Basından

Yoldaşıma Selamlar

Milli Mücadele'nin sıcak anlarından birinde Manisa'daki matbaasını Ankara'ya taşıması istenen Çerkez Ethem'e bir telgraf ulaşır; "Muhterem kardeşim Ethem Bey; artık mesleğimiz sosyal demokrattır. Vatanın savunmasını cümle aleme anlatacak bir matbuatın varlığı elzemdir. Gereğini yapacağınızı biliyorum. Muhterem yoldaşıma selamlar! M.Kemal"

Düzenli birliklerin yenilgisinden sonra 'lüzum görüldüğü üzre'; Bolu, Düzce, Adapazarı, Anzavur ve Yozgat(Çapanoğlu) isyanlarını yine bu Kuva-yı Seyyare bastırmıştı. Durum Söylev'de belirtildiği üzre aynen şöyle idi; "İsyanların müthiş olan ve aylarca devam eden boğucu dalgaları Ankara'daki karargahımızın duvarlarına çarpıyordu!" Bu durumda Ankara'ya götürülen ve Meclis kürsüsüne davet edilen Ethem kendisine sonradan yönelecek husumetin kapısını burada aralıyordu belki de; "Şimdi görünüyor ve siz de itiraf buyuruyorsunuz ki Orta Anadolu'da ve bir köşede hiçbir ecnebi ya da İstanbul hükümeti ile irtibatı kalmayan Yozgat İsyanı'nın söndürmekte acizsiniz. Bidayetten beri hala kavrayamadığımız veyahutta şahsi ve daha emniyetsiz şeylerle meşgul oluyorsunuz. Ve belki de Heyet-i Temsiliye ve Ankara Hükümeti namına yaptığınız tamimlere, tebliğlere, konferanslarla her şey olup bitiverecek sandınız ve aldandınız, af buyurunuz. Bu serzenişten muradım, bu gafletler tekerrür etmesin, temenni yatına mebnidir. Ben bu kalan isyan meselesini emriniz üzerine uhdeme alıyorum. Ve sizleri bu gaileden kurtaracağını ümide ediyorum!" Mustafa Kemal bu delişmen Kuvvacı'yı her daim desteklemiş ve hatta İsmet İnönü de 'düzenli ordunun rütbesini kendi belirlemiş bir subayı olarak görmek istediği' Ethem Bey'in Kuvayı Seyyare'sinin dağıtılmasını ve veya başka türlü istihdam edilmesine karşı çıkmıştı. Ama bir zaman sonra Yozgat İsyanı'nın sorumlusu olarak ucu Mustafa Kemal, Fevzi Çakmak, İsmet İnönü ve Vali Yahya Bey'e dayanan eleştirisi yine herkesi rahatsız etmiş, ilk çelişki burada doğmuştu. Ethem eleştirilerine "bu gafletler tekerrür etmesin!" niyetiyle devam etmiş ama bu tutumu tepki toplamaktan başka bir işe yaramamıştı. Yüklendiği herkes 'hasmıydı'artık… M.Kemal ilk çatışmalarını daha sonra 'Söylev'de şöyle dillendirecektir;"Asarak cezalandırmamızı istediği Vali Yahya Bey bizce takdir olunmuş bir kişiydi. Ethem Bey kendisini cezalandırarak nüfuzunu kazanmak istiyordu!" Bir diğer sürtüşme ise Çorum dolaylarında bulunup kendisinin güç toplamasına engel olmak isteyen Refet Bele ile yaşamış, düzenli ordunun üst kademesiyle Çerkez Ehem'in Kuva-yı Seyyaresi 'güç gösterilerinin' ardında gizli bir çatışmayı da o zor şartlarda başlatmıştı. Tabiri caizse kılıçlar çekilmiş karşı karşıya gelinmişti. Kuva-yı Seyyare'nin gittikçe yükselen popülaritesi Yozgat çatışmasının ardından Ankara'ya dönüşte iyice su yüzüne çıkmış, Ethem daha da ağır konuşmuştu; "Ankara'ya gelirsem Meclis Reis'ini Meclis'in önünde asacağım!" Bu söylediklerinin altını yıllar sonra yayınlanan Anılar'ında çizer Çerkez Ethem; "İsteseydim her şeyi ele geçirebilirdim. Buna kim engel olabilirdi ki!" Eşraftandı, köylüleri toparlamıştı, hala bir yola girememiş olan düzenli ordudan erken hareket etmiş hem Yunanlıları durdurmuş hem de İç Ayaklanmaları bastırmış hatta dönemin en büyük yardımcı askeri gücü olan Sovyetlerin övgüsünü kazanmıştı. Kurduğu birliğin adı Yeşil Ordu'yla anılmaya başlanmıştı ve kendisinin bir 'Bolşevik'olduğu da dedikodular arasındaydı. Oysa Ethem Bey çok farklı bir yerde durduğunu söylüyordu; "Vatanın kurtuluşu dışında hiçbir beklentim yok. Söyledikleri şeyin ne olduğuna dair ne bir bilgim ne de değerlendirecek zamanım var!" Her ne kadar Kazım Karabekir; "Kafkasya'nın Karadeniz sahilindeki Yeşilordu, Kızılordu'nun taht-ı idaresine girmiştir!"dese de.

 

KILIÇLAR ÇEKİLİYOR

Mustafa Kemal'le yolları vatan savunmasının hilafsız pozisyonlarında kesişse de Çerkez Ethem'in ani çıkışları, Kuva-yı Milliye'nin ve düzenli ordunun yerine kendisini koymayı hedeflediği varsayılan görüntüsü, kuvvet komutanlarıyla sürekli ters düşen 'strateji anlayışı' , son olarak da Bolşevik olarak görülmesi Çerkez Ethem'in "övgüden" çok "yergiye" uğramasına yol açacaktı. Buna 'güçlerinin ekonomisini' yürütebilmek için halktan zulmederek topladığı paralar!!!" dedikodusu da eklenince durum içinden çıkılmaz bir hal alacaktır. Çerkes Ethem dedikoduları duymuş!!! rahatsızlığını açık açık belirtmektedir: "Beni ihanetle suçlayanlara soruyorum: Ben ne zaman, hangi tarihte ve mevziide, esasen savunduğum bir cepheden bir adım dönmüşümdür, bir tek kardeş kanı dökmüşümdür?"

Kaynak: Takvim


Yorum yapın