Nart Efsaneleri

Savsırıko ile Dev (САУСЫРЫКЪОРЭ ИНЫЖЪЫМРЭ)

Savsırıko ile Dev (САУСЫРЫКЪОРЭ ИНЫЖЪЫМРЭ)

Savsırıko'nun başka bir yerde, seferde olduğu bir sırada devler (иныжъ) saldırıya geçip Nartların mallarını yağmaladılar. "Savsırıko döndüğünde ne gerekiyorsa onu yaparız" diyerek Nartlar, uzun bir süre beklediler ama Savsırıko’nun dönüşü gecikti,bunun üzerine Nartlar , "Böyle oturup durmakla olmaz bu iş" diyerek toplandılar ve yola koyuldular.

 

Bir süre sonra Savsırıko da döndü.
- Anne, bana yiyecek bir şey ver, dedi.
- Sen mide davasındasın, oysa devler bizi basıp her şeyimizi götürdüler. Nartlar da "mallarımızı kurtaralım" diyerek yola çıktılar, kendilerinden hiçbir haber alamadık.
- Annemiz, o işe bir çözüm buluruz,sen hele bana bir şeyler hazırla da karnımı doyurayım bir, diyerek karşılık verdi Savsırıko annesine.

Bir parça soğuk kaçamağın (п1эстэ чъы1э) üzerine biraz biber sosu/acıka (щыбжьи щыгъу) sürüp Savsırıko'ya verdi.

Savsırıko karnını doyurdu, "Annemiz ömrümce bundan daha lezzetli birşey yemiş değilim, beni mutlu ettin" diye elini ağzını yıkadı, atı Thojıy’e (Тхъожъый) atlayıp yola koyuldu. Nartlar Koydana'ya (Къойданэ) (1) henüz ulaşmışlardı ki,korkunç bir tipiye yakalanmışlardı, daha ileriye gidemeyecek ya da geriye dönemeyecek biçimde ıssız kırda (ижъыгу) umarsız,kısılıp kalmışlardı. Uzun Sakallı Nesren Jak'e (Насрэн Жэк1э К1ыхьэ) de kafilenin başındaydı, sormaya başladı:

- Yımıs (Имыс), ateşin var mı?
- Yok.
- Sosım, senin ateşin var mı?
- Ateşim yok.
- Ya senin, Hımış (Хъымыщ)?
- Benim de yok.
- Aşemez?
- Yanıma ateş almayı unutmuşum.

 

Nartların hiçbirinde ateş yoktu. Bunun üzerine "Uğursuz bir yolculuğa çıkmış olduk" dedi Uzun Sakallı Nesren Jak'e. Gencimiz de yaşlımız da yolun sonuna gelmiş sayılırız, bu ıssız kırda donup gideceğiz demek. Aptallığımıza doymayalım, adı duyulunca düşmanın ödünün patladığı bir atlı olan, sürekli üstün gelen, kargısı bağışlamaz,sivri uçlu miğferi (тандж) de bir kılavuz yıldızımız gibi bizim için ışıldayan, yiğitliği bir zırh gibi pek olan, yayına taktığı oklarını fırtına ile yarıştıran ve zor duruma düşenlerin imdadına yetişen yağız delikanlımız Savsırıko yanımızda olmadan ne diye yola çıktık ki!?" dediler.

 

Nartların morali sıfıra inmişti, kendilerini artık kaderin eline terk etmişlerdi.

Thojıy rüzgarla yarışacak denli hızlı bir attı, Nartların bir haftada aldığı yolu,bir günde alırdı, bu nedenle Savsırıko, Koydana'ya kısa sürede ulaşmıştı. Nartlar bir baktıklarında, soğuk kara sisin içinde,ilerideki bir tepenin üzerinde bir atlının şahlanmakta olduğunu gördüler.

"Bu gelen kişi, görünümüyle Savsırıko'ya benziyor, bizi kurtaracak" diye sevindiler Nartlar ve hemen seslendiler.
- Hoş geldin, yaman savaşçımız, ünlü kılavuzumuz, bu karanlık gecenin soğuğu içinde ölmek üzereyiz, elinden geliyorsa hemen bizim için büyük bir ateş yak da iyice bir ısınalım,dediler.
- Uğurlu yolculuklar size, Nartlar, Tha/Tanrı yardımcınız olsun. Hangi atlı yanına ateş almadan yola çıkıyor ki? Bende ateş değil,bir kıvılcım bile yok, yanımda hiç ateş taşımam. Çünkü benim vücudum çelik, soğuktan etkilenmem. Yine de siz umudunuzu yitirmeyin, her nerede olursa olsun bulur getirir, size bir ateş yakarım, dedi Nartlara Savsırıko.

Savsırıko okluğundan bir çelik ok aldı, fırlatıp gökyüzündeki bir yıldızı vurup yere düşürdü. Nartlar sırtlarını yıldıza dönüp ısınmaya çalıştılar, ama yıldız kıvılcımlar saçarak dağıldı,söndü.

 

"Olacak şey değil bu" diyerek Savsırıko atı Thojıy’e binip Haram Oşha (Хьарам 1уашъхьэ) (2) tepesine tırmandı, uzaktaki bir tavtaş (тауташ) (3) içinde, etrafı sık dikenlerle çevrili bir sarayın bulunduğunu ve oradan yükselen zayıf dumanların bulutlara karışmakta olduğunu gördü. Atını oraya doğru sürdü,vardığında yedi sıra sivri dikenlerle çevrili bir bahçenin içinde bir devin sarayının bulunduğunu gördü. Koca bir ağaç tomruğu ile yarılmış odunları üst üste koyup tutuşturmuş ve koca bir ateş yakılmıştı,ateşin üzerine asılmış olan bir kazanın içinde bir dananın pişmekte olduğunu gördü. Alnı üstünde tek gözü görünen kocaman bir dev başını bir ağaç kütüğüne yaslamış, dizlerini hafifçe göğsüne doğru çekmiş, kendini ateşin sıcaklığına vermiş halde uyumaktaydı. Bir ön dişi eksikti.

 

"Thojıy, bu başımıza geleni görüyorsun, Nartlara ateş gerek. Ne yapacağız şimdi?" diye sordu Savsırıko, Thojıy’e.

Eğerimin altındaki keçeyi çıkar ve bana keçeden patikler (упк1э цуакъэ) hazırla. Tilki gibi, sincap gibi ateşe yaklaşacağım, dizlerimin üzerine çökeceğim, sen de ateşteki en küçük odunu al,oradan hemen uzaklaşalım, dedi Thojıy.

 

Savsırıko,Thojıy’ın dediği gibi yaptı. Thojıy bir toz bulutu gibi havaya doğru kendini savurdu,rüzgar gibi de uçtu ve ateşin yakınına ulaştı. Thojıy dizleri üzerine çöktü. Savsırıko ise, küçüğünü alayım derken şaşrıp en büyük odun yarmasını aldı, odundan saçılan kıvılcımlar devin kaşlarını yaktı ve onu uyandırdı. Uyandığında tek gözünü açtı ve ateşe koymuş olduğu odunları bir bir saydı, içlerinden birinin çalındığını anladı. "Kim miş bu benim ateşimi çalan köpeğin dölü?" dedi ve kızgınlığından deliye döndü dev. Yattığı yerden kolunu bahçe dışına uzattı, orayı burayı eşeledi karıştırdı,yedi yerin yolunu araştırdı. Yedi gün ve yedi gece boyu bir uzaklığa ulaşmış olan Savsırıko’yu bir ırmağın kıyısında yakaladı ve atı ile birlikte yanına getirdi. Ateşinden çalmaya kalkışan bu kişiyi şaşkın şaşkın gözlerken, onun çelikten biri olduğunu anladı. ”Küçücük biri de olsa bu kişi çok sağlam birine benziyor, çelikten, düşmüş ön dişimin yerine koyabilirim” onu dedi kendi kendine, ardından düşmüş dişinin yerine Savsırıko’yu koydu. Savsırıko da hızla kılıcını çekip devin diş etini kesmeye başladı. Dev bu acıya dayanamadı, Savsırıko’yu dışarıya tükürdü,ardından bağırdı:


- Beni dinle ateş hırsızı küçük Nart, benim ölümüm Setenay oğlu Savsırıko l’ehus’un (л1эхъус;yiğit) elinden olacakmış. Nartlar bize karşı hep onu öne çıkarıyorlar, at binen Nartlar içinde onu geçecek bir yiğidin bulunmadığı söyleniyor. Onun zayıf yanlarını (ш1эгъо-ш1ап1э) bana anlatırsan seni bırakırım.
- Ben karşı dağın eteğinde yaşayan Nartların basit bir at ve sığır çobanıyım, dediğin kişiyi görmedim, ama ona ilişkin anlatılan bazı şeyleri duydum, Savsırıko’nun nerede yaşadığını bilmiyorum ama ona ilişkin olarak duyduklarımı sana anlatabilirim, diye karşılık verdi tek gözlü deve Savsırıko.

- Küçük Nart, Savsırıko’nun nerede olduğunu bilmiyorsun,peki,onun oyunlarını/yaptığı şeyleri bana göster.

Bu sözler Savsırıko’yu rahatlattı ve gülümseyerek onu yanıtladı.
- Savsırıko’nun oyunlarını oynayabilecek başka bir Nart olmadığı, onu bir devin bile alt edemeyeceği söylenir.
- Lafı ağzında geveleyip durma, seni gibi tipsiz bücür çoban seni, sen bana Savsırıko’nun nasıl oynadığını bir anlat da, onu alt edip edemeyeceğimi bana bırak, o iş senin işin değil! diyerek çok kızmış bir halde Savsırıko’ya bağırdı.
- Nartların Savsırıko dedikleri kişinin en sevdiği oyunlardan biri saban demirini ocakta iyice ısıtıp ağzının içine sokup soğutmakmış diyorlar, dedi Savsırıko.
- Ağzımın içi zaten tutuşmak istiyordu, iyi ki bana bunu anımsattın, dedi dev.
- Daha başka keskin dişli canşereh’i (4) (Джанщэрэхъ) dağ doruğundan attırıyor, alnıyla vurup geldiği yere,tepeye geri gönderiyor.
- Göster de göreyim, dedi dev.

Savsırıko canşerehi tepeden yuvarladı ama dev daha hızlı biçimde tepeye geri sürdü.
- Gerçekten güzel bir oyun bu. İştahımı daha da arttırdı, alnımı da biraz rahatlattı. Beğendim bu oyunu, ama daha zor bir oyunu yok muymuş onun,behey bücür çoban?
- Nartların söylediklerine göre, Savsırıko denen kişi ağzını açıyor ve ağzını atılan oklarla dolduruyormuş. Savsırıko bana mısın demeden bütün bu okları çiğneyip ağzından dışarı tükürüyormuş.
- Bir yap da deneyeyim, diyerek dev kocaman ağzını açıyor. Savsırıko devin ağzını attığı oklarla dolduruyor. Dev bütün okları ağzında ezip dışarıya tükürüyor. Alaylı biçimde konuşuyor:
- Nartların bücür çobanı! Doğru, bu da güzel bir oyunmuş. Diş etlerim biraz gıdıklanmış, dişlerim de temizlenmiş oldu. Bunu da beğendim, ama daha zor bir oyun bilmiyor musun?
- Nartların Savsırıko’su büyük bir leğup (kazan) dolusu kurşunu yedi gün yedi gece boyunca ateşte ısıtıp kaynatıyor. Erimiş kızgın kurşunun içine, sanki eğer üzerinde imiş gibi girip oturuyor, kurşun katılaşana dek de orada kalıyor, ardından hiçbir şey olmamış gibi gerinip katılaşmış kurşunu çatırdatarak parçalıyor ve içinden çıkıyor.


- Ben mi başaramayacak mışım onu? Erimiş kurşunun içine girmeye hazırım, diyor dev, ağzını açarak Savsırıko’ya bakıyor.

Nart genci kazanı asıyor, yedi gün yedi gece kurşunu kaynatıyor, dev erimiş kurşunun içinde oturuyor, içindeyken kurşunu soğutuyor, ardından bana mısın demeden sallanıp kurşunun içinden çıkıyor.


- Bu işten kazançlı çıktım, vücudum yüz kez daha katılaşmış, iştahım da iyice açılmış oldu. Bu oyunu da sevdim, peki daha zor bir oyunu yok muymuş Savsırıko’nun? Yoksa hazırlan, seni bir lokmada yutayım, dedi dev.


- Sen çok büyük ve çok güçlü bir devsin, hiç acele etme, Savsırıko’nun son bir oyunu daha kaldı, onu göstermeme izin ver. Yedi denizin birleşip birbirine karıştığı, dalgaların köpürdediği bir yerde, Savsırıko denen o kişi denize giriyor, ayakları deniz dibine değmeden, ağzına da deniz suyu değdirmden dikiliyor. Nartlar da büyülü nefeslerini (шхъуабз/ушхъухьабз) üfleyip denizi ve içindeki Savsırıko’yu donduruyorlar, yedi gün yedi gece boyunca onu öyle bırakıyorlar, ardından Savsırıko sırtını ve göğsünü gerip sallıyor ve buzları parçalayıp denizin içinden çıkıyor.


- Onu beceremeyecek biri miyim sanki, diyerek dev kızıyor.

 

Savsırıko yedi denizin karıştığı yere devi götürüyor. Savsırıko büyülü nefesiyle (шхъуабзэ) üfleyerek devi denizin içinde donduruyor.


- Yüklen buzlara, Yınıj! diye sesleniyor deve.

Dev çok güçlü idi, sırt ve göğsünü gerince buzu ç’ı-ç’ıç’ ettirerek çatlattı. Savsırıko bunun üzerine ürktü:”Hele bir dur, acele etme, bir noktayı unutmuş,eksik bırakmışım, suyun üzerine saman döküp donduruyor, üzerine de kar yağdırıyorlardı” deyince, dev de “Mademki öyle, sen de öyle yap” dedi. Savsırıko suyun üzerine saman döktü, üfürünce de büyük bir fırtına oluştu ve dondurucu bir soğuk ortalığı kapladı, yedi deniz buzla kaplandı, soğuk devi daha da dondurmuş ve karın altına gömmüş oldu.


- Haydi yüklen bakalım, Yınıj, çıkabilecek misin görelim’ diye deve seslendi. Dev kızmış, alnındaki damarlara kan yürümüş, damarları çatlayacakmış gibi kabarmış halde,bir bastırmış, buzları yarmaya çalışmış ama başaramamış.Tek gözünü açıp kapar halde buzun içinde çakılı kaldı.

 

Savsırıko kılıcını çekip başını boynundan kesip uçurmak için devin üzerine doğru yürüdü, ama dev öyle bir üfledi ki, Savsırıko’yu iki at günü yolu uzaklığına fırlattı.

 

Savsırıko arkadan yanaşıp kılıcıyla deve vurdu, ama bir şey yapamadı, bir kılını olsun kesemedi.


- Ben aptalın teki olmasaydım esmer ve eğri bacaklı oluşundan, kendine özgü davranışlarından ve kurnazca hareketlerinden senin Savsırıko olduğunu anlamam gerekirdi. Olan oldu artık, sen yendin beni, yapacağım bir şey kalmadı artık. Kılıcını boşuna köreltme, onunla beni öldüremezsin. Evime git, giriş kapısında asılı olan kılıcımı getir, işte onunla başımı kesebilirsin, dedi dev.

Savsırıko yola düştüğünde atı Thojıy (Тхъожъый) sordu:”Nereye gidiyorsun böyle” diyerek. ”Devi öldürmek için kılıcını almaya gidiyorum”, diye yanıt verdi Savsırıko. ”Onu öyle kolayca getiremezsin. O kılıç vurmaya ayarlıdır, sana zarar verir. İçeri girmeden önce içeriye bir odun parçasını atıp bir dene. Ardından Tlepş’in (Лъэпшъ;Demirciler Piri) maşası ile o kılıcı al, sapından tut, öyle yapman gerekir” dedi Thojıy.

 

Savsırıko Thojıy’e atlayıp Tlepş’in yanına gidip maşasını aldı. Kapıyı açıp içeriye bir iri odun parçası attığında, devin kılıcı asılı olduğu yerden fırlayıp odunu vurdu. Savsırıko kılıcı tutmak istediğinde kılıç saldırıya hazırlandı. Maşanın yardımıyla kılıcı sapından yakaladı.

Savsırıko’nun kılıcı getirip döndüğünü gören devin son umudu da yok oldu:”Kılıcımın seni öldürmesini, bu yolla kurtulabilmeyi ummuştum, ama artık sonum/ecelim (хьадэгъу) geldi” diyerek dev alabildiğine bir bağırdı.


- Başımı kestiğinde gırtlak borumdan (къурбэчый) üç iri bağırsak çıkacak, üçünü sarıp bir kemer yaparsan benim gücüm seninkine eklenmiş olur, artık seni hiçbir Nart ve dev alt edemez, dedi.
- Senin anlatacağın masalları dinlemeye gelmedim buraya, seni öldürmeye ve arkadaşlarıma da ateşi yetiştirmeye geldim, diyerek devin başını uçurdu. Üç bağırsağı kılıcının ucuyla çıkarıp yanına aldı. Sırtı aşacaklarında, ”Ne yapacaksın bu bağırsakları?” diye sordu Thojıy. ”Onlarla güzel bir kemer yapmayı düşünüyorum, başka şeyler de yapabilirim” diye yanıtladı Savsırıko Thojıy’ı.
- Öyleyse, önce bu bağırsakları şu öndeki ağaca sar da bir görelim ne olup olmadığını, dedi Thojıy.

 

Bağırsaklar ağacı ikiye ayırdı.

Nartların mallarını yağmalatan devin işini bitirdikten sonra Savsırıko, ateşi getirip döndü. Döndüğünde Nartları umutsuzluğa kapılmış,vücut ısılarıyla ısınmak için üst üste yığılmış halde buldu. Üsttekiler soğuktan donmuşlar, alttakiler de ezilmişlerdi, sadece ara yerdekiler yarı canlı kalmışlardı.

 

Savsırıko büyük bir ateş yaktı:”Isının, herkes bir yerini ısıtabilir” dedi. Biri “ayak parmaklarım” dedi, bir diğeri “ellerim” dedi, bütün Nartlar sonunda ısındılar.
- Nartlar, şimdi gidelim, hayvanlarınızı kurtaralım, dedi Savsırıko ve birlikte yola koyuldular. Devler ülkesine ulaşınca, Savsırıko bir elçi gönderdi.
- Beni Nart Savsırıko gönderdi, Nartlardan yağmaladığınız hayvanların ve her şeyin eksiksiz geri verilmesini istiyor, devlerin kolenıj’ı (къолэныжъ) (5) ile su üzerinde yüzen ayakkabısını (псыщык1о цуакъ) ve deri yemek sofrasını (шъо 1энэжъ) da ek olarak istiyor, dedi elçi.
- Tavtaş’da (Тауташ) oturan devlerin güçlü pehlivanını Savsırıko bir gidip görüversin,ona yalvarsın, diye karşılık verdiler devler.

Bu yanıt üzerine Savsırıko:”Sizin pehlivanınızın yedi canını biraz önce çıkarmış bulunuyorum, sıra şimdi sizde” diye haber gönderdi.
- Sen öyle san, Nart Savsırıko, bizim pehlivanımız seni bir üfürmesi ile öteki dünyaya yolcu eder, diye yanıt verdiler devler.

Savsırıko öldürdüğü devin kılıcı ile devlere saldırdı. Üç gün üç gece boyunca devlerle çarpıştı. Kan buharı içinde akıttığı dev kanından ırmaklar içinde uçurduğu dev kelleleri yüzüyordu. Böylesine büyük bir savaş verdi. Yiğitlik ve zafer Savsırıko’nun oldu. Devler umutsuzluğa kapılıp yola geldiler.Devler, Nartlardan yağmaladıkları malları geri verdiler, kolenıj, su üzerinde yürümeyi sağlayan çizmeyi ve deri sofrayı da çaldıkları mallara eklediler.


- Nartları yağmayanlara yapacağım şey budur, diyerek Savsırıko Nartların mallarını topladı ve Nartlarla birlikte geri döndü.
- Savsırıko, günün yiğidi sensin, bizi kurtardın, bizi ailelerimize kavuşturdun, bu getirdiklerimizden beğendiklerini al, dediler Nartlar.
- Kolenıj, su üzerinde yürümeyi sağlayan ayakkabı ve deri sofrayı verirseniz alırım, diye yanıtladı Savsırıko Nartları.
- Daha başka bir şey istemiyorsan çok iyi, diyerek istediklerini Savsırıko’ya verdiler.

İçlerinden biri devlerden alınan şeylerin neye yaradığını bildiğinden “Bu uğursuz (мыгъо) getirdiklerimiz içinden en işe yarayanları kaptı” dedi.

Savsırıko beğendiklerini aldı ve evine döndü.

 

Not:20 Nisan 2010 günü yeniden gözden geçirilmiştir.

Dipnotlar:
1) Koydana (Къойданэ)-Nart destanında adı geçen bir yer.
2) Haram Oşha (Хьарам 1уашъхь)-Nart öykülerinde adı geçen bir tepe. ”Yasak Dağ” anlamında.
3) Tavtaş (Тауташ)-Dar ve derin dağ vadisi.
4) Canşarah (Джанщэрэхъ)-Nartların oyun oynadığı keskin dişleri olan büyük tekerlek.
5) Kolenıj (Къолэныжъ)- Devlere ait alacalı bir eşya olmalı.

Kaynak: Okuma Kitabı 6 (Литэратурэм реджэнхэу тхылъ 6), Maykop, 1989.
Çeviri: HAPİ Cevdet Yıldız


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.