Röportaj

Türkiye'nin Abhazya'yı Tanıyacağına İnanıyorum

Üzerinden kara bulutların hiç eksik olmadığı, Ortadoğu'dan sonra dünyanın en çalkantılı bölgesi...

Sahip olduğu zenginlikler dolayısıyla emperyalistlerin her dönem ilgi gösterdiği Kafkasya, patlamalarla, sıcak çatışmalarla anılıyor.

Daima dünyanın gündeminin ilk sıralarında yer alıyor.

7-8 Ağustos 2008 gecesi...

 

"Anayasal düzeni tesis etmek" gerekçesiyle Gürcü ordusu, 15 yıldır de facto biçimde bağımsız olan özerk bölgelere karşı bombardımana girişti.

Savaş sonrası, Abhazya ve Güney Osetya'nın tanınmasıyla Kafkasya'da yeni bir dönem başladı.

Başlayan yeni dönemi, önümüzdeki yıllar içerisinde Doğu Karadeniz'deki politik gelişmelere ortak olacağı belirtilen Abhazya'nın seçimler öncesi / sonrası durumu ve Türkiye'ye bakışını şimdiye kadar dört ülke tarafından tanınan Abhazya'nın milletvekili Soner Gogua ile konuştuk.

14 Ağustos 1992 tarihinde Gürcistan ile Abhazya arasında yaşanan çatışmalar sırasında Tiflis'e karşı mücadele vermek üzere Abhazya ya giden ilk gönüllü grubunda yer alan 1971 Sakarya doğumlu Soner Gogua, savaşın başından sonuna kadar aktif mücadelede yer aldı.

Savaş sonrası Gagra'da Vali yardımcılığı görevinde bulunan Gogua, 3 sene önce yapılan Parlamento seçimlerinde milletvekili seçildi.

Gogua, halen Sochum San. ve Tic. Odası Türkiye Ticaret Bölüm Başkanlığı ve Abhazya Parlamentosunda Yurt Dışındaki Soydaşlar ile ilgili Komisyon başkanlığını yürütüyor.

Türkiye'nin Abhazya'yı tanıyacağına inanıyorum

Türkiye'nin bölgede izlediği politikaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son dönemde Türkiye'nin Kafkasya politikasının değiştiğini görüyoruz. Özellikle savaş sonrasında Başbakan Erdoğan'ın Moskova ziyareti, ardından yüksek tonajlı Amerikan Savaş gemilerinin Boğazlar'dan geçişine izin verilmemesi gibi birçok konuda ortaya koyduğu tavır, Türkiye'nin dik duruşunu ve bölge barışı için çabalarını göstermektedir. Ama özellikle Ahmet Davutoğlu'nun geldiği dönemden sonra Kafkasya'ya gerçekten farklı bir bakış açısıyla yaklaşılmaya başlandı. Bunu sadece orada değil Ermenistan ve Azerbaycan konusunda da gördük. Özellikle Ünal Çeviköz'ün ( Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı idi) ziyaretinde artık problemin tek tarafının Gürcistan olmadığı ve Abhazya ile ilişkilerin geliştirilmesi, diyalog ortamının oluşturulması gerektiği ortaya çıktı. Ünal Çeviköz'ün ziyaretinde bunların yanı sıra ayrıca her iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi, uçak seferlerinin başlatılması gibi konular gündeme geldi. Aynı şekilde biz de Türkiye ziyaretlerimizde dışişleri yetkilileri ve parlamenterlerle bu konuları konuşuyor, önümüzdeki dönemde yapılabilecek ortak projeleri tartışıyoruz.

Ankara'nın savaş sonrası tutumunu...

Olumlu buluyoruz. Türkiye'nin Gürcistan'a bakış açısı; hepimizin bildiği gibi Gürcistan'ın toprak bütünlüğünü temel alan bir bakıştır. Ama son dönemde bunun çok dile getirildiğini görmüyoruz. Osetya ve Abhazya haricindeki bölgede tabii ki Gürcistan'ın toprak bütünlüğü korunmalıdır. Ama özellikle Avrupa ülkelerinin yapmış olduğu açıklamalarla Türkiye'nin açıklamalarını karşılaştırdığımızda Ankara'nın daha olumlu, daha barışçıl bir politika izlediğini görebiliyoruz.

Komşularımızla ilişkilerimizi geliştireceğiz

Abhazya'nın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Ülkemizi güzel günler beklemektedir. Başlamış olduğumuz maraton uzun bir maraton. Bağımsızlığımızın tanınma süreci, uzun bir süreç. Bizim komşularla geliştireceğimiz ikili ilişkiler önümüzdeki yıl içerisinde gelişecektir. Gelecek yıl Türkiye ile ortak pek çok ekonomik proje gerçekleştirilebileceğine inanıyorum. Bu ekonomik projelerin ardından geliştirilecek sosyal ve kültürel ilişkilerden sonra nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti'nin Abhazya'nın bağımsızlığını tanımasının gerçekleşeceğine inanıyorum. Bunu dile getirdiğimde, bazı insanlar bunun mümkün olmadığı yorumunu yapıyorlar ama birkaç yıl önce de Rusya'nın Abhazya'yı tanımayacağı söyleniyordu. Çeçenistan başta olmak üzere Rusya'nın Kafkasya'daki bazı problemleri dolayısıyla böyle bir şeyin olamayacağı söyleniyordu ama bugünkü gelişmeleri hep beraber görüyoruz. İleriki tarihlerde Türkiye'nin de Kafkasya politikalarının değişeceğine ve nihai olarak tarih boyunca Türklerin ve Osmanlı İmparatorluğu'nun arkasında olmuş Kafkasların ve onların da bir parçası olan Abhazya'nın bağımsızlığını tanıyacağına inanıyorum.

Şimdiye kadar kaç ülke Abhazya'yı tanıdı?

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde Pasifik ada devleti olan Nauru Cumhuriyeti'nin de tanımasıyla birlikte, Abhazya Cumhuriyeti'ni tanıyan ülkelerin sayısı dört oldu. Abhazya Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilk tanıyan Rusya Federasyonu oldu; ardından Nikaragua, daha sonra da Venezuela tanıdı.

Nasıl bir süreç sizi bekliyor?

Abhazya'nın komşusu olan diğer devletlerin de tarihine bakarsak tanınma sürecinin gerçekten uzun bir süreç olduğunu görebiliriz. SSCB'nin kurulduğu dönemde de SSCB tanınma meselesini uzun bir süre yaşamıştı. Ama sonunda tanınmak zorunda kalındı. Türkiye Cumhuriyeti'nin kardeşi KKTC'yi, Azerbaycan, Pakistan gibi ülkelere bile tanıtmak mümkün olmadı. Bir dönem Avrupa'nın sömürgesi olan bazı Arap ülkelerinin tarihlerine baktığımızda çoğunluğunun uzun bir süre tanınmadığını ama zamanla onların da tanındığını görüyoruz. Bunlardan biri de Cezayir'dir. Cezayir, Fransa'dan bağımsızlığını ilan ettiğinde uzun bir dönem Türkiye tarafından da tanınmadı. Hatta bu durum, Arap âleminde uzun bir dönem bir sorun teşkil etti. Ama Cezayir nihayetinde tanındı. Küçücük bildiğimiz Abhazya'mızın kısa dönemde BM içerisindeki dört ülke tarafından tanınmasını da biz dışişlerimizin bir başarısı olarak görüyoruz.

Gelecek yıl önemli gelişmeler yaşanabilir

KKTC ile Abhazya benzetmesine nasıl bakıyorsunuz, Kuzey Kıbrıs'ın yaşadığı süreci Abhazya da yaşar mı, sizce?

Tabii her ülkenin kendi tarihi, kendi coğrafyası, kendi ortamı var. Abhazya'yı Karabağ ile Kıbrıs'la ya da başka bir yerle karşılaştırmak doğru olmaz. Biz de en azından çok eski tarihlerden beri kendi topraklarımızda özgür olarak yaşadık. KKTC ile son dönemlerde ilişkilerimiz son derece iyi. Sizlerin de yakın takip ettiğinizi düşünüyorum; Sayın Talat Abhazya'yı iki kere ziyaret etti. Bu ziyaretlerin ikisi de resmi düzeydeydi. İlk ziyaretinde parlamenterlerimizle ve dışişleri bakanımızla görüştüler. İkinci ziyaretlerinde de ekonomik bir platforma katılmak için gelmişlerdi.

Evet, Kuzey Kıbrıs'la bizim benzer yönlerimiz var. Kıbrıs'ta da bir diaspora meselesi var. Rumların geriye dönüşü, oradaki mal ve arazilerinin geri alınması söz konusu... KKTC'nin Türkiye ile olan ilişkileriyle Abhazya'nın Rusya ile olan ilişkileri arasında birtakım benzerlikler var. Ama benim için oradaki politikaların çok farklı bir yönü var tabii ki. Bildiğiniz gibi şu an Kıbrıs'ta her iki tarafın birleşip ortak bir devlet kurması olasılığından bahsediliyor. Bu bir ihtimaldir. Şu an Kıbrıs'ta her iki tarafın birleşip ortak bir devlet kurması olasılığından bahsediliyor. Bu bir ihtimaldir. Bu birleşme olmadığı takdirde KKTC'nin tanınması konusunda değişik bir politika benimsenmesi söz konusu. Bu koşulda Türkiye de dış politikasını değiştirebilir. Bu durumda Türkiye'nin hem Abhazya ile ilişkileri, özellikle de Rusya ile olan ilişkileri çok önemli olacaktır. Bu açıdan dışişleri heyetimiz, Kuzey Kıbrıs'ı geçenlerde ziyaret etti. Şubat-Mart ayı içerisinde Rus parlamenterlerin de bulunduğu bir heyet Kıbrıs'ı ziyaret edecek. Bölgedeki politikalar her zaman hızlı bir şekilde değişebilir. Bu ihtimallere her zaman hazır olmamız lazım.

Abhazya kendi başına ayakta durabilecek mi?

Kesinlikle. Abhazya 8600 kilometre kare bir toprak üzerine kurulan bir devlet ve 350 bin nüfusa sahiptir. Bu nüfus eğer kendi kendine bırakılırsa ve sadece Türkiye tarafından ambargo kalkarsa, kendi imkânlarımızla ülkemizi kalkındırmamız mümkün.

Abhazya'nın gelir kaynağı nedir?

En başta gelir kaynağımız turizm. Bir ülke düşünün ki, daha sıkıntılı günlerinde bile bir buçuk milyon turist çekebilmiş. Ki bunların çoğunluğunu da Rus turistler oluşturuyor. Turizm, diğer ekonomik alanları da canlandıran bir sektör. Hem turizm potansiyeli açısından, hem bölgenin Rusya pazarına yakınlığı açısından hem de gelişen Rusya-Türkiye ilişkileri arasında bir köprü vazifesi görmesi açısından Abhazya'nın kendi imkânları var. Petrol kaynakları, orman ürünlerimiz, kömür işletmelerimizle Abhazya çok zengin bir potansiyele sahip. Bu potansiyeli hem Türkiye'ye hem Rusya'ya satmak sözkonusu. Bu açıdan Abhazya ekonomisinin çok hızlı bir şekilde kalkındığını beraberce göreceğiz.

Söz turizmden açılmışken, Türk turist Abhazya'ya hangi yolla gidebilir?

Çok girişli çıkışlı vize alınarak Rusya üzerinden gelinebiliyor. Türkiye ile Abhazya arasında direkt uçuş seferleri yok. Turistler genellikle Rusya üzerinden geliyor Abhazya'ya.

Abhazya devlet yapısını oluşturabildi mi?

SSCB'nin dağılması sonrasındaki yeni gelişen sistem, ardından 1991-92 senesinde başlayan Gürcistan'la savaş ve savaştan sonra devam eden ambargo gerçekten Abhazya'nın yakın tarihinin sıkı dönemleriydi. Ama bu dönemde bile Abhazlar hem devlet yapılarını, hem de demokratikleşme sürecinde gerekli olan adımları atmayı ve kurumları kurmayı başarabilmişlerdir. Bugün tüm parlamentosuyla, hükümetiyle ve muhalefetiyle, tüm kurumlarıyla 12 Aralık'ta yapılan seçimle de Abhazya'nın gerçekten doğru yolda olduğunu göstermiştir. 250 bin nüfusluk Abhazya'da halkın yüzde yetmiş üçünün seçimlere katılmış olması, yirmi iki ayrı ülkeden doksan sekiz uluslararası gözlemcilerin de katılımıyla beş başkan adayıyla seçimlere girilmiş olması Abhazya'nın demokratikleşme sürecinde doğru yolda olduğunu göstermektedir.

Güvenlik sorunu anlaşmalarla çözüldü

Güvenlik endişesi taşıyor musunuz?

Rusya bugün Abhazya'nın bir numaralı stratejik ortağıdır. Rusya ile yapılan güvenlik anlaşmalarıyla Abhazya'nın en önemli sorunlarından biri olan güvenlik problemi bugün için çözülmüştür. Güvenlik problemini çözemeyen bir ülkede ne ekonominin yapılanması, ne üretimin kalkınması ne de nüfusun çoğalması gibi problemler çözülebilir. Bu açıdan Abhazlar olarak bizim ilk etapta güvenlik problemini çözmemiz çok önemliydi. Ağustos ayında yaşanan Osetya olaylarında Rusya'nın haklı ve yerinde müdahalesi ve ardından Abhazya Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını tanınması sonrası yapılan anlaşmalarla bugün Abhazya'ya yapılacak en ufak bir saldırı Rusya'ya yapılmış sayılacak ve Rusya'ya müdahale hakkı doğacaktır. Rusya kilit anlaşmalarla Abhazya'nın bağımsızlığını garanti altına almıştır.

Bunun karşılığında Rusya'ya ne verildi?

Bunun karşılığına Abhazya, Rusya'ya topraklarında askeri üs kurma izni vermiştir. Bu askeri üssün açılmasından sonra yapılan anlaşmayla da Abhazya ve Gürcistan sınırı Abhaz ve Rus askerlerle birlikte korunmuştur. Bu anlaşma sadece Abhazya ile Gürcistan sınırı için geçerlidir, Rusya Abhazya sınırı için geçerli değildir. Geçenlerde yaptığımız bir anlaşmayla deniz sınırını da bu anlaşmaya dâhil ettik.

Niçin?

Son dönemlerde Türkiye'den çıkıp Abhazya'ya gelmekte olan ticaret gemilerine Gürcistan'ın müdahalelerinden dolayı bu kararı almak zorunda kaldık. Bu olay Abhazya'nın bütçesine büyük oranda zarar verdiği gibi Türkiye'nin de prestijine zarar vermektedir. Bunun haricinde Rusya ile aramızda yapılması gereken daha çok anlaşma var önümüzde. Çünkü bağımsızlığımızın tanınma kararı Ağustos olayları yüzünden biraz da aceleye geldi. Oysa çifte vatandaşlık anlaşması, ortak gümrük geçişlerinin rahatlatılması ve bankacılık sistemi gibi birçok konuda anlaşma yapılması gerekiyor. Bu anlaşmaların ardından Rusya'dan yatırımcılar gelip ekonomimizin kalkınmasına yardımı olacaktır. Tabii sadece askeri ve politik anlaşmalar değil, Rusya ile beraber takip ettiğimiz bölgenin barış ve istikrarını yakından ilgilendiren ortak bir takım ekonomik projelerimiz de var.

Moskova ile yapmayı planladığınız ortak projeler nelerdir?

Bunlardan bir tanesi havayolunun kullanımı. Rusya'nın güneyinde şu an hem alan olarak, hem altyapı olarak en sağlam havaalanı Sohum bölgesinde bulunmaktadır. Sohum bölgesindeki bu havaalanı, Türkiye'deki yap-işlet-devret modeliyle yirmi seneliğine Rus şirketlerine vererek en kısa zamanda önümüzdeki yaza kadar Moskova- Sohum uçak seferlerini başlatarak hizmete girecektir.

Niçin yap-işlet-devret modeli?

Yeni yapılanan Abhazya ekonomisi şu an gerekli altyapıyı oluşturacak maddi güce sahip değil. Çünkü ülkenin eğitimden sağlık alanına kadar bütün alanlarda yatırıma ihtiyacı var. Bu anlamda dış yatırım olarak Rusya'nın yatırımı önemlidir. Daha da en önemlisi Abhazya henüz birçok ülke tarafından tanınmadığından dolayı Abhazya'nın kendi uçuş kodu bulunmaması. Rus şirketlerine verilen bu yap-işlet-devret sistemiyle Rusya'nın hava kodunu kullanarak Sohum-Moskova seferlerine başlamamız mümkün olacak. Bunun harici demiryolunun Rusya ile ortak kullanımı vardır. 2014 senesinde, Abhazya'nın hemen yanındaki komşu ülkede kış olimpiyatları gerçekleştirilecek ki Rusya buna çok önem vermektedir. Kendi imajlarını dünyaya gösterebilmek için gerçekten üzerine titredikleri bir projedir. Ama bu projede tüm bölgede inşaat sektörü hızlı bir şekilde gelişecektir

Şu anda Gürcistan ile herhangi bir ilişkiniz var mı?

Şu an itibariyle ilişkiler kesik durumda. Gürcistan'la yeniden görüşmelerin başlayabilmesi için iki ülke arasında saldırmazlık paktının imzalanması gerekiyor. Bu anlaşma imzalanmadan ne göçmenlerin Abhazya'ya geri dönüşü ne de diğer sosyal-ekonomik projelerin görüşülmesi mümkün değil.

Kaynak: Milli Gazete

 


 238,    Röportaj

Yorum yapın