Röportaj

Walter Richmond ile Söyleşi

WALTER RICHMONDLisans eğitimini 1987‟de Arizona Devlet Üniversitesi‟nde Rus dili üzerine yapan Dr. Walter Richmond, 1994 yılında Güney Kaliforniya Üniversitesi‟nde Slav dilleri ve edebiyatları konusunda doktorasını bitirdi. 1995 yılından beri Occidental College‟de Rusça, edebiyat ve sanat konuları başta olmak üzere petrol siyaseti ve dağılan Sovyetler Birliği‟nin Müslüman halkları üzerine ders veriyor.

 

 

Circassian World: Akademik bir çalışma konusu olarak Çerkesleri seçmeniz nasıl gerçekleşti? Bu kararı vermenizde etkisi olan kişi, kitap ve olaylardan biraz bahsedebilir misiniz?.

 

Richmond: Benim Kafkasya çalışmalarına ilgim edebi konularla başladı. 1997‟de Mihail Lermontov‟un “Zamanımızın Kahramanı” adlı romanında Rusların Çerkeslere bakış açısını analiz ediyordum. Araştırmamın odağını tarih konusuna çevirdikten sonra The Journal of Genocide Research‟tan (Soykırım Araştırmaları Dergisi) “Karaçay Sürgünü” konusunda bir makale yazma teklifi aldım. Neticede bir değil iki makalelik malzeme toplamıştım. Daha sonra Kuzeybatı Kafkasya üzerine bir kitap yazmaya karar verdim, zira Kuzeydoğu Kafkasya ile karşılaştırıldığında bu konuda çok az çalışma olduğunu gördüm. Kitabın hazırlık aşamasında, geçmişe gittikçe doğal olarak Çerkesler daha büyük rol oynamaya başladı.

 

Çerkesler üzerine yaptığım çalışmalarda Prof. John Colarusso büyük ilham kaynağı oldu. Onun heyecanı ve Çerkeslere yardımcı olmaktaki kararlılığı benim kendi kararlılığım üzerinde büyük etki yarattı. Çerkesler üzerine yazmamasına rağmen, Otto Pohl‟ün baskıya uğramış tüm halkları yorulmadan ve taviz vermeden savunması bana her zaman ilham kaynağı oldu. Bugüne kadar Kafkasya üzerine yazılmış birçok güzel kitap okudum, fakat aralarında en çarpıcı olanı Yakov Gordin‟in “Kafkasya: Toprak ve Kan” (Kavkaz: Zemlya i krov) adlı kitabıdır. Bu çalışma Rusya hükümetinin, Kafkasya sorunuyla başa çıkmak için kapsamlı hiçbir planının olmadığını ve Petersburg ile sahadaki ordu komutanları arasındaki iletişim kopukluğunu ana hatlarıyla özetlemektedir. Gordin ayrıca bu kitabında, Rusların Çerkeslerin örf ve adetleri, davranışları ve toplumsal yapıları hakkındaki bilgisizliğini ve bu bilgisizliğin hiç yaşanmaması gereken bu savaşın şiddetinin artmasındaki önemini vurgular.

 

Circassian World: ABD‟de Çerkeslere yönelik akademik ve siyasi ilgi düzeyi hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Richmond: Böyle bir ilginin neredeyse hiç olmadığını söyleyebilirim! Çerkesler hakkında yaptığım her konuşma öncesinde dinleyicilere onları (Çerkesleri) tanıyıp tanımadıklarını sorarım ve genellikle bu bilgiye sahip olanların oranı sadece yüzde birdir. Bu azınlık da genellikle Çerkesler hakkında çok yüzeysel bilgiye sahiptir. Bana göre, Çeçen sorunu siyasi çevrelerde Kuzeybatı Kafkas halkları üzerindeki bütün ilgiyi Çeçenya üzerine yönlendirmiştir.

 

Circassian World: Avrupa ve ABD‟nin Kuzeybatı Kafkasya‟ya ne tür bir ilgisi var? Bu ilgi sadece güvenlik konusuyla mı sınırlı?

 

Richmond: Avrupa‟nın ilgisi hakkında yorum yapamam, fakat ABD‟nin ilgisi Orta Asya ve Bakü‟den gelen petrol boru hattını korumakla ve özellikle de Rusya‟yı mümkün olabildiğince olayın dışında tutmakla sınırlıdır. Ayrıca ABD, güvenlik sorunlarına karşı ileriyi göremeyen bir yaklaşım sergiler ve sadece durum gerçekten kritik noktaya geldiğinde olaya ilgi gösterir. Kuzeybatı Kafkasya‟daki güvenlik sorunu petrol sevkiyatını etkilemediği sürece ABD orada olup bitenlere hiç ilgi göstermeyecek.

 

Circassian World: Sizce ABD‟nin Çerkeslere ve Kuzey Kafkasya‟da meydana gelen son gelişmelere dair en doğru yaklaşımı ne olabilir?

 

Richmond: Uygulanabilecek en iyi politika, Rusya Fedarasyonu ile güçlü ekonomik bağlar kurmak ve NATO‟nun genişlemesini durdurmaktır. Haklı olup olmadığı tartışılır, ancak Rusya hükümeti ABD‟nin petrol sevkiyatını Rusya topraklarını bypass ederek sağlamaya çalışmasını ve NATO‟nun genişlemesini kendisi için bir tehdit olarak algılıyor. Bu yüzden Rusya siyasetinde ABD‟ye karşı katı ve sert bir tutum giderek güçleniyor. Bu durum ABD‟in Rusya‟nın demokratikleşme ve azınlık hakları konusundaki uygulamaları üzerinde etki sahibi olma şansını neredeyse tamamen ortadan kaldırıyor. Kademeli olarak ekonomik işbirliğine ve dayanışmaya yönelme, Rusya‟daki tüm ilgili tarafların daha demokratik ve etnik azınlıkların haklarına daha duyarlı olacağı bir ortamı yaratabilir.

 

Circassian World: Batı dünyasında ne Abhazlar ne de Çerkesler iyi tanınmasına rağmen, yorumcular genellikle Çerkes davasına sempatiyle bakarken Abhaz mücadelesine antipatiyle yaklaşıyorlar. Bu konu hakkında ne söyleyebilirsiniz?

 

Richmond: Öncelikle ABD‟deki birçok yorumcu ABD‟nin Gürcistan‟da Saakaşvili rejimine yönelik tutumunu destekliyor ve bu nedenle Abhazya için olumsuz bir imaj çiziyorlar. Bunun ötesinde üç farklı sorun olduğunu düşünüyorum. Bunlardan ilki, Çerkesya‟dan çok daha büyük olması nedeniyle Rusya genellikle saldırgan devlet olarak görülüyor ve bu durum Çerkeslere sempati duyulmasına neden oluyor. Öte yandan Gürcülerin göreceli olarak daha az nüfusa sahip olmalarından ve kendilerinden daha büyük komşuları tarafından işgallere uğrayıp olağanüstü zorluklar yaşamış olmalarından dolayı onları saldırgan taraf olarak görmek daha da zor. İkincisi, insanların çoğu sadece yakın tarihe bakarak Abhazları bölgede bir azınlık olarak görüyor ve onlara neden özerklik verilmiş olduğunu anlamıyor. Abhazların neden kendi topraklarında azınlık olarak yaşadıklarına dair tarihsel nedenleri sorgulamıyorlar ya da basit bir biçimde bu tarihsel nedenlerin konuyla ilişkisi olmadığını düşünüyorlar. Üçüncü ve son olarak da, Gürcüler Abhazya‟nın askeri zaferlerini “etnik temizlik” olarak göstermekte oldukça başarılılar. www.circassiandiaspora.com

 

Circassian World: Rusya Federasyonu içerisindeki etno-federal konumlarını korumak ve geliştirmek için Çerkesler hangi fırsatları yakalamalılar?

 

Richmond: Nihai olarak birleşik bir Çerkesya‟nın olması gerekiyor, fakat bu uzun bir mücadele gerektirir. Rusya‟nın federal yapısının baştan aşağıya reforme edilmesi gerekiyor ve ancak bu şekilde Çerkesler amaçlarına ulaşabilirler. Fakat şu anda içinde bulunduğumuz süreçte Çerkeslerin, Adıgey‟in statüsünün korunması mücadelesinde olduğu gibi, savunmacı bir pozisyon alarak bugün sahip oldukları hakları korumaya çalışması gerekiyor. Bunu yaparken de diğer etnik azınlıklarla işbirliği yaparak federal yapının reforme edilmesine uğraşmaları lazım. Aynı zamanda Adığe Hase türü yapılar daha bugünden “birleşik Çerkesya” için planlama yapmalı ve geçen aralık ayında olduğu gibi fırsat bulduğu her zaman bu projeyi anlatmaya çalışmalı. Değişim bazen hiç beklenmedik zamanda ve şekilde gelir ve uygulamaya hazır bir plana sahip olmak her zaman avantajlıdır. www.circassiandiaspora.com

 

Circassian World: Çerkesçe yaşamaya devam edecek mi? Bu dilin yaşamasını sağlamanın en doğru yolu nedir?

 

Richmond: Bence Yahudilerin ne pahasına olursa olsun kendi dil ve kültürlerini korumakta gösterdikleri direnç ve kararlığa Çerkesler de aynı düzeyde sahipler. Bunu sağlamanın en sağlam yolu, doğal olarak, birleşik Çerkesya‟yı kurmaktır. Ancak yukarıda da söylediğim gibi bu amaca ulaşmak zor ve uzun bir süreç olacak.

 

Circassian World: Sizce Çerkesler, özellikle de diaspora Çerkesleri, Ruslara yönelik olarak yanlış ya da duygusal yaklaşımlar içerisinde mi? Eğer öyleyse bu tip algılamalar başlı başına yeni sorunların kaynağı olabilir mi?

 

Richmond: Diaspora Çerkeslerinin yaklaşımları üzerine bu konuda yorum yapacak kadar bilgi sahibi değilim. Ancak Sovyetler döneminde muhacir olan başka grupları biliyorum ve bütün samimiyet ve iyi niyetlerine rağmen onların arasında siyasi sorunların çözümüne katkı sağlamayacak, gerçekçi olmayan yaklaşımları gördüm. Sanırım vatanından çok uzun süre uzakta kalanların ülkeleri hakkında romantik yaklaşımlarda bulunmaları doğal bir şey. Circassian World: Rusya‟nın Çerkeslere yönelik siyasetinde gördüğünüz pozitif yönler var mı? Richmond: Adıgey Cumhuriyeti hala varlığını koruyor, ki bu benim 2006 yılında kitabımın son bölümünü yazarken hiç beklemediğim bir şeydi.

 

Circassian World: Rusya‟nın Abhazya‟nın bağımsızlığını tanımasının kısa, orta ve uzun vadede Rus-Çerkes ilişkileri üzerinde nasıl bir etkisi olacağını düşünüyorsunuz?

 

Richmond: Rusya‟nın Abhazya‟yı tanıması ABD ile oynadığı jeopolitik oyunun bir parçasıydı ve Rusya Federasyonu açısından bu kararda Çerkeslerin bir yeri yok. Rusya‟nın Abhazya‟yı tanıması birçok Çerkes tarafından,kendi özerkliklerini genişletme hatta bağımsızlıklarını elde etme çabaları açısından iyiye işaret olarak alınarak bir umut ışığı oldu, fakat korkarım ki Çerkesler hayal kırıklığına uğrayacaklar.

 

Circassian World: Çerkesler özelinde Kuzey Kafkasyalı halklar arası ilişkileri nasıl değerlendiriyorsunuz? Örneğin Çerkes-Oset ya da Çerkes-Çeçen ilişkileri gibi...

 

Richmond: Kuzey Kafkasya‟daki bütün etnik gruplar kendi tarihleri ve kültürleriyle gurur duyuyorlar. Fakat korkarım ki bu durum karşılıklı işbirliğine engel oluyor. “Kuzey Kafkasya Ekonomik Bölgesi” türü bir oluşum çok daha önce yapılanmalıydı, fakat herkes kendi kültürünü keşfetme ve özellikle de geçmişte kendilerine yapılan haksızlıkları sergileme konusunda o kadar heyecanlıydı ki, tarihlerinin ortak yönlerini paylaşmayı unuttular. Dağıstan‟dan Çerkesya‟ya yüzlerce yıllık geçmişe dayanan ekonomik bağlar vardır ve bu bağlar orada yaşayan tüm halkların ekonomilerine yardımcı olacak bağlardır.

 

Circassian World: Kuzeydoğu ile karşılaştırıldığında İslamın Kuzeybatı Kafkasya‟da etkisinin daha zayıf olmasının nedeni nedir? Tabii, siz de bu görüşe katılıyorsanız!

 

Richmond: Birçok neden sayabiliriz. Bu nedenlerin ilki, Cohar Dudayev‟in Çeçen ulusal kurtuluş mücadelesini uluslararası destek almak için cihat olarak yeniden adlandırması ve bununla beraber Körfez ülkelerinden radikal askeri liderlerin gelmesidir. Oldukça eski bir İslami geleneğe sahip olan Dağıstan da elbette burada rol oynamıştır.

 

Circassian World: Kafkasya ve diasporadaki Çerkesler arasında daha yakın ilişkilerin kurulabilmesi potansiyeli hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Richmond: Şu anda internette var olan sanal Çerkesya‟nın gelecekteki birleşik Çerkesya devletinin yeniden oluşmasında bir basamak olduğunu söyleyebilirim.

 

Circassian World: Çerkesler ve Kuzeybatı Kafkasya üzerine şu anda üzerinde çalıştığınız ya da gelecekte yapmayı planladığınız ne tür projeler var?

 

Richmond: Bu günlerde 19. yüzyıl başlarında yaşamış olan çeşitli Çerkes kabilelerinin yerleşim alanları, sosyal yapıları ve ekonomilerini irdeleyen bir makale üzerinde çalışıyorum. Bunun yanısıra, Rus hakimiyetini kabul ederek Kuban‟ın kuzeyine taşınıncaya kadar Çerkesçenin kendine özgü bir lehçesini konuşan ve aslen Ermeni olan Çerkesohaylar üzerine bir makale yazabilmek için yeterince materyal bulmayı umut ediyorum. Ayrıca Rusya‟nın Abhazya‟daki planları ve Çerkeslerin ulusal birliklerini yeniden kurma yönündeki çabalarıyla olan ilişkisine objektif bir bakış açısıyla yaklaşan bir makale yazmaya hazırlanıyorum.

 

Circassian World: Sizce uluslararası akademik ve siyasi çevreler Çerkesler üzerine yapılan çalışmalardan ne gibi dersler çıkartabilir?

 

Richmond: Açıkçası ben bazı siyasi çevrelerin herhangi bir şey öğrenme becerisi hatta arzusu olduğu konusunda çok şüpheliyim. Kuzeybatı Kafkasya‟nın tarihi üzerine yaptığım çalışmaların bana öğrettiği şey, hükümetlerin her zaman kısa vadeli ulusal çıkarlar çerçevesinde hareket ettikleri ve kendi uluslarına ait olmayanların haklarını ve hatta insanlıklarını hiçe saydıklarıdır. Çerkesler Ruslar, Osmanlılar ve Britanyalılar tarafından harcanabilir unsurlar olarak görüldüler ve bunun sonucunda da Çerkes medeniyeti neredeyse tamamen yok oldu. Çok yaygınlaştığı için „etnik temizlik‟ uygulamalarının neredeyse haber değeri bile taşımadığı günümüzde, güçlü devletlerin yakın gelecekte tavırlarını değiştireceklerine inanmak için bir neden olduğunu düşünmüyorum. Bana göre akademisyenlerin sorumluluğu, bugün yaşananları gerçeğe en yakın haliyle kayıt altına almak ve böylece gelecek nesillerin dünya devletlerinin bugünkü eylemlerini analiz ederek bir yargıya varmalarına olanak sağlamaktır. Çerkes Sürgünü‟nün modern zamanlardaki ilk soykırım ve etnik temizlik olduğuna inandığım için bence akademisyenlerin alması gereken en önemli ders, insanlık tarihini yazarken nüfusu ne olursa olsun hiçbir halkın gözardı edilmemesi gerekliliğidir.

 

 

Metin Sönmez

Çev: Şule Koca-Besleney

Bu söyleşi Haziran 2009’da Metin Sönmez tarafından İngilizce olarak yapılmış ve kendisinin editörü olduğu, 23 Mart 2011 itibarıyla partnerimiz olan Circassian World sitesinde yayınlanmıştır. Söyleşinin İngilizce orijinaline http://www.circassianworld.com/new/interview/1365-interview-wrichmond-june-2009.html adresinden ulaşabilirsiniz.


Yorum yapın