Anavatana Dönüş

Ömer Efendi ve Kızları

Ömer, askere çağrıldığında Kızı Luisa yeni doğmuş beşikte yatıyordu. Genç karısı ve kızını geride bırakıp cepheye gitmişti. Naziler var gücüyle Sovyetlere saldırmış, ülkenin ortalarına kadar ilerlemişlerdi. Bütün erkekler cepheye çağrılıyor, genç yaşlı demeden, herkes savaşa gidiyordu. Ömer de bu askerlerden biri olmuştu.

Stalin tüm askerlere şu emri vermişti. “Mermilerinizden birini ayırıp ve göğüs cebinizde saklayınız. Esir düşmek zorunda kalırsanız eğer sakın teslim olmayın göğüs cebinizde sakladığınız mermiyi namluya sürün ve kendinizi öldürünüz.”Esir olmak insana daha çok acı verir ölümden.

Ömer iki yıl Naziler ile çarpıştıktan sonra Romanya’da Nazilere esir düştü. Teslim oldu. Ömer canına kıyamadı. Daha sonra canına kıymayıp niçin teslim olduğunu soranlara can çok tatlıdır, dedi, kestirip attı. Ömer o gün bu gün her an acı çekiyor, canına kıymadığına pişmanlık duyuyordu. Kısaca her gün ölüyordu. Utanç içinde yaşıyordu. Ölsem bu acıların ve hasretliğin hiç birisini çekmeyecektim, diye düşünüyordu.

Ömer Nazilere teslim olduktan sonra Naziler, Ömer gibi Kafkas kökenli esirlerden oluşan Çarlık ordusu eski generallerinden Tatar Hanlarından birisinin torunu Giray soyadlı bir generalin komutasında Kafkas tümenini oluşturdular. Naziler bu tümeni Yugoslavya cephesine gönderdiler, tümen Yugoslavya dağlarında Mareşal Tito’nun komutasındaki partizan birlikleri tarafından sıkıştırıldı. Esir askerlerin sığındıkları bir kayanın önünde patlayan bir top mermisinin şarapnel parçası Ömer’in sol bacağını parçaladı, Naziler Ömer’i Berlin’deki bir hastaneye sevk ettiler. Aylarca Hastanede yattı.

Ömer tam iyileşip hastaneden çıkma ve özgürlüğüne kavuşma hayalleri kurarken, Ruslar ve Amerikalılar Berlin’e girdiler. Ömer Amerikalılara kendisini Ruslara teslim etmemeleri için dil döktü, onlara çok yalvardı. Amerikalılar Ömer’i önce İtalya’ya götürdüler. Sonra Yunanistan’a oradan da kendi istemiyle Türkiye’ye sürgün edildi.

Ömer yıllarca kendisi gibi Sürgün hemşehrilerini il il aradı. Anadolu bozkırlarında, buldu onları, fakat kimse ona iş vermedi. Sadece birkaç ay konuk ettiler o kadar. Memleket ve beşikte bıraktığı kızının hasreti içini yakıp kavuruyor, her gün bu acıdan kurtulmak için tanrıya yakarıyordu.

Ömer sanat okulu metal bölümü mezunuydu. Sivaslı bir hemşehrisi aracılığı ile Sivas DDY bakım Atölyesinde iş buldu. İş bulmasından, çalışıyor olmasından, kimsenin yardımına gerek duymadan geçinebilmesinden mutluluk duyuyordu. Her şey güzel gidiyordu. Altı ay sonra İzmir’e tayinini istedi. İzmir’e tayin edildi. Evlendi. İki çocuğu oldu biri kız biri oğlan. Kendisine Gazi Emir taraflarında bir gecekondu yaptı.

Ömer İzmir’de yaşayıp giderken ve ülkesinden ayrıldığı tarihin üstünden tam otuz iki yıl geçmişken, bir yaz akşamı Ömer’in kapısı çalındı. Ömer kapıyı açtı. Kapıyı çalanlar iki kişiydiler. Ömer, buyurunuz, dedi. Gelenlerden birisi Ömer’e “Ömer Çark siz misiniz?” diye sordu sıkılarak. “Evet benim” dedi, Ömer. Kapıdaki sıkılgan genç, “Ömer amca dedi, size uzaklardan bir yakınınızı getirdim.” Ömer şaşırdı. Türkiye’de hiçbir yakını yoktu. Ömer zorunlu olarak “Buyurunuz dedi, kimmiş benim yakınım?” Gelenleri içeri aldı. Konuklardan Uzun boylu olanı, içeri girer girmez Ömer’in boynuna sarıldı, kucakladı.

“Amca dedi, ben küçük kardeşin Osman’ın oğlu Veli’yim seni almaya gönderdi babam beni. Beş yıl önce İzmir’de yaşadığını öğrendim. Babama ölmeden önce seni bulacağıma. söz verdim.”

Ömer, Veli ile eşini, kızını ve oğlunu tanıştırdı. Veli Ömer’in evinde günlerce kaldı. Cepheye bırakıp gittiği karısının ölmeden önce, yıllarca kendisini beklediğini bu arada kızı Luisa’yı büyüttüğünü, evlendirdiğini, Luisa’nın da kendisinden haberdar olduğunu söyledi.

Kendisinin ve kendisi gibi olanların Stalin öldükten sonra affedildiklerini, Ömer döner diye hep beklediklerini, fakat Ömer dönmeyince kendisinin çıkıp geldiğini anlattı, dönmesi için yalvardı. Ömer Veli’ye inanmadı. Rusların kendisini öldüreceklerinden korkuyordu. “Siz beni götürüp öldürteceksiniz”, diyor, başka bir şey demiyordu. İkna da olmuyordu. Veli, sonunda pes etti gitti.

Ömer’i, ülkesine dönmeye kızı Gül ikna etti. Kızı Veli’nin söylediklerini araştırdı, söylenenler doğru çıktı. Bunun üzerine baba, kız… uzun bir tren yolculuğundan sonra Ömer’in ülkesine, orada bıraktığı kızını ve diğer yakınlarını görmeye gittiler.

Ömer, Nalçik’te Trenden indikten sonra eğilip, toprağı öptü, kokladı.

Ömer eski köyünde on, on beş gün kaldı. Köyündeki kardeşlerine tren yolculuğunu şöyle anlatıyordu.
“Veli’nin söylediklerinin hiç birisine inanmadım. Sovyet Trenine biner binmez elimi kolumu bağlayıp doğruca kurşuna dizileceğimi sanıyordum. Korkuyordum. Rusça bilmiyor olsam, yolcuların kendi aralarındaki Rusça konuşmalarından beni nasıl yargılayıp kurşuna dizeceklerini kararlaştırdıklarını sanırdım. Çünkü suçluydum. Vatana ihanet etmiştim. Şimdi buradayım ve mutluyum.”

Ömer, köyündeki son gecesini kızı Luisa’nın evinde geçirmek istedi. Luisa, Ömer, diğer kızı Gül, üçü birlikte Luisa’nın evine gittiler. Ömer yorgundu, halsizdi. Köyünden ülkesinden ayrılmak istemediğini söyleyip duruyordu. Ömer kızlarıyla birlikte aynı odada yatmak istediğini söyledi. Kızları yer yatağı yapıp Ömer’in yattığı yatağın sağına ve soluna serdikleri yer yataklarına kıvrılıp yattılar. Hiç konuşmadan uykuya daldılar.

Luisa erken uyandı. Babasına kahvaltı hazırlayacaktı. Kalktı, sırt üstü yatmakta olan babasına baktı. Ömer’in yüzü bembeyazdı. Kıpırtısız iki kolu yanına sarkmış, upuzun yatıyordu. “Baba!” diye seslendi. Ömer duymadı bile… Babasının elini tutup yorganın altına sokmak istedi. Ömer’in eli buz gibiydi. Ömer yatağında ölmüştü. Babasının tuttuğu elini bıraktı.

Kardeşi Gül’e seslendi, onu uyandırdı. “Gül, dedi, baban, öldü.” Gül, babasının yüzüne baktı. Ömer’in yüzünde mutlu bir ifade vardı.

Gül, üzüntüyle ve mutluluk duyguları arasında, karmakarışık duygularla, İzmir’e yalnız döndü.
Yayımlayan : Zelin Artuğ


Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan tarafsız bir internet portalıdır.