Kafkasya Tarihi

Ortaçağda Abhazlar, Lazlar-2

ORTAÇAĞDA ABHAZLAR, LAZLAR - GERG AMİCBA

 

ABHAZLARIN ve LAZLARIN 6. YÜZYILDAKİ BAĞIMSIZLIK SAVAŞLARI

 

1. Abhazların ve Lazların 6. yüzyıldaki Bizans ve İran’a karşı savaşları

 

Aşağıda sözünü edeceğimiz 6. yüzyıldaki ‘‘büyük savaş’’ daha çok Egrisi (Lazika) topraklarında geçmiştir. Dolayısıyla savaşın doğal zararlarını da Egrisi çekmiştir. Fakat bu kaynaklarda Laz terimi bazen çok daha geniş anlamlarda kullanılmaktadır. Lazika adını Egrisi dışında da tüm Kolkhida ülkesini kapsayacak şekilde kullanılmıştır. Yani, ‘‘Laz’’, Egrisi sınırlarında yaşayan tüm halklara verilen ortak bir isim olmuştur.

 

Karadeniz’in doğu kıyıları uzun yıllar Bizanslılarla İranlılar arasında bir sürtüşme alanı oldu. Ancak, bu ülkenin gerçek sahiplerinin amacı tam bağımsızlıktı. Bu amaçla da defalarca savaşıp amaçları doğrultusunda kanlarını döktüler.

 

Megrel-Laz ve Abhaz halklarının var olma savaşı verdikleri bu kötü dönemlerde her iki halk da işgalci güçlere karşı tek yumruk olarak mücadele ediyorlardı. Çünkü amaçları aynı ve kaderleri de birbirine bağlıydı.

 

6. yüzyılda Bizans İmparatorluğunda feodalizmin boyutları iyice büyümüş ve bu nedenle de ülkenin ekonomik ve askeri gücü çok artmıştı. Bu olumlu gelişmeler sınırlarını genişletip dünyaya hakim olma hevesine kapılmalarına neden oldu.

 

Kendini tüm dünyanın hakimi olma hırsına iyice kaptıran İmparator I. Jüstinyen (527- 565) bu amacına Hıristiyanlığı da destek alarak almıştı.

 

Hıristiyanlık 523 yılında Egrisi’de de devletin resmi dini olarak benimsendi. Sonra Egrisi topraklarında hızla yayılmaya başladı. Apsilyalılar ve Misimyanalılar da Hırıstiyanlığın etki alanı içinde kaldılar. (1)

 

Jüstinyen, Abazgialılara Hıristiyanlığı benimsetmekte gecikmedi. (2)

 

Bizanslıların bu çalışmalarına karşılık İranlılar da boş durmuyorlardı. 6. yüzyılın 20’li yıllarında Egrisi ile aralarında dostluk antlaşması imzaladılar. Bu Bizans’a karşı yapılmış bir antlaşmaydı ve uzun ömürlü olamadı.

 

İranlıların kolayca tahmin edebildikleri gibi Egrisi, Apsilya ve Misiminyanalıların Hıristiyan olması demek, Kral Tsate’nin yüzünü Bizans’a dönmesi demekti. Bizans-Kolkhida arasındaki bu manevi bağı koparmaya çalışan İran aradığı fırsatı da gecikmeden buldu. 523 yılında Kartvelya Kralı Gurgen halkını ayaklandırarak İran’a başkaldırdı. Gurgen bu savaşı kaybetti ve Egrisi’ye sığındı. İran Şahı Kavad bu sığınma olayını bahane ederek Egrisi’ye saldırdı. Skarde ve Şorapan gibi önemli kaleler İran’ın eline geçti. Bu olayın hemen ardından İranlılar 528 yılında Egrisi’ye bir daha saldırdılar. Egrisi, Apsilya, Misiminya ittifakı savunmaya geçti. Ancak dev İran ordusu karşısında bu küçük ülkelerin yapabileceği fazla bir şey yoktu. Çok kanlı bir savunma yapmalarına karşın güçleri İran ordusu ülkeden söküp atmaya yetmedi. Durumun çaresizliği karşısında Kral Tsate, Bizanslılardan yardım istedi.

 

Abazgia ve Egrisi’nin korunması ve denetim altında tutulması Bizans İmparatorluğunun devlet politikasının bir parçasıydı. Bu nedenle Kral Tsate’nin yardım isteğini Jüstinyen coşkuyla karşıladı. En seçme birliklerini tanınmış komutan Velizari komutasında yardıma gönderdi. (3) Dönemin iki süper ordusu İran ile Bizans, Egrisi topraklarında korkunç bir savaşa tutuştular. Bu savaşta Egrisi, Apsilya ve Abazgialılar Bizans saflarında savaşıyorlardı. Sonuçta İranlılar birçok cephede yenildiler ve hızla geri çekilmeye başladılar. Savaş esnasında İran şahı Kavad ölmüş (531), yerine Khosroy I Anuşirvan geçmişti (531- 579). Yeni şah’ın ilk amacı kendini sağlama almaktı. Savaşın kaybedilmesi kaçınılmaz gibi görünüyordu. Dolayısıyla da Khosroy’un tek seçeneği geri çekilmekti. 532 yılında Bizans ile İran arasında bir barış antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile her iki taraf da savaş öncesi sınırlarına döndüler. Birbirlerinden aldıkları ülkeleri geri verdiler. Egrisi, Apsilya ve Misiminya, Bizans denetiminde kaldı. Kartvelya yine İran toprakları dahilindeydi. Bizanslılar kendilerini güvenlikte görmeleri için Egrisi ve Abazga’nın sahil bölgelerinde üsler kurdular.

 

İran ile Bizans arasında yapılan bu antlaşma aralarındaki sürtüşmeyi bitirmeye yetmemişti. Çünkü her iki ülke de barış dönemini yeni bir savaşa iyi bir hazırlık yapmak için kullanıyorlardı. İranlılar, Kartvelya’daki durumlarını iyice güçlendirirken Bizanslılar da Egrisi’de savunma hatları oluşturuyorlardı. Yine öyle sanıyoruz ki, Apsilya’daki Keleşir kalesinin yapımına bu tarihlerde başlanmıştır. Abazgia’daki Hıristiyanlaştırma politikası da savaş hazırlıklarının bir parçasıydı. 532- 542 yılları arasında yani 6. yüzyılın 30-lu yıllarında Jüstinyen’in direktifi ile Abazgialılar için Pitsunda (Ldzaa)’da bir kilise kuruldu. (4)

 

Bizanslılar Egrisi’nin Güney-doğu sınırları ile, sahil şehirlerinin güvenliğine büyük önem verdiler. Bu sınır şehirlerinde Bizans Garnizonları kuruldu. Bizanslılar her şeye rağmen Kolkhida halkının kendilerinden hoşlanmadıklarını iyi biliyorlardı. Bu nedenle de yöre halkından gelebilecek tepkileri caydırabilmek amacıyla bugünkü Tsikhisziri yakınlarında dev Petra zindanını inşa ettiler. Bu kale zindanının içine de Egrisi ordularının komutanının konağını kurdular.

 

Petra kalesi aynı zamanda Egrisi’den dış ülkelere satılan malların vergilendiği merkez durumuna geldi. Egrisi’nin içinde bulunduğu zorlu döneme rağmen Egrisi, Apsilya ve Misiminyalı tüccarlardan yüksek vergiler alınmaya başlandı.

 

Bu dönemde Bizans sömürü düzeninin ülkedeki koruyucusu Bizans ordu komutanı Yoann Tsibe idi. (5)

 

Sonuçta, Egrisi, Apsilya, Misiminya, Abazgi ve Sanigya topraklarında yaşayan halk, özellikle de zengin tüccarlar ve güçlü aileler Bizans’ın baskısına tepki göstermeye başladılar. Bölge halkı 532 yılında on yıl kadar sürecek olan bir özgürlük savaşı başlattı.

 

İşgal altında bulunan bir ülkenin özgürlük savaşına yeterince hazırlanabilmesi, savaşabilmesi için gerekli olana paranın sağlanabilmesi özellikle de deniz ticaretleri engellendiği için olanaksızdı. Bu nedenle de Egrisi Krallığı politika değiştirdi. Ülkedeki feodallerin de baskısıyla Kral Gubaz 542 yılında Bizans İmparatorluğu’ndan ayrıldığını resmen ilan edip İranlılarla bir dayanışma antlaşması imzaladı. Zaten Gubaz’ın dış yardım almadan Bizans’la baş etmesi olanaksızdı.

 

Egrisi’nin bu kararına Egrisi Birliği içerisinde yer alan Apsilya ve Misiminya da katılmış oluyordu.

 

532 yılında Bizans ile İran arasında yapılan dostluk antlaşması da on yıl sonra da bu şekilde bu şekilde bozulmuş oldu. Savaştan çok kısa bir süre önce Egrisi Birliği ile İran, Bizans tüm Kafkasya’dan sürülene kadar işbirliği yapma kararı aldı. (6)

 

542 yılında İran Şahı Khosroy I yönetimindeki İran ordusu Kartvelya’dan hareket edip hızla Egrisi topraklarına girdi. Burada Egrisi, Apsilya ve Misiminya güçleri onlara katıldı. Kolkhidalılarla daha da güçlenmiş olan İran ordusuyla Bizans ordusu arasında korkunç bir savaş başladı. Bu büyük savaş 555 yılına kadar sürdü. On üç yıl sürdüğü için savaşa On üç yıl Savaşları (542- 555) adı verilmektedir.

 

Sözünü ettiğimiz savaşta Egrisi halkı gibi Abhazya halkı da etkin görev almıştır. Abhaz etnik kökenli halklar Egrisililerin aksine bu savaşta bölünmüş, her iki cephede de savaşmak zorunda kalmışlardır. Abazgia ve Sanigya halkları Bizans tarafında yerlerini alırken Apsilya ve Misiminya halkları ise İran ile omuz omuza savaşmışlardır.

 

‘‘Büyük Savaş’’ esnasında Bizanslıların taktikleri açısından Abazgialılar çok önemliydiler. Çünkü Kuzeybatı Egrisi topraklarında süren bu savaş aynı zamanda Abazgia sınırlarına yakın bir bölgedeydi.

 

Bizanslılar Abazgia ve Sanigyalılardan yararlanıp Egrisi üzerine iniyorlar, oradan deniz ve kara yolu ile Apsilya içlerine ulaşıyorlar, oradan da kolayca Egrisi’ye saldırıyorlardı.

 

Bu dönemde Abazgialılar ve Sanigyalıların politik konumları, yani ayrı bir tarafta olmaları Kolkhida’da yaşayan Egrisi, Apsilya, Misiminya ve Svanetya gibi halkların ekonomik ve kültürel etkileşimini engelliyor aynı zamanda da Kolkhida’da yaşayan Abhaz etnik kökeninden gelme halkların etnik konsolidasyonunu yavaşlatıyordu. Dolayısıyla işgalcilerin Kolkhida’dan atılması için gerekli olan güç birliği sağlanamıyordu.

 

İki büyük askeri gücün arasında kalıp ezilmek istemeyen bu küçük halklar sık sık cephe değiştiriyorlardı.

 

Tarihçi Keresyati’nin notlarına göre, 542 yılında Egrisi’ye giren İranlılar, yöre halkının da desteğini aldıklarından kestirme dağ yollarını kullanarak ülkenin içine kolayca sokulmuşlardı. Egrisi güçleri ile İran ordusu da bu bölgelerde birleşmişlerdi. Bu birlik ordusunda çok sayıda Abhaz ve Svan askeri de vardı. Zaten diğerleri ulaşmadan Petra kalesini kuşatıp Bizanslılardan alan bu askerlerdi.

 

Şah Khosroy’un amacı Egrisi ülkesiyle birlikye Apsilya, Misiminya ve Svanetya’yı almak ve Bizanslıları bu bölgeden tamamen sökmekti. Ama Bizanslılar da boş durmuyorlardı elbette. Tüm güçleriyle İran’a karşı koyup ilerlemesini durdurdular.

 

Bunun üzerine Khosroy ordusunun büyük kısmını alıp ülkesine geri döndü. Ama Petra Kalesi ve civarına güçlü bir birlik bırakmayı da unutmamıştı. (8) Petra Kalesi’nin İranlılara geçmesi bu savaştan İran’ın karlı çıktığını gösteriyor. Dolayısıyla da Egrisi ülkesi ikiye bölünmüş oluyordu.

 

Bu bölünme 545 yılında İran ile Bizans arasında yapılan bir antlaşma ile resmiyet kazanmıştır. Ancak bu barış antlaşması iki ülkeyi birbirine yaklaştırmamış, aksine savaş hazırlıkları tüm hızıyla sürmüştür. İran Egrisi’deki avantajlı konumunu kullanarak Kolkhida’nın tamamı almayı düşlemektedir. Eğer Kolkhida İran’ın olursa diğer cephelerde Bizans’ı yenmek iyice kolaylaşacaktır. Ayrıca Egrisi’yi üs olarak kullanıp İran’ın elindeki İberya’ya saldıran Bizans’ın bu üs avantajı da yok edilmiş olacaktır. (9)

 

Acemlerin bazı başka amaçları da sonradan ortaya çıkmıştır. Onlar Kolkhida topraklarına Acemleri getirip yerleştirmek ve orada kalmak istemektedirler. Çünkü bu ülkeye sahip olmanın yolu Acemleştirmekten geçmektedir. Egrisi’ye komşu olan Bizans yanlısı Abhaz etnik kökeni halklardan Abazgia ve Sanigyalıların dize getirilmesi de iyice kolaylaşacaktı.

 

Zaten Şah Kyosroy’un planlarında Abazgia ülkesinin olmadığını düşünmek saflık olur. Çünkü Karadeniz’in doğu kıyılarını kaplayan bu ülke askeri strateji açısından önemli bir bölgede bulunmaktadır.

 

İranlıların korkunç özümleme planı ayırım yapmadan tüm Kolkhida halklarını kapsıyordu. Bu halklar için dönem, var olmak ya da tarihin karanlık çöplüğüne atılmak dönemiydi.

 

Egrisi, Apsilya ve Misiminya ülkelerinde yaşayan yönetici, tüccar, sanatkâr vb. halk sınıflarından insanlar oldukça huzursuzdular. Çünkü Acemler bu ülkeyi işgal eder etmez tüm ekonomik ve politik hakları yerlilerden aldılar. Yerli halkın Bizans veya başka ülkelerle ticaretlerini engellediler.

 

Elbette ki Acemlerle yerli halkın aynı ideolojiyi paylaşmaları beklenemezdi. İranlılar, Kolkhidalıları Hıristiyanlıklarını bahane ederek sürekli savaşa sıkıştırıyorlardı. Bu tarihlerde Egrisi ve Apsilya Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul etmiş, bu dini ideoloji hızla halk arasına yayılmıştı. İranlılar Zoraastrizm (Zerdüştlük-Ateşperestlik) inancına sahiptiler. Bu nedenle de zor kullanarak Kolkhidalıları Hıristiyanlıktan caydırıp kendi dinlerine döndürmek istiyorlardı.

 

Tüm bu davranışların sonucu olarak Abhaz, Laz-Megrel ve Svan halkları İran yönetimine şiddetle karşıydı. 6. yüzyılın 40’lı yıllarının ortalarında tüm Kolkhida İran’la savaşmak için hazırdı.

 

548 yılında İranlılar Egrisi Kralı Gubaz’ı öldürtmek istediler. Ancak amaçları gerçekleşemedi. Bu olay, Egrisi halkının bağımsızlık savaşını başlatması için gereken kıvılcım oldu. Egrisi 549 yılında Sasanilerin İran’ından bağımsızlılarını ilan etiler. Ancak, Megrel, Apsilyalı, Misiminyalı ve Svanetyalı ordusuyla, güçlü İran ordusu karşısında fazla bir varlık gösteremeyeceğini anlayan Kral Gubaz, Bizanslılardan yardım istedi. Bizanslılar da devreye girmek için fırsat kolladıklarından yardım teklifini hemen kabul ettiler.

 

Bu olayda da net bir şekilde görüldüğü gibi, Kolkhidalılar değişik tarihlerde değişik işgalicilere karşı başka işgalcilerin yardımını istemek zorunda kalmışlardı. Çünkü onların sınırlı gücü çağın süper devletleriyle savaşmak için yeterli olmamaktaydı. Tamamen yok olmamak için başkaca da alternatifleri yoktu. (10)

 

549 yılında Egrisi Krallığı’nın İran’dan ayrılıp Bizans saflarına geçmesi Kolkhida halkı tarafından olumlu karşılandı. Çünkü Kolkhidalıların Bizanslılarla kültür ve din yakınlığı vardı. İkinci bir olumlu yönü ise iki süper güç arasında pay edilmiş olan Abhaz halkları (Abazgia, Sanigya, Apsilya ve Misiminyalılar) yine bir araya gelmiş oluyorlardı. Bu sayede de bu halklar arasında etnik konsolidasyon hızlanmıştı.

 

549 yılı başlarında Egrisi Krallığı ile Bizans ‘‘dayanışmayı’’ yenileyince İmparator Jüstinyen 7.000 (yedi bin) kişilik bir orduyu Kolkhida’ya gönderdi. Bizanslılarla Acemler, Egrisi topraklarında tekrar karşı karşıya geldiler. ‘‘Büyük Savaş’’ın bu etabında Kolkhida halkları topyekün Bizanslıların yanında savaşıyorlardı. Bu nedenle de savaş kısa zamanda Bizans’ın lehine döndü.

 

İran ordusunun büyük bölümü Egrisi’den çekilmek zorunda kaldı. Ancak yine de henüz savaşı kaybetmiş sayılmazlardı. Egrisi topraklarında 5.000 (beş bin) askerleri vardı ve ayrıca da 3.000 (üçbin) kişinin koruduğu Petra Kalesi de onların denetimindeydi.

 

Bizanslılar ve onların müttefiki olan Abhaz ve Egrisi halkları iyi biliyorlardı ki, İran’ın bölgeden atılabilmesi için Petra Kalesini mutlaka geri alınmalıydı. Ancak Acemlerin bu kaleyi bırakmaya hiç niyetleri yoktu. Zaten kaledeki ordu oldukça güçlü, kale duvarları da oldukça sağlamdı. Dagisfey komutasındaki Bizans ordusu 549 yılında Petra kalesini kuşattı. Bu ordunun büyük bir bölümünü Abhaz, Egrisi ve Svan askerleri oluşturuyordu. Kalenin fethedilmesi pek kolay olmadı. Kuşatma 550 yılına kadar uzadı. Aynı yıl Abhazya topraklarında önemli olaylar oldu. Abazgialılar ve Apsilyalılar Bizans’a karşı bağımsızlık savaşı başlattılar. Bu mücadeleleri teker teker inceleyelim.

 

Çeviren: HAYRİ ERSOY, Nart Yayıncılık, 1993

 


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.