Araştırma

Bir etnik grup adı (etnonim) olarak "Çerkes" sözcüğünün sosyal ve siyasal içeriği

Çerkeslerin kendilerini Adığe olarak tanımladıklarına ilk olarak G. İnteriano'nun (Venedik, 1503) bir eserinde rastlanmaktadır: "Halk dili (volgare denen bu dil İtalyancadır. - S. H. notu), ayrıca Yunan ve Latin dillerinde Zigh olarak anılan, Tatar ve Türklerinse Çerkes olarak adlandırdığı bu toplum kendisine "Adiga" demektedir". (G. İnteriano. Çerkes olarak bilinen Zighlerin yaşamı ve ülkesi // XII-XIX yy. Avrupa yazarlarının eserlerinde Adığeler, Balkarlar ve Karaçaylar. V.K.Gardanov'un toplu yazıları, tashih edilmiş çevirileri, giriş ve önsöz makaleleri. Nalçik: "Elbrus", 1972. S. 46). 

Günümüzde Çerkes etnoniminin gerek etnik Çerkesler (Adığeler), gerekse tüm Kuzey Kafkasyalılar için kullanılmaya başlanması 1864'den sonra Türkiye'de meydana gelmiş bir çelişkidir. Çerkes adının böyle geniş bir içerik kazanmış olmasının nedeni gayet açıktır: Kuzey Kafkasyalı muhacirlerin salt çoğunluğunu etnik Çerkesler (Adığeler) oluşturmaktadır. Yalnızca bu nedenledir ki Türk politikacıları ve onların ardı sıra yazarlar, gazeteciler ve ülkenin diğer aydınları Çerkes adını tüm Kuzey Kafkasya asıllılar için kullanır olmuştur. Buna karşın resmi Türk kaynaklarında, bu toplu "Çerkes" kitlesinin içinde gerçekten Çerkes asıllı bir etnik topluluğunun bulunduğuna dair anlayış gayet net bir şekilde korunup vurgulanmıştır. 

Adığelerin (Çerkeslerin), Çerkesiya (Adığe Xeku) adlı ülkelerinden sürülmelerinden önceki dönemde, Osmanlı historiyografi ve resmi yazışma geleneğinde Çerkes etnonimi yalnızca etnik Çerkeslere (Adığe) tahsis edilmiştir. XVI-XIX yy. Osmanlı yazarları daima ve tutarlı bir şekilde Çerkesleri Abazalardan (Abhaz ve Abazinler) ayırmışlardır. 

Merkezi Ön Kafkasya bölgesi - tarihi Kabarda (Çerkesya) toprakları - Osmanlı, Kırım-Tatar ve Rus kaynaklarında Çerkes (Kabardey) nüfusu diğer Kuzey Kafkasya uluslarından - Karaçaylar, Balkarlar, Osetinler, İnguşlar, Çeçenler - kesin ve net biçimde ayrılmaktadır. Ruslara ait XVI-XVIII yy.'da kaleme alınmış diplomatik dokümanların ciddi bir bölümünde (Elçilik Dairesi, sonradan Kollegyum ve Dış İşleri Bakanlığı), yalnızca Çerkesleri (Adığeleri) değil, bölgenin tüm uluslarını kapsayan ve son derece açık tanımlamalara yer veren bir düzen söz konusudur; bu dokümanlarda yalnızca uluslara sonradan ve dışarıdan verilen adlar değil, özgün adlandırmalar, kimi alt-etnik grupların isimleri, yer ve soy adları da yerli yerinde kullanılmıştır. 

Böylelikle XVI-XIX yy. boyunca binlerce doküman ve diğer tarihi, etnografik Rusya, Polonya, Kırım Hanlığı, Osmanlı İmparatorluğu, Gürcistan ve diğer ülke kaynaklarında ufak tefek istisnalar hariç Çerkes adı yalnızca Kuban ötesi, Taman Yarımadası ve Kabarda'nın Adığe halkı için kullanılagelmiştir. Bu, halkımızın tarihiyle ilgili güncel çalışmalarda muhakkak hesaba katılması gereken temel hususlardan bi-risidir. 

Rusya ve dünyada yapılan Kafkasya araştırmalarında tam da bu husus temel alınmaktadır. Araştırmacılar çalışmalarında XVI-XIX yy.'a ait bu doküman ve diğer kaynakları esas almakta, dolayısıyla Çerkes terimini Kuzey-Batı Kafkasya Adığe nüfusuna son derece net bir şekilde bağlama geleneğini izlemektedir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için yüzlerce kitap ve monografi önerilebilir ancak şu kitabın okunması yeterlidir: Kirzioglu M. F. Osmanlilar’in Kafkas – Elleri’ni Fethi (1451-1590). Ankara, 1998.

1864 yılına kadar olan süreçte Çerkes teriminin Kuzey-Batı Kafkasya'da yaşayan Abazin ve Ubıh nüfusla ilişkilendirilmesi ayrı bir konudur. XIX. yy.'ın ilk yarısına ait Rus, Avrupa ve Gürcü kaynaklarında bu ulusların Çerkesya nüfusunun, yani Çerkes (Adığe) toplumunun bir bölümü olarak algılanmasına ilişkin belirgin bir eğilim hakimdir

F.F. Tornau 1835 yılında bu konuyla ilgili olarak şunu belirtmiştir: "Halk diliyle tanışma olanağı bulamadım çünkü karşıma çıkan Ubıhlar Çerkesçe konuşuyordu". (Rus istihbaratçı F.F.Tornau'nun gizli Çerkesya misyonu. Nalçik, 1999. S. 174). 

Konuya yüksek seviyede hakim Rus yazarlardan birisi L.Y.Lyulye şöyle yazmıştır: "Zamanla bu dil (Ubıhça. - S.H.) yok olabilir, zira Çerkes dili yaygın olarak kullanılmaktadır". (Lyulye L.Y. Çerkes (Adığe), Abhaz (Azega) ve onlara komşu diğer dağlı halkların yaşadığı ülkelere genel bakış // İmparatorluk Rus Coğrafya Derneği Kafkasya Bölümü Yazıları. IV. Kitap. Tiflis, 1857. S.191). Ubıh eşrafı kendisini Adığe aristokrasinin bir parçası olarak görmüştür. Bunu L.İ. Lavrov Berzeklerle ilgili yazısında gayet güzel bir şekilde ifade etmiştir. (Lavrov L.İ. Kuzey Kafkasya Yazıtları. Bölüm 2. Moskova, 1968. S.147-151).

Ubıh liderleri Adığe siyasi ittifaklarını yönetir, Adığe kurultayları çok kereler Ubıhya'da gerçekleştirilirdi. Dışarıdan verilen Çerkes adı çeşitli kaynaklarda Ubıh adını geri plana itmiş ve birçok gözlemci Ubıhların Adığelerden farkı konusuna kafa yormaz olmuştur. 1857-1859 yıllarında Batı Çerkesya'da bulunan Teofil Lapinski hiç bir şüpheye mahal vermeyecek şekilde Ubıhları Natuhaylar, Abadzehler, Şapsığlarla birlikte Adığelere dahil eder. (Lapinski T. Kafkasya dağlıları ve Ruslara karşı bağımsızlık mücadeleleri / Çev. V.K.Gardanova. Nalçik, 1995. S.77). İ. Blaramberg de Ubıhların Adığe asıllı olabileceklerini düşünüyordu. (Blaramberg İ. Kafkasya'nın tarihi, topolojik, istatistik, etnografik ve askeri özellikleri. Nalçik, 1999. S.126).
Adığe dilinin 1864 yılından önce Sadzlar arasında geniş bir şekilde yaygınlaşması yine değişmez ve açıkça tanıklık edilen bir gerçektir

XVII.yy. ortalarında Sadzlar artık kitlesel olarak Adığe dilini kullanıyordu, öyle ki Abaza-Sadzların ilk sözlüğünü oluşturan Evliya Çelebi bizlere bu etnik topluluğu yaygın olarak Adığece konuşan bir grup olarak tanıtır. (Çelebi E. Seyahatname. Moskova, 3. Baskı, 1983. S. 55).Saşe (Sadzların kuzey kolu) toplumunun prensinin Adığe asıllı olduğunu F.F. Tornau şu sözcüklerle dile getirmiştir: "Soçipsı köyü ya da Obagukuac, Soçi Nehri'nin iki kıyısında bulunur... Adıga boyundan gelen Prens Ali Ahmet Oblagu... Soçipsı Köyü'nde üç dil kullanılır: Çerkesçe, Abazince ve Ubıhça". (Rus istihbaratçı F.F. Tornau'nun gizli Çerkesya misyonu. Nalçik: "El-Fa", 1999. S.460).

Kafkas savaşları zamanında Sadz-Cigetiya bölgesi Çerkesya'nın bir parçası sayılıyordu. (Padişah Türkiye'si ve İngiliz sömürgecilerin piyonu Şamil. Tiflis, 1953. No. 41, 43, 45, 58, 65, 66, 89 vd.).

Sadz topraklarında politik amaçlı Adığe toplantıları gerçekleştirilirdi. Sadzlar Çerkesya’nın politik ve kültürel hayatının daima içindeydiler. Çerkes bayrağındaki yıldızlardan birinin Sadzları sembolize ettiğini rahatlıkla düşünebiliriz. Sadzlar, Muhammed Emin’in XIX. yy.'ın 50’li yıllarında örgütlediği politik birliğin de içindeydiler. 1861-1864 yıllarında Sadzlar Çerkes Hürriyet Meclisi üyesiydiler. 

Adığe sosyo-normatif kültürü, Ubıhlar, Sadzlar ve Kuzey Kafkasya Abazinleri tarafından da kabul görmekteydi. Abazin sözlüğünde “Adığe Xabze” (Adığe adetleri), “Adığe Namıs” (Adığe adabımuaşereti), Adığe Ağe” (Adığe ahlakı) gibi kimi temel kavramlara rastlanmaktadır. (Abazince Rusça sözlük. V.B. Tugov’un editörlüğünde. Moskova, 1967. S.38).

Bu olgunun kabul gördüğüne Abhaz araştırmacı L.İ.Tsvijba da işaret etmiştir: “Çerkesler üç ana gruba ayrılır: 1) Adığeler. Bunlara Abadzehler, Şapsığlar, Natuhaylar, Besleneyler, Bjeduğlar, Ubıhlar, Abhaz etnik grubuna ait Cigetler (Sadzlar) ve bazı küçük boylar dahildir. 2) Kabardeyler. 3) Abhazlar”. (Tvijba L.İ. Rusya ve Muzey-Batı Kafkasya halkları arasındaki ilişkilerin XIX. yy.daki kaynakları // İki yüzyıl içinde Ruslar ve Kafkasya. “Zvezda” Dergisi, 2001. S.246). Kafkas savaşları zamanından kalma çoğu kaynağın Ubıh ve Sadzları Çerkeslere dahil ederken Abhazları genellikle ayrı bir yerde konumlandırdığının altını çizelim. Burada ilkesel önem arz eden husus başkadır: Çağdaş Abhaz aydın çevresinin ileri gelen bir temsilcisi (Tvijba), Ubıh ve Sadzların sadece Çerkeslere değil Adığelere dahil edilmesi gerektiği fikrini paylaşmıştır. 

Adığelere Abazinleri (Tapantovlar ve Şkaravlar ?) ve Nogayların bir kısmını dahil edenlerin arasında general-binbaşı Prens Bekoviç-Çerkasski ve albay Gasfort da vardır. 1830 Çerkesya’sının etraflı bir betimlemesini yapan bu yazarlar şuna işaret etmiştir: “Adığelere, komşulukları nedeniyle Abazinler ve Kuban’ın sol kıyısında ikamet eden Nogayları da dahil edilebilir. Her bir kabile dil ve asılları her ne kadar farklılık gösterse de adet ve göreneklerinin benzerliği ve Adığe halkının çeşitli nesilleriyle akrabalık ilişkileri kurmuş olmaları nedeniyle onlarla aynı askeri-politik topluluğun içinde yer almaktadırlar”. (General-binbaşı Bekoviç-Çerkasski ve albay Gasfort’un Kont Paskeviç’e 17 Eylül 1830 tarihli raporu // AKAK. T.VII. S.904-906).

Adığe toplumuna ait olmak etnik ayniyetin kaybı anlamına gelmediği gibi bir vatandaşlık (ulus olma) ayniyetinin kazanılması sonucunu doğuruyordu. Ubıh ve Abazinleri gibi Çerkes Nogayları, Çerkes Yunanlıları (Grek), Çerkes Türkleri, Çerkes Ermenileri'nin de kendilerini büyük Adığe ülkesi Çerkesya'nın sakinleri olarak gördüklerinden ve yurtlarını korumayı görev saydıklarından emin olabiliriz. 

Adığe ayniyeti yalnızca etnik değil aynı zamanda medeni ve siyasi bir karaktere sahipti. Çerkesya, ova prenslikleri ve eşit haklara sahip kardeş dağlı toplulukların bir konfederasyonuydu. Adığeler yalnız uluslarının değil ülkelerinin de birliğinin bilincindeydiler. 

Ülke adı olarak Çerkesya çok çeşitli kaynaklarda kullanılmıştır: tarihi, etnografik, coğrafi ve istatistik anlatılar, ayrıca Rusya, Britanya, Fransa, Polonya, Osmanlı İmparatorluğu, Gürcistan, Sefevi İran, Kırım Hanlığı'na ait resmi evraklar buna dahildir.

Resmi Rus terminolojisinde eşanlamlı "Çerkes toprağı" kavramına da yer verilmiştir. (Ottoman Limanı özel elçisi Lobanov-Rostovski'nin Gorçakov'a Çerkesya'daki Türk elçisiyle ve Türkiye'nin Rusya'ya karşı sonu gelmez entrikalarıyla ilgili telgrafı. 14 Mart 1859 // AKAK.T.XII.Doküman No: 667. S.806-808). 

Kullanımda olan diğer bir eşanlamlı ifade de "Adığelerin toprağı"dır. Bu ifadeye imparator II. Aleksandr'a mektuplarında sıkça başvuranlardan biri de Kuban Kazak Ordusu yönetimidir. (Korolenko P.P. Kazakların 1861 yılında Kuban ötesinde yerleştirilmesi, albay Şarap'ın doküman ve notları // Kuban Yazıları T.XVI. Yekaterinodar, 1911. S.497-499). 

HOTKO SAMİR
Tarih Bilimleri Magisteri, 
Adığe Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü (ARİGİ) Etnoloji Bölümü baş akademisyeni, 
AMAN muhabiri. 
Maykop, 
3 Kasım 2010 
Çev: G.Çetao


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.