Kafkasya Tarihi

Ortaçağda Abhazlar, Lazlar-6

ORTAÇAĞDA ABHAZLAR, LAZLAR - GERG AMİCBA

 

5. Misimyanalıların başkaldırısı

 

554-555 yılında Bizans-İran savaşları Egrisi sınırlarında sürerken Abhazya topraklarında önemli bir olay gündeme geldi: Misimyalılar (Misiminyalılar) Bizans İmparatorluğu’na baş kaldırıp özgürlüklerini lian ettiler.

 

Misimyana aslında nüfusu oldukça az küçücük bir ülkeydi. Kökenleri konusunda bazı spekülasyonlar yapılmasına karşın eski kaynaklarda onlarla ilgili veriler ve bilimsel araştırmaların ışığında onların Abhaz etnik kökenli halklardan biri olduğunu söyleyebiliriz. Misimyanalılar dağlı bir halktı. Kudrı’nın yukarılarında Tzabal’dan başlamak üzere kuzeye doğru bugünkü Dal, Ajara, Adzğara, Dgencüiş, Saken vb. köylerin bulunduğu topraklarda yaşıyorlardı.

 

Bizanslı tarihçi Agafiy’in anlattıklarına göre, Misimyanalılar, Apsilyalılarla hem komşu hem de akrabadırlar. (90)

 

6. yüzyılda Misimyanalıların da diğer Kolkhida halkları gibi kendi liderleri, toplumsal sınıflarında ‘asiller’i, ekonomik gücü olan zenginleri vardı. Ülkede korunmaya elverişli kaleleri mevcuttu.

 

Ortaçağ’ın başlarında bu ülkedeki bu ülkedeki feodalite diğer Kolkhida halklarına göre daha sessiz oluşmaktaydı. Sosyal sınıfların oluşmasındaki krizler henüz şiddetini göstermemişti. Feodal yapılanmadan çok askeri-demokratik ve ataerkil-köylü yapılanma geçerliydi.

 

Bu dönemlerde Misimyana ülkesi de Bizans egemenliğindeki Egrisi Birliği’nin sınırlarına dahildi. Dolayısyla Egrisi topraklarında süren İran-Bizans savaşlarının etkisi bu ülkede de hissediliyordu. Bizanslılar Misiminya üzerindeki etkinliklerini Egrisi hükümdarlığı ile sağlıyorlardı. Misiminya bazen de İranlıların işgaline uğruyordu. Yani Kolkhida ülkesinde olan bir olay onları bir şekilde etkiliyordu.

 

Ancak Misiminya halkı Kolkhida’nın diğer halklarına göre özgürlüğüne daha düşkündü. Onlarda da İran ve Bizans’ı istemiyorlardı. Güçlerinin yettiğince her ikisi ile de mücadele ediyorlardı.

 

Misimyanalıların Bizans’tan bağımsızlık ilan etmeleri için gerekçe teşkil eden olay şöyle gelişmişti: Önceki sayfalarda da belirttiğimiz gibi Egrisi’nin yeni hükümdarı Tsate III. Konstabtinapol’dan gelirken yanında bürokrat Sotterith vardı. Bir süre sonra Sotterikh’in oğlu ve maiyetindekilerle birlikte Misimyana’ya gitti. Sotterikh’in Tsate’ye yol arkadaşlığı yapmaktan başka bir görevi de vardı. Gerektiğinde Bizans’ın yanında savaştırılan Kuzey Kafkasyalı halklara haçlarını dağıtacaktı. O para İmparatordan yana olan halklara (barbarlar) yılda bir kez dağıtılırdı.

 

Misimyana’ya gelen Sotterikh ve maiyetindekiler Bukhloon kalesi yakınlarında kamp kurdu. O sırada da ortalığa şöyle bir dedikodu yayıldı. Sotterikh’in niyetinin bu kaleyi Misimyanalılar’dan alıp Alanlara (92) vereceği söyleniyordu. Nedeni de Bizans’tan para dağıtmaya gelenlerin dağı aşma zahmetinden kurtarılmamasıymış. Bu sayede Kuzey Kafkasyalılar Bukhloon’dan paralarını alabileceklermiş. (93)

 

Dedikodu Misimyanalıları rahatsız edince iki ünlü Misimyanalı Khade ile Fiyan’ı Sotterikh’e göndermişler. Bu iki elçi Sotterikh’e kampını kaleden uzakta kurmasını söylemiş.

 

Sotterikh böyle bir davranışı gururuna yedirememiş. Misimyanalılar Egrisi Birliğine, Egrisi Birliği de bize bağlı, adamlarımızın adamları böyle bir cesareti kendilerinde nasıl buldular? Diyerek elçileri yanındaki muhafızlara acımasızca dövdürmüş.

 

Tabi gururuna düşkün olan yalnızca Sotterikh değilmiş. Misimyanalılar Sotterikh’in bu davranışlarına çok kızmışlar. Hemen o gece Sotterik’in kampını basıp Sotterikh ve oğulları da aralarında olmak üzere herkesi öldürmüşler.

 

Bu olayın hemen ardından Misimyanalılar Bizans’tan bağımsızlıklarını ilan ettiler. İran’la dostluk ve dayanışma antlaşması imzalak üzere Kartvelya’ya elçi gönderdiler. Bu olay Nakhoragan’ın 60.000 (altmış bin) kişilik bir ordu ile Egrisi üzerine yürüdüğü tarihlere rastladı. Zaten onlarda Kolkhida’dan destek arıyorlardı. Misimyanalıların teklifini coşkuyla karşıladılar. Karşılıklı dayanışma kararı alındı.

 

Misimyana’nın bu davranışı Bizanslı stratejistleri çok kızdırdı. Ancak bu sırada İran ordusuyla savaşmak zorunda olduklarından bu küçük ülkenin işini sonraya bıraktılar.

 

Önceki sayfalarda anlatmış olduğumuz gibi Acemler 555 yılında Egrisi topraklarında büyük bir yenilgiye uğradılar. Bundan sonra Bizans’ın yapmayı düşündüğü en önemli iş küçük Misimyana ülkesine haddini bildirmekti. Üzerlerine seçme askerlerden oluşma 4.000 (dört bin) kişilik ordu gönderdiler. Ancak İran ordusu Egrisi’yi henüz tam olarak terk etmemiş olduğundan bu ordu hemen Misimyana’ya gitmedi. Bir süre Apsilya kalelerinde bekledi.

 

Uzun bir süre ne İran ne de Bizans ordusu saldırıya cesaret edemedi. Tarihçi Agafiy’in yazdıklarından İran-Misimyana ittifakından Bizanslıların çekindiğini anlayabiliyoruz. Misimyana küçücük bir ülke olmasına karşın birçok lalesi vardı. Ayrıca savunmaya oldukça elverişli bir bölgeydi. Bu nedenle Bizanslılar savaşı geciktiriyorlar kendilerini hazır hissetmeden harekete geçmiyorlardı.

 

555 yılının sonbaharında İran yardımcı kuvvetleri Misimyana’dan çekildi. Yardım sözünü ‘’zaman’’a bırakarak önce Kuteş’e sonra da İberya’ya geçtiler.

 

İranlıların böyle ani çekilişlerinin tam olarak tahmin etmek imkansızdır. Agafiy’in anlattıklarına göre: İranlılar ülkelerinden uzakta kışı geçirmeyi sevmezlerdi. Hele kışın hiç savaşmazlardı. Bunu alışkanlık haline getirmişlerdi. (95) Ancak İran ordusunun bir anda çekilip gitmesinin nedenini böyle basite indirgemek bizce doğru olmayan bir yaklaşımdır. Çünkü İranlılar, Bizanslıların da kışın savaşmadıklarını biliyor olmalıydılar. Aslında Bizanslıların bu sıralar İranlılarla savaşmaya pek niyeti yoktu. Eğer böyle olmasaydı bahardan beri Apsilya’da oturup beklemez hemen saldırırlardı. Baharın ve yazın uygun günlerini bırakıp kışın savaşmak Bizanslılara ne yarar sağlayabilirdi ki?

 

Acemler bu ülkeden bir daha ayrılınca aynı pozisyonlarını tekrar elde edemeyeceklerini de herhalde düşünmüşlerdir. Öyleyse onların hemen ülkeden ayrılmalarının gerektirecek kadar önemli ne olmuştu?

 

Olayların gelişiminden bizim çıkaracağımız en mantıklı sonuç, İran ordusu ile Misimyana halkı arasında bazı problemlerin çıkmış olması olasılığıdır. ‘’Yeni dostlar’’ Misimyana halkının yaşamını zorlaştırmış olabilir. Bunun neticesinde de halkın doğal tepkisi sonucu burada barınamayıp gitmiş olacakları düşüncesini taşıyoruz.

 

Bir başka olasılık daha vardır: Misimyana’da bekleyen İran ordusu Kolkhida’daki diğer savaşların sonucunu beklemiş, bu savaşlarda istedikleri sonucu alamayınca Misimyana’da da işlerinin iyi gitmeyeceğini anlayıp aniden gitmiş olabilirler.

 

Bu olay sonucunda Misimyana halkının büyük umut bağladığı İran-Misimyana ittifakı kendiliğinden yıkılıp gitti. Artık küçücük Misimyana ülkesi kendi yağında kavrulmak ve Bizans ordusuna tek başın akarşı koymak zorundaydı. Ancak bu küçük halk teslim olup bağımsızlıktan caymaktansa özgürlük için savaşmaya karar verdi. Ya özgür olacaklar, ya da bu uğurda canlarını vereceklerdi. Sonra da… ’’Onlar ülkenin coğrafi şartlarının olumsuzluğuna, Rumların bu zorluklara göğüs geremeyeceğine güvendiklerinden isyan edip bağımsızlarını ilan ettiler.’’ (96)

 

İran Misimyana’dan ayrılmasının hemen ardından Bizans ordusu Misimyana sınırına ulaştı. Bizanslılar, Misimyana topraklarında savaşmanın zorluğundan kaçınıp soruna görüşmeler yoluyla barışçı bir çözüm aradılar. Agafiy şöyle yazıyor: ‘’Rumlar, Misimyanalılar’ın daha mantıklı olan yolu tercih edecekleri düşüncesindeydiler. Belki de kararlarından cayıp Rumlara teslim olurlar ve Sotterikh’in öldürüldüğü sırada ondan alınan paraları da geri verirler diye düşünüyorlardı. Bu nedenle Apsilyalılardan oluşturulmuş bir soylular heyetini elçi olarak Misimyana’ya gönderdiler.’’ (97)

 

Apsilyalı elçilerin çabası bir sonuç vermemiş, Misimyanalılar onları dinlemek yerine öldürmeyi tercih etmişler. Bu anlayışlarından anlayabildiğimiz kadarıyla Misimyanalılar o güne dek yaşamak zorunda oldukları Bizans sömürgeciliğinden öylesine nefret etmişler ki, sırf onların dostu oldukları için kendi yakın akrabaları olan bir halkın ileri gelenlerini gözlerini kırpmadan öldürmüşlerdi. Ya bağımsız olacaklar ya da toptan öleceklerdi.

 

Apsilyalı elçilerin suçlu olmadıklarını Misimyanalılar da biliyordu, ama Bizans’a nisbet olsun diye öldürdüler. Burada tuhaf olan Apsilyalılarla Misimyanalıların birbirlerine karşı tutumlarıydı. Aynı soydan gelen iki kardeş halk bu olaya kadar her zaman birbirini destekleyerek kardeşçe yaşıyorlardı. Ama şimdi politik konumları gereği birbirine düşmandılar. Nitekim Bizans ordusu Misimyana’ya saldırmak için Apsilya’da hazırlık yapıyordu. Apsilya yöneticileri ve kaleleri Bizans’ın hazırlığına yardım ediyordu. Bu durumda Misimyanalıların Apsilyalılara kardeş gözüyle bakması da beklenemezdi. Sözünü ettiğimiz Apsilyalı elçilerin katledilmesi olayında bu olayların önemli bir rolü vardı şüphesiz.

 

Bizanslılar, Misimyanalılarla diyalog kuramayacaklarını anlayınca hızla Misimyana ülkesine girdiler. Çok sıkıntı ve güçlük çekmelerine rağmen zorlu yolları aşıp bazı kaleleri eline geçirdiler. Misimyanalılar güçlerinin azlığını dikkate alıp düşmanın eline geçmesin diye bazı kalelerini kendi elleri ile yıktılar. Çünkü zaten çok sınırlı olan güçleri ile bütün kalelerini aynı şekilde korumaları olanaksızdı.

 

Sonuçta tüm güçlerini Dzakhara (98) kalesi ve çevresine topladılar. Onun sağlamlığı ve ele geçirilmezliği tüm Kolkhida ülkesinde biliniyordu. Bu nedenle adı ‘’Çelik Kale’’ idi. (99) Aşağıda sözünü edeceğimiz Bizans-Misimyana savaşının Agafiy Mirineti (100) kitabında anlatıyor. Tarihçi, bu savaşa katılan Bizans komutan ve savaşçıları taktiklerinden, cesaretlerinden dolayı bol bol övünüyor. Onların İmparatorluğa baş kaldırmalarına kızıyor, sonunda yenilmelerine çok seviniyor.

 

Resmi tarihçi görevinin gereklerini yerine getirirken aslında söylemekten kaçındığı bir çok şeyi de ağzından kaçırıyor: Misimyanalıların özgürlüğe inandıklarını, onu her şeyden üstün tuttuklarını, amaçlarına ulaşmak için canlarını ortaya koyduklarını, işgalcileri korkuttuklarını, gösterdikleri olağanüstü dirençle planlarını altüst ettiklerini, savaşta Bizans ordusunun umulanın üzerinde kayıp verdiğini, sert direniş karşısında orduda huzursuzluk başladığını, emir-komuta zincirinin işlemediğini, komutanlar arasında sürtüşmelerin çıktığını hep istemeyerek söylüyor Agafiy.

 

Misimyanalıların güçlü direnişi karşısında Bizanslılar uzun süre Dzakhara kalesine sokulamadılar bile. Geri çekilip kamp kurmak zorunda kaldılar. Oradan ani baskınlar yaparak sonuca gitmeye çalıştılar. Ama sonuç yine olumsuzdu.

 

Durum İmparator Jüstinyen’in kulağına gidince Misimyana’da savaşan ordunun başına Yoann Kapadokya’yı (101) getirdi. Yoann Kapadokya, Rustike öldürülünce onun yerine tayin edilmişti.

 

Yeni komutan Dzakhara kalesini abluka altına alıp hemen ele geçirmek istiyordu. Ancak Misimyana halkının inançlı direnişini aşmak zordu. Ayrıca kalenin yakınlarında kuleler ve onların içine Misimyanalı muhafızlar vardı. Bizanslı savaşçılar bunları da kuşatıp bekliyorlardı.

 

Dzakhara kalesinin dağlara ulaşan gizli bir yolu vardı. Yiyecek ve içecekler kaleye bu gizli yoldan geliyordu.

 

Bizanslılar da böyle bir yolun olabileceğini tahmin ediyorlardı ama konumları gereği onu arayıp bulamıyorlardı. Zaten kaledekiler de kalenin nefes borusu olan bu gizli yolu geceleri kullanıyorlardı.

 

İşgalcilerin gözcülerinden Julius İsavrati bu yolu arıyordu. Nitekim bir gece amacına ulaştı. Misimyanalıların küçük kızlarını kaleye su taşırken görünce gizlice onları izledi ve yolu keşfetti.

 

Bizans ordusu bu yolu izleyip Azkhara’ya indiler. Neye uğradığını anlamaya çalışan Misimyanalılara saldırdılar. Ortalıkta kan gövdeyi götürüyordu. Her iki taraftan da birçok insan ölmüştü. Bizanslılar kadın erkek çoluk çocuk ayırmadan önlerine geleni öldürüyorlardı. Sonra Misimyanalıların ağaçtan evlerini ağaçtan evlerini tutuşturdular. Savaş gece boyunca sürdü. Bizanslıların kaybı da büyüktü.

 

İşgalciler sonunda kaleyi ele geçirip içinde kim varsa kılıştan geçirdiler. Sonra Misimyanalıların tükendiğini düşünerek derin bir soluk aldılar. ‘’Tam bu sırada kaleden nerden geldiklerini anlaşılamayan 500 (beş yüz silahlı Misimyanalı çıktı. Tan ağarırken Bizanslı askerlerle karşı karşıya geldiler. Bizanslıların savaşın bittiğini sandıkları bir anda bu 500 savaşçı şiddetle saldırıya geçip önlerine geleni öldürmeye başladılar. Sağ kalanları kalenin uzaklarına kadar kovaladılar.’’ (102)

 

Sonra Bizans ordusu toparlanıp takviyeli bir şekilde tekrar kaleyi kuşattı. Yine uzun süre mühasara devam etti. Ancak Bizanslılar bu defa kaleye giremiyorlardı. Ancak Misimyanalıların da direnci iyice kırılmıştı. Sonunda Yoann Kapadokya’ya elçi gönderip barış teklifi ettiler.

 

Tarihçi Agafiy’in yine istemeden söylediklerine bakılırsa komutan Yoann bu habere çocuklar gibi sevinmiş ve hemen görüşme tekliflerini kabul etmiş. Çünkü bu savaş Bizanslılara umduklarından çok daha pahalıya patlamıştı. Muhasarayı sürdürmek yeni sıkıntılara zemin hazırlamak demekti.

 

Bizanslı komutanlar ile Misimyanalı liderler arasında uzun görüşmeler yapıldı. Aralarında bir protokol yaptılar. Her zaman olduğu gibi bu defa da kaybedenler kazananlarını şartlarını benimsemek zorunda kalmışlardı. Misimyana ülkesi tekrar Bizans’a bağlandı. Sotterikh’in katledildiği olayda Misimyanalılara geçen paralar geri verildi. Yoann halkın bir kısmını rehin aldı. Sonra ordusunun sağ kalanları ve elde ettiği ganimetlerle bu ülkeyi terk etti.

 

Misimyanalılar için bu özgürlük savaşı gerçek bir felaketle sonuçlanmış, zaten az olan nüfuslarının büyük bir kısmını yitirmişlerdi. İran’ın sömürdüğü ülkede geriye ne kalmışsa Bizanslılar tarafından silinip süpürülmüştü.

 

Dağların kucağında yaşayan bu etnik topluluk tamamen yok olma ile karşı karşıyaydı. Misimyanalı temsilciler Bizanslılarla görüşürken şöyle söylediler: ‘’Öyle zor bir dönemdeyiz ki, kalemizin yakınında uzağında kim varsa öldü. Genç savaşçılarımızın beş bin kadarını kaybettik. Ölen genç kızlarımızın sayısı da onlardan az değildir. Çocuklarımız ise tam bir katliamdan geçti. Halkımız tamamen yok olma ile karşı karşıya kalmıştır. Silah bırakmamızın nedeni de burdur…’’ (103)

 

Misimyanalı savaşçılardan 5000 kişinin ölmüş olması biraz abartma olduğu düşüncesindeyiz. Yine Bizans ordusunun kaybının 30 kişi olduğunun da aynı abartılı yaklaşımın sonucu olduğunu sanıyoruz. Burada Bizanslı resmi tarihçi olayları, politik davranıp kendi tarafına yontmuştur.

 

Söylendiği kadar çok olmasa da nüfusu zaten oldukça az olan Misimyanalılar için ölenler toplumsal bir felakete neden olabilirdi. Bu ve buna benzer olaylar, o dönemde Abhaz etnik konsolidasyonun ne denli gerekli olmaya başladığının kanıtlarıdırlar. (104)

 

Misimyanalıların özgürlük savaşı sonuçta kaybedilmiş bile olsa içerik olarak önemli bir olaydı. Onlar önce İranlıları ülkelerinden gitmek zorunda bırakmışlar, sonra da çağın diğer büyük gücü Bizanslılarla tek başlarına savaşmışlardı. Savaşı kaybetmelerine rağmen Bizans ordusunun buradan çekilip gitmesi onların, da bu dağlı halktan korktuklarının kanıtı olarak gösterilebilir. (105)

 

Söylediklerimizi doğrulayan bir başka belge: Yine o Yoann Daknas … ‘’Misimyanalılara ülkelerinden istedikleri gibi yaşama izni verdi. Daha önceki yaşmalarını sürdürebilmeleri için serbest bıraktı.’’ (106)

 

Bu benzer kaynaklardan öğrenebildiğimiz kadarı ile Bizanslılar savaşı kazanmalarına rağmen Misimyana’da kesin bir hükümranlık tahsis edememişlerdir.

 

Misimyanalıların yenilgisini hazırlayan bir neden de, Kolkhida ülkesinde yaşayan tüm halkların o tarihte Bizans egemenliğinde olması ve Misimynalılara en küçük bir yardımlarının dokunamamasıdır. İşgalcilerin yürüttüğü en önemli politikalardan biri onları çeşitli şekillerde bölerek yönetmekti.

 

Anlattığımız bu 554- 555 olaylarından sonra Bizans, Kolkhida’da politikasını sağlam temellere oturtmaya başladı. Misimyanalıları yenip bağımsızlıktan caydırmalarından başka, İran’ı bölge halklarının da yardımıyla Kolkhida topraklarından attılar. Tüm bu başarılara rağmen Abhazya ve Egrisi’de kesin bir hükümranlık kuramıyorlardı. Bunda bölge halklarının özgürlük tutkularının rolü büyüktü.

 

Çeviren: HAYRİ ERSOY, Nart Yayıncılık, 1993

 


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.