Gumısta

Ocak 26, 2019

Gumısta“ Kafdağı’nın Işıkları Gumısta ” çalışmalarını sürdürdüğüm kitaplar dizisinin ilkidir. Bu dizi ile Kafkasya davasına hizmet eden fakat haklarında çok az bilgi sahibi olduğumuz yazarlarımızı, şairlerimizi, heykeltıraşlarımızı, el sanatçılarımızı kısacası topluma hizmet eden tüm değerlerimizi ölümsüzleştirmeyi onları olumlu birer örnek olarak gelecek nesillere aktarmayı amaçlıyorum.

Abhazya Cumhuriyeti

Aralık 28, 2018

Abhazya Cumhuriyeti

Republic of Abkhazia

Республика Абхазия

Аҧсны

   

 

Başkenti: Sohum - Akua
Cumhurbaşkanı: Sergey Bagapş
Cumhurbaşkanı Yardımcısı: Aleksandr Ankuab
Başbakan: Sergey Şamba
Nüfus: 215.972 (2003)
Yüzölçümü: 8.600 km2
Nüfus yoğunluğu: 25.11 kişi/km2
Resmî dil(ler): Abhazca, Rusca
Saat Dilimi UTC+5
Milli Marş: Dinle-İndir
Resmi Sitesi: www.abkhaziagov.org
Yönetim Şekli: Cumhuriyet
İdari Bölgeleri: 7 bölgeden oluşmaktadır: Gagra, Gudauta, Sohum, Gulrıpş, Oçamçıra, Tkuarçal ve Gal
Bağımsızlık: 30 Eylül 1993 (Gürcistan' dan)
Anayasa: 26 Ekim 1994'te ülke çapında yapılan referandumla kabul edildi.
Oy Kullanma Yaşı: 18 yaş (tüm vatandaşlar için)

Yürütme Organı:
Bakanlar Kurulu: Bakanlar, başbakanın tavsiyeleri üzerine devlet başkanı tarafından atanır. Abhazya' da yürütme yetkisi devlet başkanına bahşedilmiştir. Cumhurbaşkanı, devletin başıdır ve 5 yıllık dönemler için seçilir.
35-65 yaşları arasındaki Abhaz uyruklu her Abhazya Cumhuriyeti vatandaşı Abhazya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçilebilir. Seçimler tüm vatandaşların eşit ve doğrudan oylarıyla yapılır. Başkan, üst üste iki dönemden fazla görev yapamaz

Yasama Organı
Yasama organı Abhazya Cumhuriyeti Parlementosu' dur
(Halk meclisi-Ajular Reilazara). Tüm vatandaşlarının eşit ve doğrudan oylarıyla, 5 yıllık dönemler için seçilen 35 vekilden oluşur.
Parlemento Başkanı: Nugzar Aşuba. Seçimler en son Mart 2007' de yapıldı. Bir sonraki seçim Mart 2012' de olacak.

Yargı Organı
Anayasa Mahkemesi, en yüksek yargı organıdır.Diğer yargı organları: Şehir Mahkemesi, Hakem Mahkemesi, Askeri Mahkeme. Cumhurbaşkanı, Adalet Konseyi'nin başı olup yargı organlarının bağımsızlığında garantör olarak hizmet eder.
Muhalefet: Ulusal Birlik Forumu ( Birkaç partiden oluşmakta);

Resmi Tatil Günleri 
Yeni Yıl : Ocak 1-2 
Noel (Ortodoks): Ocak 7
Ajirnihua (Dünyanın yaratıldığı gün, Yenilenme):14 Ocak
Kadınlar Günü :8 Mart
Zafer Günü ( 2.Dünya Savaşı): 9 Mayıs
Bağımsızlık Günü: 30 Eylül
Anayasa Günü: 26 Kasım
Kurban Bayramı (Müslümanların dini bayramı): Hicri takvime göre 
Paskalya (Ortodoks Hıristiyanlarının dini bayramı): Kilise takvimine göre 

Anma Günleri
Aziz Simon Günü : 23 Mayıs
Kafkas Savaşı' nda Ölenleri ve Kafkas Sürgünü'nü Anma Günü: 31 Mayıs
Anayurdu Savunanları Anma Günü: 14 Ağustos 
1992-1993 Gürcü-Abhaz Savaşı'nda Ölen Çocukları Anma Günü: 14 Aralık

Diğer Tatil Günleri
Abhaz Ordusu Günü: 11 Ekim

Abhazya Hayatın Ruhu

Aralık 28, 2018

1  Abhazya, halkιn sana teşekkür etti mi?

2  Abhazya, hedef başlangιcιn sonudur.

3  Abhazya, seri olmak önemlidir, dayanιklι olmak daha iyi.

4  Abhazya, seni tanιmayanlar henüz yaşamadι.

5  Abhazya, bir evladιn olmak istiyorum.

6  Abhazya, Tanrι seni kalbine gömmüş olmalι.

7  Abhazya, gün ağarιrken kιzιllaşan dağlarιn, hayatιn kanιdιr.

8  Abhazya, Karadenizde güneşin batιşι, mehtabιn doğuşudur.

9  Abhazya, ne zaman halkιn sesini duyacaksιn?

10  Abhazya, tabiat kalplerin dokturudur.

11  Abhazya, yeni yιl, tarihin bir saniyesidir.

12  Abhazya, halkιn, yorgun ve bitkin.

13  Abhazya, kalbin kιvιlcιmι yanmaya başlιyor.

14  Abhazya, sevgin sonsuz olmalι.

15  Abhazya, gecenin karanlιğιnda tüm kediler külrengidir.

16  Abhazya, toprağι ilk kim işlemege başlayacak.

17  Abhazya, para, yeteri kadar olmayan bir nesnedir.

18  Abhazya, bir At, bir arabadan daha iyidir, çünkü benzine ihtiyacι yok.

19  Abhazya, ülken kιş uykusunda, uyandιracak bir güneşe ihtiyacι var.

20  Abhazya, turist, hoşgelen, ödeyen bir misafirdir.

21  Abhazya, ülkendeki arιlar en çalιşkanlarιdιr.

22  Abhazya, hayata üşüyorum.

23  Abhazya, hayatιn kadehi henüz senin yanιndan geçmedi.

24  Abhazya, tüm bunlarι yaratan hayatιn tanrιsιnι dinle.

25  Abhazya, iş zenginleştirir.

26  Abhazya, işşizlik, çocuksuz bir aileye benzer.

27  Abhazya, alkol, ruhun cehennemidir.

28  Abhazya, sadece meyvalarιn halkι beslemeye yeter.

29  Abhazya, dünya ayaklarιnιn önünde yatιyor.

30  Abhazya, senin yoksulluğun, düşmanlarιnιn rιzkιdιr.

31  Abhazya, neden beni hayatιmιn en acι saatlerinde yalnιz bιraktιn.

32  Abhazya, halkιnιn kalkmasιna yardιm et.

33  Abhazya, seni kim seviyor, canιm ülkem.

34  Abhazya, memnuniyetle evlenirim seninle, lakin, milyonlarca insanla paylaşmam gerekir seni.

35  Abhazya, sen hayatιmιn sinirlerisin.

36  Abhazya, hayatιn ruhu senin içinde.

37  Abhazya, dünya bir günde inşa edilmedi.

38  Abhazya, halkιn seni seviyor.

39  Abhazya, politikacιlarιnda sadece bir insan.

40  Abhazya, evlatlarιna bir yaşam şansι ver.

41  Abhazya, yemek, dostlarιn olduğu yerde yenir.

42  Abhazya, kιzlarιnιzι saklamayιn, çünkü onlar hayatιn çiçekleridir.

43  Abhazya, ablukanιn diğer tarafιndada dostlar var.

44  Abhazya, ressam ve sanatçιlar sadece bir anι tutarlar, sizin önünüzde tüm bir yaşam var.

45  Abhazya, şarkιn, meleklerin şarkιsι.

46  Abhazya, minibüslerin salyangozlardan daha hιzlι.

47  Abhazya, kötülüğünü isteyen daima yanιndakidir.

48  Abhazya, para yol üstünde yatιyor, sadece eğilmek gerekir.

49  Abhazya, tabiat, kanunlarιnι bize önveriyor.

50  Abhazya, hayat treni henüz gitmedi.

51  Abhazya, erkeklerin daha büyük görevler için varlar.

52  Abhazya, şairlerin senin dilini unutmadι.

53  Abhazya, sesini dünyaya karşι yükselt.

54  Abhazya, sesin, Kanun olmalι.

55  Abhazya, nerede seni takdir eden ve yücelten insanlar.

56  Abhazya, ruhun, insanlιğιn özüdür.

57  Abhazya, herkes senin güzelliğini yaşayabilmeli.

58  Abhazya, yapιlacaklardan konuşmayalιm, hemen başlayalιm çalιşmaya.

59  Abhazya, sen hayatιn ve insanlιğιn ruhusun.

60  Abhazya, tabiatιn, kalplerι açsιn.

61  Abhazya, Karadenizin kιyιsιndaki ülke.

62  Abhazya, dağlarιn ve vadilerin ülkesi.

63  Abhazya, bal ve süt akan ülke.

64  Abhazya, nehirlerin tabiatιn can damarι.

65  Abhazya, bereketliliğin sιnιr tanιmιyor.

66  Abhazya, nehirlerin Altιn Post kadar saf.

67  Abhazya, paylaşmadan önce hasat etmek gerekir.

68  Abhazya, hayat ile yaşamayι öğren.

69  Abhazya, şarabιn, hayatιn yaşam suyu.

70  Abhazya, pesimizmin ülkesi.

71  Abhazya, seslenmeni duydum.

72  Abhazya, seslenmene kim cevap verdi?

73  Abhazya, hayat bugün başlιyor, yarιn değil.

74  Abhazya, ah benim Abhazyam, insan seni sevebilmeli.

75  Abhazya, pιnarlarιn ruhun kadar saf.

76  Abhazya, yeni misafirlerine iyi bak.

77  Abhazya, araba sürücülerin şeytanιn arkadaşlarι.

78  Abhazya, şarabιn zevkine bak ama, akιllιca iç.

79  Abhazya, sahillerinde dünyadaki insanlardan daha çok taş var.

80  Abhazya, ülken, rahatlιk için yaratιlmιş.

81  Abhazya, ahalinin kökeni asil kandan.

82  Abhazya, yaşlιlarιnιn yaşιna dikkat et.

83  Abhazya, bir çocuğun doğumu, tarlada tohumun yeşermesi gibidir.

84  Abhazya, köpeklerin, dostu ve düşmanι tanιyor.

85  Abhazya, otobüslerin sadece insan ve hayvan değil, yenilikler de taşιyor.

86  Abhazya, diasporadaki evlatlarιn ülkelerine sahiplensinler.

87  Abhazya, zamanιn işaretleri senin için iyi.

88  Abhazya, senin lisanιn cennetin övgü şarkιsι.

89  Abhazya, evlatlarιnιn güçlü bir devlete ihtiyacι var.

90  Abhazya, ömrün, evlatlarιnιn ömrü kadar.

91  Abhazya, damadιnι tetkik ettikten sonra evlen.

92  Abhazya, devletin doğuşu yaklaşιyor.

93  Abhazya, mandalinalarιn cennet nektarι gibi tatlι.

94  Abhazya, lisanιnι unutma, çünkü o dedelerinin mirasι.

95  Abhazya, çok kişiler seni seviyor, lakin çok az kişiler beğeniyor.

96  Abhazya, tanrι evini buraya kurmuş bile.

97  Abhazya, kιzlarιn, cennetin melekleri.

98  Abhazya, beceriksizliğin, yuvarlanmasι gereken bir taş.

99  Abhazya, davarlarιn, sokaklarιn polisi.

100  Abhazya, dilin, acιka kadar acι.

101  Abhazya, saatlerin 1992 den beri durdu.

102  Abhazya, sadece birlikte  kuvvetliyiz.

103  Abhazya, ülken, cennetin yağmuruna ihtiyaç duyuyor.

104  Abhazya, suyun, yaşamιn ve verimliliğin pιnarι.

105  Abhazya, geleceğin, geçmişte.

106  Abhazya, tabiatιn, paha biçilmez.

107  Abhazya, yokluktaki dostlarιnι hatιrla.

108  Abhazya, düşmanlarιnι unutma, zira onlar geleceğin dostlarι olabilirler.

109  Abhazya, insan düşmanιnι sözle yener, silahla değil.

110  Abhazya, eldeki silah ancak onu taşιyan kişi kadar kuvvetlidir.

111  Abhazya, barιşιn şarkιsιnι dinle.

112  Abhazya, insan barιş için mücadele etmeli.

113  Abhazya, barιş, öğrenilmesi gereken bir kelime.

114  Abhazya, barιşι korumak, savaşmaktan daha zor.

115  Abhazya, bir Kιş dahi, beklenmedik bir anda gelebilir.

116  Abhazya, İlkbahar, Yaz´ιn başlagιcιdιr.

117  Abhazya, dakik ve temiz olmak bir özelliktir.

118  Abhazya, İlkbahar, ekim zamanιdιr.

119  Abhazya, Yaz, duygu zamanιdιr.

120  Abhazya, Sonbahar, hasat zamanιdιr.

121  Abhazya, Kιş, düşünme zamanιdιr.

122  Abhazya, Bilge´lerini ve onlarιn hayat tecrübelerini düşün.

123  Abhazya, Cehennemi unut, Cennet seni bekliyor.

124  Abhazya, Batι´dan gelen herşey, illaki iyi değil.

125  Abhazya, sokaklarιnι temizle, çünkü bir misafir düşebilir.

126  Abhazya, ağaçlarιn, evlatlarιnιn ciğerleri.

127  Abhazya, sana aşιk oldum.

128  Abhazya, ιrmaklarιn, yιldιzlι bir gece kadar berrak.

129  Abhazya, kahramanlarιnιn adlarι hiç unutulmayacak.

130  Abhazya, hepimiz birer kahramanιz, kendi çapιmιzda.

131  Abhazya, sen, dünya birliği ülkelerinin yιldιzιsιn.

132  Abhazya, azizler sana yürüyerek geliyorlar.

133  Abhazya, kültürünü unutma, zira o, senin düşünebildiğinden daha eski.

134  Abhazya, her ülkenin kültüre ve sanatçιlara ihtiyacι var.

135  Abhazya, sanatçιlarιn, gökyüzünün eksik yιldιzlarι.

136  Abhazya, sanatçιlar bir ülkenin dilidir.

137  Abhazya, kültür, yaşamιn bir ifadesidir.

138  Abhazya, kültürsüz bir hayat yavandιr.

139  Abhazya, Kafkasyanιn dağlarι seni koruyor.

140  Abhazya, ne zaman yürümeyi öğreneceksin.

141  Abhazya, deniz, balιkçιlarιn zenginliğidir.

142  Abhazya, uyan, Gelecek yakιn.

143  Abhazya, Tanrι seni iyi ve kötü günlerde kolluyor.

144  Abhazya, sen, dünyadaki cennetsin.

145  Abhazya, ganimetlerini tüm dünya ile paylaş, ve sadece dostlarιn olacak.

146  Abhazya, çocuklarιnιn ve gençlerinin eğitimini unutma, zira onlar senin geleceğini etkileyecekler.

147  Abhazya, benim Abhazyam, tohum yeşeriyor.

148  Abhazya, tüm saatler aynι istikamete yürüyor.

149  Abhazya, dünya seni ve evlatlarιnι bekliyor.

150  Abhazya, arzularιn bir rüya olarak kalmasιn.

 

Yıldırım: “Biz olduğumuz, bir olduğumuz müddetçe güçlüyüz”

Alan Kültür ve Yardım Vakfı

Alan Kültür ve Yardım Vakfı ; 2009 yılında kuruluşunun 20. yılını kutladı. Vakıf başkanı Remzi Yıldırım ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

 Jıneps: Nice 20 yıllara diyerek başlayalım.

Remzi Yıldırım: Alan Kültür ve Yardım Vakfı, kuruluşunun 20. Yılını 17 Ekim 2009 tarihinde Sophia Çengelköy’de görkemli bir şekilde kutladı. Kardeş dernek ve vakıf temsilcilerinin de katıldığı geceye Osetya’dan gelen 6 sanatçı renk kattı. Gecenin bir başka özelliği de Oset şair, ressam ve düşünürü Hetaggatı Kosta’nın doğumunun 150. yılına denk düşmesiydi.

-Osetler’in Türkiye’deki yaşamı nasıl başladı?

-Osetler, Türkiye’de yaşayan Kuzey Kafkas Halkları arasında en az nüfusa sahip kesimi oluşturmaktadırlar. Bugün Türkiye’de yaşayan Osetler’in sayısının 20 bin olduğunu söyleyebiliriz. 1859 da Osmanlı topraklarına aileler bazında başlayan göç, 1865 yılında kitlesel göçle devam etti. Özellikle göç diyoruz çünkü Osetler’in topraklarını değiştirmelerinin nedeni sürgün değildi. Dini nedenler, feodalite, Batı Kafkasya’daki sürgün ve özellikle Çeçenler’in sürgünü Osetler’i göçe teşvik etmiştir. General Musa Kunduk Paşa (Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Dışişleri Bakanı Bekir Sami Kunduk’un babası) bu göçte önemli bir rol oynamıştır. Göç eden aileler Kars, Erzurum, Muş, Van, K.Maraş, Kayseri, Tokat, Sivas, Yozgat gibi geniş bir alana dağılmış veya dağıtılmışlardır. Kars’ta yerleşen aileler 1923 yıllarına kadar Kafkasya ile ilişkilerini zor da olsa sürdürmüşler, karşılıklı evlilikler yapmışlardır. Bu dönemlerde de göçler hatta geri dönüşler olmuştur. Ancak Anadolu içlerine yerleşenlerin ilişkileri 1865 te son bulmuştur.

Osetler de, Anadolu’da Kuzey Kafkasyalılara verilen ortak ad “Çerkes”i benimsemişler, kendi dillerinde kendilerini İron-Dıguron diye ifade etseler de dışarıya karşı kendilerini Çerkes olarak tanıtmışlardır. Tüm Kuzey Kafkas halklarıyla kardeşçesine yaşamışlardır. Yaşamaya da devam etmektedirler. Bulundukları şehirlerdeki Kafkas kültür derneklerine üye olmakta, dernek faaliyetlerine katılmaktadırlar.

-Vakfın kuruluş aşamasını anlatır mısınız? Nasıl karar alındı? Gerekçeler neydi?

-Alan Kültür ve Yardım Vakfı iki yıllık bir çalışma sonucunda 1989 yılında kuruldu. Bu süreç aynı zamanda Sovyetler Birliği’nin dağılması, Güney Osetya ve Abhazya’da bağımsızlık mücadelesinin başlaması, Kafkas derneklerinde ayrışmasının topluca yaşandığı bir zaman dilimidir. Ancak vakfın kuruluşunu etkileyen nedenler kesinlikle bu süreç olmadı. Osetler’in coğrafi olarak parçalanıp bölündükleri, sayılarının gün geçtikçe azaldığı bir ortamda varlıklarını devam ettirebilmeleri mümkün değildi. Bu nedenle dernekleşme yoluyla ayrışmaya gidilmeyip o günkü koşullarda Oset kültürünün yaşatılması amacıyla vakıf kurulması en uygun yol olarak kabul edildi. Bundan önce 1960 ve 1970 yıllarında da benzer adımlar atılmış, ancak iyi niyetle ve güzel duygularla başlayan bu çalışmalar maalesef kurumsal bir yapıya dönüşemeden sonlanmıştı.

Osetler’in  Anadolu’ya topluca ayak basmalarının üzerinden 124 yıl geçtikten sonra kurdukları ilk ve tek resmi kurumları “ALAN KÜLTÜR VE YARDIM VAKFI” dır. Onun için Vakıf bizimgözbebeğimizdir. Kuruluşundan sonra Ankara ve İzmir’de şubeler açılmıştır. Ancak daha sonraki yıllarda bu şubeler kapatılmıştır. Bu günkü gelinen noktada İzmir ve Ankara’da yeni bir oluşumun başlatılması gerekliliğine inanmaktayız.

-Kuruluştan bugüne geçen sürede yapılan çalışmaları özetler misiniz? Amaca ulaşıldığını düşündüğünüz çalışmalar ve henüz yeterli aşama kaydedilemeyen çalışmalar hangileridir?

-Alan Kültür ve Yardım Vakfının misyonu, Oset kültürünü ve kimliğini yaşamak ve yaşatmak, toplumumuzun eğitimli ve çağı yakalayan uluslar seviyesinde hayatını sürdürmesi için gerekli alt yapılarının oluşumuna ve ilişkilerine katkı sağlamaktır.

Vakfımızın kuruluşundan bu güne kadar Oset kültürünün yaşatılması ve Oset bilincinin gelişmesi amacıyla, mensuplarımızın sık sık bir araya gelmeleri için birçok kültürel ve sosyal etkinlik düzenlenmiştir. Konferanslar, toplantılar, aylık kahvaltılar, piknik ve kültür gezileri, her yıl düzenlenen “Geleneksel Gece”ler bu çalışmaların birer parçası ve tamamlayıcısı olmuştur. Yardıma muhtaç mensuplarımıza yardımlar yapılmış, başarılı öğrencilerimize burs verilmiştir. İyi ve kötü günlerimizde vakıf mensuplarımızla iletişim içinde olunmuştur. Bu sayede Türkiye’den ve Osetya’dan birçok insan artık birbirlerini tanır olmuşlardır. Dil kursları düzenlenmiştir. Az da olsa Osetler’le ilgili kitaplar yayınlanmıştır. Geçmişte Oset halk dansları çalışmaları yapılmış ve bunun için Osetya’dan uzun süreli dans ve müzik hocaları davet edilmiştir. Bostancı Gösteri Merkezi, Kadıköy Cafer Ağa Spor Salonu , İstanbul Spor Yazarları Salonu başta olmak üzere birçok mekanda gösteriler düzenlenmiştir.

-Kafkasya’da 1989 yılı ile (aynı zamanda Vakfın kuruluş yılı) başlayan bir süreç var. SSCB’nin dağılması, Gürcistan - Güney Osetya çatışmaları, en son 2008 yılı Ağustos ayında Gürcistan’ın işgal girişimi ve sonucunda daha önceden ilan edilmiş bağımsızlığın Rusya tarafından tanınması.. Bu süreçte Vakıf nasıl etkilendi? Neler yapıldı? Osetya ile ilişkiler konusunda bilgi verir misiniz?

-Kuzey ve Güney Osetya ile hep sıcak ilişkiler kurulmuş, karşılıklı ziyaretler yapılmıştır. Bakanlar, yazarlar, üniversite rektörleri, kültür ve sanat elçileri davet edilerek Türkiye’de ağırlanmıştır. Bizler sık sık ziyaretlerde bulunduk. Zor günlerinde hep yanlarında olmaya çalıştık. Oset Halk Hareketi-Stır Nıhas’ın kongrelerine katıldık. Son olarak 2009 Haziran ayında Vladikavkaz’da yapılan Olağanüstü Genel Kurul toplantısında, Osetya sınırlar içinde faaliyet gösteren Oset Halk Hareketi-Stır Nıhas, çalışma alanını Rusya Federasyonu olarak genişletti. Bunun dışında Dünya (Uluslar arası) Oset Halk Hareketi-Stır Nıhas kuruldu. Türkiye’den ben ve Burhan Canpolat,Dünya (Uluslar arası) Oset Halk Hareketi-Stır Nıhas meclis üyeliğine seçildik. Aynı kurumun Yönetim Kurulu üyeliği ve Başkan Yardımcılığa da seçildim.

Vakfın kuruluşunun ilk yıllarında Güney Osetya’da Gürcü vahşeti yaşandı. G. Osetya’nın Gürcistan’la zoraki birliği, ilk olarak Çarlık Rusyası Kafkasya’yı işgal ettiğinde başladı. Çarlık yıkılınca, G. Osetya Gürcistan’ın saldırısına uğradı ve 18 bin Güney Osetyalı hayatını kaybetti; 50 binden fazlası göç etmek zorunda kaldı. 1922’de Stalin, Abhazya gibi G. Osetya’yı da Gürcistan’a dahil etti. Şimdiye dek gelen sorunların da tohumu böylelikle atıldı. 1939 da Gürcü alfabesi dikte edildi, Osetçe yasaklandı. 1980’e kadar adım adım devam eden baskılar, 1989’da zirveye ulaştı ve G. Osetya tekrar Gürcü saldırısına uğradı. Yükselen Gürcü ırkçılığı, 1990’da iktidar koltuğuna oturdu ve G. Osetya’nın özerkliği ortadan kaldırıldı. 1991 yılında G. Osetya Gürcü işgaline uğradı, Osetler binlerce şehit vererek Gürcü kuvvetlerini püskürttü. 1992’de referandum yapıldı ve G. Osetya halkı %98 oranla bağımsızlıktan yana oy kullandı. 2004’te değişen Gürcü iktidarı, yine G. Osetya’ya saldırdı ve işgale yeltendi. Ama Osetler bağımsızlık yolundaki mücadelelerini yılmadan sürdürdüler. Bütün devlet kurumlarını, parlamentolarını oluşturdular. En son 2008 Ağustosunda Gürcüler tekrar G. Osetya’ya saldırarak soykırım harekatını başlattılar. İki bine yakın masum sivil insanı katlettiler. Binlercesi yaralandı ve on binlerce Oset mülteci durumuna düştü. Rusya’nın da devreye girmesiyle Gürcüler Oset topraklarını sonsuza kadar terk ettiler. 1992 yılında bağımsızlığını ilan eden G. Osetya bu gün 4 ülke tarafından tanınmış durumda.

G. Osetya’da savaşın devam ettiği günlerden 9 Ağustos 2008 tarihinde, Beyoğlu’nda Yenişehir Palas salonunda G. Osetya ile ilgili yapılan basın toplantısından sonra toplantıya katılan dernek, komite ve vakıf temsilcilerinin de katılımıyla 9 ağustos günü Kafkas Vakfı’nda toplantı kararı alındı. 9 Ağustos 2008 bizim için önemli bir gündü. Tıpkı Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi’nin kurulduğu gün olduğu gibi tüm Kuzey Kafkas halkları yine tek bir yumruk olmuştu. O gün salona zor sığan dostlarımız, büyük bir coşkuyla yalnız olmadığımızı bir kez daha bize hatırlattılar. Kafkas - Osetya Dayanışma ve İnsani Yardım Komitesi’ninkuruluşu o toplantı sonucu karara bağlanmıştı. Komitede KAFFED ve Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi’ni temsilen birer üye de görev almıştı. Hep arzulanan birlik ve beraberlik ruhu yeniden hayata geçmişti ki doğru olanı da buydu.

Ancak son dönemlerde gözlemlediğimiz, kurumlarımız arasında yaşanan kısır çatışmalar hem o kurumlara, hem de camiamıza büyük zararlar vermektedir. Biz olduğumuz, bir olduğumuz müddetçe güçlüyüz. Parçalanarak asla hedeflerimize varamayız. Kurumlar arası mutlaka diyalog kurulmalı. Birbirimizi dinleyip anlamaya çalışmalıyız. Birileri bir şey söylemeye çalışıyorsa baştan hemen red etmek yerine ne anlatmaya çalıştığını anlamak için kulak vermeliyiz.

-İstanbul’daki diğer Kafkasyalı kurumlarla ilişkiler nasıl yürüyor? Mevcut ilişkileri yeterli görüyor musunuz? Bu konuda önerileriniz var mı? Abhazya ve Güney Osetya’da yaşananları da dikkate alarak bu ilişkileri değerlendirir misiniz?

-Biz Alan Kültür ve Yardım Vakfı olarak birliktelik yolunda bir adım atarak İstanbul’daki dernek ve vakıf temsilcilerini 13 Nisan 2008 Pazar günü Fıccın Restaurant’a davet ettik. İstanbul’da bulunan 18 kurumumuzdan 13’ünün değerli temsilcileri ve Jıneps Gazetesi ile Ajans Kafkas bu çağrımıza olumlu tepki vererek toplantıya katılmışlardı. Toplantıya iştirak eden tüm Kafkas örgütlenmelerinin temsilcileri söz alırken, toplantıya hakim olan fikir İstanbul’un değişik bölgelerinde yer alan Kafkas örgütlenmelerinin artık birbirinden habersiz çalışmalar yerine hep birlikte hareket etmesi gerektiği, bir süre Koordinasyon Kurulu adı ile faaliyet gösteren yapılanmanın yeniden hayata geçirilmesiydi. Toplantı sonucunda aylık olarak bir araya gelinmesi kararı alındı. Birer ay arayla ve Avcılar Kafkas Kültür Derneği’nde toplanıldı. İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nde yapılan toplantıda bu koordinasyonun başkanlığına ben seçildim. Ancak bilemediğimiz (!) nedenlerle son Avcılar Kafkas Kültür Derneği’ndeki toplantıya bazı dernek temsilcileri katılmadılar. Ağustos ayında G. Osetya’da yaşanan olaylar nedeniyle biz de o tarihten sonra bu çalışmayı sürdüremedik. Ancak Kafkas  - Osetya Dayanışma ve İnsani Yardım Komitesi’nin kuruluşunda bu ön toplantıların ve örgütlenmenin yararlarını gördük.

-Oset kültürü ve kimliğini yaşatmak ülkenin demokrasi düzeyi ile doğrudan ilintili. Altın tepside sunulan demokrasinin söz konusu olmadığını yaşayarak öğrendik. Bu belli bir mücadele gerektiriyor. Benzer durumda olan kimliklerin bu anlamda dayanışması konusundaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

-Tüm bu çalışmaların sonuca ulaşması için içinde bulunduğumuz ülkenin demokrasi düzeyinin de mutlaka önemi var. Haklarınızın olmadığı veya var olan haklarınızı kullanamadığınız bir ortamda; temel hak ve özgürlüğünüz olması gereken kültürel değerlerinizi korumak ve yaşatmak ta pek olası değil. Onun içindir ki sadece kültürü yaşatmak diye yola çıkmak yetmiyor. Var olan gerçeklere sırtınızı dönerek bir yere varamazsınız. Ülkenin demokratikleşme mücadelesinde alın teriniz yoksa diğer gayretleriniz hep güdük kalacaktır. Bu konuda bireysel değil toplumsal hareketin içinde bulunmak ve dayanışma kararlılığını sürdürmek esastır diye düşünüyoruz.

-Teşekkür ediyoruz. Son bir sözünüz varsa..

-2010 yılının, tüm dünyada ve ülkemizde özgürlük ve demokraside önemli adımların atıldığı, halkın mutluluktan gülümsediği bir yıl olarak anılmasını diliyorum.

KUTU

Misyonu: Oset kültürünü ve kimliğini yaşamak ve yaşatmak, toplumumuzun eğitimli ve çağı yakalayan uluslar seviyesinde hayatını sürdürmesi için gerekli alt yapılarının oluşumuna ve ilişkilerine katkı sağlamak; Alan Kültür ve Yardım Vakfının misyonudur.

Kaynak: Jineps Gazetesi Sayı:14 01 Ocak 2010

Abhazya Geri Dönüş Komitesi Başkanı Anzor Mukba Abhazya Cumhuriyeti gazetesinden Zaire Tsvijba’nın sorularını yanıtladı.

Kafkas Abhazya Dayanışma Komitesi’nin Türkçeye kazandırıp Ajans Kafkas’a gönderdiği röportajda Mukba diasporadan dönüş süreciyle ilgili ayrıntılı bilgiler verdi.

Repatriant (anavatanına geri dönen) kimdir? Geri Dönüş Komitesi yardımıyla Abhazya Cumhuriyetinin vatandaşlığını kimler alabilir?

1998 yılında Abhazya Cumhuriyeti Parlamentosu tarafından anayasaya yeni bir kanun eklendi - “Geriye Dönüş Yasası” Bu yasaya göre Abhaz (Abaza) kökenli olan, Rus-Kafkas savaşında, Rusya-Türkiye savaşında ya da 19. yüzyılda herhangi bir değişik olaylardan sonra ana vatanını terk etmek zorunda kalanlara ‘Repatriant’ denir. Bu insanların çocukları ve torunları dünyanın birçok ülkelerinde yaşıyorlar. Tüm Repatriantların, Abhazya Cumhuriyetinin vatandaşı olma ve Abhazya’da yaşama hakkı bulunuyor.

Bildiğiniz gibi 19 yüzyılda Adıge halkları de Osmanlı İmparatorluğuna sürgüne gönderildi. Onlar bizim kan kardeşlerimizdir. Onların içinden birçok kişi Kafkasya’ya, özellikle Abhazya’ya dönmek istiyorlar. Neden onlara Abhazya vatandaşlığı verilmesin?

Haklısınız, Adigeler bizim kan kardeşlerimizdir, onlarla ortak köklerimiz var, tarihi kaderimiz de aynı. Ancak, bir insan sadece kendi tarihi anavatanında ‘repatriant’ olabilir.

Peki Ubıhlar? Bildiğiniz gibi Ubıhya adli ülke çoktan haritalardan silindi. Onlar Kafkasya’ya geri dönmek istedikleri zaman nereye yerleşmeli?

Ubıhların sorunu- özel bir sorun dur. Maalesef Ubıhlar bu günlerde toplu halde yaşamıyorlar, ancak belli yerlerde ayrı yaşayan ve eski gururlu milleti temsil eden bir kaç aileler ile karşılıyoruz. Ubıhların ülkesi yeniden kurulamaz. Ubıhların sorunu, eski ve gururlu milletin yeryüzünden silinmesi ve sürgüne gönderilmesi 19. yüzyılın en dehşet verici olaylarından biridir. Bu olay, sürgüne sebep olan 19. yüzyıl imparatorluğunun üzerinde kara ve utandırıcı bir iz olarak kalacaktır.

Birçok Ubıh kökenli insan tanıyorum - hepsi değerli insanlardır. Kafkasya’nın herhangi bir ülkesine dönmek isteyen Ubıhlar için hiç bir engel olmamalıdır. 21. yüzyıl insanının düşünceleri 19. yüzyılın insanının düşüncelerinden farklı olmalıdır diye düşünüyorum. Biz Ubıhları kabul ediyoruz ve Ubıhlara verdiğimiz pasaportlarda millet ismini ‘Ubıh’ diye yazıyoruz. Amacımız Ubıhların varlıklarını korumak.

Son iki senede Diaspora insanları için Abhazya’ya giriş-çıkışlar kolaylaştı. Bu kolaylıkların geri dönüş hareketine herhangi bir katkısı oldu mu?

Son iki sene içersinde Türkiye’den, Suriye’den ve Ürdün’den yaklaşık 300 kişi karşıladık. 2000den fazla Kuzey Kafkasya’dan gelen Abazin, Abhazya vatandaşı oldular ve Abhazya’ya yerleşiyorlar. Onlarca kişi Eski Acaristan otonomisinde bulunan muhacirler, Abhazya’ya gelip yerleştiler.

Rusya Federasyonu, Abhazya Cumhuriyetinin bağımsızlığını tanıdıktan sonra Abhazya’ya yurt dışından gelip yerleşmek isteyen Diaspora insanlarının sayısı arttı. Abhazya Diasporası uzun zamandır beklediğimiz Abhazya’nın bağımsızlığını sevinçle karşıladılar. Diaspora, Rus milletine ve Rus hükümetine, tarihi Ana-Vatanı’nın özgürlüğünü ve bağımsızlığını tanıdığı için teşekkür ediyor.

Diasporamızın çoğunluğu diyor ki: ‘Bizim atalarımız Kafkas savaşında özgürlük ve bağımsızlık için savaşıyorlardı, ama Rusya imparatorluğu bizi kendi vatanımızdan sürgün etti. Ancak yeni Rusya farklıdır,- yeni Rusya kardeşlerimize ‘yardım eli’ uzattı. Bundan sonra Rusya’ya karşı duygularımız değişecektir, geçmişteki olayları unutmaya çalışacağız. Rusya’ya güveniyoruz. Bundan sonra Abhazya’nın güvende olacağına ve her geçen gün daha da gelişeceğine inanıyoruz’.

Tarihi Ana-Vatanına geri dönmek isteyenler hangi ülkelerden geliyorlar? Bu soruya ayrıntılı yanıt almak isterdim.

Kısa bir zaman önce Abhazya’ya ailelerle yerleşmek isteyen ve yerleşmek için olanakları öğrenmek için Ürdün’de yaşayan Abhaz Diasporasından bir grup geldi. Bu kardeşlerimiz Abhazya’nın her yerini gezdiler, Abhazya’nın tabiatına ve insanların sıcaklığına çok şaşırdılar, beklediklerinden daha da güzeldi. Onlara Oçamçıra bölgesindeki arsaları teklif ettik ve onların hoşlarına gitmiş. Doğrusunu söylemek gerekirse, bu arsaları onlara ücretsiz vereceğimizi öğrenince çok şaşırdılar. Ve dedilerdi: ‘Bize ücretsiz arsaları veriyorsanız biz kendi olanaklarımızla evleri inşa edeceğiz ve Abhazya’nın imalat sektörüne yatırımda bulunacağız’.

Suriye’den de bir grup kardeşlerimiz de geldiler, onlara da arsaları teklif ettik.

Kafkas Abhazya Dayanışma Komitesi Ahaldaba köyünde yerleşim konusunda güzel teklifte bulundu.

Yazın Türkiye’den bir grup kardeşlerimiz geldi ve Kındık köyündeki boş arsaları gezdiler. Oçamçira bölgesinin ve Kındık köyün idaresiyle bu arsaları kardeşlerimize vermeye anlaştık. Bu yerde Türkiye’den gelen Diasporalı kardeşlerimiz bir kasaba inşa etmeye planlıyorlar. Yaklaşık 100 aile o bölgede eve sahip olacak.

Trabzon-Suhum arasında gemi seferleri düzelirse daha çok kardeşlerimiz Abhazya’yı ziyaret ederler, bazıları yerleşmek için, bazıları turistik gezi amacıyla ve diğerleri de iş ve yatırım amacıyla gelirler.

Geriye Dönenleri karşılamaya ne kadar hazırsınız? İş bulma ve evlere yerleştirme sorularını nasıl çözüyorsunuz?

2008 yılın sonunda Sohum’da, Eşba caddesinde tamir ettiğimiz apartmanda 44 aile daire sahibi oldu. Bu sene de 9 katli 54 dairelik evin inşaatını bitirdik. Bu günlerde bu daireleri de hazırladık, daireleri alanların çoğu Türkiye’den gelen repatriantlardır. Başka apartmanlar de inşa edeceğiz. Bu evleri maddi durumları zayıf olan repatriantlara veriyoruz. Maddi durumları iyi olan repatriantlara hemen bir kaç dönüm arsa veriyoruz, tabii ki ücretsiz. Verdiğimiz arsalarda repatriantlar kendi evleri inşa edebilirler.

Abhazya’ya yerleşmeye karar verenler bize önceden haber vermeli ve davetiyemizi beklemeliler. (Bu sadece maddi durumu zayıf olanlar, ve kendi gücüyle evi satın alamayanlar içindir). Bize internet üzerinden, e-mail den (This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.) ya da İstanbul’da bulunan Abhazya Tam Yetkilli Temsilcisinin yardımıyla ulaşabilirsiniz. Temsilcimizle sürekli ilişki halindeyiz. Repatriantları onun vizesiyle ve izni ile karşılıyoruz. Bizim için habersiz yapılan göç, kardeşlerimizin yerleştirilmesi konusunda ekstra sorun yaratıyor. Bunun için önce davet karşılığında gelen kişilere yardım edeceğiz.

Bildiğim kadar Diasporada söylentilere göre, maddi durumlara bakmadan Abhazya herkese ücretsiz ev veya daire vermeye mecbur dur.

Bu yanlış bir düşüncedir. Abhazya hiç kimseye yardım etmeye mecbur değildir- Abhazya’ya yardım etmeye mecbur olan biziz. Herkese konut verilecektir, diyen yasamız yoktur. Allaha şükür ki Diasporamızın yaşadığı ülkelerde savaş yok ve onları oradan kimse sınır dışı etmiyor. Diasporamız mülteci konumunda değildir! Kardeşlerimizin yaşadığı ülkelerde belli bir sermayeleri vardır. Abhazya’ya yerleşmeden önce, kardeşlerimiz bu ciddi adımı atmaya hazır olmalılar. Herkese ücretsiz anahtar teslimi ev verme olanağımız yok. Buna benzer olaylar dünyanın hiçbir ülkesinde yapılmıyor, İsrail gibi zengin ülkede bile. Şimdilik gayrimenkul yardımını sadece maddi durumu zayıf olan repatriantlara yapıyoruz. Tabi ki diğer repatriantlara da yardım ediyoruz. Bu yardım danışmanlık ve bilgilendirme alanlarındadır.

Biz savaştan çıktık, çok sorunlarımız var, biz Diasporamızdan ve Abhazya’ya yerleşmeye gelenlerden yardım ve destek bekliyoruz. Anavatanına, Apsnıya yardım etmenin repatriantların borcu olduğunu düşünüyoruz.

Demek ki Diaspora temsilcilere hiç bir maddi destek vermiyorsunuz.

Anayasanın ‘repatriantlar’ yasasına göre, geriye dönenler Abhazya vatandaşı olma hakkı kazanıyorlar. Abhazya vatandaşlığı onlara kendi milletini ve tarihi sülalesini korumaya ve Abhaz pasaportu almaya olanaklarını sunuyor. Abhazya’da yaşamak isteyen yabancı ülke vatandaşları Abhazya vatandaşı olmak için senelerce beklemek zorunda, ama Diasporadan gelen kardeşlerimiz birkaç gün içerisinde Abhazya vatandaşı olabiliyorlar. Bu bir maddi destek değilmidir? Geri dönenlerden herkes kayıt işlemleri yaptıktan sonra 5 yıl boyunca repatriant statüsü taşıyor. Maddi durumu zayıf olanların yerleşmesi için maddi yardım sunuyoruz. Anadilini bilmeyenler için bedava Abhazca dil kurslarımız var. Abhazya Devlet Üniversitesi, gençlere bedelsiz eğitim olanakları sunuyor. Geriye Dönüş Komitesinin fonu repatriant çocuklarının anaokulu ve okul masraflarını karşılıyor. Repatrıantların çocuğu doğduğunda ya da repatriantlar evlendiğinde maddi yardim yapıyoruz. Kardeşlerimizden biri hastalandığı zaman, elimizden geldiği kadar hastane masrafları karşılıyoruz. Yani yaptığımız maddi destek az değildir.

Geriye Dönüş Komitesi’nin satın aldığı arsaları ve inşa ettiği apartmanların masraflarını kim karşılıyor?

Abhazya’da çalışan herkesin maaşından % 2 Geri Dönüş Komitesinin Fonunda birikiyor. Bu halkın parasıdır.

Peki herhangi bağımsız bir kişi Fonunuza finansal katkıda bulunabilir mi?

Evet. İsteyen herkes, Diaspora temsilcileri dahil Fonumuza maddi katkıda bulunabilir. Ama maalesef, bu güne kadar çok az kişi bağımsız olarak maddi katkıda bulundu.

Uzun zamandan beridir Dünya Abhaz Fonu açmaya gerek duyuyoruz. Bunun oluşturulması gereklidir.

Son zamanlarda Geriye Dönüş Devlet Programı oluşturmasının geciktiği konuşuluyor. Bu gereken bir programdır ve olacak bir şeydir, ancak anlamamız gereken şu ki, bu programı gerçekleştirmek için ciddi paraya gereksinimimiz var. Maalesef Devletimizin bu günlerde bu programı gerçekleştirmesi için olanakları yok. Ama söylemem gereken şu ki, Abhazya Cumhuriyeti Hükümeti geriye dönüş sorunlarının Abhazya için en stratejik ve önemli sorulardan biri olduğunu düşünüyor ve yapabildiği kadar yardım ediyor.

Bir İnsanın Repatriant olup olmadığını nasıl çıkartıyorsunuz? Türkiye’nin yada Arap ülkelerinin pasaportlarında vatandaşın ‘milleti’ yazılmıyor.

Kayıtın başında her biriyle teke-tek görüşüyoruz. Birinden şüphelendiğimiz zaman sürekli temasta olduğumuz İstanbul’daki Kafkas Abhazya Dayanışma Komitesinden o kişi hakkında bilgi alıyoruz.

Eski repatriantlardan veya Kültür Derneklerinden bilgi alıyoruz. Ancak toplu göçlerde hatalarımız olabiliyor.

Bu tarz problemlerle 2007 Uluslararası Abhaz-Abazın Birliği Kongresinde ve 15.ci zafer günümüzde karşılaştık. Bir kaç gün içerisinde birkaç yüz kişiyi kontrol etmek çok zordur. Bence bu tür işlemlere son vermeliyiz. Dünyanın hiç bir ülkesinde yabancı vatandaşlarına bir kaç günde pasaport verilmiyor, biz de istisna olmamalıyız, diye düşünüyorum. Muhacir kardeşlerimiz Abhazya’ya geldikleri zaman vatandaşlık için başvuru yapsın ve bir sonraki gelişte pasaportunu alsınlar. Bu şekilde olursa her kişiyi kontrol etme şansımız olacaktır. Bu konuda hata yapmamak için yakın zaman içerisinde bir çalışma uygulayacağız: Abhazya’ya yerleşmek isteyen kişiden yaşadığı yerde olan Abhaz (abaza) derneğinden, o kişinin Abhaz (Abaza) olduğunu ispatlayan belge isteyeceğiz. Bir de Abhazya’ya göç edenlerin kanun kaçağı olup olmadığını kontrol etmeye planlıyoruz. Demek istediğim, Diaspora üyesi yaşadığı ülkede kanunla problemi varsa Abhazya’ya yerleşmek istediğinde engel olmaya çalışacağız. Bu sorun üzerinde de çalışıyoruz.

Türkiye’de yaşayan Abhazların sayısı hakkında değişik söylentiler vardır, 200, 500, 700 bin kişi. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Maalesef Türkiye’deki Abhazları hiç bir zaman saymadılar. Türkiye’de etnik azınlıkları hiç bir zaman ayrı saymıyorlardı.

Şüphesiz, Türkiye’de yaşayan Abhazların sayısı Abhazya’da yaşayan Abhazlarin sayısından daha fazladır, ama eminim ki, fark bir kaç kat değildir.

Demek ki yurtdışında yaşayan Abhazların sayısı, Abhazya’da yaşayanlardan daha fazladır. Kalabalık göç beklenmiyor. Bunun için hiç bir sinyal görmüyoruz. Abhazların bir kısmı göç etse bile, çoğunluğu yaşadıkları yerlerde kalacaktır. Onlar nasıl bir katkıda, yardımda bulunabilirler, sizin önerileriniz nelerdir?

Abhazya bağımsız ülke olarak ilk adımları atıyor. Olan sorunları çözmek için hepimizden maksimum katkı bekleniyor. Bu yüzden Diasporadaki kardeşlerimizin yardımına gereksinimimiz var. Abhazya’nın hepimizin vatanı olduğunu anlamalıyız, dünyadaki tüm Abhazların ateşidir. Ateşin sönmemesi için ve hepimizin ısıtılması için desteğe gereksinim var. Rusya Federasyonu sayesinde bugünlerde Abhazya’da yeni savaş başlama korkusu ortadan kalktı. Barış içerisinde Demokratik Sosyal Devletimizi geliştirme şansımız oldu. Gürcistan ve Abhazya arasındaki savaş ve Ekonomik ambargo Abhazya’nın gelişmesine engel oluşturuyordu. Savaş onlarca milyon ABD doları zarar getirdi. Yardımlaşarak her şeyi düzeltmeye ve geliştirmeye mecburuz. Bu nedenle ilk başta diasporamızdaki iş adamlarına sesleniyoruz, Abhazya Devletinin güçlendirilmesinde, ekonomik ve sosyal gelişiminde katkılarınızın olmasını isteriz. Çok önceden sözlerden çıkarak harekete geçmeliydik. İş adamlarının sayesinde yeni iş yerleri açılırsa, diğer diaspora yaşayanları için Abhazya’ya geri dönmeleri daha da kolay olur. Birleşmek için tarihi bir şansımız var ve bu şansı kaybetmemeliyiz.

Yurt dışındaki Diasporamızın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Ayrı bir millet olarak kendi kimliğini koruyabilecekler mi?

Maalesef, Diasporanın geleceği hakkında düşündüğüm zaman üzülüyorum. Bu konu bana acı veriyor ama yaşananlar durumu anlatıyor. Bir milleti ulus olarak korumak istiyorsanız, o ulusun dilini korumalısınız. Dil yoksa ulus da yok! Türkiye’de ve Diasporanın yaşadığı diğer ülkelerde azınlıkların anadili korumaları çok zordur. Ürdün’deki Abhazlar anadilini kaybetmişler: Arapça ya da Çerkesce konuşuyorlar. Suriye’de durum hemen, hemen aynı, ana dilinde konuşan sayısı yok denecek kadar az. Türkiye’de durum biraz daha iyi: Yaşlı ve Orta nesil ana dilini koruyabildiler, ancak sorun olan şudur ki, gençler anadillerini konuşmuyorlar.

Size göre, Kardeşlerimiz yaşadığı Ülkelerde anadilleri öğrenmek ve korumak için olanak ve ortam yaratılabilirler mi?

Bulundukları ülkeler olanakları ve ortamları yaratmaya gerek duymuyorlar ve kimsenin bunu talep etme hakkı yoktur. ‘Anadilinizi korumak istiyorsanız, konuşun. ’ derler ‘engel olan mı var’ derler. Türkiye’de yabancı dili konuşmak ve o dilde şarkıları söylemek çoktan serbest. Azınlıklara kültür merkezlerde anadili öğretmek serbesttir. Milli Folklor ekipleri düzenlemeye hakları var. Diasporamızın de ekipleri vardır. O ekipler değişik şenliklere, festivallere ve gösterilere çıkıyorlar. Bu konuda Diasporamız için hiç bir engel yok.

Ama buna rağmen bu her şey dili ve kültürü korumak ve geliştirmek için yeterli değildir. Ana dilde devlet dili statüsü ancak devlet dili olarak kullandığı ülkede olabilir. Bu sadece Abhazya’da mümkündür. Türkiye’deki büyüklerimiz zamanla Türkiye’de Abhaz Dilinin kaybolabileceğini anlıyorlar. Elbette çoğu çok üzülüyor, acı veriyor. Yapacak bir şey olmadığını anlıyorlar. Sonunda bu duruma razı oldukları görünüyor. Ancak sevindiren şudur ki gençler Abhaz dilini öğrenme ve Abhazya’ya göç etme konusunda ilgili görünüyorlar. Bu da bizi sevindiriyor.

İstanbul Kafkas–Abhazya Dayanışma Komitesi’nin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kimilerine göre komitede bir reforma gidilmeli, kimileri ise savasın artık bittiğini ve bu yüzden de komitenin fesih edilmesinin gerekliliğinden söz ettiğini biliyoruz.

Reformlar, zamanın getirdiği zorunluluklardandır, her alanda gerekirler. Bilindiği gibi Kafkas Abhaz Dayanışma Komitesi halkımızın en zor döneminde, Gürcü-Abhaz savası zamanında Diasporamız tarafından kurulmuştur. Abhazya’nın Kurtuluş Savaşında kurulan Dayanışma Komitesi bu süreçte Abhazya‘nın bağımsızlık ve tanınma mücadelesine, büyük katkı sağlamıştır. Evet! savaş bitmiştir ve ekonomik ambargo kalkmıştır. Abhazya Cumhuriyeti Rusya Federasyonu ve birkaç ülke tarafından bağımsız olarak tanındı. Lakin Abhazya‘nın ve Abhaz halkının sorunları bununla sınırlı değildir. Dayanışma Komitesi bugünde, bağımsız bir devlet olarak kalkınmaya çalışan Abhazya‘ya yardımlarına devam ediyor.

Dayanışma Komitesi‘nin feshedilmesi ise akılcı bir düşünce değildir. O, bugünde, yarında, Abhazya ve Abhaz Diasporası için gerekli bir kuruluştur. Bu benim düşüncemdir. Çalışmalarını daha aktif hale getirmek ise, o ayrı bir sorudur.

Peki, orta ve yaşlı nesil Abhazya’da yaşamayı istemiyorlar mı? Dönmeyi düşünmüyorlar mı?

Biliyorum ki, bazıları Abhazya’ya yerleşmeye düşünüyorlar. Ancak düşünmek ve hareket etmek arasında büyük fark vardır. Maalesef aktif hareketlenme göremiyoruz. Geriye dönüş sorunu çok zor bir sorundur. Bir yeri bırakıp ve başka bir yere (ana vatanına da olsa) taşınıp yerleşmenin kolay olmadığını biliyoruz. Bu bir kahramanlıktır. Ama bildiğimiz gibi herkes kahraman olamıyor. Tabii ki bu sorun sadece kahramanlıkla ilgili değil, bir sürü global nedenleri de vardır.

Şimdi Türkiye’de yaşayan Abhazlar göçmenlerin beşinci ya da altıncı nesildir. Onlar Türkiye’yi, doğdukları, büyüdükleri, aile oluşturdukları, işe ve bir işe başladıkları, arkadaşları, akrabaları, evleri ve geniş arsaları oldukları ülke olarak görüyorlar. Kısaca kendileri için iyi yaşamları bulunuyor. Türkiye onların için, sürgüne uğrayan atalarına kapılarını açan ve yardım eden ülkedir. Binlerce Abhaz, Türkiye Cumhuriyeti için yaşamını verdi. Türkiye’deki Abhazlar gururla duruyorlar. Bu sadece Abhazların etnik özelliklere bağlı olan bir şeyi değildir Onlar diyorlar ki: ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni oluşturan sosyal topluluğun bir parçasıyız ve bu ülkede mutlu yaşamaya hakkımız var’. Bunda doğru olan çok.

Diaspora insanlarımızdan askerler ve politikacılar belli zamanlarda Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinde önemli görevlerde yer almışlardır. Abhazlar ve diğer Kafkas Göçmenler Türkiye Cumhuriyeti oluşmasında önemli yer almışlar. Mustafa Kemal Atatürk’ün yoldaşlarının arasında Abhaz kökenli kardeşlerimiz de vardı. Rauf Orbay (Aşharua) onlardan biridir. Görünen her şey Diasporadaki kardeşlerimizin Türkiye ile bağlarını güçlendiriyor.

Onlar için Türkiye vatan oldu, bunda zamanında bir katkısıdır. Ama vatandan daha önemli bir şey vardır, bu da Anavatandır. O da Kafkasya’daki Abhazya’dır. Abhaz halkının derin kökleri buradan başlıyor. Dünyanın sadece bu ülkede gururla ve emin bir biçimde ‘bu bizim ülkemiz, burada eski tarihimiz ve kültürümüz başlıyor ve biz bu toprakların sahipleriyiz’ diye söyleyebiliriz. Eminim ki, yabancı ülkede mutlu olabileceğine inanan insan, hatalı düşünüyor ve yeryüzünden kaybolma ihtimali çok yüksektir. Bu konuda Tanrı bile güçsüz kalır. Efsaneye göre Tanrı kendine sakladığı toprağı Abhazlara verdi. Bu doğruysa kendi mutluluğumuzu sadece bu Tanrının cennet topraklarında bulabiliriz.

Abhazya - Abhazların ülkesidir. Sadece bu ülkede ulus olarak kendimizi koruyabiliriz, sadece Abhazya’da kendi kimliğimize sahip olabileceğiz ve sadece burada asimile olmadan kendimizi dünyaya tanıtabileceğiz.

Abhazya’da tarihi eski olan halkımız, tüm gücüyle kültürünü geliştirip, Abhazya’yı modern dünyanın eski medeniyeti olarak tanıtabilecektir. Her şey bize bağlı, bizim inancımıza, düşüncülerimize ve kendi bilinçlerimize! Allah bizi korusun.....!

Kaynak: Ajans Kafkas

Üzerinden kara bulutların hiç eksik olmadığı, Ortadoğu'dan sonra dünyanın en çalkantılı bölgesi...

Sahip olduğu zenginlikler dolayısıyla emperyalistlerin her dönem ilgi gösterdiği Kafkasya, patlamalarla, sıcak çatışmalarla anılıyor.

Daima dünyanın gündeminin ilk sıralarında yer alıyor.

7-8 Ağustos 2008 gecesi...

"Anayasal düzeni tesis etmek" gerekçesiyle Gürcü ordusu, 15 yıldır de facto biçimde bağımsız olan özerk bölgelere karşı bombardımana girişti.

Savaş sonrası, Abhazya ve Güney Osetya'nın tanınmasıyla Kafkasya'da yeni bir dönem başladı.

Başlayan yeni dönemi, önümüzdeki yıllar içerisinde Doğu Karadeniz'deki politik gelişmelere ortak olacağı belirtilen Abhazya'nın seçimler öncesi / sonrası durumu ve Türkiye'ye bakışını şimdiye kadar dört ülke tarafından tanınan Abhazya'nın milletvekili Soner Gogua ile konuştuk.

14 Ağustos 1992 tarihinde Gürcistan ile Abhazya arasında yaşanan çatışmalar sırasında Tiflis'e karşı mücadele vermek üzere Abhazya ya giden ilk gönüllü grubunda yer alan 1971 Sakarya doğumlu Soner Gogua, savaşın başından sonuna kadar aktif mücadelede yer aldı.

Savaş sonrası Gagra'da Vali yardımcılığı görevinde bulunan Gogua, 3 sene önce yapılan Parlamento seçimlerinde milletvekili seçildi.

Gogua, halen Sochum San. ve Tic. Odası Türkiye Ticaret Bölüm Başkanlığı ve Abhazya Parlamentosunda Yurt Dışındaki Soydaşlar ile ilgili Komisyon başkanlığını yürütüyor.

Türkiye'nin Abhazya'yı tanıyacağına inanıyorum

Türkiye'nin bölgede izlediği politikaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son dönemde Türkiye'nin Kafkasya politikasının değiştiğini görüyoruz. Özellikle savaş sonrasında Başbakan Erdoğan'ın Moskova ziyareti, ardından yüksek tonajlı Amerikan Savaş gemilerinin Boğazlar'dan geçişine izin verilmemesi gibi birçok konuda ortaya koyduğu tavır, Türkiye'nin dik duruşunu ve bölge barışı için çabalarını göstermektedir. Ama özellikle Ahmet Davutoğlu'nun geldiği dönemden sonra Kafkasya'ya gerçekten farklı bir bakış açısıyla yaklaşılmaya başlandı. Bunu sadece orada değil Ermenistan ve Azerbaycan konusunda da gördük. Özellikle Ünal Çeviköz'ün ( Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı idi) ziyaretinde artık problemin tek tarafının Gürcistan olmadığı ve Abhazya ile ilişkilerin geliştirilmesi, diyalog ortamının oluşturulması gerektiği ortaya çıktı. Ünal Çeviköz'ün ziyaretinde bunların yanı sıra ayrıca her iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi, uçak seferlerinin başlatılması gibi konular gündeme geldi. Aynı şekilde biz de Türkiye ziyaretlerimizde dışişleri yetkilileri ve parlamenterlerle bu konuları konuşuyor, önümüzdeki dönemde yapılabilecek ortak projeleri tartışıyoruz.

Ankara'nın savaş sonrası tutumunu...

Olumlu buluyoruz. Türkiye'nin Gürcistan'a bakış açısı; hepimizin bildiği gibi Gürcistan'ın toprak bütünlüğünü temel alan bir bakıştır. Ama son dönemde bunun çok dile getirildiğini görmüyoruz. Osetya ve Abhazya haricindeki bölgede tabii ki Gürcistan'ın toprak bütünlüğü korunmalıdır. Ama özellikle Avrupa ülkelerinin yapmış olduğu açıklamalarla Türkiye'nin açıklamalarını karşılaştırdığımızda Ankara'nın daha olumlu, daha barışçıl bir politika izlediğini görebiliyoruz.

Komşularımızla ilişkilerimizi geliştireceğiz

Abhazya'nın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Ülkemizi güzel günler beklemektedir. Başlamış olduğumuz maraton uzun bir maraton. Bağımsızlığımızın tanınma süreci, uzun bir süreç. Bizim komşularla geliştireceğimiz ikili ilişkiler önümüzdeki yıl içerisinde gelişecektir. Gelecek yıl Türkiye ile ortak pek çok ekonomik proje gerçekleştirilebileceğine inanıyorum. Bu ekonomik projelerin ardından geliştirilecek sosyal ve kültürel ilişkilerden sonra nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti'nin Abhazya'nın bağımsızlığını tanımasının gerçekleşeceğine inanıyorum. Bunu dile getirdiğimde, bazı insanlar bunun mümkün olmadığı yorumunu yapıyorlar ama birkaç yıl önce de Rusya'nın Abhazya'yı tanımayacağı söyleniyordu. Çeçenistan başta olmak üzere Rusya'nın Kafkasya'daki bazı problemleri dolayısıyla böyle bir şeyin olamayacağı söyleniyordu ama bugünkü gelişmeleri hep beraber görüyoruz. İleriki tarihlerde Türkiye'nin de Kafkasya politikalarının değişeceğine ve nihai olarak tarih boyunca Türklerin ve Osmanlı İmparatorluğu'nun arkasında olmuş Kafkasların ve onların da bir parçası olan Abhazya'nın bağımsızlığını tanıyacağına inanıyorum.

Şimdiye kadar kaç ülke Abhazya'yı tanıdı?

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde Pasifik ada devleti olan Nauru Cumhuriyeti'nin de tanımasıyla birlikte, Abhazya Cumhuriyeti'ni tanıyan ülkelerin sayısı dört oldu. Abhazya Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilk tanıyan Rusya Federasyonu oldu; ardından Nikaragua, daha sonra da Venezuela tanıdı.

Nasıl bir süreç sizi bekliyor?

Abhazya'nın komşusu olan diğer devletlerin de tarihine bakarsak tanınma sürecinin gerçekten uzun bir süreç olduğunu görebiliriz. SSCB'nin kurulduğu dönemde de SSCB tanınma meselesini uzun bir süre yaşamıştı. Ama sonunda tanınmak zorunda kalındı. Türkiye Cumhuriyeti'nin kardeşi KKTC'yi, Azerbaycan, Pakistan gibi ülkelere bile tanıtmak mümkün olmadı. Bir dönem Avrupa'nın sömürgesi olan bazı Arap ülkelerinin tarihlerine baktığımızda çoğunluğunun uzun bir süre tanınmadığını ama zamanla onların da tanındığını görüyoruz. Bunlardan biri de Cezayir'dir. Cezayir, Fransa'dan bağımsızlığını ilan ettiğinde uzun bir dönem Türkiye tarafından da tanınmadı. Hatta bu durum, Arap âleminde uzun bir dönem bir sorun teşkil etti. Ama Cezayir nihayetinde tanındı. Küçücük bildiğimiz Abhazya'mızın kısa dönemde BM içerisindeki dört ülke tarafından tanınmasını da biz dışişlerimizin bir başarısı olarak görüyoruz.

Gelecek yıl önemli gelişmeler yaşanabilir

KKTC ile Abhazya benzetmesine nasıl bakıyorsunuz, Kuzey Kıbrıs'ın yaşadığı süreci Abhazya da yaşar mı, sizce?

Tabii her ülkenin kendi tarihi, kendi coğrafyası, kendi ortamı var. Abhazya'yı Karabağ ile Kıbrıs'la ya da başka bir yerle karşılaştırmak doğru olmaz. Biz de en azından çok eski tarihlerden beri kendi topraklarımızda özgür olarak yaşadık. KKTC ile son dönemlerde ilişkilerimiz son derece iyi. Sizlerin de yakın takip ettiğinizi düşünüyorum; Sayın Talat Abhazya'yı iki kere ziyaret etti. Bu ziyaretlerin ikisi de resmi düzeydeydi. İlk ziyaretinde parlamenterlerimizle ve dışişleri bakanımızla görüştüler. İkinci ziyaretlerinde de ekonomik bir platforma katılmak için gelmişlerdi.

Evet, Kuzey Kıbrıs'la bizim benzer yönlerimiz var. Kıbrıs'ta da bir diaspora meselesi var. Rumların geriye dönüşü, oradaki mal ve arazilerinin geri alınması söz konusu... KKTC'nin Türkiye ile olan ilişkileriyle Abhazya'nın Rusya ile olan ilişkileri arasında birtakım benzerlikler var. Ama benim için oradaki politikaların çok farklı bir yönü var tabii ki. Bildiğiniz gibi şu an Kıbrıs'ta her iki tarafın birleşip ortak bir devlet kurması olasılığından bahsediliyor. Bu bir ihtimaldir. Şu an Kıbrıs'ta her iki tarafın birleşip ortak bir devlet kurması olasılığından bahsediliyor. Bu bir ihtimaldir. Bu birleşme olmadığı takdirde KKTC'nin tanınması konusunda değişik bir politika benimsenmesi söz konusu. Bu koşulda Türkiye de dış politikasını değiştirebilir. Bu durumda Türkiye'nin hem Abhazya ile ilişkileri, özellikle de Rusya ile olan ilişkileri çok önemli olacaktır. Bu açıdan dışişleri heyetimiz, Kuzey Kıbrıs'ı geçenlerde ziyaret etti. Şubat-Mart ayı içerisinde Rus parlamenterlerin de bulunduğu bir heyet Kıbrıs'ı ziyaret edecek. Bölgedeki politikalar her zaman hızlı bir şekilde değişebilir. Bu ihtimallere her zaman hazır olmamız lazım.

Abhazya kendi başına ayakta durabilecek mi?

Kesinlikle. Abhazya 8600 kilometre kare bir toprak üzerine kurulan bir devlet ve 350 bin nüfusa sahiptir. Bu nüfus eğer kendi kendine bırakılırsa ve sadece Türkiye tarafından ambargo kalkarsa, kendi imkânlarımızla ülkemizi kalkındırmamız mümkün.

Abhazya'nın gelir kaynağı nedir?

En başta gelir kaynağımız turizm. Bir ülke düşünün ki, daha sıkıntılı günlerinde bile bir buçuk milyon turist çekebilmiş. Ki bunların çoğunluğunu da Rus turistler oluşturuyor. Turizm, diğer ekonomik alanları da canlandıran bir sektör. Hem turizm potansiyeli açısından, hem bölgenin Rusya pazarına yakınlığı açısından hem de gelişen Rusya-Türkiye ilişkileri arasında bir köprü vazifesi görmesi açısından Abhazya'nın kendi imkânları var. Petrol kaynakları, orman ürünlerimiz, kömür işletmelerimizle Abhazya çok zengin bir potansiyele sahip. Bu potansiyeli hem Türkiye'ye hem Rusya'ya satmak sözkonusu. Bu açıdan Abhazya ekonomisinin çok hızlı bir şekilde kalkındığını beraberce göreceğiz.

Söz turizmden açılmışken, Türk turist Abhazya'ya hangi yolla gidebilir?

Çok girişli çıkışlı vize alınarak Rusya üzerinden gelinebiliyor. Türkiye ile Abhazya arasında direkt uçuş seferleri yok. Turistler genellikle Rusya üzerinden geliyor Abhazya'ya.

Abhazya devlet yapısını oluşturabildi mi?

SSCB'nin dağılması sonrasındaki yeni gelişen sistem, ardından 1991-92 senesinde başlayan Gürcistan'la savaş ve savaştan sonra devam eden ambargo gerçekten Abhazya'nın yakın tarihinin sıkı dönemleriydi. Ama bu dönemde bile Abhazlar hem devlet yapılarını, hem de demokratikleşme sürecinde gerekli olan adımları atmayı ve kurumları kurmayı başarabilmişlerdir. Bugün tüm parlamentosuyla, hükümetiyle ve muhalefetiyle, tüm kurumlarıyla 12 Aralık'ta yapılan seçimle de Abhazya'nın gerçekten doğru yolda olduğunu göstermiştir. 250 bin nüfusluk Abhazya'da halkın yüzde yetmiş üçünün seçimlere katılmış olması, yirmi iki ayrı ülkeden doksan sekiz uluslararası gözlemcilerin de katılımıyla beş başkan adayıyla seçimlere girilmiş olması Abhazya'nın demokratikleşme sürecinde doğru yolda olduğunu göstermektedir.

Güvenlik sorunu anlaşmalarla çözüldü

Güvenlik endişesi taşıyor musunuz?

Rusya bugün Abhazya'nın bir numaralı stratejik ortağıdır. Rusya ile yapılan güvenlik anlaşmalarıyla Abhazya'nın en önemli sorunlarından biri olan güvenlik problemi bugün için çözülmüştür. Güvenlik problemini çözemeyen bir ülkede ne ekonominin yapılanması, ne üretimin kalkınması ne de nüfusun çoğalması gibi problemler çözülebilir. Bu açıdan Abhazlar olarak bizim ilk etapta güvenlik problemini çözmemiz çok önemliydi. Ağustos ayında yaşanan Osetya olaylarında Rusya'nın haklı ve yerinde müdahalesi ve ardından Abhazya Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını tanınması sonrası yapılan anlaşmalarla bugün Abhazya'ya yapılacak en ufak bir saldırı Rusya'ya yapılmış sayılacak ve Rusya'ya müdahale hakkı doğacaktır. Rusya kilit anlaşmalarla Abhazya'nın bağımsızlığını garanti altına almıştır.

Bunun karşılığında Rusya'ya ne verildi?

Bunun karşılığına Abhazya, Rusya'ya topraklarında askeri üs kurma izni vermiştir. Bu askeri üssün açılmasından sonra yapılan anlaşmayla da Abhazya ve Gürcistan sınırı Abhaz ve Rus askerlerle birlikte korunmuştur. Bu anlaşma sadece Abhazya ile Gürcistan sınırı için geçerlidir, Rusya Abhazya sınırı için geçerli değildir. Geçenlerde yaptığımız bir anlaşmayla deniz sınırını da bu anlaşmaya dâhil ettik.

Niçin?

Son dönemlerde Türkiye'den çıkıp Abhazya'ya gelmekte olan ticaret gemilerine Gürcistan'ın müdahalelerinden dolayı bu kararı almak zorunda kaldık. Bu olay Abhazya'nın bütçesine büyük oranda zarar verdiği gibi Türkiye'nin de prestijine zarar vermektedir. Bunun haricinde Rusya ile aramızda yapılması gereken daha çok anlaşma var önümüzde. Çünkü bağımsızlığımızın tanınma kararı Ağustos olayları yüzünden biraz da aceleye geldi. Oysa çifte vatandaşlık anlaşması, ortak gümrük geçişlerinin rahatlatılması ve bankacılık sistemi gibi birçok konuda anlaşma yapılması gerekiyor. Bu anlaşmaların ardından Rusya'dan yatırımcılar gelip ekonomimizin kalkınmasına yardımı olacaktır. Tabii sadece askeri ve politik anlaşmalar değil, Rusya ile beraber takip ettiğimiz bölgenin barış ve istikrarını yakından ilgilendiren ortak bir takım ekonomik projelerimiz de var.

Moskova ile yapmayı planladığınız ortak projeler nelerdir?

Bunlardan bir tanesi havayolunun kullanımı. Rusya'nın güneyinde şu an hem alan olarak, hem altyapı olarak en sağlam havaalanı Sohum bölgesinde bulunmaktadır. Sohum bölgesindeki bu havaalanı, Türkiye'deki yap-işlet-devret modeliyle yirmi seneliğine Rus şirketlerine vererek en kısa zamanda önümüzdeki yaza kadar Moskova- Sohum uçak seferlerini başlatarak hizmete girecektir.

Niçin yap-işlet-devret modeli?

Yeni yapılanan Abhazya ekonomisi şu an gerekli altyapıyı oluşturacak maddi güce sahip değil. Çünkü ülkenin eğitimden sağlık alanına kadar bütün alanlarda yatırıma ihtiyacı var. Bu anlamda dış yatırım olarak Rusya'nın yatırımı önemlidir. Daha da en önemlisi Abhazya henüz birçok ülke tarafından tanınmadığından dolayı Abhazya'nın kendi uçuş kodu bulunmaması. Rus şirketlerine verilen bu yap-işlet-devret sistemiyle Rusya'nın hava kodunu kullanarak Sohum-Moskova seferlerine başlamamız mümkün olacak. Bunun harici demiryolunun Rusya ile ortak kullanımı vardır. 2014 senesinde, Abhazya'nın hemen yanındaki komşu ülkede kış olimpiyatları gerçekleştirilecek ki Rusya buna çok önem vermektedir. Kendi imajlarını dünyaya gösterebilmek için gerçekten üzerine titredikleri bir projedir. Ama bu projede tüm bölgede inşaat sektörü hızlı bir şekilde gelişecektir

Şu anda Gürcistan ile herhangi bir ilişkiniz var mı?

Şu an itibariyle ilişkiler kesik durumda. Gürcistan'la yeniden görüşmelerin başlayabilmesi için iki ülke arasında saldırmazlık paktının imzalanması gerekiyor. Bu anlaşma imzalanmadan ne göçmenlerin Abhazya'ya geri dönüşü ne de diğer sosyal-ekonomik projelerin görüşülmesi mümkün değil.

Kaynak: Milli Gazete

Gürcistan ile sıcak ilişkiler nedeniyle Abhazya’yı tanımayan Türkiye’ye ülkenin Cumhurbaşkanı Bagapş’ın mesajı var: “Biz bu bölgenin İsviçre’siyiz, sevimli bir ülkeyiz. Türkiye’den gelenlere ev ve arazi tahsis ediyoruz. Ülkemizde Türk işadamlarını da görmek istiyoruz”

Abhazya’nın en önemli gelir kaynağı turizm. Karadeniz’de 250 kilometreyi bulan bakir sahilleri, Türkiye’nin Karadeniz’deki sahil şeridinin aksine ılıman iklimiyle yaz turizmine, içeride muhteşem doğası ve 4 bin metreyi bulan dağlarıyla da kış turizmine elverişli bir ülke. Başta Rusya olmak üzere, Orta Asya cumhuriyetlerinden çok sayıda turist yazın Karadeniz sahillerine akın ediyor. Kış sporları ve doğa yürüyüşlerine de elverişli ülkenin yüzde 75’i dağlardan oluşuyor.Gagra en önemli turizm kentlerinin başında geliyor.

Abhazya Cumhurbaşkanı Sergey Vasileviç Bagapş, “Biz bu bölgenin İsviçre’siyiz. Sevimli bir ülkeyiz ve haddimizi biliyoruz” dedikten sonra, ülkesinin Rusya ile stratejik ortak olduğuna özellikle vurgu yapıyor. Bu vurgunun nedeni, Rusya sayesinde artık ülkesinde hiçbir güvenlik sorununun bulunmaması, bu nedenle de yabancı turiste ve yatırıma hazır olduğu mesajını vermek istemesi:“Ülkemizde artık bir güven sorunu, bir savaş ortamı yok.

Türkiye’den ülkelerine gelip yerleşecek kardeşlerimize her türlü kolaylığı sağlamaya hazırız. Türkiye’den gelenlere ev ve arazi tahsis ediyoruz. Biz ülkemizde Türk işadamlarını da görmek istiyoruz. Abhazya’yı resmen tanımamanız ekonomik ilişkilerimizi geliştirmemize engel değil. Benim tek isteğim altı yıldır gidemediğim Türkiye’ye gelmek ve orada halkımla, diasporamla kucaklaşmak.”

KİMSE KİMSEYE DİNİNİ SORMAZ

Türkiye doğumlu Cumhurbaşkanlığı Köşkü Müdürü İbrahim Aüzba’ya göre ise Abhazya bir barış ve hoşgörü ülkesi: “Abhaz olmamız bizim için ilk sırada gelir. Geleneğimizi kültürümüzü yaşatmayı önemseriz. Kimse kimseye ‘Hıristiyan mısın, Müslüman mısın, Şaman mısın’ diye sormaz” diyor. Abhayza’nın bayrağında yeşil şerit Müslümanları, beyaz şerit ise Hıristiyanlığı ve diğer inançları temsil ediyor. Bayraktaki sağ el avuç içi ise dostu selamlamayı, düşmanı durdurmayı, elin üstündeki yedi yıldız ise Kafkasya’daki diğer toplumları temsil ediyor.

TÜRKİYE’DEKİ SAYILARI ABHAZYA’DAN FAZLA

Abhazya’nın başkenti Sohum’dayız. Türkiye’nin birçok yerine yayılmış, en fazla da Sakarya, Düzce ekseninde yerleşik, Abhaz kökenli vatandaşların anayurdu burası. 1990’lı yılların başında Gürcistan’la yaşanan ve binlerce insanın öldüğü savaş sonrası 1994 yılında bağımsızlığını ilan eden Abhazya, Türkiye’nin Kafkasya’daki çıkmazlarından biri.
Abhazlar, Gürcü birliklerini ülke topraklarından nasıl çıkardıklarını sabah kurulup gece yarılarına kadar devam eden ünlü Kafkas sofralarında anlatmaktan ayrı bir haz duyuyorlar.
Türkiye ise Ermenistan ile başlattığı yakınlaşma sürecini bir türlü sonuca ulaştıramadığı için Kafkasya’ya ve dolayısıyla Orta Asya’ya açılabilmek hatta Ermenistan ile dolaylı ilişkileri yürütebilmek için Gürcistan’a mahkûm. İşte bu nedenle Abhazya’dakinden daha fazla Abhaz kökenli nüfusa sahip Türkiye, Abhazya’yı tanıyamıyor. Abhazya’yı dünyada tanıyan beş ülke var: Rusya, Nikaragua, Venezuela ve 2008 savaşı sonrası Rusya’nın desteğiyle Gürcistan’dan kopmuş Güney Osetya ile Transdinyester.

AB ile tam üyelik müzakeresi yürüten ülke konumunda olması Türkiye’nin bu konudaki bir diğer çıkmazı. Çünkü AB, BM ve AGİT gibi birçok uluslararası örgüt Abhazya’yı Gürcistan’ın bir parçası olarak görüyor. Bir Dışişleri diplomatının “Abhazya, Karadeniz’deki Kıbrıs’tır” tanımı, durumu özetlemeye yetiyor.

Türkiye’nin bu tutumuna Abhazya halkı içerliyor. Ancak yönetim meseleye gerçekçi bakıyor. İşte ülkenin Cumhurbaşkanı Bagapş’ın söyledikleri: “Türkiye’yi çok iyi anlıyoruz. Her ülkenin kendine özgü durumu var. Türkiye’ye gelmek istememin tek nedeni, oradaki kardeşlerimle kucaklaşmak. Resmi olarak değil, bir turist gibi... Ama benim Türkiye ziyaretim Türkiye’ye zarar verecekse gelmemeye de razıyım.”

Cumhurbaşkanı Bagapş’a “Gürcistan’la hep böyle kanlı bıçaklı kalacak değilsiniz herhalde” diye sorduğumuzda, yanıtı Tiflis’deki Saakaşvili yönetimini hedef alıyor:
“Dünyada kötü millet yoktur, kötü yönetimler vardır. Ben Gürcülerle çalıştım. Benim eşim de Gürcü. Gürcistan halkı ile hiçbir sorunumuz yok. Sorun Gürcistan’daki kötü politikacılar. Aklı başında bir yönetim olsa, tüm Karadeniz’i çevreleyen karayolu, demiryolu ulaşımı ile doğalgazın Batum ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya sevki mümkün olabilirdi.”

BALIĞA KARŞI ÖNYARGININ NEDENİ

Ülkede ancak son dönemde balıkçılık yapılmaya başlandı. Bunun nedeni, Abhaz halkının balığa karşı önyargılı olması. 1877’deki Osmanlı Rus Savaşı sonrası topraklarını terk edip Karadeniz üzerinde Türkiye’ye göçmek zorunda kalan Abhaz halkı, gemilerin ve sandalların batması sonucu çok sayıda çocuğu Karadeniz’e kurban vermiş. Abhazlar’daki “Çocuklarımızın yem olduğu balıkları yiyemeyiz” anlayışı ancak son yıllarda kaybolmaya başlıyor.

Uğur ERGAN 20.03.2011

Kaynak: Hürriyet

Direnen Abhazya

Temmuz 21, 2008

ABHAZYA:
Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Birliği Konseyi gibi uluslararası örgütler Abhazya’yı Gürcistan’ın bir parçası olarak tanıyor. Ancak 1993’ta bağımsızlığını ilan eden Abhazya’da nüfusun büyük bölümü ülkeyi egemen bir devlet olarak kabul ediyor. Abhazya sınırları içinde kalan Yukarı Kodori Vadisi ise Gürcistan yönetiminin kontrolü altındadır. Burada Gürcistan hükümetinin desteğiyle kurulan “Abhazya Özerk Cumhuriyeti Hükümeti” bulunmaktadır.

Abhazya Cumhuriyeti’nin başkenti: Sohum
Devlet Başkanı:Sergey Bagapş
Başbakan:Aleksandr Ankuab
Parlamenter Sayısı:35
Dil:Abhazca ve Rusça
Din: Hıristiyan Ortodoks ve Müslüman
Para Birimi:Rus Rublesi
Nüfusu: 350 bin. Kilometrekareye 29 kişi düşmektedir.
Yüzölçümü: 8 bin 600 kilometrekare. 240 kilometre sahil şeridi.
Yaşayan halklar: Abhazlar, Ruslar, Ermeniler ve Türkler
Sınırlar: Batıda Psou Nehri (Rusya Federasyonu Krasnodar eyaleti), doğuda İngur Nehri (Gürcistan), kuzeyde Kafkas Dağladı (Karaçay-Çerkesk Cumhuriyeti), güneyde Karadeniz. 

Tanrı dünyayı yarattıktan sonra ülkelerin dağılımını yapmak için bütün halkların temsilcilerini huzurunda toplanmasını buyurmuş! Ama Abhaz, o gün misafiri geldiği için Tanrı’nın huzuruna çıkamamış! Geç saatte toplantıya yerine giden Abhaz’a Tanrı, “Abhaz nerelerdesin, herkes ülkesini belirledi, bütün topraklar dağıldı. Sana toprak kalmadı” demiş! Bunun üzerine Abhaz, “Misafirim vardı, onu bırakıp gelemezdim” diye konuşmuş! Tanrı ise “Madem misafire bu kadar önem veriyorsun ben de seni topraksız bırakmam. Dünyada kendim için ayırdığım küçük bir toprak parçası vardı. Orası da senin ülken olsun” karşılığını vermiş! İşte Abhazya, bu efsanedeki gibi Tanrı’nın kendine saklayacağı kadar güzel ve etkileyici bir coğrafya...

2008 Ekonomik Forumu için İstanbul Dostluk Kulübü’nün davetlisi olarak Abhazya’ya gidenlerin çoğu bu efsaneyi düşünürken uçak, Karadeniz üzerinden Soçi’ye inmeye başladı. Dağların yeşiliyle denizin mavisinin dans ettiği bu coğrafyaya 1.5 saatlik bir yolculukla ulaşılıyor. Rusya’nın Soçi Havaalanı ise zamanda yolculuk yapmış hissi yaratıyor. Bu köhne ve küçük havaalanında işler yavaş ilerliyor. Çalışanların görev aşk ve aşırı disiplin işlemlerin uzamasına yolaçıyor. Rusya’nın resmen tanımadığı Abhazya’ya girenlerin pasaportlarına yalnızca çıkış mührü vuruluyor. Soçi'deki sınır kapısından çıktıktan sonra artık nereye gittiğiniz Rusları pek ilgilendirmiyor! Çünkü Abhaz sınırından geçenlerin pasaportuna bir giriş mührü bile vurulmuyor! Burada birkez daha anlaşılıyor ki, her ne kadar devletlerin yöneticileri uluslararası toplantılarda, ekranlarda bağımsızlık konusunda büyük büyük laflar etseler de, tanınmayan sınırlarda işler şaşırtıcı biçimde farklı yürüyor.

Karadeniz kıyısında Akdeniz

Türk heyeti bir köprüden Abhazya tarafına yürüyerek geçiyor ve 1990’lardaki Gürcü-Abhaz savaşı döneminde adı sıkça duyulan Gagra’ya doğru yol alıyor. Yolun sağındaki mavilik Akdeniz’deki bir sahil beldesini anımsatıyor. Çevrede palmiyeler, okaliptuslar, manolyalar, turunç ağaçları... Yolun solunda yükselen tepeler ise Karadeniz’e özgü gür ormanlar, kızılçamlar, meşeler, göknarlarla süslü... Çevredeki muhteşem görüntü coğrafya kitaplarındaki bilgilerle çelişiyor. Abhazya’da geçirdiğimiz 5 gün boyunca her kentte aynı manzarayla karşılaşmak, özellikle portakal bahçelerini görmek insanı şaşırtıyor. Bir an için Abhazya'ya “Kaf Dağı'nın ardındaki masal ülkesi” denildiği akla geliyor.

Zamanın tanığı saat!

Soçi'ye yarım saat uzaklıktaki Gagra Abhazya’nın önemli bir kenti. Yol üstünde kocaman bir saat, Alice Harikalar Diyarı’ndaki olağandan farklı boyutlardaki eşyalar gibi dikkat çekiyor. 1902’de Fransa'dan parça parça taşınan ve Abhazya’da birleştirilen bu saat ahşap bir binanın üzerinde tarihin eski zamanlarının tanığı gibi duruyor. O görkemli saatin bulunduğu bina artık Gagripş Restaruant olarak kullanılıyor. Bir tek çivi kullanılmadan inşa edilen bina Çarlık Rusyası’na, Abhazya’nın kuruluşuna ve kim bilir daha nice önemli anlara tanıklık etmiş! Taş ve ahşap işçciliğinin muhteşem uyumu üzerine inşa edilen binaya iki yanını palmiyelerin süslediği geniş ve yüksek taş merdivenlerden çıkılıyor. Büyük avizelerin bulunduğu geniş salonunda kimler dans etmişti acaba? 1864’teki Abhaz sürgününden 30 yıl sonra inşa edilen binanın yerinde acaba daha önce ne vardı? Tarihleri boyunca sürekli mücadele vermek zorunda kalan Abhazlar da bu binada dans etmiş miydi? Yansa bile küllerinden yeniden doğmak için mücadele eden Zümrüd-ü Anka kuşu gibi… 

Her yıkımın ardından diriliş

5 bin yıllık kültürel birikimin ardından 8. yüzyılda kurulan Abhaz Krallığı 11. yüzyılda Moğol istilasıyla yıkılmış. Bölge daha sonra Araplar, Persler ve Bizanslıların istilalarına uğramış. 1555’te Osmanlı, 1810’da da Rusya’nın kontrolüne geçen Abhazlar 19. yüzyılda en büyük direnişlerini Ruslar’a karşı başlatmışlar. 1864’te sona eren savaş, Abhazlar için büyük bir yıkım olmuş. Nüfusun yüzde 70’i sürgün edilmiş. Karadeniz’de binlerce kişinin ölümüne yol açan sürgünün duraklarından biri de Osmanlı olmuş. Türkiye’de yaşayan Kafkas kökenlilerin dedeleri de bu tarihlerde Türkiye’ye ulaşmış. 1917 Ekim Devrimi’nin ardından Abhazlar, 1921’de yeniden devletlerine kavuşmuşlar. Abhazya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti o dönemde kurulmuş. Ancak Stalin’in göreve gelmesiyle birlikte Abhazya, özerk cumhuriyet statüsüne düşürülerek Gürcistan’a bağlanmış. Bu tarihten itibaren yıllarca yanyana yaşayan Gürcüler ile Abhazlar arasındaki kavga başlamış. 1990’lara kadar süren kavga, bu tarihten sonra savaşa dönüşmüş. Bağımsızlığını ilan eden Abhazya’ya Gürcistan’ın müdahalesi sert olmuş. 1993’e kadar süren savaşta 10 binden fazla kişi ölmüş. Savaşın ardından yeniden ayağa kalkmaya çalışan Abhazya’yı bugüne kadar hiçbir ülke tanımıyor.

Ülkeyi 15 yıllık dönemde en çok ekonomik ambargo vuruyor. Yani Abhazlar bir kez daha küllerinden doğmaya çalışıyor. Başkent Sohum’da adım başı savaşın izlerini taşıyan binalar görülüyor. Her biri delik deşik. Abhazlar bir yandan karınlarını doyurmaya çabalarken, diğer yandan da bu binaları restore etmeyi hedefliyor. 

Yeni bir umut

Bu yıl Kosova’nın bağımsızlığının tanınmasının ardından Rusya Devlet Başkanı Putin’in 16 Nisan’daki açıklamaları Abhazya için yeniden bir umut olarak değerlendiriliyor. Rus devlet yöneticilerinin açıklamaları Gürcistan’la yeniden gerginlik başlatmış. Ancak bu kez Avrupa ülkeleri ve Gürcistan’ın en yakın müttefiki ABD, Abhazya’ya karşı ilgisiz kalmıyor. AB büyükelçileri, AB Yüksek Temsilcisi Javier Solana, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matthew Bryza peşpeşe Abhazya’ya ziyaretler düzenliyor. Rus yöneticiler ise öncelikle Abhazya’ya karşı yıllardır uyguladıkları ambargoyu kaldırıyorlar, ardında da peşpeşe destek açıklamaları yapıyorlar. Son olarak başkent Sohum’da temsilicilik açmaya karar verdiklerini söylüyorlar. 

Bağımsızlık hakkımız

Abhazya Parlamento Başkanı Nugzar Aşuba da Abhazya’da son dönemde yaşanan gelişmeleri, bağımsızlık mücadelelerini, AB ve ABD’li yöneticilerle yaptıkları görüşmeleri ve Türkiye’den dileklerini Cumhuriyet’e anlattı:

- Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesi Abhazya’yı da cesaretlendirdi. Bu aşamada bir gelişme kaydedildi mi?

Kosova’nın bağımsızlığının Abhazya’yı etkileyeceğini beklemiyorduk. Ama Kosova, Abhazya için bir örnektir. Abhazya’nın tanınması konusunu gündeme getirdi. Ancak Kosova bağımsız olsa da bağımlı olsa da bağımsızlık bizim hakkımızdır.

- Kosova’nın bağımsızlığının ardından Rusya’nın daha yakın ilgisi oldu. Rusya dışında diğer ülkelerden de böyle bir ilgi gördünüz mü?

Rus yetkililer, Kosova’nın tanınmasının ardından Abhazya için bazı işlemlerin halledileceğini açıkladılar. Ancak bunu açık açık söylemediler. Avrupa ülkeleri ve ABD’li yetkililer Abhazya’ya yeteri kadar önem vermiyorlar.

-AB ülkeleri büyükelçilerinin ziyaretlerinde yaklaşımlar nasıldı?

Son zamanlarda çok sık görüşüyoruz. Solana da burayı ziyaret etti. O bizi anlamaya, tanımaya geldi. Dünyada bizim hakkımızda konuşuluyor. Ziyaret ederek bizi kendileri anlamak istediler. Avrupa, ABD bizim yeniden Gürcistan’la konuşmamızı istiyor. Solana’nın ilk sorularından biri, “Gürcülerle yeniden irtibata geçecek misiniz” oldu. Kendi şartlarımızı koyduk. Kodori bölgesinin boşaltılması ilk şartımız. İkinci şart olarak ateşkes anlaşması yapmamız gerek. Gürcistan bu şartlara uyarsa biz de görüşmeye hazırız. Biz her girişimde, her insanla kendi haklarımız hakkında konuşuyoruz. Bizim hakkımız şudur. Biz kendi devletimizi kuruyoruz. Biz kimseye bağlanmak istemiyoruz. Biz ne Gürcistan’a ne Rusya’ya ne Türkiye’ye bağlanmak istiyoruz. Biz herkesle iyi komşu olmak istiyoruz.

- Türkiye Kosova’nın bağımsızlığını tanıdı. Abhazya’ya karşı tavrını nasıl buluyorsunuz?

Türk yetkililerinin yerinde olsam ben de Kosova’nın bağımsızlığını tanırdım. Onları anlayabiliyorum. Kıbrıs Türkleri’ni, Karabağlılar’ı da destekliyorum.

-Peki ya Abhazya’ya karşı tavırları?

Ben Türk politikacıları hakkında konuşmak istemiyorum. Bu onların tercihi.

-Türkiye Devleti’nden bir beklentiniz var mı?

Beklentimiz değil dileklerimiz var. Türk politikacıları bizi komşu olarak bilmeliler. Bizim ülkemizden çok kişi Türkiye’de yaşıyor. Büyük bir diasporamız var. Türkiye'yle güzel bir komşuluk ilişkimizin olması gerekiyor. Sadece şunu anlamıyorum. Türk politikacıları deniz yoluna niye izin vermiyorlar. Türk politikacılar 3 milyonluk Gürcistan’dan izin mi alıyorlar? Peki Türkiye’de 10 milyon Abhaz, Çerkes, Kafkas kökenli yaşıyor. Kendi ülkelerinde yaşayan bu halkların taleplerini niye dikkate almıyorlar?

Yollar açılsın

-Türkiye’deki Abhazlar, Çerkezler hükümete baskı yapmakta yetersiz kalmıyor mu?

Diasporamız orada çok aktif çalışıyor. Onlar Türkiye’de yaşıyorlar ve oranın kurallarına göre hareket ediyorlar tabi ki. Oradaki diasporadan da dileklerim var. Türk politikacılar sorunları çözmedikleri zaman Avrupa’yla beraber sorunların çözülmesi için girişimde bulunabilirler. Mesela Abhazya’ya gelmek için Rusya konsolosluğu üzerinden gelmenize, önce Soçi’ye gitmenize ne gerek var ki. Oraya para vermenize gerek yok. Samsun, İstanbul, Trabzon’dan gemiye binerek buraya gelebilmeniz gerek. Eğer bu yola biri karşı çıkıyorsa bu insan haklarına karşı bir durumdur. Kıyımızın olduğu Karadeniz’den biz geçemiyoruz. 

-Türkiye’deki Abhazlar’a ve Abhazlar dışındaki Türk vatandaşlarına son olarak söylemek istediğiniz var mı?

Türkiye komşu bir devletimiz. Biz demokratik bir ülke olan Türkiye'nin herkesle eşit şekilde iletişim kurmasını bekliyoruz. Eskiden güzel bir tarihimiz olduğunu da unutmasınlar.

Cumhuriyet Gazetesi I. Bölüm – 17 Temmuz 2008

Vuruldu ama yıkılmadı
Savaştan sonra başkent Sohum yeniden ayağa kalkmak için mücadele verirken, Ana meydandaki eski emniyet binası, üzerindeki kurşun izleriyle savaş anıtı gibi yükseliyor

Başkent Sohum yeniden ayağa kalkmak için mücadele veriyor. Kentte savaşın izleri halen görülüyor. Ana meydandaki eski emniyet binası, üzerindeki kurşun izleriyle savaş anıtı gibi yükseliyor. Caddelerdeki mağazalar, küçük bir beldedeki dükkânları anımsatıyor. Sohum et kombinası, şekerleme, süt, ayakkabı, tekstil ve kimyasal madde fabrikaları eski günleri özlüyor. Modernizasyon için her biri yatırımcı bekliyor. Ülkenin dört bir yanındaki meyve bahçelerinde üretim son sürat devam ediyor ama ürünlerin değerlendirileceği sanayi tesisi bulunmuyor. Sadece birkaç şarap ve meyve suyu tesisi faaliyete devam edebiliyor. Bu nedenle Abhazlar gelirlerinin büyük bölümünü turizmden sağlıyor. Ancak burada da potansiyelin çok küçük bir bölümü değerlendiriliyor. Abhazya’nın 350 bin olan nüfusu yaz dönemlerinde 1 milyonu aşıyor. Sadece 18 bin yatak bulunması nedeniyle birçok kişi evlerini pansiyon olarak değerlendiriyor. 

Abhazlar, siyasi gerginlikten çok, ekonomik sorunlardan yakınıyor. Türkiye kökenli milletvekili Soner Gogua da yeni neslin Gürcistan’a karşı kızgınlığının bitmemesinin nedeninin şu anki siyasi krizler olmadığını belirterek şu tespitte bulundu: “Eğer savaşın bittiği zamanlarda Gürcistan ve Bağımsız Devletler Topluluğu Abhazya’ya bu ambargoyu uygulamamış olsaydı şu an yeni yetişen nesiller Gürcistan’a çok farklı bakarlardı. Çünkü işin içine ekonomi girince bazı şeyler zamanla ister istemez unutuluyor. Ama bugüne kadar Gürcistan’la yapılan savaş unutulmadı. Çünkü savaştan sonra da yıllarca ambargo uygulandı. Her dışarıya çıkamayan, ekonomik anlamda kendi ihtiyacını karşılayamayan bunun sebebinin ambargo, dolayısıyla savaş ve Gürcistan olduğunu hatırladı. Eğer o dönemde ambargo kaldırılmış olsa siyasi problemler çözülmeden evvel Gürcistan’la, Rusya’yla ve diğer ülkelerle yapılacak ekonomik programlar yapılmış olsa, belki olaylara biraz daha olumlu yaklaşım olabilirdi.”

Soçi olimpiyatların umudu

Türkiye heyetinde katılımcı sayısı az da olsa Abhazların forumdan büyük beklentileri vardı. Konuşmacıların büyük bölümü 2014 yılında Soçi’de yapılacak kış olimpiyatlarının bölge için sağlayacağı fırsatları işaret etti. Cumhurbaşkanı Sergey Bagapş da konuşmasında bu süreçte havayolları, demiryolları ve karayollarının kullanılmasının çok önemli olduğuna dikkat çekerek Abhazya’dan geçen demiryolu hattının Türkiye’ye kadar açılması projesinin önemine değindi.

2000 yılından bu yana Abhazya ekonomisinin kat ettiği mesafeyi anlatan Bagapş, vergi oranlarının yüzde 30, dış ticaretin yüzde 37 oranında arttığını anlattı. Dış yatırımı cazip hale getirmek için bütün girişimleri yapmaya hazır olduklarını ifade eden Bagapş, Rusya Federasyonu’ndan gelen yabancı yatırımcı sayısının yetersiz olduğunu belirterek katılımcı diğer ülkelere de çağrıda bulundu. Rusya Federasyonu Ticaret ve Sanayi Odası yöneticisi de Abhazya’yla ekonomik ilişkilerin daha da geliştirilmesi için kararlar aldıklarını vurguladı.

Diğer bütün katılımcılar da Abhazya’daki yatırım olanaklarından yararlanmak için fırsat kolladıklarını, ilişkilerin geliştirilmesi için girişimlerde bulunacaklarını söylediler. Forum için hazırlanan dosyada da meyve yetiştiriciliğinden hayvancılığa, çiçek seracılığından tavukçuluğa, turizmden inşaata, ulaşımdan hizmet, enerjiden lojistik sektörüne kadar yatırımların dikkate alınması gerektiği teklifler sıralandı.

Ekonominin kaptanları

Abhazya’da hangi alana baksanız kadınlar çalışıyor. Bütün restoranlarda, otellerde, mağazalarda, bahçelerde, devlet dairelerinde hep kadınlar. Çalışan erkek görmek o kadar zor ki. Ülke ekonomisini kadınlar sırtlamış. Bu nedenle olsa ülkenin Ekonomi Bakanı da genç ve güzel bir kadın Kristina Ozgan. Ozgan, konuşmasında bütçenin yüzde 30, turizm gelirlerinin de yüzde 25 oranında arttığını anlattı, doğal güzelliklerin, tıbbi amaçlı doğal kaynak çamurlarının Abhazya’yı daha cazip hale getirdiğini söyledi. 

Taşımacılık sektörünün de ülke ekonomisinin can damarlarından biri olduğunu vurgulayan Ozgan, tarım ve sanayideki çöküşün nedenini ekonomik ambargo olarak açıkladı. Ozgan, röportajımızda da kısa bir süre önce kalkan ambargonun ekonomiyi rahatlatacağını belirtirken, Rusya Federasyonu’nun yapılacak yatırımlara garantör olduğunu anımsattı. 

Ambargo kalktı gümrük sistemine geçildi

Ambargonun kalkmasının ardından kısa süre içinde Rusya Federasyonu’yla ortak gümrük sistemine geçme kararı aldıklarını vurgulayan Ozgan, “Gümrüklerin sıfırlanması ve çifte vergilendirmenin kaldırılması söz konusu. Bu bize çok büyük bir perspektif açacak. Bütün bunlar yatırımcının önünde en büyük engel olan maliyeti düşürecek” dedi. Ozgan, ülkenin en büyük işgücü olan kadınların istihdamına da büyük önem veriyor. 

Bakanlık, Kadın Girişimciler Derneği’yle ortak projeler yürütüyor, kadınlara kredi kolaylıkları sağlıyor, meslek kursları düzenliyor. Bakan Ozgan, “Yasalarda kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık var mı” sorumuza ise “Burada kadın erkek her zaman eşit konumda olduğu için pozitif ayrımcılığa gerek kalmıyor” diye yanıt verdi.

HER ALANDA ONLAR Abhazya’da her alanda kadınlar çalışıyor. Bütün yük kadınların üzerinde. Belki de bu nedenle Ekonomi Bakanı da bir kadın. Bakan Kristina Ozgan da ülkenin genel ekonomik sorunlarının çözümünün yanı sıra çalışan kadınların haklarının korunmasına da büyük önem veriyor.

Erkeklerden daha hızlılar...

Ekonomik forumun asıl amacı her ne kadar Abhazya’daki yatırım olanaklarını tanıtmak olsa da bir yandan da bölgedeki girişimcilerin birbiriyle iletişim kurmalarını, ortak iş yapmalarını da hedefliyor. Ancak burada da kadınlar erkeklerden daha hızlı davranıyor. Ekonomi Bakanı Kristina Ozgan, Kadın Girişimciler Derneği Başkanı Yulya Gumba, Türkiye heyeti başkanı ve İstanbul Dostluk Kulubü Başkanı Handan Demiröz ile kadın girişimciler hemen bir araya geldiler ve yapılabilecekler üzerine konuştular. 

Demiröz, kadınların öncü olmasını, “Dünyanın her yerinde kadınlar her zaman küçük parçalardan bir bütün oluşturmaya daha yetenekliler. Burada da her şey küçük parçalar gibi. Bir sistem oluşmuş değil. Bir şeyleri bir araya getirmemiz gerekiyor. Bu alanda da kadınlar daha becerikli zaten. Dolayısıyla kadınlardan daha umutluyum” diye değerlendirdi. Demiröz, Abhazya’nın sadece Çerkezler için değil iş dünyasında belli bir birikime sahip olanlar ya da yeni pazar arayışında olan Türkiyeli girişimciler için de bir cazibe merkezi olmaya başladığını söyledi.

Yulya Gumba da heyecanla Abhazya’da yatırım yapmak isteyen kadınlara önerilerde bulundu ve yardım teklif etti. Yatırım yapmak isteyenlere danışmanlık hizmeti veren, aynı zamanda uluslararası ticaret yapan işkadını Zümran Özdilek ise görüşmelerin ardından hemen projeler hazırladı. Şirketi adına iki proje geliştirmeyi hedefleyen Özdilek, şunları anlattı:

“Turizm ciddi bir potansiyel. Buraya yapılacak her türlü turizm yatırımının size artı olacağını görüyorsunuz. Ayrıca otel yapmak değil, buradaki her türlü yan sanayi, hizmet sektörü, buna bağlı olarak saf malzeme ihracatı konusunda da ciddi açıklar var. Bunlar hakkında mutlaka bir şeyler yapacağım. Yulya Gumba, görüşmemiz sırasında burada matbu evrak yapacak bir yerin olmadığını, olan yerin de çok küçük olduğunu ve çok az adetlerin çok yüksek meblağlara bastırıldığını söyledi. İleriki dönemde burada bir matbaa kurabiliriz.”

Abhaz kökenli Türkiyeli işkadını Gülnur Kap da Abhazya’yı ziyaretlerinin nedeninin öncelikle duygusal olduğunu ancak forumun ardından yatırım planları yaptıklarını söyledi. Ağaç sektöründe faaliyet gösteren bir şirkette çalışan Kap, bu alanın yanı sıra Abhazya’nın en büyük pazarlarından olan inşaat sektöründe yatırım için araştırma yaptıklarını anlattı. Kap, kadınların işdünyasında çok güçlü bir yeri olduğunu işaret ederken “İnşaat alanında yapacağımız çalışmalarda kadınlar teknik eleman olarak ya da ofis bölümlerinde çalışabilir. Ama burada erkekler için de iş alanları yaratmak gerek. Kadınlar zaten çalışıyor, biraz da erkekleri çalıştıralım” diye konuştu.

Cumhuriyet Gazetesi II. Bölüm – 18 Temmuz 2008

Sürgünden Geriye Dönüş
Tarihçilere göre 10 Temmuz 1864’e kadar yaklaşık 1 milyon Çerkes, gemilerle Osmanlı limanlarına taşındı. Bu zorlu yolculuk sırasında on binlerce kişi de gemilerde yaşamını yitirdi. Birbirinden trajik öykülerin yaşandığı sürgünün ardından Kafkas halkları için hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

Uzun yıllar süren Kafkas-Rus savaşları Kafkas halklarının yenilgisiyle sonuçlandı. 1859’daki Paris Konferansı’yla Rusya, Kafkasya’da istediğini yapabilme hakkı kazandı. Bundan sonraki yıllar Kafkas halkları için daha da zorlu geçti. 1864 yılına kadar süren savaşlarda on binlerce kişi öldü. 21 Mayıs 1864’te ise Rusya kalan Çerkeslerin Osmanlı topraklarına sürgün edilmesini kararlaştırdı. Tarihçilere göre 10 Temmuz 1864’e kadar yaklaşık 1 milyon Çerkes, gemilerle Osmanlı limanlarına taşındı. Bu zorlu yolculuk sırasında on binlerce kişi de gemilerde yaşamını yitirdi, cesetleri Karadeniz’e atıldı. Karadeniz’e küsen Çerkesler de yıllarca bu denizden çıkan balıkları yemedi. Birbirinden trajik öykülerin yaşandığı sürgünün ardından Kafkas halkları için hiçbir şey eskisi gibi olmadı. 

‘Anavatanlarını hep özlediler’

Sürgün edilenlerin bir bölümü Karadeniz’den güneye doğru giderek Suriye ve Ürdün’e yerleşti, bir bölümü de Osmanlı’nın iskân politikası gereği başta Sakarya, Düzce, Eskişehir, Kayseri olmak üzere Anadolu’nun dört bir yanına yerleştirildi. Türkiye’de yaşayan Abhazlar, çok değil birkaç kuşak öncesi bu acıları yaşadı. Dedelerinin, ninelerinin Abhazya üzerine anlattıkları hikâyelerle büyüdüler. Her zaman bulundukları devlete bağlılıklarıyla bilinen Abhazlar, yüreklerinin bir yerindeki anavatan sevgisini hiçbir zaman kaybetmediler. 

Türk milliyetçisi yapılanmaların içinde bulunan Abhazlar bile bir gün anavatanı görme isteğinden vazgeçmediler. 

1990’lı yılların başındaki Gürcistan-Abhazya savaşında ülkenin zor durumda olduğunu öğrendiklerinde bir kez daha harekete geçtiler. Birçok Abhaz genci savaşa katıldı, bir kısmı yaşamını yitirdi, bir kısmı yaralandı. Şimdi sert çatışmaların olduğu yerlerde, Abhaz gençlerinin fotoğrafları bulunuyor, önlerinde her zaman şaraplar ve taze çiçeklerle...

‘Dedemin dedesi burada’

75 yaşındaki Nazım Akoyba da Abhazya’ya geri dönenler arasında. İnegöl’de yaşarken 15 yıl önce Abhazya’ya yerleşme kararı alan Akoyba, “Dedelerimin dedesi burada. Toprağımız burası bizim. Buraya geldikten sonra bize bir ev verildi. Burada sağlığıma kavuştum, evlendim” dedi. Düzce’de yaşarken savaşın bitmesinin ardından Abhazya’ya yerleşen Ramazan Kapba da bunun nedenini “5 yaşındayken bile Abhazya’yı bilirdim. Burada her adımda dedelerimi hissediyorum” diye açıkladı.

1992 yılında Abhazya’da savaşa katılan Tayfun Çelik ise Tkuarçal bölgesinde kömür madeni işletiyor. İstanbul’da yaşarken savaşmak için Abhazya’ya giden Çelik, şunları söyledi: “Savaş çıkmasaydı da zaten Abhazya’ya gelmeyi düşünüyordum. Dolayısıyla savaş çıktı bir mecburiyet oldu. Savaş sonrasında da burada kaldık. Evlendim. Çocuklarım ise İstanbul’da yaşıyor. Ben sürekli gidip geliyorum. Çocuklarım da yazları, ara tatillerde gelip gidiyorlar. Abhazya’da yaşamayı kanıksayan birinin sıkıntı yaşayacağını sanmıyorum. Özellikle Türkiye’den gelenlerin bir kere Türkçeleri oluyor, burada Abhazcaları oluyor ve ister istemez Rusça öğreniyorlar. Dolayısıyla bu üç dili bilenler Abhazya’da sadece bu özellikleriyle bile, turizm olduğu için bu konuda istihdam edilebilir. Üniversitede İngilizce öğrenme şansınız da var. Buraya geldiğim için mutluyum. Yoksa dünyanın herhangi bir yerinde de bir şeyler yapardım ama Abhazya’yı seviyorum.”

Anavatanda anadil sorunu

Abhazya’da artık savaş bitti, yeni bir mücadele dönemi başladı. Savaşın yıkımıyla, ekonomik ambargoyla mücadele için de dinamik bir nüfus gerekiyordu. Ancak sürgünler nedeniyle Abhaz nüfusu Türkiye’deki diyasporadan daha az hale geldi. Ülke nüfusu 350 binken bunun yaklaşık 50 binini Ermeniler, 100 binini Ruslar oluştururken Abhaz nüfusu 200 binlerde kaldı. 1950’li yıllarda Gürcistan, ülkede Abhazca konuşulmasını yasakladı, Abhaz isimlerini değiştirdi. Bir nesil kendi anavatanında kendi dilini gizlice konuşarak yaşadı. 

Abhazların yurtlarına dönmesi için çalışmalara hız verildi

Bir kısmı Gürcüleşti, bir bölümü Rus etkisinde kaldı. Kültürel değerlerini de yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Abhazlar, bağımsızlıklarını ilan etmelerinin ardından ekonomik kalkınmanın yanı sıra külterel kalkınma hamlesi başlattı. Önce bölge isimleri yeniden Abhazca oldu, yönetimin birçok kademesinde anadilde konuşulması sağlandı. 

Ardından geri dönüş programları uygulanarak dünyanın dört bir yanına dağılmış Abhazların anavatanlarına dönmesi için çalışma yürürlüğe kondu. 

Abhaz yasalarına “Nerede doğmuş ya da yaşamış olursa olsun Abhaz ve Abazin kökenliler Abhazya vatandaşı sayılır” maddesi eklendi. Bu programın yürütülmesi için de Geri Dönüş Komitesi oluşturuldu. Komitenin çalışmaları sonucunda savaş sonrasında Türkiye’den yaklaşık 200 kişi Abhazya’ya yerleşti. Abhaz ya da Abazin kökenli olduklarını şahitlerle kanıtlamaları, fotoğraflarını vermeleri ve gerekli anketleri doldurmaları Abhazya vatandaşlığına geçmeleri için yetti. Geri Dönüş Komitesi Başkanı Anzor Mukba, Abhazya’ya dönenlere sağladıkları olanakları şöyle anlattı:

“Geldiklerinde karşılıyoruz, konaklama problemlerini çözüyoruz. Kendi başına konut temin edenlere tamirat yardımı yapıyoruz. Evlenmek isteyenlerin düğünlerine yardımcı oluyoruz. Çocukları olanlara yardım yapıyoruz. Birinci, ikinci, üçüncü çocuğa farklı oranlarda yardımlar yapılıyor. Çocukların ilkokuldan üniversiteye kadar olan eğitimlerine madden yardımlar sağlıyoruz. Sağlık problemleriyle karşılaşanları burada tedavi sağlanabiliyorsa burada, gerekirse yurtdışına gönderilmesine yardımcısı oluyoruz. Ekonomik açıdan sıkıntıya düşen herkese yardımcı oluyoruz. Herkese iş imkânı sağlamaya çalışıyoruz. Geçen yıllarda iş bulmak zordu. Artık bu sorunları aşmaya başladık. Türkiye’den Suriye’den gelip iş bulamayan kimse kalmadı.”

Bizi ayıran deniz...

Abhazya 2008 Ekonomik Forumu için Pitsunda’daki Şamyitavaya Roşa Oteli’nin konferans salonunda toplanan birçok katılımcı da “barış için en önemli aracın ticaret” olduğu konusunda hemfikir. Bu nedenle Türkiye’nin de buradaki barış sürecine ticaret aracılığıyla katkı vermesini bekliyorlar. Devlet yöneticileri, uluslararası stratejiler gereği siyasi ilişki kurmaktan çekinen ve Gürcistan’a her anlamda destek olan Türkiye’nin Abhazya’ya da en azından yatırım yaparak katkıda bulunmasını istiyor. 

Bu dilekler, forum organizasyonunu İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) yapması nedeniyle daha da büyük umutlara dönüştü. Forum için yaklaşık 80 yatırımcı kayıt yaptırdı. Ancak foruma 10 gün kala İTO yönetiminin kurulunun organizasyonun iptal olduğunu açıklaması, Abhazya tarafından hayal kırıklığı yarattı. Resmi olarak herhangi bir açıklama yapılmasa da iptal kararının Gürcistan’ın baskısı sonucu direkt Dışişleri Bakanlığı’nın İTO yöneticilerini aramasından kaynaklandığı söylendi. İTO yöneticileri de bu iddialar karşısında sessiz kaldı. Rusya’dan Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan, Karadeniz’e kıyısı olan birçok ülkeden, Bulgaristan’dan ve hatta Almanya’dan çok sayıda yatırımcının katıldığı foruma Türkiye heyetinin katılmayacak olmasını kabullenmeyen İstanbul Dostluk Kulubü organizasyonu üstlendi. Son anda yapılan çalışmalarla Türkiye’den 20 yatırımcı forumda yer aldı. 

‘Abhazya ekonomisini uçururuz’

Abhaz yöneticiler, resmi açıklamalarda “Bu durumu anlayışla karşılarız” deselerde, bire bir konuşmalarda bu tavrın mantığını çözememekten yakındılar. “Bâkir bir pazar ve birçok yatırım olanağı bulunan Abhazya’ya Türk işadamlarının gitmesinin Türkiye’ye nasıl bir zararı olabilirdi? Ticaret odası gibi bir sivil toplum örgütünün organizasyonunda ne gibi bir sakınca vardı” sorularını sormaktan kendilerini alamadılar. Bir Abhaz yöneticinin “Biz ne kadar Türkiye’yle iletişim kurmaya çalışsak da Türkiye bizi Rusya’nın kucağına doğru itiyor” şeklindeki açıklaması, Türk politikasını sorgulamaya yol açtı. Foruma davetli olarak katılan İTO Yönetim Kurulu Üyesi Şaban Dişli ise forumun kapanışında yaptığı konuşmayla bir nebze de olsa Abhazların gönlünü aldı:

“Bizler buraya Karadeniz’in diğer kıyısından geldik. Karadeniz’in beri tarafından, iç bölgelerinden ve hatta Almanya’dan gelen işadamları ve sayısız dostumuz şu an buradalar. Her şeyden önce şunu söyleyebilirim ki bu kadar yüksek katılım herhangi bir rekabete konu olmamalı, çünkü Abhazya’da herkese yetecek kadar yatırım olanağı var. Bu anlamda da işbirliği yapmalıyız. Karadeniz bizi ayıran deniz olmasın, bizi birleştiren deniz olsun. İTO 276 bini aktif olmak üzere 350 bin üyeye sahip bir kurum. Abhazya nüfusundan daha fazla. Dolayısıyla bizler buradan geriye döndüğümüzde burada yaşadıklarımızı ve buradaki ekonomik imkânları aktaracağız. Umarım ki burada bulunan öteki dostlarımızla birlikte önümüzdeki yıllarda büyük işbirlikleri gerçekleştirir, Abhazya ekonomisini deyim yerindeyse uçururuz.”

Cumhuriyet Gazetesi III. Bölüm – 19 Temmuz 2008

İçimizdeki uzak ülke

Tanınma mücadelesi veren Abhazlar ve diğer bölge halklarıyla birlikte ülkemizde yaşayan Kafkas kökenlilerin nüfusu 1 milyona yaklaşıyor

Türkiye’den Abhazya’ya 2 saatlik bir uçak yolculuğuyla ulaşılabiliyor. Bu komşu ülkeyle ilgili son dönemlerde hemen hemen her gün gazetelerde irili ufaklı haberler çıkıyor. Genelde yabancı ajanslar kaynaklı bu haberlerde Gürcistan’ın “ayrılıkçı bölgesi” diye nitelense de Abhazya, devletleşmeyi tamamlamasının ardından tanınma mücadelesi veriyor. Türkiye’de de binlerce Abhaz yaşıyor. Diğer bölge halklarıyla birlikte Türkiye’deki Kafkas kökenlilerin nüfusu 1 milyona yaklaşıyor. Ancak yine de Türkiye’de birçok insan Abhazya’dan söz edildiğinde “Orası neresi” diye sorabiliyor. Üniversite mezunları bile Güney Amerika’daki devletlerde, Afrika’daki birçok ülkede, binlerce kilometre uzaklıktaki coğrafyalarda neler olup bittiğini yakından takip etmesine karşın Abhazya konusunda fikir sahibi olmadıklarını söylüyor. Hatta birçoğu bu ülkeyi Çeçenistan’la bile karıştırıyor.

Türkiye ve Türk halkı bu kadar kayıtsız kalmasına karşın resmi söylemlerinde “Abhazya’yı tanımadıklarını” söyleyen Batı ülkelerinin yöneticileri ilgilerini bu ülkeden esirgemiyor. 

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve ABD’den heyetler peş peşe Abhazya’yı ziyaret ediyor. Rusya, temsilcilik açmayı bile gündeme getiriyor. Rus Barış Gücü askerleri bölgede faaliyet yürütüyor. Ülke nüfusunun yüzde 95’i yurtdışına çıkabilmek için aynı zamanda Rus pasaportu taşıyor. Bu ülkede yapılan seçimlerde de oy kullanabilen Abhazlar, günlük yaşamlarında bile genelde Rusça konuşuyor. 

Türkiyeli milletvekili

Abhaz Parlamentosu’nda Türkiye’den iki kişi de milletvekili olarak bulunuyor. Bunlardan biri üniversite eğitimi için Abhazya’ya giden ve Gürcistan’la savaş çıkınca geri dönmeyen Soner Gogua. Savaşa katılan Gogua, bu sırada evlenerek Abhazya’ya kesin olarak yerleşmiş. 

Savaş sonrasında ağaç sektöründe birtakım işler yapan Gogua, geçen seçimlerde de milletvekili seçilerek Meclis’e girmiş. Talih Hötiş’le birlikte Meclis’te iki Türkiyeli milletvekili olarak faaliyet gösteren Gogua bir yandan da Yurtdışındaki Soydaşlarla İlişkiler Komitesi Başkanı.


Göçün tek nedeni ekonomik

- Geri dönen aile sayısının az olmasını neye bağlıyorsunuz?

S.G - Dünyadaki göç tarihlerine bakarsak insanlar bir yerden bir yere göç ederken sıkıntılı bölgelerden sıkıntısız bölgelere göç etmişlerdir. Olay kesinlikle ekonomik mesele. Eğer siz bir ülkeden bir ülkeye insanları göç ettirmek istemiyorsanız ekonomik problemleri çözmeniz gerekir. Çünkü insan ne kadar vatan millet duygusu içerirse içersin geldikten sonra cebindeki birikimini üç, altı ay sonra yitirdikten sonra o ülkede para kazanamıyorsa, kendini geçindiremiyorsa, çocuklarına bakamıyorsa orada tutanamayacaktır. O açıdan da ülkenin ekonomik durumu, gelişmesi çok önemli. Abhazya’nın sıkıntıları belli. Ekonomimizin gelişmesiyle beraber geriye dönüşümüzün de gelişeceğini düşünüyorum. Bunun sinyallerini almaya başladık. 

- Gelecek kaygısı en büyük sorun galiba. Özellikle çocuklar için. Dönen ailelerin çocukları için özel bir program var mı?

S.G - Tek mesele ekonomi değil tabi. Gelen insanların uyum sağlamaları, adapte olmaları, diyasporadaki propaganda çalışmalarına bütün olarak bakıldığında sonuç alınabilir. Bunları uzun yıllardır dile getirmeye çalışıyorduk. Bu sene parlamentoya girmemizle birlikte sesimizi daha yüksek çıkarma olanağı bulduk. İlk defa hükümeti bu konuda bir devlet programı olması konusunda ikna ettik. Geriye dönüşle alakalı bir devlet programı hazırlanması kararı alındı. 

- Uyum sorunu yaşanıyor mu?

S.G - Yaşanıyor tabii ki. Yaşanmaması mümkün değil. Çok uzun yıllar geçmiş aradan. Bırakın 150 yıllık geçmişi, savaş sonrası Abhazya’dan Rusya’ya 30-40 bin kişi göç etti ekonomik sebeplerden dolayı. Savaş sonrası insanlar geçim derdine düştüklerinden dolayı Rusya Federasyonu başta olmak üzere birçok yere gitmek zorunda kaldılar. Oradaki insanların bile dönüşü bugün problem. Aynı dili konuşmaları, aynı kültürde büyümüş, çok yakın mesafede bulunmalarına rağmen. Onun için uyum konusunda mutlaka sıkıntı yaşanıyor, yaşanacaktır da. Onun için bunun profesyonelce çözümlenmesi gerek. Yapılacak olan bu devlet programı için biz bütün bu teklifleri verdik.

- Buradaki Abhazlar Ortodoks, dönenler ise Müslüman. Bu sorun yaratıyor mu?

S.G - Abhazlar hiçbir dönem kendi aralarında dini konularda birbirleriyle savaşmamışlardır. Bu konuda belki de bulunduğumuz coğrafyadaki en demokratik insanlardır. Mesela Abhazların en kalabalık sülalerine baktığımızda bir kısmının Hıristiyan, bir kısmının Müslüman, bir kısmının da Ateist olduğunu görürüz. Ama bunlar kendi aralarında bunu hiçbir problem yapmadan, kendi aralarında beraberce yaşayabilmişler. O açıdan ben bunu bir problem olarak görmüyorum. 

SONER GOGUA ÜLKEMİZE GÖÇ EDEN ABHAZLARLA İLGİLİ SORULARIMIZI YANITLADI

Türkiye Abhazların sütannesi

Milletvekili Soner Gogua, Abhazya’daki son gelişmeler ve Türkiye’den göç edenlerle ilgili sorularımızı şöyle yanıtladı:

- Kosova’nın bağımsızlığının ilanı Abhazya’nın bağımsızlığının tanınmasını yeniden gündeme getirdi. Bundan sonraki süreç için planlar nedir?

S.G - Tanınmayla ilgili olarak belli bir program vardı zaten. Bundan 3 ay önce Sayın Cumhurbaşkanı hepimizi toparlayarak Kosova’nın tanınmasının ardından yeni bir çalışma sürecine girmemiz gerektiğini söyledi. Diyasporaya yönelik çalışmalar için beni ve milletvekilimiz Talih Bey’i görevlendirdi. 

- Bu program sadece Türkiye’yi mi kapsıyor?

S.G - Hayır. Suriye’ye de ziyaret yapıldı. Önümüzdeki günlerde bir ziyaret daha yapılacak. Ürdün’le görüşmelerimiz var. Avrupa’yla sıkı ilişkiler içinde çalışıyoruz. Orada bir enformasyon merkezi kurduk. 

‘Türkiye’deki Abhazlarla birlikte hareket ediyoruz’

-Avrupa’da da Türkiye’den giden Abhazlarla mı görüşüyorsunuz sadece?

S.G - Onlar aracılığıyla orada yaşayan diğer halklarla da görüşüyoruz. Almanya’da, Fransa’da, İngiltere’de ve birçok Avrupa ülkesinde Türkiye’den giden çok sayıda Abhaz var. Onlarla birlikte hareket ediyoruz. Buradaki amaç, Abhazya’nın sürekli gündemde olması, tartışılır durumda olması. İddia ediyoruz ki, tanınmak için Kosova’dan daha sağlam dayanaklarımız var. Hem tarihsel hem de politik olarak. Abhazya açısından da Avrupa’nın benzer bir yaklaşım göstermesini istiyoruz. 

- Abhazya’nın Rusya’nın küresel politikalarının değişebilme olasılıklarını göz önüne alarak bir B planı var mı?

S.G - Mutlaka planlar vardır. Direkt olarak bir şey söyleyemem sadece kendi fikrimi söyleyebilirim. Abhazya her türlü politikayı yakından takip ediyor. Şu an itibarıyla Abhazya ile Rusya’nın ilişkilerinin en iyi olduğu dönem. Ama nihayetinde ülkeler arası ilişkileri sevgi saygı değil, çıkarlar üzerine kurulu politikalar belirler. Bugün itibarıyla, uzun bir vadede baktığımızda yaptığımız analizlerde bölgesel anlamda Rusya’yla bizim çıkarlarımız uyuşuyor. Biz de bundan yararlanmak istiyoruz. Ancak ilerisi için biz yine Avrupa’yla da Amerika’yla da komşu olan Türkiye’yle de çalışmalarımıza devam edeceğiz.

‘Rusya Abhazya’yı kaybetmeyi göze alamaz’

- Eğer Gürcistan’ın NATO üyeliğinden önce Abhazya’yı tanımazsa Rusya’nın geri adım atma gibi bir durumu söz konusu olabilir mi?

S.G - Bence mümkün değil. Bugün itibarıyla Rusya’nın stratejik anlamda Abhazya gibi bir ülkeyi kaybetmesi demek Rusya dış politikasının bitmesi demek. Daha önce bunu Irak’ta, Gürcistan’da, Ukrayna’da her bölgede yaşadı. Olaylardan sonra Rusya dış politikasını değiştirmeye başladı zaten. Daha önce çok pasif politikası vardı. Baktı ki bu pasif politikaların karşısında karşı güçler bu dengeleri bozarak halen çalışmalara devam ettiler. 

- Bu süreçte Kosova’nın bağımsızlığını hemen tanıyan Türkiye ise Gürcistan’la sıcak ilişkiler kurarken, Abhazya’ya karşı kayıtsız.

S.G - Türkiye kökenli bir insan olarak belki de en çok bundan sıkıntı duyan insanların başında geliyorum. Çünkü ister istemez bütün ilişkilerimiz, bağlarımız Türkiye’yle alakalı. Türk halkına, devletine bizim başka bir şekilde bakmamız da söz konusu olamaz. Ben her zaman şuna benzetmişimdir Türkiye’yle olan ilişkileri. Türkiye Devleti ve zamanın Osmanlı İmparatorluğu bize sütanneliği yapmıştır aslında. Bu ülkenin en sıkıntılı günlerinde bizim insanlarımıza kucak açan bir devletin bugünkü yaptıklarını anlamış olmak mümkün değil. 

Kafkasya bölgesiyle ilgili Türkiye’nin bir dış politikası olduğuna inanmıyorum. Sadece NATO’nun, Amerika’nın politikalarının gerektirdiğini yapıyorlar. 

Bunun da uzun vadeli Türkiye’nin çıkarlarına ek bir getiri sağlayacağını düşünmüyorum.

‘Güven ortamı şart’

- Türkiye’den somut beklentiler nelerdir?

S.G - İlk adım güven ortamı sağlanması lazım. Ben burada daha önceden bulunan biri olarak şunu çok iyi biliyorum, savaştan önce buradaki insanların Türkiye’ye bakışını biliyordum. Ama maalesef bu ortam değişti. Savaştan önce bakış açısı çok olumluydu. Ama olumsuzlaştı. Bunda buradaki insanlarımızın hiçbir suçu yok. Tamamen Türkiye’nin dış politikasından kaynaklanan bir durum. Maddi, manevi, askeri anlamda Gürcistan’a çok büyük yardımlar yapıyor. 

Abhazya’ya Kızılay aracılığıyla bile en ufak bir yardım gelmedi. En basitinden bir sivil toplum örgütüyle bile bir destek gelmedi. Bir ticaret odasıyla yapılacak bir organizasyon bile engellendi. Karşılıklı güveni kaybettik. İşte bu anlamda Türkiye gerçekten Kafkasya bölgesini kaybetmek istemiyorsa, çünkü Abhazya Kafkasya’nın anahtarıdır, tüm Kuzey Kafkasya’daki dost ve kardeş halklarımız savaş zamanında da bunu göstermişlerdir. Kafkasya bölgesinde daha aktif rol oynamak istiyorsa kesinlikle bu güven ortamını sağlaması lazım. Bunun ilk adımı her iki taraf için de hatta diğer komşu ülkeler için de uygun olacak proje Türkiye ile Abhazya arasındaki gemi seferlerinin başlamasıdır. İnsanların birbirleriyle buluşması, görüşmesidir. 

-Türkiye’deki Abhazların tavrını pasif buluyor musunuz?

S.G - Onu çok ayrıntılı söylemek zor olur benim için. Uzun yıllardır Abhazya’da yaşayan biri olmamama rağmen ilişkilerim, bağlantılarım çok sıkı. Ama örgütlenmelerde eksiklikler var. Daha iyi lobi çalışmaları yapabilirdik. Eğer 15 yıldan sonra halen gelen giden insan sayısıyla Türkiye’yle ilişkiler de kötü durumdaysak demek ki bazı şeyleri doğru yapamamışız. 

Cumhuriyet Gazetesi IV. Bölüm – 20 Temmuz 2008

Abhazya Hayatın Ruhu

Aralık 14, 2018

A B H A Z Y A – H A Y A T Ι N R U H U 
1 Abhazya, halkιn sana teşekkür ettimi?
2 Abhazya, hedef başlangιcιn sonudur.
3 Abhazya, seri olmak önemlidir, dayanιklι olmak daha iyi.
4 Abhazya, seni tanιmayanlar henüz yaşamadι.
5 Abhazya, bir evladιn olmak istiyorum.
6 Abhazya, Tanrι seni kalbine gömmüş olmalι.
7 Abhazya, gün ağarιrken kιzιllaşan dağlarιn, hayatιn kanιdιr.
8 Abhazya, Karadenizde güneşin batιşι, mehtabιn doğuşudur.
9 Abhazya, ne zaman halkιn sesini duyacaksιn?
10 Abhazya, tabiat kalplerin doktorudur.
11 Abhazya, yeni yιl, tarihin bir saniyesidir.
12 Abhazya, halkιn, yorgun ve bitkin.
13 Abhazya, kalbin kιvιlcιmι yanmaya başlιyor.
14 Abhazya, sevgin sonsuz olmalι.
15 Abhazya, gecenin karanlιğιnda tüm kediler külrengidir.
16 Abhazya, toprağι ilk kim işlemege başlayacak.
17 Abhazya, para, yeteri kadar olmayan bir nesnedir.
18 Abhazya, bir At, bir arabadan daha iyidir, çünkü benzine ihtiyacι yok.
19 Abhazya, ülken kιş uykusunda, uyandιracak bir güneşe ihtiyacι var.
20 Abhazya, turist, hoşgelen, ödeyen bir misafirdir.
21 Abhazya, ülkendeki arιlar en çalιşkanlarιdιr.
22 Abhazya, hayata üşüyorum.
23 Abhazya, hayatιn kadehi henüz senin yanιndan geçmedi.
24 Abhazya, tüm bunlarι yaratan hayatιn tanrιsιnι dinle.
25 Abhazya, iş zenginleştirir.
26 Abhazya, işşizlik, çocuksuz bir aileye benzer.
27 Abhazya, alkol, ruhun cehennemidir.
28 Abhazya, sadece meyvalarιn halkι beslemeye yeter.
29 Abhazya, dünya ayaklarιnιn önünde yatιyor.
30 Abhazya, senin yoksulluğun, düşmanlarιnιn rιzkιdιr.
31 Abhazya, neden beni hayatιmιn en acι saatlerinde yalnιz bιraktιn.
32 Abhazya, halkιnιn kalkmasιna yardιm et.
33 Abhazya, seni kim seviyor, canιm ülkem.
34 Abhazya, memnuniyetle evlenirim seninle, lakin, milyonlarca insanla paylaşmam gerekir seni.
35 Abhazya, sen hayatιmιn sinirlerisin.
36 Abhazya, hayatιn ruhu senin içinde.
37 Abhazya, dünya bir günde inşa edilmedi. 
38 Abhazya, halkιn seni seviyor.
39 Abhazya, politikacιlarιnda sadece bir insan.
40 Abhazya, evlatlarιna bir yaşam şansι ver.
41 Abhazya, yemek, dostlarιn olduğu yerde yenir.
42 Abhazya, kιzlarιnιzι saklamayιn, çünkü onlar hayatιn çiçekleridir.
43 Abhazya, ablukanιn diğer tarafιndada dostlar var.
44 Abhazya, ressam ve sanatçιlar sadece bir anι tutarlar, sizin önünüzde tüm bir yaşam var.
45 Abhazya, şarkιn, meleklerin şarkιsι.
46 Abhazya, minibüslerin salyangozlardan daha hιzlι.
47 Abhazya, kötülüğünü isteyen daima yanιndakidir.
48 Abhazya, para yol üstünde yatιyor, sadece eğilmek gerekir.
49 Abhazya, tabiat, kanunlarιnι bize önveriyor.
50 Abhazya, hayat treni henüz gitmedi.
51 Abhazya, erkeklerin daha büyük görevler için varlar.
52 Abhazya, şairlerin senin dilini unutmadι.
53 Abhazya, sesini dünyaya karşι yükselt.
54 Abhazya, sesin, Kanun olmalι.
55 Abhazya, nerede seni takdir eden ve yücelten insanlar.
56 Abhazya, ruhun, insanlιğιn özüdür.
57 Abhazya, herkes senin güzelliğini yaşayabilmeli.
58 Abhazya, yapιlacaklardan konuşmayalιm, hemen başlayalιm çalιşmaya. 
59 Abhazya, sen hayatιn ve insanlιğιn ruhusun.
60 Abhazya, tabiatιn, kalplerι açsιn.
61 Abhazya, Karadenizin kιyιsιndaki ülke.
62 Abhazya, dağlarιn ve vadilerin ülkesi.
63 Abhazya, bal ve süt akan ülke.
64 Abhazya, nehirlerin tabiatιn can damarι. 
65 Abhazya, bereketliliğin sιnιr tanιmιyor.
66 Abhazya, nehirlerin Altιn Post kadar saf.
67 Abhazya, paylaşmadan önce hasat etmek gerekir. 
68 Abhazya, hayat ile yaşamayι öğren.
69 Abhazya, şarabιn, hayatιn yaşam suyu. 
70 Abhazya, pesimizmin ülkesi.
71 Abhazya, seslenmeni duydum.
72 Abhazya, seslenmene kim cevap verdi? 
73 Abhazya, hayat bugün başlιyor, yarιn değil.
74 Abhazya, ah benim Abhazyam, insan seni sevebilmeli.
75 Abhazya, pιnarlarιn ruhun kadar saf.
76 Abhazya, yeni misafirlerine iyi bak.
77 Abhazya, araba sürücülerin şeytanιn arkadaşlarι.
78 Abhazya, şarabιn zevkine bak ama, akιllιca iç.
79 Abhazya, sahillerinde dünyadaki insanlardan daha çok taş var.
80 Abhazya, ülken, rahatlιk için yaratιlmιş.
81 Abhazya, ahalinin kökeni asil kandan.
82 Abhazya, yaşlιlarιnιn yaşιna dikkat et.
83 Abhazya, bir çocuğun doğumu, tarlada tohumun yeşermesi gibidir.
84 Abhazya, köpeklerin, dostu ve düşmanι tanιyor.
85 Abhazya, otobüslerin sadece insan ve hayvan değil, yenilikler de taşιyor.
86 Abhazya, diasporadaki evlatlarιn ülkelerine sahiplensinler.
87 Abhazya, zamanιn işaretleri senin için iyi.
88 Abhazya, senin lisanιn cennetin övgü şarkιsι. 
89 Abhazya, evlatlarιnιn güçlü bir devlete ihtiyacι var. 
90 Abhazya, ömrün, evlatlarιnιn ömrü kadar.
91 Abhazya, damadιnι tetkik ettikten sonra evlen.
92 Abhazya, devletin doğuşu yaklaşιyor. 
93 Abhazya, mandalinalarιn cennet nektarι gibi tatlι.
94 Abhazya, lisanιnι unutma, çünkü o dedelerinin mirasι.
95 Abhazya, çok kişiler seni seviyor, lakin çok az kişiler beğeniyor.
96 Abhazya, tanrι evini buraya kurmuş bile.
97 Abhazya, kιzlarιn, cennetin melekleri.
98 Abhazya, beceriksizliğin, yuvarlanmasι gereken bir taş.
99 Abhazya, davarlarιn, sokaklarιn polisi.
100 Abhazya, dilin, acιka kadar acι.
101 Abhazya, saatlerin 1992 den beri durdu.
102 Abhazya, sadece birlikte kuvvetliyiz.
103 Abhazya, ülken, cennetin yağmuruna ihtiyaç duyuyor.
104 Abhazya, suyun, yaşamιn ve verimliliğin pιnarι.
105 Abhazya, geleceğin, geçmişte.
106 Abhazya, tabiatιn, paha biçilmez.
107 Abhazya, yokluktaki dostlarιnι hatιrla.
108 Abhazya, düşmanlarιnι unutma, zira onlar geleceğin dostlarι olabilirler.
109 Abhazya, insan düşmanιnι sözle yener, silahla değil.
110 Abhazya, eldeki silah ancak onu taşιyan kişi kadar kuvvetlidir.
111 Abhazya, barιşιn şarkιsιnι dinle.
112 Abhazya, insan barιş için mücadele etmeli.
113 Abhazya, barιş, öğrenilmesi gereken bir kelime.
114 Abhazya, barιşι korumak, savaşmaktan daha zor.
115 Abhazya, bir Kιş dahi, beklenmedik bir anda gelebilir.
116 Abhazya, İlkbahar, Yaz´ιn başlagιcιdιr. 
117 Abhazya, dakik ve temiz olmak bir özelliktir.
118 Abhazya, İlkbahar, ekim zamanιdιr.
119 Abhazya, Yaz, duygu zamanιdιr.
120 Abhazya, Sonbahar, hasat zamanιdιr.
121 Abhazya, Kιş, düşünme zamanιdιr.
122 Abhazya, Bilge´lerini ve onlarιn hayat tecrübelerini düşün.
123 Abhazya, Cehennemi unut, Cennet seni bekliyor.
124 Abhazya, Batι´dan gelen herşey, illaki iyi değil.
125 Abhazya, sokaklarιnι temizle, çünkü bir misafir düşebilir.
126 Abhazya, ağaçlarιn, evlatlarιnιn ciğerleri.
127 Abhazya, sana aşιk oldum.
128 Abhazya, ιrmaklarιn, yιldιzlι bir gece kadar berrak.
129 Abhazya, kahramanlarιnιn adlarι hiç unutulmayacak.
130 Abhazya, hepimiz birer kahramanιz, kendi çapιmιzda.
131 Abhazya, sen, dünya birliği ülkelerinin yιldιzιsιn.
132 Abhazya, azizler sana yürüyerek geliyorlar.
133 Abhazya, kültürünü unutma, zira o, senin düşünebildiğinden daha eski.
134 Abhazya, her ülkenin kültüre ve sanatçιlara ihtiyacι var.
135 Abhazya, sanatçιlarιn, gökyüzünün eksik yιldιzlarι.
136 Abhazya, sanatçιlar bir ülkenin dilidir.
137 Abhazya, kültür, yaşamιn bir ifadesidir.
138 Abhazya, kültürsüz bir hayat yavandιr.
139 Abhazya, Kafkasyanιn dağlarι seni koruyor.
140 Abhazya, ne zaman yürümeyi öğreneceksin.
141 Abhazya, deniz, balιkçιlarιn zenginliğidir.
142 Abhazya, uyan, Gelecek yakιn.
143 Abhazya, Tanrι seni iyi ve kötü günlerde kolluyor.
144 Abhazya, sen, dünyadaki cennetsin.
145 Abhazya, ganimetlerini tüm dünya ile paylaş, ve sadece dostlarιn olacak.
146 Abhazya, çocuklarιnιn ve gençlerinin eğitimini unutma, zira onlar senin geleceğini etkileyecekler.
147 Abhazya, benim Abhazyam, tohum yeşeriyor.
148 Abhazya, tüm saatler aynι istikamete yürüyor.
149 Abhazya, dünya seni ve evlatlarιnι bekliyor.
150 Abhazya, arzularιn bir rüya olarak kalmasιn.

Abhaz Tarihi

Aralık 08, 2018

Kuzey Kafkasya' nın batı yöresinde dağlarla deniz arasında uzanan, dört mevsimi bağrında barındıran, kıyılarında subtropikal bitki örtüsü, dağlarında bembeyaz karları eksik olmayan bu masal diyarına eskiden beri "Abhazya" (Apsnı), insanoğlunun yer yüzüne ayak bastığı en eski çağlardan beri insanların yaşadığı bu ülke halkına " Abhaz " ( Apsuva ) derler.

Küçük Asya' da yaşamış Hititlerle, Kuzey Kafkasya' daki Adigeler' in akrabası olan Abhazlar' ın adına ilk kez Prinç Dönemi' ne ait yazılı kaynaklarda " Abeşla " olarak rastlanır. Asıl atalarının " Apsil, Snig ve Abazg " denen antik dönem Abhaz boyları olduğunu bildiğimiz bu halklar Kafkasya' nın Karadeniz kıyılarında feodal beylikler kurdular. Bu beylikler kültürel olarak Bizans ve Roma uygarlıklarına yakın yaşadı. Bizanslılar o döneme kadar Diyoskurya ve Pitunt adında ticari merkezler kurdular. İsa' nın doğumuna dört- beş yüzyıl kala oluşan bu merkezlerde yerleşen kolonistler miladi yılların başlangıcında Roma lejyonerleri tarafında püskürtüldü. Diyoskurya harabelerinin üzerine Sebastopolis adıyla askeri bir kale inşa ettiler. " En büyük " dedikleri İmparatorOktavya' nın anısına buraya Avgust-Sebastos adını koydular. VI. Yüzyılda Abhazya, Bizans Kolonisi oldu. Aynı zamanda da bir Hristiyan ülkesi haline geldi. İşte ozaman yukarıda adını saydığımız Abhaz feodal beylikleri konsolidasyona geçti. VIII. Yüzyılda Abhazlar, tüm Kafkasya' yı titretecek Abhaz Krallığı' nı kurmuş oldular.

X. yüzyılın sonunda Feodisi adındaki Abhaz Kralı' nın çocuksuz oluşu, varis bırakamaması, onu; tahtına kızkardeşinin oğlunu oturtmak zorunda bıraktı. O III. Bagrat adıyla tarihe geçen kraldı. Babası Gürcü, annesi Abhaz olan bu kral dayıları tarafından yetiştirilmiş olduğundan uzun süre bu krallığa Abhaz Krallığı dendi.

Babasının Gürcü olmasına rağmen Bagrat hanedanlığının kurduğu krallığa " Abhaz Krallığı" denmesinin nedeni, bu krallığın temelinin Abhaz kralları tarafından atılmış ve desteklenmiş olmasıdır. XV. Ve XVI. Yüzyıllarda Abhazlar tekrar kendi krallıklarını kurup Abhaz-Gürcü Birleşik Krallığından ayırdılar. Ama bu kez Osmanlı İmparatorlığu' nun gölgesinde yaşamak zorunda kaldılar. Yüzlerce yıl Hıristiyan din kültürünü alan Abhazlar' ın önemli bir kısmı Müslüman oldu.

1810 yılında Abhaz Krallığı, Rusya' nın himayesine girdi. Çok geçmeden Kafkasya' da ulusal bilinçlenme güçlendi. Abhazlar da bu bilinç içindeydi. 47 yıl süren Kafkas Savaşları bitene dek silahlarını teslim etmediler. O yıllarda, yani 1864 yılından itibaren Rus Çarlığı Abhazya' nın batısında yaşayan Abhazlar' ı, Adigeler' le birlikte anayurtlarından sürdü. Abhaz Krallığı' na da son verdi. Abhazya bir uçtan öbür uca Kazak çizmesi altında ezildi. Halk nüfus kaybına uğradı.

1866 yılında Abhazlar bağımsızlık uğruna tekrar silaha sarıldı. Adeta intihar savaşına giriştiler. Ama ne yazıkki buna güçleri yetmedi. Ertesi yıl Ruslar silah zoruyla, kalan Abhazlar' ı da sürdü. Ülke boşaldı. On yıl sonra Abhazlar tekrar silaha sarıldı. Ulusal bağımsızlık adına verdikleri her savaşın ardından bir kez daha sürüldüler. Bu kez ulus tamamıyla yok olma tehlikesi geçirdi.

1918 yılında anayurdunda kalmayı başarabilen Abhazlar kaybettikleri " ulusal devlet " yaşamın dizginlerini yeniden ele geçirdiler. Ama demokratların başındaki Gürcü Menşevikler, dizginlerin yeniden elden kaymasına, ülkenin karanlığa gömülmesine neden oldu.

1921 yılında Abhaz gençleri, Rus Bolşevikleri' nden de destek alarak Abhazya' yı, can yurtlarını bağımsız kıldı. Abhazya, " Sovyet Sosyalist Cumhuriyet " oldu. Bağımsız devlet statüsüne kavuştur. Abhaz ulusu yeniden canlandı. Ama neyazıkki zamanla Abhazya' nın devlet olma konusundaki başarısı engellenmeye, hakları kısıtlanmaya başlandı.

1922 yılında Abhazya, Gürcistan S.S. Cumhuriyeti' ne yalapçalap bağlandı. On yılda böyle geçti.1931 yılında otonom cumhuriyet olarak Gürcistan' a bağlandı. Lakoba' yı öldürdükten sonra Abhazya sadece görüntüde bir otonom cumhuriyet haline geldi. Gerçekte bir otonomi hakkı bile kalmamıştı. Artık Abhazya Gürcistan' ın bir rayonu ( bölgesi ) gibi görülüyordu.

30' lu yılların sonunda Abhazlar' ın derdine tercüman olabilecek tüm Abhaz aydınlarını, gençlerini yok ettiler. Latin alfabesine dayalı Abhaz yazı dilini kaldırıp, Gürcü alfabesini ve dilini yerleştirmeye çalıştılar. Gürcistan' ın doğu bölgesinden insanları getirip Abhazya' ya yerleştirdiler. Savaş yıllarıydı, Sovyet halkının başı tutusa söndürecek hali ve vakti yoktu. Herkes kendi derdindeydi, Abhazlar'ın problemleriyle uğraşacak tek bir merci yoktu.

1944 yılında Abhaz okullarını kapatmaya, Abhaz çocuklarına ana dillerini unutturup, Gürcüce öğretmeye başladılar. Gürcü faşistleri, Abhaz yer adlarını ( toponim ) değiştirmeyi de ihmal etmediler. 1948 yılından 1951 yılına kadar Abhazya' da 147 yer ve köy ismi değiştirilip Gürcüleştirildi. Gürcüler asimilasyonu hızlandırmak, halkı yok etmek için akıl almaz yöntemler uyguluyorlardı.

Bu asimilasyonun ötesinde bir şeydi, adeta bir soykırım, bir ulusu yaşarken yok etme yöntemiydi. Abhaz ulusunun kökünü Abhazya' dan tamamen kazımak istiyorlardı. Abir grup Abhaz' ı II. Dünya Savaşı' nda Almanlar' a yardım etti diye karalayıp imha ettiler. " Abhazya, Sovyetlerden ayrılmak istiyor.", şeklinde provakasyonlar yaparak Abhaz tarihini saptırmaya çalıştılar.

İşte, Pavle İngorakva gibi fanatik teorisyenler " Antik Abhaz boyları olan Abasglar ve Apsiller Abhaz kökenli değil, Gürcü kökenlidir. Abhazlar' ın bunlarla hiçbir ilgisi yoktur. Abhazlar Abhazya' ya iki üç yüzyıl önce kuzeyden geldiler" gibi düzmece tarihlerle Abhazlar' ı yeniden yok etme teorileri üretmeye başladılar.

Abhazya 70 yıl Sovyet egemenliği altındaydı. Ama değişen bir şey yoktu. Her seferinde yeni bir ulusal sorun yaşıyorlardı. Sovyet döneminde Abhazlar, Abhazya' da nüfusun %18' ini teşkil edecek duruma düşürüldü. Her an başlarına kakılan nüfus azlığının nedeninin kendileri olduğunu, bir an olsun akıllarına bile getirmediler.

XIX. yüzyılda tüm Kafkas uluslarının kökünü kurutan sürgün dramını Abhazlar da ziyadesiyle yaşadı. Bu yüzden boşalan Abhaz toprakları yabancı uluslar tarafından yağmalandı. Bütün olumsuzluklara rağmen 1866 yılında Abhazya' da kalan Abhaz sayısı nüfusun % 60' ını teşkil ediyordu. Gürsüler ve Mingreller durmadan gelip yerleştiği halde onların sayısı o tarihlerde 26.000' i geçmiyordu.

Daha sonra Abhazya' da yaşayan Gürcü, Mingrel nüfusu 240.000' e ulaştı. Abhaz nüfusu ise kendi anayurdunda 100.000' e düştü. Bu yüzden Abhazlar demografik anlamda çok sıkıntılar çektiler. Her an karşılarına bir koz olarak çıkarılan bu problemin müsebbibleri, bunu ileri sürenlerden başkası değildi.

Doç. Dr. Valeri Beygua ABHAZYA TARİHİ
Abhazcadan Çeviren Papa-pha Mahinur Tuna As Yayın

Page 1 of 3

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler Türk mü?

Ara 02, 2018 Rate: 0.00

Kafkasya Neresidir?

Ara 10, 2018 Rate: 0.00

Kabardey Aile Armaları

Oca 25, 2019 Rate: 0.00

Son Twetler

RT @dergi_mizage: As we all know you are a bit busy these days, we want to remind you that Russia condemns the USA for Native American Gen…
Avusturya, Drau anıtı: ''Burada 28 Mayıs 1945’te yedi bin Kuzey Kafkasyalı, kadın ve çocukları ile birlikte Sovyet… https://t.co/yZtTG7dfDs
RT @Cerkesya: #21Mayıs #Circassiangenocide #ÇerkesSoykırımı https://t.co/ADgbR91klj
#21Mayıs1864 #21may1864 #genocide1864 #CircassianGenocide #circassianexile #CerkesSoykırımı #unutma #unutturma https://t.co/AOEiRG08aK
Follow Çerkesya on Twitter

Post Gallery