Araştırma

Hz.İbrahim Çerkez miydi?

Araştırmacı-yazar Kurulay Yılmaz ilginç bir soruyu gündeme taşıyor. Yeryüzünde hüküm süren aynı geleneğe bağlı dinler olan İslam, Hristiyalık ve Yahudilik’te Hazreti İbrahim oldukça önemli bir önder.  Bu açısından bakıldığında İbrahim Peygamber’in etnik tabiiyeti hakkındaki bu tartışma oldukça merak uyandırıcı. Bozuyuk11.com sitesinde yazılar kaleme alan Kurulay Yılmaz’ın konuyla ilgili makalesini dikkatlerinize sunuyoruz:

Başlığı okuyanların neler düşündüklerini okuyor ve neler söyleyeceklerini duyuyor gibiyim. Ama kimse, yazıyı okumadan ön yargılı olmamalıdır. Herkes bir şeyleri iddia edebilir. İddia edilen şeyi belgelerle kanıtlamak gerekir. Hiçbir araştırma yapmadan, konuyu incelemeden, bir şeyi kabul etmek veya dudak büküp geçmek, ret etmek yanlış olur.

Hz. İbrahim’in mensup olduğu etnik grup konusuna gelince, fikir yürütmek için, yaşadığı zamanı ve yaşadığı coğrafyayı bilmek ve mensup olduğu toplumu iyi tanımak gerekir. Somut deliller ortaya koymak icap eder.

Bu çerçevede bakıldığında mevzu ya daha sağlıklı yaklaşılmış olur. Tevrat’ta; “Mısır ırmağından(Nil Nehri), Büyük ırmağa( Dicle ve Fırat Nehirleri ) kadar, Rap Abraham’a (Hz. İbrahim’e) verilmiştir.” ibaresi geçmektedir. İkincisi; Araştırmacılara göre Hatti-Hititler, Tevrat’ta (Kitabı Mukaddes)de, “Ht” rumuzu ile anlatılmaktadır. Tekvin bap15, Ayet 18 de geçmektedir. Tevrat’ın Almancaya çevirisine, Het- Hit olarak çeviri yapılmıştır. O coğrafya da ve o zamanda yaşamış devletlerin; (Mezopotamya da kurulan devletlerin, ve Hatti Hititler) kurdukları medeniyetler,  konuya ışık tutmaktadır. Bu devletlerin dillerine, medeniyetlerine bakılarak, erişilen kültürel değerleri, günümüzde,  yaşayan farklı kültürler ve dillerle karşılaştırılmalıdır. Aklın gereği budur. Konuyu dürüst ve tarafsız bilim adamları incelemelidirler.

 

Bu girişten sonra, Hz. İbrahim peygamberin, Çerkez olabileceği konusuna gelmek istiyorum. Bu konu tarafımdan ortaya atılmış bir düşünce değildir. İlk defa 1992 yılında Adıyaman’da İşadamı Cevdet Yahşinin ofisinde, bir sohbet esnasında duymuştum. Orada Çerkez asıllı bir İsrailli ile tanışmıştım.  Küçük Asya ve Mezopotamya da kurulmuş medeniyetler konusunda doktorasını yapmış; tarihçi bir akademisyenmiş. Türkçe bilmiyordu. Çerkezce anlaşıyorduk. Araştırmaları ve tespitleriyle ilgili tezinde neler yazdığını bilmiyorum. Tezini görmedim. Sohbet esnasında çok şeyler anlatmıştı. Anlattıklarından aklımda kalan; Hz İbrahim’in Çerkez olabileceği hususudur. Başlangıçta, şaka gibi gelmişti. Hatta gülümsediğimi hatırlıyorum. Pek ciddiye almamıştım. O ciddi bir şekilde konuşmasını sürdürmüştü.. Mezopotamya sözünün Çerkezce açılımını yapmıştı. Hz. İbrahim peygamberin babası Azer den bahsetmişti. “Aze” Çerkez (Adıge) dilinde ehil, becerikli, mahir anlamına gelmektedir. -r- eki ise Adıge dilinde belirleyici, zamir olmaktadır. Azer dendiğinde, usta olan veya ehil olan belli kişi kastedilmektedir. Daha birkaç örnek göstermişti. O konuşmalara yine de fazla ilgi göstermemiştim. Faka son olarak Çerkez (Adıge) ler de sülale adı da  “AZE” olan bir aile vardır. O ailede, kişiler sanatkâr olurlar.

Son söylenen bu sözler bende ilgi uyandırmıştı. Sözünü keserek; “Sülale adı AZE olan köyümüzde yani Bozüyük Alibeydüzü köyünde bir sülale var” dedim. Bana; “O ailenin fertleriyle tanışmak ve incelemek isterim. Sanat la araları var mı?” demişti. Bu sülale içinde gerçekten sanata yatkın kişiler çoktur. Teferruata girmek istemiyorum. Fakat bir örnek vermeden de geçemeyeceğim; Ünlü karikatürist Hikmet Cerrah, Aze sülalesindendir. Bozüyük’te de iki defa sergi açmıştır. Dünya çapında ünlü bir sanatçıdır. Dedeleri merhum, Hatip İbrahim otlarla birçok hastalıkları tedavi eden bir aze (cerreh) idi. Cerrah soyadı bu nedenle alınıştır.

Venüs Televizyonunda program yaptığım sıralarda 17 Haziran1997 tarihinde Hikmet Cerrah program konuğum olmuştu. Yukarıda anekdotu canlı yayında da anlatmıştım. Hikmet Cerrah ta enteresan bulmuş ve ilk defa böyle bir şeyi benden duyduğunu söylemişti. Programı izlemiş olanlar hatırlaya bilirler.

 

İsrailli o kişiyle, o günden sonra bir daha hiç karşılaşmadım. Adını da bilmiyorum. Yukarıda yazdıklarımın dışında hakkında bir bilgim yoktur. Tezi Türkçeye çevrildi mi onu da bilmiyorum.

Hz. İbrahim’in; Mezopotamya ve Arabistan da yaşadığını biliniyor. Onun yaşadığı yıllarda o coğrafyada Çerkezler var mıydı?

Etnoğrafik, arkeolojik ve antropolojik açıdan konu üzerinde çalışmış bazı bilim adamı ve araştırmacı vardır.

 

Konu ile ilgili yazanlar;

1- Kor.General İsmail Berkok’un “Tarih’te Kafkasya” isimli, kaynak kitabında, (1958 İstanbul baskı) Hatti Hititlerin ve Mezopotamya’nın Çerkezlikle(Adıge) bağlantıları olduğuna dair bilgiler vermektedir.

2-Prof. Bilge Umar; Türkiye Halkının İlk Çağ Tarihi isimli kitabında; Mezopotamya uygarlıklarını Çerkezlerin canlandırdıklarını yazmaktadır.

3- Merhum Aytek Namitok Çerkezlerin Kökeni isimli kitabında geniş bir bölüm Mezopotamya ve Hatti-Hitit ler le Çerkezlerin bağlantılarını ve benzerliklerini yazmaktadır.

4- Murat Yağan; “Kebze Üzerine” isimli kitabında (Bu kitap Bahri Kazbek tarafından Türkçeye de çevrilmiştir.)Kitapta; Avrupalı bilim adamlarının; Hiç bilmedikleri dili ve alfabeyi okuduklarını iddia ederler. Ortaya koydukları bütün bilgiler üç beş kelimeden ibarettir, ifadesini kullanmaktadır.

5-Prof Yan Brovn; “Hattice ve Adıge-Abhas- Ubıx dileri üzerine araştırma yapmıştır. Yaptığı araştırmayı, Rusya Federasyonu, Adıgey Özerk Cumhuriyeti başkenti Maykop’ta toplanan 4. Kafkasoloji kongresine sunmuştur.

6- Dj Mukkuin de 1983 yılında Moskova’da yayınladığı kitabının 188. sayfasında Hatti- Hititlerin Adıgece-Abazaca- Ubıx’ce konuştuklarını yazmaktadır.

7- Filolog Dr. Yelena Ahoha 2002 yılında Moskova’da yayınladığı “THA Sözcüğünün Etimolojik Kökeni” başlıklı kitabının 23. sayfasında; Adıge boylarından Hatukoy’ların, Hatti olduklarını yazmaktadır.

8- Araştırmacı Yazar; Ali Curey; (Rusya Federasyonu, Adıgey-Balkar Ö.C. Bilim Akademisi üyesi) “Hatti-Hitit lerin Kimliği”ve “Hatti-Hititlerde Dans ve Müzik” isimli kitaplarında konu ile ilgili bilgiler vermektedir.

 

Özet olarak şu tespitler yapılmıştır.

a-Hatti-Hititlerin kullandığı dilde, Adıge-Abhaz dillerinde günümüzde kullanılan yüzlerce sözcük vardır.

b-Hatti-Hititlerin, Adıge ve Abhas benzerliği yalnız sözcüklerde değildir. Hatti-Hititlere ait kabartma oyma resimlerde görülen müzik aletleri günümüzde Adıgey de halen kullanılmaktadır.

c-Hatti- Hititlere ait kabartma oyma resimlerdeki kıyafetlerde, günümüzdeki; Adıge-Abhas kıyafetleri, aksesuarları, (Elbise, kalpak, kama, kemer) tıpa tıp örtüşmektedir.

d-Kurban söz konusu olunca, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail akla gelmektedir. Hatti-Hititlere ait bir kabartma resimde kurban tasfir edilmiştir. Resimdeki insanların kıyafetleri ile günümüz Adıge-Abhas kıyafetlerindeki benzerlik üzerinde durulması, düşünülmesi gereken husustur.

e-Kahramanmaraş dolaylarında yemek yeme sahnesini canlandıran kaya üzerinde kazılmış bir tasfir bulunmuştur. Bu tasfir de üçayaklı yemek sofrası dikkat çekicidir. Çerkezce de “AHA ANE” adı verilen sofradır. Birçok Çerkez evlerinde halen kullanılan ahşap sofradır. (Bozüyük Çerkez köylerinde bu sofradan birçok evde halen mevcuttur)

f-Eski uygarlıklarda 12 sayısı çok öne çıkmıştır. Mitolojide 12 tanrıdan söz edilir. 12 gezegen ve 12 burç vardır. Yıl 12 ye bölünmüştür. Saat 12 ye bölünmüştür.. Hatti- Hititler’de 12 boy vardır..Çerkez(Adıge-Abhas-Ubıh kültüründe de 12 önemlidir. 12 Adıge boyu vardır.Adıge bayrağında 12 yıldız vardır.

h-Hatti-Hititlerdeki damgalarla Günümüzde Adıge- Abhas sülale armalarındaki benzerlikler dikkat çekicidir.

ı-Adıge dilinde, sözcük başına -mı-gelmesi sözcüğü olumsuz yapmaktadır. Mıye,  mıarıse sözcükleri Adıge dilinde yasaklanmış elma anlamına gelmektedir. Birincisi yasak elma, ikincisi ise, yüzlerce elma türü içinde en iri, en sulu ve en leziz olanıdır. İsmi asıl yasak olan elma anlamındadır. İnsanın aklına cennette Adem peygambere yasaklandığı halde yediği ve cennetten atılmasına sebep olan elma mı? diye düşünmeden edemiyor. Adığe dilinde şöyle bir beddua vardır.“Ye mı ne vaşk” denir. Manası; Yasak elmayı ye manasındadır. “Ye mi ne” aynı zamanda veba hastalığının da ismidir. Ancak yeme söz konusu olunca ilki mantıklı olanıdır.

j- Günümüzde de  kullanılan bir Çerkez (Adıge) bedduası daha vardır. “Tham Ramses yınısa wışş” Türkçe karşılığı; “Allah Seni Ramses’e gelin yapsın” demektir. Böyle bir beddua adıge diline nereden girmiş olabilir. Düşünmeye deymez mi?

k- Bozüyük’ün Yeni çepne ve Poyra köylerinden her hangi birine; “Hangi boydansınız?” diye sorarsanız ,alacağınız cevap “Hatıkoy” olacaktır. Sözcüğün sonundaki koy bir nevi köy anlamına gelmektedir.

l- Sülale ismi Hatti olan bir Adıge ailesi vardır.

m- Hatti kelimesi Adıgece de Baba insan manasına gelmektedir. Ha= İnsan tı= Baba anlamına gelmektedir.

n- Şu sözcükler Adıge ce de isim olarak halen kullanılmaktadır; Hatti, Hattı, Hatuv, Haluh, Halav, Hanah, Hagul, Hapay

 

Not; Yazıda Adıge-Abhas-Ubıh üçlemesi genellikle birlikte kullanılmıştır. Bu sebepsiz değildir. Hz. İbrahim’in yaşadığı, MÖ 3000-2500-2000 yıllarında Adıge Abhas-Ubıh dilleri ayrışmamıştı. Yani aynı dili konuşuyorlardı. Abhazya Cumhuriyeti, Sohum Üniversitesi Öğretim üyesi Profesör. Ludmila Hibba Kafkasya’da ele geçirilen taş tabletlerdeki yazıları inceleyerek Adıge-Abhas-Ubıhların, MÖ. 3000-2500-2000 yıllarında aynı dilleri konuştuklarını ispat etmiştir.

 

Değerli okurlar; Konuyla ilgili araştırmalara katkısı olacağını umduğum, bir noktaya daha dikkat çekmek istiyorum; “Adıyaman İl merkezinin 5 Km. kadar kuzeyinde Prin mağaralar vardır. Yüzlerce taş oyma antik evlerden oluşmaktadır. Her ev içinde, yine taştan oyma mezarlar vardır. Mezarların içinde halen kemik parçaları olduğunu görmüştüm. Bu kemik parçalarının DNA’ları incelenmelidir.

 

Hint-Avrupa veya Hint –Germen ırkı üç-beş kıydırık sözcüğü esas alarak Hatti-Hitit ve Mezopotamya medeniyet lerini sahiplenmişlerdir. Her şeyi sahiplenmek onların genlerinde vardır. Medeniyeti kendi ırklarından başka ırklar kuramaz saplantısı içindedirler. İşin üzücü tarafı birçok bilim adamımız, onların ileri sürdükleri fikirleri, onların belirlediği format doğrultusunda hiç yargılamadan almakta,  kabullenmektedirler.

Hattiler; Hint Avrupa dil gurubuna dahil olmayan farklı bir dil konuşuyorlardı.(Ana Britanica cilt 10 sayfa 457) Bu bir çelişki değil midir?

 

Yukarıda,ucundan, kenarından değindiğimiz hususlar ıskalanmamalı, üzerinde durulmalıdır.. “Koyunlara keçi demekle koyunlar keçi olmaz” atasözünü unutmamak lazımdır. Kültürel değerlerin günümüzdeki temsilcileri doğru belirlenmelidir. Kültür hırsızlarına meydanı bırakmamalıdır.

 

Hz. İbrahim peygamberin hangi etnik guruba mensup olduğu ise, hiç önemli değildir. O yüce Allahın gönderdiği büyük peygamberlerden biridir. Diğer peygamberler gibi seçilmiş müstesna bir insandır. Müslüman olarak bize düşen; Bütün peygamberlerin mesajlarını doğru anlamak ve o doğrultuda yaşamaktır. Ne mutlu o mesajları doğru okuyan, anlayan ve yaşayanlara. Allah cc. bizi onların şefaatine nail eylesin.

 


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.