Yazarlar

Koku salma, Olimpiyat var

Kafkasya’nın en asude kenti Maykop’ta Çerkes sivil örgütü Adıge Khase’nin üyeleri 22 Ocak’ta gözaltına alınıyor. Baskını yapan Ekstremizmle (Aşırılıkçılıkla) Mücadele Şubesi. Silovikinin terminolojisinde ‘ekstremist’ ile ‘terörist’ aynı. Bu şubenin iştigal alanı esasen Kaide esintili Kafkasya Emirliği. Ama Soçi Kış Olimpiyat Oyunları yüzünden Çerkes milli hareketinin barışçıl üyelerine de ekstremist muamelesi çekiliyor.

 

Cherkessia sitesine göre baskına uğrayan Khase’nin suçu, 2014’ü ‘Yas Yılı’ ilan etmesi. Aktivistler, 101 yıl süren savaşların ardından Kafkasya’nın düşmesinin 150. yıl dönümüne atfen 2014 boyunca her hafta Çerkesya’yı savunurken ölenler anısına ‘Jame Ğewun’ adlı bir etkinlik planlıyor. Üç hafta üst üste şu ‘kabahat’ işleniyor: Sokakta ‘şelame’ pişiriliyor, kokuyu alıp gelenlere bu nefis hamur kızartmalar ikram ediliyor. Şelameye karşı konulabilir mi? Polis dayatıyor: “Etkinliği iptal edeceksiniz.” Çerkesler, ısrarın başlarına nasıl bir çorap öreceğini biliyor. Zira 13 Aralık’ta üç cumhuriyetten 11 toplum adamı ‘bir esktremiste yataklık’ suçlamasıyla gözaltına alınıp Krasnodar’a götürülmüş, tamamı Soçi ile bağlantılı etkinliklerden dolayı sorguya çekilmişti. Asıl suçlamayla ilgili tek bir soru sorulmamıştı. Bu, Soçi’ye gölge düşürdüklerinde neyle suçlanacaklarına dair açık gözdağıydı. Kitlesel protesto olmamasına rağmen az sayıda insanın kımıldaması korkutuyor.

 

Çerkesler ne istiyor?
Soçi’nin tarihine dair hiçbir anımsatmaya tahammül yok. Ama 1864’te zirveye ulaşan soykırımın yapıldığı topraklarda Olimpiyat oyunları oynanırken dedelerinin kemiklerinin sızlayacağını düşünen Çerkesleri tamamen zaptetmek ne mümkün!

 

Çerkesler hiç olmazsa Soçi’nin Çerkesya’nın siyasi başkenti olduğunu, asırlık kanlı perdenin olimpiyatların oynandığı Kbaada Vadisi’nde (Krasnaya Polyana) kapandığını, yaklaşık 1.5 milyon insanın Osmanlı topraklarına sürüldüğünü, Karadeniz kıyısında numunelik birkaç köy dışında otokton halk bırakılmadığını, sürgünden önce nüfusu 300-600 bin olan Şapsuğya’da bugün 10 bin kadar Şapsuğ’un yaşadığını, Soçi’nin yanı başında adı soykırımla özdeşleşmiş Rus General Lazarev’in ismini taşıyan Lazarevski’nin asıl adının Psışape (Suyun Denize Döküldüğü Yer) olduğunu, Soçi’nin adını Wubıhların bir kolu olan Şaçe’den (Saşe) aldığını ve kentin yerlileri Wubıhlardan bir tek kişinin kalmadığını hatırlatmak istiyor.


İstedikleri şey tarihi trajedinin tanınması ve “Evet, burada Çerkesler yaşıyordu” denilmesi, fazlası değil.

Bugünlerde mimlenen belli insanların bir şehirden ötekine ancak polise yazılı bildirimde bulunmak suretiyle gidebildiği Kafkasya’da aktivistlerin tehdit ortamında seslerini duyurmaları zor. Rusya, diasporadaki etkinlikleri de bloke etmeye çalıştı ama başaramadı. Çerkesler cumartesi Ankara’da, dün İstanbul’da düzenledikleri gösterilerde şu mesajı verdi: “Kızıl Çayır (Krasnaya Polyana) kanlarını karlar örtmez”, “Olimpiyat soykırımı unutturamaz.”

 

Rus lider Vladimir Putin unutturmak için az cinlik yapmadı. Bir kere 2007’de Olimpiyat Komitesi’ne Soçi’yi tanıtırken burada eskiden Yunanların yaşadığını söyledi. 2010’da Olimpiyat ateşini almak için Vancouver’a giderken de bölgenin otokton halkı diye Çar’ın Kafkasya’nın işgalinde öncü güç olarak kullandığı Rus Kazaklarını götürdü. Bununla yetinmeyip Olimpiyatların güvenliğini sağlama adına Çarlık dönemindeki Kazak birliklerini diriltip Kafkasya’nın sokaklarına saldı.

 

Yeter ki ‘soykırım’a girme

Putin Çerkeslerin olimpiyatlara itirazı olmadığını göstermek için de Kafkas cumhuriyetlerine Soçi’de soykırım söyleminden sterilize edilmiş stantlar verdi. Mesela Adıgey Cumhuriyeti etkinliklerini ‘Rusya Yöreleri’ adıyla sunacak. ‘Nalmes’, ‘İslamey’ ve ‘Nart’ gibi yerel gruplar Rusya dans toplulukları olarak takdim edilecek. Kültürel öğelerin yanı sıra Adıge peyniri, Maykop elması sergilenecek. Daha fazlası zararlı! Putin’le birlikte halkın oyuyla değil Kremlin’in onayıyla koltuğa geçen özerk cumhuriyetlerin liderleri de, Olimpiyat Meşalesi’ni karşılama törenlerinde şatafatı artırmak için masraftan kaçınmadı. Dağıstan, Çeçenya ve İnguşetya gibi sancılı yerlerde işçi, memur ve öğrenciler sönük geçmesin diye ‘zorla’ törenlere götürüldü. ‘Zorunlu katılım’ büyük bir protesto olduğu için değil, Kafkasya’nın heyecanını göstermek ve Putin’in gözüne girmek için…


Keşke Olimpiyat Komitesi bölgenin tarihine dair bir de asırlar önce Kafkasyalılara minnetini göstermek için Kaptan Golavinka’nın kıyıya diktiği ağaca kulak verseydi. 2007’de bir Çerkes dostumdan alıntı yapmıştım; bugün de, yeniden nükseden Soçi yarasını en iyi bunun betimlediğini fark ettim: Bir Ceneviz tüccarı bir Kafkas dağlısına sormuş:

- Kimsin? Nerelisin? Nereden geliyor, nereye gidiyorsun?
Dağlı yanıtlamış:
- Acısı yıldızlar kadar çok olan bir millettenim ve bu acıyı sadece bizden olanlar ile yaşadığım bir cennetteyim. Yolum barış yoludur, savaşın öncesinde gelen sessizlik içinde; soğuktur, hissedersin, donuktur göremezsin...

 

Fehim Taştekin

Kaynak: radikal


 218,    Yazarlar

Yorum yapın