Röportaj

Kabardey Balkar Cumhuriyeti Cumhur Başkanı Arsen Kanokov ile röportaj

Rus Expert yayın kuruluşunun KBC başkanı Kanokov ile yaptığı geniş röportajı okuyacaksınız. Röportaj, terörizm sorunu toprak problemi ve halklar arası ilişkiler, ekonomik meseleler gibi pek çok güncel konuyu içeriyor. E.Y.

Röportaj: Nikolay Protsenko
Çeviri : E. Yıldız

 

Biz, kimsenin oyun sahası haline gelmeyeceğiz.

KBC’de şu anda olan bitenler Kuzey Kafkasya’yı yeniden canlandırmaya çalışanlar için pek çok dersler içeriyor.

Cumhuriyette terörizmin tırmanması, sadece ekonomiyi geliştirmekle sorunların çözülemeyeceği gerçeğini cumhuriyetin başındaki kişiye de kavratmış görünüyor.

2010 yılında, cumhuriyette durum güvenlik açısından kötüye gidiyor.

Kavkaz Uzel haber ajansının verdiği rakamlara göre, geçen yıl içinde güvenlik görevlilerinden 23 kişi öldürüldü, 35 kişi de bu saldırılarda yaralandı.

Nalçik hipodromunun bombalanması, Baksan hidroelektrik santralinin bombalanması gibi olayları dahi bir kenara koysanız, güvenlik açısından eldeki verilerin vahameti açısından kıyaslanabileceği bölgedeki tek cumhuriyet Dağıstan cumhuriyetidir.

Terörizmin en çok tırmanış gösterdiği dönem, Kanokov’un ikinci kez göreve başlayacağı zamana denk geldi.

Fakat o ikinci dönem görevine başladıktan sonra da olayların arkası kesilmedi.

Yılın sonlarında cumhuriyette çok tanınan birkaç insan öldürüldü. Üstelik tüm cinayetlerin işleniş biçimi birbirinin aynı idi.

Kasım ayının sonlarında “Elbruz teleferik” yatırım firmasının finans müdürü Yusuf Tawuçenov, aralık ayının 15’inde cumhuriyetin müftüsü Anas Pşihaçev ve yeni yıla üç gün kala da tanınmış etnograf ve bilimadamı Aslan Tsipinov öldürüldü.

Yine aynı günler içerisinde Stavropol’dan bölgeye avlanmaya gelen 7 avcı öldürüldü.

(2005 olaylarını saymazsak) Bu cumhuriyette hiçbir zaman böylesine kanlı bir dönem söz konusu olmamıştı ve bir yıl öncesinde bu gün gelinen durumu hiç kimse hayal bile edemezdi.

Oysa ekonomik krizin her tarafı sardığı 2009 döneminde bile, cumhuriyet tüm Rusya’nın en başarılı bölgeleri arasında yer almış, bu durum Ekspert reyting ajansının anketleriyle de belirlenerek duyurulmuştu.

Bu şu anlama geliyordu o zaman, Kuzey Kafkasya bölgesinde yatırımcıların ekonomik kayıplara uğrama riskinin olmadığı tek bölge KBC idi.

Sadece makroekonomik verilere bakmaksızın konuyu bütün yönleri ile ele aldığınızda cumhuriyette bu gün yaşananların sebepleri anlaşılabilir hale geliyor.

Bu gün KBC’deki durum, diğer Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri için de bir ölçü olabilecek özellikler taşıyor.

Diğer bir deyişle, sadece ekonomik açıdan sorunlara yaklaşmanın bütün meseleleri çözmek için yeterli olmadığı bu örnekte net bir şekilde görülebiliyor.

Ekonominin dışında halklar arasındaki ilişkiler, din ve geleneğe bağlı inanışlar, toprak sorunları, klan ilişkileri de ayrı ayrı ele alınması gereken problemler olarak ortaya çıkıyor sorunların çözümünde.

Cumhuriyetin başkanının ikinci görev döneminde ilgilenmesi gereken sorunlar, yukarıda da söylediğimiz gibi sadece ekonomik problemlerden ibaret değil.

Aksi halde diğer problemler zaman içerisinde baş edilemez bir biçimde kontrolden çıkabilir.

TERÖRİZMİN BAŞLANGICI

Soru : Bir yıl önce sizinle röportaj yaptığımızda, terörizm konusunda konuşmamak üzere anlaşmıştık. Çünkü o dönemde bunun için bir neden yoktu ve en önemli problem cumhuriyetin ekonomisini yeniden ayağa kaldırabilmekti.

Fakat bu gün, bir yıl önce hayal bile edemeyeceğimiz bir noktadayız.

Cumhuriyetin müftüsü öldürüldü, 7 tane avcı öldürüldü. Bize söyler misiniz, şu anda cumhuriyetteki gerçek durum nedir?

1 Mayıs tarihinden başlamak üzere, cumhuriyette meydana gelen bombalama olaylarının ve cinayetlerin planlanmış özel bir amacı olmadığına inanmıyorum ben. Cumhuriyetteki durumu birileri özellikle bozmaya çalışıyordu, aynı tarihler benim de ikinci dönemimin yaklaştığı zamana denk geldi.

Bir yıl önce kim bize söyleyebilirdi Moskova’da Manej meydanında yaşanan olayların olabileceğini veya kim söyleyebilirdi bir yıl içerisinde RF halkları arasındaki ilişkilerin bu kadar hızlı bozulabileceğini.

Demek ki birileri RF’da durumu de stabilize etmek için özellikle çalışıyorlar.

Ben bu olaylarda Rusya’da ve cumhuriyetimizde istikrarı bozmak isteyen yabancı güçlerin parmağı olduğunu düşünüyorum.

Elbette bu durumda da anlaşılması güç noktalar var, tabii ki Moskova’da olan bitenle cumhuriyetimizde olan olayları direkt olarak birbiri ile ilişkilendirmiyorum.

Fakat bütün bunlardan benim çıkarttığım sonuç, tüm ülkedeki durumu ve halkların arasındaki ilişkileri bozmak için birilerinin özel çaba gösterdikleri yönündedir.

Şimdiye kadar barış içerisinde yaşayan KBC,bu amaç için seçilmiş görünüyor ve yapılan her şey cumhuriyette huzuru bozmak için  yapılıyor.

Peki, Stavropol’dan gelmiş avcıların özel bir amaç için öldürüldüğünü söyleyebilmek için ne tür bir dayanağınız var elinizde?

Bu tür bir amaç olması ihtimalini hiçbir şekilde göz ardı etmiyorum.

O avcılar hiçbir zaman KBC’ne avlanmak için gelmediler bu güne kadar, gelmek gibi bir niyetleri olduğunu da sanmıyorum.

Onlar sürekli Stavropol bölgesinin Mineralovodski ilçesindeki alanlarda avlanan kişilerdi, üstelik her gidişlerinde de nerede olacaklarına dair ailelerini önceden bilgilendirirlerdi. Fakat bu kez, birisi onları özellikle buraya davet etti. Üstelik en güvenliksiz bölgeye en karışık zamanda geldiler.

Biz insanları özellikle uyarıyoruz Baksan bölgesinde avlanmaya gitmemeleri konusunda. Ben kendim dahi gitmem bu koşullarda, fakat bunlar geldiler ve o cinayetin kurbanları oldular.

İşte bu nedenle, avcıların öldürülmesi ile Manej meydanında olan olayları birbiri ile ilişkilendiriyorum. Birilerinin halklar arasında çatışma çıkartmak istediğini düşünüyorum açıkçası.

Yıl içerisinde cumhuriyetin içişleri bakanı değiştirildi. Bununla ilgili olarak ne söylemek istersiniz?

Bunu talep edenlerden birisi de benim, şimdi olmayan kişinin arkasından onun kötü çalıştığını, başarısız olduğunu söylemek istemiyorum ama, nisan ayından bu yana olaylarda gözle görülür bir tırmanış varsa, stratejik önemi olan yerler korunamamışsa demek ki görevini tam olarak yapmamış.

Baksan’daki santralin basılması olayından sonra, cumhuriyetin kritik tesislerinin yeterli korunmasının sağlanmadığı anlaşılınca, sadece içişleri bakan yardımcısının değil, içişleri bakanının da görevden el çektirilmesi gerektiğini ben Medvedev’e söyledim bu konu ile ilgili toplantıda.

Aynı toplantıda RF içişleri bakanı Raşid Nurgaliyev’de vardı ki o daha sonra bizim talebimize uygun davranarak içişleri bakanını görevden aldı.

Biz, yeni içişleri bakanının bu tür terör olayları ile daha aktif mücadele edecek birisi olmasını talep ettik ve onun üzerine bize operasyonel tecrübesi olan ve aynı zamanda Afganistan savaşı gazisi olan şimdiki içişleri bakanı gönderildi.

Yeni içişleri bakanının güvenlik organlarındaki disiplini sağlamak üzere yaptığı çalışmalardan, bizde önümüzdeki dönem içerisinde onun duruma hakim olacağı ve gidişatı kontrol altına alabileceği kanaati oluştu.

Tabii ki bunun için de bir zaman gerekiyor. Önümüzde birçok problem olduğu için tam olarak bir süre veremiyorum, ama bu yıl içerisinde durumun kontrol altına alınabileceğini düşünüyorum.

Terörist faaliyetleri önlemek için cumhuriyetin başkanı olarak sizin elinizde ne tür olanaklar var. Siz kendiniz ne yapabilirsiniz?

Öncelikle söylemek isterim ki benim görev dönemimde terörist faaliyetlerde bir azalma oldu. Fakat öte yandan insanların yaşamına direkt etki eden faaliyetlerde bir artış söz konusu.

Bunu çözmek için ne gibi imkanlarım var derseniz; benim yapabileceklerim güvenlik güçlerinin daha iyi çalışmalarını sağlamaya çalışmak ve sivil toplum örgütlerini meseleye sahip çıkmaya yönlendirmektir. 

Şu anda biz, tüm bölgelerde yaşlıların, gençlerin, entelektüellerin ve bölge sakinlerinin dahil olacakları komiteler oluşturmaya çalışıyoruz.

Terörizmin ve ekstremizmin bize getireceği felaketleri insanlara daha iyi anlatmak ve halkın desteğini arkamıza almak zorundayız.

Problemlerin çok olduğu bölgelerde özel çalışmalar yürüteceğiz, hepsinden fazla da Baksan bölgesinde.

Mesela niçin Baksan bölgesinde bu tür terörist faaliyetler daha çok oluyor?

Burada ekonomik kaynakların fazla oluşundan kaynaklanıyor olmalı.

Mesela siz yeni işletmelerin büyük bir kısmını bu bölgede kurdunuz.

Bütün nedenin ekonomik olduğunu zannetmiyorum, başkaca sebepleri de olabilir bunun. Mesela 2005 yılındaki Nalçik olaylarında, bu tür faaliyetlere karışanların büyük bir kısmı öldürüldü.

Fakat o dönemde Baksan ve Oshamahue (Elbrus) bölgelerindeki cemaatler o olaylara karışmadılar. Dolayısıyla bu bölgelerdeki kadrolar varlığını devam ettirdi bu güne kadar.

Evet, ekonomik durumun da önemli bir rolü var bazı meselelerde. Fakat konuya öyle yaklaştığımızda bahsetmemiz gereken dini ekstremizm değil, hırsızlık, eşkiyalık ve çeteciliktir. Bu tür gruplar dini sadece bir araç olarak kullanarak maddi çıkar peşinde koşuyorlar.

Sizden önce görev yapan Koko Valera, 1992 yılında olağanüstü durum ilan ederek halklar arasındaki sürtüşmeyi güç ile bastırdı ve duruma hakim oldu. 

Eğer gerek olursa siz bu şekilde  sert önlemler alabilecek misiniz?

Bu hiç tereddütsüz çok doğru bir adımdı.

Eğer ben yönetici olarak görev yaptığım süre içerisinde 1992 yılındaki gibi bir durum ortaya çıkarda 100 – 200 adam bir araya gelip ayrı bir cumhuriyet kurmaya kalkışırlarsa, hiç tereddütsüz gereken en sert kararı alırım.

İnsanların çiğneyemeyecekleri bazı kesin sınırlar vardır. Eğer biz çok gelişmiş bir ekonomisi ve demokrasisi olan bir ülkede yaşıyor olsaydık, belki bu tür aşırılıkları görmezden gelebilirdik.

Bu gün Dağıstan, Çeçenya ve İnguşetya’nın yanı sıra KBC’i bölgede en zayıf nokta olarak görüldü. Bunun nedenleri var elbette, hala çözemediğimiz problemlerden bir tanesi halklar arasındaki ilişkilerdir ve bu sorun kullanılarak cumhuriyette huzursuzluk yaratılabilir. Eğer bu tür bir sorun ortaya çıkarsa, yönetimin gerek gördüğünde sert kararlar da alabilmesi gerektiğini düşünüyorum.

EKONOMiK DURUM

2010 yılında yürütülen çalışmalarla bağlantılı olarak, cumhuriyetin önündeki ekonomik açıdan stratejik adımların atılmasını, görev döneminizin tümünü kapsayacak şekilde mi planlıyorsunuz, yoksa yıllık planlama mı düşünüyorsunuz?

Bizim büyük planlarımız var. Ben hiçbir zaman anlamsız ve sonuçsuz işlere saplanıp kalmadım, zaten öyle bir durumda bu makamı işgal etmenin de bir manası yok.

Kanaatimce önümüzdeki görev süresi, amaçlarımızı gerçekleştirmek için yeterli bir zaman.

Biz yeniden ekonomik canlanmayı sağlayacağız, işletmelerin faaliyetlerini büyütmelerine ve inovasyon konusuna özel önem vereceğiz.

Bölge valisi Hloponin’in bu konudaki desteği ve çabası, başarılı olacağımız konusundaki ümidimizi daha da artırıyor.

Bu gün en önemli sorunumuz kredi kaynaklarının temininde yaşanan sıkıntıdır. İnovasyon projelerine kaynak bulmakta zorlanıyoruz, çünkü Rus firmalarını cumhuriyette yatırıma ikna etmek oldukça zorlaştı.

Bizim ekonomik kaynaklarımızın gelişimi bu projeleri hayata geçirmek için yeterli değil.

Bu nedenle, yeni yatırım projelerinin Kuzey Kafkasya federal bölge merkezinden desteklenmesi için çalışmalar yapıldı ve bu amaçla 50 milyar rublelik bir kaynak ayrıldı federal bütçeden, bu doğru bir adımdır.

Bu yatırım programı dış ekonomik kalkınma bankasının kontrolünde finanse edilecek ve federal bölge merkezinden onaylanacak. O nedenle ekonomik yatırım projelerinin detaylı bir şekilde en kısa sürede hazırlanarak sunulması için hükümete talimat verdim.

2011 yılı sanıyorum bu projelerin hazırlanması ile geçecek. Ben bizzat bu yatırımlara kaynak sağlayacak bankalarla görüştüm, tahmini olarak hangi bankanın ne kadar kaynak sağlayabileceği konusunu netleştirmek için.

Eğer iyi bir çalışma yürütebilirsek önümüzdeki yıl 10-20 milyar ruble civarında bir yatırım kaynağı sağlayabileceğiz. Şu anda bile elimizde uygulamaya hazır çok güzel projeler var.

Madem öyle, kuzey Kafkasya federal bölgesi stratejik kalkınma planının üretim yatırımları içerisinde KBC niçin sadece tek bir proje ile yer alıyor.

Diğer alanlarda da cumhuriyetin proje sayısı oldukça az görünüyor.

Ben bu konuyu çok da önemli görmüyorum, doğrusunu söylemek gerekirse.

Biz bu plana aklımıza esen her projeyi “mutlaka uygulanması gereken projeler” olarak ekletmedik.

Strateji stratejidir, gelişmenin temel çizgisini belirleyen budur, dolayısıyla her alanda proje ekleyebilirsiniz eğer istiyorsanız.

Ben hemen şimdi size çimento fabrikası, otomobil fabrikası ve benzer kaç tane istiyorsanız proje sıralayabilirim, fakat bunu kim gerçekleştirecek ?

Ben ekonomi ve kalkınma bakanlığıma da  söylüyorum getirip önüme 300 milyar rublelik yatırım projelerini koydukları zaman; bu yatırımı kim yapacak ?

Küçük ölçekli hidroelektrik santralleri için şu anda ben size 100 milyar rublelik yatırım sıralayabilirim. Fakat ekonomik planlara baktığınızda bu alana yatırım yapanlar ancak 20 yılda koydukları parayı geri kazanabilecekler.

Hiçbir yatırımcı, hatta “Rus Hidro” devlet kuruluşu dahi böylesi bir yatırıma girmez, büyük devlet şirketleri de biliyorlar para saymasını.

Bu işin nasıl döndüğü konusunda bilgi sahibiyim ve ben bu nedenle anlıyorum ki ekonomi ve kalkınma bakanlığının gösterdiği uzun vadeli projeler bu kalkınma planına girecek projeler değil.

Bunun yerine, gerçekten uygulanabilirliği olan projeler hazırlamak gerektiğini düşünüyorum.

Bizim şu anda kimya sektöründe bir projemiz var 12 milyar ruble değerinde.

Bu kuruluş polietilen teraftalat üretecek ve şu anda RF yatırım bankasından kredi almak üzere.

Bu proje ayrıca Birleşik Rusya Partisi kalkınma projeleri arasında da yer alıyor. Yine aynı şekilde 5 milyar ruble maliyetli modern kümes hayvanı üretim ve kesim tesisi projemiz var. Bunun gibi bir çok başka proje var  elimizde.

Biz her yıl onlarca işyeri açıyoruz, bunların arasında en son açtığımız alçı panelleri, kartonpiyer, zemin döşeme taşları üreten 4 milyar ruble değerindeki tesisi söyleyebilirim.

Cumhuriyetin federal bütçeden sağladığı yardımın oranını % 50’den aşağıya çekmeye çalışıyoruz bu yıl.

Kuzey Kafkasya federal bölgesinde bunun bir benzerini daha bulamazsınız.

Bunun nasıl yaptık peki, biz her yıl yeni işyerleri açıyoruz, vergiyi doğru dürüst topluyoruz, idari kontrolü gerektirdiği şekilde yapıyoruz.

Tabii bunlardan pek fazla bahsedilmiyor.

Rosneft’in üretim tesislerini KBC yerine Çeçenistan’da kurmaya karar vermesine nasıl bakıyorsunuz, bunun cumhuriyetiniz için büyük bir kayıp olduğunu düşünüyor musunuz?

Cumhuriyetimizden bu fabrikayı aldıkları haberi yayıldığında da söylemiştim ben.

Petrol çıkartıldığı yerde işlenir, ekolojimizi bozmasından başka ne bekliyoruz biz bu fabrikadan.

Açıkçası biz bu tesise asılmıyoruz. Çeçenistan’da kurulması için aldıkları kararı da yerinde buluyorum. Bizim cumhuriyetimiz doğası ve yeraltı kaynaklarının  temizliği nedeniyle kaplıcalar ve doğal kaynaklar bölgesi, o nedenle burada petrol işleme tesisi açılmasını doğru bulmuyorum.

Ben hammaddesi Dzelique ve Baksan bölgelerinde mevcut olmasına rağmen burada çimento fabrikası kurulmasına izin vermedim. Ben gördüm çimento fabrikalarının bulundukları yerlerde neden oldukları ekolojik felaketleri.

Öylesi bir üretimi burada yapmaktansa çimentoyu satın almayı tercih ederim.

Biz Nalçik şehrini kirleten bir metalürji tesisine sahibiz ve bunu da şehir dışına taşımak gerektiğini düşünüyorum, fakat KBC’de bütün cumhuriyetin ekolojik dengesini bozacak etkileyecek nitelikte tek bir tesis bulamazsınız.

Size ait olan Sindika holding ne gibi faaliyetler gösteriyor KBC ekonomisinin canlandırılması konusunda?

Benim makamımı kullanarak kazanç sağladığımı iddia etmemeleri için, şirketin faaliyetlerinin çok sosyal projelerde yer almak, hayır işleri yapmak ve cumhuriyetin ihtiyaç duyduğu fakat geri dönüşü uzun zaman alan projeleri üstlenmekten öteye taşınmasını istemiyorum.

Hayır işlerine her yıl 300 ila 500 milyon ruble civarında para harcıyorum. Buna Nalçik spor kulübünün finanse edilmesi de dahildir.

Bunların dışında başka yatırımcılara cazip gelmeyen ve yatırımcı bulamadığımız bazı projeleri biz kendimiz üstleniyoruz. Buna bir örnek Nalçik’te geçen yıl faaliyete geçen büyük alışveriş merkezidir. Yine buna benzer bir Aquapark ve buz pateni pisti yapmak ihtiyacı var Nalçik şehrinde, sanırım bunu da bizim holdingin üstlenmesini isteyeceğim.

….

HALKLAR ARASI İLİŞKİLER

Köyler arası toprak sorununa nasıl bakıyorsunuz, bu konu cumhuriyette halklar arasındaki ilişkileri bozan önemli bir etken.

Bu mesele çok dikkatli ele alınması gereken bir mesele.

Ben en başından beri şunu söylüyorum; 131 numaralı federal yasayı merkezde hazırlandığı şekli ile aynen KBC’de uygulamaya kalkışırsanız, bu halklar arasındaki ilişkileri bozar, geçmişten bu güne devam eden ve köyler arası arazilerin kullanılmasında mevcut olan geleneksel uygulamaya ters düşer.

Cumhuriyetimizde üç farklı etnik grup yaşıyor çoğunluk nüfus olarak. Bunlardan Ruslar iki bölgede, Adığeler beş bölgede, ve Balkarlar üç bölgede yaşıyorlar yoğun olarak.

Fakat dağlık bölgelerde yaşayan insan sayısı ile ovalarda yaşayan insan sayısı aynı değil. Örneğin Elbrus bölgesinin tüm nüfusu 30 000 kişiden oluşuyor ve üstelik bunların da bir kısmı hala ovalardaki yerleşim alanlarına göç ediyorlar.

Oysa aşağılara inildiğinde nüfus yoğun ve toprak yetersiz durumda.

Bu bölgelerde çoğunlukla Balkarlar ve Adığeler yaşıyorlar. Cumhuriyetimiz zaten toprakları yetersiz bir bölge, 900 000 civarında nüfusu olan cumhuriyetin tüm toprakları 12.500 kilometrekare.

Anlaşılacağı üzere, dağlarda tarım yapılmıyor topraklar sürülmüyor.

Sovyet döneminde bu durum göz önüne alınarak, otlaklar cumhuriyetteki kolhoz ve Sovhozların eşit kullanabileceği şekilde paylaştırılmıştı, uzun yıllar da bu uygulama böyle devam etti.

Şimdi, söz gelimi biz 131. federal yasaya göre toprakları paylaştırırsak, 1000 kişiden başka insan yaşamayan bir köye 30 000 hektar arazi düşüyor.

Böylesi bir paylaşım ovalarda yaşayanların ayaklanması demektir.

Görülen o ki dağlarda yaşayanlar yasadan istifade ile bu arazileri ele geçirip onu cumhuriyetin diğer insanlarına kiralayacaklar.

Böylesi bir paylaşım adil midir sorarım size?

Anlıyorsunuz değil mi ne istediklerini. Şimdi bir kısım insan yasayı uygulayın ve bu arazileri bize verin diye diretiyorlar. Diğer bir kısım ise, köşeye çekilmiş bizim böylesi bir yanlış yapmamızı bekliyorlar tetikte. Ama aynı insanlar omuzlarında yamçıları başlarında kalpakları ile Manej meydanında miting yapamıyorlar.

Peki sizce bunun çözüm yolu nedir ?

Doğrusu şudur; cumhuriyetin otlakları devletin arazileri olarak kalmalıdır.

Bu topraklar, ihtiyaçları oranında bölgelere adil bir şekilde devlet tarafından verilmeli ve kullandırılmalıdır.

Eğer verimli bir biçimde amaca uygun kullanılıyorsa bu arazilerden biz kira falan da almayız.

Fakat bu iş artık politik bir araç haline getirildi. İnsanlar yaşadıkları bölgelerde sınırlar çizmeye başladılar. Balkarlar kendi sınırlarının Nalçik şehrinin ortasına kadar, Adığeler sınırlarının Gürcistan sınırına kadar olduğunu iddia ediyorlar.

Devletin görevi adil karar almaktır. Ben bu meseleyi RF başkanlık idaresine defalarca götürdüm ve tartıştım. Moskova’da idarecilerin kendilerine de, eğer yasa bu şekilde uygulanmak istenirse bunu imzalamayacağımı bildirdim.

Bunun üzerine anayasa mahkemesi de bu konuda bize destek vererek, uzlaştırma komisyonları vasıtasıyla soruna daha önce olduğu gibi adil bir çözüm bulmamız yönünde karar aldı.

Biz de bu sorunun çözümü için bir çalışma grafiği hazırladık ve RF başkanlık danışmanı Vladislav Surkov ile irtibat halinde adil bir yasa çıkartmaya  ve soruna çözüm bulmaya çalışıyoruz.

Bu federal bir yasa mı olacak?

Hayır yerel bir yasa.

Şu anda cumhuriyetteki üç halktan eşit sayıda temsilcilerin ve eşit eş başkanların olduğu bir uzlaştırma komitesi kurduk ve soruna çözüm bulmaya çalışıyorlar, fakat biraz da uzadı açıkçası bu mesele.

Bir süre daha bekleyip, bir çözüm bulamazlarsa devlet başkanlığı danışma kuruluna konuyu götüreceğim ve orada bir çözüm bulacağız bu meseleye, bu da son ve nihai çözüm olacak.

Başka türlü söylersek, bu sorunu yasaya uygun olarak çözebileceğinize siz kendiniz inanıyor musunuz?

  1. yasa çıkmamış olsaydı böyle bir sorun da çıkmayacaktı ortaya.

Uzun zamandır geçerli olan bir uzlaşma vardı bölgeler arasında, bu yasa pek çok eksiklik içeriyor bizim açımızdan.

Çünkü Rusya’nın her bölgesinde durum aynı değil, yasa hazırlanırken bölgemizde uzun süredir mevcut olan uzlaşmanın göz önünde bulundurulması gerekirdi.

30 000 insanın cumhuriyetin yarısını ele geçirmeye ve kendi menfaatleri yönünde bu yasayı kullanmaya çalışması, bizi de ister istemez yasanın gerçek amacını sorgulamak zorunda bırakıyor.

RF anayasasına uymadığımızı iddia ederek bizi suçlamaya kalkışıyor, kötülemeye çalışıyorlar. Fakat bizim “yumurtadan tüy çıkartan” dostlarımız!  olduğunu hiç unutmamamız gerekiyor.

Sözgelimi Balkarlar bu kadar gürültü çıkarttılar, kremline yakın noktada ve başka yerlerde mitingler yaptılar. Artık onların yüzüne ve vicdanına kalmış.

Dağlara sıkıştırıldıklarını iddia ediyorlar, mezarlarının bile ellerinden alındığını iddia ediyorlar, hayvanlarını otlatamaz, sınır çizilen yoldan öte yana geçiremez olduklarını söylüyorlar.

Gözünü kırpmadan böylesi yalanları söyleyebilenlere karşı ne yapılabilir ki ?

Hiç kimse, hiçbir yerde hiçbir sınır çizmiş değil, herkes istediği şekilde toprağı kullanıyor ve kimse kimseyi sınırlamıyor, şu anda gerçek durum budur.

Nalçik şehrinde miting düzenleyecek olsalar bunu yapabilirler mi?

Bununla ilgili federal yasalar vardır, miting veya toplantı yapacak olan gider ilgili birimlere başvuruda bulunur yasaların öngördüğü şekilde.

Yakın zaman önce Balkarlar Nalçikte miting yaptılar zaten ve hiç kimse de onlara engel olmadı.

İnsanlar art niyetsiz olarak bir sorunlarını dile getiriyorlarsa yönetim onlara elinden gelen her yardımı yapar, sorunlarını çözmeye çalışır.

Yakın zaman önce Elbrusta kaybolan üç kişi ile ilgili olarak görüşmek üzere akrabaları geldiler.

Bizzat ben kendilerini kabul ettim ve iki saat görüştüm onlarla,

Beni istemiyorlar, benimle görüşmek ilişki kurmak istemiyorlar, sorunu çözmek de istemiyorlar aslında. Ama Moskova’ya gidip oralarda sağa sola dilekçeler vermek, kendilerini bir yerlerde pazarlamak istiyorlar. Asıl amaçları bu.

Ama ne ben, ne de cumhuriyetin diğer idarecileri böylesi adamların boynumuza ipi takıp bizi ortalıklarda dolaştırmalarına izin vermeyeceğiz. Bu cumhuriyetin insanları da hepsi aptal değil, aramızda gerçeği gören pek çok akıllı insanlar da var.

Balkar halkının liderlerinden olan, Duma milletvekili ve akademisyen Zalihanov’un faaliyetleri hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Biz onu, Moskova’da bizi aşağılasın, cumhuriyeti kötülesin ve cumhuriyetin yurttaşlarını birbirine düşürsün diye seçmedik.

Ama o bizleri kötüledi, kendisini aşağıladı faaliyetleri ile halkların arasındaki barışı bozdu. O nedenle biz onun bu faaliyetlerinin çok katı bir şekilde karşısında olacağız.

Adığeler ve Çerkeslerin , Karaçaylar ve Balkarların ayrı cumhuriyetlerde parçalanmış halde yaşamaları, halklar arasındaki ilişkilerin de bozulmasına neden oluyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz ?

Ruslarla Çerkeslerin arasını bozmaya çalışanlar bunu başaramayacaklar.

 “Çerkes sorunu” diye gürültü kopartanlar da aklı normal olmayan birkaç kişiden ibaret.

Evet Kafkas Rus savaşları oldu ve bundan etkilenmeyen de hiç kimse kalmadı. Fakat bu gün insanlar geleceğe bakıyorlar. Çıkın sokağa insanlara sorun bakalım, geçmişte olanlar kendilerini söylendiği kadar huzursuz ediyor mu gerçekten?

Peki neden merkezi basın ve bir kısım analistler meseleyi bu kadar gündemde tutmaya çalışıyorlar?

Bunu ben anlayabiliyorum, kullandıkları yöntemleri de anlıyorum. Bu özellikle düşünülmüş bir gündem, amacı da huzuru bozmak ve halkları birbirine düşürmektir.

Sözgelimi Gürcüler neden bu kadar dert edindiler Çerkes meselesini?

Onlar bu konuyu kullanarak Rusya’yı sıkıştırmak için gündeme taşıdılar Çerkes meselesini. Biz Gürcülerin de, büyük Çerkesyayı kurup Rusya’dan ayrılacağımızı iddia eden analistlerin de oyun alanı değiliz ve olmayacağız.

Bütün bunlar aptalca şeyler, ama yine de bir şekilde birileri basında bu tür haberlerin yer almasını sağlayabiliyorlar nasıl oluyorsa.

http://www.kafkasfederasyonu.org/haber/kafkasya/2011/070211_kanokov.htm

 

 


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan tarafsız bir internet portalıdır.