Xabze

Adıgelerde Elbise

Şığınım tsıxur yeğaşeraşe, akılım yeğadaxe.Elbise adamı süsler, akıl güzelleştirir.
Vıkızdamışem vışığınşi, vıkızdaşem vı akılş.Tanınmadığın yerde elbise, tanındığın yerde akılsın.
Faşem yanakh daxer vukıteş. Elbisenin güzeli utanma duygusudur.
Daxağer zekujşi, zekujır faşeş.Güzellik yakıştırmaktır, yakışanda elbisedir.
Bzılxuğam yi aşhi yi şhi yi faşeş.Bayanın kolu da başı da elbisedir.
Şığınır guaşeşi, yat’er pşı vıneş.Elbise guaşe, toprak bey evidir.

 

Dünyada hiçbir millet yoktur, atalarının çok eski yıllarda giydiği elbiseyi hiç değişikliğe uğramadan, yeni şeyler katmadan günümüze kadar getirebilen. Belki sıcak bölgelerde yaşayan gelişmiş giysileri olmayan kavimlerde değişiklik olmamıştır. O şekildeki kavimlerde artık parmakla gösterilecek kadar azdır.

 

Adıgeler yaşantıları boyunca giydikleri elbiseler ve başka şeylerde zamanla değişiklikler yaparak, geliştirerek yenileriyle yer değiştirmiştir. Bu değişimlerde komşu milletlerden iyi şeyleri aldıkları da oldu onlara verdikleri de oldu. Başka milletlerden gördükleri iyi şeyleri kendi adet ve geleneklerine uydurarak, daha da güzelleştirerek insanlarına yakıştırmasını bilmişlerdir. Kendileri de başkalarıyla paylaşmışlardır.

 

Nartların zamanında giyilen elbiselerin bu gün adıge faşe (adıge elbisesi) diye adlandırdığımız elbiseyle aynı olduğu bilinmektedir.

 

Aradan 10 asır geçtiği halde o günlerde giyilen elbiselerle Adıge faşe lerinde ki asıllarında aynılık, benzerlik bir gerçektir. Nartlardan günümüze gelene kadar yıllar geçtikçe ister istemez zaman her şeye, gelişim ve değişim açısından az veya çok damgasını vurmuştur. Bayanların liderlik yaptığı dönemler, erkeklerin liderlik yaptığı dönemler, bakır, tunç, demir, çelik gibi madenlerin kullanılması değişimde çok yerlerde etkili olduğu gibi, elbiselerdeki değişimde de etkili olmuştur.

 

Adıgelerin en eski giydikleri elbise resimleri kazılarda bulunan yaşlı bir sind erkeği ile genç bir savaşçıya aittir.

 

Bu resimler 1963 yılında Akdeniz kıyılarında Sokolski H.İ. başkanlığında arkeolog Ekspeditsenin bulduğudur.

 

Yapılan kazıda bulunan evin temelinde çıkan duvar taşlarında oyularak çizilmiş resimlere rastlanmıştır.

 

Burada bulunan taşlarda genç Sind savaşçısının dizlerine kadar savaş araçlarıyla oyularak resimlenmiş şekli görülüyordu.

 

Bu resimde genç savaşçının elbisesi ve silahları da belli idi. Bulunan bu eski ev temeli 1 inci yüzyıldan kalma bir temel olduğu bilinmektedir.

 

Daha önceleri 1896 yılında Kep yakınlarında yapılan kazılarda bulunan, taşlar üzerine kazınarak yapılmış resimlerin Sokolskinin başkanlığında yapılan kazıda bulunan Sind yaşlı erkeğiyle genç savaşçının resimleriyle aynı olduğu, yapılan karşılaştırmalarda görülmüştür. Bunlarda da resimler dizlerine yakın yerlere kadar kazınarak, oyularak yapılmıştı. Taştan oyulmuş bu resimlerden yaşlı olanın görüntüsünün daha önce boyalı olduğu belli idi. Elbise olarak giydikleri: Cane ( gömlek-kabardeylerde iç giysi), tepkhuen-örtü, pıa-şapka. Canenin çok geniş olmadan kolları var, boyun kısmı oyulmuş ve kenarları dikilmiş, tepkhue-örtü canenin üstünde örtülü, çokça pileleri de var, üzerinde ilik ve düğmelerinin olduğu da görülmektedir. İkinci Sind erkeğinde uzun bir şapka (pıa lage), Sokolskinin bezetmezine göre vıpşe pıa (keçeden yapılmış şapka), resme ön taraftan bakıldığında şimdiki şapkalara bezemektedir, yan taraftan bakıldığında şharıkhuen-şharık (başlık) ın üst kısmındaki sivriliğe bezemektedir. Şapkanın bir tarafı içeri çökmüş gibi durmaktadır. Şapkanın alt kenarında enlice bir şerit dolanmakta, ucu da arka taraftan sarkıtılmış vaziyette durmaktadır. O kenarında dolanana bakıldığında deriyi andırmaktadır. Ön taraftan şapkanın altına çekilen saçların dışarıda kalan kısmı görülmektedir. Resimde kişinin silah taşıdığı da fark edilmekte ancak çok net değil.

 

Yukarda bahsettiğimiz Sind savaşçısında da aynı giysiden (cane-gömlek) ve pantolonun üst tarafta görülen kısmın aynısını, şapkayı, örtüyü giydiği görülmektedir. Sağ eliyle üzerinde asılı olan büyük kılıcın sapını kavramış, sol elinde de ok ve yay tutmaktadır. Gömleğin alt tarafları da demirden yapılmış özel bir örtü ile kaplanmış gibi bitmektedir. Belinde iki tane kemer var: üst taraftaki ensiz, alt taraftaki daha enli. Şapkanın etrafında şerit dolanmış, tepesinden boynuna kadar sarkan ayrıca parça kumaş var, iki yanında kulakları örtecek şekilde parçalar sallanmaktadır.

 

Savaşçının elbiselerinde Meotlar, Skifler, Grekler ve Şermetlerden de görüntü olarak benzerlikler gözlenmektedir.

 

Gömlek kendi milletine ait, büyük kemer Skiflere ait, gömleğin eteğindeki ekleme (metal kaplama) Greklere, şapka Sindlerinkine, büyük kılıcı Meot kılıcı (3üncü yüzyıl), büyük olmayan okta Şermetlerinkine bezemektedir.

 

Yapılan kazılardan anlaşıldığına göre 4 üncü yüzyılda Sind-Meot larla, Skifler, Grekler aynı devirlerde yaşayıp adet ve geleneklerinde etkilenmelerin olduğu, kendilerine ait ayrı geleneklerinin de bulunduğu anlaşılmaktadır.

 

Adıge toprakları da bahsedilen yıllarda sınırları surlarla çevrili değildi, yapılan savaş ve barışlarla bu sınırlardan girenlerde çıkanlarda oldu. Savaşlar nedeniyle alınan topraklar, veya kaybedilen toraklarla birlikte yabancı ırklarla ilişkiler kurulduğu için yaşam tarzlarında etkileşimler olmuştur. Alış verişlerde hazır giyim, savaş araç ve gereçleri de satın alınıyordu. Savaş sonrası ganimetlerle de milletler birbirlerinden çeşitli şekillerde etkileniyorlardı.

 

Bu gün biz Adıge faşe (Adıge elbisesi) dediğimiz giysinin 6 ıncı yüzyıllarda kendini gösterdiği söylenmektedir.

 

Bu dönem Adıgelerin hırıstıyanlık dinini kabul ettikleri yıllara rastlamaktadır.

 

Adıge faşe sinin bu günkü şekline tam uygun olduğu yıllar 18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılın başlarıdır.

 

Elbiselerin en iyi korunmuş hali ile (8., 9. yüzyıllara ait) Labeşxue ırmağına dökülen küçük ırmak Balken in bulunduğu yerde (Molşevaye Balke) bulunan (hadağua yi kha-kurumuş ölü mezarı) mezarda çıkan ölüde görülmüştür. Bu kazı 1970 li yıllarda yapıldı. Bu kazı yapılan yer Sençar belindeki geçidi koruyan kalenin mezarlığıdır.

 

Bu yeri bulan adam Kurjinova köyünün lise müdürü Milovanov E.A. dır.

 

O mezarlığın toprak yapısından dolayı ölülerin giysileri, eşyaları mezarlıkta fazla bozulmadan kazılar sonucu ele geçmiştir. Bulunanlar arasında erkek, bayan ve çocukların elbiseleri, çocukların oyuncakları, şapkalar, yazmalar, elbise üst giysileri, elbise alt giysiler, pantolonlar, çoraplar, l’eyxer (dizlik) ler çıkmıştır. Çıkan elbiselerde devrinde bulunan her türlü kumaşlar kullanılmış, kendi el yapmaları kumaşlarda kullanılmıştır.

 

Bu kazıda çıkan erkek giysileri üzerindeki çalışmalar metinlere girmiş olup Adıgelerin giysilerine tsey, kaptal, cane (pantolaon, gömlek, gömlek alt giysisi) lere benzemektedir.

 

Bu mezarda Alanlara ait gisilerde vardı çünkü o dönemde alanlar Adıgelrin arasında oturuyordu.

 

Kasogların elbiselerinden ilk bahseden arap araştırmacı (10. yüzyıl) Masudiydir. Adıge bayanlarını elbiselerinin beyaz, kırmızı renkli Rum ipeklerinden yapıldığından bahsetmektedir. Elbiselerinde altın süslerle donatıldığından da anlatmaktadır.

 

Masudinin yazılarında Adıgeler limanlarına yanaşan gemilerden kumaşlar alırlardı ancak kendileride onlara ürettikleri değişik kumaşlar satarlardı diyor.

 

Alış verişlerde hem alırlar hem de satarlardı.

 

Çok kaliteli keten kumaşların dokunduğundan da bahsetmektedir.

 

1896 yıllarında Veselovski grubunun (Şhaguaşe-Beloreçenski) de yaptıkları kazılarda bulanan elbiselerin ( 14-16. yüzyıl) son şeklini almış Adıge giysilerine bezediği görülmüştür. Orada bulunan tyubetey şapkası (tyubetey pıa) yuvarlak, kıymetli kumaştan ve dört parçadan yapılmıştı, ayrıca tepesine yuvarlak bir parça eklenirdi. Astarlı olup parçaların eklendiği yerler süslenirdi.

 

Bayan şapkaları genelde sivri olup, tepesinde yuvarlak süs dikili, ayrıca yarım ay şeklinde süste üstünde veya asılı olurdu. Bazılarında da armut resimleri simglenmiş olarak asılırdı. Şapkalar ipekten, keçeden yapılır süslerle donatılırdı. şapkaların tepesi bazen ince gümüşten yapılırdı. Kemerler erkek ve bayanlarınki günümüzdeki kemerleri andırmakta, ancak erkeklerin kemerlerinde asılı olanlar kemeri güzelleştiren aksesuarlar değil aynı zamanda her gün kullandıkları aletleri (kama, kılıç, v.s.) de asılı idi.

 

Enteresan bir durum bizim pantolon diye bildiğimiz eskiden yoktu. O zamanlar giyilen pantolon bacak arası dikilmemiş iki parça şeklinde idi. Başka bir deyişle bacak arası dikilmemiş bele kadar gelen iki çorap gibi. Şhaguşede yapılan kazılarda bulunan pantolonlarda bunlar gibidir.

 

Bayan elbiselerinde: alt giysi, cane, üstünde kemer olan bexutsey, pantolon (ğuenşec) iki parça halinde, çizme, uzun şapka olurdu. Kışında üstüne kürk (gedug) giyerlerdi.

 

Kumaş olarak genelde kullandıkları Perslerden, İtalya dan, Çin den gelen dari, dane, şıle (bez ve ipekler) idi.

 

Adıgelerin afecaneleri (giysi) vardı, afecane çok sağlam derilerden yapılırdı gömüşlede süslenirdi. Afecane de insan için önemli olan yerler iki kat yapılırdı çünkü o bölgeler kurşu geçirmezdi.

 

Kurşun geçirmemesi için yapılan afecane ler ağır olduğu için herkes tarafından giyilemezdi.

 

İnsanları kurşundan koruyan madenlerden yapılan giysiler icat edilmeden önce kendilerini kurşundan afecane ile korurlardı. Güçlü büyük hayvan derilerinden yapılırdı.

 

Erkek giysisi olarak kullanılan yüz atkısı (ne urıdze), eldiven, diz örtüleride deriden yapılırdı.

 

Erkek giysileri olarak: alt giysileri, tsey (yün iplikle dokunmuş üst giysi), kaptal-gömlek, cane-alt giysi, ğuenşec-pantolon, kemer, şapka(vupşe pıa), dizlik (l’ey), deri ayakkabı veya çizme, uzun çorap, (kışın keçe şapka, afe ayakkabı), dize kadar çorap veya bilekten dize kadar dizlik (dizlikte ayak tabanından geçen, çorabın alt iki yanağını birleştiren bir şerit dikilir çorabın yukarıya çıkması önlenirdi).

 

Afe cane kullandıkları zaman onun altına kolsuz, arasına pamuk konarak köpünerek yapılmış teceley giyilirdi. Bu kurşunun insan vücuduna girmesine mani olurdu. Afe cane ile teseley giyildiğinde zırh gibi olurdu. Bayanlarda, alt giysiler, cane-alt giysi, bexutsey-üst giysi, düğmesi olan pler, ğuenşec lape kıh-pantolon uzun, dizlik, çorap, ayakkabı, şapka giyerlerdi. Kısa şapkayı kızlar giyer, uzun taclı şapkayı gelinler çocuk buluncaya kadar giyer, çocuk sahibi olan anne hiç şapka giymezdi. Anneler yazma örter veya başlarını sararlar (şıhafepxik), kış olunca da xuate (evli bayanların giydiği şapka) takarlardı.

 

Kış aylarında erkekler için çok çeşitli kürkler dikilirdi: Tencedug (ten-bober in kürkünden yapılır) tenkürkü, kurt derisinden yapılan kürk (dığujıfe cedug), (bu kürkü hiç kimse eskitemezmiş, ömür boyu giyer eskitemeden ömrü dolar kendinden sonrakilere kalırmış), biraz yaşlılar için beli geniş kürk dikilirmiş (Cedug bgı lale-tulup), gençler için dikilen kürk (bdzızeğale), dıj cedug. Dıj: kürkü veya dıjıfe bu kürkte 3-4 yaşını geçmiş tekelerin kürkünden yapılırdı, dıj : Adıge dilinde 3-4 yaşını geçmiş teke ye verilen ad olduğu için kürke de o isim verildi. Bu kürk hem sıcak hem de daha ağırdı, derinin kalın olmasından dolayı. Bu derilerden yaşlılara pantolonda dikilirdi. (Dıjıfe) –teke derisi den yapılan pantolon iyi ısıttığı için yaşlılar soğuk havalarda hiç üşümeden sokaklarda, taş üstünde oturarak sohbet ederlerdi.

 

Adıge yamçısından (şakue) aynı zamanda genelde çobanlar için kollu giysilerde yapılırdı. Böyle giyildiğinde kişinin iş yapma, hareket etme durumu daha rahat oluyordu.Bu giysinin Adıge dilinde adı gubeneç idi. Gubeneç e soğuk işlemez, yağmur geçmez çobanında hareket serbestisi çoğalırdı. Gubeneç i yapamayanlar işlenmiş koyun derisini ters yüz ederek aynı görevi yapan giysiyi dikerlerdi. Bunu giyenlerde soğuktan korkmazlardı.

 

Bayanlara da khurıfe- bjafe- dzıdzafe- dikerlerdi. Bunlarda hayvan derilerinden yapılmış kürkler olup bayanların kürklerini kol ağızları, etekleri, kıymetli kürklerle çevrilmiş ve değişik şekillerde de süsler yapılırdı.

 

Erkek elbiselerine pek süs yapmazlardı sadece kenarlar ince dikişlerle kapatılırdı. Hangi elbise olursa olsun ilik açmazlar birbiriyle iliklenecek şekilde düğmeler dikilirdi.derinin üstünden iliklenirdi. Demir ve benzeri şeylerden yapılan düğmeleri erkeler istemezlerdi, güneşte parlayarak işaret verdiği içi. Bu tip düğmeleri kullananlar bayanlardı. Metal düğmelerden erkekler kullanacak olursa o düğmelerin üstü kumaşla yada iplikle kapatılırdı.

 

Erkekler kullandıkları kılıç, kama gibi savaş aletlerinin parlamaması için koyulaştırırlardı.Onu içinde (mılıdın şıhake savut xırağalhat) siyah renkle kapatırlardı.

 

Adıgeler her zaman altından çok gümüşe değer vermişlerdir. Altın genelde bayanlar kullanırdı.

 

Genç kızların kullandığı düğmeler -bığa şıu- göğüs düğmeleri), kemerler daha süslü olurdu ğaferışat- Altın suyuna batırırlar, ortalarına kıymetli taşlar yapıştırırlar, başka takılarda yapılırdı. Genç kızların kemerleri diğerlerinden ensiz olurdu.

 

Evlenen bayanın taktığı kemer daha kalın olurdu. Kaşıda (bıj) büyük, süsleride az olurdu. Giydikleri giysilerde sade olurdu.

Bayanların giydikleri üst giysinin adı bexutsey dir. Giysinin göğüs tarafına düğmeler dikilirdi, bu düğmeler kumaşın üstünden iliklenecek şekilde olurdu. Bu düğmelerin sayısı sınırlı değildi, zevklerine göre 10 ila 17 arasında değişebiliyordu. Maddi gücü yeterli olanlar bu düğmelerin yanına içi boş, özel olarak gümüşten yapılmış düğmeyi andıran süsler dikerlerdi. Bu süsler düğmelerin iki yanında çift taraflı dikilirdi.bayan hareket ettiğinde bunlar çok yumuşak hoşa giden seslerde çıkarırdı.

 

Bayanların giydiği pınе adında değişik bir şapkada yaparlardı. Bu şapka parça kumaşlar bir araya getirilerek dikilirdi. Ev içinde giyilir, işte diğer şapkaların uygun olmadığı zamanlarda giyilirdi.Genelde genç kızlar giyerdi. Bu şapkanın başka bir görevi daha vardı. Erkeklerden yapmamsı gerekirken utanılacak bir davranışı yapan, soyunu küçük düşürecek davranışta bulunan şahsa bu şapkayı giydirirlerdi. Şapkayı giyen kişi o hatasını affettirecek biçimde bir kahramanlık yapıncaya kadar o şapkayı çıkaramazdı. Bu şahıs o şapkayı giydiği sürece bekarsa evlenemez, evli ise eşi de çocuklarıyla terk eder, babasının evine giderdi. Böyle kişilere toplumun her kesimi kötü gözle bakarlardı (şenekale yaşt-yafeşenekalet). Beylerle varlıklılar kızlarına, guşelerine odundan ayakkabı (pkha faka) yaptırırlardı. Çok sağlam ağaçlardan yaparlardı: zuval-zey, armut-kujey, ceviz-deşxuvey gibi ağaçlar.Ayakkabıları süsleyip(ц1ыгъуанэк1э ягъэщ1эращ1эт-tsığuaneke yağaşeraşet), ayakkabıyı özel olarak yumuşak ince deriden yapılmış yuvarlak ayakkabı ile giyerlerdi. Bu ayakkabıların giyilmesindeki amaç, bayanların yürüyüşlerinde erkekler gibi büyük adımlar atarak kaba bir yürüyüşleri sahip olmayıp, kibar, nazik yürüyüş alışkanlığı kazandırmaktı.

 

Bayan ayakkabısı, ley-dizlik, mest, çorap gibi giyeceklerin yanında evin içinde giydikleri papış dedikleri terliklerde yaparlardı. Papışlarda çok büyük olmayan ökçelerde olurdu. Genelde ayakkabılar giyilirken, ayaklarında ince deriden yapılmış yuvarlak ayakkabılar olurdu. Yuvarlak ayakkabıların giymesi çıkartması çok kolay olduğu için kullanışlı idi.

 

Adıgelerde erkeklerin giydiği şapkalarda çok değişikliklere uğradı. Başlık gibi sarılan şapkalar, yukarıya doğru uzun taçlı şapkalar, keçeden kenarsız yuvarlak şapkalar, büyük kenarlı şapkalar kullanılmıştır. Bunlardan başka deriden yapılmış çeşitli şapkalarda dikilirdi. Bizden örnek alarak kazakların kullandığı tüylü şapkalar. Bu şapkalarda da kenarlı kenarsız olanları vardı. Adıgelerin yukardan aşağıya doğru sıyrılarak giydikleri şapkaları olmadı, bunun yerine başlık(şharıkhuene) kullandılar. Yaşlıların geceleri giydikleri küçük yuvarlak şapkaları da vardı. Bu şapkayı bazıları diğer şapkaların altına da giyerlerdi.

 

Bütün bu şapkaların içinde kalan khurıfe dedikleri yuvarlak şapka ile, vupşe pıa dır. birde sonraları ortaya çıkarılan verk pıa lage kullanılmaktadır.

 

Kazaklar Adıge elbisesini 1828 yılında aldılar. Savaş araçlarını (kılıç, kama v.s) daha önceleri alıp kullandılar.

 

General Leytenant Amanuvel kazakların giydiği düzensiz giysileri beğenmeyerek herkesin Adıgelerin elbise ve silahlarını kullanmasına karar aldılar (yıl 1831).

 

Bu tarihte kral 2.Alexsandrda aynı kararı imzalayarak yürürlüğe koydular

Adıge elbisesine de 1861 yılında Ruslar tarafından çerkesk ismi verildi.

Bu gün adıge faşeyi kullanan kalmadı bizlerden çok, bizden 1831 yılında alan kazaklar daha çok kullanmaktadırlar. Günlük yaşantımızda kullanılmadığı gibi düğünlerde de tek tük kullanılıyor. Dünya milletlerinin imrenerek izledikleri Adıge faşe (elbise) si ekiplerin milli kıyafetleri olarak kullanılıyor ve müzelerde de saklanmak üzere bulunuyor, kısaca elbise ekip ve müzeler kaldı. Özellikle bayanlar için o güzel Adıge faşesi her ailenin evinde olup, genç kızları düğünlerde giyebilirler.

Sonucun böyle olmasına etki eden sebepler:

 

1. yüzyıl süren Kafkas savaşlarında Ruslar iyi olan her şeyin düşmanı oldular, her tarafı yaktılar, yıktılar, çaldılar Adıgeleri yerlerinden etiler.

 

Adıge kültürünü yok etmek için ellerinden gelen her şeyi yapmayı planladılar. Adıgelerin aralarına kazakları yerleştirdiler. Yerleştirirken de en iyi toprakları on kat fazla olarak onlara dağıttılar, Adıgeleri eritmeye kültürlerini yok etmeye çalışıyorlardı ki tam o sırada 1917 ekim devrimi küçük halkların kültürlerini yaşamalarına bir fırsat verdi.

 

Ekim devrimi o kötü niyetli insanları amaçlarına tam olarak ulaştırmadı.

2. devrimden sonra çıkan grajdan savaşında da nüfus olarak zaten az olan Adıgelerin elinde kalan kültürel varlıkları kırmızılarda, beyazlarda ellerinden geldiğince kapıştılar.

3. bütün o zorluklardan çıkan insanlar ve kültürel varlıklardan bir kısmı da 1933 yılında olan kıtlıkta yok oldu. O kıtlık döneminde bir parça yiyecek, biraz giyecek için ellerinde bulunan gümüş kemer, kama, altın gibi varlıkları da kaybolup gitti.

4. Sovyet dönemi kurulduktan sonrada dünyaya yayılan yenilikler, Avrupa dan gelen değişimler kılık kıyafet ve adetlere de etkili olmaya başladı. Zaman geçtikçe giysilerde dünyada bezerlikler, ortaklıklar çoğalmaya başladı.

5. Artık günümüzde insanlar kendi değerlerine sahip çıkmaya başladılar.

Adıge elbiselerinin dikildiği yerleri açmaya başladılar. Ekonomik yönden zayıf olan insanlarımızın Adıge elbiselerinin maliyetlerine güçleri yetmezse de bir gayret içerisindeler. Zaman hep böyle gitmez eski kültürel değerleri yapmaya, almaya da güçlerinin yettiği dönemlerde olacaktır.

 

Ekonomik yönden ne kadar zayıf olsalar da insanlarımız diline, xabzelerine, kültürel değerlerine sahip çıkmaya başlamıştır.

Bu işi kendileri için birilerin yapmayacağını, kendilerinin görevi olduğunu bilmektedirler. (Zedeşe şexşi, zedeşxe afş) birlikte çalışmak çabuk olur, birlikte yemek yemekte tatlı olur diyen milletimiz bütün bu zorlukların üstesinden gelir, bütün zorlukları aşabilir. Varolan şartlarda, kültürel değerlerin toparlanmasında öğrenilmesinde geliştirilmesinde mani değil, aksine lehimizedir. Bu günkü şartların çok ağırlarının altından kalkan milletimiz bu şartların altından da kalkar! o başkalarının imrenerek izlediği kültürel değerleri yeniden içine sindirir, yeniden yaşar.

 

Adıge xabzelerinden Çeviri Atalık Rafet


 693, 

Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.