Röportaj

Irak Çerkesleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Ahmet Ketav'la Söyleşi

Irak Çerkesleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Ahmet Ketav'la Söyleşi

Sayın Ahmet Ketav öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

 

Ahmet KETAV: Tam adım Ahmet Hüseyin Ali İsmail Ketav. 13 Mayıs 1960’ta Kerkük’te doğdum. Bağdat Üniversitesi Veterinerlik Bölümünden mezunum. Ancak kendi işimi yapmıyorum. İş adamıyım ve aynı zamanda da Merkezi Kerkük’te bulunan Irak Çerkesleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin başkanlığını yürütüyorum.

 

Saddam Dönemi ve sonrasında Irak vatandaşı Kuzey Kafkasyalıların Saddam dönemi ve ABD İşgali sonrası durumları hakkında neler söyleyebilirsiniz? ABD’nin Irak’ı işgali sonrası Kuzey Kafkasyalılar adına değişiklikler oldu mu? Varsa bu değişimleri açıklayabilir misiniz? Kuzey Kafkasyalıların Irak’taki temel sıkıntıları nelerdir?

 

Ahmet KETAV: Irak’ta Dağıstanlılar, Çeçenler ve Adigelerden oluşan Kuzey Kafkasyalılar “Çerkes” ortak adı ile bilinirler. Çerkeslerin maddi durumu genel olarak orta veya iyi düzeydedir. Ancak, güvenlik açısından özellikle de Şii milisleri tarafından tehdide maruz kalmaktadır. Örneğin, Diyala bölgesinde bir Çerkes köyü tamamen yakılmış ve yaklaşık 25 aile sürgün edilmiştir. Bağdat’ta iki generalimiz de suikast sonucu hayatlarını kaybetmiştir. Ancak, Irak’ın diğer etnik ve dini kesimleriyle, özellikle de Kerkük’te, iyi ilişkileri bulunmaktadır. Nitekim, çoğu etnik kesimlerle evlilikler gibi kuvvetli bağlara sahiptirler. Günümüzde durum böyledir. Ancak, Saddam döneminde Çerkesler askeri meslekleri tercih etmekle biliniyorlardı. Nitekim, Irak ordusunda çok sayıda üst düzey general vardı. Bunların arasında korgeneral, tümgeneral ve çok sayıda tuğgeneral ile subaylar bulunuyordu. Ancak, bunlar Saddam döneminde despot rejimden çekindiklerinden dolayı gerçek lakapları ile Çerkes kökenli olduklarını açıklayamıyorlardı. Sadece bazıları “Dağıstanlı” soyadı taşıyorlardı. Bununla birlikte sivil yaşam içinde de önemli yere sahipler. Çok sayıda yargıç ve genel müdürler de bulunmaktadır. Ancak, Çerkes veya Kuzey Kafkasyalılar olarak dernek kurma, örgüt oluşturma ve bayram gibi özel günlerde toplanma ve örgütlenme gibi birlikte çalışmaktan men edilmişlerdi. ABD İşgalinden sonra büyük değişiklikler oldu. Ülkenin güvenliği sarsıldığı için Çerkes köyleri de bu sarsıntıdan nasibini aldı. Çok sayıda baskınlar, suikastlar ve tutuklamalar yaşandı. Bunun yanı sıra yönetim Şii, Arap ve Kürt partilerinin kontrolü altına alındığından dolayı biz Çerkesler azınlık olarak tüm haklarımızdan yoksun kaldık. Örneğin, devlet bünyesinde çalışamıyoruz, çünkü bu bağlamdaki tayinler tamamen partiler arası paylaşıma bağlıdır. Biz de azınlık olarak tam anlamıyla dışlanmış durumdayız, sesimizi dinleyen kimse yok. Böyle bir durum içinde Çerkes azınlık olarak Irak içinde etnik kimliğimizi muhafaza etmek ve varlığımızı devam ettirmeye çalışmaktayız.

 

Bir Irak vatandaşı Kuzey Kafkasyalı gözüyle Irak’ı ve Ortadoğu’yu nasıl tanımlıyorsunuz? Sizin için Irak ve Ortadoğu ne anlam ifade ediyor?

 

Ahmet KETAV: Irak’ı vasıf edersek, uzun yıllar süren savaşlar ve Saddam’ın yaptığı büyük yanlışlıklar neticesinde dış dünyaya kıyaslanmayacak biçimde ve oldukça geri kalmış bir ülke olduğunu söylemek mümkündür. Bu savaşlar büyük oranda dul ve yetim olmasına neden olmasının yanı sıra insanların psikolojisi bozulmuştur. Çerkesler olarak uzun yıllar Irak yaşamamıza rağmen, Osmanlı Devleti idaresiyle birlikte geldiğimiz ilk günden bu yana bize Osmanlılar ile Ortadoğu’ya gelen paralı askerler gözüyle bakıyorlardı. Batı Iraklılar tarafından “kendi göğüslerine saplanmaya hazır olan Osmanlıların hançerleri” şeklinde algılanıyoruz. Dağıstanlı Mehmet Fazıl Paşa ile Kazım Paşa dönemlerinde Çerkesler Felluce kentini kurmuşlar. Felluce o tarihe kadar bazı Arap aşiretleri dışında yerleşim yeri değildi. Çerkesler Kazım Paşa’nın emri doğrultusunda bir askeri bölge kurmuşlar ve bazı Çeçenleri getirerek onları Felluce’ye yerleştirmişler. Daha sonra burası bir şehre dönüşmüş. Orada yaşayan Araplar bugüne kadar Çerkeslerden nefret ediyorlar ve halen onları “lanet olası Türkler” olarak adlandırıyorlar. Ortadoğu veya Irak’ta yaşadığımızdan dolayı hiçbir zaman memnun olmadık ve kendi vatanımızda yaşadığımızı hissetmedik. Zira sürekli olarak ikinci sınıf vatandaş, belki de daha kötü muamele gördük. Çünkü, bize Türk ordusunun kalıntıları ve Türk casusları gözüyle bakılıyor. Bu vatan uğruna çok sayıda şehit vermemize rağmen kendilerine bağlı olmamakla ve sadakatsizlikle suçlanıyoruz. Başka bir ifade ile resmi kimliğini taşıdığımız ve vatandaşı olduğumuz Irak’ta yabancıyız.

 

Irak Çerkesleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği hakkında bilgi verebilir misiniz? Ne zaman ve nasıl kurulmuştur? Neden böyle bir dernek kurmaya ihtiyaç duyuldu? Üyelerinizin çoğunluğu hangi bölgedendir? Üye profilinizdeki kadın ve genç sayısı ne kadardır? Bu kişilerin eğitim durumları hangi düzeydedir? Derneğinizin hangi bölgelerde bürosu veya şubesi bulunmaktadır?

 

Ahmet KETAV: 2004 yılında Irak’ta yaşayan Çeçen, Dağıstan ve Adige aşiretleri ile birlikte El Tadamun Derneğini kurduk. “Tadamun” kelimesi “sıkı tutunma” ve Irak’ta yaşayan Kafkas aşiretlerinin akrabalık bağları anlamına geliyor. Merkezimiz Kerkük’tedir; ancak Bağdat, Musul, Tikrit, Diyala ve Anbar gibi illerde de temsilcilerimiz bulunmaktadır. Üyelerimizin büyük kısmı Kerkük ile Bağdat’tandır. Üyelerimiz içinde kadınların oranı yaklaşık yüzde 30 ve gençlerin oranı yaklaşık yüzde 40 civarındadırlar. Şu an derneğimizde 400 üye bulunmaktadır. Üyelerimizin çoğu lisans ile ön lisans mezunlarından oluşmaktadır. Bunların yanı sıra lise mezunları, devlet dairelerinde çalışan memurlar, doktor, mühendis, öğretmen, tüccar ve serbest meslek erbabı olan üyelerimiz var. Az önce dediğim gibi Kerkük hariç diğer illerde bürolarımız yoktur. Fakat, derneğimizin maddi durumundan dolayı para karşılığında değil diğer illerde gönüllü olarak çalışan temsilcilerimiz var.

 

Yaptığınız faaliyetler hakkında detaylı bilgi verebilir misiniz? Nerede, hangi zamanda, hangi faaliyeti yaptınız? Yaptığınız faaliyetlerdeki finans kaynağınız nedir? Irak’ta yakın olduğunuz, ilişki kurduğunuz, ortak faaliyet yaptığınız, işbirliği içerisinde olduğunuz farklı etnik ve dini gruplara ait sivil toplum kuruluşu, siyasi parti, devlet kuruluşu var mı? Varsa hangileri ve hangi faaliyetleri yaptınız?

 

Ahmet KETAV: Derneğimizin kuruluşundan bu yana yedi senelik zaman diliminde bazı sınırlı faaliyetlerde bulunmuştur. Çünkü, Irak’ın içinde bulunduğu güvenlik durumunun kötü olması nedeniyle korkuyorduk. Bunlardan bir kısmını aşağıda sıralayabilirim:

 

- Rusya Federasyonu’nda bulunan Adige Cumhuriyeti’nin başkenti Maykop’a bir ziyarette bulunduk ve orada eğitimini tamamlamak isteyen evlatlarımız için belli sayıda kontenjan ayarladık. Bunların giderlerini kendimiz karşılayacağız. Zaten 4 öğrencimiz kendi imkanlarımızla orada eğitim görüyor.

 

- Kerkük’te ikinci kurultayı gerçekleştirdik. Kurultayda idari kadromuzu seçmenin yanı sıra katılımcılarımıza Kafkasya’nın etnik kimliğini tanıttık, yeni ve çağdaş tarihlerini de ele aldık. Kurultayımıza diğer etnik ve dini kesimlerden çok sayıda misafir katılmıştır. Bunlar Çerkeslerle ve şanlı tarihlerine hayran olduklarını söylemişlerdi.

 

Dernek üyelerinin gelişmesi ve donatılması için eğitim kursları düzenleme ve onlara ana dilleri, tarihleri ve gelenek göreneklerini öğretme ve bilgilendirme faaliyetlerinde bulunduk. Adigelerin milli gelenekleri olan Habze kültürü öğretilmeye çalışılmıştır.

 

-Üç sene boyunca Ramazan aylarında gıda dağıtımı yaptık. Kerkük’te yaşayan Çerkes ve diğer etnik ve dini kesimlerden yoksul ailelere gıda ile birlikte nakit yardımda bulunuyoruz.

 

-İki sene boyunca bazı okullarda yetim çocuklara çanta ile kırtasiye malzemeleri dağıttık.

 

-Kerkük’ün bazı okullarında yetim ve yoksul çocuklara kışlık montlar ile eşofmanlar dağıtılmıştır. Bu faaliyet üç sefere mahsus yapıldı. Doktor Ahmet Ketav’ın himayesinde 2010 Kurban Bayramında gerçekleşmiş ve Türkmeneli uydu kanalı tarafından medyaya yansıtılmıştır.

 

-Tanıtım gezileri düzenleme ve katılma faaliyetlerimiz oldu. Ürdün’de Çerkes Hayır Derneği ile Suriye’deki Çerkes Hayır Derneğine ziyarette bulunmanın yanı sıra Türkiye’de İstanbul, Ankara, Kayseri ve Düzce’deki Kuzey Kafkasya dernek ve federasyonlarına ziyarette bulunuldu. Oralarda derneğimizi tanıttık ve İstanbul ile Ankara’da gerçekleşen bazı toplantı veya konferanslara katıldık. Bu konferansların büyük çoğunluğuna kendim şahsen katıldım ve giderleri kendi bütçemden karşıladım.

 

Adige dilini öğretmek için Kerkük’te kurslar açmayı düşünüyoruz; fakat Irak’ın güvenlik durumundan dolayı kurslar düzenleyemiyor ve eğitim kurumu açamıyoruz. Bunların yanı sıra çok sayıda faaliyet yapıyoruz. Arap, Türkmen, Kürt ve Hıristiyanlar Iraklı aşiretlerle karşılıklı ziyaretlerde bulunuyoruz. Burada aşiretlerarası ilişkileri güçlendirme ile Iraklılar arasında barışçıl yaşamı teşvik etmeye çalışıyoruz. İlişkilerimiz oldukça sınırlıdır. Zira tüm sivil dernekler ülkede etkili olan partilere bağlıdır. Ancak, tüm etnik kesimlerin aşiretleri ile ilişkilerimiz oldukça iyidir. Faaliyetlerimizi üyelerimizin aidatları ve kendi imkanlarımızla gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

 

Irak’ta hükümetin ya da yerel yöneticilerin derneğinize ve Kuzey Kafkasyalılara yaklaşımı nasıldır? Çalışmalarınızda destek alabiliyor musunuz? Destek alıyorsanız kimlerden ve nasıl destek alıyorsunuz? Eğer devlet size destek vermiyorsa bunun sebepleri neler olabilir?

 

Ahmet KETAV: Derneğimize bir bilgisayar ile bir printer almak için Türkmeneli Partisi’nin 2008 yılında 1000 dolar bağışı dışında şimdiye kadar Irak hükümeti, yerel hükümet veya Türkiye herhangi bir taraftan maddi destek veya yardım almadık. Onlar, aylık dergimizi yayınlama giderlerini karşılamak için 400 dolar bağışta da bulundular. Derneğimizle birlikte Türkmen Adalet Partisi de Kerkük’ün Havice ilçesine bağlı Çeçeniye köyüne gıda yardımında bulunmuştur. Bunların dışında hiçbir taraftan herhangi bir maddi veya manevi destek almadık. Irak hükümetinin bize destek vermemesinin sebebi ise hükümet içindeki partilere bağlı olmadığımızdan kaynaklanmaktadır. Çünkü, biz hiçbir partiye mensup değiliz ve Çerkes kimliğimizi korumak için kendimizi bunlarla çalışmaktan uzak tutmaya çalıştık. Zira hiç kimseye bağlı olmak istemiyoruz. Bu durum da büyük kısmı etnik veya mezhep esasında ayrımcılık yapan ve aşırı milliyetçi partiler tarafından yönetilen hükümetin çıkarlarına hizmet etmiyor.

 

Irak hükümetinden ve başta Türkiye olmak üzere beklentiniz nedir? Hem Irak hem de Irak’ta yaşayan Kuzey Kafkasyalılar için nasıl bir gelecek bekliyorsunuz?

 

Ahmet KETAV: Irak’tan beklentilerimiz, Sabiler, Şebek, Yezidi ve Kakailer gibi Irak’ta yaşayan diğer azınlıklar gibi bir etnik azınlık olarak bizi tanımak ve parlamentoda belli oranda temsil edilmek istiyoruz. Ancak, bunun gerçekleşmesini imkânsız buluyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nden beklentilerimiz ise sıkıntılarımızı, kendilerinin bir parçası oluğumuzu anlamalarını ve Irak’ta bir Çerkes Topluluğu oluşturma yönündeki hedefimizde bize destek vermelerini istiyoruz. Bu topluluğun hedefleri arasında Çerkesler olarak Irak’ta tanınmamızı, etnik kimliğimiz koruma ve kendimiz ile evlatlarımızın beklentilerini gerçekleştirebilmek için Irak’ın siyasi hayatında aktif olmayı hedefliyoruz. Irak’ta Kuzey Kafkaslıların şimdiki durumu devam ederse onlardan geriye sadece isim kalır. Çünkü, onlar birlikte yaşadıkları diğer etnik kesimler arasında asimile oluyorlar.

 

* Bu röportaj ORSAM tarafından internet kanalıyla Mart 2012 tarihinde yapılmıştır.


Yorum Ekle