Kafkasya Tarihi

Çerkesler hakkında

Efsane

Efsaneye göre, Tanrı yeryüzünü yarattığında, yeryüzüne dağıtmak için dağları içine koyduğu bir torba taşıyormuş. Bunu gören şeytan torbanın dibinde bir delik açmış ve tüm dağlar Kara Deniz ile Hazar Denizi arasındaki bölgeye dökülmüş. Bunun üzerine Tanrı bu bölgeyi dünyada şeytanın giremeyeceği ve insanları yoldan çıkaramayacağı tek yer olarak yaratmış, çünkü zaten hayat bu hali ile burada yaşayan insanlar için yeterince zormuş.

 

Büyüleyici ormaları, bereketli ırmak ve gölleri, tepesi sonsuza kadar karla kaplı kalacak gibi duran dağları ve yamaçlarındaki otlakları ile bir tabiat güzelliği ve canlılığı sergileyen Kafkasya ziyaretçileri tarafından “cennet” olarak tarif edilir. Shakespeare bir eserinde Alp Dağlarını cüceleştirerek “bunlar donmuş Kafkaslardır” demiştir. Efsaneye göre Avrupa’nın en yüksek dağı olan Elbruz Dağının iki tepesinin ortasında Ağrı Dağına giden Nuhun Gemisi bulunmaktadır. Prometheus, Yunan mitolojisinde Altın Postun bulunduğu yerde, Kazbek'e zincirlenmiştir. Puşkin, Tolstoy, Lermantov buralardan ilham almıştır. Güzellikleri, fizikleri, atcılıkları, uzun ömürleri ve dört dörtlük tavırları ile tanınan Çerkesler işte bu ülkeden gelmiştir.

 

Kafkasya

cerkesler hakkinda-kafkasyaAvrupa ve Asya’yı birbirinden ayıran Kafkasya, Kuzey Kafkasya ve Güney Kafkasya (Transkafkasya) olarak iki ana bölgeden oluşmaktadır. Genel olarak dağlık ve engebeli toprakları olan Kuzey Kafkasya bölgesi Maniç Çukurundan başlayarak güneye inmekte, buradan da Kafkas sıradağlarına ulaşarak son bulmaktadır. Kafkas sıradağları kuzeydoğudan güneydoğuya uzanır ve en yüksek noktaları Elbruz Dağı (5642 m) ve Kazbek Dağıdır (5047 m).

 

Kafkas Dağları başta Mamison (Oset Askeri Yolu) ve Daryal olmak üzere pek çok geçitle kesilmekte olup bu geçitler Kuzey Kafkasya’yı Transkafkasya’ya bağlamaktadır. Bu bölge Kafkas dağlarının güney yamaçları ile büyük çöküntü alanlarını Ermenistan Platosunu bağlayan kısmı içine almaktadır. Bu bölge Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu medeniyetlerinin buluştuğu bir nokta olup, bu kültürlerle birlikte sadece kendine özgü kültürleri de barındırmaktadır.

 

Kafkasya'nın doğal güzellikleri Rus edebiyatına mal olmuştur. Örneğin, Puşkin’in “Kafkas Mahkumu” adlı şiiri, Lermontov’un “Çağımızın Bir Kahramanı” adlı romanı ve Tolstoy’un “Kazaklar” ile “ Hacı Murat” adlı romanlarında bu güzelliklerden bahsedilir. Kafkasya’nın yüksek dağları ve derin vadileri kadim halk efsanelerine de ilham kaynağı olmuştur. Prometheus bu topraklarda zincire vurulmuş, Argonotlar altın postun yatağını buralarda aramış, ilahiliğin ve sonsuzluğun sembolü olan mitolojik kuş Simurg Kafkas dağlarının yüksek tepelerinde uçmuştur.

 

Kafkasya, Avrasya’nın etnografik açıdan en karmaşık bölgesini oluşturmaktadır. “Dilller Dağı” olarak da bilinen Kafkas Dağları, farklılıkları ile insanı şaşırtan pek çok etnik topluluğa ev sahipliği yapmaktadır. Bu toplulukların bazıları çok eski çağlardan beri bu bölgede yaşayagelmiştir. Bu gruplarca aşağı yukarı elli dil konuşulmakta olup bunların çoğunun dünya üzerindeki diğer dillerle hiç bir akrabalığı bulunmamadığı gibi karmaşık ve egzotik karakterleri ile Avrasya’nın diğer dillerinden de farklıdır. Bölgede üç farklı yerli dil ailesi bulunmaktadır; Güney-Kartvel, Kuzeydoğu ve Kuzeybatı. Kuzeybatı dilleri olan, Abhazca/Abazaca, Ubıhca ve Adığece bölgenin belki de en karmaşık dillerindendir. Bu halklar genellikle “Çerkes” olarak adlandırılmaktadır.

 

Günümüzde Kuzey Kafkasya’da Adığey Cumhuriyeti, Karaçay Çerkes Cumhuriyeti, Kabardey Balkar Cumhuriyeti, Kuzey Osetya-Alanya, İnguşetya, Çeçenya, Dağıstan Cumhuriyeti, Krasnodar Bölgesi, Stravropol Bölgesi ve Kalmık’ın bazı kesimleri ile Rostov bölgesi bulunur. Transkafkasya Bölgesi’nde de Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan bulunmaktadır. Abhazya ve Güney Osetya ise coğrafi açıdan Transkafkasya bölgesinde yer alırken, tarihsel ve kültürel açılardan Kuzey Kafkasya’ya dahildir.

 cerkesler hakkinda-kafkasya harita

 

Çerkesler

cerkesler hakkinda-cerkeslerÇerkesler Kafkasların yerli (otokton) halkı olup ezelden beri bu topraklarda yaşamışlardır. Konuştukları benzersiz dilleri bir insanın çıkarabileceği tüm sesleri barındırır. Kafkas dağlarının güzellik, cesaret ve gizemini yansıtan büyüleyici bir kültürleri vardır.

 

Çerkesler tarihleri boyunca acımasız saldırılara karşı ülkelerini ve bağımsızlıklarını korumuştur. Çarlık Rusyası'nın 18. yüzyılda başlattığı saldırılara kadar tüm istilacılara karşı direnen Çerkesler, kendi ülkelerinde tarihsel kültürlerini koruyabilmişlerdir. Çarlık İmparatorluğu'na karşı düzensiz bir ordu ve dış destek almaksızın yüzyıldan uzun bir süre ülkelerini büyük bir dirençle son ana kadar savunmuşlardır. Ancak 19. yüzyıl ortalarındaki yenilgilerinden sonra bu özgürlük aşığı halk büyük kitleler halinde yabancı topraklara sürgün edilmiştir. Çerkes halkının sürgünü modern zamanların en büyük sürgünüdür. Nüfusun yaklaşık yüzde doksanı sürgün edilmiş ve bunların üçte biri sürgünde açlık ve hastalıktan yok olmuştur. Sürgünde sağ kalanlar farklı ülkelere dağıtılmıştır. Tüm acılara ve güçlüklere rağmen Çerkesler bir topluluk olarak hayatta kalmayı başarmışlardır. Günümüzde Çerkesler anavatanları ile diaspora arasında yakın bağların kurulması ve geliştirilmesi için çalışırken sadece kültürlerini korumayı, dillerini konuşmayı, özgür, mutluluk ve barış içinde yaşamayı istemektedirler.

 

Kısa Tarih

cerkesler hakkinda-kisatarihDünyadaki uygarlıkların merkezlerinden dik yamaçlı Kafkas Dağları, uçsuz bucaksız Hazar Denizi ve Kara Deniz ve Büyük Bozkırlar ile ayrılan Kuzey Kafkasya insanlık tarihinin ilk dönemlerinde antik kültürün en parlak merkezlerinden biri olmuştur.

 

Uygun iklimi, doğal kaynakları ve bereketli toprakları, ilk ilkel ekonomilerin oluşumunu ve gelişimin için tüm koşullarını sağlamıştır. Bu bölgede erken demir çağı, Mezapotamya ve Kuzey Irak ile aynı dönemde, milattan önce 6 bin yıllarında başlamıştır.

 

Adını Adığey Cumhuriyeti başkenti Maykop’ta bulunan en zengin kurgandan (gömüt) alan Erken Bronz Çağı Maykop Kültürü Kuzey Kafkasya’nın hemen hemen tüm bölgelerine Kuzeybatıdaki Taman yarım adasından Güneydoğudaki Dağıstan'a kadar yayılmıştı. Maykop Kültürü, tüm Avrupa ve Avrasya Bronz Çağının en muhteşem kültürünü temsil eder. Bronz Çağın bitiminden sonra M.Ö. 2000’in sonunda Kuzey Kafkasya metal üretiminde en büyük merkezi halini almıştır.

 

Bronz eserlerindeki çarpıcı sanatı ile ününü duyuran özgün Kuban Kültürü Kafkas Dağlarında ve kuzey yamaçlarında doğmuştur. Yerel silahlar ve aletlerin zengin çeşitliliği arasında Transkafkasya ve Yakın Doğu modellerini ayırdetmek hiç de güç değildir. Bu durum Kuban kabileleri ile Transkafkasya ve Yakın Doğu ülkeleri arasındaki yakın ekonomik ve kültürel ilişkileri işaret etmektedir.

M.Ö. 1000 yıllarında Çerkes halklarının ataları olan Meotlar, Sindler, Akhaylar, Zikhler ve diğer Kuzey Kafkasya kabilelerinin isimleri ile karşılaşılmaktadır. Yunan ve Roma kaynaklarında hepsi topluca Meot olarak tanımlanan bu topluluklar, Kara Deniz'in doğu kıyıları ile Azak Denizi ve Kuban Vadisine kadar yayılmışlardı.

 

M.Ö. 5. yüzyılda Meotik kabilelerden Sindlerin ülkesinde zenaat ve ticaret merkezi olan şehirlerin oluşumu ve gelişimi gözlenmiştir. Sindlerde sınıfların ve devletlerin oluşumunu Yunanlılarla iletişimleri hızlandırmıştı. M.Ö. 5. yüzyılın sonunda Sindika güçlü bir kraliyet halini aldı. Sindler antik Yunanlılarla, özelikle de Atinalılarla, ticari ve kültürel açıdan yakın ilişkiler kurmuş, hatta olimpiyatlara katılmışlardır. Kafkas Dağlarında zincire vurulan Prometheus efsanesi, Kafkas ve Yunan kabileleri arasındaki yakın kültürel bağları göstermektedir.

 

M.S. 6. ve 8. yüzyıllar arasında Kuzeybatı Kafkasya kabileleleri Zikhler etrafında toplanarak birleşmiş ve Adığe halkını oluşturmuşlardır. Abhazya Krallığı'nın 10. yüzyılda kurulması ile Abhazya'daki tüm kabile ve boyların (Apsiller, Abazgiler, Sanigler, vb) Abhaz halkı olarak bütünleşmesi sağlanmıştır.

 

Bizanslıların etkisi ile kıyı bölgesinde yaşayan Çerkesler 6. yüzyılda hristiyan olmuştur. Hristiyanlık etkisini 15. yüzyılda -1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra- kaybetmeye başlamıştır. Sunni müslümanlık Kırım tatar hanları vasıtası ile Çerkesler arasında yayılmıştır. Ancak Çerkeslerin çoğu 19. yüzyılın sonuna kadar geleneksel pagan inançlarını korumuşlardır.

 

Antik çağlardan 18. yüzyıla kadar pek çok devlet ve istilacı Çerkeslerin ülkesine saldırdı: Yunanlılar, Romalılar, Bizanslılar, Hunlar, Hazarlar, Moğollar, İranlılar, Araplar, Kırımlılar…. Tüm bu saldırılara karşı Çerkesler vatanları ve özgürlükleri için kahramanca savaştı, geri çekilmek zorunda kaldıklarında Kafkas Dağlarının erişilmez vadilerine sığındılar.

 

Rus istilasına karşı Çerkesler 1763 ve 1864 yılları arasında yüzyıldan fazla direndi. 1860'larda direnişin kırılması büyük soykırım ve sürgüne dönüştü. Kara Deniz üzerinden Osmanlı topraklarına gerçekleşen sürgünde nüfusun büyük bir kısmı yaşamını kaybetti. Sürgün sonucu günümüzde pek çok Çerkes Türkiye, Suriye, Ürdün ve İsrail’de yaşamaktadır. Çarlık rejimi, boşaltılan ve yakılıp yıkılan Çerkeslerin topraklarına Rus, Ukraynalı, Ermeni, Gürcü ve diğer topluluklardan insanlar yerleştirildi.

 

Kafkasya’da 1922 ve 1991 yılları arasındaki Sovyetler Birliği döneminde, çeşitli özerk cumhuriyet ve bölgeler kurulmuştur. 1991 yılına gelindiğinde Adığey, Karaçay Çerkes, Kabardey Balkar, Kuzey Osetya, Çeçen-İnguş ve Dağısatan Rusya SFSC'nde, Abhazya ve Güney Osetya ise Gürcistan SSC'de yer alıyordu. Mayıs 1991'de Çeçen –İnguş Cumhuriyeti barışcıl biçimde Çeçen Cumhuriyeti ve İnguş Cumhuriyeti olarak ikiye ayrıldı.

 

Çeçen Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilan etmesinin ardından 1994 yılında Rusya Federasyonu askeri müdehalede bulundu. Halen devam eden acımasız savaş sonucu binlerce masum sivil yaşamını yitirdi. Milliyetci Gürcü kuvvetlerinin 1990 başlarında gerçekleştirdikleri saldırılardan sonra Abhazya ve Güney Ossetya bağımsızlarını ilan etmişlerdir. Abhazya ve Güney Osetya BDT’nin uyguladığı sıkı ambargo ve Gürcistan’ın sürekli askeri tehditlerine rağmen 15 yılı aşkın bir süre varlıklarını devam ettirdiler. Ağustos 2008 tarihinde Gürcistan’ın Güney Osetya yaptığı saldırının ardından, bu devletlerin bağımsızlıları, aralarında Rusya Federasyonu’nun da olduğu bazı devletler tarafından tanınmıştır.

 

Sürgün-Soykırım

cerkesler hakkinda-surgun-soykirim19 yüzyılın ortalarında Çerkeslerin anayurtlarından sürgünü insanlık tarihinin en trajik olaylarından biridir. Çarlık Rusyası'nın 18. yüzyılda başlayan istilasına karşı uzun süren direnen Çerkeslerin bir kısmı dağlık bölgelere çekilmiş, büyük çoğunluğu da Osmanlı topraklarına sürgün edilmiştir.

 

1856'daki Kırım Savaşı ve 1859'da Kuzey-doğu Kafkasya’da direnişin kırılmasından sonra, Rus ordusu son fethi için tüm kuvvetlerini Çerkesya'ya yönlendirmiştir. 21 Mayıs 1864 Çerkeslerin Soykırım ve Sürgün Günü olarak tarihe geçmiştir.

 

Bir yüzyıl süren savaşlarda Çerkes halklarına boyun eğdiremeyen Çar, bu halkların ya İmparatorluğun başka bölgelerine ya da Osmanlı topraklarına sürgün edilmesini istedi. Bu politikanın uygulanmasından General Yevdokimov sorumlu oldu. Rus askerleri tarafından Çerkes köylerini sistemli bir biçimde yakılıp yıkıldı. Çerkesya'yı yerli halklarından temizlenmesi amacı ile yapılan sistemli politikalar sonucu Çerkeslerin çoğu (o zamanki nüfusun yüzde doksanı) Kafkasya’dan kısa bir zaman zarfında ve son derece kötü koşullar altında sürgün edildi.

 

Çerkesler Osmanlı İmparatorluğu'nun elindeki Anadolu ve Rumeli topraklarına yerleştirildi. Ancak Rumeli’ye yerleştirilen (yaklaşık 200.000 kişi) 1877-1878 yılındaki Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından, Anadolu’ya, Suriye , Ürdün ve Filistin’e tekrar sürgün edildi.

 

Çerkesler Anadolu’da Güney Marmara'da İstanbul’dan başlayıp İzmit, Adapazarı, Düzce, Bursa, Balıkesir ve Çanakkale bölgesine yerleştirilmişlerdir. Yerleşimin diğer bir kolu da Karadeniz bölgesinde Sinop-Samsun’dan başlayarak Ürdün –Amman’a uzanmış hat üzerinde, Samsun, Amasya, Tokat, Yozgat, Çorum, Sivas, Kayseri, Maraş, Adana ve Hatay bölgelerinde yoğunlukta olmak üzere, yerleştirilmiştir.

 

Osmanlı topraklarına sürgün edilen Çerkeslerin sayısı kesin olarak bilinmemekte olup, 500,000 ile 2,000,000 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Güvenilir arşiv kaynaklarına dayanan çalışmalara göre bu sayı 1.5 milyon kişi olarak hesaplanmıştır. Ancak bu nüfusun yaklaşık üçte biri yollarda ve yerleştirildikleri bölgelerde, hastalık, açlık ve kötü yaşam koşulları nedenleri ile yok olmuştur.

 

1877-1878 savaşından sonraki yenilgiden sonra yapılan nüfus sayımında, 1893'de Osmanlı nüfusu 17.4 milyon kişiydi. Bunun 12.6 milyonu (% 70) müslüman, kalanların 2.3 milyonu Rum ve 1 milyonu Ermeni ve diğer halklardan oluşmuştur. Bu verilere göre sürgünden sonra sağ kalan yaklaşık bir milyon Çerkes, 19. yüzyıl sonlarında Osmanlı topraklarında yaşayan müslüman halkların yaklaşık % 10’unu oluşturmuştur.

 

Sürgünün felaket ve dehşeti Çerkesler tarafından hiç bir zaman unutulmamıştır. Diasporadaki Çerkesler tarafından sürgünden 150 yıl sonra dahi söylenen Yistanbulako (İstanbul Yolu) acı ve üzüntülerini en açık bir şekilde yansıtmaktadır.

 

Diaspora

cerkesler hakkinda-diasporaÇerkesler 14. yüzyıldan itibaren Anadolu ve Orta Doğu topraklarına, bu bölgelerdeki krallıklar ve hanedanlıklar ile sınırlı ve aralıklı ilişkiler sonucu yerleşmeye başlamıştır. İstanbul’un 1453 yılında Osmanlılar tarafından fethinden sonra İstanbul’daki Çerkes nüfusu - özellikle yönetim kademeleri arasında artmıştır. 

 

Çerkesler 19. yüzyıla kadar Anadolu ve Orta Doğu topraklarında ayrı bir topluluk olarak yer almamışlardır. Mısır’ı yüzyıldan fazla yöneten Çerkes Memlükler bu konuda bir istisna oluturmaktadır.

 

Günümüzde Diasporada yaşayan Çerkesler 19. yüzyılda gerçekleşen sürgün sonucu bu topraklara gelmiştir. Sürgün sonucu Çerkesler Rumeli, Anadolu ve Orta Doğu’daki Osmanlı topraklarına yerleştirilmişlerdir. 1877-1878 savaşından sonra, Rumeli ve Balkanlara yerleştirilen Çerkesler tekrar göçe zorlanarak Anadolu ve Orta Doğu topraklarına gönderilmiştir. Bugün, Türkiye, Ürdün, Suriye, Mısır ve İsrail’de önemli miktarda Çerkes yaşamaktadır. 1960 sonlarında Türkiye ve Orta Doğu’daki Çerkeslerin göçü ile, Avrupa’da (özellikle Almanya) ve ABD’de (New Jersey ve Kaliforniya) yeni diasporalar oluşmuştur. Kosova’da yaşayan az sayıdaki Çerkes topluluğu ise 1998 yılında Adığey’e dönmüştür.

 

Türkiye’deki Çerkes nüfusunun 6-7 milyon olduğu tahmin edilmektedir. Bu tahmin Osmanlı topraklarına göç eden Çerkeslerin sayısına dayandırılarak yapılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'na sürgün edilen Çerkeslerin yaklaşık bir milyonu hayatta kalabilmiştir. Bu sayı, 1893 müslüman Osmanlı nüfusunun yaklaşık yüzde 8-10’unu oluşturmaktadır. Eğer Anadolu’daki Çerkes nüfusu toplam nüfus ile aynı oranda artmış olsaydı, Türkiye’deki Çerkes nüfusu 6-7 milyon arasına olacaktı. (Türkiye’nin mevcut nüfusu 70 milyondan fazladır.) Bu rakam Türkiye’deki Çerkes nüfusu için bir üst sınır olarak kabul edilebilir.* Her ne kadar Türkiye’deki Çerkes nüfusu önemli miktarda olsa da , kendi kültürlerini yaşama ve geliştirmeleri açısından hak ve özgürlükleri sınırlıdır. Yirmi dakikalık haber, belgesel, müzik ve spor programlarından oluşan ilk Çerkesce yayın, devlet televizyonu TRT’de Haziran 2004 tarihinde gerçekleşmiştir.

 

Ürdün’de yaşayan az sayıdaki Çerkes nüfusu Kraliyet ile yıllardır devam eden yakın ilişkisinin sonucu ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Ancak, Suriye’deki Çerkesler baskıcı Arap milliyetçiliği ile uğraşmak zorunda kalmıştırr. İsrail’deki Çerkeslerin de oldukça ayrıcalıklı bir konumu bulunmaktadır. İsrailli Çerkesler kültürlerini özgür biçimde yaşayabilmekte olup, Adığece İsrail’de ilkokullarda altı yaşından sonra eğitim dili olarak kullanılmaktadır.

 

* AB Komisyonu'nun 6 Ekim 2004'de yayımlanan 2004 Katılım için İlerleme Raporu’nda Türkiye’deki Çerkes nüfusu 3 milyon olarak tahmin edilmektedir.

 

Dil ve Kültür

“Dilller Dağı” olarak da bilinen Kafkasya pek çok dile ev sahipliği yapmaktadır. Kafkasya'da üç yerli dil ailesi bulunmaktadır:

  • Abkhaz-Adığe (Çerkes) olarak da bilinen Kuzeybatı Kafkas dilleri: Bu aile, Abhaz-Abaza, Adıüe ve Ubıh dillerinden oluşmaktadır.
  • Nah-Dağıstan olarak da bilinen Kuzeydoğu Kafkasdilleri: Bu aile, Nah (Bat, Çeçen ve İnguş) ve Dağıstan dillerini (Avar-Andi, Lak, Dargi, Lezgi ve diğerleri) kapsamaktadır.
  • Katvel olarak da bilinen Güney Kafkas dilleri: Bu aile, Gürcü, Mingrel, Laz ve Svan dillerini içermektedir.

cerkesler hakkinda-dilÇerkes dilleri sessiz harf açısından son derece zengin olup, ağızdan ve gırtlaktan çıkarılabilecek tüm sesleri barındırır. Adığecenin bir lehçesi olan Kabardeycede en az 48 sessiz harf, Ubıhcada ise 81 sessiz harf vardır. Ancak bu dillerde sadece dört, üç ve hatta iki sesli harf bulunur. Adığeceinin iki lehçesi olan Çemguy (Batı Kafkasya) ve Kabardeyce (Doğu Kafkasya) ile Abhazca ve Abazaca günümüzde yazılı dillerdir. Ubıhca maalesef artık yok olmuştur.

 

Çerkes kültürünün en önemli unsurlarından biri Nart Destanlarıdır. Daha az tanınmakla birlikte Nart Destanları en az Yunan mitolojisi kadar zengindir.

 

Nart Destanları erdem ve bereket sahibi Seteney Guaşe’nin ana karakter olduğu tarihi kahramanların çarpıcı hikayelerini içerir. Seteney Guaşe tüm kahramanların anası olarak Yunan mitolojisindeki aşk tanrıçası Afrodit'i hatırlatır. Destandaki diğer karakterler arasında şekil değiştirebilen ve oyuncu Sosruko bulunmaktadır. Bir çobanın Seteney Guaşey'i arzulamasının ardından sihirli bir şekilde rahme düşen Sosruko taştan bir alev şeklinde dünyaya gelmiştir. Demirci tanrısı Tlepsh’in maşası ile yakaladığı Sosruko, tavında dövülerek ve demire su verilir gibi su ile soğutularak güç kazanmıştır. Yunan mitolojisindeki Aşil gibi, maşa ile tutulduğu için Sosruko'nun dizi çelikleşmemiştir. En güçsüz ve en güçlü karakterler olan Patarez ve Batradz çeşitli yönlerden Arturlu romantik Sör Lancelot'u hatırlatır. Bir de Nasran adında dev kahraman vardır ki Yunanlı Prometheus’ye benzer. Nasran da insanlığa ateşi geri getirmeğe çalıştığı için bir dağın tepesine zincirlenerek cezalandırılmıştır.

 

Geleneksel Çerkes kültüründe halk dansları ve müzik en çok korunan unsurlar olmuştur. Bu unsurlar hala tüm düğün ve eğlencelerin vazgeçilmez parçalarıdır. Müzik bir zamanlar keman ve obua benzeri enstrümanlarla icra edilmiştir, artık klarnet ve akordiyon tercih edilmektedir. Doli ve şkepşıne ritmi sağlar. Çerkes dansları, sıçramalarda ve dönmelerde inanılmaz güç isteyen sportif özellikler taşır ve büyük bir zerafetle icra edilir. Erkekler gururlu tavırlarla döner, atlar veya zıplarken, kadınlar da yumuşak ve ölçülü eda ve hareketlerle süzülürler.

 

Örgütlenme

cerkesler hakkinda-orgutlenmeDiasporadaki Çerkesler, dillerini ve kültürlerini korumak ve geliştirmek için kültür dernekleri ve vakıfları altında örgütlenmişlerdir.

 

Türkiye’de yaklaşık 80 aktif Çerkes derneği bulunmaktadır. Bunların büyük bir kısmı 2003 yılında Kafkas Dernekleri Federasyonu'nu (Kaffed) oluşturmuştur. Türkiye'de önemli miktarda Çerkes nüfusu olan her bölgede Kaffed'e üye bir dernek bulunmaktadır.

 

Dünyanın çeşitli ülkelerindeki Çerkes dernekleri 1991 yılında Kabardey Balkar Cumhuriyeti'nin başkenti Nalçık, şehrinde bir araya gelerek Dünya Çerkes Birliği adında bir üst örgüt oluşturmuştur. Dünya Çerkes Birliği üye dernekler aracılığıyla Rusya Federasyonu (Adığey, Karaçay Çerkes ve Kabardey Balkar cumhuriyetleri, Şapsığ Bölgesi, Krasnodar ve Moskova), Abhazya, Türkiye, Ürdün, İsrail, Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD’de temsil edilmektedir.

 

Teşekkür

cerkesler hakkinda-tesekkurBu bölümde yer alan yazılarda, aşağıda belirtilen çalışmaların bazı bölümleri veya özetleri kullanılmıştır. Eserlerin yazarlarına Çerkesler ve Kafkasya'ya olan ilgilerinden ve araştırmalarından dolayı teşekkür ederiz.

Efsane: HRH Prince Ali Bin Al-Hussein, The Circassians, MGA Production.

Kafkasya: John Colarusso, “Peoples of the Caucasus”, Encyclopedia of Cultures and Daily Life, Pepper Pike, Ohio: Eastword Publications, 1997.

Tarih: V. Nabatchikov, “History of Northern Caucasus”, Gold of the North Caucasus, Moskova: State Museum of Oriental Art; Adığey Cumhuriyeti Resmi Sİtesi: http://www.adygheya.ru; Giorgij Shamba, “On the Track of Abkhazia’s Antiquity”, (der.) G. Hewitt, The Abkhazians, New York: St. Martin’s Press, 1998.

Soykırım ve Sürgün: Stephen D. Shenfield, “The Circassians: A Forgotten Genocide?”, (der.) M. Levene ve P. Roberts, The Massacre in History, NewYork: Berghahn Books, 1999.

Diaspora: Ayhan Kaya, “Political Participation Strategies of the Circassian Diaspora in Turkey”, Mediterranean Politics, Cilt 9, No 2 (2004), ss.221–239; Seteney Shami, “Prehistories of Globalization: Circassian Identity in Motion”, Public Culture, Cilt 12, No 1 (2000), ss.177–204; Amjad Jaimoukha, The Circassians: A Handbook, New York: Palgrave, 2001; John Colarusso, “Peoples of the Caucasus”, Encyclopedia of Cultures and Daily Life, Pepper Pike, Ohio: Eastword Publications, 1997.; Kemal Karpat, Ottoman Population, 1830-1914: Demographic and Social Characteristics, Madison: University of Wisconsin Press, 1985; Sevda Alankuş ve Erol Taymaz, “The Formation of a Circassian Diaspora in Turkey”, Adyghe (Cherkess) in the 19th Century: Problems of War and Peace, Maykop, 2009.

Dil ve Kültür: John Colarusso, “Peoples of the Caucasus”, Encyclopedia of Cultures and Daily Life, Pepper Pike, Ohio: Eastword Publications, 1997.


 710,    Kafkasya Tarihi

Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.