Anavatana Dönüş

Sizi tanıyabilir miyiz

İsmim Kalmık Adnan. 1944 yılında Suriye'de Adige köyü Hanasir'de doğdum. 1977 yılında anayurduma döndüm, o zamanlar evliydim. Suriyede eğitim aldım ve meslek olarak eğitimciyim.

Ayrıca Nalçikteki yüksek okulun Adige dili bölümünü de bitirdim. Buradaki okullarda Adige dili egitmeni olarak çalıştım. Şu anda Perit derneğinde Adige dili eğitimi veriyorum.

Kısaca dönüş hikayenizi anlatabilirmisiniz

Babam Kalmık Hajumar 1901 yılında Kaberdey'de Şegem'de doğdu. Suriyeye 1905 yılında gittileklerinde babam 4 yaşındaydı. Ben ise yukarıda söylediğim gibi 1944 yılında Suriyede Adige köyü Hanasir’de doğdum.

Yüksek okulu bitirdikten sonra,o zamanlar Suriyedeki Sovyetler birliği konslosluğuna başvuruda bulundum anayurduma dönmek için.Biliyorsunuz o dönem Sovyetler birliği dönemiydi, yani komünizm ile yönetiliyordu ülke.

Başvuruda bulunduğum zaman benden süre istediler cevap vermek için, fazla zaman geçmedende anayurda dönebileceğimi bildiren cevap geldi.

Hemen akabinde konsolosluktan tüm evraklarımı hazırlayıp, o dönem komünist partinin genel sekreteri ve sovyetlerin başı olan Brejnevin imzasını taşıyan evraklarımı verdiler ve ben yola çıktım, kısa süre içerisinde de pasaportumu aldım. O günden bu yana anayurtta yaşıyorum .

Dönüş konusunda düşünceleriniz nedir tam olarak ?

Gözlemlediğim kadarı ile, dönüş konusuda sürekli öne çıkan problemler güçlükler ve sıkıntılardır. Oysa bu konuda öne çıkması gereken; dönüşe olan inanç, vatanımıza ve halkımıza olan sevgi olmalıdır. Dönüş düşüncesi bu inanç ve sevgi üzerinde yükseldiği zaman mevcut sorunlar bahane teşkil edemez.

Fakat bu gün ne yazık ki bahsettiğim eksiklik nedeni ile kararlılık ve bilinç tam oluşamıyor, hal böyle olunca da dönmek istemeyen için her zaman bahane ve sorunlar daha fazla öne çıkıyor.

Dönüşü sorun edinen yurtsever, eğer bu idealde bir zorluk görüyorsa bu onun kendi acizliğinden, kendi biçareliğinden ve kendi isteksizliğindendir.

Şunu çok iyi anlamamız gerekiyor ki anavatanda bir sıkıntı varsa, diasporada yaşayıp kardeşinin sıkıntısını uzaktan çözmek mümkün degildir.Sıkıntının bizzat içinde,göbeğinde olmak gerekir.

Bu sözünüzü diasporaya bir mesaj olarak mı anlamalıyız ?

Nasıl anlayacağınız size kalmış bir şeydir elbette, fakat vatanda yanan ateşi Türkiyeden, Suriyeden, Amerikadan ve Ürdünden üflemekle söndüremezsiniz. İnanıyorsaniz, samimiyseniz gelip bizzat bir şeyler yapmanız gerekir.

Eğer bu sekilde davranmıyorsa, insan kendi değerini düşürüyor halkının değerini düşürüyor demektir. Kendisine değer vermeyene baskası hiç değer vermez. Sanmıyorum ki Amerikada veya bir başka ülkede ben Adigeyim demekle bir değeriniz olsun.

Geldiginiz zamanla bu günü kıyaslarsanız neler değişti dünden bu güne ?

Benim döndüğüm zamanlar komünist parti dönemi idi, o günden bu güne pek çok şey değişti. Adigeler “zamana uyan yiğittir” demişler. Biz de uyduk bu değişime elbette. Fakat bu yeterli midir derseniz, elbette değildir. Daha çok çalışmamız daha çok gelişmemiz gerekiyor. Günümüz öyle bir dünya ki sabahtan akşama dengeler değerler pozisyonlar değişiyor, hayat değişiyor. Biz buna uyum sağlayabilecek bilgi birikimine, ciddi kararlı ve vasıflı bireylere sahip olmalıyız.

Bahsettiğiniz bilgi ve birikimi olan, eğitim almış bir çok insanımız diasporada yitip gidiyor şu anda, onlardan nasıl istifade edebiliriz sice ?

O insanlar için de vatana dönmeleri ulusa yapacakları en önemli katkıdır bence. Eğer halkınız özgür yaşasın istiyorsanız bu özgürlüğü kimse getirip vermez, bunu siz kendiniz almalısınız.Refah içinde yaşasın istiyorsanız bunu da kimse getirip avucunuzun içine koymayacak, siz gelip vatanınızda çalışarak emek vererek oluşturacaksınız istediğiniz güzel ortamı. Başka bir ülkede bu amaca asla ulaşamazsınız.

Dönerseniz burada imkanınız var, halkınız için çalışma ve güzel bir şey yapma,bir gelecek yaratma olanağı var.Burada oturmuş işleyen bir yönetim var, bir idari yapı var, idarenin bir başkanı var parlamentosu kurumsallaşmış bir altyapısı var. Beğenmiyormusun buyur değiştir yasalar cercevesinde. Yasadışı hiç bir şey olmaz zaten. Bizim şu anda bir cumhuriyetimiz varsa,daha iyi olsun istiyorsak ve olmuyorsa, bu başkasının suçu değil, bizzat bizim kendi kabahatimizdir.

Dernekler konusunda fikriniz nedir kısaca ?

Dernekler her tarafta var, burada ve diasporada bence derneklerin en önemli görevleri insanların dönüşünü sağlamaktır. Her dernek bu amac için calışarak tüzüğüne ana faaliyet amacı olarak dönüşü koymalıdır bence. Bu gün imkanlar var iletişim açısından, birlikte düşünebilmek üretebilmek yaratabilmek gerekir. Derneklerimizin bu olanakları kullanarak anayurdumuzla sürekli bağlantı ve iletişim içerisinde olması gerekir.

 
Dönmek isteyenlerin ana sorunları evrak ve bürokrasi midir. Ne dersiniz. ?

Tüm dünyada olan problemler bizde de var ve bu problemleri çözmek gerekir,buna bir itirazım yok. Fakat eğer sen Adige isen; herşeyden once buraya dönmen ve yaşaman gerekir, benim yaşadığım sokakta yaşayabilmeli benim soluduğum havayı soluyabilmelisin.

Her şartta benden daha fazla kazanacagınız kesindir. Eskiden sık sık sorarlardı niçin buraya döndün diye, bir çok güzel şartları olan yer varken niçin döndün diyenlere söylemek isterim; tüm imkanlara rağmen vatanımı seçtim,çünkü benim inancıma göre her şeyin başı gücü oranında halkına yararlı olabilmektir.

O nedenle evrak bürokrasi ve diğer benzer sorunlar; vatanına sevgi ile bağlı,halkına aidiyet hisseden bir bireyi yolundan çeviremez. Gelirsiniz, sorunlar varsa çözülmesi için burada gücünüz oranında yasal yollardan haklarınızı ararsınız.

Ana dilimiz, kültürümüz ve dolayısıyla halkımız günden güne yok oluyor diasporada, siz bir dil eğitimcisi olarak nasıl bakıyorsunuz bu meseleye ?

Çağ ilerliyor, bu gün BM.de gündeme getirilen problemlerin bütünü halkların sorunları varlıkları ve gelecekleri üzerinedir. Günümüzde, halkların özgürlüğü çok önemlidir ve bu özgürlüğün en önemli göstergesi kendi dilini kullanabilme, konuşabilme ve dolayısıyla kültürünü yaşatabilme yeteneğidir.

Adige dili diger tüm halkların dilinden daha eski ve zengindir. Bu dil bize atalarımızın bıraktığı en önemli mirastır aynı zamanda. Eğer bunu unuttuysanız ananızı da babanızı da atanızı da unutursunuz. Ben bu durumda samimiyetinize inanmam. O nedenle anayurdunuza dönmez, dilinize ve kültürünüze sahip çıkmazsanız, bir önceki soruda olduğu gibi vize evrak ve benzeri bahaneler gösterseniz bile, buna ancak siz kendiniz inanırsınız ama beni inandıramazsınız.

Bir düşünün,ben buraya döndüğüm zaman kbc`de Xase yoktu, kapatılmış ve yok edilmisti ama yeniden hayata geçti. Vardı da yeniden canlandırdık,bir çok halk vardır ki geçmişleri yok, oysa bizim geçmişimiz çok zengin tarihimiz derin ve güçlü. Sadece anayurduna dönüp geçmişine sahip çıkacak, buradaki kardeşleriyle el ele tutuşarak güzel bir gelecek yaratacak inanca ve iradeye ihtiyacımız var.

Genel olarak her iki tarafa da baktığınızda nasıl bir manzara görüyorsunuz, geleceğimiz konusunda ümitlimisiniz ?

Her şey kıyaslamalıdır yaşamda. Anayurtta eğer her şey böyle devam ederse bence çok da parlak değil durumumuz. Fakat bunun sorumlusu anayurdu ile diasporası ile bir bütün olarak bizleriz, başkalarını suçlamamak gerekir.

Diaspora daha ziyade aklıyla değil duyguları ile hareket ediyor, bu duyguların da tabiri caizse sınırı yok.Bizim cumhuriyetimiz 12500 km2 alana sahiptir. Gücümüzü bilmek lazım imkanlarımızı bilmek lazım. Örneğin parlamentoda bizim temsilcilerimiz yarı orandadır, yasaları da bu güce göre yaparsınız. Eğer yapılanı begenmiyorsanız demokratik yolları kullanır parlamentoya girersiniz,bir şeyi iyileştirebilmenin, değiştirebilmenin yolu budur günümüzde.

Fakat demokratik süreç çok da sağlıklı işlemiyor bu gün için,henüz o aşamaya gelmiş değiliz, o noktaya geldiğimizde daha iyi olacağını umuyorum. Bunun çözümü derneklerin sivil toplum örgütlerinin çok olmasından, fikirlerini birleştirebilmelerinden, tartışabilmelerinden ve yasalara uygun çalışabilmelerinden geçer.

Hem anayurt hem diaspora için tek çaremiz demokratik sürecin işlerlik kazanması, sivil örgütlerin artması, devletlerinde bu sürece yardımcı olmasıdır. Bunun mekanizması da en küçük birimde bile her seçimin oylama usulü olması ve sivil örgütlerin de yasalara uygun olması ile oluşur.

RF.de secim sistemi çok adaletsiz. Ancak bir partiye üye olarak seçime katılma şartı adil değildir.Bu kanun,bireyi yok saymak bireyin tekil iradesini yok saymak demektir ki en başta bunun değiştirilmesi gerekir.

Geleneklerimizde bir değişim ve diaspora ile anayurt arasında bir farklılaşma gözlemliyoruz, sizce nedir bunun altında yatan neden ?

Adigeler nerede yaşıyorlarsa oranın kültürünü aldılar. Arapta Arap, Türkte Türk, anayurtta Rus kültürü alındı.İyiysede kötüysede reel durum budur. O nedenle birilerini ayıplamak, birbirini yadırgamak yerine iletişimi artırmak, ilişkilerimizi geliştirmek ve aramızdaki kopukluğu gidermek gerek, tek çözüm budur.
 

Diasporada bunca insanımız olduğuna göre,bizim işbirliği içerisinde bir lobi olusturmamız mümkünmüdür sizce ?

DCB’yi o şekilde kurmuştuk ama maalesef o noktaya taşıyamadık. Dağınık yasıyoruz, bundan şikayet edip mızmızlanmaktan vazgeçmek gerekir. Birçok ülkede yaşadığımız için güçlüyüz demek gerekir, sorunumuz bu gücü organize etmektir. Eğer bu gücü bir merkezde organize edebilirseniz budur aslolan. Kacak göçek, korkarak iş olmaz bu çağda, tüm taleplerimiz isteklerimiz açık ve aleni olmalıdır.

Adigeler yaşadıkları ülkelerin yasalarını ve dünya normlarını kullanmalı istifade etmelidir. Şu anda mevcut yasal imkanların çoğunu kullanamıyor diaspora.Bu diasporaya zarar vermez,yeter ki halk olmak amacı olsun, geleceğe inancı olsun amacını da yolu yöntemi ile söylesin. Dünyada uluslar arası normlar var artık, bu normları kullanmak, evrensel kazanımlardan yararlanmak gerek.

Diasporaya ne kadar ömür biçiyorsunuz ?

Bunu tarih gösterdi bize zaten,bakın Mısırdakiler yok oldular. Ürdün arkadan Suriye onun arkasından, Türkiye onların arkasından ve İsrail de Türkiyenin arkasından geliyor. Eğer halkının diline ve geleneğine bundan fazla değer vermezse Adigeyde Kaberdey’de onların arkasından gelecektir.

Tanrı kitabında söyler; „sana verdiğimiz imkanı kullanmadığında elinden alırız, başkasına veririz“ der. Yoldan şaşan halkları ya sel yok etti, ya zelzele yok etti, yada benzer bir son onları maziye gömdü, bunun örnekleri tarihte çokca var.

Bizim halkımızı yok edecek en önemli hastalık beğenmemezlik ve burnu büyüklüktür. Politikacılarımız olmalı, diplomatlarımız olmalı egitimcilerimiz olmalı. İnsanlarımızın halkına ve tarihine karşı saygı-samimiyet göstermesi gerekir, bizi yok edecek veya ayakta tutacak olan kendi değerlerimize olan bağlılığımızdır.

Buradaki cumhuriyetler diasporayı kurtarabilir mi sizce ?

Disaporayı kurtaracak olan kendi inancıdır,o nedenle diaspora öncelikle „istiyorum“ demelidir. Yoksa kendi inanmadığı şey için kimse ona bir fayda sağlayamaz, ancak diaspora kendisi samimiyetle istedikten sonra yardım edebilmek için bir çok yol ve yöntem vardır, ancak o zaman anayurdun diasporaya faydası olur.
 

Buradan bir kısım insan çalışmak için moskovaya veya başka şehirlere gidiyor,bu duruma ne diyorsunuz ?

Geçmişte bu topraklardan giden insanlar savaş nedeniyle gittiler, şimdi gidenler ise ekonomik nedenlerle gidiyor ve kendi sorunlarını çözmeye calışıyorlar, bu ikisi farklı şeylerdir. Fakat bireysel koşulları nedeniyle olsa bile dünyaya dağılmıs her insanımız örgütlenmeli birlikte organize bir güc olmalıdır, buna bir engel de yoktur.

Çerkes insanında sanki vatan bilinci gelecek bilinci yok gibi,siz ne dersiniz ?

Bence var, ne kadar eksiğimiz olsa da var bence.Umut olmazsa hiç bir şey olmaz umut ediyoruz. En büyük hastalığımız olan tembelliği ve pesimist tavırları bırakmalıyız. Halkımız elele tutuşmalı ve yaşadığımız ülkelerin yasalarından istifade etmeliyiz. Anadilimizi mutlaka evimizde kullanmalıyız, her Adige baska bir kaç lisanı biliyor ama kendi lisanını bilmiyor, bu çok büyük bir ayıp değilmi.

Son olarak her iki tarafa da verecek ana mesajınız nedir ?

Her yerdeki Adige kendi kültürü ile yaşarsa ancak o zaman bir şey olur. Diasporada veya anayurtta, nerede olursa olsun bireylerimiz önce insan sıfatına layık olmalı, sonrada Adige sıfatını muhafaza etmelidir.Nerede olursak olalım, edebiyatımıza dilimize kültürümüze, geleceğimize ve vatanımıza sahip çıkmalıyız. Eğer çok büyük bir engel yoksa önümüzde, yaşamımızı anayurdumuzda yeniden kurmanın yollarını aramalı ve bulmalıyız, bizi muhafaza edecek olan ve gelecekteki varlığımızı garanti edecek olan tek çözüm budur.

Teşekkür ederiz sayın Kalmık Adnan.
perit-xase

 


Yorum yapın