Sürgün & Soykırım

Sürgüne Tarihin Derinliklerinden Bakış

Arşivler milletlerin hafızası mesabesindedir. Her bir arşiv belgesi, bir milletin tarihinde cereyan etmiş bir olayı, kronolojik, ekonomik, politik, sosyolojik vb. bir çok açıdan aydınlatır. Osmanlı Arşivleri, gerek tarihi derinlik, gerek muhafaza sistemi ve gerekse belge adedi itibarıyla dünyanın önde gelen arşivleri arasındadır.

Otuz kadar ülkeyi doğrudan, diğer onlarca ülkeyi de dolaylı olarak ilgilendiren Osmanlı Arşivleri, en geniş belge yelpazesine sahip bir hazine olarak, bir çok millet için, özellikle de Kafkasyalılar için hala keşfedilmeyi beklemektedir.

Tehcir, sürgün, iskân, oryantasyon gibi hayati meselelerle ilgili binlerce belge barındıran Osmanlı Arşivleri'nin en büyüğü Başbakanlık Osmanlı Arşivi'dir. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi, Şer'iyye Sicilleri Arşivi, Tapu arşivleri ve yerel arşivler yanında Türkiye sınırları dışında kalmış Osmanlı Arşivleri de bulunmaktadır.

İkiyüz milyona yakın belge ihtiva eden Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde tasnif çalışmaları hızla sürmekle birlikte, bu güne dek ancak beşte biri araştırmaya açılabilmiştir. Hizmete sunulan binbeşyüz kadar katalogu senelerce tarayarak Kafkasya ile ilgili belgeleri inceleyen değerli araştırmacı dostlarımızın çalışmalarından siz duyarlı izleyicilerimizi de haberdar etmek istedik. Dört asır süren ve milyonlarca insanın kanına mal olan Rus-Kafkas savaşlarının bittiği ve 'Büyük Çerkes Sürgünü'nün başladığı 21 Mayıs 1864 faciasının 139. yıldönümünde, tarihin karanlıklarında kalmış ve tüm zamanların en büyük nüfus hareketlerinden biri olan bu büyük olaya ışık tutacak belgeleri sizlerle paylaşmak istedik.

Her hafta yeni bir belge bulacağınız bu sayfada Osmanlı Arşivleri'nden, zaman zaman Rus, İngiliz ve Gürcü arşivlerinden örnek vesikalar sunacağız sizlere. Mazi bilgimizin güçlenmesi, hal bilgimizin berraklaşması ve istikbal perspektifimizin büyümesine katkı sağlaması temennilerimle...


BOA, İ.MVL (Başbakanlık Osmanlı Arşivi, İrade-i Meclis-i Vâlâ),

Belge no: 20949, 23 Şa'bân 1278*

Özet: İskân-ı Muhâcirîn Komisyonu görevlisinin, Kabardey, Hatukay ve Çeçenler'den oluşan yaklaşık bin hane Çerkes muhacirinin Uzunyayla'da yerleştirilmesi husunda yürütmüş olduğu hazırlık çalışmalarını içeren ve Sadaret'e (Başbakanlığa) sunulmuş 1861 tarihli rapor.

"Cânib-i Seniyyu'l-Cevânib-i Hazret-i Sadâretpenâhîye

Ma'rûz-ı çâker-i kemîneleridir ki Min gayr-i liyâkat mukaddemce Ankara tarafına vukû'bulan me'mûriyet-i 'âcizânem iki esas üzere mübtenî olup onun birisi Uzunyayla'da iskân olunan muhâcirînin tesallut-ı eşkiyâ-yı aşâyirden muhâfazasıyla i'âde ve istihsâl-i vesâil-i âsâyiş ve ma'mûriyeti ve diğeri iskân-ı aşâyir maddesi olduğuna ve bu memûriyetimin merkezi Ankara Eyaleti ve dâiresi Maraş ve Harput sancaklarıyla Konya ve Sivas ve Adana eyaletleri bulunduğuna mebnî olbâbda taraf-ı kemterâneme i'tâ buyurulan ta'limât-ı seniyyeyi istıshâben buradan doğruca merkeze gidilerek Kabartay kabilesinden sekiz yüz elli hâne Uzunyayla'nın Sivas cihetinde teşkîl olunan Mesudiye nâm kazaya ve üçyüzellibeş hânesi dahi Kelmikâd? ve Kazâbâd ve Kazâ-i Erba'a ve Yıldız ve Sivas illeri kazâlarında te'sîs ve binâ kılınan hânelere yerleştirilip sâye-i keremvâye-i cenâb-ı mülûkânede esbâb-ı tavtîn ve terfîhleri istihsâl kılınmış ve yine mezkûr Kabartay kabilesiyle Altıkesek ve Hatukay ve Çeçen kabilelerinden Uzunyayla'nın Kayseriye kıt'asına musâdif olan mahallerinde tevattuna tâlib bulunan binotuzdokuz hâne için geçen sene iki yüz dokuz hâne yapılabilmiş ise de her nasılsa yerleşmek müyesser olamamış olduğu halde bunlar dahi Cemâziye'l-evvel 78 tarihiyle takdîm kılınan lâyihâda arz ve beyân olduğu vechile Afşar'ın terk eylediği hânelerle mezkûr hânelere yerleştirilerek ve Aziziye ve Mesudiye nâmıyla kazâlar teşkîl olunarak ber-vefk-i matlûb îvâ' ve iskân edilmişdir İskân-ı aşâyir meselesine gelince bunların en serkeş ve vahşîsi Afşar aşîreti olarak işe onlardan başlanmak lâzım gelmesiyle beraber ahvâl-i ma'lûmelerine ve nüfusça cem'iyyetlerine mebnî tutulacak tedbirin şu vakitte mûcib-i gâile olacak sûrette olması ehemm ve elzem olduğundan ve muahharan olbâbda şeref-sâdır olan emirnâme-i sâmînin ahkâmı dahi ol merkezde bulunduğundan bu sûret aranılmakta bulunduğu halde zât-ı şevketmeâb-ı hazret-i pâdişâhînin muvaffakiyyet-i seniyyeleri eseri ve diğer taraftan dahi olunan nesâyih ve te'mînât ile muhâcirînin oralara yerleştirilmiş olması te'sîriyle aşîret-i mezkûrede hiçbir gûne vahşet ve şekâvet görülmeyerek bil'aks muhâcirîne haneler terketmek ve i'âneler eylemek gibi hizmetlerde bulundukları gibi mukaddemâ Bâb-ı Âlî'ye arz ve beyân olunduğu üzre emr-i iskânları dahi sâye-i teshîlâtvâye-i pâdişâhîde bi's-suhûle hâsıl olmuş ve binâen'aleyh maslahât gâilesizce bitmiştir.

Sâye-i me'âlivâye-i hazret-i pâdişâhîde işbu icraât havâlî-i merkûmede geşt ü güzâr ve ibâdullaha rahne ve hasâr etmekte olan Tâcirlü ve Delikanlu aşîretlerinin dahi pây-ı hasar ve ziyanlarını oralardan kat' etmiş olmasıyla beraber bu asâyişin devamını istihsâl eylemek lâzımeden olduğundan mezkûr Uzunyayla ve havâlîsinin kapı ve kilidi makâmında bulunan ve Elbistan kazasında Tâcirlü yaylağı denilen mahalle yerleştirilmek için üçyüzseksen kadar muhâcir hâneleri zikr olunan Elbistan'a gönderilmiş ve Sivas ve Amasya ve Bozok taraflarına vürûd eden muhâcirlerden daha beş altıyüz hanenin mahall-i mezbûra gönderilmesi takviyyeti mûcib olacağından avdet-i çâkerânemde bunun dahi îcâbı icrâ olunacağı ve bimennihi Te'âlâ hulûl-ı evvel-i baharda bunların iskânı maddesi tamamıyla hâsıl olarak matlûb olan devam-ı emniyet kaziyyesinin tamamıyla husûle geleceği derkâr bulunmuştur ve bu kâbilden olmak üzere Kayseriye sancağında kâin Köstere? kazasına tâbi' Harmancı nâm arâzî-i vesî'ada Lek ve Garanitli? aşîretlerinin meştâları Adana eyâleti dahilinde ise de müsâ'adelü tutmalarından mı veya bir başka mütâle'adan mıdır her ne esbâba mebnî ise şimdiye kadar iskânları hâsıl olamamış ve bunlar yaz günleri mezkûr Harmancığa geldikçe ahâli-i mezkûrenin mezrû'ât ve harmanlarına itâle-i dest-i te'addî ve hasar ve daha türlü türlü harekât-ı bağiyânede inat ve ısrar edegeldikleri vâsıl-ı sem' ve tahkîk ve istihbâr olunduğundan sâye-i hazret-i şâhânede aşâyir-i merkûmenin dahi insidâtda şekâvet ve mazarratları zımnında oraya dahi biraz muhâcirîn iskânı tasavvurunda bulunduğu halde Aydın tarafından ve Çeçen kabîlesinden ikiyüzkırk kadar hane gelmiş olmasıyla bunlar teşvîkât-ı lâzıme îfâsıyla mezkûr Harmancığa gönderilmesi kararlaştırılarak îcâbı derdest-i icrâ bulunmuş ve bu sûretten bi'l-cümle halk memnun olarak hatta Kayseriyye ahâlisi memnuniyet-i hâsılalarını i'lânen bin kile hınta i'tâ eylemiş ve lazım gelen haneleri bimennihi Te'âlâ evvel-i baharda inşâ olunacağı bedîhî ve fakat burası dahi daha üçdörtyüz hane ikâmesiyle kuvvetlendirilmeğe muhtâc bulunduğundan mevrûd hanelerden buraya dahi ol miktar hanelerin gönderilmesi musammem bulunmuştur.

Mukaddemâ gelmiş olan muhâcirînin lâzim'ut-tesviye daha birçok işleri olmasıyla beraber bir taraftan dahi peyderpey muhâcirîn kabîleleri vürûd etmekte olduğundan Ankara ve Sivas eyâletleri cihetince olan memûriyyet tamamıyla îfâ olunamamış ise de hasb'el-mevsim bunların esbâb-ı iskâniyeleri emrinde bir şey yapmak kâbil olamayacağından ve beyhûde ma'aş alarak emrâr-ı evkât etmekliğimi ubûdiyyet-i âcizânem tecvîz etmeyerek Konya eyâletinde vâki' Beyşehri Gölü'nün Konya Ovasına icrâsı ve keyfiyât ve mesârifâtını keşf eylemek dahi mesâil-i memûriyyet-i bendegânemden bulunduğundan bimennihi Te'âlâ muhâcirîn ve aşâyirce olacak bakiyye-i icra'ât şayân buyurulacak ruhsat-ı seniyyeye göre bi'l-avdet evvel-i baharda ikmâl olunmak üzere mezkûr gölün keşfinden sonra bazı ifâdât-ı şifâhiyye zımnında Dersa'âdet'e avdet-i âcizânem keyfiyyet-i makâm-ı mu'allâ-yı sadâretpenâhîlerinden bi'l-istîzân şâyân buyurulan müsâ'ade-i seniyyeye mebnî mezkûr gölün keşfi zımnında Konya'ya gidilmişti.

Emr-i keşfe Beyşehri Gölü'nden başlanmak lâzım ise de iş bu göl müntehâsı olan Seydişehri'nde diger bir göl teşkil ederek bu göl dahi mukaddemâ ekser seneler Konya ovasına cereyân etmekte olduğu halde muahharan mecrâsı kapanmış idüğünden ve bu mecrânın küşâdı bu sene Konya Ovasına suyun cereyânıyla küllî fevâidi mûcib olacağı derkâr bulunduğundan ve Beyşehri Gölünün başka tarîk ile de akıtılması mümkinâttan görünüyor ise de bunun tesviyesi mevsîm-i sayfa mütevakkıf olmasıyla bunun ba'dehu îcâbına bakılmak üzere mezkûr suyun sâlifu'z-zikr mecrâ-yı kadîminden icrâsı zımnında beraber olan mühendisler ve Konya meclis azasından birkaç zat ile mecrâ-yı mezbûre varılarak taraf-ı 'abîdânemden kırk bin kuruşa yakın akçe sarfı ve ikdâmât-ı kâmile ifâsıyla onüçgün zarfında binikiyüz arşın tûl ve on iki arşın arz ve bir arşından dört arşına kadar 'umkunda bir hendek küşâd olunduktan sonra Beyşehri tarafına azîmet ve ber-muktezâ-yı irâde-i seniyye bu göl dahi lede'l-keşf Dersaâdete avdetle keşf-i mezbûru mutazammın tanzîm olunan haritası leffen takdîm kılınmış ve tafsîlâtı haritaya merbût varakadan müstebân olacağı bedîhî bulunmuştur.

Bâlâda hâme-güzâr-ı arz u iş'âr olduğu üzere sâye-i tevfîkâtvâye-i hazret-i şâhânede mesâil-i memuriyetimin bir takımı bu suretle karîn-i hitâm olmuş ise de gezilecek mahallerin yek diğerini bu'diyeti ve icrâ-yı maslahatın teşettütü ve vaktimin darlığı ve şitânın duhûlü cihetleriyle muhâcirîn ve aşâyirce daha pek çok yapılacak şeyler olduğu gibi çend mâh mukaddem elviye-i merkûmeye vürûd edip müsâferet üzere bulunanların dahi yerleştirilmesi ve bunların ifâdelerine göre ba'demâ vürûd edeceklerin dahi vakit ve zamanıyla iskân kılınması ehemmiyyattan olup şâyân buyurulacak ruhsat-ı seniyye üzerine ba'de'l-'îd 'avdetle tez elden bunların elden çıkarılması ve ba'demâ zuhûr edecekler için mevâki' ve levâzım-ı iskâniye tehyî'e edilmesi lâzım geleceği derkâr olarak fakat Afşar aşîreti ile aşâyir-i sâirede nîmet-i bî-minnetimiz efendimiz hazretlerinin muvaffakiyet-i seniyyeleri eseriyle ber-minvâl-i muharrer şimdilik dâire-i medeniyyete duhûl ederek mukaddime-i emniyet ve âsâyiş hâsıl olmuş hükmüne girmiş ise de bunlar min'el-kadîm hâl-i bedeviyete alışmış ve hırsızlık ve yağmagerlik âdetlerini i'tiyâd edinmiş oldukları cihetle ednâ mertebe fırsat buldukları halde icrâ-yı habâsete cesâret edecekleri misillû muhâcirlerin ehl-i 'ırzından bî-edeb takımı ve söz anlamaz gürûhu daha çok olmak hasebiyle onların dahi arasıra bunlara sarkıntılık ederek bu iki kavim beyninde cidâl ve kıtâl eksik olmayacağı melhûz olduğundan ve her mahalde başka başka zaptiyeler var ise de aşiret takımı her nasılsa onlardan pek de ihtirâz etmemekte ve hükümetlerin icrââtınca dahi bazı mertebe zaaf gösterilmekte idüğünden muhâcirîn ve aşâyir-i merkûmenin emr-i iskânı tamamiyle hâsıl olarak bunlar sahîhan mazhar-ı medeniyet oluncaya kadar es'ârın ucuzluğu cihetiyle Sivas ve Kayseriyye'nin mevki' ittihâzıyla hiç olmaz ise oralarda yedi sekiz bölük suvâri ve mükemmel bir iki tabur şeşhâneci asâkir-i nizâmiye bulundurulması ve bununla beraber Aziziye her ne kadar kaymakamlıkla idare olunuyor ise de muhâcirînin kesreti ve sâlif'üz-zikr Aziziye ve Mesudiye kasabalarının cihet-i teşkili ve aşâyir cevelângahlarına kurbiyyeti mülâbesesiyle hükümet-i mahalliyenin iktidarlı bir halde bulunması mertebe-i vücûbda göründüğünden îcâbının icrâsı verilmesi ve doğrusu Anadolu halkı bunca tekâlif ile mükellef oldukları halde iskân-ı muhâcirîn emrinde pek çok fedakarlıklar etmekte iseler de bazı memûrîn taraflarından istenilen sûrette ikdâmât görülemediğinden 'avdet-i âcizânemde bu yolda teshîlât ve mu'âmelât-ı kâmilenin îfâsı zımnında iktizâ edenlere evâmir-i ekîde gönderilmesi vabeste-i irâde-i hikmet-ifâde-i hazret-i sadâretpenâhîleri olmağla her halde emr u ferman hazret-i men lehu'l-emrindir fî 23 Şaban sene 78 Bende Me'mûr-ı İskân-ı Muhâcirîn (Mühür: Muhammed ...?)"

Belge: 2- BOA, A.MKT.UM, 523/88

Özet: Samsun'a gelen 135 kişilik kafilenin Sivas civarındaki akrabaları yanında yerleştirilme talepleri, ilk bahar gelip hava şartları düzelene kadar yerine getirilemeyeceğinden, Yozgat civarında geçici olarak iskanlarının en güzel şekilde yapılması hususunda Ankara valisine gönderilmiş emir (1861 tarihli).

Ankara Mutasarrıfı Rıdvan Paşa'ya

Muhâcirîn-i Çerâkise'den Samsun iskelesine vürûd eden yüz otuz beş nüfusun evvel-i bahârda Sivas cânibinde meskûn kabileleri nezdinde ivâ olunmak üzre şimdilik Yozgad tarafına sevk ve i'zâm olundukları ifâdesine dâir fî 11 Cemâziye'l-evvel sene 78 tarihi ve otuz dört numrosu ile murakkamen vârid olan tahrîrât-ı sa'adetleri ma'lûm olarak iktizâ-yı keyfiyet Ankara ve Sivas mutasarrıfları sa'adetlü paşalara yazılmış idiğü beyânıyla şukka Canik mutasarrıfı sa'adetlü paşa hazretleri tarafından iş'âr olunarak ve keyfiyet Sivas mutasarrıfı sa'adetlü paşaya bildirilmiş olmağla merkûmların misâfireten ber-minvâl-i hulûl-i mevsim-i bahâra değin orada hüsn-i iskânları esbâbının istihsâliyle havalar kesb-i i'tidâl eyledikde Sivas'a irsâlleri husûsuna himmet eylemeleri siyâkında şukka Sivas Mutasarrıfı Zeki Paşa'ya ve merkûmların alâ tarîki'l-müsâfere şimdilik orada hüsn-i iskânlarıyla havalar kesb-i i'tidâl eyledikde ol-tarafa irsâlleri Ankara mutasarrıfı sa'adetlü paşaya yazılmış olmağla oraya vusûllerinde ber-mûceb-i ta'lîmât-ı emr iskânları esbâbının istihsâline himmet olunması lâzım geleceği beyânıyla şukka

Belge: 3- BOA, A.MKT.UM 523/96-2

Özet: Samsun'a gelen 868 kişilik kafileden Dağıstanlı mültecilerin Erzurum civarındaki akrabaları yanında yerleştirilme talepleri, şiddetli kış sebebiyle yerine getirilemediğinden, ilk bahara kadar Samsun'da kalmaları, Nogay mültecilerin ise Amasya'ya gönderilmesi hususunda Samsun valisinin başkente sunduğu öneri (1861).

Huzûr-ı me'âlim-vüfûr-ı hazret-i vekâlet-penâhîye Ma'rûz-ı çâker-i kemîneleridir ki

Nugay kabilesinden ve Dağıstan Çerkeslerinden şehr-i sâbıkın on üçüncü günü karşı yakadan Bersüd nâm vapur ile doğruca Samsun'a gelmiş olan sekiz yüz altmış sekiz nüfus muhâcirînin sâye-i şevket-vâye-i hazret-i mülûkânede münâsib yerlere yerleşdirilerek istirahat-ı mümkinelerinin istihsâliyle beraber nüfus defterleri terkîm ettirildikden sonra içlerinde Dağıstan muhâcirlerinden bulunan beş yüz yirmi dokuz nüfusun rüesâsı tarafından i'tâ kılınan bir kıt'a varakada mukaddemce gelerek Erzurum cânibinde tavattun etmiş olan kabileleri nezdinde iskân etmek üzre denizde esnâ-yı râhda Trabzon'a çıkmak arzu etmişler ise de vapur-ı mezkûru süvârisi yolundan saptırmayarak doğru Samsun'a götürmüş olduğundan bahisle yine Trabzon tarîkiyle Erzurum'a i'zâmları husûsu istid'â kılınmış ve eğerçi vakt-i şitânın nefr-i bî-cihetiyle esnâ-yı râhda melhûz olan şakkına düçâr olmamak için bu kışlık buralarda barındırılacakları tefhîm olunmuş ise de kış basmaksızın Erzurum'a dâhil ve müte'ellifâtlarına dâhil olacaklarının serdiyle istid'â-yı meşrûhâlarında ısrâr etmiş olduklarına binâen nüfus-ı mezkûre bi't-tefrîk tesâdüf eden Vâsıtâ-i Ticâret nâm vapura irkâben Trabzon ve üst tarafı olan üç yüz otuz nüfusu dahi istid'â-yı vâkı'âları vechile Amasya'ya sevk ve i'zâm ve keyfiyet Trabzon eyâleti valisi devletlü paşa hazretleriyle Amasya mutasarrıfı sa'adetlü paşa hazretlerine ihzâr kılınmış ve ber-minvâl-i muharrer Trabzon'a gönderilen takımın sağîr ve sağîrelerinden ma'adâsının nısfı i'tibâriyle îcâb eden …. İle Amasya'ya sevk olunanların araba ücretleri ve ber-mûceb-i ta'lîmât-ı cerîde yarımşar kıyye nân-ı azîz bedeli olarak on günlük yevmiyeleri Canik mal sandığından tesviye ve i'tâ ve marrû'l-beyân tanzîm ettirilen nüfus defteri dahi bu def'a muhâcirîn komisyonu riyâset-i celîlesi cânibine isrâ kılınmış idiğü muhât-ı ilm-i âlem-arâ-yı cânib-i vekâlet-penâhîleri buyruldukda ol-bâbda ve kâffe-i ahvâlde emr u ferman men lehü'l-emrindir.

fî 9 Cemâziye'l-evvel sene 278 Bende Mutasarrıf-i Livâ-i Canik Huzûr-ı me'âlim-vüfûr-ı hazret-i vekâlet-penâhîye arîza-i sıdk-ı farîza-i kemterânemdir Bimennihi te'âlâ Samsun'a gelmiş olan sekiz yüz altmış sekiz nefer muhâcirînin içlerinde Dağıstan muhâcirlerinden bulunan beş yüz yirmi dokuz neferi akdemce Erzurum'da iskân ettirilmiş olan kabileleri nezdine göndermelerini istid'â etmeleriyle vapura irkâben ol-cânibe ve küsur üç yüz otuz dokuz nüfusun dahi istid'âları vechile li-ecli'l-iskân Amasya'ya sevk ve i'zâm kılındıkları ifâdesine dâir fî 9 Ca sene 78 tarihli Canik mutasarrıfının tahrîrâtı 1 kıt'a Muhâcirîn Komisyonu fî 23 Ca sene 278

Belge: 4- BOA, A.MKT.UM 524/13

Özet: Samsun'a gelen 727 kişilik Çerkes mülteci kafilesinin Yozgat'a gönderildiği, daha sonra geleceklerin Amasya ve Samsun'un kazalarında yerleştirilmesinin uygun olacağı, iskan esnasında muhacirlerin gönüllerinin hoş tutulması için gerekenin yapılması (1861).

Canik Mutasarrıfı Kâmil Paşa hazretlerine li-ecli'l-iskân Sivas'a gönderilmek üzre Samsun'a vürûd etmiş olan yedi yüz yirmi yedi nefer Çerkes muhâcirleri Yozgad'a sevk ve i'zâm olduğu ve ba'demâ geleceklerin evvel-i bahâr hulûlüne değin Amasya ve Canik sancaklarının münâsib kazalarında iskân ve ivâ olunacakları ifâdesine dâir fî 11 Cemâziye'l-evvel sene 278 tarihi ve otuz üç numro ile murakkamen tevârüd eden tahrîrât-ı sa'adetleri me'âlî ma'lûm-ı senâverî olduğu sûret-i iş'âr-ı sa'adetleri yolunda olduğundan muhâcirîn-i vâridenin ve bundan böyle tevârüd edeceklerin ber-vech-i inhâ icrâ-yı müsâferetleriyle tatyîb-i kulûbları vesâilinin istihsâli ve havalar müsâid olduğu anda li'ecli't-tavtîn iskân olunacak mahallere sevk ve isbâli husûsuna himmet eylemeleri siyâkında şukka

Belge - 5:

Çorum'da Çerkes muhacirler 240 ev inşası İ. MVL-24400-d, 19 Cemâziyelâhir 282 / 27 Teşrîn-i Evvel 281, (no)932

Özet: Çorum'da Çerkes muhacirler 240 evin inşasında istihdam edilen insan ve hayvanlar için ödenmesi gereken meblağın, mal ve hizmet sahiplerinin bağışı olarak Hazine'ye bağışlandığı, bu bağışın kabul edilmesi ve gazetede yayınlanması hususunun padişahın iradesine bağlı olduğu konusunda Meclis-i Vâlâ'dan gönderilen teklif (1865).

Muhâcirîn Komisyonu Riyâset-i Behiyyesi'nin Meclis-i Vâlâ'ya havâle buyurulan tezkiresi meâlinden müstebân olduğu üzere muhâcirîn-i Çerâkise içün Çorum Kazâsı'nda inşâ olunan yüz kırk hânenin bedeli olan otuz beş bin guruş ile hayvânât bahâlarının Hazîne-i Celîle'ye terk ve teberru' kılındığı muhâcirîn iskânına me'mûr yâver Efendi tarafından bâ-telgraf inhâ olunduğu beyânıyla îcâbının icrâsı istîzân olunmuş ve ahâlî-i merkûmenin bu vechile vukû'a gelen hidmetleri eser-i hamiyyet ve musâdakatları olarak şâyân-ı tahsîn görünmüş olduğundan meblağ-ı mezkûr ile hayvânât bahâlarının kabûlü karîn-i müsâ'ade-i seniyye buyurulduğu halde keyfiyetin ahâlî-i merkûmeye tebşîri mahalline emirnâme-i sâmîleri tastîriyle hazînece îfâ-yı muktezâsının Mâliye Nezâret-i Celîlesi'ne havâlesi ve maslahatın Cerîde-i Havâdis'de derc ile i'lân kılınması tezekkür kılındı ise de ol bâbda emr ü fermân hazret-i men lehu'l-emrindir fî 19 Cemâziyelâhir sene 282 ve fî 27 Teşrîn-i Evvel sene 281
Mihrân .......? / Muhammed Rauf / Ahmed Tevhîd / ............? Paşa bulunamadı / Sâmi Paşa bulunamadı / Kâmil Yusuf

Ayşe Kocakoç'un transkribe ettiği bu belge, Fethi Güngör tarafından tashih edilerek yayına hazırlanmıştır.


Yorum yapın