Rusya Bilimler Akademisi Etnoloji ve Antropoloji Enstitüsü Kafkasya Bölümü uzmanlarından, tarihçi İrina Babiç’e göre günümüzde Çerkes Dünyası ve “Çerkes Sorunu” ne anlama geliyor?

İrina Babiç, Çerkeslerin yoğun yaşadığı Kafkasya cumhuriyetlerinde on yıl boyunca saha çalışmaları yürüttünüz. Sizce yekpare bir Çerkes Dünyasından, bir Çerkes kültür havzasından söz etmek mümkün mü?

Yekpare bir Çerkes (veya daha doğru ifadeyle ‘Adıge’) Dünyasının mevcudiyeti meselesi, konuyu ele aldığımız bağlam ile doğrudan ilgili. Eğer kültürel bir kavramdan söz ediyorsak, bütün olarak Çerkes gelenekleri, Çerkes görgü kuralları, toplumsal yaşam ve aile yaşantısı, folklor ve ortak tarihi köklerden söz edebiliriz. Fakat Çerkes Dünyasını siyasi bakış açısıyla ele alacak olursak o zaman yekpare bir Çerkes topluluğundan bahsedebilme ihtimali azalır.

Bazı politik figürlerin Çerkesleri tek bir sosyo-politik harekette, ortak amaçlarla, öncelikli olarak da Çerkes Soykırımının tanınması üzerinden birleştirme çabasına rağmen, Çerkes halklarının her birinin, kendi cumhuriyetleri Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes ve Adıgey ile Krasnodar Kray’ın bir bölümünde (Kıyı Boyunda Şapsığların yaşadığı yerler) kendilerine özgü politik, kültürel, sosyal, dini yaşamları var.

Mesela 1990’lı yılların başında Kabardey-Balkar’da, yerel güçlerin başlattığı güçlü bir Kabardey [Çerkes] ulusal hareketi ve ona karşılık Balkar ulusal hareketi ortaya çıktı. Bu konu “Kabardey-Balkar’da Etno-politik Durum” adlı kitabımda ayrıntılı şekilde anlatılıyor (1994). Kabardey liderler bağımsız Kabardey devletinin kurulması, Balkarlar ise Balkarya devletinin kurulması isteklerini ilan etti. 90’lı yıllar siyasi tarihinin bize gösterdiği şey, bu sürece Adıgey ve Karaçay-Çerkes’teki Çerkes sivil hareketlerinin herhangi bir reaksiyon göstermediği. Bu dönemde onlar kendi süreçlerini yaşadı. O yıllarda herhangi bir Çerkes birliğinden söz etmek mümkün değildi. Şunu da belirteyim ki, Çerkes Soykırımı konusu ilk olarak Kabardey liderlerin etkisiyle 90’lı yılların başında gündeme getirildi. Ama o yıllarda Çerkes tarihinin dönüm noktalarından biri olan soykırımın tanınması ile birleşik Çerkes devletinin kurulması birbirine bağlı konular olarak hiç düşünülmedi.

Çerkes birliği fikri ancak son on yılda, Çerkes Soykırımının doğurduğu problemlerinin politize edilmesi girişimleriyle ortaya çıktı. Ancak Çerkes yönetimi üç cumhuriyetin vatandaşlarını tek bir sivil harekette birleştirmeyi başaramadı. Her bir cumhuriyeti hala kendilerine has etno-politik atmosferi şekillendiriyor.

Ortalama Çerkes için “Çerkes Sorunu” diye adlandırılan şey ne kadar önemli?

Ortalama Çerkes için Çerkes Sorunu, siyasi liderlerinin anlattığı şekliyle bir önem taşımıyor. Bu arada, günümüz Çerkes toplumunda 19. yüzyılda yaşananların etkisi hala güçlü. Bu etkiler sebebiyle Çerkesler, etnik, dilsel ve psikolojik bağlamda kurban hissiyle yaşıyorlar. Bu ise Çerkeslerin Ruslarla, Rus devletiyle, politikasıyla ve kültürüyle ilişkilerine etki ediyor.

Bu tür olaylar tarihteki savaşların, sürgünlerin üzerine ekleniyor ve sonuç olarak Kafkasya’da oldukça güçlü Rusya karşıtı bir bileşen elde ediyoruz. Örneğin, şu anda Adıgey’de Suriye’den gelen Çerkes mülteciler yaşıyor. Aynı zamanda Ukrayna’dan da mülteciler geldi. Çerkes vatandaşlar devletin Ukraynalı mültecilere, çalışanların maaşlarından yapılan zorunlu kesintilere varıncaya kadar yardım ettiğini, Suriye’den gelen Çerkeslere ise en temel yardımların bile yapılmadığını görüyorlar. Bu tür olaylar tarihteki savaşların, sürgünlerin üzerine ekleniyor ve sonuç olarak Kafkasya’da oldukça güçlü Rusya karşıtı bir bileşen elde ediyoruz.

2014 Olimpiyatları öncesindeki ciddi ivme kaybından sonra Çerkes Sorununun birkaç politik figürün saplantılı hayali olmaktan başka bir akis yaratmadığına dair kuvvetli bir izlenim oluştu. Buna katılıyor musunuz, yoksa bu konu hala Rusya’da bir karışıklık çıkartacak kadar güçlü mü? Ya da en azından kayda değer bir propaganda malzemesi olabilir mi?

Radikal siyasetçiler tarafından gelecekte propaganda malzemesi yapılabilir. Ama Olimpiyatlar geride kaldığına ve bu benzer bir sebep daha bulunamayacağına göre Rusya siyasetinde zorlayıcı bir etki yapamayacaktır. Bununla birlikte tekrar altını çizmek istiyorum, Rusya’nın Kafkasya’daki faaliyetleri hala Çerkeslerin zihnindeki Rusya algısına etki ediyor. Bu algının nasıl değiştirilebileceği üzerinde çalışılması gerek.

Çerkesler, Kafkasya’nın genel manzarasını gözlerimizin önünde değiştiren kitle kültürü ve modern politik kültüre karşı ayakta durabilir mi?

Çerkes etiğinin geçerliliğini kaybetmesi ve Çerkes toplumunun dağınıklığı kimlik krizinin başlıca sebepleri. Çerkesler de Kafkasya’daki diğer halklar gibi son 20-30 yıldır güçlü bir globalleşme sürecine maruz kalıyor. Bu globalleşme süreci son 15 yıldır kendisini fazlasıyla hissettiriyor. Tereddütsüz, bir Çerkes kimliği krizinden söz edilebilir. 18 Mayıs’ta Rusya Sosyal Bilimler Üniversitesi’nde kültür bilimleri alanında bir doktora tezi savunuldu. Yazarı Alim Ahmedov bu krizin temellerini ayrıntılı bir şekilde analiz etmiş. Çerkes etiğinin geçerliliğini kaybetmesi ve Çerkes toplumunun dağınıklığı kimlik krizinin başlıca sebepleri. İnsanlar nasıl yaşayacağını, çocuklarını nasıl eğiteceğini bilmiyor.

Kafkasya’nın diğer bölgelerindeki toplumsal hareketlerin merkezinde İslam yer alıyor. Fakat Çerkeslerde hakim faktör hala milliyet. Bu durumu, hem bölgenin kendi gelişimi hem de Rusya’nın bölgedeki çıkarları bağlamında nasıl değerlendirebiliriz? İleride radikal İslam’a doğru bir evrilme görebilecek miyiz?

Çerkesler arasında yaşanan etnik kimlik krizi bağlamında zamanla din faktörünün gücü arttı. Belirli bir dönemde İslam Kuzey Batı ve Merkezi Kafkasya’da hakim olmayı başardı, ancak sadece gençler arasında. Orta yaşlı ve yaşlı neslin çoğu genç İslami liderlerin sunduğu İslam’ı kabul etmedi.

Sonuç olarak Çerkesler hem milli hem İslami değerlerin dışında kaldılar. Böylece, “bundan sonra nasıl yaşanacak” sorusu ortaya çıktı. Globalleşme süreci, entelektüeller arasında etnik ve İslami bağlardan bağımsız evrensel insani değerlerin ve sivil toplum fikrinin yayılmasına sebebiyet verdi.

Size göre gençleri radikallerin safına çeken nedir?

Gençleri İslam’a çeken birçok sebep var. Bunlardan en önemlisi, başka bir maneviyat kaynağının olmaması. Maneviyat olmadan toplum fonksiyonel olamaz. Gençler İslam’da güven duygusunu buluyor.

Geleneksel İslam’ın ve Ortodoks Kilisesi’nin radikalleşmesi nasıl önlenebilir? Bu alanda ya da başka sorunlarla ilgili ortak çalışmaları mümkün mü?

Kafkasya’daki geleneksel İslam ve Ortodoks Kilisesi kendi tebliğ çalışmalarını yürütüyor. Ama bence, bir yığın sebepten ötürü onların yeni bir manevi temel oluşturmaları pek mümkün değil.

“Khabzizm” kısaca ne demektir? Toplumsal düşüncenin önemli bir parçası mı, yoksa entelektüellerin oyuncağı mı? Çerkesler arasında neo-pagan faktörün kayda değer bir yeri var mı?

Khabzizm ifadesinin bir taraftan politikacılar, diğer taraftan da Kafkasya halklarını yeterince tanımayan araştırmacılar tarafından uydurulmuş bir kavram olduğunu düşünüyorum. Bu bir entelektüel oyuncağı, toplumsal düşüncenin bir kutbu değil.

Kabardey ulusal hareketi son 25 yıldır Çerkes adetlerinin canlandırılması konusunu şişiriyor. Tüm okullarda seçmeli olarak Çerkes örf ve adetleri dersleri okutuluyor. Bu adetlerin çok büyük bir kısmı arkaik, modern toplumda yaşaması mümkün değil. Bu yüzden abartılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu, Çerkes liderlerin, var olmayan Çerkes birliğini pazarlamasıyla aynı şey. Bence neo-paganizm söz konusu değil. Sadece bu doğrultuda bir mit oluşturma çabası var.

Belki de kimlik krizinden çıkışın yolu dindarlıktadır. Zira din yaşamın tüm sorularına cevap veriyor. Bu arada, son aylarda Kafkasya’da bağnaz kesimlerin giderek aktif hale gelmesini neye bağlıyorsunuz?

Din ve dini değerlerin (İslam ve Ortodoksluk) temsiliyeti, Kafkasya’da maalesef oldukça zayıf. Bu yüzden Çerkes toplumunda (aslında bütün Rusya’da) farklı dini akımların rolü sürekli artıyor. Ortodoksluk dışı Hıristiyan akımlara sadece Ruslar değil Çerkesler de katılıyor.

Şahsen Maykop’taki Baptist Kilisesi cemaatine bağlı bir Çerkes ailesi ile röportaj yaptım. Çerkeslerin günlük yaşamının baş köşesinde tek bir şey var. O da bu tür kilise cemaatlerinin sahip olduğu ruhsal ‘konfor’. Modern dünyada bir çok insan kendini kötü hissediyor. Bu tür dini toplulukların üyesi olarak onlar ruhen iyileşiyorlar. Bu gerçeği kabul etmemiz gerekiyor, onu ‘yenmek’ kesinlikle mümkün değil.

Bu akımların etkisini zayıflatmak için, kişilerin huzuru sadece kendi cami veya kiliselerinde bulabilmesi sağlamalı, bu ise kolay değil. Bunun için farklı akımlarla mücadelede alanıyla sınırlı kalmayıp, Kafkasya’nın her alanda desteklenmesi konusunda ortak bir İslam-Ortodoksluk gayreti gerekiyor. Aziz Afon manastırının bilge başrahibinin dediği gibi: “insanların manevi yardıma ihtiyacı, şu anda bizim verebileceğimizden fazla”.

 

Kaynak: Kafkasya Jeopolitik Kulübü
Hazırlayan: Yana Amelina
Çeviri: Ajans Kafkas

Türkiye diasporasının nüfuzlu kurumlarından Kafkas Vakfı, İstanbul Belediyesi desteği ile 12 Mayıs’ta ‘Kafkasya’nın Geleceği’ konulu bir sempozyumun organize etti. Rusya, Türkiye ve Avrupalı uzmanların katıldığı, akademik özellikteki sempozyumda hiçbir siyasi açıklama ve çağrı yer almadı. Bu yüzden sempozyumun ardından gelen Rusya dışişleri bakanlığının eleştirisi beni ve arkadaşlarımı şaşırttı. Konuyu netleştirmek için adil olmak gerekirse şunu ifade etmeliyiz ki; muhtemelen Türkiye’deki RF maslahatgüzarı, RF dışişleri bakanlığına, gerçekten de Rusya karşıtı özellik taşıyan başka bir Kafkasya konferansına bağlı olarak sunum yaptı. Ancak RİA Novosti’nin açıkladığına göre, RF Dışişleri Bakanlığı resmi temsilcisi Aleksandr Lukaşeviç bizim katıldığımız sempozyum hakkında da konuştu ve katılımcıların güya ‘Moskova’da Çerkes Soykırımı kurbanlarını Anma Gününde protesto eylemleri yapılması çağrıda bulunduğunu’ söyledi.

Bu açıklamayı nasıl yorumlayacağımı dahi bilmiyorum. Çerkes Soykırımını analiz eden biri vardı, o da Danimarkalı araştırmacı Lars Funch Hansen idi. Ki o, Moskova’da protesto eylemi yapılması için çağrıda bulunmaya her birimizden daha uzak birisidir. Sempozyumun bir katılımcısı olarak, görgü tanıklığımla sınırlı kalarak ifade edebilirim ki, RF Dışişleri Bakanlığı yanlış bilgilendirilmiş görünüyor.

Masum bir sempozyumun eleştirilmesi Türkiyeli Çerkesleri şaşırttı. 21 Mayıs öncesinde onlar Türkiye’de beş büyük miting organize etti, iki gösteri Rusya konsolosluğu önünde oldu. Bu gösteriler Rus diplomatlar ve Rus medyası tarafından göz ardı edildi. Avrupa ve Orta Doğu medyası ise bu olayları detaylı şekilde yayınladı.

Çerkes meselesi şu anda daha çok uluslararası toplumun ilgisini, yaklaşan 2014 Soçi Olimpiyatlarına bağlı olarak, özellikle de geçen yıl Gürcistan Parlamentosunun Çerkes Soykırımını tanımasının ardından daha da çok çekiyor. Soçi, Çerkesya’nın Rusya tarafından 1864’de ele geçirilmesinden önceki son başkenti idi. Tarihsel bir ironi olarak Soçi’deki Olimpiyatların yapılışı, sonucunda şu anki beş milyonluk Türkiye Çerkes diasporasının dedelerinin gurbete düştüğü Kafkas-Rus savaşlarının bitişinin 150. yılına denk geliyor. Olimpiyatlar öncesinde dünyanın 50 ülkesindeki Çerkes örgütleri üç talepte bulunuyor: Çerkes Soykırımın tanınması, diasporaya anavatanlarına dönme hakkı verilmesi ve Çerkes bölgelerinin (Kabardey-Balkar, Adıgey ve Karaçay-Çerkes) RF yapısında tek bir Çerkesya Cumhuriyeti olarak birleştirilmesi. Türkiyeli Çerkesler her yıl 21 Mayıs’ta, Rusya- Kafkasya savaşının bitiş tarihinde, İstanbul’daki Rusya Başkonsolosluğu önünde gösteri yapıyor. Rusya konsolosluğu iyi hazırlanmıştı. Kask ve kalkanları ile Türkiye polisi çağrılmıştı. Etrafa yerleştirilen sivil giyimli Türk istihbaratçılarını gözlem halindeki gözlerinden tanımak kolaydı. Konsolosluk binası, diplomatların orada sadece kuşatma beklemek amacıyla saklandıkları izlenimi veriyordu. Çerkes meselesine karşı Rus politikası da yaklaşık olarak böyle inşa ediliyor: tüm darbeleri her şeyin Olimpiyatlardan sonra biteceği umudu ile sessizce geçirmek. Daha iki yaz var. Evet, iki kış daha beklemek lazım.

Rusya ile ilişkiler konusu Türkiye’deki Çerkes örgütler arasındaki anlaşmazlığın temel noktası. 21 Mayıs öncesinde aktivistler anlaşamadı ve beş gruba ayrıldı. Onların bir diğer problemi de ideolojik tartışmalar.

İlk gösteri Kafkasya Forumu, Jineps gazetesi, Çerkes Hakları İnisiyatifi tarafından organize edildi. Bu grubun ideolojisi Kafkasya birliği. Çerkes bayrakları ve yas afişleri ile binlerce gösterici caddeyi doldurdu ve her türlü harekete kapattı. İstanbul’daki Rus elçiliği önündeki pankartlarda “Biz öldürülen bir buçuk milyon Çerkesin ruhuyuz, şimdi geri döndük” yazısı okunuyordu. Miting Türkçe olarak, Kafkas-Rus savaşında ölenlerin anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Yürüyüş ve miting kusursuz oldu. Polis dekorasyon görevi yaptı, olaya daha da ciddiyet kattı.

Gösteriler arasındaki sürede kafede oturan aktivistler anlaşmazlıkları tartıştı ve anlaşamadıkları için üzüntülerini ifade etti. Ancak ben, böylesi zengin ideolojik yaklaşımı milli hareket için artı olarak gördüm. Eğer herkes aynı fikirde olsaydı, kafede Çerkes ideolojisi problemlerini değil de Türk mutfağı lezzetlerini tartışıyor olacaklardı.

Rus elçiliği önündeki ikinci gösteriyi tek bir örgüt, Çerkes Yurtseverleri yaptı. Onun ideolojisi etnik prensipler üzerine inşa edilmişti. İkinci yürüyüşte Çerkes müziği çalındı, “Yaşasın Çerkesler” sloganları atıldı. Mitingde Çerkesçe, Türkçe ve İngilizce açıklama okundu ve dağıtıldı. İkinci mitingin doruğu, Rusya konsolosluk bahçesine 1864 yazılı siyah yas çelenginin konulması oldu.

Gösteriden sonra orada kalmaya ve elçilik önündeki yas çelenginin akıbetini beklemeye karar verdim. Çerkes göstericilerin gitmesinin ardından birden konsolosluk önünde iki komik karakter ortaya çıktı. İnce yaşlı adam akordeon çaldı, tombul kadın da ‘Katuşa’ şarkısını söyledi. Onlar burada binlerin katıldığı mitinglerin yapılmadığı hissini oluşturdular. Kadın şarkı söylerken Rus elçiliği camına bakıyordu. Ben de boş elçilik camlarına baktım. Sonra gözlerimi bahçe duvarına çevirdim, ancak Çerkes yas çelengi ortadan yok olmuştu. Nasıl olduğunu bile anlayamadım

Ziyaretimin benim için çok bir önemli olayı da Çerkes bilim adamı, Rus edebiyatının ‘altın çağı’ uzmanı Murat Papşu ile görüşmem oldu. Murat mükemmel Rusça konuşuyor. Onun sayesinde Türkiye’nin 897 şehir ve köyünde yaşayan Çerkeslerin ideolojik manzarası hakkında net bir fikrim oluştu.

Murat Papşu ve ben, Türkiye’de 56 şubesi olan en büyük Çerkes örgütü KAFFED tarafından organize edilen üçüncü mitinge gittik. Rusya ile ilişkilerini bozmayı istemeyen KAFFED mitingini elçiliğe uzak bir yerde yaptı. Mitingde merkez sol parti konumundaki Cumhuriyet Halk Partisi temsilcileri yer aldı. CHP ile ilişki Çerkes hareketinin laik ideolojisinin altını çizmeye imkan veriyor. Bununla birlikte, Çerkeslerin bir çoğu, İslami değerlere bağı AKP taraftarı. Dini bağlılık ve laiklik şu anki Türkiye politikasının iki yönü. Ankara’nın batı tarafında yaşayan Çerkesler daha laik oldular ve geleneklerini daha iyi korudular. Türkiye’nin doğusunda yaşayan Çerkesler ise İslam’a daha bağlı ve yavaş yavaş İslam geleneklerin yerini alıyor. KAFFED mitingi, insanların ayakta ellerini Çerkes mezar taşlarına koyarak beklediği büyük bir mezarlık şeklinde organize etti. Bu tabloyu hatırladıkça hala tüylerim ürperiyor.*

Dördüncü ve beşinci mitingler İstanbul’da değildi. Biri Kefken’de Abhaz diasporası tarafından, Karadeniz kıyısında yapıldı. Orada Karadenizde boğularak ölenlerin toplu mezarları var. Bu yıla kadar Çerkesler ve Abhazlar Kefken’de birlikte miting yaptılar, ancak şimdi ayrıldılar. Bir diğer miting Suriye ile sınır olan Reyhaniye’de yapıldı. Bu bölge Türkiye’ye geç dahil oldu. Bu yüzden sadece orada yaşayan Çerkesler soyadlarını Türkçe ile değiştirmek zorunda kalmadılar. Buradaki Çerkesler baskıya da maruz kalmadı. Çoğunlukla Batı Çerkesya bölgesinden gelen buradaki Çerkeslerin güçlü milli kimlik duyguları var.

Türkiye’de Çerkes medya organlarının yüksek seviyedeki gelişimi de beni, sempozyumun akademik düzeyi gibi şaşırttı. Kafkasya Forumu, Ajans Kafkas ve Jineps mitingler esnasında ve sonrasında benimle görüştü ve röportaj aldılar. Türkiye medya organları da Kafkas-Rus savaşı kurbanlarını anma gününü geniş şekilde yayınladı. Popüler Türkiye televizyon program sunucusu Fehim Taştekin beni IMC televizyon kanalına bir saatlik program için davet etti.

Rusya’da da 21 Mayıs yas yürüyüşleri ve Nalçik, Maykop ve Çerkesk’te mitingler yapıldı. Ancak ana akım medya hiçbir şekilde bunlara yer vermedi. Bu şaşırtıcı değil çünkü onlar birkaç yıl önce kutlanan Çerkesya’nın Rusya’ya ‘gönüllü bağlanışının’ 450. yıl kutlamalarını bile dikkate almadı. Öyleyse, Soçi Olimpiyatları arifesinde Çerkes milli hareketinin yükselişini neden yayınlamak istesin?

Şüphesiz Rusya’nın iç siyasi gündeminde Çerkes meselesinden daha mühim konular var. Ve görülen o ki, Moskova için Çerkes meselesi İstanbul, Brüksel, Tiflis ve Amman’a göre daha az ilgi çekici. Olimpiyatlar öncesindeki iki yıl daha böyle olacak. Ancak Moskova’nın çözmeye isteği yoksa bile, hiç değilse sorun hakkında derin derin düşünmesi lazım. Zira bu eşit olmayan bir tepki: bilimsel sempozyumda protesto çağrıları işitilir gibi olurken, Rusya elçiliği önündeki gerçek protestolar fark edilmeden kalıyor.

*Editörün Notu: İstanbul’daki 21 Mayıs etkinlikleri ile ilgili düzeltme:

- Rusya Konsolosluğu önündeki ilk eylem, anılan grupların dışında birçok kurum ve inisiyatifin de bünyesinde yer aldığı may21 organizasyonunu tarafından organize edildi.

- Saygı duruşu konsolosluk önündeki ikinci eylemde yapıldı.

- KAFFED mitingindeki mezar taşları gösterisi İstanbul Kafkas Kültür Derneği Genç (İKKD GENÇ) tarafından organize edildi.

27 Mayıs’ta echo.msk.ru’da yayımlanan bu yazı Özlem Güngör tarafından Ajans Kafkas için Türkçeye çevrildi.

Kaynak: ajanskafkas.com

Hakkımızda

ÇerkesyaCerkesya.org Çerkesler ve Kafkasya hakkında güncel haberler, Çerkes Kültürü ile ilgili her türlü görsel ve yazılı materyallerin bir arada bulunduğu, Çerkes Kültürünü gelecek nesillere aktarmayı amaç edinmiş hiç bir kurum ve kuruluşla bağı olmayan sadece Kuzey Kafkasya Halklarına taraf bir portaldır.

Çok Okunanlar

Çerkesler Türk mü?

Çerkesler Türk mü?

Ara 02, 2018 Rate: 0.00

Kafkasya Neresidir?

Kafkasya Neresidir?

Ara 10, 2018 Rate: 0.00

Kabardey Aile Armaları

Oca 25, 2019 Rate: 0.00

Son Twetler

https://t.co/z2AVKFGjVf
Adıge Cumhuriyeti'nin Kuruluş Yıl Dönümü Kutlu Olsun https://t.co/10PUan3hJA
RT @ajanskafkas: Mustafa Aydın Turan | Mehdi Nüzhet Çetinbaş yazdı https://t.co/bM0qHZIb6X https://t.co/LV5Nislevy
RT @gilahsteney: Bu hikayeyi daha önce de duymuştum bir dadeden çok araştırdım doğruluğunu Şorten Askerbiy'in Kazanokue Jabağı kitabında da…
Follow Çerkesya on Twitter

Post Gallery

Çerkes Parası ve Kaffed'in Kozmik Aklı

Çerkeslerin Mitolojik Kahramanı Nart Sosruko Mobil Oyun Oluyor

Eski Kafkas halkları, Amerikan yerlileri ve Sibirya halklarıyla akrabaymış

Belgesel Film Gösterimi-Çerkes Atının Öyküsü Şağdi

Hayriye Melek Hunç Anısına Kitap Günleri

Adıgey Halkı Anadilde Eğitim İstedi

Sarıkamış’tan Bir Şehit Öyküsü

Efsanevi Kabardey Atları Dörtnala Geri Dönüyor

Çerkes Kültürüne Son Bir Yaşam Alanı