ебгъук1он) – Birinin yanından geçmek.
At binmek (Шэсын) – Ata, eğere binmek.
Attan inmek (Къепсыхын) – Atlının atından inmesi

Kadına bir at yükü bağışlanır (Бзылъфыгъэм шы ихьылъэ лъэханэ) (Adıge atasözü)

ŞİMDİKİ DÖNEMDE YOLCU İLE KADININ KARŞILAŞMASI

Her otuz yılda bir Adıge geleneği (xabze) Xase (Kurultay) tarafından gözden geçirilirdi. Gelenek, döneme uygun düşecek bir biçimde yeniden düzenlenirdi.

Günümüzde Adigeler araba ile yolculuk yapıyorlar. Atlı olarak artık uzak yerlere yolculuk yapılmıyor. Ancak geleneğe uygun düşecek bir biçimde kadına yine saygı gösterilir ve ona göre davranılır. Yaşına bakılmaksızın, her zaman için büyüğe ayrılmış olan sağ taraftaki yer kadına verilir ve kadın erkeğin sağında durdurulur.

Sözük:
Uygun bulma (Епэсын) – Bir şeyi uygun bulma;bir kişiye ya da bir olaya karşı nasıl davranılması gerektiğini düşünmek ve bulmak.
Xase/H’ase (Хасэ) – Köy ya da ulus tarafından seçilmiş/belirlenmiş (ыгъэнэфэгъэ) bireylerin bir araya gelmesiyle oluşan, ülke ya da köy sorunlarını düzenleyen meclis.
Aracı/elçi (Л1ык1о) – İki kişinin ya da iki tarafın karşılıklı olarak birbirleriyle anlaşmaları ya da haberleşmeleri amacıyla belirlenmiş/görevlendirilmiş kişi.

Dönem değişir, gelenek kalır (Уахътэр зэок1ы, хабзэр къэнэжьы) (Adige atasözü)
***

ADIGE KÖYÜ (AДЫГЭ КЪУАДЖЭР)

ESKİ ADIGE EV-BAHÇE DÜZENLEMESİ (ИЖЪЫРЭ АДЫГЭ ЩАГУР)

Eski Adıge avulu (ev-bahçe alanı) üç bölüme ayrılırdı:Ön bahçe (щагу), harman yeri (хьамэщ) ve hayvan bakım yeri (1эщ).

Ön bahçede üç bina (унищ) bulunurdu:Ana bina ya da büyük ev (унэшхор), mutfak (пщэрыхьап1эр) ve konuk evi (хьак1эщыр). Ana bina dört dizi odadan oluşurdu:Ev sahibinin odası (бысымым ит1ысып1), kız odası (пшъэшъэ унэ), ana binanın bebeklere ve çok küçük çocuklara ayrılan odası (собэр-сабыйхэм апай), yeni gelin ve gençler odası (лэгъунэ-к1элэгъуалэмэ ят1ысып1).

Mutfak ana binanın önüne koşut düşecek (егупаплъэу) bir yerde olurdu. Mutfak iki bölüme ayrılırdı:Mutfak bölümünde yemek pişirilir, bitişik kilerde de (пыты) erzak/yemeklikler (гъомлапхъэхэр) ile kap kacaklar bulunurdu.
Ön bahçe çimenlik/yeşil çimenle örtülü olurdu.

Ön bahçenin kenarlarına meyve ağaçları dikilirdi. Ön bahçe, hayan ve tavuk giremeyecek biçimde örülmüş çitlerle çevrilirdi.

Konukevi (хьак1эщ) bahçe kapısı yakınında ve ana binaya uzakça bir yerde bulunurdu. Konuğun huzurlu olması için konukevine at ahırı (шэщ) eklenirdi.

Hayvan ahırları bölümünde (1эщ) inek ahırı (чэмэщ), at ahırı (шэщ), manda ahırı (псыцощ) ve koyun ağılı (мэлэщ) yer alırdı. Ahırlarda hayvan yemlikleri (шхынлъэ) ile su yalakları (хьакъуашъо) bulunurdu. Ahırlar bölümünün ayrı bir kapısı olurdu.

Harman yerinde (хьамэщ) sundurma (кощ), kümes (чэтэщ) ve ambarlar (конхэр) yer alırdı. Onun da ayrı bir kapısı olurdu. Harman yerinde, hayvanların erişemeyeceği bir biçimde samanlık, ot yığınları (мэкъощ) ve kepek/yem saklama ambarları (фыркъуалъэ) bulunurdu. Ürünler harman yerinde dövülürdü.

Ön bahçe (щагу), ahırlar bölümü (1эщ) ve harman yeri (хьаэщ) arasında basamaklı geçiş yerleri (шъхьaдэхыгъохэр) bulunurdu.

Peki Nartların evleri nasıldı?

Aleglerin koca evi
Kaba sabadır,
Uzun beyaz bir evdir,
Otuz metre boyundadır.
Bahçe kapısı sürgüleri
Atın böğrüne erişir,
Evin tek bir direğini
Sekiz öküz çekebilir (*).

Herkesin evi kendine, bizimkisi bir altın ev (Шъхьадж иунэ чэм лъакъо, тэ тиунэ дышъэ унэ) (Adige deyişi)

Bilgi notu:
Büyük ev, ana bina (Унэшхо) – Adige ev bahçesinde bulunan üç binadan ailenin barındığı ana bina.
Mutfak (Пыты) – Adige ev bahçesinde büyük evin karşısında ve ona koşut olarak (егупаплъэу) yapılan ve geçişli iki odadan oluşan yapı.
Konukevi (Хьак1эщ) – Erkek oturma yeri olup gelen konukların ağırlandığı oda, Adige ev bahçesindeki üç binadan biridir. Bugün “haç’eş/хьак1эщ”, otel karşılığı olarak kullanılıyor.
Çocuk odası (Собэ) – Büyük odanın orta yerinde bebeklerin ve çok küçük çocukların bulunduğu oda.
Kız odası (Пшъэшъэ унэ)- Ergin yaşa gelen kız ya da kızlar için ayrılan oda, kız akşamları burada yaşıtı ve arkadaşı kız ve delikanlılarla oturur, gelen taliplilerle de evlenme konuşmaları (псэлъыхъо) yapardı.
Gelin ve gençler odası (Лэгъун) – Yeni gelinin oturduğu oda;gelin olmadığında çoluk çocuğun oturduğu oda, ayrı, kendisine ait bir kapısı olurdu.
Harman yeri (Хьамэш) – Ev bahçesinin ayrı bir bölümünde, büyük evin gerisine düşecek bir yerde harman işinin yapıldığı, sundurma ve kuruluk gibi yapıları da bulunan yer.
Ahırlar bölümü (1эщ) – Hayvanların bakıldığı çitle çevrili ve içinde yem ambarları bulunan yer.
Yem/ot verilen yer, yemlik (Шхынлъ) – Hayvanlara ot ve yem yedirilen yer.
Su yalağı (Хьакъуашъо) – Hayvanların su içmeleri için odundan yapılan ve içine su konan yalak.
Harman yapma yeri (Хьамэ) – Ekinlerin üzerinde dövülmeleri için sulanan ve saman serilip çiğnenerek hazırlanan daire biçimli yer.
Küçük bahçe (Хэтэжъый) – Ev bahçesinin kenarında örülü çitle çevrilmiş sebze bahçesi.
Ambar (Коны) – Zahire ve kuru ürünlerin saklandığı oda ya da içinde sepet ve sandıklar bulunan yapı.
Harman yapma yeri (1ожьын) –Ürünün dövülüp tanelerin ayrıldığı yer, harmanı yapma.
Sundurma, kuruluk (Кощ) – Öte berinin, iş aletlerinin ve benzerlerinin konduğu üstü kapalı yer.
Kiler (Хьакощ) – Sundurmanın eki olarak ekmek fırını, değirmen, dibek ve el değirmeni bulunan yer.
Yem-erzak kabı koyma yeri (Гъушъуалъ) – Su koyma ya da su taşıma için değil de, sundurmaya ek olarak kuru yemlerin konduğu yer.
Basamaklı yaya geçiş yeri (Шъхьадэхыгъу) – Çitin yarı boyunda olmak üzere basamakları olan, hayvanların geçemediği ama insanların geçmesine olanak sağlayan geçiş yeri.
Arılık (Бжьа1о) – Arı kovanlarının konduğu, yerden biraz yüksekte, arka ve yan tarafları çevrili, üstü kapalı yapı.

(*) Daha çok bilgi için Bkz. Nartlar: Adige Yiğitlik Destanı, CC Edebiyat/Efsaneler Mitoloji Bölümü.

ADİGE KÖYÜ (АДЫГЭ КЪУАДЖЭР)

GÜNÜMÜZDEKİ ADİGE EV ve BAHÇE DÜZENİ (ДЖЫРЭ АДЫГЭ ЩАГУР)

Günümüzün ev ve bahçe alanı, iki ya da üç bölüme ayrılır: Ön bahçe, bir arada harman yeri-ahırlar ya da ayrı ayrı olarak harman yeri ve ahırlar biçiminde.

Ön bahçede (şagu) iki bina bulunur: Ana konut (kışlık konut); yazlık konut-mutfak-kiler bölümü.

Şimdiki ana konut (vıneşh’o/унэшхо) dört bölmeden oluşur. Buna bitişik konut düzeni de denir. Konutlar/odalar iki sıra biçiminde yan yana dizilir: Eskiden olduğu gibi konuk odası (haç’eş, oturma salonu), çocuk odası (собэ), sıcak oda (vıne fab) ve ev sahibinin oturma odası.

Yazlık konut, bitişik iki ya da üç odadan oluşur.

Arka bahçe kapısı, at ahırına gidecek, evin arkasına düşecek biçimde yapılır. Ön bahçe kapısı daha küçüktür ve küçük bir yaya yolu ile evin kapısına ulaşılır.


KÖY YERLEŞİMİ VE KÖYE AD VERİLMESİ (ЧЫЛЭМ ИТ1ЫСЫК1ЭРЭ ЫЦ1ЭРЭ)

Adigeler eskiden beri hem dağlık ve hem de düzlük yerlerde barınırlar. Dağlı Adigeler yüksek ırmak vadilerinde (псыныбэ-къуладжэхэм) yaşarlar. Ova Adige köylerinin etrafları hendekler (ч1ыт1ырк1э) kazılarak ya da dikenli çitlerle (пэнэсэрайк1э) çevrilirdi. Köyün dört bir yönünden giriş kapıları olurdu. Bu kapılar sürgücüsü (сэхтеом) tarafından sürgüler (сэх) sürülerek kapatılır ve açılırdı.

Köy yerleşim yeri ırmağa, ormana ve ekilen yerlere/tarlalara yakın düşecek bir biçimde belirlenirdi. Bir köy mahallesinde (hable) aynı akraba/sülaleden (зэунэкъощхэр) olan kişiler otururlardı. Köyü kuranlar/yerleştirenler beyler (pşı) ya da verkler (оркъхэр) olurdu (*). Köy adı da birçok halde köyü kuran soyluların adını taşırdı- Veçepşıy (Очэпщый), Kunçıkohabl (Къунчыкъохьабл), Hatığujıkuay (Хьтыгъужъыкъуай) gibi (**). Köy yerleşim yerinin özelliklerine bağlı adlar da verilebilirdi:Pseytıku (Псэйтыку), Afıpsıp (Афыпсып), Vılap (Улап), Leşepın (Лэшэпсын) gibi (***). Köy bir Adige topluluğunun (tlepk) adını da taşıyabilirdi: Ademıy, Natuhay, Mamhığ gibi.

Bilgi notu:
(*) Bey ya da soylulara bağlı olmayan topluluklarda önder olan kişilerin adları köylere ad olarak konabilirdi. Düzce’deki Kovk’ehable (Къоук1ьэхьаблэ/Sarayyeri) köyü, o yere yerleşenlerin en yaşlısı/kafile başkanı olan Wubıh Kovk’ı İslam’ın (Къоук1ьы Ислам) adını taşır, köy mezarlığında onun adının ve köyün kuruluş tarihinin yazılı olduğu bir mezar taşı ve özel bir kabir vardır. Kazokohabl, Şıxel’ehabl (Шыхэл1эхьабл), Hampinaz (Хьапый Нажъу) ve daha birçok köy benzeri adlar taşırlar. -HCY
(**) Sözü edilen ilk iki köy Bjedugh, üçüncüsü ise bir K’emguy köyüdür.
(***) Afıpsıp-Afıps Irmağının Kuban Irmağına döküldüğü yer, Vılap-Vıle Irmağının başka bir ırmağa döküldüğü yer anlamını verir. Pe=ön tarafanlamına gelir. Daha çok bilgi için Bkz. “Maykop adının kökeni”, ‘Adigey Cumhuriyeti’-5.

Sözlük:

Dağlı (Къушъхьэч1эс) – Dağlık bölgede doğup yaşayan insan, insanlar.
Ovalı (Шъофрыс) – Ova ve düzlük yerlerde yaşayan ve orada bir ulus oluşturan insanlar.
Sürgü bekçisi (Сэхтеу) – Köyden olup akşamları köye giriş kapılarını kapatan, sabahları da açan kişi. Köylerin giriş kapıları geceleri sürgülerle kapatılırdı.
Dikenli çit (Пэнэсэрай) – Yüksek çitlerin üzeri dikenlere verilerek oluşturulan çitler.
Ekilen yer (Лэжьэк1уп1) – Ekilen topraklar ve bunların bulunduğu yerler, tarlalar.
Su gözü (Псыныб) – Suyun derin olduğu ve güçlü aktığı/kaynadığı yer.
Kuru vadi, kuru dere yatağı (Къуладж) – Kar ve yağmur yağmur sularıyla açılmış kuru vadi.

Köyüm (Сикъуадж)

(Şarkıdan bir bölüm)
Söz: JANE Kırımız
Beste: THABISIM VIMAR

Irmağımız fısıldaşıyor
İlkbaharları kabarır,
Sonbahar başları görünümü altın
Düşlerimde yer alır.

(Nakarat)
Köyüm köyüm
Cici köyüm,
Canımın içi
İçimden silinmeyen!

ADİGE AİLESİ

ESKİ DÖNEMDE AİLE, BABA VE ÇOCUKLAR


Gunes ile Uşıtse ev işlerine yardım ediyorlar.

Babaları döndüğünde, Uşıtse koşup onu karşılıyor, atının dizginlerini ve üzengisini tutuyor, babasının atından inmesine yardım ediyor.

Babasının atını yerine götürüyor, atın bakım ve hizmetlerini yapıyor.

Gunes ise babasının üst giysilerini ve silahlarını alıp duvara asıyor. Su tutup babasının elini yıkamasına yardım ediyor. Ardından babasının giyeceği giysileri gözden geçiriyor, tozlarını temizleyip veriyor.

Guneş ile Uşıtse annelerine de yardım ediyorlar. Uşıtse balta ile odun paralayıp mutfağa getiriyor.

Annesi sofrayı hazırladığında, Uşıtse özenerek sofrayı babasına, konuk odasına (haç'eşe) götürüyor.

Babası yemeğini yiyinceye değin ayakta durarak ona hizmet ediyor.

Sözlük:

Attan inmek (Къепсыхын) - Atlının atından inmesi.
Ata binmek (Шэсын) - Atlının atının eğerine oturması.
Yem (1упхъэ) - Hayvana verilen ot dışı taneli yem, arpa ve kepek gibi.
Hizmet eden (Шъхьагъырыт) - Konuk odasında hizmet gören genç delikanlı, büyükçe çocuk, görevi konuk sofrasına hizmet etmektir.
Hizmet görme (Къыпек1ок1ын) - Geleneğe uygun bir biçimde kişinin gereksindiği şeyleri yerine getirmek.

GÜNÜMÜZDEKİ AİLE, BABA VE ÇOCUKLAR

Gunes ile Uşıtse annesinin yardımcıları.

Uşıtse babasını karşılıyor, ona bahçe kapısını açıyor. Garaj kapısını da açıyor, arabasını park edinceye değin babasını bekliyor.

Arabadaki poşet ve eşyaları babasıyla birlikte arabadan alıp eve getiriyorlar.

Gunes babasının ayakkabılarını değiştirmesine yardım etti, elini yıkayan babasına, kurulanması için bir ucundan tutarak havluyu uzattı. Gunes annesinin hazırladığı yiyecekleri sofraya yerleştiriyor. Babası yemeğini yiyinceye değin ona hizmet ediyor (къыпек1ок1ы).

Uşıtse babasının arabasını temizliyor. Elektrikli süpürgesiyle arabanın içindeki tozları alıyor. Arabanın camlarını da ayna gibi parlatıyor.

Babası dinlenmek için koltuğuna (пхъэнт1эк1ущыхь) oturdu. Gunes günlük gazete ve dergileri babasının yanındaki küçük sehpanın üzerine yerleştiriyor.

СИНАН

Гущы1эхэр – ЖЭНЭ Къырымыз,
Орэдышъор – ТХЬАБЫСЫМЭ Умар

1.
Типсыхъо сык1эдэ1умэ,
Умакъэ ащ къыхэ1ук1ы.
Чъыгы бырабэм япк1ашъэ
О пц1эк1э къысэ1ушъашъэ.

Жъыу: Синанэу синэнэ дах!
Дунаир сфэогъэдах!
Насыпыр о къысэптыгъ
Дунаир о сфыхэпхыгъ.
Ори-ори-орида!
Ори-ори-орида!
Синэнэ дахи!
Синэнэ, синэнэ, синэнэ дахи!

2.
Жъуагъомэ уахэсэлъагъo,
Тигубгъуи о уисэлъагъо.
Уижьау сыч1эт зэпытэу
Уна1э къыстеогъэты.
Жъыу.

3.
Гук1эгъунэу о пхэлъым
Ц1ыфыгъэм сыфеузэнк1ы.
Дэхагъэу о угу илъым
Дунаир къегъэк1эрак1э.


ANNEM

Söz: JANE Kırımız,
Beste: THABISIM Vımar

1.
Irmağımızın sesini dinlediğimde,
Sesini duyuyorum onun içinden.
Gür ağacın yaprakları
Senin adını bana fısıldıyor.

Nakarat:
Annem güzel annem!
Yaşamımı güzelleştiriyorsun!
Mutluluğu bana sen sundun
Dünyayı bana sen verdin.
Vori-vori-vorida!
Vori-vori-vorida!
Cici güzel annem!
Annem, annem, güzel annem!

2.
Yıldızların arasından seni seçiyorum,
Kırlarımızda seni görüyorum.
Gölgende barınıyorum hep
Beni kollayıp duruyorsun.

Nakarat.

3.
Sendeki acıma duygusu
İnsanlığı öğretiyor bana.
Kalbindeki güzellik duygusu
Doğaya, yaşama tazelik katıyor.

ADİGELERDE KONUK AĞIRLAMA (АДЫГЭ ХЬАК1Э ПЭГЪОК1 ХАБЗЭХЭР)

ESKİ KONUK KARŞILAMA GELENEĞİ

Eskiden konuk atlı olarak bahçeye geldiğinde, ev sahibi onu bahçede karşılardı. Konuk attan indikten sonra, ev sahibi atı bağlama yerine bağlardı.

- İyi günler! (Уимафэ ш1у!) diyerek konuk selam verirdi.
- Tanrı seni seviyor! Buyur! (Тхьам ш1у уелъэгъу!Къеблагъ!) derdi ev sahibi de. Ev sahibi konuk evinin -odasının- kapısını açar, konuğa önden yol gösterirdi.

Konuk kırbacını pçable’ye (*) asardı. Konuk kılıç, tüfek ve tabancasını çıkarıp ev sahibine verir. Ev sahibi de onları duvara asar, ardından konuğa hoş geldin der ve onu selamlardı.
- Hoş geldin, konuk! (Фэсапщи, хьак1э!)
- Teşekkür ederim! (Тхьауегъэпсэу!) derdi konuk da.
- Buyurun, baş tarafa oturun! (Дахьи ыпшъэк1э т1ыс!) diyerek konuğu baş yere (жант1э) alırdı.

Konuk oturur, konuğun oturmasının ardından ev sahibi de otururdu.
- Geldiğin yerdeki kişiler nasıllar, konuk? (Укъызхэк1ыгъэхэр сыдэу щытых, хьак1э?) diye sorardı ev sahibi.
- Üzülecek bir şey yok, teşekkür ederim (Зи гумэк1ыгъо щы1эп, тхьауегъэпсэу), diye yanıt verirdi konuk da.

Хэбзэ дахэу тэ ти1эр джащ фэд.

Гущы1эр –Жэнэ Къырымыз, орэдышъор – Сэмэгу Гощнагъу

Хьак1эр къихьэмэ тыфэнэгуш1у,
Анахьыш1ур ащ етэпэс:
Зэтэгъафэ ащ пае 1энэш1у –
Чэтылыбжьэм щыгъу-п1астэр игъус.
Сэнэ 1эш1ур хьазырэу лъэхэт,
Ащ зыфаер бысымэу егъот,
Тиорэд зерэ1эт,
Хэбзэ дахэу тэ ти1эр джащ фэд.


İşte böyle bir şeydir bizim güzel geleneğimiz.

Şarkı sözü: JANE Kırımız
Beste: SEMEGU Goşnağu

Güler yüzle karşılarız konuğu
En iyi olanı ona uygun görürüz:
Ona en iyi sofrayı sunarız-
Çerkes tavuğu ile tuz ve kaçamağı.
Üzüm şırası da (Сэнэ 1эш1ур) sofranın yanında,
Konuk aradığı ev sahibini bulsun,
Şarkı seslerimiz dinmesin, hep yükselsin,
İşte böyle bir şeydir bizim güzel geleneğimiz.


ŞİMDİKİ KONUK KARŞILAMA GELENEĞİ

Arabası ile gelen konuk bahçede karşılanır. Erkek konuk otomobilinden kendi iner. Kadın konuğun kapısı ise ev sahibi tarafından açılır.
- Buyurunuz, saygıdeğer konuklar! (Шъукъеблагъэх, хьак1э мафэхэр!) der ev sahibi konuklara.
- Hayırlısıyla buyuralım (Хъярк1э теблагъ), diye yanıt verirler konuklar da.
- Buyurunuz, hoş geldiniz (Шъукъеблагъэх, фэсапщых), diyerek ev sahibesi de konukları karşılar.

Ev sahibi kadın konuk kadını sağ yanına alınarak eve götürür. Erkekler de onları izleyerek eve girerler.

Ev içinde ev sahibesi konuklara yeniden bir hoş geldiniz (ш1уфэс) selamı verir:

- Hoş geldin, Aminet. Gelmekle bizi mutlu ettiniz. Nasılsınız? (Сыдэу шъущытых?), der kucaklaşır, el sıkışırlar. Ardından ev sahibesi erkek konuğa dönerek, “Hoş geldiniz!” (Фэсапщи!) der, elini tutar.
Aynı sırada ev sahibi de konuk kadına “Hoş geldiniz!” (Фэсапщи!) der, elini tutar. Ardından erkek konuğun elini tutar, “Hoş geldiniz!” (Фэсапщи!) der yeniden.

Ev içi selamlaşmaları boyunca konuklar baş tarafta (jant’e/жант1э) ve yüzleri giriş kapısına dönük olarak ayakta dururlar. Gelenek gereği konuk kadın daha yukarı (saygın) bir yerde durur.

Ardından yer gösterilir, konukların oturmaları sağlanır. Ev sahibesi kapıya daha yakın bir yere düşecek bir biçimde oturur. Ev sahibesi kısa bir süre konukların yanında kaldıktan sonra, konuklardan izin ister, sofra hazırlama işine başlar.

Erkek ev sahibi ise konuklarla birlikte kalır. Tanıdıkları, akrabaları, geldikleri köyü, yaşadıkları yöreyi sorar.

Evin kızı gelir, önce kadın konuğu, ardından konuk erkeği olmak üzere konukları bir bir selamlar. Daha sonra yol yorgunu olan kadın konuğu, elini yıkaması ve dinlenmesi için odadan çıkarır ve başka bir odaya alır.

Konuğu sevinçle karşıla, selamla ve buyur et: “Hoş geldin, konuğumuz! Buyur” de (Фэсапщи, тихьак1э!Еблагъ).
Konuğa oturması için baş tarafı, en iyi yeri göster.
Konuk oturmadıkça sen de oturma.
Konuğun karşısında fazla konuşma.
Gideceğinde konuğu bahçe kapısı önüne değin eşlik ederek uğurla, “Güle güle/Hayırlı yolculuklar” (Гъогумаф) de ona.


Sözlük:

Ev sahibesi (Бысымгуащ) – Ev işlerini gören evdeki en yaşlı kadın.
Kadın konuk (Бзылъфыгъэ хьак1) – Gelen konuklardan kadın olanı.
Erkek konuk (Хъулъфыгъэ хьак1) – Konuklardan erkek olanı.

ANADİLİ VE GELENEK

BİRİ İLE KONUŞMA VE GELENEK

Dil ile gelenek
Aynı anadan doğmadır.
Dil geleneği zenginleştirir/büyütür,
Gelenek de dili güzelleştirir.
Bu ikisi birer gurur kaynağımız.
Bin yıllar boyunca ürettiğimiz zenginliğimiz.
İşte bu ikisi atalardan
Bize kalmış, bize özgü olan ulusal özelliğimiz.
YENEMIKO Mevlid

- Günaydın, baba! (Wipçedıj ş’u, tat!; Уипчэдыжь ш1у, тат!) (1)
- İyi günler, çocuğum! (Wimafe ş’u, siç’al!; Уимафэ ш1у, сик1ал!)
- İyi günler, İlyas kızı Fatima! (Wimafe ş’u, Fatima İlyasovna!)
- Tanrı sağlık versin/teşekkür ederim!Buyur! (Thawéğepsew! Qéblağ! Тхьауегъэпсэу! Къеблагъ!).

Adigeler büyüğe saygı gösterirler: Onun için ayağa kalkarlar, büyüğün karşısında ayakta dururlar, oturmazlar. Belirli kurallara uygun olarak büyükle konuşurlar.

Değer verdikleri yaşlılarla çok yönlü konuşan yeryüzü toplulukları da vardır. Ruslar da bunlardandır. Anne, baba, dede, nine, komşu, konuk, öğretmen ve tüm yaşlılar ile hemen her konuda konuşurlar.

- Günaydın, İvan kızı Marya!İyi misiniz/Nasılsınız? (Здравствуйтэ, Марья Ивановна!Как Ваше здоровье?) der Ruslar.

Adigeler baba adını ekleyerek birilerine hitap etmezler. Ancak Rusça ek ya da özellikler almış sözcüklerle öğretmenlere ya da devlet görevlilerine seslenebilirler.

Sözgelişi öğretmene: İlyas kızı Fatima, diyebilirler.
Böylesine durumlarda öğretmenin adını, baba adını da ekleyerek Rusça kuralına uygun olarak söylerler:
Örneğin, Adige söylenişiyle, ‘Astlan Cankhotoviç’ (Аслъан Джанхъотович), demezler.
Rus söylenişiyle, ‘Aslan Canhotoviç’! (Аслан Джанхотович!), derler.

Sözlük:

Saygı (Tlıtenığ; Лъытэныгъ)- Kişiye gösterilen değer, saygı.
Karşılama (Ş’heç’efağ; Шъхьэк1эфагъ)- Geleneğe uygun olarak kadını, büyüğü ve konuğu -saygılı bir biçimde- karşılama.
Özellik (Feme-bjım; Фэмэ-бжьым)- Bir başkasına ait görüntü ve özellikler.
Baba adı (Yatats’; Ятац1)- Kişinin adını baba adını da ekleyerek söyleme.

· İki kez düşün, bir kez konuş (Ze p’oştım t’o yegupşıs/Зэ п1ощтым т1о егупшыс)

Eski Adigelerde bey (pşı) de olsa kişi bir kurala uygun olarak ve baba adı eklenmeden çağırılırdı. Ancak, egemen (tétığo; тетыгъо) sınıftan olan kişiye, beye saygı gereği, bey adına “zivshan/зиусхьан” (beyim, efendim) sıfatı/sözcüğü eklenirdi:

- Zivshanew Çelemet (Çelemet Bey; Efendimiz Çelemet), derlerdi.

Sıradan çiftçiler (ırgatlar) ise, adını söylemeden sadece “Zivshan” (Beyimiz) diyerek beye (pşı) seslenirlerdi.

Sözlük:

Bey (Pşı; Пщы)- Toplumsal statü olarak: ‘derebeyi, köy beyi, prens’; aile içi anlamda: ‘kayıpeder’
Zivshan (Зиусхьан)- “Efendimiz, beyimiz” anlamında soylu adlarına eklenen saygınlama sözcüğü/sıfatı.


· KISA KONUŞANIN DİLİ TATLI OLUR (ZİGUŞIE Ç’EÇ’IM YIBZE EŞ’U; ЗИГУЩЫ1Э К1ЭК1ЫМ ЫБЗЭ 1ЭШ1У) (Adıge atasözü)
· Sözünü tartmasını bil, sözünü sınırla ve arkasında durmasını bil (Wiguşıe ğune tlıf; Уигущы1э гъунэ лъыф) (Adıge deyişi)


EV İÇİ KONUŞMALARI VE GELENEK

Gunes ile Uşıtse soruyorlar

- Anne, bugün sana ne getirmemi istiyorsun?
- Hiçbir eksiğimiz yok, yavrum, teşekkür ederim!
- Sen ne istersin, baba?
- Ben “Zekoşnığ” (2) dergisinin yeni sayısını isterim.
- Olur, getiririm.
- Baba, bana da “Joğobın” (3) dergisini aldır, dedi Uşıtse.
- Olur. Ya sen, Gunes, sen okumak için ne istersin?
- Sağol, baba! Nafset bana “Samğur” (4) kitabını getirdi.

· Kıdemli (yeni olmayan) ailelerde ana ve babaya sesleniş çoğul sözle yapılır: Annemiz! - Babamız! (Tyan! -Tyat!; Тян!Тят!) gibi.
Ancak anne ve babalar bildikleri, sevdikleri biriyle konuşurlarken tekil ifade de kullanırlar: Annemiz, bir şey ister misin? (Tyan, zıgorem wıfaya? -Тян, зыгорэм уфая?).

Adigeler tanımadıkları ya da samimi olmadıkları bütün büyüklere/yaşlılara “Annemiz!” (Tyan!), “Babamız!” (Tyat!) diyerek seslenirler.

· Şimdiki çocuklar/kızanlar anne ve babalarını “mam” (anne) ve “pap” (baba) diye çağırırlar. Bu sözcükler Rusça’dan bize geçmiştir.

· Eski Adigeler amca, hala, dayı ve teyzeyi düz adlarıyla çağırırlardı, tekil ölçü kuralına uygun olarak onlarla konuşurlardı.

· Şimdiki Adigeler amca ve dayıya “dada” (дядя; amca, dayı), teyze ve halaya “tetya” (тетя; teyze, hala) derler. Bu gibi ad ve sözcükler de Ruslardan ve Rusça’dan alınmadır.

Uşıtse internet aracılığıyla iletişim kuruyor:

Türkiye-Antalya-Korkuteli-Yeleme Köyü

- Ben bir Adige’yim. Adım Nart. Yedıc ailesindenim

Annemin erkek kardeşine bizler “Daye” (Дае; Dayı) deriz.

Annemin kız kardeşine de “Abla” (1аблэ) diyoruz.

· Konuştuğun kişiyle saygılı konuş
· Konuşurken iyi düşün ve öyle konuş
· Sözlerini ve konuşmanı karşındakinin anlayacağı bir biçimde düzenle
· Senden büyük olan, sana izin vermeden konuşma
· Bağırarak konuşma


SELAMLAŞMA/KARŞILAŞMA KONUŞMALARI (Ş’UFES XABZEXER; Ш1УФЭС ХАБЗЭХЭР)

· Adigeler sevinçli/üzüntülü (gopağe/гопагъэ) ve içtenlikli (gufebenığe/гуфэбэныгъэ) sözleri kullanmasını çok iyi bilirlerdi. Sevinç ve sevinme, Adige geleneğinin kökünde, temelinde bulunur. Bunu özellikle karşılaşmalar sırasındaki selamlaşma biçimlerinde görebiliyoruz.

Karşılaşma selamları yerine ve zamanına göre gruplara ayrılır.

I. Her zaman kullanılan selamlaşmalar:

- Günaydın!/İyi sabahlar!-Tanrı seni seviyor! (Wipçedıj ş’u!-Them ş’u wétleğu!; Уипчэдыжь ш1у!- Тхьэм ш1у уелъэгъу!)
- İyi günler! – Tanrı gününü iyi etsin! (Wimafe ş’u! – Mefeş’u Them qıwét!; Уимафэ ш1у! – Мэфэш1у Тхьэм къыует!)
- İyi akşamlar! – Daha iyisi olsun! (Wipçıhe ş’u! – Nahış’ujew!; Уипчыхьэ ш1у! – Нахьыш1ужьэу!)
- Işık içinden çıkarak gel! Sen de aydınlık içinden çıkıp gel! (Nefıtleş’u wıqéç’! – Weri nefıtleş’u wıqéç! Нэфылъэш1у укъек1! – Ори нэфылъэш1у укъек1!)
-İyi geceler! – Sana da iyi geceler (Çeş rehat qıwek’u! – Weri çeş rehat qıwek’u!; Чэщ рэхьат къыок1у! – Ори чэщ рэхьат къыок1у!)
-Seni görmeye geldim. - Tanrı gözünü iyilik yolunda ışıldatsın (Wızezğetleğunew sıqek’uağ. -Wıne ş’uç’e The yeğaptl; Узэзгъэлъэгъунэу сыкъэк1уагъ. - Унэ ш1ук1э Тхьэ егъаплъ)
- Seni, hal hatırını sorayım diye geldim. – Tanrı seni iyilik yolunda aranan biri olarak yaşatsın (Sıpç’ewpç’en s”ui sıqek’uağ. – Ş’uç’e qıpç’ewpç’exew Them wışéğa’ ; Сыпк1эупч1эн с1уи сыкъэк1уагъ. – Ш1ук1э къыпк1эупч1эхэу Тхьэм ущегъа1)
- Rüyamda gördüm. - Tanrı hayırlı etsin! (Pç’ıhap’e stleğuğe. Khayr The yeşş!; Пк1ыхьап1э слъэгъугъэ. Хъяр Тхьэ еш1!)
- İyi haberlerini alıyoruz. – Tanrı iyi haberlerden sizi yoksun bırakmasın (Wiqebar ş’uç’e zexetexı. – Qebarış’u Them şuşémığaç’ –Уикъэбар ш1ук1э зэхэтэхы. – Къэбарыш1у Тхьэм шъущемыгъак1)
-Aklıma geldin de (özledim de) geldim. – Tanrı seni iyi yönlerinle herkese anımsatsın (Sigu wıqeç’ığeti sıqek’uağ. -Them ş’uç’e agu wıqéğeç’. – Сигу укъэк1ыгъэти сыкъэк1уагъ. – Тхьэм ш1ук1э агу укъегъэк1).

II. Yola çıkış ve yol boyundaki selamlaşmalar:

- Güle güle/iyi yolculuklar! – Teşekkür ederim! (Ğogumaf! – Thawéğepsew!; Гъогумаф! – Тхьауегъэпсэу!)
- İyi yolculuklar dilerim. – Benimle birlikte, -manen yanımda- gelesin (Ğogumafe wéj – Wıqızdéj; . Гъогумаф – Укъыздежь).
-Oğlumuz askere gidiyor. -Tanrı yolunu açık/hayırlı etsin (Tiç’ale dzem yejağ. - Yejeğe mafe Them yeşş; Тик1алэ дзэм ежьагъ. - Ежьэгъэ мафэ Тхьэм еш1).
- Hoş geldiniz. - Teşekkür ederim (Fesıj apşi. -Thawéğepsew; Фэсыжь апщи. – Тхьуегъэпсэу).

Selamlaşmalarda, selama uygun davranış da gerekir:

- Araba sürerken bir kadının yanından geçecek olursan, onu toza boğmadan , başınla hafif bir selam vererek ve yavaşlayarak yanından geçmelisin.
- Atlı iken bir kadınla karşılaşacak olursan, attan inmelisin ya da eğer üzerinde biraz kalkarak kadını selamlamalısın.
- Bir eve girersen ilkin evin hanımını (bısımguaşe) selamlamalısın. Bir grupla karşılaşacak olursan ilkin içlerindeki kadını selamlamalısın.

III. Sofrada, grup içinde selamlaşma

- Sofrada oturulurken ayağa kalkılmaz, Adıgelerde yemek herkesten büyük (saygın olan) sayılır.

IV. Çalışma durumu ile ilişkili selamlaşmalar:

1. Toprağı sürme ya da ekin ekme işiyle ilişkili selamlar:

- Selam, bereketli olsun, Tanrı sana bereket yağdırsın (Ğebeju weğot apşi, Them pféğebuağu; Гъэбэжъу огъот апщи, Тхьэм пфегъэбагъу), derler çiftçiye.
-Teşekkür ederim/Tanrı sana sağlık bağışlasın (Thawéğepsew; Тхьауегъэпсэу), der çiftçi de.
2. Bir koyun sürüsünün yanından geçerken:

- Selam, -sürün- çoğalsın! (Bekhu apşi! Бэхъу апщи!)- derler.
- Teşekkür ederim! (Thawéğepsew!; Тхьауегъэпсэу!).

Atasözü: KENDİNE “GELENEĞE UYGUN OLARAK KONUŞUYOR” DEDİRT (‘Xabzem tétew mepsatle’ yağa’u; ‘Хабзэм тетэу мэпсалъэ’ ягъа1у)

Söylenmesi uygun olanlar

- Tanrı sağlık bağışlasın! ((Thawéğepsew!; Тхьауегъэпсэу!)
- Mutlu bir ömür sürdüresin!Mutlu bir yaşlılık yaşayasın!Mutluluk içinde yaşlanasın!(J’ış’he mafe wekhu! Жъышъхьэ мафэ охъу!)
- Bağışla beni! (Qısfeğeğu!; Къысфэгъэгъу!)
- Uygunsuz davranma (Yemık’u wımışşı; Емык1у умыш1ы)
- Verdiğin sözü unutma (Wiguşıe zışımığeğupş; Уигущы1э зыщымыгъэгъупш)
- Sözünü senden alıyorum (Wiguşıe p’epısexı; Уигущы1э п1эпысэхы)
- Bir şey söyleyebilir miyim? (Zı guşıe gore qas’o khuşta? Зы гущы1э горэ къас1о хъущта? )
- Bir eklemede bulunabilir miyim? (Qıxezğekhojı khuşta? Къыхэзгъэхъожьы хъущта? )

Söylenmesi uygun olmayanlar

- Kapa çeneni! (Wıje zetétlh! Ужэ зэтелъхь!)
- Yeter, sus! (Şığet! Щыгъэт)
- Kafayı ütüleme! (Ş’her wımıwbate! Шъхьэр умыубатэ!)
- Kafamı şişirme! (Sımıwdegu! Сымыудэгу!)
- Başımı ağrıtma! (Sş’he wımığewız! Cшъхьэ умыгъэуз!)
- Uzatma artık! (Zepığewıj ş’ıw! Зэпыгъэужь шъыу!)
- Git! (Uç’; 1ук1)
- Gözüme görünme! (Zısemığetleğu!; Зысэмыгъэлъэгъу!)
- Nereye gitmek istersen git! (Wızdak’o pşşoyğom k’o! Уздак1о пш1оигъом к1о!)

Tatlı dil yılanı
Deliğinden çıkarır.
İyi söz ürer (güçlenerek yayılır).
-Kişileri- yakınlaştırır.

Jebze daxem blağor
Qıréşı yinabğo.
Psetleşşur mebağoş’.
Wızeféşşı blağe.

Жэбзэ дахэм благъор
Къырещы инабгъо.
Псэлъэш1ур мэбaгъошъ.
Узэфеш1ы благъэ.
BEĞ Nurbıy

Atasözü: Bıçak yarası kapanır, dil yarası kapanmaz (Çatem piwpç’ırer meç’ıjı, jem piwpç’ırer ç’ıjırep; Чатэм пиупк1ырэр мэк1ыжьы, жэм пиупк1ырэр к1ыжьырэп).
· Gelenek tanımayan – yaramazın biridir (Xabzemışşe – şşıç’ay; Хабзэмыш1эр – ш1ык1ай)
· Adıge geleneği – ata mirasıdır (Adıge xabzer – ate ç’enıj’; Адыгэ хабзэр – атэ к1эныжъ)
· Topluma katılmayan – gelenek dışı kalır (Axemıhe – xebzençe; Ахэмыхьэ – хэбзэнчъэ)
· Yüz göz bakar, yüz kulak dinler (Niş’e maptle, thak’umiş’e meda’o; Нишъэ маплъэ, тхьак1умишъэ мэда1о)

Dikkat: Adigelerin “Yüz göz bakıyor, yüz kulak dinliyor” deme nedenleri, kişinin söz ve davranışlarına sürekli özen göstermesi, sınırları aşmaması ve dikkatli olması gereği nedeniyledir. Kimsenin seni görmediğini ve duymadığını düşünmemelisin. Tek bir ayıplı halin, söz ve davranışın bile görülürse, bu seni değersiz (ucuz) biri yapmaya yeterli olabilir.

Atasözleri:

· Düşünerek konuş, etrafına bakarak otur (Gupşısi psatle, zıptlıhi t’ıs ; Гупшыси псалъэ, зыплъыхьи т1ыс)
· Ayıp olandan kaçın, yıl (Yemık’um şşol’ıç’; Емык1ум ш1ол1ык1)
· “Laf ebesi-biri, bilindik – mukallit” dedirtme kendine (“A’ore –pe’oj’, aşere – peşşıj” yamığa’u ; «А1орэ – пэ1ожь, аш1эрэ – пэш1ыжь» ямыгъа1у).


Bilgi notu:
1) Adigece’yi öğretmeye ve öğrenmeye çalışan gençlerimizin telefonla ricalarda bulunmakta olmaları nedeniyle, bazı Adigece sözcük ve deyimlerin Kiril ve Latin olarak özgün biçimlerini de yazmaya çalışıyoruz. Elde olmayan hataların düzeltilmeleri ve bağışlanmaları ricasıyla. -HCY
2) “Zekoşnığ” (Zeqoşnığ; Зэкъошныгъ)-Maykop’ta üç ayda bir yayınlanan Adigece edebiyat ve kültür dergisi.
3) “Joğobın” (“Жъогъобын”-‘Takım Yıldızı’ ya da ‘Yıldız Ailesi’ anlamında)- Maykop’ta Adigece olarak yayınlanan resimli çocuk dergisi.
4) “Samğur” (Самгъур)-Masal kuşu adı, burada masal kitabı. Samğur kuşu iri ve ölümüz bir kuştur, bir gözüyle geçmişi, diğer gözüyle de geleceği görür.

İYİ İLE KÖTÜ VE GELENEK

GERÇEK İLE YALAN

İyi ile kötü, iyi olanla kötü olan yaşamın iki karşıt öğesidir.

Gerçekçilik, yiğitlik ve acıma duygusu, çalışmayı sevmek- iyi olan şeylerdendir.

Yalan söylemek, üşengeç olmak ve laf taşımak –kötü olan huylardandır.

İyi olan övülür, kötü olansa kınanır, aşağılanır.

Bir kurt öyküsü:

KURDUN ŞARKISI

Söylenip anlatıldığına göre, bir kurt yaşarmış. Çok acıkmıştı, avlanmak için kırda koşuştururken, sürüden ayrı düşmüş bir kuzucuk ile karşılaşmış. Kuzuyu kapıp kaçacağı bir sırada, dikenlikten fırlayan minik bir fare kurdu ürkütmüş, ürken kurt da eski bir av çukuruna düşmüş.

- Yandım-m-m, yandım, diye yakınmaya başlamış kurt, bir türlü çukurdan çıkamıyormuş. Kuwoğuibl/yedi ses uzaklıktaki bir yerde otlamakta olan koca inek sesi duymuş ve çukurun önüne gelmiş.

- Sen, vay be, Kurt,
- Sen , her şeyinle dehşet saçan,
- Sen, eğri bacaklı (лъэк1эп1 к1эхыхэр) iki göz,
- Sen, çift sivri kulaklı,
Nasıl da düşmüşsün buraya

- Sen, Allahlık, inek,
Senin baban ile benim babam kardeştir,
Senin annenle benim annem kız kardeştir,
Seninle kardeşlik andı içmeye hazırım,
Yeter ki çıkar beni bu çukurdan,
Ömrümce senden olanlara asla kötü gözle bakmam.

İnek kurdun yalan söylediğini anladı ve onu şöyle yanıtladı:

- Sen, Allah'ın belası, kurt,
Güz geldiğinde yavru danamı benden kapıyor,
Bahar geldiğinde de sırtımı dişliyorsun,
Seni çıkarıncaya değin Tanrı alıkoysun seni burada.

Koca inek dönüp gitmiş.

Kurt yeniden yakarmaya başlamış. Sesi duyan tilki de gelmiş. Ona da yalvarmış ama dinletememiş. Ne yapsa, neyi denese, kurt çıkamıyormuş çukurdan. Sonunda sesi duyan kırat gelmiş.

- Seni Allah göndermiş kır at,
Kaz otu ile yeşil/marul otunun (къэлъ уцы) bol,
Çınarın çok olduğu,
Çakıllı bir yerde bir pınar var,
Pınardan sanki bal suyu fışırdıyor,
Seni oraya götürürüm,
Yeter ki beni bu çukurdan çıkar bir, demiş kurt, yalan üzerine yalan sıralamış. Kır at bu sözlere aldanmış: Peki, demiş seni bu çukurdan nasıl çıkarabilirim? diye sormuş,

- Sen bıyıklarını (wisırıne paç’exer) çıkar dışarı/burnunu uzat,
On parmağımla yakalarım ben onları,
Bu uğursuz çukurdan çakart da beni tek,
Ömrümce hiçbir ata sataşmam.
At, bıyıklarını uzatır,
Kurt da on tırnağıyla onu pençeler,
Nogay çukurunun içine çeker,
İnce derisinden başlayarak parçalar,
Atın kemiklerini
Merdiven yapıp çukurdan çıkar.
Karnı doymuş kurtlar ulumaya başlarlar,
Ormanın derinliklerine dalarlar.

AÇIKLAMALI SÖZLÜK

Ses mesafesi (kuwoğu; куогъу) – bağıran birinin sesinin ulaşacağı mesafe. Eski Adıge ölçü birimi.
Yeşil ot (qetl wıts; къэлъ уц) – kurutmak üzere biçilen ot, marul otu da denir.
Dana (nıbğeşkhu; ныбгъэшхъу) – bir yıllık dana. Erkek buzağı.
Tuluk (netı; нэты) – keçi derisi tulumu.
İnce deri (p’oç’e – bj’aç’ ; п1ок1э – бжъак1) – burada atın derisi sözkonusu ediliyor.
Burun (sırıne paç’; сырынэ пак1) – atın ön burunu, burnun ön tarafı.
Doymuş kurtlar (tığuj’ ğeşxeç’ığexer ; тыгъужъ гъэшхэк1ыгъэхэр) – öyküde tek bir kurt sözkonusu iken, ancak sona doğru çoğaldığı, birçok kurt bulunduğu görülüyor. Bu sözlü anlatıda bir gelenektir. Kurdun acımasızlığını, vahşiliğinin altı çizilmek isteniyor.
Sivri dikenli (ts’ıpaşkhu; цыпашъхъу) – “kulak uçları pıtrak dikeni gibi sivri, batıcı” denmek isteniyor.


Atasözü:

KURT ÇOBAN YAPILMAZ (TIĞUJ’IR MELAKHO AŞŞIREP; ТЫГЪУЖЪЫР МЭЛАХЪО АШ1ЫРЭП)

Öykü:

Doğru ile yalanın arası

- Doğru ile yalanın arası nedir? -diyerek Vıserej’e (*) sordular.
- Dört parmak (**), demiş Vıserej. Dört parmağını göz ile kulak arasına koyup gösteriyor.
- Bundan ne gibi bir anlam çıkıyor ki? -diyerek, ikinci kez sormuşlar.
- Bundan şunu anlamak gerekir, demiş Vıserej, kulak doğruyu da yalanı da duyar, doğru olanı ise gözün gördüğüdür. İnsan görmediği bir şeye doğrudur deyip tanıklık etmemese daha iyi yapmış olur, demiş Vıserej.

· Adigeler kötü huylu kişileri yererler (Adıgeme şen dey zıxetlxer awmısı xabze; Аыгэмэ шэн дэй зыхэлъхэр аумысы хабзэ)

Bilgi notu:

(*) Vıserej (Wıerej’; Усэрэжъ) – Sözlü anlatıda bilge, kahin, geleceği bilen kişi.
(**) Dört parmak mesafesi (Pl’ale; Пл1алэ)

Biz de öyle birini istemeyiz

Söz - MIRZE Dzepş, beste – NATHO Canhot

Dargınlığı
Yalanı huy edinen,
Ana babayı dinlemeyen,
Büyükleri saymayan
Birini kimse istemesin, istemesin,
Biz de öyle birini istemeyiz, istemeyiz.
Sert görünen,
Kendini uyanık gören,
Arkadaşları ile geçinmeyen,
Küçücük çocukları üzen,
Birini kimse istemez, istemez,
Biz de öyle birini istemeyiz, istemeyiz.


· Gerçek

· NART RANDEVUSUNA İHANET ETMEZ (NART YİP’ATLE YEPTS’IJIREP; НАРТ ИП1АЛЪЭ ЕПЦ1ЫЖЬЫРЭП)

· DOĞRUNUN KÖKÜ GELENEĞİN DİREĞİDİR (Ş’IPQEM YITLAPSE XABZER YİÇ’ESEN ; ШЪЫПКЪЭМ ЫЛЪАПСЭ ХАБЗЭР ИК1ЭСЭН)

· DOĞRU SÜTUNDUR (Ş’IPQER PQEW; ШЪЫПКЪЭР ПКЪЭУ)

· DOĞRULUK ALTINDAN DAHA DEĞERLİDİR (Ş’IPQAĞER DIŞ’EM NAH TLAP’ ; ШЪЫПКЪАГЪЭР ДЫШЪЭМ НАХЬ ЛЪАП1)

· Yalan

· YALAN KAYPAKLIKTIR (PTS’IR TS’ENTLAĞO ; ПЦ1ЫР Ц1ЭНЛЪАГЪО)

· YALANCILIK YÜZSÜZLÜKTÜR (PTS’IWIPSIR NEPNÇ ; ПЦ1ЫУПСЫР НЭПЭНЧЪ)

· YALAN SENİ ALÇALTIR/SENİ DEĞERSİZ BİRİ YAPAR (PTS’IM PIWIT WéKHUL’E ; ПЦ1ЫМ ПЫУТ УЕХЪУЛ1Э)

· BİR YALAN YÜZ DOĞRUYU PASLATIR (ZI PTS’IM Ş’IPQİŞ’E YEĞEWTLIYI ; ЗЫ ПЦ1ЫМ ШЪЫПКЪИШЪЭ ЕГЪЭУЛЪЫИ)

· Yalancı doğruyu söylese bile ona inanmazlar (Pts’ııpsım ş’ıpqe qı’omi aşşoşş khujırep ; Пц1ыусым шъыпкъэ къы1оми аш1ошъ хъужьырэп)

Dikkat:

Dilini terbiye et, yalan söyleme (Wibze ğe’ase, pts’ı wımıwsı; Уибзэ гъэ1асэ, пц1ы умыусы)
Söz ve eylemin birbirini tutsun (Wi’ore wişşere zetéğet; Уи1орэ уиш1эрэ зэтегъэт)


Sözlük:

Doğru-doğruluk (Ş’pqe – ş’ıpqağ ; Шъыпкъэ – шъыпкъагъ) – İşin, olayın durumu- doğru konuşmak, doğru biçimde hareket etmek.
Yalan – yalan söylemek (Pts’ı – pts’ıwsın; Пц1ы –пц1ыусын) – Doğruyu bozan sözcük – doğruyu bozan sözler etmek.
Suçlu, kabahatli – suçlamak, kınamak (Mıse – ğemısen; мысэ – гъэмысэн) –Doğru olmayan bir biçimde hareket eden; söylenmemesini söyleyen; yapılmaması gerekeni yapan; suçsuz kişinin kalbini kıran – böyle birini kınamak.
Takdir – takdir etme (Şıtkhu – şıtkhun; Щытхъу – щытхъун)- Kişinin yaptığı iyi şey –bu iyi şeyi değerli sayma.

 


 734, 

Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.