Anavatana Dönüş

Bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız ?


Adım Gülsüm Cankurt, 1958 Eskişehir doğumluyum, şu an 51 yaşındayım.

Ben Abhazım eşim ise Kaberdeydi. 1992 yılından bu yana Kafkasya’da yaşıyorum.

Ne zaman ve nasıl döndünüz Kafkasya’ya ?

1981 yılında evlendik 1992 yılında eşim ve çocuklarla birlikte Nalçiğe geldik. Çocuklarımın bir tanesi 10 diğeri 8 yaşındaydı.


Buraya döndükten sonraki yaşamınızı kısa başlıklar halinde özetlerseniz bize ne anlatabilirsiniz ?

Ben Türkiyede ev hanımıydım, buraya döndükten sonra da çalışmadım, rahmetli eşim elektrikçiydi ve burada kendi mesleğini yapmaya devam etti, yani ailenin geçimini eşim temin etti ben yine Türkiye’de olduğu gibi evimle ve çocuklarımla ilgilendim.

Eşim iki yıl önce vefat etti, artık çocuklar da büyüdüler ve ben de evde yalnız kaldığım için çalışmaya başladım,şu anda baklava imalatı yapan bir arkadaşımla birlikte çalışıyoruz.

Çocuklarınızı biraz tanıyabilir miyiz, şu anda ne yapıyorlar ?

Her iki çocuğum da yanımda şu an, oğlum amcası ile birlikte çalışıyor,kızım ise Türkiye’de çalışıyor, turizm bölümü okuduğu ve Türkçesi de olduğu için orada çok rahat iş buldu ve birkaç ayda bir gelip gidiyor.

Orada mı kalacak kızınız, yoksa gelip burada yaşamayı mı düşünüyor ?

Şu an için öyle bir düşüncesi olduğunu fark etmedim, aslında kendisi gitmek istemedi,biraz da biz teşvik ettik okuduğu alanda çalışsın diye.

Fakat oğlum ve ben buradayız hiçbir yere gitmeye de niyetimiz yok. Yaşamımızı burada devam ettireceğiz.

Buraya kendi isteğinizle mi geldiniz yoksa eşinizin bir zorlaması odu mu bu kararı almanızda ?

Açıkçası bu konuda oturup uzun boylu konuşmuş tartışmış değiliz, eşim buraya gelmeye karar verdiğinde yanında çıktım geldim. Çünkü evlilik bir yaşamı paylaşmaktır, nerede ve ne şekilde olduğu detaydır sadece.

Buraya gelişimden de hiç pişman değilim, çok güzel bir yaşamımız oldu ve hiçbir zaman neden geldik diye tereddüde düşmedim. Artık rahmetli eşimi kaybetmiş olsam da burada yaşamak kararındayım ve burada mutluyum, çünkü kendimi buraya ait hissediyorum.

İlk geldiğiniz zamanları biraz anlatır mısınız bize, mesela döndüğünüzde buraya uyum sağlamakta zorlandınız mı ?

Ben söylediğim gibi Abhaz’ım. Buraya dil bilmeden geldiğim halde, insanlarla ve çevreyle ilişki kurmakta pek zorlanmadık dil sorunumuz olmasına rağmen. Daha ziyade günlük ihtiyaçlarımız bakımından bir sıkıntılı dönem yaşadık.

O üç dört yıllık dönemde gıda maddelerinin çoğunu rahat bulamıyordunuz,et süt şeker her şey kıt kanaatti o zamanlar , fakat hiçbir zaman ümidimizi kaybetmedik moralimizi bozmadık. Yoklukla da karşılaştık fakat o yokluğunu hissettiğiniz şeyi bulmak bile küçük mutluluklar olarak yansıdı yaşamımıza. Şimdi her şey bol, fakat bu kez de alım gücü düşük.

Çocukların okula uyum sorunu olmadı, onlar da kısa bir bocalama döneminden hemen sonra uyum sağladılar. Oğlum okulu bitirdiğinde Türkiye’den geldiğine kimse inanmıyordu, o kadar uyum sağladılar.

Dönmek istediğinizde karşı çıkanlar, sizi yadırgayanlar oldu mu?

Hiç kimseden öyle bir ters tavır görmedim, tabii ki ailenin bir bireyi kendilerinden uzak düştüğünde bir burukluk olur, ama tepki anlamında kimseden bir şey görmedik. Sonradan eşimin annesi de geldi burada kaldı ve o da çok sevdi burayı.

Kadınlarımız sanki biraz soğuk bakıyor buraya, siz ne dersiniz.

Kadınlar daha duygusaldır, sonraki dönemlerde gelenler çoğaldıkça olumsuzluklar da artmaya başladı ne yazık ki.

Buradan oraya gittiler yuvalar yıkıldı, oradan buraya geldiler yuvalar yıkıldı ve bu tür olumsuzluklar bire bin katarak anlatılıyor cemiyette. Hal böyle olunca kadınlarımızın duygusal tepkisi anlaşılabilir bir şey bence.

Aslında pek çok iyi örnek de var burada, çok güzel bir düzen kurmuş ve yaşamını burada devam ettiren bir çok aile var, fakat bilirsiniz bir kötü örnek onlarca iyi örneği gölgede bırakır ve insanlar o tür olumsuzlukları dillerine dolarlar.

İşte bu nedenle kadınlarımızın tavrı istenirse bertaraf edilebilecek duygusal bir tepkidir bence, bizler burada birer örnek birer öncü olduğumuzu unutmaz, yaşamımıza ve ilişkilerimize bunu bilerek dikkat edersek o tür sorunlar da ortadan kalkar bence.

 

Türkiye ile burasını kıyaslayabilir misiniz ?

Açıkçası Türkiye ile burasını kıyaslayacak durumda değilim,çünkü çok uzun zaman önce geldiğimiz için Türkiye’de şu andaki durumu bilmiyorum. Ben ziyarete gittiğimde bir aydan fazla orada kalamıyorum, sıkılıp geri dönüyorum.

Yıllar sonra çalışmaya başlamak size bir sıkıntı getirdi mi ?

Ben eşimi kaybettim, çocuklar da büyüdü hayata atıldılar ve ben söylediğim gibi evde yapayalnız kalmamak için çalışmaya başladım, işim de öyle çok ağır değil. Günlük iş telaşının içerisinde zaman akıp gidiyor ve evde bir başıma kalıp sıkılmıyorum en azından.

İş dışında genellikle nelerle ilgilisiniz,nasıl zaman geçirirsiniz, yerli insanlarla aranız nasıl ?

İş dışında burada edindiğim bir çok arkadaşım var, onlarla görüşüyoruz, bilirsiniz kadınların meşhur günlerini, biz de öyle günler düzenliyoruz sık sık bir araya geliyoruz. Burada yaşayan ve Suriye’den bizim gibi dönen bir çok arkadaşla birlikteyiz ve çok iyi ilişkilerimiz var.

Burada size en çok ilginç ve şaşırtıcı gelen ne oldu ?

Çok öyle bir şey yok, ama bana tuhaf gelen bir konudan bahsedeyim;mesela o cenazelerde taziyeye gidenlerin cenaze evine para götürmesi ve o parayı yazdırmaları geleneği. Biliyorum bu aslında yardımlaşma amaçlı ve iyi niyetle yapılan bir şey, fakat bana pek uygun bir hareket gibi gelmiyor, ben alışamadım bu geleneğe.

Mesela bizim çok da önemsemediğimiz yaş günü kutlamaları çok önemlidir burada. Bu güzel bir şey tabii, tuhaf bulduğum için değil hoşuma gittiği için söylüyorum. Çocuklar burada yetiştikleri için onlar hiç kaçırmıyor böyle günleri.

Türkiye’ye gidip geliyor musunuz, ailenizle ilişkiniz nasıl ?

Her yıl gidip geliyorum ve ailemle de ilişkilerim düzenli devam ediyor, o konuda hiçbir sorun yok.

Diasporadaki durumumuzu nasıl görüyorsunuz ?

Onlar hakkında ben fikir yürütmek istemem ama Türkiye’de de burada da olsa var olmak isteyen ayakta kalabiliyor, Önemli olan dilinize kültürünüze sahip çıkabilmektir.

Diasporadaki insanlarımıza ne mesaj vermek istersiniz son olarak ?

Burada az çok yaşama imkanı olan herkese tavsiye ederim anayurdu. Özellikle emekli olanlar, sabit bir geliri olanlar eğer huzurlu bir yaşam istiyorlarsa hiç düşünmeden gelebilirler.

Tertemiz doğası ile, büyük şehirlerin gürültüsünden uzak yaşamı özleyenler için birebir diyebilirim.

Biraz da oğlunuzun düşüncelerini alalım. Sizi tanıyabilir miyiz

İsmim Aslanbek Kaytıque. 10 yaşında ailemle birlikte geldim, şu an 27 yaşındayım, burada okuyup burada yetiştim.

Siz Kafkasyada yaşıyor olmak hakkında ne söyleyebilirisiniz ?

Babamın bize yaptığı en büyük iyilik bizi anayurdumuza getirmesi ve burada yetiştirmesidir diyebilirim.

Biz buraya geldiğimizde tek kelime Çerkesçe bilmiyorduk, şimdi ana dilimizi biliyoruz, halkımızın arasında yaşıyoruz ve mutluyuz.

Türkiyede bize zorla verilmiş olan soy adlarımızı değiştirerek sülalemin Kaytıque olan gerçek soyadını aldım.

Peki sen bir genç olarak buradaki gençliğin durumu hakkında ne söyleyebilirsin bize.

Son dönemde gençlikte bir bilinçlenme bir hareketlenme gözlemliyorum. Gençlik şu anda gözle görülür bir yükselişte ve bilinçlenme içerisinde, bunu ulusal manada çok olumlu ve önemli buluyorum.

Bu iyi yöndeki hareketlenmenin yanlış alanlara yönlendirilip istismar edilmesinin önüne geçilir ve bu sağlıklı gelişme devam ederse geleceğimizden çok umutluyum.

Önceki zamanlara göre gençlik Çerkesliğini yeniden keşfetti diyebilir miyiz ?

Evet,tam olarak öyle.

Şu andaki gençliğin bir önceki kuşağı zorlu bir baskı dönemini yaşamış insanlar, doğal olarak ta yetiştirdikleri nesil biraz kültürel anlamda yetersizdi, fakat şu anda çok memnun edici bir toparlanma var.

Gençliğimizin dikkat etmesi gereken en önemli şey; aşırı akımlara kapılmadan,kendi dilini kültürünü tarihini bilen insanlar olarak yarınları kuracak kuşağı oluşturmalarıdır.

Peki Çerkes diasporası için ne söyleyebilirsin.

Diasporaya “ anayurdunuza dönün” demek isterim, ama öncelikle buradaki bürokratik sorunların çözümlenmesi ve bu işlemlerin kolaylaştırılması gerekiyor.

Eğer bu sorun çözümlenirse, bizim bir şey dememize bir çağrı yapmamıza gerek kalmadan insanlar kendiliğinden dönmeye başlayacaktır bence. Türkiye’de bir çok insanı bu sorunun ürküttüğünden eminim. Bence dönüşün önündeki en önemli engel bürokratik sorunlardır.

Sen burada yetiştin, o nedenle buralı gözüyle Türkiye’den dönen insanlarımız konusunda ne söyleyebilirsin ?

Dönen insanlar konusunda söyleyebileceğim en önemli şey şudur; her birimiz içerisinde yaşadığımız bu toplumda iyi birer örnek olmalıyız. Buradaki yaşamla ve insanlarla kaynaşmalı ilişkilerimizi olabildiğince geliştirmeliyiz.

Hepimizin bildiği gibi birkaç kötü örnek bütün topluma mal oluyor, o nedenle bireyler olarak bu konuda büyük sorumluluk taşıdığımıza inanıyorum.

Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.
perit-xase

 


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.