Makale

Kafkas Halkları ve Misyonerlik Faaliyetleri

SSCB’nin dağılmasının ardından, radikal İslâmî ülke ve örgütler, Hıristiyan misyoner teşkilatları, Hindistan'daki Budist mihraklar ile benzeri kuruluşlar; Kuzey Kafkasya’da da mezhep ihracına, cemaatlerini artırmaya, ülkeleri lehine kamuoyu oluşturmaya, ekonomik çıkar sağlamaya ve iç düzenini bozmaya yönelik dinî propaganda faaliyetlerini yürütebilecekleri yeni vasatlara kavuştular. Bu bölgede devam eden misyonerlik faaliyetlerinin planlı bir şekilde sürdürüldüğü, mevcut ekonomik zenginliklerin ele geçirilmesi amacı doğrultusunda, bazı Batılı ülke organizasyonlarının bu türden faaliyetlerinin her geçen gün de çeşitlendiği gözlemleniyor.

Misyonerlik anlayışı çerçevesinde Hıristiyanlar, tarih boyu gittikleri yörelerde hitap ettikleri insanlara Hıristiyan mesajını duyurmayı değil, onları Hıristiyanlaştırmayı hedeflediler. Hıristiyan egemen güçler, egemenlikleri altında yaşayan farklı inanç ve kültür bağlısı halkları hızla asimile etmeyi, İsa’nın kendilerine yüklediği dinsel bir görev bildiler.

Misyonerler, çalışmalarında gittikleri ülkelerde yaşanmakta olan ekonomik sıkıntıları, insanların ekonomik yetersizliğini, kendi ekonomik üstünlüklerini ve diğer psikolojik faktörleri de kullanıyorlar. Ayrıca, her bölgenin siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel şartlarını tespit ettikten sonra, inanç boşluğundan ve bu ülkelerdeki inanç özgürlüğünden yararlanarak, bu şartlara uygun çalışmalar yürütüyorlar. Bazı yerlerde aileler, bazı bölgelerde tek tek fertler üzerinde çalışan misyonerler, lehlerine olabilecek her unsuru değerlendiriyorlar.

Kuruluşlarından itibaren gerek Katolik, gerekse Protestan Hıristiyanlık'ta misyonerlik teşkilatları hiç bir dönemde sadece dini amaçlı müesseseler olmadı. Misyonerlik faaliyetlerinin etkileri her zaman dinin kapsama alanının dışına taştı, siyasi, coğrafi, sosyal ekonomik, kültürel bakımlardan geldikleri ülkelerin lehine, gittikleri ülkelerin ise aleyhine sonuçlar doğurdu. Bu kuruluşların bütün faaliyetleri, sadece dindar insanların bağışlarıyla yürütmedikleri, misyonerlik kuruluşlarının, bağışlar, kilise gelirlerinden kesintiler ve gayrımenkul kiraları gibi gelirlerinin yanı sıra, ABD ve Almanya gibi ülkelerin gizli ödeneklerinden de finanse edildikleri ifade ediliyor.

Kafkas halklarının % 55,9'unun Müslüman ve % 49,6'sının ise Hıristiyan olduğu ifade ediliyor.

Misyonerler öncelikle etnik ve dini bağlara sahip oldukları gruplara yöneldiler. Protestan ve Ortodoks kiliseler, Yehova Şahitleri ve diğer misyonerler öncelikle gittikleri bölgedeki Hıristiyanlar üzerinde çalışmalara yöneldiler. Daha sonra yetiştirdikleri bu elemanlar vasıtasıyla diğer topluluklara yöneldiler.

SSCB döneminde tüm bölgede olduğu gibi Kuzey Kafkasya’da da ateizm resmi devlet dini gibi benimseniyordu. SSCB’nin dağılmasının ardından misyonerler ortaya çıkan inanç boşluğunu doldurmak amacıyla bölgeye yöneldiler. Bu kapsamda, Kafkasya’da da etkili olmayı amaçlayan kiliselerin, bölgeye yatırım yaptıkları biliniyor.

Merkezi İsveç'te bulunan IBT (Institute of Bible Translation) tarafından İncil'in Adige, Kabartay, Osetin, Karaçay, Çeçen, Nogay, Avar, Lezgi, Kumuk, Lak, Dargin, Tabasaran, Şor, Rutul, Agul, andi ve Bezhti dillerinin bir kısmına tercüme ettirdiği ve diğerlerine de ettirilmeye devam ettiği biliniyor. Bölgede İslâmiyet'in çok güçlü olmadığını düşünen misyonerler tarafından, bölgedeki Müslümanların, din değiştirmesini sağlamak amacıyla kiliseler inşa ediliyor. Misyonerlerin faaliyetleri sonucunda sayıları az da olsa bazı gençlerin Hıristiyanlığı kabul ettikleri ifade ediliyor.

Moskova'da Nisan 1997’de Kafkas Cumhuriyetlerinden Hıristiyan dinine mensup şahısların katılımıyla yapılan bir toplantıda kurulan Hıristiyan Kafkasya'yı Müslümanlardan Kurtarma Derneği de Kafkasya’da Hıristiyanlığın yayılmasına yönelik faaliyet gösteriyor.

RF’da Ekim 1997’de çıkarılan “Dini Örgütlenme ve Kişisel Hürriyetler” yasasından sonra kiliselerin önemli güç kazandıkları biliniyor. Bu tarihten sonra Adige Özerk Cumhuriyeti başkenti Maykop’ta bulunan ve büyük harcamalar yapılarak restore edilen kiliseler, Hıristiyanlık dininin yayılmasına yönelik faaliyetlerde ve Rusların bulunduğu her köye kilise yapılması için çalışmalarda bulunmaya başladı.

Abhazya’da da Hıristiyanlığın yayılmasını sağlamak amacıyla Rus Ortodoks Kilisesi tarafından Müslüman halkın yoğun olarak ikamet ettiği bölgelere papazlar tarafından ziyaretler düzenleniyor ve özellikle Abhazca basılan İncil ücretsiz olarak halka dağıtılıyor. Ülkedeki kiliseler de RF tarafından maddi olarak destekleniyor. Ayrıca, misyonerler tarafından, bölge halkına yönelik para, kitap ve ücretsiz yiyecek yardımı yapılmasının yanı sıra, fakir ailelerin sağlık sorunları ile de yakından ilgileniliyor. Misyonerler, özellikle, şehirli, entelektüel ve karışık evlilik yapan kişilere yönelik faaliyet gösteriyorlar.

Sohum'da Almanlar tarafından yapılan Protestan kilisesi ve Vatikan tarafından inşa edilen Katolik Kilisesi ile RF Ortodoks Kilisesi tarafından maddi olarak desteklenen Abhazya’daki Hıristiyanlık Eğitim Okulu’nda da Abhaz halkının asıl dininin Hıristiyanlık olduğu yönünde propaganda yapılıyor. Abhazya Ö.C. televizyonunda papazlar tarafından vaaz veriliyor. Rusya Hıristiyan kiliseleri teşkilatı tarafından maddi olarak desteklenen basın organlarında da Abhazlar arasında Rus kilisesine olan bağlılığın arttırılması amacıyla yayın yapılıyor.

Halkının büyük bölümü Müslüman olan Abhazya’da halk, bu tür faaliyetlerden rahatsızlık duyduğunu sık sık dile getiriyor. Hatta zaman zaman Müslümanlar ile ateist ve Hıristiyan gruplar arasında dinsel çatışmaların meydana geldiği biliniyor.

Rusya Çeçenistan’da giriştiği insan hakları ihlallerinin yanı sıra, bölgeye gönderdiği misyonerler vasıtasıyla halkın din değiştirmesine yönelik çalışmalarda bulunuyor. Örneğin, 2007 yılında Hıristiyan nüfusun hiç bulunmadığı Çeçenistan’ın Kurçaloy kasabasında Rus misyonerler tarafından bir kilise açıldı. Rus Provoslav Kilisesi tarafından Kurçaloy’da Çeçenlere yönelik çıkarılan “Provoslav Kurçaloy” adlı bülten, tüm Çeçenlere dağıtılıoyor. Halbuki, SSCB döneminde 1990’da Kurçaloy’da Çeçenistan’ın ilk medresesi ile Rus-Çeçen 1994-1996 savaşı sona erince de bir Kur’an Kursu da açılmıştı.

Diğer taraftan, Çeçenistan’da ve İnguşetya’da 1994-2007 tarihleri arasında gizli olarak, bizzat savaşta yer alan Rus Provoslav Kilisesi’nin papazlarının, adam kaçırma ve FSB teşkilatının sorgularında yer aldıkları ifade ediliyor. Günümüzde ise, Rus gizli servisinin desteğiyle Rus misyonerlere, açık bir propagandayla Çeçenistan ve İnguşetya halkının din değiştirmesini sağlamaya yönelik görevler verildiği kaydediliyor. Misyonerler tarafından FSB’nin de desteğiyle, Çeçenistan’ın her yerleşim bölgesinde bir kilise yapılmasına çalışılıyor. Diğer taraftan, Çeçenistan’ı ve İnguşetya’ya, FSB tarafından özel olarak yetiştirilen uzman misyonerler ile öğretmen Rus aileleri, büyük maaş bağlanarak getiriliyor. Bugün, Kuzey Kafkasya’da bulunan Rus askerlerinin Provoslav mezhebine bağlı kutsal savaşçılar olarak gösterildiği ve vaazlarda Müslümanların öldürülmesine teşvik edildiği ifade ediliyor.

İnguşetya'daki Çeçen mültecilere yönelik olarak Hıristiyan ve Budist misyoner teşkilatları, dini propagandanın yanı sıra, insani yardım adı altında sürdürdükleri faaliyetlerle de dinlerini yaymaya çalışıyor. Mültecilere yardım getiren insani yardım kuruluşlarının beraberlerinde getirdikleri misyonerler, haftalık uyguladıkları yardım programına katılanların dini etkinliklere de iştirak etmesi şartını getiriyor. Etkinlik sonrasında katılımcılara, içinde dini içerikli kitapçıklar ile gıda maddeleri bulunan bir yardım paketi dağıtılıyor.

Dağıstan'daki Müslümanlar ise İslami kimliklerini geri almak için yoğun bir çalışma içerisindeler. Buna karşın, Rus gazetelerinde, Dağıstan'da yaşayan Kumukların “Türk ve Müslüman olmadığı" yönünde temalara yer veriliyor. Dini okullara yönelişin arttığı bölgede, Hıristiyan misyonerlerin son yıllarda önemli çalışmalar yaptığı da biliniyor. Radyo ve TV vasıtasıyla Hıristiyanlığın genç Müslümanlar arasında yaygınlaştırılmaya çalışıldığı Dağıstan'da, Hıristiyan misyonerlerin arkasında önemli bir güce sahip olan Rus Ortodokslar bulunuyor.

Kabartay-Balkar Ö.C.de bir kilisede Rusça Hıristiyanlık propagandasına yönelik yayınlar yapan bir radyo faaliyet gösteriyor. Ancak, radyo yayınları bölge halkı tarafından tepkiyle karşılanıyor. Ancak, Kafkasya’da sürdürülen tüm bu misyonerlik faaliyetlerine karşın, halkın İslâm dinine ilgi duymaya başladığı ve misyonerler tarafından sürdürülen Hıristiyanlık propagandasına tepki gösterdiği kaydediliyor.

SSCB döneminde gerek Müslümanlar, gerek Ortodoks Hıristiyanlar ateist politikalardan mağdur olmuşlardı. Bu nedenle, günümüzde, dinler arasındaki farklılıklara değil ortak yönlere ve birleştirici unsurlara önem verilmesi gerekir. Devlet kontrolünde olmayan, finans kaynakları bilinmeyen, çalışmaları ülke yasaları ile uyuşmayan tüm vakıf ve kişilerin faaliyetleri de gerçek dini kuruluşların çalışmaları ile bir tutulmamalıdır. Hıristiyanlara ve Müslümanlara tanınan haklara ilişkin yapılan uygulamalar arasında fark gözetilmemelidir. Günümüzde misyonerlik faaliyetlerinin etkisiz kılınması için özellikle aydın din adamlarının istihdam sorunu yönetimler tarafından çözümlenmelidir.

Global Yorum İnternet Dergisi Naciye Saraç


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.