Sürgün & Soykırım

Kafkasya'dan Sürülen Çerkesler'in Samsun'a Ulaşmaları ve Sorunları

Kafkas sürgününde Genellikle deniz yolunu tercih eden Kafkas Halkları için yeterli ulaşım aracı olmadığı gibi ulaşım fiyatlarıda yüksekti. Ulaşım için Fevaid-i Osmaniye, Tersane-i Amire, Tuna Kumpanyası, Bursa Şirketi ve Rus Kumpanyasına ait vapurların yanında Türklere ait eski balıkçı tekneleride kullanılıyordu. Rus yetkililere göre Kafkasyalılar, Türk tekne sahipleriyle doğrudan pazarlık yapıyorlardı. Tekne sahipleri, teknelerinin tonajı üzerinde insanı tekneye tıka basa doldurup karadenize açılmaktaydı. Bu da deniz kazalarına davetiye çıkartıyordu. Pek çok Kafkasyalı yolculuk öncesinde bekleme kamplarında hastalanmıştı. Kış mevsiminde yolculuk sırarında da aç ve çıplak oldukları ve sıkışık durumda seyahat ettikleri için bitkin düşmüşlerdi. Kafkasyalıların pek çoğu ya yolculuk esnasında ölmüş ya da hastalıklı olarak Osmanlı topraklarına ulaşmıştı. Her gemiden 5-10 ölü çıkartılıyordu.

Tüm bu zorluklar içerisinde yapılan deniz yolculuğu sırasında veya Osmanlı limanlarına vardıktan sonra tahminen 500.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Bununla birlikte sağ kalanlardan hasta olan yüzlerce Sürgün Kafkasyalı Samsun iskelesine ulaşırken, pek çok ceset te Karadeniz sahillerine vuruyordu. İstanbuldaki rus elçisi İgnatiyef petersburga gönderdiği bir raporda ‘Düşmanlarımız Mahvoluyor’ diyerek Sürgünü yaşayan Kafkasyalıların yolculuk esnasında içinde bulunduğu elim ve vahim durumu özetliyordu.

Uzun ve yorucu yolculuk sonucunda yüz binlerce Kafkasyalı Osmanlı topraklarına ulaşabildi. Doğrudan Samsun’a ulaşan Çerkeslerin yanında önce Trabzona gelip, sonradan daimi iskan bölgelerine gönderilmek üzere Samsun’a sevk edilen sürgün edilen diğer Kafkas Halklarınada rastlanmaktaydı.

Sürgün Edilen Kafkas Halklarının Samsunda Geçici iskanı
Samsun’a gelen Çerkeslerin canik sancağı dahilindeki kasaba ve köylerde, sürgün kamplarında ve kısa süreliğine çadırlarda iskan olunmaktaydı. Kaza Merkezlerinde ve köylerde iskan olunanların hepsi daimi statüde iskan edilen Çerkeslerden oluşmaktaydı. Bunlardan bir kısmı hava şartları dolayısıyla daimi iskan bölgelerine gönderilmeyi bekleyen göçmenlerdi. Örneğin Ekim-Kasım 1860 ile 16 Şubat 1861 tarihleri arasında Samsun’a gelen 3.010 Çerkesden bir kısmı canik sancağı dahilinde iskan edilirken; kalanlar, geçici olarak Amasya Sancağına ve Rumeliye sevkedilmek üzere İstanbula gönderildiler. Bununla birliket Akçay, terme ve Havza’nın köylerine muhtelif tarihlerde Çerkes yerleştirilmiştir.

AKÇAY KAZASI KÖYLERİ
Doğan Avcı, Hüseyin Mescidi, İnebeli, Sakarlı, Saray, Tutbıçağı, Aşağıkerfi, Karamahmut, Elmeköy, köbucağı, İmanalisi, Karabahçe, Alişar, Süleymanlı, Koyunlu, Emiryusuf

TERME KAZASI KÖYLERİ
Şeyhli, Hülya, Küreküs

HAVZA KAZASI KÖYLERİ
Nef-si Havza, Arslançayır, Mismilağaç, Ağcamahmud, Kemerez, Çeltek, Salariç, Boyalıca, Yavicek, Mürsel, Kayacık, Hilyas, Yenşce, Karacavirantaş, karga,Karagöçmüş Çiftliği, kamlık, kal’a, Lerdöğe, karahalil, Turnik, Şeyhler, Belek, Elmacık, Çakıralanı, Kidirli, Derehoy, Dere, Sivrikise, Şeyhsafi, Kerem, Susuz, Emir

Çerkesler, Çarşamba tarafına iskan olunmak üzere önceleri kayıklarla naklediliyordu. Ancak Çerkesleri taşıyan bazı kayıkların batması üzerine karayolu kullanılmaya başlandı. Çarşambada Kumluk mevkiinde yerleştirilen göçmenler için en önemli sorun, arazilerin bataklık olmasıydı. Bu nedenle Çerkesler arasında hastalık ve ölüm vakaları görülmesi üzerine hükümet, Çarşamba tarafındaki Çerkeslerin uygun yer buluncaya kadar kavak’ta geçici iskan edilmelerini sağladı. Kavakta geçici iskan edilen çerkeslerin kabile reislerine mizaçlarına uygun boş arazi bulmaları talimatı verilince, onlarda bir takım zorluklardan sonra Ladik’te Akpınar dağının eteklerine yerleştiler. Ancak Çerkeslerin iskanında devlete ait boş arazileri tapusuz olarak kullanan kişilerin muhalefetiyle karşılaşıldı. Aynı zamanda bu kişilerin siyasi nüfuzlarını kullanarak Çerkeslerin iskanını geciktirdikleri görüldü.

Sürgün edilen Kafkas Halklarının nüfusunun fazlalığı dolayısıyla kaza ve köylere yerleştirilemeyenler; Kılıçdede, Kurupelit, Dereköy, Derbend veKumcağızdaki kamplara yeleştirildiler. Ayrıca Çerkeslerin sefaletten kurtulup uygun yerlere yerleştirilmeleri için bölgenin önde gelen hanedan veya kişileride arazi bağışlamaktaydılar.

Samsun’a gelen Çerkeslerin sayısı o kadar fazlaydı ki Kılıçdede Dergahı önündeki kumsaldan Çarşamba Tarafındaki Kabakum Mevkiine kadar yaklaşık 80.000. Çerkes açıkta toplanmıştı. Sonradan gelenler Giresun, Ünye ve Sinop iskelelerine yönlendirilmeye çalışıldıysa da bundan olumlu netice alınamadı.

Sürgün Edilen Kafkas Halklarının Samsunda Barınma Sorunları
Sürgün edilen Kafkas halklarının barınma sorunu idari birimlerin mülki amirlerine gönderilern talimat doğrultusunda çözülmeye çalışılmaktaydı. Talimatta Çerkeslerin birer ikişer hane olmak üzere köy ve kasabalara dağıtılarak masraflarının yerli ahali tarafından karşılanması istenmekteydi. Ayrıca miri ve metruk arazi ile sahipsiz hanelere çerkesler yerleştirilecek tamir işlerinde yerli ahalinin desteği sağlanacaktı. Bununla beraber Çerkesler ortakçılık ve amelelik yapacak veya vakti yerinde olan ahali de çerkeslere yardım edecekti.

Çerkesler münferiden iskan olunmalarına karşı çıkıp, kabile olarak bir arada iskan olunmayı istiyorlardı. Bu isteğe yönelik olarak hükümet, miri ve metruk araziler üzerine her biri 250 kuruşu geçmeyecek şekilde otuzar kırkar hane yapılmasına karar verdi. Hanelerin yapılacağı arazinin suyu ve havası göçmenlerin uyum sağlayabileceği özellikte olacaktı. Masraflar öncelikle kaza halkından toplanacak iaşe ile karşılanacaktı. Eğer halktan toplanan yardımlar yeterli olmasa açık hazinece kapatılacaktı.

Çerkesler için yapılan evlerde dikkat edilecek bir husus ta evlerin ebniye nizamnamesine uygun yapılmasıydı. Hükümet, canik mutasarrıflığını nizamnamenin uygulanmasına dikkat etmesi için uyarmıştı. Ancak mert ırmağı çevresinde Müslüman göçmenlere ev yapılması için tahsis edilen kumluk mevkiine arsa mülkiyeti ve bina ruhsatı olmadan 54 tane kulube şeklinde kaçak ev yapıldı. Otuz yıl boyunca yıkılmayan bu kaçak evler, II.Meşrutiyetin ilanı ile çıkartılan imar affı kapsamında yalnızca ruhsat teskeresi harcı alınarak yasal hale getirildi.

Müslüman ahali göçmenlere yardımcı olmakla beraber zamanla ekonomik yükün artması, tapusuz kullandıkları orman ve meraların ellerinden alınıp Çerkeslere verilme olasılığından dolayı çevrelerinde göçmenlerin iskanına karşı çıkmaya başladılar. Ayrıca Çerkeslerin huzur bozucu davranışlarından çekinmeleri bu karşı çıkışa etendi. Hükümet, gelen şikayetler üzerine mahalli yöneticilerden bu tür sorunları çözme hususunda gayret göstermelerini istedi.

Sürgün Edilen Kafkas Halklarının Sağlık Sorunları
Gelen çerkeslerin yarıya yakını karahumma, tifüs, ve çiçek gibi hastalıklara yakalanmıştı. Hastalarla ilgilenenlere hastalığın sirayet ettiği görüldüğünden Samsunda halk ve görevliler hastalığa yakalanmaktan korkuyorlardı. Mekteb-i Funun-i Tıbbıye’den ısrarla doktor istenmesine rağmen bir doktora 4-5 bin hasta düşmesinden ve hastalık kapma korkusundan bölgeye gitmeye istekli kimse yoktu. Hükümet 1864 ‘ün ocak ayındaki doktor talebine ancak Ağustos ayında Mahmud Yusuf Efendinin görevlendirilebilmesiyle cevap verilebildi. Doktor sıkıntısı çekildiği sırada Samsun Karantina tabibide vefat etti. Samsun karantinası için hükümet, 1.000 kuruş olan karantina doktoru maaşını ancak 2.000 kuruşa çıkarttığında doktor bulabildi. Karantina doktorunun yokluğunda bir kısım hasta çerkes, samsundan posta vapurlarıyla istanbula gönderilip, haydarpaşada karantinaya alındı. Tüm çabalara rağmen 19 mayıs 1864 günü trabzondaki İngiliz konsolosunun raporuna göre, Samsuna yaklaşık 40.000 kişi indirilmiş ve 48 saat içinde 500 kadar Çerkes ölmüştür.

Mayıs 1864 ten Şubat 1865 e kadar samsundaki ölü sayısı 11.774 tür. Samsun merkezinde 1864 Ağustosunda günde ortalama 15-16 kişi vefat ederken, sonraki tarihlerde bu sayı 2-3 e düşmüştür. Kurupelitte 30-40, Kılıçdede ve Terme de 45-50, Çarşamba da da bu sayı 55 civarındadır.

Samsunda doktor sıkıntısı çekilmesi ve hasta sayısının fazla olması ölüm oranlarının yüksek olmasının birinci sebebi olarak görülebilir. Ölümlerin bir diğer sebebi Samsunda iskan için yeterli arazi yokluğundan göçmenlerin bataklık bölgelere yerleştirilmeleridir. Hükümet sonradan Çerkeslerin sağlık koşullarının iyileştirilmesine yönelik bir hastane açıp, çocukalara aşı yapmak ve hastalara bakmak için memurlar görevlendirildi. Hükümet 1867 yılından itibaren Abaza kabileleri daha gelmeden Trabzon, Canik ve Sinop’a İstanbuldaki hastanelerden birer doktor göndererek tedbiri önceden almaya çalıştı. Ayrıca bu doktorların Müslüman olmasının daha uygun olacağını özellikle belirtti.

Sürgün Edilen Kafkas Halklarının iaşe ve Giyecek yardımı
Samsuna gelen Çerkeslerin aç ve çırıl çıplak olup üzerlerinde setr-i avret edecek elbiseleri dahi yoktu. Açlıktan bitkin düşmüş Çerkesler arasında soğuklara dayanamayıp ölenler oldu. Bunun üzerine askeri depolardaki eski askeri kıyafetler Samsuna gönderilerek Çerkeslere dağıtıldı. Ayrıca Tophane dairesinde çalışanlarda yeni elbiseler yaptırıp Canik ve Amasyaya gönderdiler. Samsun yerli ahalisinden toplanan yardımlarla gömlek ve hırka tedarik edilerek Çerkeslere dağıtıldı.

Çerkeslerin iaşe meselesine gelince 1865 yılına kadar her Çerkes için yüzer dirhemden 12.000 kiyye ekmek pişirilmekteydi. Yerli ahalinin ekmek tüketimi de göz önüne alınarak sıkıntı çekilmemesi için Amasya ve çevre kazalardan ekmek ihtiyacının karşılanması yolunada gidilmekteydi. Ancak Sürgün sayısındaki artışla ekmek üretimindeki artışın paralellik göstermemesi, memurların sorumsuzca davranışları ve bazı fırıncıların hastalığa yakalanma korkusuyla fırınları kapatmaları sonucunda ortaya bir takım sıkıntılar çıkmıştır. 1864’te yaşanan durumu İtalyan doktor Barozzi ‘İnsanlar uzun süre bitkiler, bitki kökleri ve ekmek kırıntılarıyla yetindiler’ sözleriyle ifade etmektedir.

İaşe tedarikinde yaşanan sorunlardan biri de ekmeğin gramajının eksik olmasıydı. Fırıncılar, üç günde bir kaza meclisine çağırılıp, ekmeğin gramajı ve pişkinliği konusunda uyarılmaktaydı. Buna rağmen Kumcağız mevkiindeki Çerkesler için ekmek üreten Bafralı üç fırıncının ekmekleri eksik gramajlı çıkmıştır.

1865 yılında yayınlanan talimathanede ekmek ihtiyacının karşılanması sorununa da değinilmiştir. Ekmek ihtiyacının karşılanması için kaza meclislerinden bir katip ile Çerkeslerden hoca veya ihtiyarlarca önce Çerkeslerin sayısı tespit edilecek, on yaşına kadar olanlara yüz dirhem, yukarısınada yarımşar kiyye ekmek verilecekti. Fırınlara yapılan ödemelerin listesi aylık olarak tanzim edilip İstanbuldaki Muhacirin komisyonuna gönderilecekti.

Çerkeslerin sayısının beklenenin üzerinde olmasından dolayı 1865 yılındaki talimatnamenin 6.Maddesine göre daimi iskan tarihi itibarıyle üç yıl gelmiş olanlar öşür vergisi ödeyecekti. Alınan bu vergi sonradan gelen ve geçici olarak iskan edilen Çerkeslere ekmeklik ve tohumluk ihtiyacını karşılamak üzere verilecekti.

Samsuna gelen çerkeslerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi için yapılan çalışmaların düzenli olarak yürütülmesi ve denetlenmesine yönelik bir takım tedbirlerde alınmaktaydı. Bu bağlamda 1860 yılında Canik mutasarrıflığınca liva meclis ağası Numan Ağa çerkeslere yönelik yapılan çalışmaları yürütmekle görevlendirildiyse de hükümet, bu görevlendirmeyi uygun bulmayıp merkezden görevlendirmeler yaptı. 1861 de Binbaşı Davut efendi, 1863 te Salih bey, 1864 te Yaver efendi canik sancağındaki Çerkes işleri için görevlendirilen memurlardı. İskan memurlarının suistimalleri neticesinde Çerkeslere verilen arazilerin 1869 yılında muhacirin talimatında belirtilen miktardan fazla veya eksik verilmesi durumunun düzeltilmesi için Anadolu 4 bölgeye ayrılıp, her bölgeye yeni memurlar görevlendirildi. Bu meyanda Trabzon sancağı, cank sancağı ve lazistan sancağından sorumlu olarak Besim efendi Trabzon vilayetine gönderildi. Besim efendi, vilayet merkezinde ikamet edecek; ancak gerek görürse kazaları ve livaları dolaşacaktı.

Sürgün Edilen Kafkas Halkları ve Samsunda Asayiş
Samsuna sürgün edilen çerkeslerin gelmesiyle birlikte bir takım asayiş problemleri ortaya çıktı. İlk olarak iskan olunacakları mahallere gitmek istemeyen Çerkeslerle iskan olundukları halde bulundukları arazileri terk edip Samsuna gelenler sokaklarda gezmekteydiler. Bunların sayıları birkaçbini bulmaktaydı. Oysa iskan olunan göçmenlerin Osmanlı tabiyetine geçtikleri için kadim Osmanlı tebaası gibi kanunlara uymaları gerekmekteydi. Kabile şeklinde yaşam tarzını Osmanlı topraklarındada devam ettiren çerkesler, vatan-ı asliyelerine döneceklerini söyleyerek mürur teskeresi almaksızın Sivas ve Konya gibi eyaletlerden kalkıp Samsuna kadar gelebiliyorlardı. Hükümet ise anadoluda iskan olunan göçmenlerin yerlerini izinsiz terk etmelerine mani olunmasını, gerekirse tevkif edilerek uygun mahallere iskanlarının sağlanması talimatını veriyordu. Talimata binaen iskan yerlerini terk etmiş çerkesler, misafir olarak birçok köye ve uygun mahallere dağıtıldılar. Ancak bu önlemler dahi sorunları çözmeye yetmedi.

Çerkeslerin silah taşımalarıda asayiş bozukluğuna yol açmaktaydı. Silah neredeyse Çerkeslerin ayrılmaz bir parçasıydı. Hicri 1286 tarihli Trabzon vilayet salnamesi, Çarşamba kazasındaki Çerkeslerin altı defa patlar tabanca ve tüfenk ve kama imal edip, Samsun vesair yerlerde sattıkları belirtilmektedir. Silah yapan Çerkesler, silah taşımamaları için defalarca ikaz edilmiştir; ancak bu alışkanlıklarından vazgeçmemişlerdir.

Osmanlı hükümeti, Samsundaki asayişin sağlanması için 1864 yılında Yüzbaşı Hüseyin Ağa nezaretinde 20 zabıta ile üç teftiş zabitini durumu tahkik etmek ve Çerkesleri kontrol altına almak için Samsuna gönderdi. Ayrıca yapımına önceden başlanmış olup bitirilememiş kışlanın ödenek ayrılarak hemen bitirilmesi hususunda ve IV. Ordu’ya bağlı bir veya iki bölüğün buraya konuşlandırılmasının da asayiş sağlanmasında etkili olabileceği üzerinde fikirler beyan edildi. 1869 yılında Çerkeslerin durumunu denetlemek için trabzona gönderilen Besim Efendi ye kabile reislerini kanunlara ve silaj taşıma yasağına uymaları için ikaz etme görevide verildi.

Sürgün Edilen Kafkas Halklarının Daimi İskan Yerlerine Nakledilmeleri
Geçici olarak samsunda bulunan Çerkesler, kış mevsimi bitiminde genellikle Anara, Sivas, Konya, Erzurum, izmid ve Amasya’ya sevk edilirken azda olsa Rumeliye gönderilmişlerdir. İskan bölgelerine sevk edilen Çerkeslerin ellerinde varsa pasaportları alınıyor ve isimlerinin yazılı olduğu bir deftere kaydolunup göçmenin komisyonuna gönderiliyordu.

Çerkeslerin Samsundan daimi iskan bölgesine kadar yapacakları yolculukta rahatlarını temin etmek amacıyla kendilerine yardımcı olmak için hayvan tedarik ediliyor; dilini anlamadıkları bir ülkede, yolunu bilmedikleri topraklara giden Çerkeslere gerekirse mihmandarlarda eşlik ediyordu. Ayrıca yolculuk esnasında ihtiyaçlarının karşılanması için, 15 yaşından büyüklere 2 kuruş, küçüklere ise 1 kuruş yevmiye verilmekteydi.

İskan edilecekleri bölgelere gönderilecek olan Çerkesler zaman zaman iskan yerlerini beğenmeyip ellerindeki iskan olunacakları yeri belirten pusulaları yok edip, arzuladıkları yönde kabile olarak topluca iskan edilebilecekleri arazi talep ediyorlardı. Bu tür taleplerin de çözümü genellikle kabile reislerinin bizzat istanbula gidip, muhacirin komisyornu yetkilileriyle görüşmeleriyle sağlanıyordu. Bu görüşmeler sonucunda çıkankarar genellikle yerli ahaliye zarar vermedikçe Çerkeslerin istedikleri yerlere iskan edilmesi şeklinde sonuçlanmaktaydı.

Kaynak:Samsun Büyük Şehir Belediyesi Geçmişten Günümüze Samsun


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.