Kafkasya Tarihi

Ortaçağda Abhazlar, Lazlar-1

ORTAÇAĞDA ABHAZLAR, LAZLAR - GERG AMİCBA

ABHAZYA ile EGRİSİ (LAZİKA)’NIN ETNİK OLUŞUMLARI

İ.Ö.ki yüzyıllarda Karadeniz’in Doğu kıyılarında hüküm süren Kolkhida yönetimini oluşturan birçok etno-politik grup vardı. Bunlar: Egrisliler (1), Apsilyalılar, Abasgialılar gibi halklardı.

 

İ.S. 3. 4. yüzyıllarda Egrisi politik bir otorite olarak ortaya çıktı. Etki alanını genişletti. Abhaz etnik kökenden gelen Apsilya, Abazgia, Misiminya (2), Sanigya halkları Egrisi yönetim sahasına girdi.

 

Egrisi’nin ekonomik ve politik bir güç olarak ortaya çıkmasının nedeni o dönemde bu ülkede feodalizmin oluşmaya başlaması ve feodal yöntemlerinin kullanılmaya başlamasıdır. (3)

 

Aynı dönemlerde Abhaz kökenli halklarda da feodalizme geçiş gözlemleniyor. Feodalizmin gerektirdiği sınıflar oluşuyor. Bu dönemde Abazgia ve Apsilyalıların başında kendi liderleri bulunuyor ve içişlerinde bağımsız otonom idareler halinde yönetiliyorlar. Resmi olarak kendilerini Bizans yönetiminde görüyorlar. (4)

 

Abhazya’nın Kuzey-Doğu sınır komşuları köken olarak Abhazlara çok yakın olan Adıge-Çerkez halkları ile Alanlar (Asetinler)dir. Sonraki tarihlerde bölgele Türk kökenli halklar ile Abhazlar ve Megreller arasında askeri politik dayanışma vardı. Özellikle de İranlılarla Bizanslıların savaştığı dönemde artmıştı. Sonraki dönemlerde Arapların bölgeyi işgal ettiği yıllarda da Abhazlarla Megrel-Laz halklarının dayanışması üst düzeydedir. Egrisi krallığının doğu komşusu İberya (Kartli) Krallığıydı. Daha eski dönemlerden beri Egrisi halkı ile İberya halkı arasında kültürel ve ekonomik ilişkiler vardır.

 

Bilindiği gibi, halkının tüm direncine rağmen Romalılar 2. yüzyıl’da Kolkhida’yı vasal statüsüyle kendilerine bağlamışlardı. Bu tarihlerde ülkenin Karadeniz kıyılarında Roma lejyonerleri vardı. Bu lejyonerlerin amacı ‘‘Barbarlar’’ın Güneye inmesini engellemekti. Ancak sonraları bu amaçlar epey değişti. 3. yüzyıl’da Gotlar’ın, 4. yüzyıl’da Hunlar’ın hatta dağlı hakların Güney’e inmesini engellemeye çalıştılar.

 

4. yüzyılın ilk yarısında Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) ortaya çıktı. Kavimler göçü (5) sırasında Roma İmparatorluğu yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Bundan dolayı başkent Balkanlar’daki Bosfor topraklarına taşındı. Yeni başkentin adı Bizantiya idi. Sonraları adı Konstantinapol olarak değiştirildi. Yeni başkentin yönetim alanı eski Roma İmparatorluğu’nun Doğu topraklarıydı. Balkan Yarımadası, Küçük Asya, Suriye bu yönetimin politik etki alanındaydı. (6) Bu topraklarda yaşayan halkın büyük çoğunluğu Bizanslılar (7) oluşturuyordu. İmparatorluk bünyesinde Helen kültürü hakimdi.

 

Bu yönetim değişikliğinden sonra Megrel, Laz, Apsil, Abazgi vb Kollkhida halkları Doğu Roma İmparatorluğunun vasalı oldular. Bu halklara kendi topraklarından Kuzey Kafkasya’ya geçen yolları koruma görevi verilmişti. Kuzeyden Hunların, Alanların ve dağlı halkların Güneye inmesini engelliyorlar, dolayısıyla da topraklarını işgale karşı koruyorlardı.

 

Bu şekilde 4. Yüzyıldan başlamak üzere Kolkhida’da yaşayan Abhaz etnik kökeninden gelme halklarla, Laz-Megrel (Kolkh), Svan ve Gürcü halkları Roma İmparatorluğu yerine onun mirasçısı olan Bizans İmparatorluğu’na tabi olmuş oluyorlardı. Bizans sürekli olarak genişleme politikası izleyen bir imparatorluktu ve amacı doğrultusunda başka bir güç olan İran ile sürtüşme halindeydi.

 

İran’daki Sasani iktidarı 3. yüzyılda kurulmuştu. Bir süre sonra bu devlet de feodalizmi benimsedi. Resmi din olarak Zoraastrizim (8) (Zerdüştlük) kabul edildi.

 

Sasaniler dönemindeki İran Önasya (9) ülkelerini elinde bulunduruyordu. Geniş toprakları olan güçlü bir devletti. Sınırlarını geniş alanlara yayabilmek için komşularıyla savaşıyordu. 5.7. yüzyıllarda feodalizm bu ülkede alabildiğine gelişmiş sınıflar oluşmuştu. (10)

 

5. yüzyıldan başlamak üzere İran ile Bizans arasında acımasız bir çekişme ve bunun sonucunda sıcak sürtüşmeler başladı. Her iki ülkenin de amacı Çin ve Hindistan’a bağlanan ticaret yollarını ele geçirmekti. (11) Planlarında bu nedenle Güney Kafkasya önemli bir yer tutuyordu. Özellikle de Karadeniz’in doğu kıyıları büyük önem taşıyordu.

 

Bölge İran’ın eline geçerse Asya’dan gelen ipek yollarına sahip olabilecek, Bizanslı tacirlerden yüksek vergi alacak, Lazika, Svanetya, Abazgia’dan geçip Çerkes topraklarını aşarak Orta Asya’ya giden ticari yolları denetin altına aldığı gibi, bu toprakları üs olarak kullanarak Bizans’ın başına dertler açabilecekti.

 

Kolkhida’yı ele geçirebilmek için İranlıların bu denli istekli olmaları bir diğer nedeni ise istediklerinde, Kafkas önlerinde ve Doğu Avrupa steplerinde yoğun olarak yaşayan ‘‘Barbarlar’’ı Kırım ve Küçük Asya’ya saldırtıp Bizans’ı sıkıntıya sokacaklardı. (12)

 

İranlıların Barbarlar’ı geçirmeyi düşündükleri yollar çoğunlukla Abhazya’dan geçiyordu. En önemlileri Sahil yolu, Klıkhure ve Marukhu’dan geçen dağ yollarıydı. (13)

 

Sasaniler dönemindeki İran, özellikle de 4. yüzyılın ortalarına doğru yayılmacı politikasını güçlendirmişti. Önce İberya Krallığı’nın büyük bir bölümünü ele geçirip vergiye bağladı. Asıl amaçları bu ülkeyi sıçrama tahtası yapıp Egrisi ve Abazgia’yı ellerine geçirmek, sonra da bölge halklarını kendi taraflarında Bizans’a karşı savaştırmaktı.

 

Bizanslılar’ın ise Kolkhida ülkesini elden çıkarmaya hiç niyeti yoktu. Onların amacı İranlıların Kafkasya’daki durumlarını bozup tüm Kafkasya’ya yalnız başlarına sahip olmaktı.

 

İşte sözünü ettiğimiz politik nedenleri İlkçağ’ın bitimi ve Ortaçağ’ın başlangıcı olan dönemde Abhaz ve Laz-Megrel kökenli halkların vatanı olan bu topraklarda iki süper gücün çıkarları karşı karşıya geldi.

 

5. yüzyılın ortalarında Doğu Egrisi ve onu destekleyen Abhaz kökenli halklar Anti-Bizans hareketlerine başladılar. Başkaldırının liderliğini Egrisi Kralı Gubaz üstlenmişti. Bunun üzerine Bizans yöneticileri Kolkhida’ya asker çıkardılar. Şiddetli bir savaş başladı. Egrisi’nin özgürlük savaşı yıllarca sürdü. Bu mücadelede Abhaz kökenli haklar Egrisi’nin yanında yer aldılar. 465 yılında iki taraf aralarında anlaşarak savaşa son verdiler. Her iki taraf ta savaş öncesi savaş öncesi şartları olduğu gibi kabul ettiler. Tek değişiklik Bizanslıların Gubaz’ı hükümdarlığını reddetmesiydi. Gubaz’ın yerine oğlu Tsate geçti.

 

Savaş Bizans’ın istediği gibi bitmişti ama Bizans durumdan oldukça tedirgin olmuştu. Çünkü Abhazlarla Laz kökenli haklar bu savaşta omuz omuza savaşması Bizanslılara uzun vadede problemlere neden olabilecek bir durum olarak görünmeye başlamıştı. Onları birbirlerinden koparmaları hatta gerektiğinde birbirleri ile savaştırmaları gerekiyordu. Bu yaklaşımların sonucu olsa gerek, 6. yüzyılın ikinci yarısında Apsilyalılarla Abazgialıların Egrisi birliğinden ayrılmaya karar verdiklerini görüyoruz. Bu düşünceleri Bizans tarafından da destek görüyor. Çünkü savaş yeteneği ve askeri gücü büyük olan Abazgia’nın Egrisi’den ayrılması Egrisi’yi zayıflatacaktır. Aynı dönemde başlarında Vahtang Gorgasol’ın bulunduğu İberya Krallığı Acemler’le savaşmaktaydı. Vahtang Gorgasal’ın bir amacı da Egrisi ve Abazgia’dan Bizanslıların atılmasıydı. 473 yılında ordusuyla Egrisi’ye girip Tskhe-Goci kalesini ele geçirdi. (14) Ancak Abhazya toprakları Bizans’ın elinde kaldı. Herhalde bu tarihten sonra da bir süre Bizanslılar ile İberyalılar bu topraklarda savaşmış olmalıdırlar. Bizanslılar aynı tarihlerde Abhazya’ya iyice yerleşip Egrisi’ye baskı yapmaktadırlar. Eski Gürcü tarih yazarı olayları şöyle anlatıyor: ‘’O dönemde Bizanslılar Abhazya’yı İngur nehri kıyısına kadar ellerinde tutuyorlardı. Hatta İngur nehrinden başlamak üzere Tskhe-Goci’ye kadar ellerindeydi.’’ (15)

 

5. yüzyılın bitimine doğru Bizanslılar tüm Egrisi’yi ellerine geçirdiler. 6. yüzyılın ilk yarısında Abazgia, Egrisi birliğinden ayrılıp ayrı bir yönetim olarak Bizans’ın vasalı oldu. Ancak diğer Abhaz kökenli halklar Apsilya, Misimiyana ile Svanetyalılar 6.-7. yüzyıla kadar bu birlikte kaldılar. (16)

 

Dipnotlar:

 

1. Egrisi ülkesi bugünkü Batı Gürcistan topraklarının tamamını-Suram’a kadar kapsamaktaydı. (Bugünkü Megrelistan, İmeretia, Acara, Guria toprakları) Egrisi ülkesine eski Bizans kaynaklarından ‘‘Lazika’’ denmektedir.

2. Hem Mısımlar hem de Misimyanalılar, her iki terimi de kullanabiliriz.

3. S. Canaşia. Araştırmaları 1. cilt, 1949, sayfa 254- 255.

4. İ. Cavakhişvili. Gürcü halkının tarihi, 1. cilt, 1960, sayfa 273.

5. Çeviride açıklanmasına gerek kalmadı.

6. Gürcistan tarihi 1. cilt. Öğretim kitabı, Tiflis 1962, sayfa 83.

7. Onlara Rimilyanlar ve Rumlar da denilmektedir.

8. Acemler bu dine ‘‘Zerdüştlük’’ diyorlardı.

9. Rusçası ‘‘Peredniya Asiya’’dır.

10. Tüm Dünya. Tarihi, 3. cilt, sayfa 94.

11. Gürcistan Tarihi, 1959, sayfa 100- 101.

12. M. Gunba. Batı Gürcistan-Bizans ilişkileri (6.-8. yüzyıllar arası) Sohum 1, 1962, sayfa 89.

13. Z.V. Ancabadze. Ortaçağ Abhazya Tarihi (6.17. yüzyıllar arası) Sohum 1959, sayfa 38- 39.

14. Gürcistan Tarihi 1. cilt, 1962, sayfa 96.

15. Cuvanşer, Vakhtang Gorgasal’ın Hayatı ve Yaptıkları ‘‘Kartvelya Tarihi’’ 1. cilt, sayfa 146.

16. Z.V. Ançabadze. Ortaçağ Abhazya Tarihi. Sayfa 62.

 

Çeviren: HAYRİ ERSOY, Nart Yayıncılık, 1993

 


Yorum yapın