Makale

Türkiyede yaşayan Kafkasyalılarla Beraberdim

Türkiyede yaşayan Kafkasyalılarla Beraberdim

KARDEŞ TAVSİYESİ


Ankara Hacettepe Üniversitesi Jeopolitik ve Sosyoloji Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Profesör Ali BAĞIŞ’ın daveti üzerine 7-17 Haziran 2001 tarihinde Türkiye’de bulundum, ve Kafkaslılar tarafından misafir edildim. Ben, Kafkas derneklerinde ve politikanın içinde eskisi gibi bulunamıyorum. Gençlerin yetiştirilmesi ve akademik çalışma görevine döndüm. Ankara Üniversitesi’nde, Rusya ile Türkiye’nin karşılıklı çıkar ilişkilerinin, bu iki ülkenin dostluklarının sıkı ve iyi olmasının tüm Kafkas toplumunun da yararına olacağı konusunda bir konferans verdim. Bunun yanısıra “Türkiye’nin Yapacakları” konusunda doktora yapan Türkiyeli bir Kafkas gencine bu konuda yardımcı oldum. Diğer taraftan ben, kardeşlerim Şenıbeleri, onların akrabaları, dostları ve arkadaşları yanında kendi dost ve arkadaşlarımı da görebileceğimi umuyordum. Bu kadarla Türkiye’de amacıma ulaşmış olacaktım.

Ancak, beklemediğim bir şekilde, Türkiye’de faaliyet gösteren Kafkas dernekleri ve onların başkanları bana büyük bir ilgi gösterdiler, haddinden fazla değer verdiler. Bunu hayatım boyunca unutmayacağım. Gücümü, düşüncelerimi tazelediler.

Bana verdiğiniz değerden dolayı sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Bununla birlikte içinde bulunduğum ortama uygun olarak Türkiye’de ve Ata yurdunda bulunan Kafkas dernekleriyle ilgili ve sizin orada tespit ettiğim önemli gördüğüm bazı meselelere kısaca değinmek istiyorum. Ben “ En büyük iyilik danışmak, anlaşmaktır.” (Başarının sırrı istişare ve uzlaşmadır) sözünün anlamına güvenerek tüm Kafkas halklarının kendi amaçlarına en iyi şekilde hizmet edeceklerine inanıyorum.

1-Türkiye’de 100 Kafkas derneğinin faaliyet gösterdiği, atayurdunda herkes tarafından bilinmiyor. Yalnız İstanbul’da 500 bin Kafkaslının yaşadığını, bunun tüm Kafkasya’da yaşayan Adigelerden daha fazla olduğunu bilemiyorlar. Biliyorlarsa da işitiyorlarsa da Türkiye’de bir kaç milyon Kafkaslının yaşadığının önemini açıkça anlayamıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda Kafkaslıların harcadıkları gücü, akıttıkları teri, kanı ve feda ettikleri canı yeni yeni duymaya ve anlamaya başladılar. Kafkaslıların kazandığı bu başarının Türkler nezdinde önemi ve değeri çok büyüktür. Türklerin “Kafkas kökenliler iyi Türk vatandaşıdırlar.” demeleri bizi gururlandırmalıdır, buna sevinmemek bize yakışmaz. Bunun gibi bir çok örnek gösteriyor ki : TÜRKİYE KAFKASLILARIN VATANIDIR.

TIPKI AMERİKA’nın İNGİLİZLERİN, LATİN AMERİKA’nın İSPANYOLLARIN VATANI OLMASI gibi. Orada artık Kafkaslıların yaşamadığı, elde ettikleri o büyük değere artık sahip olmadıkları gibi bir durum hiç bir zaman olmamalıdır. Yok etme baskısıyla Türkiye’ye sürülen dedelerinizin babaları bir kez Atayurtlarını (Hekujj) kaybettiler, ikinci kez, toprağını, suyunu, insanlığını paylaştığımız Anayurdunu (Hekuşşe) kaybetmek olmaz. “Çukura bir kez düşen şaşı, ikinci kez düşen kördür.” dediler büyüklerimiz. Biz, bir kez daha bakar kör olmak istemiyoruz.

2- Ben Muhittin Ünal’ın başkanı olduğu dernekte 12 Haziran günü “Adigelerin tümü KABARDEY’e güveniyorlar.” dediklerini işittim. Bu bir taraftan günümüz koşullarına göre doğru olabilir. Şu anda KABARDEY bu büyük Adige güvenine(umuduna) layık davranamamaktadır ve bu konuda ELİNDEN GELDİĞİNCE GAYRET GÖSTERMESİ gerektiği de bir gerçektir. Bunu başarabilmenin alt yapısının en önde geleni özgürce davranabilmektir. Bir araya gelenlerin içinden geldiği gibi


çalışmaları, aynı yolda yürümeseler bile istenildiği kadar dernek kurma özgürlüğünün olması gerekir. Dünyada gelişen veya gelişmekte olan 40 kadar ülkeyi demokrasiye ve zenginliğe götüren yol özgürlükten geçmiştir. KABARDEY de bu yola girmişti, ancak ,

başta bulunanlar Atayurdunda beğenmedikleri bir derneğin nefes almasını bile engelleyecek yasalar çıkarttılar ve mahkemeler kurdular. Türkiye’nin bu 40 ülkenin içinde olmasını sağlayan da, derneklerinize hayat veren de bu demokratik ortamdır.

KABARDEY’in de Rusya’nın ardından bir gün mutlaka özgürlük yoluna girmesi kaçınılmazdır. Bundan daha da önemlisi ve en doğru olanı bunu bizim anlamamız, yürekten-candan hissetmemiz gerektiğidir : GELECEK YÜZYILLARIN, BİN YILIN, ÜÇÜNCÜ-DÖRDÜNCÜ BİN YILIN TÜM DÜNYADA YAŞAYAN KAFKASLILARIN YAŞAMLARINI DÜZENLEYECEK OLANLAR TÜRKİYE’DE YAŞAYAN KAFKAS KÖKENLİLER OLDUĞUNU BİLMELERİ GEREKİR! Daha önceleri GÜCÜN, DÜŞÜNCENİN, BECERİNİN. YAZILI ESERLERİN ÇOĞU gibi GELECEĞİMİZİ İLGİLENDİREN EN ÖNEMLİ ÖĞELERİN TÜRKİYE“DE BULUNDUĞU GERÇEĞİNİ GÖRMEMİZ GEREKİR. ŞİMDİYE KADAR KAFKASYA’DAKİ HALKLARIN DAHA FAZLA AKTİF OLAMAYIŞLARININ NEDENİNE GEREKÇE OLARAK İÇİNDE BULUNDUKLARI SİYASİ ORTAMIN MÜSAİT OLMAMAMSI GÖSTERİLİYORDU. Şimdi siz burada Rusya’ya bağımlı ve dünyadan kopuk olarak yaşayanlara birlik ve beraberliğin dayanışmanın neler getirebileceğini anlatmak insanları aydınlatmak gibi

bir görevi gerçekleştirmeye çalışıyorsunuz. Bunu için ilk adımı attınız. YOLUNUZ AÇIK OLSUN

3- “Genç, koşullandırılabilir ve yönlendirilebilir; ama, yaşlıya nasihat edilmez”. Ancak, gencimizin de, yaşlımızın da, hepimizin zaman zaman bazı tavsiyelere ihtiyacımız olabileceğini zannediyorum. Bu bizim geleceğimizin çıkış noktası olabilir. “BİZ KİMİ KAFKASLI SAYACAĞIZ”? Bu sorunun cevabını verirken KAFKASLILIĞI çağın koşullarına uygun hale getirmemiz gerekmektedir. Bizim çekişmeyi-didişmeyi bırakmamız lazım: Sen dil bilmiyorsun, atayurduna gitmek için hiç gayret göstermiyorsun, yabancılarla akraba oldun kız verdin-kız aldın, derneğe üye olmuyorsun, Kafkas toplantılarına gelmiyorsun vb… Bizim artık çekilmez hale gelen bu konuda acilen anlaşmamız gerekiyor : KİM KENDİNİ KAFKASLI SAYIYORSA KAFKASLI ODUR ! Başka bir soydan gelen yarım Kafkaslı da bizdendir, EĞER KENDİNİ KAFKASLI OLARAK SAYIYORSA! Orada bulunduğum günlerde ev sahibim beni Osman adında bir Türk ile tanıştırdı, Kafkaslılara çok yakın ve oldukça da seviyor bizleri. O benim için bir de şiir yazdı. Benim başımdan geçen sıkıntıları imalı bir şekilde anlatması, istemesem de yüreğime oturdu.Kardeşim Şenıbe Muhametheyr beni, Ürdün-Amman’da Abdel adında uzun entari giyen cana yakın bir Arapla tanıştırmıştı. Bana, “Ben Kafkaslıyım.” diye peşimizden ayrılmıyor, “Bir şey bağışlayacağımı sanıyor.” diyordu.

Osman ve Abdel gibileri (Kafkaslıların yaşadığı ülkelerde böyle, çok arkadaşları ve dostları vardır) kendilerini değerlerimizin sahibi olarak göstermeye çalışırlar, bunlar, kendi soylarını satmaya çalışanlardan daha Kafkaslıdırlar. BÖYLE OLDUĞUNA GÖRE, TÜM KAFKASLILARI, KENDİSİNİ KAFKASLI SAYAN HERKESİ BU TOPLUMUN İÇİNE ALMAK, SORUNLARIMIZI VE HERKESİN KENDİNCE NE YAPABİLECEĞİNİ VE YAPMASI GEREKENLERİ, SORUMLULUKLARINI ANLATMAK, BUNDAN TOPLUM ADINA NE GİBİ BİR YARAR SAĞLANACAĞININ İZAHINI YAPMAK BİZİM EN ÖNEMLİ GÖREVİMİZ OLMALIDIR.

4- Bizden birileri sinirlendiği zaman söylerler : “Biz anlaşamayız ! İki Kafkaslı anlaşsın dünya yıkılır diyorlar !” Yalnız Türkiye’de 100 derneğin üyeleri anlaştı, 50’si birleşti ve üyeleri bir araya gelip anlaştı, dünya da yıkılmadı ! Sizlerin, bu söylentilerin geçersizliğini kanıtlamış olmanıza tüm Kafkaslılar çok seviniyorlar ! Bizim büyük tanrıdan dileğimiz derneklerinizin sayısının bin olması ve onların anlaşıp dayanışmalarıdır.

Bizi candan sevindirecek olan , anlaşma ve dayanışmalarınıza bir halel

gelmemesidir. İleride daha da güçlü olmamıza katkıda bulunacak bir meseleye

değinmeden geçemeyeceğim. Kafkaslıların eğitiminde ders niteliğinde sıkça kullanılan bir öz değiştir:

“Kabahatini söyleyen dost, gizleyen ise düşmandır” Bu meseleye benim doğrudan bakışımı beğenmeyecek kardeşlerimi de tanıyorum ve onları da çok seviyorum. İşte bu sevgidir , sizlerin benden bir şeyler beklediğinizi hissettirmenizden dolayı, birilerinin gücenmeleri pahasına doğru diye nitelendirdiklerimi söyleme gücünü ve cesaretini ilerlemiş yaşımdan almaktayım. Bundan başka, doğruyu söylemek göz çıkarmak gibi bir şey olsa da , hepimizce çok önemli olan gençlerimize ön yargı ile bakmamanız gerektiğine inanıyor ve güveniyorum. Görmenin, düşünmenin, emeğin izlediği yol olan aklın yolunun size de yeteceğine inanıyorum.

“Babanın görmediği bir çok şeyi oğul görür.” Buna göre, beni misafir eden dernek yöneticilerinden küçüklerimizin büyük takdirlere layık olması yanında, yaptıkları işlerde kendi bakış açılarının olması kadar doğal bir şey olamaz. Gençlerin de yaşlıların da meselelere farklı bakış açılarının olacağını anlamamız gerekir. Kavga edip birbirlerine sırt çevirmeden, danışarak, tartışarak bu farklı bakış açılarını giderilebilmenin yolunun bulunabileceğine inanıyorum. Enver Kaplan’la Muhittin Ünal’ın başını çektiği topluluklar arasında pek de hoş olmayan böyle bir meselenin varlığını gördüm.

Ben kendi şahsıma Türkiye’ye gelmeden, meseleleriniz hakkında bilgi sahibi olmadan çok daha önce Kabardey’de derneklerin geçeceği yollara konan taşlardan en azından bazılarını gücümün yettiği kadar kaldırmaya çalıştım. 21 Mayıs Adigeler’in “Yas Günü’nde” Nalçık’ta toplanan herkesin huzurunda mitinge bakışımı

açıkladım. Sizin orada bu konu ile ilgili toplantıların bir kısmında düşüncelerimi tekrarlama şansını buldum. Kabardey’de “Adige Dernekleri”nin yöneticileri devlet yumruğu ile eyerden indirilerek dernekle hiç ilgisi olmayanlar eyerin üstüne oturtulmuş, onları dünyadaki tüm Kafkas derneklerinden tecrit etmeye çalışmaları bizim için hem haksızlık hem çok acı olmuştur. “İstediğin olmazsa, nasıl oluyorsa öyle yap!” dedikleri gibi, ben olanlar için sebep arıyorum ve buluyorum da. Kurulan yeni derneklerin tümüne devlet destek vermektedir. Böyle olduğuna göre onların daha çok iş yapmaları gerekmez mi ? Eski dernek taraftarlarını çağırttım : Eğer birine güvenilecekse Hafıtse Muhamed’le çalışmak lazım, atının nasıl koştuğuna bir bakalım, hem bunu kendisinin de görmesi gerekir. Aramızda bunu doğru bulanlar olduğu gibi bulmayanlar da oldu. Bundan başka, Dünya Çerkes Birliği’nin devlete bağlı olmasının bize daha çok yararı dokunacağı kanaatini taşıyorum. Bizim parlamentonun başkanı Dünya Çerkes Birliği’nin başkanı olduktan sonra hepimizin gönülden arzu ettiği bir işe el attı : Nehuşş Zaurbi, Kabardey’e dönüş yapan kardeşlerimizi toplayıp dertlerini dinledi ve kendilerine

zarar verenlerin davranışlarını anlattırdı. Bu tür sorunlarla boğuşmada Zaurbi, Akbaş Boris’ten çok daha başarılıdır. Böyle olduğune göre bu ikinci kararı alıp onu seçenlerin güvensizliği bırakmaları gerekir...

KABARDEY’DEKİ SORUNLAR GİBİ, TÜRKİYE’DE ENVER KAPLAN’IN BAŞKANI BULUNDUĞU BİRLEŞİK KAFKASYA KONSEYİ İLE, MUHİTTİN ÜNAL’IN BAŞKANI OLDUĞU KAFKAS DERNEĞİNİN ARASINDA VAR OLAN GÖRÜŞ AYRILIKLARININ GÖRÜŞMELER YOLUYLA GİDERİLEBİLECEĞİNE YÜREKTEN İNANIYORUM. ÖNCELİKLE TÜRKİYE’DEKİ KAFKAS DERNEKLERİNİN SAYISININ VE GÜCÜNÜN ARTMASINI VE TÜRKİYE’DEKİ KAFKAS VARLIĞINI TÜRK DEVLETİNİN HİÇ BİR ZAMAN GÖZ ARDI EDEMEYECEİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM. BİRLEŞEN DERNEKLERİN VE DERNEKLER DIŞINDA KALAN TÜM KAFKAS KÖKENLİLERLE KAFKASYA’YA SEMPATİ DUYANLARIN BİLGİLENDİRİLMESİNE VE YÖNLENDİRİLMESİNE ÖNCÜLÜK EDECEK BİR YAPILANMAYA İHTİYAÇ VARDIR. BİZDE OLDUĞU GİBİ, BİRLEŞEN DERNEKLERİN BAŞINA TÜRK PARLAMENTO BAŞKANINI GETİREMEYEBİLİRSİNİZ ANCAK, BİRLEŞMEDEN DOĞAN GÜCÜNÜZLE, PARLAMENTONUN VE BÜROKRASİNİN SORUNLARINIZA DAHA CİDDİ ŞEKİLDE EĞİLMELERİNİ SAĞLAYABİLİRSİNİZ. DEVLET NEZDİNDE BU ETKİYİ SAĞLAYABİLECEK BİR YAPIDA GÖRDÜĞÜM KURULUŞ ENVER KAPLAN’IN BAŞINDA BULUNDUĞU BİRLEŞİK KAFKASYA KONSEYİ’DİR. Türkiye’deki ve Dünyadaki tüm Kafkas Derneklerinin en önemli sorunlarının çabuk anlamamızı ve çözüme kavuşturmamızı sağlaması için tanrıya dua ediyorum. Bu konuda hepinize yalvarıyorum.

“Büyükler yanılırsa, gençlerin zararınadır. Gençler yanılırsa, kabahat büyüklerindir.” Bu

konuda yaşlımızın da gencimizin de yanılmaması için gayret gösterilmelidir ! Kötümserlikten kendimizi kurtarıp, akıl birliğini becerebilirsek, pişman olacağımız büyük bir olay başımızdan geçmeyecektir ! HA GAYRET !

“Soyun itibarını bir kişi yüceltir, soyun yüzünü bir kişi karartır” – derler adige büyüklerimiz. Enver Kaplanla Muhittin Ünal Kafkas toplumunun her şeyi ile işlerini omuzlayanlardansınız. İleride daha da çetin yollardan geçeceksiniz. Bu sarp tepeleri aşabilirseniz, hem kendiniz, hem gruplar birbirinize danışırsanız, uzlaşıp iş birliği ile

sorunların tümünü, çoğunlukla bir birinizden razı olarak çözmeye çalışırsanız sizin yücelttiğiniz bu toplum sizi birer altın yıldız olarak tanımlayacaktır.

5- Kafkas derneklerimizin, hepimizin desteği ile bir yüz yıl daha aynı heyecanla

çalışacağına inanıyorum ve içinde yaşadığımız ülkelerde, ilişkili olduğumuz herkes tarafından desteklenebilecek icraat programlarına ihtiyaç vardır. Bir kaç yıl önce bu konudaki düşüncelerimi “NART” gazetesinde yayınlamıştım. Ancak bunu, Carım Aslan’dan başka hiç kimse fark etmedi. Böyle büyük işleri Türkiye’deki dernekler başarabilirler. Bunu düşünen ve uğraşanlarınız vardır. Bunlardan Av. Rahmi Tuna (TUME) büyük bir akademik çalışma grubu oluşturmuş çalışmalara başlamıştır. Bu başlatılan çalışmaya daha çok ilgi gösterilirse tüm Kafkaslıların, gelecekteki neslimize büyük yararı dokunacaktır. Ben de bu çalışmaya azıcık gücümü katmaya hazırım.

Göstermiş olduğunuz insani ilgilerden, kurduğunuz bereketli sofralardan, söylemiş olduğunuz güzel sözlerden dolayı bir kez daha sonsuz şükranlarımı sunarım. Aklım ermeden birilerinin kalbini kırdımsa ya da kusur ettimse bağışlamanızı diliyorum. Uygun görürseniz “Kardeş Tavsiyesi” mektubumu çoğaltıp görüşmüş olduğum kimselere ulaştırabilirsiniz.

27 Haziran 2001 – Nalçık Şenıbe Musa (Yura) Türkçesi : Tahir İLHAN


Yorum yapın