Kafkasya Tarihi

Ortaçağda Abhazlar, Lazlar-4

ORTAÇAĞDA ABHAZLAR, LAZLAR - GERG AMİCBA

 

3. Apsilyalıların ortaya çıkışı

 

Abazgialıların bağımsızlık savaşının ilk yankısı Apsilya ülkesinden geldi. 550 yılında bağımsızlıklarını ilan ettiler.

 

Apsilya ülkesinin sınırları bugünkü Gal ilçesi, Oçamçira ilçesinin tamamını, Gulrıpş ile Sohum’un topraklarının Kuzey yönünde Tzabal’a, Batı’da Gumısta (31) nehrine kadar olan bölümünü kapsıyordu.

 

Apsilya ülkesi politik olarak Egrisi Krallığı’na bağlıydı. Özerk yönetimi ve yerel yöneticileri vardı. Bölgede istilacılara verilen mücadelelerde Egrisi Birliği’ne birliğine dahil olan diğer halklar gibi Apsilyalılar da Kolhida’nın özgürlüğü için savaşmaktaydılar. Ortaçağ’ın başlarında Apsilya ülkesinde feodalizm vücut bulmaya dolayısıyla da feodal sınıflar oluşmaya başladı. Yönetici sınıfı oluşturan asiller ve büyük tüccarlar Bizans’ın ülkedeki ekonomi politikasından rahatsız oluyorlardı. Bu rahatsızlık da onların yavaş yavaş özgürlük hesaplarına girmelerine neden oldu.

 

Dönemin diğer süper gücü İran’ın ülkedeki Anti-Bizans oluşumu görmemezlikten gelmesi elbette ki beklenemezdi. Böyle bir fırsatı kendi çıkarları doğrultusunda değerlendirmek için hemen harekete geçti. Öyle sanıyoruz ki bu konuda İran’ın yaptığı ilk şey Egrisi ile Apsilya’nın birbirine düşürülmesidir.

 

Daha önceki sayfalarda değinmiş olduğumuz gibi, 550 yılında Abazgialılar Bizanslılara başkaldırıp İran’dan yardım isteyince İran’ın başındaki Sasani hükümdarı Khosroy, Nabed komutasındaki orduyu Kolkhida’ya göndermişti. Nabed Apsilya’yı da yağmalamıştı. ‘O dönemde Nabed, Apsilya’da gördüğü Opsita’nın karısı güzel Fiodora’yı kaçırmıştı (Bu Opsita Laz hükümdarı Opsita’dır ve Gubaz’ın amcasıdır.)’ (32)

 

Abazgia’dan dönen Acemlerin Apsilya’ya uğramalarının en önemli neden bu antik ülkedeki Anti-Bizans oluşumları gözlemek, bu oluşumları körüklemek olmalıydı. Ancak Nabed bu ülkede aradığını bulamayınca hemen İran’a dönmüştür. Zaten bu olaydan kısa bir süre önce 549 yılında Apsilya-Egrisi ortak gücü İran ordusunu Kolkhida’dan söküp atmıştı. Bu defa da ‘davetsiz konuklarına’ sıcak davranmaları beklemezdi. Bu olumsuz tavır sonucunda Nabed ordusuyla birlikte Apsilya’yı terk etmek zorunda kalmıştı.

 

Ancak İranlılar bu olaydan sonra da Apsilya üzerindeki hesaplarından vazgeçmediler. Amaçları ‘Yalnız’ Lazika’yı değil Apsilya’yı da topraklarına katmaktı. (33) Düşüncelerine ivme kazandırmak için bölgedeki yerel yöneticileri kışkırtmaya başladılar. Bunlardan biri de Laz Tardet’di.

 

Apsilya’da 550 yılında olan olayları Prokopi Keresyati şöyle anlatıyor: ‘‘Bu ülkede sağlam bir kale vardır. Bölge halkı bu kaleye Tsibila adını vermektedir. Laz hükümdarı ile soylu bir aileden gelen Tardet’in arası bozulmuştu. Bunu bahane ederek Tsibila kalesini almalarına yardım edeceği sözünü verip Acemlerle gizlice anlaştı. Acem ordusunu çağırıp onlarla birlikte Apsilya’ya geçti. Kaleye iyice yaklaştıklarında Acemler bekledi. Laz Tardet ve arkadaşları kaleye girdiler. Kaledekiler Laz Tardet ve arkadaşlarından hiç şüphelenmediler. Bu da o gün için doğaldı. Çünkü Lazlarla Apsilyalıların arasında dostluk vardı. Tardet içerden Acemler dışarıdan saldırınca kale düştü. Bu başarıdan sonra Midyalılar, (34) Lazika’nın yanında Apsilya’nın da tamamını ele geçirmeyi kafalarına koydular. Aynı anda Rumlar ve Lazlar, Petra kalesini İranlılardan geri almaya çalışıyorlardı. İranlılar onları zor duruma düşürmüşlerdi. Bu nedenle de Apsilyalılara yardım gönderemediler.’’ (35)

 

Yazarın anlattıklarından sözünü ettiği kalenin günümüzde Gulrıpş ilçesine bağlı bir kasaba olan Tsabal’dan üç kilometre kadar uzakta olan bir yerde olduğunu tespit ediyoruz. Bölgede yapılan ve yıllarca süren kazı çalışmalarının sonuçlarına göre Tsabal kalesinin oldukça sağlam bir yapı olduğunu söyleyebiliriz. Kale, Kodor nehrine hakim tepelerden ikisinin üzerine kurulmuştu. Gözetleme kuleleri bu tepelerin batısına, kuzeyine, kısmen de doğusuna düşmektedir. Güneyine ise kaleyi uçurumlar korumaktadır.

 

Yakın bir tarihte buradan geçirilen yolun güvenliğinden Tsabal sorumluydu. Bu yol hem Antikçağ’da, hem de Ortaçağ’da önemli geçiş yeriydi. Karadeniz kıyısını Marukh, Klıkhure ve Nahar yaylalarına bağlıyordu. (36)

 

Tzabal Kalesi civarında birçok tarihi bina temeli, yerleşim merkezi vb. vardır. Bu veriler de bölgenin eski ve önemli bir yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir.

 

O dönemde Tsibila kalesini rlinr geçiren Dal ve Tzabal topraklarına hakim oldu. Aynı zamanda meşhur ‘Apsilya yolunun (Dari’nin yolu)’ kontrolünü de eline geçirdi.

 

İnsan sormadan edemiyor, böyle bir kaleyi Apsilyalılar, Acemlere nasıl verirler? diye.

 

Her şeyden önce kalenin İranlıların eline geçmesini çok basit anlatan Prokopi Keresyati’ye şaşıyorum, hatta söylediklerinin doğru olduğundan şüphe ediyorum.

 

Bilindiği gibi Tzabal kalesini ele geçirme konusunda bu İran’ın ilk girişimi değildir. Çünkü İran’ın Misiminya ve Svanetya’da güçlü olabilmesi için sözünü ettiğimiz kale onlar için çok önemlidir. Tahminlerimize göre Nabed’de kaleyi almak istemiş ancak başaramamıştır. Bu olaydan sonra İran Şahı Kral Gubaz’ın muhalifleri ile işbirliği yapıyor. Tardet ve emrindeki Lazlar da muhalif gruptandır.

 

Şüphesiz muhalif grupta Apsilyalı soylular da vardı. Onlar Apsilya’nın Egrisi’den ayrılıp ayrı bir yönetim oluşturmasını istiyorlardı. Bu nedenle de Egrisi’deki Gubaz karşıtlarıyla işbirliği içindeydiler. İranlılar, Bizans denetimindeki Egrisi ülkesinde gelişen olayları dikkatle izliyor ve ellerinden geldiğince olayları körüklüyorlardı. Çünkü Bizans ile savaş halindeydiler.

 

Tahminlerimize göre Tzabal kalesinin savaşmadan ele geçirilmesinde Apsilya’da Bizans ve Egrislileri görmek istemeyen Apsilyalı soyluların parmağı vardı. Bunlar yine kendileri gibi Egrisi Kralı’na muhalif olan Tardet ve emrindeki Lazlarla birlikte kaleyi İranlılara teslim etmiş olmalılar.

 

Sonraki olaylar, genişleterek söylersek: Apsiilya’nın Egrisi ve Bizans’tan bağımsızlığını ilan etmesi, bu tezimizi güçlendiren olaylardır.

 

Tzabal’da yaşayan halk kendileri için büyük önem taşıyan kaleleri ellerinden çıkınca korkuya düştüler. Bizanslılar ve Egrisililer aynı tarihlerde Petra kalesini İranlılardan geri almaya çalışıyorlardı. Apsilyalılara yardım edecek durumda değildiler. Tzabal’ı ele geçiren Acem ordusu yapmaya başladı. Ancak dağlılar bu yenilgiyi kabullenmiş görünmüyorlardı. Hemen savaşmaya başladılar. Apsilyalıların ilk amacı Tzabal kalesini Acemlerden geri almaktı.

 

Aradıkları fırsatı da buldular. Olayı Prokopi Keresyati şöyle anlatıyor: ‘’Kale komutanının Apsilyalı bir karısı vardı. Oldukça güzel bir kadındı. Acem ordusunun komutanı bu kadına delicesine aşık oldu. Önce onu kandırmaya çalıştı. Ancak namusuna düşkün olan kadını kandıramadı. Bunun üzerine ona zorla sahip oldu. Bu olayı duyan kocası çok kızdı. Hemen o gece Acemlerin komutanını öldürdü. Sonra da kalede ne kadar adam varsa hepsini katletti. Zavallı adamlar komutanlarının nefsine kurban gittiler. Böylece kale de gerçek sahiplerinin eline geçmiş oldu.’’ (37)

 

Acemlerin ülkeden atılması, Tzabal kalesindeki garnizonlarının perişan edilmesi yalnız başına Apsilyalıların liderinin (kale komutanı) başarısıdır demek haksızlık olur. Bunda Tzabal halkının işgalcilere karşı elbirliği ile savaşmalarının rolü büyüktür. (38)

 

Apsilyalıların iyi bildiği bir şey varsa o da ‘Midyalıların (39) Egrisi gibi Apsilya’yı da ele geçirmek istedikleridir. Buna engel olmak için yiğitçe direnmişlerdir.

 

Tzabal kalesi İranlıların elinde çok az kalmıştı. O tarih te 550 yılının yazına rastlar. Bölgede yapılan arkeolojik kazılarda çıkan İran eserlerinin o tarihlerde getirilmiş olduğunu sanıyoruz. Kap-kaçak, at koşumları, altın sikkeler vb. Bu materyallerin hepsi Şah Kavad döneminde (483- 531) İran’da yapılmışlardır. Eski savaş alanında ortaya çıkmıştır. Buluntuların arasında çok sayıda da ok ucu vardı. Araştırmacılar bu materyallerin 550 yılında İran garnizonunun katledildiği Tzabal kalesi katliamından kalmış olduğunu söylüyorlar. (40)

 

‘‘Güçlü İran garnizonuna karşı savaşmak oldukça zor ve cesaret gerektiren bir iştir. Çünkü İranlıların savunduğu Tzibilium kalesi çok sağlam bir yapıydı. Özellikle de savunmaya yönelik yapmıştı. Kalede bulunan her malzeme savunma amaçlıydı.’’ (41) Bu anlatılanlardan kolayca anlaşılabileceği gibi Tzabal kalesi 550 yılında büyük bir mücadeleye sahne olmuştur. Hile ile kazandıkları bu kaleyi savunan Apsilyalıların lideri de kalenin komutanıydı.

 

Bu savaş Acem garnizonu için tam bir trajediydi. Sanıyoruz savaşta çok sayıda Apsilyalı da hayatını kaybetmiştir.

 

Prokopi Keresyati şöyle yazıyor: ‘’Apsilyalılar kalelerini Acemlerden geri alınca, işgal sırasında kendilerine yardım edilmediği gerekçesiyle ‘Kolkhida’ (42) birliğinden ayrıldılar.’’ (43)

 

Olaylardan kolaylıkla anlaşılabileceği gibi Apsilyalıların bağımsızlık ilanı Egrisi’ye değil Bizans’a karşıydı. Çünkü Egrisi Krallığı zaten Bizans’a bağlıydı. O olayda da Egrisililer Bizans’ın onayı olmadan Apsilya’ya yardım edemezlerdi. Tüm bu nedenlerle de yardım edilmemesinin kusurunu Bizans’a yüklemek ve bağımsızlık ilanını buna dayandırmak düşüncesindeydi bazı Apsilya ileri gelenleri.

 

Profesör Z.V. Ançabadze’nin gözlemlerine göre, feodalizm yolunda ilerleyen halklar tam bağımsızlık yolunu zorlamak zorundaydılar. Apsilyalılar yalnız Acemlerden nefret etmiyorlar, yine onlar gibi işgalci gördükleri Bizanslılara karşı da aynı duygularla yaklaşıyorlardı. (44)

 

Apsilya’nın Bizans’tan bağımsızlığını ilan etmesi uzun yıllar hissedilebilecek politik yaralar açabilirdi Bizans İmparatorluğunda. Politik etki alanında sayısız halkı barındıran İmparatorluk topraklarında yeni problemlere zemin hazırlanması demekti bu. Bizanslı yöneticiler politik davranarak sorunu halletme işini Egrisi yönetimine bıraktı. Prokopi Keresyati bu konuda şunları yazıyor: ‘‘Gubaz, Apsilya (45) topraklarına Yoann Foma’nın önderliğinde 1000 (bin) kişilik bir Rum (46) birliği gönderdi… Dostluk ve kardeşlikten söz ederek onları savaşmaktan caydırdı. Böylece Lazlarla ittifakları sürmüş oldu.’’ (47)

 

Bu olaydan çıkardığımız en kestirme sonuç şudur: Bizans İmparatorluğu, Apsilya sorununu barışçı yollarla halletmek istemiştir. Bunun en önemli nedeni de aynı tarihte İran’la cephede savaşan Bizans’ın gücünü bölmek istememesidir.

 

Eğer barış yolu bir sonuca ulaşmasaydı Jüstinyen’in sorunu şiddet kullanarak çözmeye çalışacağını Yoann Foma’nın birliği ile Apsilya’ya göndermiş olmasından kolayca anlayabiliyoruz. Bu Yoann, Trakhea savaşında Abazgialıları katleden komutan Yoann’dı. Şimdi de Apsilya topraklarına gönderilmesi bir rastlantı değildi.

 

Bizans’tan bağımsızlığını ilan eden Apsilya kendisi için zorlu olacak bir döneme girmişti. Onlar İran’dan destek isteme yanlısı da değildiler. Tzabal kalesinde yaptıklarından sonra İranlılardan yardım istemelerinin bir mantığı olamazdı. Abazgia ülkesi kısa bir süre önce Bizans orduları tarafından allak-bullak edilmişti. Lideri Opsita bile sürgündeydi. Diğer liderlerinin (Skeparna) akıbetini bilen yoktu. Eğer yerel yöneticilerin yetkileri Bizans tarafından ellerinden alınmıştı. Misiminyalılar zaten Bizans egemenliğindeydi. Apsilya ülkesinin bulunduğu politik coğrafyada durumlar bu şekildeydi. ‘‘Küçük Apsilya ülkesinin tıpkı Abazgia gibi, çağın büyük güçlerinden Bizans’la savaşabilmesi için en küçük dış destek alma olanağı yoktu.’’ (48)

 

Apsilya yöneticileri şunu da iyi biliyorlardı ki mücadeleyi kazanıp bağımsızlıklarına kavuşsalar bile, küçücük ülkenin çağın devlerinin çekişme alanı olan Kolkhida topraklarında uzun süre özgürlüğünü koruması olanaksızdı. Sonunda iki büyük gücün birisinin egemenliğini kabullenmek zorunda kalacaklardı. Eğer bu güç İran olursa Apsilyalılar için hiç de iyi bir sonuç doğurmazdı. Çünkü kısa bir süre önce bir İran garnizonunu toptan yok etmişlerdi. İranlılar bunu unutmadıkları gibi mutlaka da öcünü alırlardı. (49)

 

Aynı dönemde Acemler tüm Kolkhida topraklarından sökülüp atılınca bağımsızlık ilanının ne denli zamansız alınmış olduğu ortaya çıktı.

 

Apsilya tekrar Egrisi birliğine katılmış ama Bizanslılar bir türlü huzura kavuşamamışlardı. Çünkü Apsilyalılara güvenmiyorlar her an yeni bir sorum çıkarmalarından çekiniyorlardı. Bizanslıların bu telaşını bize gösteren bazı olaylara parmak basalım: Apsilyalılar bağımsızlık ilan etmeden önce Tzabal kalesinin yönetimi tamamen onlardayken, bağımsızlık kararı geri alındıktan sonra buranın yönetimi bir Bizans garnizonuna verildi. Prokopi Keresyati’nin yazdıklarına göre, 551 yılında Tzabal kalesindeki Bizans garnizonu Mermeroes’in ordusunu durdurmuştu.

 

Arkeolojik kazılarda, kalede eski katmanların üzerinde bulunan sofralar, deniz kabukları, diğer elişleri, ateş yakma vb. eserler 550 yılında kaledeki Bizans garnizonundan kalmadır. (50)

 

Tahminlerimize göre bu tarihlerde, özellikle de deniz kenarındakiler olmak üzere diğer Apsilya kalelerine de Bizans garnizonları oturtulmuştur.

 

Abazgia ve ardından da Apsilya isyanlarını bastıran Bizans bundan sonra İran karşısında zaferler kazanmaya başladı. Her şeye rağmen Kolkhida’da yaşayan Abhaz ve Megrel-Laz etnik kökenli halkların bağımsızlık istemleri Bizans’ın bölgede huzura kavuşmasına engel olmaya devam etmiştir. Bu açıdan bakıldığında Apsilyalıların bağımsızlık ilanı da Abazgialılarınki gibi dönemin bölgedeki önemli olaylarındandır.

 

Çeviren: HAYRİ ERSOY, Nart Yayıncılık, 1993


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.