Basından

Efelerin Direniş Ateşi

Dağlarda ateşler yanıyordu... Çerkez Ethem ismi yurt sathında duyulmaya başlamıştı... Yunanlılar'a karşı çarpışan güçlere, yeni biri isim buldular: Kuva-yı Seyyare

Çerkez Ethem'in ortaya koyduğu "savunma biçimi"nin yani Kuva-yı Seyyare'nin nasıl bir şey olduğunu, ne anlama geldiğini anlatmadan önce biraz daha geriye, İzmir'in 15 Mayıs 1919'da Yunanlılar tarafından işgaline kadar uzanmamız gerekecek. Çünkü işgal planının en önemli parçası da böylece tamamlanacak belki de. İngiltere'nin o dönemde Gladeston'a hazırlattığı Büyük Britanya İmparatorluğu fikrinin kilidi de bir anlamda açılmış olacaktı.

Yani Yunan saldırısı çok uluslu bir işgalin de kapısını aralıyordu. Yunanlılar önce İzmir'e girmişler ardından Aydın'ı almışlar ama büyük bir mukavemetle geri püskürtülmüşler, toparlanıp yeniden saldırıya geçmeye hazırlanmışlardı. İşte tam o günlerde Yunan Ordu Komiseri Zafirepulos bir açıklama yaptı: "Her an artan bir Türk mukavemeti karşısındayız. Mukavemet, halkı devlete rağmen teşkilatlandıran mahalli şahsiyetlerden geliyor." "Halkı devletine karşı teşkilatlandıran mahalli şahsiyetler..." İşte Çerkez Ethem'in sahne alışı ve adından çok sık söz ettirmesi için ümit bağlanmış bir insan olarak öne çıkması, böyle olağanüstü bir döneme rastlamakta. Bir soruyu yinelemekte yarar var: "Böyle bir insan nasıl olmuştur da vatan müdafaasında önemli görevler üstlenip ardından ihanete sürüklenebilmiştir?" Bu sorunun yanıtlanması gerekmektedir çünkü, ne Çerkez Ethem olayını ne de Milli Mücadele döneminin belli bir safha ve kişisini, 'teslimiyet' koşulları içindeki vatanın genel durumunu anlamadan yorumlamak ya da değerlendirmek mümkün olamayacaktı.

 

MONDROS MÜTAREKESİ

Mondros Mütarekesi imzalanmış, 'teslimiyet' tescillenmişti. Vatan savunmasının bir halk kalkışmasında olduğunu düşünen Ethem, mütareke şartlarına karşı duyduğu tepkiyi Sadrazam Damat Ferit Paşa'ya yazdığı mektupla gösterecekti: "Sen Osmanlı Paşası mısın İngiliz Amiralin hizmetkârı mı?" Ege'nin bu gözünü budaktan sakınmayan sivri dilli ismi sorunun ardını beklemeyecek düzenli ordunun henüz dahli olmaksızın Salihli Cephesi'ni oluşturacaktı.

 

KUVA-YI SEYYARE

Bir im atıp Çerkez Ethem'in savaş koşullarında oluşturduğu milis gücün niteliklerine bir göz atalım. Çerkez Ethem, Yörük Ali Efe'den Demirci Efe'ye Sökeli Efe'den hapishanede ömür çürüten mahkûmlara kadar herkesi bir çemberin etrafına topladı ve sıkı bir konuşma yaptı: ".. Emperyalist ülkelerin maşası olan Yunan ordusu vatanımızı kirli çizmeleriyle ezmek istemektedir. Vatan ve millet şimdi bizleri göreve çağırıyor. Teşkilat-ı Mahsusa, düzenli ordu kurulana kadar Yunan ordusunun durdurulmasını istiyor." Kısa bir sessizlik olur ve ardından Demirci Efe oturduğu yerden doğrulup seslendi: "Bizim hayatımız haksızlıklara karşı mücadeleyle ve namusumuz için savaşmakla geçti. İzmir'de bir genç gazeteci Yunan'a tek başına karşı koymuş, Yunan sancaktarını yere serdikten sonra "Bu daha ilk kurşun!" diye bağırmış! Bundan sonraki kurşunları sıkmak da bizim boynumuzun borcudur!" İşte Kuva-yı Seyyare'nin temelleri böyle atılıyordu. Çerkez Ethem uzaklara baktı ve konuştu: "Ecel yiğidin içinde yatar!"

Kaynak: Takvim


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.