Şamil Basayev ile Abhazya savaşına da katılan Hacerat, o dönemde Türk kamuoyunda Çeçen cihadına yönelik büyük bir sempatinin olduğunu belirterek; “Meydanlar doluyordu, hassasiyet yüksekti. Şimdi Cihad bölgeleri öksüz kaldı” diye konuştu.

 Avrasya Feribotunun kaçırılması olayını gizli kalmış yerlerini Vakit’e anlatan Tekir gemi kaçırmanın da en uygun yol olduğunu söyledi. Tekir; “Bu vesile ile hiçbir masum zarar görmedi. Tüm personel ve yolcular bizim PKK’lı olmadığımızı ve Çeçen cihadına destek vermek için bunu yaptığımızı anlayınca bize destek verdiler. Herkes bizi birer kahraman gibi karşıladı. Bizi teslim alan da, bize ceza veren de teşekkür etti. Polisler, savcılar, hâkimler, halk bize sahip çıktı. Dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan bile bizi cezaevinde ziyaret etti” diye konuştu.

Röportaj: Mustafa Uzun

Hacerat; “Cumhurbaşkanımız Cevher Dudayev’in mesajı gemide bize ulaştı. Şehit Dudavey bize; ‘Eylem başarıya ulaştı. Erbakan hocayı zor durumda bırakmayın, teslim olun’ dedi. Biz de bunun üzerine teslim olduk” dedi.

Uğur Dündar’ı gemiye alma nedenlerinin onun geldiği helikopteri alıp, kaçmak olduğunu ilk defa bir basın kuruluşuna açıklayan Erdinç Tekir; “Ama Şehit Dudayev’den mesaj gelince vazgeçtik, teslim olduk. Uğur Dündar’dan çektiği kasetleri istedik. Vermeyince de biraz tartakladık” dedi.

3.5 yıl cezaevinde kalan Hacerat; “Şamil, Abhazların yardımına koşmuştu. Kafkas milletleri sözlerinden ve imzalarından döndüler. Bu, Şamil’i kırmıştı. Biz son 5 Cumhurbaşkanımızı şehit verdik ama Cihat asla bitmez” dedi.

Yalnız Kurt Salman Raduyev ve 250 Mücahit, Rus Hava Kuvvetlerine ağır bir darbe vurmuş ve geri çekilirken Pervomayskaya’da kuşatılmışlardı. Bu kuşatmanın kaldırılması ve Çeçen cihadına dünyanın dikkatini çekmek için 9 kişi, Trabzon limanından Avrasya Feribotunu kaçırdılar. Bu olay Türk ve dünya kamuoyunda büyük yer buldu. Gemi, maksat hasıl olduktan sonra İstanbul’da teslim edildi ve eylemciler tutuklandı. İşte bu eylemcilerden Erdinç Tekir (Hacerat) ilk defa konuştu. 3.5 yıl hapis yatan Tekir, Çeçen cihadına ilgisinden beraber savaştığı Şamil Basayev’e, Avrasya Feribotunun gizli kalmış yönlerinden Çeçen cihadının bugününe kadar her şeyi Vakit’e anlattı. Buyrun;

ŞAMİL BASAYEV, HER ZAMAN ORDUNUN EN ÖNÜNDE YÜRÜRDÜ

Çeçen cihadına nasıl katıldınız?

1992’nin yaz ayında Abhazya – Gürcü savaşı başladığı zaman ben esnaftım. Zulümlerden haberdar olunca ben de elbette katkıda bulunmak istedim. Şamil Basayev, bu savaşa katılmıştı. Bana; “ya maddi yardım yapmalısın, ya da silah filan göndermelisin” dediler. Bunun üzerine ben direkt savaşa dahil olma kararı aldım.

Nasıl gittiniz?

Biz o süreçte MGV’deydik. MGV’den gençler bizi dualarla uğurladılar. Biz de Şamil Basayev’in grubuna katıldık.

Şamil Basayev’i yakından tanıdınız. Türkiye’de de Basayev çok sevilir. Bir de sizden dinleyelim. Nasıl biriydi Şamil Basayev?

Çok alçak gönüllü ve kahramandı. Çernobil Nükleer Santralindeki kaza nedeniyle saçlarını kaybetmişti. Sosyalist eğitimle büyüdü. Boris Yeltsin ile birlikte tankların üstüne çıkan ekiptendi. Abhazya’ya 1.000 kişi ile geldi. Çok güzel bir ordusu vardı. Yanında sağlam isimler vardı. Siz de sağ kolu olan Rizvan ile Bakü’de görüşmüşsünüz.

Evet. Peki, Şamil Basayev askerlerine karşı nasıl davranıyordu?

O, kendisini değil hep askerlerini korudu. Askeri keşifleri dahi kendisi yapardı. Zaten bir bacağını da bu keşiflerin birinde kaybetmişti. O komutandı lakin en önde gidip, etrafı gözlerdi.

Yakalanmaz mıydı?

Simsiyah bir giysisi vardı. Tek parçaydı. Onu giyip geceye kendini teslim ederdi. O, özel bir elbiseydi. Gece onunla düşman hatları arasına sızar, eksik yönleri tespit eder ve ertesi gün oralardan saldırırdı. Boş yere askerini tehlikeye atmazdı. Haksızlığa da asla tahammül edemezdi. Kısas’a özel önem verirdi. En yakın dostuna da kısas uygulamaktan hiç çekinmedi. Tüm askerleri ile tek tek ilgilenirdi. Kendisi ilgilenemediği zaman da Rizvan ona yardımcı olurdu. Kin gütmezdi ve esirlere iyi davranırdı. Türkiye’den gelenlerle özellikle ilgilenirdi. Türkiye’yi ve Osmanlı’yı çok severdi. Bizimle sohbet etmek isterdi her zaman.

BASAYEV, ABHAZYA’DA, BOSNA’DA, AZERBAYCAN’DA, ÇEÇENİSTAN’DA VE KEŞMİR’DE CİHAT ETTİ

Abhazya Savaşında neler oldu?

Şamil orada tüm Kafkas Milletlerini birleştirdi. Bu çok önemli. Kuzey Kafkasya Konfederasyonu resmen kuruldu. Tüm milletlerin temsilcileri buna imza attı fakat hiçbiri bu anlaşmaya uymadılar daha sonra. Abhazya savaşı kazandı ve savaş bitti.

İslami bilinç nasıldı?

Maalesef o savaşta çok azdı. Müslümanlar savaşıyordu ama belki 1, 2 kişi ancak namaz kılıyordu. Kimse bilmiyordu ki. İslami bilinç yoktu yani. SSCB yeni dağılmıştı.

Peki, Basayev?

O cihada hiç ara vermedi. Abhazya’dan sonra Azerbaycan’a gitti. Sonra Bosna’da cihada katıldı. Bir ara Keşmir’e gitti. Hiç durmadı.

Siz?

Ben Abhazya savaşında astsubay olarak görev yaptım. Kendim de Abhazyalıyım. Sınır görevindeyken 1994 yılında Rusya – Çeçen savaşı ortaya çıktı. Hemen tabur komutanına; “Çeçenler buraya geldi ve bizi kurtardı. Şimdi sıra bizde” dedim. Komutanım; “Biz gidersek burayı kim koruyacak? Hem Rusya çok güçlü” dedi. Çeçenler bizi kurtarmak için yüzlerce şehit vermişlerdi fakat bizimkiler gitmediler. Ben dayanamadım ve Çeçen cihadına katılmak üzere yola çıktım. Direkt gidilemediği için Türkiye’ye döndüm. Oradan Azerbaycan’a geçtim. Çeçenistan’a giderken bizi sattılar. Ruslara teslim ettiler. Şamil ile birlikte çekilmiş fotoğraflarımızı buldular. Bizi hücreye attılar. Bir süre hücrede kaldıktan sonra bir şekilde kurtulduk ve Türkiye’ye geri döndük.

AVRASYA FERİBOTUNUN KAÇIRILMA OLAYINDA ŞİFRE “DÜĞÜN VAR”

Türkiye’de ne yaptınız?

Ben, Çeçenistan’a gitme yolları ararken Muhammed Tokcan aradı bir gün. “Düğün var” dedi. Düğün dediği Avrasya Feribotu’nun kaçırılması olayıydı.

Avrasya Feribotu’nu neden kaçırdınız?

Biz, bu eylem ile öncelikli olarak Salman Raduyev’in ekibi üzerindeki kuşatmaya dikkat çekmek istedik. Salman Raduyev, Pervomayskaya’da mevcut olan büyük Rus Hava Birliğine saldırmış ve birliği dağıtmıştı. Geri dönerken bir mevkide sıkıştırıldılar. Sivil halkı da ayırmaksızın Ruslar bu bölgeyi bombalıyordu. Biz, dikkatleri kendi üstümüze çekmek için kaçırma olayını hızlandırdık. Ama asıl amacımız elbette Çeçen cihadını dünya gündemine sokmaktı.

Neden bir gemi kaçırdınız?

Bu en uygun yoldu. Hiçbir masum zarar görmedi. Kimsenin canı yanmadan bu eylemi yaptık ve hamdolsun büyük bir başarı elde ettik.

YOLCULAR VE MÜRETTEBAT BÜYÜK DESTEK VERDİ

Gemiyi nasıl kaçırdınız?

Açıkçası plan program yoktu. Acele ettik. Pazar günü otobüse bindik, pazartesi limana geldik. 9 kişiydik ve benim tanımadığım kişiler de vardı. Önce Kardelen diye bir gemiyi kaçıracaktık, olmadı. Geç kaldık bazı nedenlerden dolayı.

Peki, gemide neler oldu?

Tüm personel ve yolcular bizim PKK’lı olmadığımızı ve Çeçen cihadına destek vermek için bunu yaptığımızı anlayınca bize destek verdiler, yardımcı oldular. O gemide çok samimi bir ortam oluştu. Fotoğraflar filan çektirdik gemidekilerle ve yolcuların da tavsiyesiyle İstanbul’a gitmeye karar verdik.

UĞUR DÜNDAR’I GEMİYE HELİKOPTER KAÇIRMAK İÇİN ALDIK

Uğur Dündar?

Kimse bilmez ve ilk defa burada açıklıyorum. Biz Uğur Dündar’ın helikopter ile gelmesini, helikoptere el koyup, gemiden kaçmak için izin verdik. Eğer liderimiz şehir Cumhurbaşkanı Cevher Dudayev; “Teslim olun” demeseydi biz o helikopter ile kaçacaktık.

Bilinmeyen bir başka şey de sanırım siz Uğur Dündar’ı tartaklamışsınız?

(Gülerek) Evet. Çektiği kasetleri istedik, vermedi. Biraz tartaklamak zorunda kaldık, çünkü çok kişinin başını yakabilirdi. Gerçi o, kameramanın sırtına bantlayarak bir kaset kaçırdı. Biz bu arada pazarlıklara devam ediyorduk.

Neydi pazarlık konunuz?

Pervomayskaya’da devam eden kuşatmanın kaldırılmasını istiyorduk.

Nasıl teslim oldunuz?

Ali Yandır, Cumhurbaşkanımız Cevher Dudayev’in mesajını getirdi bize. Video kayıt yapılmıştı ve biz sonra bu kaydı internet ortamına aktardık. Şimdi youtube’de var bu kayıt.

DUDAYEV: “ERBAKAN HOCAYI ÜZMEYİN, TESLİM OLUN”

Mesaj neydi?

Dudayev bize eylemin başarıya ulaştığını ve Türk yetkililerine teslim olmamızı söylüyordu. O süreçte iktidarda Erbakan Hoca vardı ve Dudayev; “Erbakan hocayı zor durumda bırakmayın, teslim olun” dedi. Şehit Cumhurbaşkanımız Dudayev bize; “Hocayı üzmeyin, teslim olun. Size çok teşekkür ediyorum” dedi. Biz bunun üzerine teslim olduk.

Emniyet güçleri size nasıl davrandılar?

Çok çok iyi. Herkes bizi birer kahraman gibi karşıladı. Bizi teslim alan da, bize ceza veren de bize teşekkür etti. Polisler, savcılar, hâkimler, halk bize sahip çıktı. Dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan bile bizi cezaevinde ziyaret etti. Bu bizi müthiş etkiledi. Devlet bize o süreçte sahip çıktı. Halkın büyük desteğini gördük.

Siz içeride ne kadar yattınız?

Biz 9 kişiydik. 8 yıl, 10 ay 20 gün ceza verdiler ama 3.5’ar yıl yatarı vardı. 9 kişiden 5’i hapishaneden kaçtılar. 3 kişi bugün Abdullah Öcalan’ın yattığı İmralı’daydı ve 2’si kaçtı. Biz 4 kişi 3.5’ar yıl yattık. 8 cezaevi değiştirdim. Her gittiğimiz yerde çok iyi karşılandık. Polisler bizi gözleri yaşlı bir şekilde uğurladılar.

9 eylemciden Roki Gitsba, 2007 yılında, Viskhan Abdurrahmanov ise geçtiğimiz günlerde Bakü’de bir mescitte katledildi. Siz endişeli misiniz?

Hayır, asla. Allah her şeyi en iyi bilendir.

CİHAD BÖLGELERİ ŞİMDİ ÖKSÜZ KALDI

Şimdiki durum nasıl?

Tam tersi. O zamanlar hassasiyet vardı. Filistin, Afganistan ve Çeçenistan davasına insanlar gözyaşı döküyorlardı. Beyazıt meydanında kimse yok şimdi. Afganistan’da, Irak’ta yüz binler katlediliyor ama Türkiye’den ses yok. Müslümanlar iktidarla imtihan oluyorlar. Daha önce bunlar olsaydı cihad bölgelerine dualar, gözyaşları, paralar ve insanlar giderdi. Şimdi kimse gitmiyor. Cihad bölgeleri bu dönemde öksüz kaldı.

Çeçenistan şimdi nasıl?

Cihat devam ediyor. Mücahitler söylenilenlerin aksine istedikleri yere ve kişiye operasyon düzenleyebiliyorlar. Şimdi kış geldi, bu nedenle operasyonlar mecburen azaldı lakin cihat devam ediyor. Kadirov’un askerleri ve Ruslar zor durumda. Göz boyuyorlar sadece. Yeni dönemde Rusya içlerine de operasyonlar düzenlenecek. Rus halkı, zalimlere verdiği desteği çekmeli.

ŞAMİL KAFKAS MİLLETLERİNE KIRGIN BİR ŞEKİLDE GİTTİ

Bu arada size neden Hacerat diyorlar?

Abhazya’da yaşayan bir halk kahramanının adıdır Hacerat. Zalim bir prensi öldürür ve sonra dağlara çıkıp zenginden alıp fakire verir. Halk onu çok sever. Ben de Hacerat’ın giydiği başlığı giyerdim cihat esnasında. O Kafkas başlığı dolayısı ile bana bu adı taktılar.

Şamil kırgın mıydı Kafkaslara?

Evet. O Abhazların yardımına koşmuştu. Kafkas milletleri sözlerinden ve imzalarından döndüler. Bu, Şamil’i kırmıştı. Bu nedenle Şamil; “Cihada tek bir Abhazyalı katıldı. O da eşim” derdi. Şamil’in eşi Abhazyalıdır.

Peki, siz?

Biz de Abhazyalıyız fakat Türkiye’den gittik. Çeçenler tüm Kafkas halklarının ihanetine uğradılar ve ben de kırgınım onlara.

ÇEÇEN CİHADINI TÜRKİYE’DE UNUTTURMAK İSTİYORLAR

Türkiye’de Kadirov için bazı imaj çalışmaları yapılıyor…

Evet. Kadirov büyük paralar vererek Türkiye’deki imajını düzeltmeye ve ihanetini saklamaya çalışıyor. Birileri de buna alet oluyorlar. Rusya, Türk kamuoyundaki Çeçen desteğini bitirmek istiyor. Çeçenistan cihadını unutturmaya ve susturmaya çalışıyorlar. Çeçen cihadına en büyük desteğin Türkiye’den geldiğini biliyorlar ve bu desteği bitirmeye çalışıyorlar. Dışarıdaki mültecilerin Çeçen cihadına verdiği desteği de bildikleri için o mültecilerin Çeçenistan’a dönmesini istiyorlar. Dönseler sadece iyi fakat asla cihada katılmışları sağ bırakmıyorlar. Korkuyorlar tekrar kendilerine karşı savaş yapılmasından ve birer bahane ile ortadan kaldırıyorlar. Dönen Mücahitler bir süre sonra ortadan kayboluyor.

İSLAMİ CAMİADAN BİRİLERİ DE BUNA ALET OLUYOR

Buna İslami camiadan da birileri alet oluyor. Bir takım gazetecileri filan oralara götürüp allayıp pulladıkları ortamları gösteriyorlar. Bunları havaalanından alıp, istedikleri yerleri gezdirip geri gönderiyorlar.

Devletlerarası bir takım anlaşmalar gereğince de cihat ve mücahitler harcanmak isteniyor. O milletvekilleri Allah’a bunun hesabını verecekler elbette.

ÜST ÜSTE 5 CUMHURBAŞKANI ŞEHİT OLAN BAŞKA BİR MİLLET VAR MI?

Çeçen cihadı devam edecek mi?

Elbette. Cihat asla bitmez. Biz son 5 Cumhurbaşkanımızı şehit verdik. Böyle bir şey hiç dünya tarihinde oldu mu? Üst üste, meşru ve kabul edilmiş cumhurbaşkanlarımız şehit düştü. İmam Şamil ne demişti; “Çeçenya’da tek taş ve tek adam kalsa da bu cihat devam edecek.” Dudayev de; “Biz 50 yıllık bir savaşa giriyoruz. Ona göre hazırlandık” demişti. Henüz bunun 15 yılı geçti. Daha 35 yıl var ve Rusya bu savaştan bıktı. Bir avuç Çeçen’i aşamadılar. Onlar ve işbirlikçileri daha fazla dayanamazlar.

AVRASYA FERİBOTUNU KAÇIRMA OLAYI NASIL OLMUŞTU?

16 Ocak 1996’da Trabzon’dan Rusyanın Soçi limanına hareket etmekte olan “Avrasya” feribotuna baskın düzenleyen eylemciler, gemideki 33’ü Türk 177 yolcu ve 55 mürettebatı rehin aldı. Grubun lideri Muhammed Tokcan, Rus askerlerinin kuşatması altındaki 250 Çeçen Mücahidi kurtarmak için bu eylemi yaptıklarını açıkladı. Eylemciler 19 Ocak günü saat 12.00de Avrasya feribotunu İstanbul Boğazının Karadeniz çıkışına getirdiler. Burada güvenlik güçleriyle yaptıkları pazarlık sonunda saat 17.00’de teslim oldular. Eylemciler, 7 Mart 1997′de İstanbul 3 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından 8 yıl 10 ay 20 gün ağır hapis cezasına çarptırıldılar. Bu arada, dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan’ın 12 Şubat 1997′de eylemcileri Kocaeli Ceza ve Tutukevi’ni ziyaret etmesi, kamuoyunda tartışmalara neden oldu.

Kaynak: Vakit, timeturk

Havalimanında pasaportunu yırtarak iadeden kurtulan Çeçen komutan, Moskova'daki tiyatro baskınını anlattı. 3 kardeşi ve damadı katledilen Abdülazimov çarpıcı açıklamar yaptı.

3 kardeşi ve damadı katledilen Çeçen komutan, 'İmanımızı korumak için savaştık. Lütfen Çeçenya'yı unutmayın. Rusya Çeçen cihadını karalamak için kendi vatandaşlarını dahi katlediyor...' dedi.

İmran komutanı havaalanındaki o acı görüntüleri ile tanıdık. Çeçenya dağlarında vatanını savunmuş bir özgürlük savaşçısı. 3 kardeşini ve damadını Ruslar katletmiş. Dağlarda Ruslarla vuruşurken ailesinin tüm fertleri hedef yapılmış. Çeçen Milli Mücadelesi esnasında ağır yaralanmış ve ülkemize sığınmış bir mülteci. Eğer o son dakikada pasaportunu yırtmasaydı diğer birçok Çeçen Müslüman gibi Rusya'ya iade edilip, katledilecekti.İade süreci maalesef hala devam ediyor.

BM, Mültecilik başvurusunu kabul etmezse 6 ay sonra Türk İçişleri Bakanlığı kesinlikle iade edeceğini duyurmuş.
Bu arada 'Çeçenya'yı unuttunuz' diyor Komutan. Rusya, dünya kamuoyuna Çeçenya'yı unutturmak için her türlü propagandayı yapıyor. Bu amaçla kendi vatandaşlarını dahi katlediyor.
İmran Komutan'ın bir kız kardeşi 23 Ekim 2002 tarihinde Moskova'da tiyatro salonuna düzenlenen saldırıda gazla boğularak katledilmiş. Ruslar dünya kamuoyuna baskın için 'Çeçenler yaptı' demiş ama Çeçen Komutan kız kardeşinden biliyor ki, bu işi Çeçenler yapmadı.

Ruslar, olaydan 15 gün önce aralarında İmran Komutanın kız kardeşinin de bulunduğu Çeçenleri gözaltına almış ve o gün o salona zorla sokmuşlar.

Şimdilik 6 ay rahat. İstanbul'da ailesi ile oturuyor. Çeçen Komutan İmran Abdulazimov ile tüm bunları anlatıyor:

- Öncelikle sizi tanıyalım İmran Bey...

- 1958 Çeçenistan doğumluyum. Milionşikova Üniversitesi Kimya Bölümü'nü bitirdim. 1980-1987 yılları arasında Anisimova fabrikasında çalıştım. 1987-1998 yılları arasında Grozni'de Genel Müdürlük yaptım.

Sonra, bildiğiniz gibi işgal başladı ve biz de vatanımızı, namusumuzu, imanımızı kurtarmak için savaşa girdik.

- Bu savaş sırasında yaralandınız...

- Evet. 2000 yılında ağır yaralandım. Grozni'de yer alan hastanede 1 ay tedavi gördüm. Tedaviden sonra ailemin yanına Gudermes'e gizlice geçtim. Gudermes'e geçtikten 3 gün sonra Rus istihbaratında görevli kişilerin eve gelmeleri ve beni sık sık sormaları nedeniyle eşim ve çocuklarımla birlikte Jukarta köyüne geçtim. Sonra ameliyatımın dikişlerinin açılması üzerine Kurçaloy Hastanesi'nde tekrar ameliyat oldum. Güvenlik nedeniyle ameliyattan 1 saat sonra hastaneden ayrılarak Jukarta köyüne döndüm.

1 ay sonra Rus İstihbaratı tarafından yerimiz tespit edildiğinden tek başıma Gudermes'e döndüm.

'TÜRKİYE TEK KURTULUŞUMUZDU'

- Türkiye'ye nasıl geldiniz?

- Gudermes'e dönüşümden sonra kız kardeşim Serija Djalilova ile birlikte Türkiye'ye giriş yaptım. Türkiye bizim için tek kurtuluştu. Türkiye'de 10 gün kaldıktan sonra ben Azerbaycan'a, kız kardeşim ise Rusya'ya (Çeçenistan'a) geçiş yaptı.

Eşim ve çocuklarım Azerbaycan'a geçmek için 3 ay pasaportlarının çıkmasını beklediler. Bu 3 aylık sürede evleri her gün Rus İstihbaratı tarafından basıldı.

Baskılara dayanamayan ailem Dağıstan'a geçmek zorunda kaldı ve oradan da 2 hafta sonra Azerbaycan'a geçiş yaptılar.

'KIZ KARDEŞİM SERİJA'YI ŞEHİT ETTİLER'

- Kız kardeşinize ne oldu peki?

- Kız kardeşim Serija Djalilova Rus istihbaratı tarafından 3 defa, Kadirov taraftarlarınca da 1 defa gözaltına alındı.

Maalesef son gözaltıdan sonra kendisinden haber alınamadı.

- Neden gözaltına alındı? Nedenini söylediler mi?

- Evet. Gözaltına alınma nedeni olarak benim kendilerine karşı savaştığım söylendi. Ruslar gözaltına aldıklarında yüksek miktarda paralar ödeyerek serbest bıraktırdık, Rus Hükümeti yanlısı Çeçenler tarafından evinden alınıp bir evin bodrumuna kilitlendiğinde de akrabaları olan Yahite'nin kızı Kadirov'un yardımcısı ile evlenince serbest bırakıldı.

- Peki, kaybettiğinizi nasıl öğrendiniz?

- Serija serbest bırakıldıktan 1 yıl sonra benim yanıma gelmek için arkadaşı Havva ile birlikte yola çıkmıştı. Azerbaycan sınırında Ruslar tarafından gözaltına alındı. Serija ile yola çıkan Havva beni telefonla arayarak kardeşimin gözaltına alındığını ve yerimizi değiştirmemiz gerektiğini haber verdi.

Gözaltına alındıktan sonra yapılan tüm araştırmalara rağmen kendisinin izini bulamadık. En son avukatımız Serija Djalilova'nın öldüğünü söyledi.

'DİĞER KIZ KARDEŞİMİ DE ŞEHİT ETTİLER'

- Diğer kardeşinizi de çok acı bir şekilde kaybettiğinizi duydum.

- Maalesef. Diğer kız kardeşim Yesira Vitaliyeva da Ruslar tarafından katledildi. Kız kardeşim Yesira'nın eşi, Çeçen komutanlarından Şamil Basayev'in silah arkadaşı olduğu için defalarca gözaltına alındı ve her defasında gözaltından para ödenerek kurtarıldı.

- Onu nasıl kaybettiniz peki?

- 23 Ekim 2002 tarihinde Ruslar tarafından tiyatro salonunda öldürülen kişiler arasında kız kardeşim Yesira da vardı.

Rus internet sitelerinde Yesira'nın baskını gerçekleştiren grubu örgütlediği iddia edilse de Yesira, olayın gerçekleştirildiği tarihten 15 gün önce Ruslar tarafından gözaltına alınmıştı. Yani olayı içeriden idare etmek gibi bir şey söz konusu değil. Bilinçli olarak aldılar.

'ÇEÇEN CİHADINA KATILDIĞIM İÇİN AİLEMİ KATLETTİLER'

- Neden ailenize ve size karşı resmen savaş açtılar?

-Bu sadece benim ailemin başına gelmedi. Çeçenya'da her aile benzeri süreçleri yaşadı. Ama benim özellikle cihada katılmış olmam Rusları ve işbirlikçilerini aileme saldırmaya teşvik etti. O tarihlerde ben Ruslara karşı savaşmaktaydım. Bu yüzden beni ele geçiremeyen Ruslar bana ve aileme destek olan bütün yakınlarıma zulmettiler ve birçoğunu da katlettiler.

-Savaşta da kaybınız oldu.

-Evet. Cihad sırasında kızım Heydi Vitelieva'nın eşi Arbi Tovzaraliyev de Rusya ile devam eden çatışmalarda 2004 yılında hayatını kaybetti.

'BABAM BİZİ SABAH NAMAZINA KALDIRIRDI'

Çeçen komutanın kapı komşusu ve süreç boyunca ailesi ile birlikte hareket edip, kamuoyunu bilgilendiren Kardelen-Der Genel Başkan Yardımcısı Nuray Canan Bezirgan da komutanın 10 yaşındaki çocuğu İslam'ı şöyle anlatıyor:

'Adı İslam, henüz 10 yaşında. Büyük idealleri olsa da o bir çocuk. Sarı saçlı, mavi gözlü, özgür Çeçenistan hayaliyle yatıp kalkan bir çocuk. İnsanın doğduğu topraklardan sürgün edilmesinin mahzunluğunu, muhacirliğin ne demek olduğunu biliyordum. Ezanı duyunca gözlerinin içi gülerek caminin yolunu tutan, çikolata-şekerleme, ne ikram ederseniz edin teşekkür edip almak istemeyen, çok güzel Kur'an okuyan, hep ölçülü ve her zaman terbiyeli bir çocuk İslam. İki halası ve eniştesi Ruslarca katledilmiş bir çocuk.

'Babam bizi sabah namazına kaldırırdı hep, ama hep. Babam için çok üzülüyorum, teheccüde kalkıyor, namaz kılıyor, dua ediyorum. Onu çok özledim' dedi bana İslam.

Allah bu çocukları çok sevdirdi bana. Günlerdir gözyaşlarına şahit olduğum bu çocukların ahları, yapıştığınız koltuklarınızı, makam ve mevkilerinizi tarumar eder beyler.'

'RUS İSTİHBARATI PEŞİME DÜŞTÜ'

- Sizin peşinize de düştüler.

- Elbette. Ağır yaralandım ve Çeçenya dışına çıkmam lazımdı. Rus İstihbarat örgütü tarafından kiralanmış Çeçen asıllı bir bayan Azerbaycan'a gelerek bizimle irtibata geçti.

Tedavi amacıyla Azerbaycan'a geldiği ve kalacak bir yerinin olmadığını bir yakınımız vasıtasıyla bize iletti. Birkaç gün evimizde misafir kalıp Çeçenistan'a döndükten sonra o yakınımız bize o bayanın Rus İstihbaratına çalıştığını öğrendiğini bildirdi.

İki hafta sonra Çeçen dostu Azerbaycanlı bir polis bize gelerek, 'Lütfen buradan gidin. Çünkü bu resimler bize geldi ve Ruslar seni almak için bir ekip gönderiyorlar. Kaçmazsan biz seni vermek zorunda kalacağız' dedi. Evimizde cep telefonuyla çekilmiş resimleri görünce bu bayanın istihbaratçı olduğunu anladım ve Rusların benim peşimde olduğuna emin oldum.

- Sonra?

- Kendimi ve ailemi korumak amacıyla Mart 2008'de Azerbaycan'dan Türkiye'ye pasaportumla geçiş yaptım. Benden sonra eşim ve çocuklarım da Türkiye'ye yasal yollardan geçiş yaptılar. Sonra bildiğiniz süreci yaşadık.

'TÜRKİYE BİZİM BÜYÜK AĞABEYİMİZDİR'

- Evet. Türkiye sizi havaalanında, pasaportlarınızı yırttıktan sonra, eşinizin ve çocuklarınızın gözyaşları ile tanıdı.

- Acıydı. Buraya biz kardeşlerimize sığındık. Türkiye bizim büyük ağabeyimizdir, böyle teslim edilmek isteneceğimizi tahmin bile etmedik.

- O gün iade edilseydiniz ne olurdu?

- Kız kardeşlerim Yesira ve Serija ile erkek kardeşim Hamzat ve damadım Arbi gibi ben de Ruslar veya onların işbirlikçileri tarafından katledilirdim.

- Neden iade edilmek istendiniz?

- Rusya istedi.

'İADE SÜRECİNDE ÇOK ZOR GÜNLER YAŞADIM'

- Neler yaşadınız bu süreçte?

- Çok zor günlerdi. 2 ay kadar nezarette kaldım. Her gün Rusya'ya iade edilme tehlikesiyle yaşadım. 2 defa kendi paramla uçak bileti aldırdılar. 'Ben size emanetim' dedim, 'İadem sizi de katil yapar' dedim. Dinlemediler.

O gün, son anda pasaportu yırtmak aklıma geldi. Rabbimin bir hediyesiydi o bana. O anda medya mensuplarının orada olması ve tüm Türkiye'nin bundan haberdar olması iademi engelledi.

- Peki, sonra ne oldu?

- Yine nezarete aldılar ama psikolojik baskı yapmaya devam ettiler. Sürekli; 'Uğraşma, gideceksin' dediler. 'Seni göndereceğiz' dediler. Dua ettim, ne yapabilirdim ki başka. Ailem dua etti, ben dua ettim, inanan yürekler dua ettiler. 'Şehadet, Çeçenya dağlarında bulmadı, Rus zindanlarında olacak herhalde' dedim. Ailem, çocuklarım... Zordu.

'ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN'

- Peki, şimdi ne olacak?

- Şimdi 6 aylık bir süremiz var. İade süreci şimdilik durduruldu. Allah başta gazeteciler olmak üzere Türkiyeli kardeşlerimden razı olsun. Tekrar tekrar teşekkür ederim. Sahip çıktınız, çocuklarımın gözyaşlarını sildiniz. Allah razı olsun. Türk halkı ve medyası sahip çıkmasaydı kesinlikle iade edilecektim maalesef.

- Bu 6 ayın sonunda ne yapacaksınız?

- BM'ye başvurduk. Mülteci statüsüne geçmemiz lazım. Yoksa 6 ay sonra İçişleri Bakanlığı kesinlikle iade edecek. Eğer mülteci olabilirsek, o zaman Türkiye Devleti de mecburen BM anlaşmaları nedeniyle bize sahip çıkacak. İademin ölümüm anlamına geleceğini kabul edecek.

'HALK GİBİ DEVLET DE BİZE SAHİP ÇIKSIN'

- Türkiye'den ne beklerdiniz?

- Elbette Müslüman halkı nasıl bizi bağırlarına basıyorsa, devletin de bu şekilde davranmasını isterdik. Biz, Türkiye'yi çok seviyoruz. Türkiye bizim ağabeyimiz. Öldürüleceği kesin olan birisini Rusya'ya iade edeceğini düşünmezdik. Bu yüzden geldik. 'Sahip çıkar' dedik, 'vermez bizi' dedik. İnşallah vermez de...

'ÇEÇENYA'DA SAVAŞ DEVAM EDİYOR'

- İnşallah. Peki, şu anda Çeçenya'nın durumu nasıl?

- Orada savaş devam ediyor. Hem de çok çok kanlı bir şekilde devam ediyor. Önceki yıllara göre bir azalma olduğu fikrini dünya kamuoyuna yaymaya çalışıyor Rusya. Öyle değil. Çok kanlı çatışmalar yaşanıyor. İnsanlar evlerinden alınıyor. Namuslar kirletiliyor. İnsanlar katlediliyor. Lütfen Çeçenya'yı unutmayın. Rusya unutturmak istiyor.

- Mücahitler...

- Mücahitler direnmeye devam ediyorlar. Direniş devam ediyor. Direniş gündemden düşürülmeye çalışılsa da çok güçlü. Mesela dağlar tamamen bize ait. Kimse Rusları ve işbirlikçilerini sevmiyor. Ama unutturmaya çalışılıyor. Dünya unutsa da siz unutmayın lütfen. Rusya bunu istiyor. Lütfen Çeçenya'ya sahip çıkın. En azından dualarınızda unutmayın.

- Türkiye'ye ve okurlarımıza ne söylemek istersiniz?

- Gazeteniz bu süreçte hep yanımızda oldu, Allah razı olsun. Yine desteğinizi bekliyoruz. Sadece benimle alakalı bir durum değil bu. 200 civarında iade edilecek Çeçen var. Kimisi iade edildi. Hassas olmanızı istiyorum, bu hasassiyeti korumanızı istiyorum.

'TİYATRO BASKININI KENDİLERİ YAPTI'

Tiyatro baskınını iyice dramatize ederek Çeçenya cihadını karaladılar. 'Bu bir terör eylemidir ve Çeçen kadınları bile katıldı' dediler.

Halbuki böyle bir şey yoktu. Tiyatro salonunda bulunanların yanına gözaltındaki kişileri de getirdiler ve sonra salona gaz vererek kendi vatandaşları ile beraber gözaltındaki Çeçenleri de katlettiler.

Aralarında kız kardeşim Yesira da vardı.

- Ailenizden katledilenler bu kadar da değil.

- Evet. Erkek kardeşim Hamzat Vitaliyev 1971 doğumluydu. 2000 yılının Ocak ayında kaldığı evden Rus polislerince gözaltına alındı ve bir daha kendisinden haber alınamadı.

 

Kaynak: Vakit
Salı 03.02.2009

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler Türk mü?

Çerkesler Türk mü?

Ara 02, 2018 Rate: 0.00

Kafkasya Neresidir?

Kafkasya Neresidir?

Ara 10, 2018 Rate: 0.00

Kabardey Aile Armaları

Oca 25, 2019 Rate: 0.00

Son Twetler

RT @profdrhalukkoc: Rusya Fed.Ank B.elçisi Aleksey Yerhov;1820-1870 yıllarında her türlü eziyet,baskı ve zorla topraklarından sürdükleri Ka…
https://t.co/z2AVKFGjVf
Adıge Cumhuriyeti'nin Kuruluş Yıl Dönümü Kutlu Olsun https://t.co/10PUan3hJA
RT @ajanskafkas: Mustafa Aydın Turan | Mehdi Nüzhet Çetinbaş yazdı https://t.co/bM0qHZIb6X https://t.co/LV5Nislevy
Follow Çerkesya on Twitter

Post Gallery

Çerkes Parası ve Kaffed'in Kozmik Aklı

Çerkeslerin Mitolojik Kahramanı Nart Sosruko Mobil Oyun Oluyor

Eski Kafkas halkları, Amerikan yerlileri ve Sibirya halklarıyla akrabaymış

Belgesel Film Gösterimi-Çerkes Atının Öyküsü Şağdi

Hayriye Melek Hunç Anısına Kitap Günleri

Adıgey Halkı Anadilde Eğitim İstedi

Sarıkamış’tan Bir Şehit Öyküsü

Efsanevi Kabardey Atları Dörtnala Geri Dönüyor

Çerkes Kültürüne Son Bir Yaşam Alanı