Kafkasya Tarihi

Çerkesya Akhaları Ubıhlar

Ölüler Ülkesi'nin son savaşçısı Hacı Granduk Berzeg'e, Soçi'ye ve Ubıhlara

 

Çerkesya Akhaları

Buraya kadar yazdıklarımızda bir dikatomi üzerinden Troia savaşını anlatmaya çalıştık. Bir tarafta Akdenizin her tarafına dağılmış Troia'nın müttefikleri olan eski dünyanın anaerkil Kafkasyalı halkları; diğer tarafta ise Akhalar ve onların Hint-Avrupalı müttefiklerine ve tabiî ki Mısır Firavunları'na değindik. Troia Savaşı bu gruplar arasında yaşanmış bir savaştı. Sonuç Akdeniz havzasındaki medeniyetlerin çöküşüydü.

 

Sonuç Akdeniz havzasındaki medeniyetlerin çöküşüydü. Bu uzun savaşlar sonunda birçok halk yerinden oynamış, Balkanlardan inen Therakeslerin saldırılarıyla Hititler ve Hurriler yıkılmış, Mısır büyük bir darbe yemiş, henüz yıkılmamış ancak bir daha da eski gücüne de ulaşamamıştır. Üstelik Kafkasyalı onlarca kabile Mısır'a sınırdaş olmuş ve büyük bir kısmı da Libya'lı şeflerin önderliğinde Firavunluğa kadar yükselmiştir.

 

Troia'ya saldıran ve yağmalayan Akhalar içerisinde bazıları vardı ki, bize Kafkasyalı olduklarını ve savaşın sonrasında tekrar anavatanları Kafkasya'ya dönüp yerleştiklerini söylemektedirler. Çünatıko, Homer’in eserindeki birçok bölümün tahrif edildiğini söyler ve bu tahrif edilen kısımlardan birisinin de kahramanların hep onları sürükleyen rüzgarlar nedeniyle istemedikleri ülkelerde mahsur kalmaları, hatta o ülkelere yerleşmeleri teması olduğunu söyler. Ona göre rüzgarların zorlamasıyla Kafkas sahillerine gelip sığınan Akhalar (en önemlisi Homer’in Odisse adlı eserinin baş kahramanı olan Ulisse’dir) gerçekte amansız rüzgalara kapıldıkları için değil ama zaten Kafkasyalı oldukları için Troia savaşından sonra çıkıp Kafkasya’ya yerleşmişlerdir.

 

Akha kelimesinin Anlamı ve Ahin

Umar’a göre Akha ismi “su” anlamına gelmektedir. Hatta Umar, Akha adının deniz anlamına da geldiğini ve bu kelimenin Luvice olduğunu belirtmektedir.1Bu kelime Luvi, Çerkes ve Abhaz dillerinde ortak bir kelime olmalıdır. Çünkü Çerkes ve Abhaz dilinde ilk deniz olarak bilinen Karadenizin adı “A-hin-Ahin”dir. “Hı” Çerkes dilinde deniz anlamına gelmektedir.

 

Thomson, Tarih Öncesi Ege'sinde bu Akhalar için şunları yazmıştır:

 

(Bir) Attika geleneğinde, Troia Savaşı'ndan önce, Troia’ya karşı düzenlenen ve Telemon'un da katıldığı bir sefere değiniliyor. Telemon kenti ele geçirdikten sonra Priamos'un kız kardeşlerinden birisiyle evleniyor. Yoldaşlarından bazıları Yunanistan'a dönecekleri yerde, doğuya doğru gitmişler ve Kafkasya'ya yerleşmişler. İşte Heniokh'lar ve Zygi'ler, yani tüm eski çağlar boyunca varlıklarını koruyan ve Akha kökenli olduklarını hiç unutayan gerçek Kafkasya halkları bunların soyundan gelmiştir.2

 

Akha isminin anlamına dair Umar, Troia adlı çalışmasında bu eklimenin “Su” anlamında bir Pelasgca/Luvice kelime olduğunu yazmıştır. Ona göre Troia kenti bir Pelasg/Luvi kenti olduğu gibi Akha’lar arasında da Pelasg adı taşıyan kişiler vardır. Aslında Umar’ın bu tesbiti doğrudur. Çünkü Pelasglar'ın bir kısmı Akha ordusunda Troia’ya karşı savaşmışlardır. Umar, Akhalar'ın Pelasg olan Torialılar'la her zaman Pelasg dilinde konuştuklarını da iddia etmektedir.3 Ne var ki, Umar’a göre Pelasg/Luvi halkı dili ve kültürü çok başattır ve Akha isminde bu net bir şekilde ortaya çıkmaktadır:

 

(Akhilleus ve Peleus İsimlerine Dair. B.S. )…her ikisi de, Luvi/Pelasg dilinin Su Geçidi anlamında olan ve besbelli ki o Boğazın adı olarak da kullanılan adının iki çeşitlemesinden esinlenilerek uydurulmuş bulunuyor. Babanın adı, P(a)-ela, oğlun adı Akh(a)-ila köküne Helen dilinin –lı,-sal anlamındaki takılarından –eus eklemekle türetilmiştir. Apa/Pa ile Akha, “Pelasgos” dilinin “Su” (buradan, keza, deniz, göl, akarsu) alamında iki ayrı sözcüğüdür.4

 

(Akhilleion ve İllion Kent isimlerine Dair. B.S.) Akhilleion, aslında yerin adı idi: Akh(a)-il(a)-eion, “Su Geçidi Yeri” orasının boğaz girişinde olduğuna işaret ediyordu; İllion adından farkı, sadece İll(a)-ion, Geçit –yeri öğelerinden türetilmeyip başa bir de Akha (Su) anlamında bir diğer sözcük de Apa/Pa olduğundan, ayrıca “Boğaz, Geçit” anlamındaki İla/İlla’nın bir de Ela/Ella biçiminde çeşitlemesi bulunduğundan, “Su Geçidi” demeye gelen Akh(a)-ila yerine P(a)-ela adına da eski Luvi/Pelasg kültürü yurtlarında çok rastlarız.5

 

Bazı kaynaklara göre Akhalar, Kafkasyalı Deniz kabilelerinin Mısır'a karşı düzenlediği seferlere de katılmışlardır. Homeros ise Akhalar'ı hep Giritli olarak anmaktadır. Klikya, Girit ve Kafkasya'daki Akhaların birbirinin akrabası olduğu ve Teucer'in soyundan geldikleri söylenmektedir.6Namitok Teucer ve Teuceroğulları'nın hem Pelasg hem de Therakes kabilesi sayıldıklarını söylemiştir. Bu Teucerler'den birisi de Mısır'ı kuşatan Kafkas Armadası'nı Kıbrıs'tan yöneten Teucer'dir.

 

Akhaların alt soyları kabul edilen Heniokhlar ve Zygi'ler her zaman Çerkeslerle birlikte anılmışlardır. Heniokhlar Trabzon'dan Daryal Geçidi'ne kadar ki bölgede yaşamışlardı. Ülkeleri Zikh ülkesinin güneyindedir. Diğer Ön Çerkes halkları gibi Küçük Asya'da da yaşamışlardır. Bazı kaynaklarda Taman Yarımadası'nda ve Sind ülkesinde de Heniokh'lara rastlanmaktadır. Heniokh'lar, kamşuları ve soydaşları olan Akhalarla birlikte korsanlıkla geçinmişler ve Karadeniz'in her yerinde görülmüşlerdir. Sanigler ve Abasklar Heniokh'ların alt soyları olarak kabul edilmişlerdir.7

 

Sind ülkesindeki Eniocchiler'in Çerkes Heniokhlar'la özdeş olduğu ve kelimenin Çerkes dilinde Hen kökü ve “kh” çoğul ekiyle oluştuğu açıktır. Henetler, Enetler, Venetler bu kelimenin diğer telaffuzlarıdır. Bunlar Küçük Asya'da Henetler ve Enetler olarak göze çarpmaktadırlar. Heniokhlar'a Makedonya ve Thrakia'da ve Karia'nın Milet bölgesinde Enetler denilmektedir. “Makedonya halkları” Enetler, Dardanlar ve Sintler ile savaştı, denilmektedir.8 Sindler ise Kafkasya'da Taman yakınlarında görülmekteydiler. Zaten Sind'ler çeşitli ülkelerde geniş bir alana yayılmışlardı. Karia ve Lykia'da Sindos, Pisidia'da Sindaen, Lykia'da Sindia, Karia'da Sindessos kentleri vardı. Öte yandan Therakes Sintler Kuzey Hindistan'daki Sintler ile aynı halklardı. Son olarak Sintler'e Eski Kürdistan’ın Botan-Zaho bölgesinde rastanmaktadır. Bu bölgede halen Sinti adlı bir boğaz-geçit yer almaktadır.9

 

 

NOTLAR                                        

1-Umar, İlkçağda Türkiye Halkı, s. 96. Ayrıca hem Abhazca hemde Luvice de su “pa” olarak da bilinir ki, Çerkescesi “psı”dır.

2-Strabon ve Apollodoros'tan aktaran Thomson, Tarih Öncesi Ege, s.379.

3-Umar, Troia, s.193-194-195.

4-Umar, Troia, s.189.

5-Umar, Troia, s.282-283.

6-Thomson, Tarih Öncesi Ege, s. 379.

7-Namitok, Çerkeslerin Kökeni I.s. 45–47.

8-Namitok, Çerkeslerin Kökeni II. s.124.

9-Namitok, Çerkeslerin Kökeni II. s. 92–93.

 

Balkar Selçuk

kafkasevi.com

 


Yorum yapın