Çerkes Köyleri

Tavaca Köyü-Türkeli/Sinop

Tavaca Köyü-Türkeli/Sinop

Tavaca köyü Çerkesce adıyla ''Thawecahable'' Sinop - Türkeli ilçesine bağlı bir adige köyüdür. Abzeh, Şapsığ ve Wubıhlardan oluşan Tavaca köyü dağlık ve çok yüksektir. Köy 390 haneden oluşmaktadır. Abzehlerden

(gış ve khut) sülaleleri şapsığlardan (nedahko ve şelahko ) sülaleleri vardır.


Yaz-kış yemyeşil, çam ve köknar ağaçlarından oluşan sık ormanlar arasında uzanan zümrüt gibi bir vadi... Vadinin içinde ve yamaçlarında öbek öbek noktacıklara benzeyen evler... Doyumsuz yeşilliklerin içinde çok çok yirmi hanelik köyler, İsviçre Alpleri'ni çağrıştıran kartpostal görüntüleri sunuyor. Vadinin en tepesinden göz kırpan Tavaca ise Sinop'un Türkeli ilçesine bağlı ormaniçi Gökçealan köyünün bir mahallesi. Burada Kuzey Kafkasya'dan göç eden Çerkesler yaşıyor. Yaklaşık yirmi haneden oluşan köyde kış aylarında yalnızca iki-üç aile kalıyor. Yazın sıcak günlerinde ise serinlemek için köy yoluna düşenlerin sayısı artıyor; gelen misafirlerle evler dolup taşıyor, yatacak yer bulmak bile sorun oluyor. Bilenler bilir, Karadeniz'de evler yüksek tepelerin, yeşil yamaçların üstüne kuş gibi kondurulur. Burada da düzleştirilen araziye kurulu, bahçeli, etrafları tahta çitlerle çevrili ahşap evler tipik Karadenizli. Zemin katta hayvanların barındığı ve yakılacak odun depolanan 'hayataltı' var. Onun üstündeki girişte altı basamaklı merdivenle çıkılan 'hayatönü' bulunuyor.

Balkon gibi de kullanılabilen ahşap sütunlu bu bölüme, yaz günlerinde bir masa atıp serin serin yemek yemenin keyfi bir başka. 'Hayatönü', etrafı dört ya da altı odayla çevrili geniş, dikdörtgen bir salona, 'hayat'a açılıyor. İçinde nice 'hayatlar' yaşanan bu pastoral evlerin çatıları ise yassı taşlarla örtülü. Evlerin bir başka özelliği de dış cephelerindeki ahşap oyma tekniği ile yapılmış kabartma yazı ve şekiller. Duvarlarda 'Allah', 'Bismillah' gibi dini duyarlılığı yansıtan kelimelerin yanı sıra, evin yapılış tarihini ve sahibinin aile adını da görmek mümkün. Şekillerse, Çerkes geleneklerinde kutsal kabul edilen bir çeşit tüfekten ve ev sahibinin serveti ağırlığınca süslenmiş kama gibi savaş aletlerinden oluşuyor. Kuzey Kafkasya'dan gelip buraya ilk yerleşen aile büyüklerinin sarıklı ve kalpaklı mezar taşlarında ise Arap alfabesi ile yazılmış, ailenin kökenini tanımlayan Osmanlıca yazılar var. Köyde herkes birbiriyle yakın akraba. Hal böyle olunca sohbet, muhabbet ve yardımlaşma hiç eksik olmuyor. İmece usulü hazırlanan akşam yemeklerinden sonra yaşlılar evlerden birinde toplanıyor.

Meyveler yeniliyor, demli çaylar içiliyor ve sohbetler bitmek bilmiyor. Gençler de hiç geri kalır mı, onlar da geç saatlere kadar eğleniyor. Kız-erkek bir araya gelince danslar ediliyor, oyunlar oynanıyor. Çerkeslerin kendi aralarındaki bu sıcak ilişki köye gelen konukları da hemen sarıp sarmalıyor. Konuklarına da içlerinden biri gibi doğal, samimi ve sıcak davranıyorlar. Geleneklerine çok bağlı Çerkeslerin kültürlerini kolayca algılayan, kendilerini evlerindeki gibi rahat hisseden konuklar da ortama uyum sağlamakta güçlük çekmiyor. Köylüler arasındaki yardımlaşma ve işbirliği kentlilere bir ibret dersi verir gibi... Çerkesler yalnızca kendi evlerinin değil, çevrenin de güzelleşmesi için büyük çaba harcıyor. Elinden iş gelen herkes çam ormanları içindeki köy parkının bakımını zevkle yapıyor. Parkta zincir ve ip kullanılmadan, tamamen ahşaptan yapılma bir salıncak ile köy halkının yemek yiyip, çay içtiği ahşap masalar bulunuyor. Özellikle yaz aylarında herkes burada toplanıyor, park ocağında demlenen çay eşliğinde uzun sohbetler yapılıyor. Çerkesler tam anlamıyla çay tiryakisi.

Ayrıca, çam ağaçlarından topladıkları yaş kozalakları da kaynatarak, kırmızı renkte ve farklı lezzete sahip bir çay elde ediyorlar. Bu çay mideye ve sindirim bozukluklarına iyi geliyor. Çerkesler gelenekleri ve doğaları gereği cömert ve sıcakkanlı insanlar. Büyük bir bolluk içinde geçen ve hep birlikte neşe içinde yenilen yemekler bunun bir göstergesi. Kendine has bir mutfakları var. Az ama kuvvetli öğünler yemeyi adet edinmişler. Bu nedenle yemekleri daha çok et ve süt ürünlerinden oluşuyor. Kendilerine özgü üçgen şeklinde, yağda kızartılmış, içi peynirli ya da cevizli, 'haluj' adı verilen bir börekleri var. Haluj, ekmek gibi sofraya konularak yoğurt, kaymak, tereyağı ve balla birlikte yeniyor. Akraba ve eş dosta ziyaret sırasında haluj hediye olarak götürülüyor. Ayrıca mısırunu, ceviz, tereyağı ve kişniş gibi malzemelerle hazırlanan, özel bir çömlek olan 'çöven'de, odun ateşi üstünde ağır ağır pişirilen 'şıpsi' dedikleri sıcak sos da pek iştah açıcı. Haşlanmış tavuk etleri bu sosa yatırılıp çok lezzetli bir yemek elde ediliyor.

Bunu 'pasta' dedikleri, yine çövende, mısırunuyla hazırlanan bir tür yumuşak ekmekle yiyorlar. Dünyadaki bütün kültürlerin benzeştiği, doğayla iç içe bir yaşamın özleminin çekildiği çağımızda, gelenekleri ve doğal güzellikleriyle özgünlüğünü kaybetmemiş bir yaşam tarzı görmek mutluluk veriyor.

 


 760, 

Yorum yapın

Cerkesya.Org

Cerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.